Konusunu Oylayın.: Gündüz yapılacak zikir ve ameller

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Gündüz yapılacak zikir ve ameller
  1. 12.Mart.2011, 07:20
    1
    Misafir

    Gündüz yapılacak zikir ve ameller

  2. 02.Ağustos.2013, 22:57
    2
    caferi
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Aralık.2007
    Üye No: 5927
    Mesaj Sayısı: 250
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3

    Cevap: Gündüz yapılacak zikir ve ameller




    Yapılabilecek Dualar Ve Zikirler

    10- Ebû Hüreyre'den (Abdurrahman ibni Sahr'den Radıyallahu Anh) otuz kadar ifade ile nakledildiğine göre demiştir ki, Peygamber Sallalla*hu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:1' İki söz vardır ki onlar dile hafiftir*ler, terazide ağırdırlar; Rahman olan Allah'a sevimlidirler: (Bunlarübhânelîâhi ve bihamidihî, SübhâneHâhil'azîmi)
    "Allah'a hamd ederek O'nu noksanlıklardan tenzih ederim, Yüce Al*lah'ı tenzih ederim."[23]
    11- Ebü Zer'üen (Radıyallahu Anh) bize rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana şöyle buyurdu:
    "Allah katında en sevimli olan sözü sana bildireyim mi? Allah'a en sevimli olan söz: (Sübhânelîâhi ve bihamdihî) dir." ve bir rivayette, de: Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e soruldu, hangi söz daha faziletli*dir? Peygamber buyurdu: "Allah Tealâ'nın melekleri için yahud kulları için seçtiği şu sözdür: Sübhânelîâhi ve bihamdihî (Allah'a hamd ederek onu noksanlıklardan tenzih ederim).[24]
    12- Semüre b. Cündeb'den rivayet edildiğine göre, Resûlüllah Sallal*lahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:
    "Allah katında sözlerin en sevimlisi dörttür: Sübhânelîâhi, Elhamdü-lillâhi, Lâ ilahe iUallâhu, Allahu Ekber. Bunlardan hangisi ile (Zikre) baş larsan zarar vermez."[25]
    Sübhânellah: Allah noksanlıklardan münezzehtir. Elhamdü Lillâh: Bütün hamdler (övgüler) Allah'a mahsustur. Lâ İlahe İllallah: Allah'dan başka mâbud (ilâh) yoktur. Allahu Ekber: Allah her şeyden yüce ve büyüktür. 13- Ebû Mâlik El-Eş'ârî'den rivayet edildiğine göre demiştir ki, Peygam*ber Sallallahu Aleyhi ve Seîlem şöyle buyurmuştur:
    "Temizlik îmânın yansıdır; Elhamdü Lillâh (Hamd Allah'a mahsus*tur), sözü teraziyi doldurur; Sübhânellah (Allah noksanlıklardan münez*zehtir) ve Elhamdü Lillâh, sözleri göklerle arz arasını doldururlar (yahud doldurur)."[26]
    14- Aynı kitabda müminlerin annesi Cüveyriyye'den (Radıyallahu An-ha) rivayet edilmiştir:
    Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir sabah vaktinde sabah na*mazı için Cüveyriyye'nin (Radıyallahu Anha) yanından çıktı; Cüveyriyye de namazgahında oturuyordu, (zikrediyordu. Sonra Cüveyriyye aynı na*mazgah üzerinde otururken (zikrederken) Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem kuşluk vakti (eve) dönmüş oldu. Bunun üzerine Peygamber efen*dimiz hanımına şöyle buyurdu:
    "Bugün senden aynlalı beri hep bu hal üzere mi durdun?" Cüveyriyye:
    - Evet, dedi. Buna karşılık Hazreti Peygamber:
    "Ben senden sonra üç kerre dört kelime söyledim ki, eğer senin gün boyu söylediklerinle onlar tartılaydı, söylediklerine ağır basardı. (Üç kerre söylediğim sözler şunlardır):
    (Sübhânellâhi vebihamdihî, adede haîgıhî ve rızâ nefsihî ve zînete arşihî ve midâde kelimâtihî).
    (Allah'ın yaratıklarının sayısınca, Allah'ı noksanlıklardan tenzih ve O'na hamd ederim.
    Allah'ın zâtının razı olacağı kadar, Allah'ı noksanlıklardan tenzih ve O'na hamd ederim.
    Allah'ın arşının ağırlığınca, Allah'ı noksanlıklardan tenzîh ve O'na hamd ederim.
    Allah'ın kelimelerinin miktannca, Allah'ı noksanlıklardan tenzîh ve O'na hamd ederim.)
    Bir rivayette de şöyledir:
    "Sübhânellâhi adede halgıhî, sübhânellâhi nzâ nefsihî, sübhânellâhi zînete arşihî, Sübhânellâhi midâde kelimâtihi).
    (Allah'ın yaratıklarının sayısınca Allah'ı tenzih ederim, Zâtının rızâsın-ca Allah'ı tenzih ederim, Arş'ımn ağırlığınca Allah'ı tenzih ederim, kelime*lerinin mıkdarınca Allah'ı tenzih ederim.[27]
    15- (Hazreti Peygamberin, müminlerin annesi Cüveyriyye'ye Radiyalia-hu Anha - öğrettiği) o sözlerin lâfzı şudur:
    "Dikkat et, o söyleyeceğin sözleri sana öğreteyim:
    "Sübhânellâhi adede halkını, Sübhânellâhi adede halkıhî, Sübhânellâhi adede halkıhî"
    (Mahlûkatının sayıysmca Allah'ı noksanlıklardan tenzîh ederim), üç de*fa...
    "Sübhânellâhi rıdâ nefsihî, Sübhânellâhi ndâ nefsihîT Sübhâneîlâhi ndâ nefsihî"
    (Zâtının nzâsınca Allah'ı noksanlıklardan tenzîh ederim), üç defa...
    "Sübhânellâhi zînete Arşihî, Sübhânellâhi zînete Arşihî, Sübhânellâhi zînete Arşihî"
    (Arş'm ağırlığınca Allah'ı noksanlıklardan tehzîh ederim), üç defa...
    "Sübhânellâhi midâde kelimâtihî, Sübhânellâhi midâde kelimâtihî, Sübhânellâhî midâde kelimâtihî"
    (Kelimelerinin mikdarınca Allah'ı noksanlıklardan tenzîh ederim), üç defa..."[28]
    16- Yine Ebû Hüreyre'den rivayet edildiğine göre demiştir ki, Peygam*ber Saîlallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:
    (Sübhânellahi velhamdü lillâhi velâ ilahe illallâhu vallâhu ekber) (Allah'ı teşbih ederim, Allah'a hamd olsun, Allah'dan başka ilâh yok*tur ve Allah her şeyden büyüktür) desem, bu benim için güneşin üzerine doğduğu her şeyden (bütün varlıklardan) daha sevimlidir."[29]
    17- Ebû Eyyûb El-Ensarî (Radıyallahu Anh) Hazretlerinden nakledildi*ğine göre, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:
    "Şu sözleri on kerre söyleyen kimse, İsmâîl (Aleyhisselâm) evladın*dan dört kişiyi âzât etmiş gibi olur (o kadar sevabı kazanır):
    "La ilahe illallahu vahdehû lâ şerîke hhülmülkü ve îehülhamdü ve hüve alâ külli şey'in kadir”
    (Allah'dan başka ilâh yoktur, yalnız. O vardır, ortağı yoktur. Mülk O-nundur, hamd O'nundur ve O, her şeye kadîrdir.)[30]
    18- Ebû Hüreyre'den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, Re-sûllüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kim bir günde yüz defa:
    "Lâ ilahe illallâhu vahdehû, lâ şerike leh, lehülmülkü ve lehüîhamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr"
    (AHah'dan başka ilâh yoktur; yalnız O vardır. O'nun ortağı yoktur. O'nundur Mülk, O'nundur hamd. O, her şeye kadirdir), derse, onun için âzâd edilen on köle sevabı olur, ona.yüz iyiliğin sevabı yazılır ve ondan yüz günah silinir ve o gün akşamına girinceye kadar şeytandan korunması*na vesile olur. Bu kimsenin söylediklerinden daha faziletlisini hiç kimse getirmiş olmaz; ancak ondan daha fazla olarak (bu sözleri) söyleyen müs*tesna..."
    Yine Peygamber (Aleyhissalâtü vesselam) buyurdu: "Kim günde yüz kerre:
    "Sübhânellahi ve bihamdihî
    (Allah'a hamd ederek O'nu noksanlıklardan tenzih ederim) derse, günahları deniz köprükleri kadar olsa bile hepsi silinir. "[31]
    19- Cabir b.Abdullah'dan (Radıyallahu Ânhüma rivayet edildiğine gö*re, Cabir demiştir ki, Resûlüllah sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle bu*yurduğunu işittim:
    Zikrin en faziletlisi, "Lâ ilahe illallah" (Allah'dan başka hiç bir ilâh yoktur), sözüdür."[32]
    20- Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyîe buyurmuşur:
    "Rabbını zikreden kimse ile O'nu zikretmeyenin durumu, ölü ile diri gibidir. "[33]
    Zikir yapan insan, hayat nuru ile nurlanmış ve hayırlı işleri işlemeye güç kazanmıştır. İç alemi de manevî duygu ve hasletlerle aydınlaşmış halde*dir. Zikirden mahrum olan kişi, haşarata yem olan ölü bir ceset gibidir. Hem duygusuzdur, hem de nursuzdur.
    21- Sa'd b.Ebi Vakkas'dan )Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:
    Bir Bedevi, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelip dedi ki, Ba*na söyleyeceğim bir söz öğret. (Buna cevaben Peygamber) buyurdu:
    "(Şunu) söyle:
    "Lâilâhe illallâhu vahdehû , lâ şerîke lehû, Aîiahu ekberu kebıra, vel*hamdü lillâhi kesîra, ve sübhânellâhi rabbi'l-âlemin. Lâ havle velâ kuv*vete illâ billâhi'l-azîzi'l-hakîm."
    (Allah'dan başka ilâh yoktur; yalnız O vardır. Allah'a çok hamd ol*sun, Alemlerin Rabbı olan Allah bütün noksanlıklardan münezzehtir. İbâ*det etmekte güç ve günahtan sakınmada kuvvet ancak Azîz, Hakîm olan Allah iledir.)"
    A'rabî (Bedevi) dedi ki, bu sözler benim Rabbim içindir, benim için hangisi? (Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu: "(Şunu) söyle:
    "Allâhümmeğfir lî verhamnî, vehdinî, verzuknî." (Allah'ım! Beni bağışla, bana merhamet et, bana hidâyet ver, bana rızık ver)."[34]
    22- Sa'd b, Ebî Vakkas (Radıyallahu Anh) şöyle anlatmıştır:
    Biz, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında idik. şöyle bu*yurmuştu: "Siz, hergün bin hasene (sevab) kazanmaktan acizmisiniz?’’ Meclisinde oturanlardan biri sordu:
    - Bin hasene (sevab) nasıl kazanılır? Peygamber (s.a.v) buyurdu: "İnsan yüz teşbih (Sübhanellah) yapar da ona bin hasene yazılır ya-hud ondan bin günah düşürülür."[35]
    23- Ebû Zerr'den (Radıyallahu Ânh) rivayet edildiğine göre, Resûlül*lah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:
    "Sîzden her birinizin âzâlan (organları) üzerinde bir sadaka (vermek) vardır: Her tesbîh bir sadakadır, her hamd bir sadakadır, her tehlîl (lâ ila*he illallah) bir sadakadır, her tekbîr (Allanu Ekber) bir sadakadır, iyiliği emretmek bir sadakadır, kötülükten alıkoymak bir sadakadır. Bunların hepsine de kuşlukta kılacağın iki rekât namaz kifayet eder."[36]
    24- Ebû Musa El-Eş'ari'den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine gö*re, demiştir ki, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana şöyle buyurdu:
    "Cennet hazinelerinden bir hazine edinme yolunu sana göstereyim mi?" Ben, evet (göster) ya Resûlallah, dedim. Şöyle buyurdu:
    "Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh"
    (İbâdete güç yetirmek ve günahlardan korunmak ancak Allah'ın kuv*veti iledir), söyle."[37]
    25- Sa'd b. Ebi Vakkas dan (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, kendisi Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte bir hanımın ya*nına vardı ki, onun önünde teşbih çekmekte olduğu çakıl yahut çekirdek taneleri vardı. Hazreti Peygamber ona şöyle buyurdu:
    "Dikkat et ey hanım! Sana şu yaptığından daha kolay yahud daha faziletli olan şeyi bildireyim mi?" dedi. Sonra buyurdu (Şöyle dersin):
    "Sübhânellâhi adede mâ haleka fissemâi, Sübhânellâhi adedemâ haleka fi'larzı, Sübhânellâhi adede mâ beyne zâlike, Sübhânellâhi adede mâ hüve hâlikûn.
    (Gökte yarattığı şeyler sayısınca Allah'ı noksanlıklardan tenzih ede*rim, yerde yarattığı şeyler sayısınca Allah'ı tenzih ederim, semâ ile arz ara*sında olanlar sayısınca Allah'ı tenzih ederim, yaratacağı şeyler sayısınca Allah'ı tenzih ederim. Allahu Ekber de bunun gibi, Elbamdü Lillâh da bunun gibi, Lâ ilahe illallah da bunun gibi, Lâ havle velâ kuvvete illâ bil*lâh bunun gibi), (söylersin)."
    Yani: ALLAHÜ EKBER ADEDE MÂ HALEKA FİSSEMÂİ, ALLAHÜ EKBER ADEDE MÂ HALEKA FİL'ARZI, ALLAHÜ EKBER ADEDE MÂ BEYNE ZÂLİKE, ALLAHÜ EKBER ADEDE MÂ HÜVE HÂLİKUN.
    ELHAMDÜ LİLLÂH ADEDE MÂ HALEKA FİSSEMÂİ, ELHAMDÜ LİLLÂH ADEDE MÂ HALEKA FİL'ARZİ,
    ELHAMDÜ LİLLÂH ADEDE MÂ BEYNE ZALİKE, ELHAMDÜ LİLLÂH ÂDEDE MÂ HÜVE HÂLÎKUN.
    LÂ İLAHE İLLALLAH ADEDE MÂ HALEKA FİSSEMÂİ, LÂ İLAHE İLLALLAH ADEDE MÂ HALEKA FİL'ARZI, LÂ İLAHE İLLALLAH ADEDE MÂ BEYNE ZÂLÎKE, LÂ İLAHE İLLALLAH ADEDE MÂ HÜVE HÂLİKUN.
    LÂ HA VLE VE LÂ KUVVETE ADEDE MÂ HALEKA FİSSEMÂİ, ' LÂ HA VLE VE LÂ KUVVETE ADEDE MÂ HALEKA FİL 'ARZI, LÂ HAVLE VE LÂ KUVVETE ADEDE MÂ BEYNE ZÂLİKE, LÂ HAVLE VE LÂ KUVVETE ADEDE MÂ HÜVE HALİKUN. şeklinde söylenerek taş ve çekirdek benzeri şeylerle saymaya gerek kalmaz. Tirmizî demiştir ki, bu hadîs Hasen'dir.[38]
    26- Muhacirlerden sahabiye Yüseyre hanımdan rivayet edildiğine gö*re, "Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem kadınlara (Tekbîr, Takdîs, Tesbîh) ve Tehlîl getirip bunları gözetmeyi (ihmal etmemeyi) ve parmak uçları ile saymalarını (böylece zikir sayısını doldurmalarını) emretmiştir; çünkü parmaklar ve (bütün iş organları) yapılanlardan sorumludurlar ve yapılan işleri haber vermek için konuşturulurlar), buyurdu. "[39]
    27- Abdullah b.Ömer'den (Radıyallahu Anh) hasen bir isnadla riva*yet edildiğine göre Abdullah (Radıyallahu Anh) şöyle demiştir: "Ben, Re-sûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in parmak bitiştirerek Tesbîh yaptı*ğını gördüm." Bir rivayette de: "Sağ eliyle (parmak bitiştirip teşbih yap*tığını gördüm)." şeklindedir.[40]
    28- Ebû Sa'îd El-Hudrî'den (Radiyalîahu Anh) rivayet edildiğine gö*re, ResûlüUah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:
    "Kim ki: (Rab olarak Allah'a, dîn olarak İslâm'a ve Resul olarak Mu-hammed'e razı oldum) derse, ona Cennet vâcib olmuştur.[41]
    29- Sahabî Abdullah b. Büsr'den (Radıyallahu Anh) rivayet edilmiştir: "Bir adam dedi ki: Ya Resûlallah! İslâmm hükümleri bana çok gel*mektedir; bana bir şey bildir de, ben ona bağlanayım, tutunayim. dedi.
    Bunun üzerine Hazreti Peygamber ona şöyle buyurdu: Dilin devamlı olarak (daima) Allah Tealâ'yı zikirden ıslak kalsın."[42]
    30- Ebû Sa'îd El-Hudrî'den rivayet edilmiştir:
    "ResûlüUah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e soruldu: Kıyamet gününde, Allah Teâlâ katında derece bakımından en faziletli ibâdet hangisidir? Pey*gamber (s.a.v):
    Allah'ı çok zikredenlerdir, buyurdu. Ben dedim ki:
    Ya Resûlallah! Azîz ve Yüce olan Allah yolunda savaşan gaziden de mi (daha üstündürler)? Peygamber (s.a.v):
    Eğer gazi, kılıcı ile kılıcı kınlıncaya ve kanla bulaşıncaya kadar kâfirlere ve müşriklere kılıcı ile vuraydı, Allah'ı zikredenler yine ondan daha faziletli olurdu, buyurdu."[43]
    [Allah yolunda cihad üzere bulunan kimsenin kalbi de zikir ile meşgul ise, yalnız zikir halinde bulunanlardan derece bakımından daha üstün olur. İhlâs ile ve kalb huzuru ile yapılan zikir, Allah'a kul olmanın esasını teş- , kil ettiğinden, mal ve canı ile cihad edip zikirden mahrum olan kimsenin ibâdetinden daha faziletli olur. Bir de farz olan ibâdetler, nafile ibâdet*lerden daha üstündür.] (İbni Allan).
    31- Ebu'derdâ'dan (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre demiş*tir ki, ResûlüUah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:
    "Melikiniz (Rabbınız) katında amellerinizin en hayırlı ve en verimli*sini, derecelerinizin en yükseğini,al tın ve gümüş harcayıp yedirmenizden size daha hayırlısını, düşmanınızla karşılaşıp onların boyunlarını vurma*nızdan size daha hayırlısını bildireyim mi?" (Ashab):
    Evet, dediler. Peygamber (s.a.v) buyurdu:
    "Allah Tealâ'yı zikretmektir."[44]
    32- İbni Mes'ûd (Radıyaliahu Anh) Hazretlerinden yapılan rivayetde demiştir ki, ResûlüUah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:
    "Götürüldüğüm İSRA (ve Mi'raç) gecesinde İbrahim Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile karşılaştım. Dedi ki: Ey Muhammedi Ümmetine selâm söy*le ve onlara haber ver ki, Cennetin toprağı hoştur, suyu tatlıdır, orası düz*lüktür, ağaçları da:
    Sübhânellâhi ve'1-hamdüffllâhi ve lâ ilahe illâllahu velîâhu ekber'- dir.
    (Bu teşbihler sebebiyle Cennetin ağaçlarına ve nimetlerine kuvuşulur.)"[45]
    33-Cabir'den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle byurmuştur.
    "Kim:
    Sübhânellâhi ve bihamdihî
    (Allah'a hamd eder olduğum halde O'nıı noksanlıklardan tenzih ede*rim) derse; onun için Cennette bir hurma ağacı dikilir:’’[46]
    34- Ebû Zerr (Radıyallahu Anh) Rasülüllah Sallallahu Aleyhi ve Sel-lem'e şöyle sorduğunu rivayet ediyor:
    - Ya Resûlallah! Allah'a en sevimli olan söz hangisidir? Buyurdular:
    "Melekleri için Allah'ın seçmiş olduğu şu sözlerdir:
    Sübhâne rabbî ve bihamdihî, sübhâne rabbî ve bihamdihî. (Rabbim sana hamd ederek Seni noksanlıklardan tenzih ederim, Rab-bim Sana hamd ederek Seni noksanlıklardan tenzih ederim."[47]
    Şimdi, kitabın asıl maksadına geçeceğim ve zikirleri çoğunlukla (gün*lük hayattaki) olay sırasına göre anlatacağım. Önce insanın uykusundan uyanması ile başlayacağım. Sonra uyanmasını takip eden zamandan gece uykusuna varıncaya kadar olanları sıralayacağım. Daha sonra da, gece uykudan uyanmalarla tekrar uykuya varma anlarındakileri beyan edece*ğim. Tevfik Allah' dandır.


    [1] Buhari. Müslim. Tirmizi. Nesâî.
    [2] Müslim. Tirmizi. Nesâî.
    [3] Müslim. Tirmizî.
    [4] Buharı. Müslim, Muvatta'.
    [5] Tesbîh, Allah'ı noksanlıklardan yüceltmek ve beri kılmak manasındaki "Sübhaneİlâh" sözü*dür. Tehlîl, Allah'dan başka mâbud olmadığı manasındaki "Lâ İlahe ülâllâh" sözüdür. Tah*mîd, Allah'a hamd oisun manasındaki "Elhamdü lillâh" sözüdür. Tekbîr de, Allah herşeyden büyüktür manasına gelen "Allahu Ekber" sözüdür.
    [6] Kur'ân-ı Kerim, Ahzâb: 35
    [7] Müslim. Tirmizî.
    [8] Ebû Davud. Nesâî. İbn-i Mâce.
    [9] Kur'ân-ı Kerim, Bakara: 156.
    [10] Kur'ân- ı Kerim, Zuhruf: 13.
    [11] Kur'ân- ı Kerim, Bakara: 201.
    [12] Kur'ân-ı Kerim, Meryem: 12.
    [13] Kur'ân-ı Kerim, Hicr: 46.
    [14] Kur'ân-ı Kerîm, Âl-İ İmrân: 190
    [15] Buharı. Müslim
    [16] Buhârî.
    [17] Hizb, insanın kendisine lüzumlu kıldığı ve hergün yaptığı virdlere denir. îster Kur'ân olsun, ister başkası olsun.
    [18] Müslim. Ebû Dâvud. Tirmizî. Muvatta'.
    [19] Kur'ân-ı Kerim, Ankebût: 45
    [20] Kur'ân-ı Kerim, Bakara: 152.
    [21] Kur'ân-ı Kerim, Saffat: 143-144
    [22] Kur'ân-ı Kerim, Enbiyâ: 20.
    [23] Buharı. Müslim. Tirmizi.
    [24] Müslim. Tirmizî.
    [25] Müslim. Ebû Dâvud. Tirmizi
    [26] Müslim. Tİrmizî. Nesâî.
    [27] Müslim. Ebû Dâvud. Tİrmizî. Nesâî.
    [28] Tirmizî.
    [29] Müslim. Tirmizî.
    [30] Buhâri. Müslim. Tirmizî. Nesâî.
    [31] Buhârî. Müslim. Tirmizî. Muvattâ'. Nesâî.
    [32] Tirmİzî. îbn-i Mâce.
    [33] Buhârî.
    [34] Müslim.
    [35] Müslim. Nesâî. Tirmizî.
    [36] Müslim.
    [37] Buhârî. Müslim
    [38] Ebû Dâvud. Tirmizi.
    [39] Buhârî ve Müslim, hasen bir isnadla.
    [40] Buhârî. Müslim. Nesâî.
    [41] Ebû Dâvud. Nesâî.
    [42] Tirmizî. (Tirmizî demiştir ki, bu hadîs hasendir.)
    [43] Tirmizî.
    [44] Tirmizî. îbn-i Mâce. Hâkim, et-Müstedrek.
    [45] Tirmizî.
    [46] Tirmizî. Hâkim, el-Müsledrek.
    [47] Tirmizî. (Tirmizî demiştir ki, bu hadis basendir, sahihtir.)


  3. 02.Ağustos.2013, 22:57
    2
    Devamlı Üye



    Yapılabilecek Dualar Ve Zikirler

    10- Ebû Hüreyre'den (Abdurrahman ibni Sahr'den Radıyallahu Anh) otuz kadar ifade ile nakledildiğine göre demiştir ki, Peygamber Sallalla*hu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:1' İki söz vardır ki onlar dile hafiftir*ler, terazide ağırdırlar; Rahman olan Allah'a sevimlidirler: (Bunlarübhânelîâhi ve bihamidihî, SübhâneHâhil'azîmi)
    "Allah'a hamd ederek O'nu noksanlıklardan tenzih ederim, Yüce Al*lah'ı tenzih ederim."[23]
    11- Ebü Zer'üen (Radıyallahu Anh) bize rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana şöyle buyurdu:
    "Allah katında en sevimli olan sözü sana bildireyim mi? Allah'a en sevimli olan söz: (Sübhânelîâhi ve bihamdihî) dir." ve bir rivayette, de: Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e soruldu, hangi söz daha faziletli*dir? Peygamber buyurdu: "Allah Tealâ'nın melekleri için yahud kulları için seçtiği şu sözdür: Sübhânelîâhi ve bihamdihî (Allah'a hamd ederek onu noksanlıklardan tenzih ederim).[24]
    12- Semüre b. Cündeb'den rivayet edildiğine göre, Resûlüllah Sallal*lahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:
    "Allah katında sözlerin en sevimlisi dörttür: Sübhânelîâhi, Elhamdü-lillâhi, Lâ ilahe iUallâhu, Allahu Ekber. Bunlardan hangisi ile (Zikre) baş larsan zarar vermez."[25]
    Sübhânellah: Allah noksanlıklardan münezzehtir. Elhamdü Lillâh: Bütün hamdler (övgüler) Allah'a mahsustur. Lâ İlahe İllallah: Allah'dan başka mâbud (ilâh) yoktur. Allahu Ekber: Allah her şeyden yüce ve büyüktür. 13- Ebû Mâlik El-Eş'ârî'den rivayet edildiğine göre demiştir ki, Peygam*ber Sallallahu Aleyhi ve Seîlem şöyle buyurmuştur:
    "Temizlik îmânın yansıdır; Elhamdü Lillâh (Hamd Allah'a mahsus*tur), sözü teraziyi doldurur; Sübhânellah (Allah noksanlıklardan münez*zehtir) ve Elhamdü Lillâh, sözleri göklerle arz arasını doldururlar (yahud doldurur)."[26]
    14- Aynı kitabda müminlerin annesi Cüveyriyye'den (Radıyallahu An-ha) rivayet edilmiştir:
    Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir sabah vaktinde sabah na*mazı için Cüveyriyye'nin (Radıyallahu Anha) yanından çıktı; Cüveyriyye de namazgahında oturuyordu, (zikrediyordu. Sonra Cüveyriyye aynı na*mazgah üzerinde otururken (zikrederken) Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem kuşluk vakti (eve) dönmüş oldu. Bunun üzerine Peygamber efen*dimiz hanımına şöyle buyurdu:
    "Bugün senden aynlalı beri hep bu hal üzere mi durdun?" Cüveyriyye:
    - Evet, dedi. Buna karşılık Hazreti Peygamber:
    "Ben senden sonra üç kerre dört kelime söyledim ki, eğer senin gün boyu söylediklerinle onlar tartılaydı, söylediklerine ağır basardı. (Üç kerre söylediğim sözler şunlardır):
    (Sübhânellâhi vebihamdihî, adede haîgıhî ve rızâ nefsihî ve zînete arşihî ve midâde kelimâtihî).
    (Allah'ın yaratıklarının sayısınca, Allah'ı noksanlıklardan tenzih ve O'na hamd ederim.
    Allah'ın zâtının razı olacağı kadar, Allah'ı noksanlıklardan tenzih ve O'na hamd ederim.
    Allah'ın arşının ağırlığınca, Allah'ı noksanlıklardan tenzîh ve O'na hamd ederim.
    Allah'ın kelimelerinin miktannca, Allah'ı noksanlıklardan tenzîh ve O'na hamd ederim.)
    Bir rivayette de şöyledir:
    "Sübhânellâhi adede halgıhî, sübhânellâhi nzâ nefsihî, sübhânellâhi zînete arşihî, Sübhânellâhi midâde kelimâtihi).
    (Allah'ın yaratıklarının sayısınca Allah'ı tenzih ederim, Zâtının rızâsın-ca Allah'ı tenzih ederim, Arş'ımn ağırlığınca Allah'ı tenzih ederim, kelime*lerinin mıkdarınca Allah'ı tenzih ederim.[27]
    15- (Hazreti Peygamberin, müminlerin annesi Cüveyriyye'ye Radiyalia-hu Anha - öğrettiği) o sözlerin lâfzı şudur:
    "Dikkat et, o söyleyeceğin sözleri sana öğreteyim:
    "Sübhânellâhi adede halkını, Sübhânellâhi adede halkıhî, Sübhânellâhi adede halkıhî"
    (Mahlûkatının sayıysmca Allah'ı noksanlıklardan tenzîh ederim), üç de*fa...
    "Sübhânellâhi rıdâ nefsihî, Sübhânellâhi ndâ nefsihîT Sübhâneîlâhi ndâ nefsihî"
    (Zâtının nzâsınca Allah'ı noksanlıklardan tenzîh ederim), üç defa...
    "Sübhânellâhi zînete Arşihî, Sübhânellâhi zînete Arşihî, Sübhânellâhi zînete Arşihî"
    (Arş'm ağırlığınca Allah'ı noksanlıklardan tehzîh ederim), üç defa...
    "Sübhânellâhi midâde kelimâtihî, Sübhânellâhi midâde kelimâtihî, Sübhânellâhî midâde kelimâtihî"
    (Kelimelerinin mikdarınca Allah'ı noksanlıklardan tenzîh ederim), üç defa..."[28]
    16- Yine Ebû Hüreyre'den rivayet edildiğine göre demiştir ki, Peygam*ber Saîlallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:
    (Sübhânellahi velhamdü lillâhi velâ ilahe illallâhu vallâhu ekber) (Allah'ı teşbih ederim, Allah'a hamd olsun, Allah'dan başka ilâh yok*tur ve Allah her şeyden büyüktür) desem, bu benim için güneşin üzerine doğduğu her şeyden (bütün varlıklardan) daha sevimlidir."[29]
    17- Ebû Eyyûb El-Ensarî (Radıyallahu Anh) Hazretlerinden nakledildi*ğine göre, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:
    "Şu sözleri on kerre söyleyen kimse, İsmâîl (Aleyhisselâm) evladın*dan dört kişiyi âzât etmiş gibi olur (o kadar sevabı kazanır):
    "La ilahe illallahu vahdehû lâ şerîke hhülmülkü ve îehülhamdü ve hüve alâ külli şey'in kadir”
    (Allah'dan başka ilâh yoktur, yalnız. O vardır, ortağı yoktur. Mülk O-nundur, hamd O'nundur ve O, her şeye kadîrdir.)[30]
    18- Ebû Hüreyre'den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, Re-sûllüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kim bir günde yüz defa:
    "Lâ ilahe illallâhu vahdehû, lâ şerike leh, lehülmülkü ve lehüîhamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr"
    (AHah'dan başka ilâh yoktur; yalnız O vardır. O'nun ortağı yoktur. O'nundur Mülk, O'nundur hamd. O, her şeye kadirdir), derse, onun için âzâd edilen on köle sevabı olur, ona.yüz iyiliğin sevabı yazılır ve ondan yüz günah silinir ve o gün akşamına girinceye kadar şeytandan korunması*na vesile olur. Bu kimsenin söylediklerinden daha faziletlisini hiç kimse getirmiş olmaz; ancak ondan daha fazla olarak (bu sözleri) söyleyen müs*tesna..."
    Yine Peygamber (Aleyhissalâtü vesselam) buyurdu: "Kim günde yüz kerre:
    "Sübhânellahi ve bihamdihî
    (Allah'a hamd ederek O'nu noksanlıklardan tenzih ederim) derse, günahları deniz köprükleri kadar olsa bile hepsi silinir. "[31]
    19- Cabir b.Abdullah'dan (Radıyallahu Ânhüma rivayet edildiğine gö*re, Cabir demiştir ki, Resûlüllah sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle bu*yurduğunu işittim:
    Zikrin en faziletlisi, "Lâ ilahe illallah" (Allah'dan başka hiç bir ilâh yoktur), sözüdür."[32]
    20- Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyîe buyurmuşur:
    "Rabbını zikreden kimse ile O'nu zikretmeyenin durumu, ölü ile diri gibidir. "[33]
    Zikir yapan insan, hayat nuru ile nurlanmış ve hayırlı işleri işlemeye güç kazanmıştır. İç alemi de manevî duygu ve hasletlerle aydınlaşmış halde*dir. Zikirden mahrum olan kişi, haşarata yem olan ölü bir ceset gibidir. Hem duygusuzdur, hem de nursuzdur.
    21- Sa'd b.Ebi Vakkas'dan )Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:
    Bir Bedevi, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelip dedi ki, Ba*na söyleyeceğim bir söz öğret. (Buna cevaben Peygamber) buyurdu:
    "(Şunu) söyle:
    "Lâilâhe illallâhu vahdehû , lâ şerîke lehû, Aîiahu ekberu kebıra, vel*hamdü lillâhi kesîra, ve sübhânellâhi rabbi'l-âlemin. Lâ havle velâ kuv*vete illâ billâhi'l-azîzi'l-hakîm."
    (Allah'dan başka ilâh yoktur; yalnız O vardır. Allah'a çok hamd ol*sun, Alemlerin Rabbı olan Allah bütün noksanlıklardan münezzehtir. İbâ*det etmekte güç ve günahtan sakınmada kuvvet ancak Azîz, Hakîm olan Allah iledir.)"
    A'rabî (Bedevi) dedi ki, bu sözler benim Rabbim içindir, benim için hangisi? (Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu: "(Şunu) söyle:
    "Allâhümmeğfir lî verhamnî, vehdinî, verzuknî." (Allah'ım! Beni bağışla, bana merhamet et, bana hidâyet ver, bana rızık ver)."[34]
    22- Sa'd b, Ebî Vakkas (Radıyallahu Anh) şöyle anlatmıştır:
    Biz, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında idik. şöyle bu*yurmuştu: "Siz, hergün bin hasene (sevab) kazanmaktan acizmisiniz?’’ Meclisinde oturanlardan biri sordu:
    - Bin hasene (sevab) nasıl kazanılır? Peygamber (s.a.v) buyurdu: "İnsan yüz teşbih (Sübhanellah) yapar da ona bin hasene yazılır ya-hud ondan bin günah düşürülür."[35]
    23- Ebû Zerr'den (Radıyallahu Ânh) rivayet edildiğine göre, Resûlül*lah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:
    "Sîzden her birinizin âzâlan (organları) üzerinde bir sadaka (vermek) vardır: Her tesbîh bir sadakadır, her hamd bir sadakadır, her tehlîl (lâ ila*he illallah) bir sadakadır, her tekbîr (Allanu Ekber) bir sadakadır, iyiliği emretmek bir sadakadır, kötülükten alıkoymak bir sadakadır. Bunların hepsine de kuşlukta kılacağın iki rekât namaz kifayet eder."[36]
    24- Ebû Musa El-Eş'ari'den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine gö*re, demiştir ki, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana şöyle buyurdu:
    "Cennet hazinelerinden bir hazine edinme yolunu sana göstereyim mi?" Ben, evet (göster) ya Resûlallah, dedim. Şöyle buyurdu:
    "Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh"
    (İbâdete güç yetirmek ve günahlardan korunmak ancak Allah'ın kuv*veti iledir), söyle."[37]
    25- Sa'd b. Ebi Vakkas dan (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, kendisi Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte bir hanımın ya*nına vardı ki, onun önünde teşbih çekmekte olduğu çakıl yahut çekirdek taneleri vardı. Hazreti Peygamber ona şöyle buyurdu:
    "Dikkat et ey hanım! Sana şu yaptığından daha kolay yahud daha faziletli olan şeyi bildireyim mi?" dedi. Sonra buyurdu (Şöyle dersin):
    "Sübhânellâhi adede mâ haleka fissemâi, Sübhânellâhi adedemâ haleka fi'larzı, Sübhânellâhi adede mâ beyne zâlike, Sübhânellâhi adede mâ hüve hâlikûn.
    (Gökte yarattığı şeyler sayısınca Allah'ı noksanlıklardan tenzih ede*rim, yerde yarattığı şeyler sayısınca Allah'ı tenzih ederim, semâ ile arz ara*sında olanlar sayısınca Allah'ı tenzih ederim, yaratacağı şeyler sayısınca Allah'ı tenzih ederim. Allahu Ekber de bunun gibi, Elbamdü Lillâh da bunun gibi, Lâ ilahe illallah da bunun gibi, Lâ havle velâ kuvvete illâ bil*lâh bunun gibi), (söylersin)."
    Yani: ALLAHÜ EKBER ADEDE MÂ HALEKA FİSSEMÂİ, ALLAHÜ EKBER ADEDE MÂ HALEKA FİL'ARZI, ALLAHÜ EKBER ADEDE MÂ BEYNE ZÂLİKE, ALLAHÜ EKBER ADEDE MÂ HÜVE HÂLİKUN.
    ELHAMDÜ LİLLÂH ADEDE MÂ HALEKA FİSSEMÂİ, ELHAMDÜ LİLLÂH ADEDE MÂ HALEKA FİL'ARZİ,
    ELHAMDÜ LİLLÂH ADEDE MÂ BEYNE ZALİKE, ELHAMDÜ LİLLÂH ÂDEDE MÂ HÜVE HÂLÎKUN.
    LÂ İLAHE İLLALLAH ADEDE MÂ HALEKA FİSSEMÂİ, LÂ İLAHE İLLALLAH ADEDE MÂ HALEKA FİL'ARZI, LÂ İLAHE İLLALLAH ADEDE MÂ BEYNE ZÂLÎKE, LÂ İLAHE İLLALLAH ADEDE MÂ HÜVE HÂLİKUN.
    LÂ HA VLE VE LÂ KUVVETE ADEDE MÂ HALEKA FİSSEMÂİ, ' LÂ HA VLE VE LÂ KUVVETE ADEDE MÂ HALEKA FİL 'ARZI, LÂ HAVLE VE LÂ KUVVETE ADEDE MÂ BEYNE ZÂLİKE, LÂ HAVLE VE LÂ KUVVETE ADEDE MÂ HÜVE HALİKUN. şeklinde söylenerek taş ve çekirdek benzeri şeylerle saymaya gerek kalmaz. Tirmizî demiştir ki, bu hadîs Hasen'dir.[38]
    26- Muhacirlerden sahabiye Yüseyre hanımdan rivayet edildiğine gö*re, "Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem kadınlara (Tekbîr, Takdîs, Tesbîh) ve Tehlîl getirip bunları gözetmeyi (ihmal etmemeyi) ve parmak uçları ile saymalarını (böylece zikir sayısını doldurmalarını) emretmiştir; çünkü parmaklar ve (bütün iş organları) yapılanlardan sorumludurlar ve yapılan işleri haber vermek için konuşturulurlar), buyurdu. "[39]
    27- Abdullah b.Ömer'den (Radıyallahu Anh) hasen bir isnadla riva*yet edildiğine göre Abdullah (Radıyallahu Anh) şöyle demiştir: "Ben, Re-sûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in parmak bitiştirerek Tesbîh yaptı*ğını gördüm." Bir rivayette de: "Sağ eliyle (parmak bitiştirip teşbih yap*tığını gördüm)." şeklindedir.[40]
    28- Ebû Sa'îd El-Hudrî'den (Radiyalîahu Anh) rivayet edildiğine gö*re, ResûlüUah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:
    "Kim ki: (Rab olarak Allah'a, dîn olarak İslâm'a ve Resul olarak Mu-hammed'e razı oldum) derse, ona Cennet vâcib olmuştur.[41]
    29- Sahabî Abdullah b. Büsr'den (Radıyallahu Anh) rivayet edilmiştir: "Bir adam dedi ki: Ya Resûlallah! İslâmm hükümleri bana çok gel*mektedir; bana bir şey bildir de, ben ona bağlanayım, tutunayim. dedi.
    Bunun üzerine Hazreti Peygamber ona şöyle buyurdu: Dilin devamlı olarak (daima) Allah Tealâ'yı zikirden ıslak kalsın."[42]
    30- Ebû Sa'îd El-Hudrî'den rivayet edilmiştir:
    "ResûlüUah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e soruldu: Kıyamet gününde, Allah Teâlâ katında derece bakımından en faziletli ibâdet hangisidir? Pey*gamber (s.a.v):
    Allah'ı çok zikredenlerdir, buyurdu. Ben dedim ki:
    Ya Resûlallah! Azîz ve Yüce olan Allah yolunda savaşan gaziden de mi (daha üstündürler)? Peygamber (s.a.v):
    Eğer gazi, kılıcı ile kılıcı kınlıncaya ve kanla bulaşıncaya kadar kâfirlere ve müşriklere kılıcı ile vuraydı, Allah'ı zikredenler yine ondan daha faziletli olurdu, buyurdu."[43]
    [Allah yolunda cihad üzere bulunan kimsenin kalbi de zikir ile meşgul ise, yalnız zikir halinde bulunanlardan derece bakımından daha üstün olur. İhlâs ile ve kalb huzuru ile yapılan zikir, Allah'a kul olmanın esasını teş- , kil ettiğinden, mal ve canı ile cihad edip zikirden mahrum olan kimsenin ibâdetinden daha faziletli olur. Bir de farz olan ibâdetler, nafile ibâdet*lerden daha üstündür.] (İbni Allan).
    31- Ebu'derdâ'dan (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre demiş*tir ki, ResûlüUah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:
    "Melikiniz (Rabbınız) katında amellerinizin en hayırlı ve en verimli*sini, derecelerinizin en yükseğini,al tın ve gümüş harcayıp yedirmenizden size daha hayırlısını, düşmanınızla karşılaşıp onların boyunlarını vurma*nızdan size daha hayırlısını bildireyim mi?" (Ashab):
    Evet, dediler. Peygamber (s.a.v) buyurdu:
    "Allah Tealâ'yı zikretmektir."[44]
    32- İbni Mes'ûd (Radıyaliahu Anh) Hazretlerinden yapılan rivayetde demiştir ki, ResûlüUah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:
    "Götürüldüğüm İSRA (ve Mi'raç) gecesinde İbrahim Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile karşılaştım. Dedi ki: Ey Muhammedi Ümmetine selâm söy*le ve onlara haber ver ki, Cennetin toprağı hoştur, suyu tatlıdır, orası düz*lüktür, ağaçları da:
    Sübhânellâhi ve'1-hamdüffllâhi ve lâ ilahe illâllahu velîâhu ekber'- dir.
    (Bu teşbihler sebebiyle Cennetin ağaçlarına ve nimetlerine kuvuşulur.)"[45]
    33-Cabir'den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle byurmuştur.
    "Kim:
    Sübhânellâhi ve bihamdihî
    (Allah'a hamd eder olduğum halde O'nıı noksanlıklardan tenzih ede*rim) derse; onun için Cennette bir hurma ağacı dikilir:’’[46]
    34- Ebû Zerr (Radıyallahu Anh) Rasülüllah Sallallahu Aleyhi ve Sel-lem'e şöyle sorduğunu rivayet ediyor:
    - Ya Resûlallah! Allah'a en sevimli olan söz hangisidir? Buyurdular:
    "Melekleri için Allah'ın seçmiş olduğu şu sözlerdir:
    Sübhâne rabbî ve bihamdihî, sübhâne rabbî ve bihamdihî. (Rabbim sana hamd ederek Seni noksanlıklardan tenzih ederim, Rab-bim Sana hamd ederek Seni noksanlıklardan tenzih ederim."[47]
    Şimdi, kitabın asıl maksadına geçeceğim ve zikirleri çoğunlukla (gün*lük hayattaki) olay sırasına göre anlatacağım. Önce insanın uykusundan uyanması ile başlayacağım. Sonra uyanmasını takip eden zamandan gece uykusuna varıncaya kadar olanları sıralayacağım. Daha sonra da, gece uykudan uyanmalarla tekrar uykuya varma anlarındakileri beyan edece*ğim. Tevfik Allah' dandır.


    [1] Buhari. Müslim. Tirmizi. Nesâî.
    [2] Müslim. Tirmizi. Nesâî.
    [3] Müslim. Tirmizî.
    [4] Buharı. Müslim, Muvatta'.
    [5] Tesbîh, Allah'ı noksanlıklardan yüceltmek ve beri kılmak manasındaki "Sübhaneİlâh" sözü*dür. Tehlîl, Allah'dan başka mâbud olmadığı manasındaki "Lâ İlahe ülâllâh" sözüdür. Tah*mîd, Allah'a hamd oisun manasındaki "Elhamdü lillâh" sözüdür. Tekbîr de, Allah herşeyden büyüktür manasına gelen "Allahu Ekber" sözüdür.
    [6] Kur'ân-ı Kerim, Ahzâb: 35
    [7] Müslim. Tirmizî.
    [8] Ebû Davud. Nesâî. İbn-i Mâce.
    [9] Kur'ân-ı Kerim, Bakara: 156.
    [10] Kur'ân- ı Kerim, Zuhruf: 13.
    [11] Kur'ân- ı Kerim, Bakara: 201.
    [12] Kur'ân-ı Kerim, Meryem: 12.
    [13] Kur'ân-ı Kerim, Hicr: 46.
    [14] Kur'ân-ı Kerîm, Âl-İ İmrân: 190
    [15] Buharı. Müslim
    [16] Buhârî.
    [17] Hizb, insanın kendisine lüzumlu kıldığı ve hergün yaptığı virdlere denir. îster Kur'ân olsun, ister başkası olsun.
    [18] Müslim. Ebû Dâvud. Tirmizî. Muvatta'.
    [19] Kur'ân-ı Kerim, Ankebût: 45
    [20] Kur'ân-ı Kerim, Bakara: 152.
    [21] Kur'ân-ı Kerim, Saffat: 143-144
    [22] Kur'ân-ı Kerim, Enbiyâ: 20.
    [23] Buharı. Müslim. Tirmizi.
    [24] Müslim. Tirmizî.
    [25] Müslim. Ebû Dâvud. Tirmizi
    [26] Müslim. Tİrmizî. Nesâî.
    [27] Müslim. Ebû Dâvud. Tİrmizî. Nesâî.
    [28] Tirmizî.
    [29] Müslim. Tirmizî.
    [30] Buhâri. Müslim. Tirmizî. Nesâî.
    [31] Buhârî. Müslim. Tirmizî. Muvattâ'. Nesâî.
    [32] Tirmİzî. îbn-i Mâce.
    [33] Buhârî.
    [34] Müslim.
    [35] Müslim. Nesâî. Tirmizî.
    [36] Müslim.
    [37] Buhârî. Müslim
    [38] Ebû Dâvud. Tirmizi.
    [39] Buhârî ve Müslim, hasen bir isnadla.
    [40] Buhârî. Müslim. Nesâî.
    [41] Ebû Dâvud. Nesâî.
    [42] Tirmizî. (Tirmizî demiştir ki, bu hadîs hasendir.)
    [43] Tirmizî.
    [44] Tirmizî. îbn-i Mâce. Hâkim, et-Müstedrek.
    [45] Tirmizî.
    [46] Tirmizî. Hâkim, el-Müsledrek.
    [47] Tirmizî. (Tirmizî demiştir ki, bu hadis basendir, sahihtir.)





+ Yorum Gönder