Konusunu Oylayın.: Günlük Zikir ve Evradın Hayatımızdaki Önemi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Günlük Zikir ve Evradın Hayatımızdaki Önemi
  1. 12.Mart.2011, 07:19
    1
    Misafir

    Günlük Zikir ve Evradın Hayatımızdaki Önemi

  2. 04.Ağustos.2013, 07:55
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Günlük Zikir ve Evradın Hayatımızdaki Önemi




    Günlük Zikir ve Evradın Hayatımızdaki Önemi

    ‘Virdi olmayanın, Varidi olmaz...’

    Bu gün, hayatı anlamlı kılan çok önemli bir düstur üzerinde duracağız. Bu düstur, asırlardır Allah adamlarının en seçkin amellerini ve amellerindeki kalıcılığı ve bunların sırlarını teşkil eden ve adına da‘VİRD’ denilen, daimi Zikir’den bahsedeceğiz. Daimi Zikir, herkesçe malum olduğu üzere, Tasavvuf’un Usulü olarak kabul edilen On Esas’tan biridir. Bu Usule ulaştıran en önemli vasıta da VİRD’dir. Bu Usulden gaye, Vird anında elde edilen manevi zevk ve Hakka teslimiyetin, hayatın diğer anlarına da yansımasını sağlamaktır. Bu itibarla bu günkü sohbetimizde bu önemli konu üzerinde duracağız. Allah teala cümlemizi Vird-i İlahiye devamlı olanlar zümresine dahil eylesin. Amin.

    a) Mana Olarak Vird

    İtiyad, alışkanlık halinde, nafile olarak devamlı yapılan ibadet, tesbih ve dualara VİRD denilir. Çoğulu Evrad olarak gelir. Kulun kasdı olmaksızın kalbe gelen Gaybi manalara da VARİD denilir.

    (1) Mevlana Halid-i Bağdadi hazretleri der ki: ‘Her virdin bir Varidi vardır...’
    (2) Tasavvuf Büyükleri bu mana ile alakalı olarak: ‘Virdi olmayanın, Varidi olmaz...’ demişlerdir.
    (3) Sufiyye hazaratına göre, Vird sebebi ile kalbe sevinç, neşe, hüzün, sıkıntı gibi gelen duygular birer Varid-i Rabbanidirler. Bunlar her biri aşk halindeki durgunluk ve coşku halleridir ki, Sufiler, bunlarla alakalı formüller geliştirmişlerdir. Burada sadece Vird bahsini ele alacağımız için, Varidle alakalı bir başka makale ele alacağız inşaallah.
    b) Virde Devamlı Olmayı Bildiren Deliller
    Allah’ü teala bizlere kendisini sık sık zikretmemizi
    (4), nimetlerini hatırlamamızı
    (5), nimetlerine şükretmemizi
    (6) bizden istemektedir. Şükrettiğimiz ölçüde ise, bunların karşılığını bol bol vereceğini vaad etmektedir. Zikrimizin karşılığı olarak, bizzat O’nun tarafından zikredilmemizdir.
    (7) Bu en büyük mükafattır!
    Rabbimiz gece ve gündüz Virdlere devamlı olanları kitabında överek: ‘Onlar geceleyin yataklarından kalktıklarında, korku ve ümid içinde Rablerine dua ederler’
    (8.) ‘Onlar gecelerini Rablerine secde ederek ve kıyamda durarak geçirirler’
    (9)‘Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken Allah’ızikrederler. Göklerin ve yerin yaradılışı hakkında derin derin düşünürler ve şöyle derler: Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabından koru!’
    (10) ‘Yoksa geceleyin secde ederek ve kıyamda durarak ibadet eden, ahiretten çekinen ve Rabbinin rahmetini dileyen kimse o inkarcı gibi midir? De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu bunları ancak akıl sahipleri hakkıyla düşünür...’
    (11) gibi ayetleriyle Onların müstesna bir konumda olduklarını belirtir.
    Bunun yanı sıra Rabbimiz (cc), Virdlere devamlı olmayı öğütleyen bir kısım ayetler belirtmiştir. Mesela: ‘İman edenlerin, Allah’ın zikri ile ve O’ndan inen Kur’an sebebi ile, kalplerinin ürperme zamanı gelmedi mi?’
    (12)‘Ey iman edenler! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah’ı zikretmekten alıkoymasın. Kim bunu yaparsa, işte onlar zarar edenlerdendir’
    (13)‘Allah’ı unutan ve bu yüzden de Allah’ın onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. Onlar yoldan çıkmış fasık kimselerdir.’
    (14) Buyurarak, kullarını zikre, tefekküre ve devamlı ibadete teşvik ettiğini görmekteyiz.
    Hadislerde ise, Virdin insan üzerindeki etkisi konu edilir. Okunan zikirlerin her birinin kişinin ahlakının güzelleşmesi, amellerinin düzelmesi, kişiliğinin gelişmesine olumlu derecede tesir ettiği, Kalbin cilasının ancak zikrullah sayesinde ele geçtiği bildirilir. Çekilen zikirler, günahların keffareti yerine geçtiği gibi, kulun Rabbi katında övülmesine de sebep teşkil eder.

    Yine hadislerde zikredenlerle, zikretmeyenlerin, ölüyle diri arasındaki fark gibi aralarında fark bulunduğu belirtilir. Allah’ı zikretmek üzere toplanan grubu Rahmet meleklerinin ziyaret etmeleri, Allah’ın zikir meclisinde olanları afvetmesi, Allah’ın zikrolunduğu evlerin gök halkı/melekler tarafından gayet aydınlık bir şekilde gördükleri belirtilir. Bütün bunlardan sonra, Vird Allah dostlarının sırrı kabul edilmiştir. O sırra ve Allah dostluğuna ulaşmanın yolu Virddir. Bu sebepledir ki, Allah adamlarından hiçbirisi Virdsiz yetişmemiştir.

    c) Virdin Çeşitli Vakitlerde Yapılması Hakkında İslam Otoritelerinin Yaklaşımı
    Kutü’l-Kulub kitabının sahibi Ebu Talib el-Mekki, eserinin ikinci faslına gece ve gündüz Evradına devamlı olmanın gereğini belirten ayetleri sıralayarak başlar ve her bir ayet incelendiğinde, günün belli vakitlerinde belli evrada devamlı olunması gerektiğini belirtmektedir.

    (15) diyerek bir kısım ayetlerden delil getirmek üzere şu ayetle başlar. Rabbimiz (cc) buyurur ki:
    - “Düşünüp ibret almak veya şükretmek isteyenlere, gece ile gündüzü birbiri ardınca getiren de O’dur!..”
    (16) Hazret, bu ayet ile gece ve gündüzün yaratılış maksadını anlamış ve anlatmıştır. Bütün zamanlar zikir için yaratılmıştır. Bunun için gece ile gündüzün ayette ayrı ayrı belirtilmesi, gece Virdinin ayrı bir ibadet olduğunu ve gündüz Virdinin ayrı bir ibadet olduğunu bildirmektedir. Hulasa; Allah tealayı sevenler O’nu çok zikrederler. Allah aşıkları gecenin sessizliğini bir fırsat olarak görüp, Mevlaya yakınlaşmak için vesileler aramışlar ve en etkili vesilelerden biri olarak, gece Virdini tesbit etmişlerdir. Yine Mevlana Halid-i Bağdadi buyurur ki: ‘Kalp hastalıklarını tedavide en tesirli ilaç, Hafi zikir ile Virdlere devamlı olmaktır.’
    (17)Burada Virdlere devamlıolmaktan kasıt, Allah tealanın isimlerini zikre devamlı olmaktır. Allah tealanın muhtelif isimleri vardır ki, bu isimler dillerde anıldıkça, gönüllerde yad olundukça, gönül kapıları açılarak, oradan kalbe hikmet pırıltıları ve marifet nurları akmaya başlar.
    Yine Virdlere devamlı olmaktan maksat, İmam A’zam’ın Ebu Yusuf’a dediği gibi:‘Namazlardan sonra, kendini alıştırıp daima yerine getireceğin bir Vird seç ve onu ifa et... Mesela Vird olarak, namazlardan sonra Kur’an-ıKerim okuyabilirsin, Cenab-ı Hakkın yüce isimlerini zikredebilirsin, bela ve musibetlere karşı ihsan buyurduğu sabır ve tahammül gücüne veya bahşettiği çeşitli nimetlerine şükredebilirsin.’
    (18) Bununla Ebu Hanife hazretleri, Virdin namazlardan sonraya tahsis edilmesine dikkat çeker. İmam Şafii (rh.a) ise farz namaz ile sünnetin arasında tesbihatın efdal olduğuna kanaat getirerek, en efdal vaktin bu vakit olduğunu savunmuştur.
    Yahut Virdlere devamlı olmaktan kasıt, Gazali’nin dediği gibi: ‘Dua, zikir, Kur’an-ı Kerim okuma ve tefekkür yaratıklardaki ve kendi bedenindeki ince sanatları, alemdeki düzen ve intizamı, birbirine bağlılıklarını düşünerek, Allah tealanın büyüklüğünü anlaması, insanın günahlarını hatırlayıp, bunlara tevbe etmesi, ibadet ve taatlarını düşünerek bunlara şükretmesi gibi, sabah namazından sonra, ahiret yolcusu kulun virdi olmalıdır.’ Gazali merhum Sabah namazının ardından böyle kalıcı bir Virdi alışkanlık haline getirmeye dikkat çeker.
    Hulasa; Tarikat ehlinin kendine özgü belli dua ve zikirleri vardır. Ve bu zikirler, ayetler, hadisler ve ermişArif zatların dualarından oluşan, belli bir manevi disiplin içerisinde yerine getirilmesi Tarikat mensuplarından istenen, çeşitli Virdlerdir. Bunların verildiği gibi yapılması çok faydalıdır. Zira bu virdlerin her birisi kurtuluşa vesile olan anahtarın birer dişi hükmündedir. Nitekim Vehb b. Münebbih’e: ‘La ilahe İllallah, Cennetin anahtarı değil midir?’diye sorduklarında, Vehb b. Münebbih hazretleri: ‘Evet anahtarıdır. Lakin bu anahtarın şüphesiz ki dişleri vardır. Sen cennetin kapısının önüne dişli bir anahtarla varırsan sana cennetin kapısı açılır, yoksa açılmaz’ demiştir.
    (19) d) Virde Devamlı Olmanın Faydaları
    Çekilen virdler kalpte masivayı yok etmede en etkili silah, kalp hastalıklarının yegane ilacıdır. Çekilen virdler, her biri ayrı bir nur olması münasebeti ile, bir yandan kulun iç dünyasını aydınlatırken, renk renk nurlar ve o nurların aksi, insanın iç dünyasını düzene koyar.İnsan yaptığı amelin şer veya hayır olduğunu farkeder. Bu, Kur’an-ıKerimde buyurulan:
    - “Eğer siz Allah’tan korkarsanız, o size bir FÜRKAN verir. Sizden sadır olan kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Gerçekten Allah fazilet sahibidir şanı büyüktür.”
    (20) ayetindeki Fürkan’dır. Ayette geçen FÜRKAN kelimesi, Hak ile batılın arasınıayırdedecek hissi bir kabiliyet olarak tefsir edilmiştir. İşte bu kabiliyet, virdin kalpte oluşturduğu tesir sayesinde verilir.

    e) Virdi Aksatmanın zararı
    Virdi aksatmak, sadece sevaptan mahrum kalmak anlamına gelmez. Virdleri terk eden, bunları hesaba katmayan kimselerin, Kur’an-ı Kerimde Allah tarafından yerildiklerini görmekteyiz. ‘Allah’ı zikretmek hususunda, kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun! İşte bunlar apaçık bir sapıklık içindedirler.’
    (21) ‘Kim Rahmanı zikirden gafil olursa, yanından ayrılmayan bir şeytanı, ona musallat ederiz.’
    (22)‘Kim de beni zikretmekten yüz çevirirse, şüphesiz onun sıkıntılı bir hayatı olacak ve biz onu kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz.’
    (23) ‘Kim Rabbini zikirden yüz çevirirse, Allah onu şiddeti artan bir azaba uğratır.’
    (24) Bu ve bunun gibi ayetlerde de, Allah’ı zikretmeyi nefsine yediremeyenlere yapılan Rabbani bir tehdit belirtilmektedir.
    Gafletle de olsa vird çekilmelidir. Gafletle çekilen zikir, hiç çekmeyip terk etmekten daha hayırlı ve kazançlıdır. Çünkü insan farkında olmasa da vücudu o anda Allah’ın zikri ile meşgul olur. ‘Virdi olmayanın varidi olmaz’ atasözü, virdle meşgul olmayanın kalbine İlahi feyz gelmeyeceğini anlatır.
    Muhammed Emin İrbili hazretleri buyurur ki:“Kalp ev gibidir. Allah tealadan başkasıyla meşgul etmek, tozlu bir yolun tozlarını üzerine toplamak gibidir. Ev süpürülmediği zaman tozlar yığılır ve temizliği zor olur. Kalbini başka şeyle meşgul eden ve günlük virdi olmayan veya olup da terk eden talebe, gaflet pislikleriyle kalbini kirletmiş olur. Emirleri yapmak ve tasavvuf yolunda yürümek onun için zorlaşır”
    KISSA: Keşfü’l-Mahcub kitabının sahibi, ilginç bir menkıbe anlatır. Der ki: Ahmed b. Harb Nişaburi (rh.a), bir gün kendisini selamlamak için gelmiş olan Nişabur’un büyüklerinden müteşekkil bir toplulukla oturuyordu. Bu sırada ayyaş olan oğlu, sarhoş ve kafayı çekmiş bir şekilde ud çalarak içeri girdi. Cemaatın yanından geçerek, üst tarafa vardı. Kimseyi düşünmedi ve kimseye aldırmadı. Oradakilerin hepsi bu davranışa bozuldular. Ahmed onlara dedi ki:
    - “Ne oldu ki böyle bozuldunuz?” Oradakiler:
    - “Bu oğlanın sana aldırmadan bu şekilde senin üst tarafına geçmesine bozulduk ve utandık” dediler. Ahmed onlara dedi ki:
    -“Oğlan mazurdur. Çünkü bir gece komşumuzun evinden yemek getirilmiş,ben ve ailem o yemekten yemiş ve sohbet etmiş, O gece birbirimize yakın olmuş idik. İşte bu çocuk o sohbetten hasıl olmuştu. Sohbetten sonra bize gaflet basmış ve virdimizi yapamamıştık. Sabah olunca neden bu gaflete düştüğümüzü araştırdık ve bize gönderilen yemeğin kaynağınıkomşumuza sorduk. Komşumuz da o yemeğin kendilerine düğün yerinden geldiğini söylemişti. Arkasını araştırıp soruşturduğumuzda, yemeğin sultanın evinden geldiğini öğrendik”



  3. 04.Ağustos.2013, 07:55
    2
    Editör



    Günlük Zikir ve Evradın Hayatımızdaki Önemi

    ‘Virdi olmayanın, Varidi olmaz...’

    Bu gün, hayatı anlamlı kılan çok önemli bir düstur üzerinde duracağız. Bu düstur, asırlardır Allah adamlarının en seçkin amellerini ve amellerindeki kalıcılığı ve bunların sırlarını teşkil eden ve adına da‘VİRD’ denilen, daimi Zikir’den bahsedeceğiz. Daimi Zikir, herkesçe malum olduğu üzere, Tasavvuf’un Usulü olarak kabul edilen On Esas’tan biridir. Bu Usule ulaştıran en önemli vasıta da VİRD’dir. Bu Usulden gaye, Vird anında elde edilen manevi zevk ve Hakka teslimiyetin, hayatın diğer anlarına da yansımasını sağlamaktır. Bu itibarla bu günkü sohbetimizde bu önemli konu üzerinde duracağız. Allah teala cümlemizi Vird-i İlahiye devamlı olanlar zümresine dahil eylesin. Amin.

    a) Mana Olarak Vird

    İtiyad, alışkanlık halinde, nafile olarak devamlı yapılan ibadet, tesbih ve dualara VİRD denilir. Çoğulu Evrad olarak gelir. Kulun kasdı olmaksızın kalbe gelen Gaybi manalara da VARİD denilir.

    (1) Mevlana Halid-i Bağdadi hazretleri der ki: ‘Her virdin bir Varidi vardır...’
    (2) Tasavvuf Büyükleri bu mana ile alakalı olarak: ‘Virdi olmayanın, Varidi olmaz...’ demişlerdir.
    (3) Sufiyye hazaratına göre, Vird sebebi ile kalbe sevinç, neşe, hüzün, sıkıntı gibi gelen duygular birer Varid-i Rabbanidirler. Bunlar her biri aşk halindeki durgunluk ve coşku halleridir ki, Sufiler, bunlarla alakalı formüller geliştirmişlerdir. Burada sadece Vird bahsini ele alacağımız için, Varidle alakalı bir başka makale ele alacağız inşaallah.
    b) Virde Devamlı Olmayı Bildiren Deliller
    Allah’ü teala bizlere kendisini sık sık zikretmemizi
    (4), nimetlerini hatırlamamızı
    (5), nimetlerine şükretmemizi
    (6) bizden istemektedir. Şükrettiğimiz ölçüde ise, bunların karşılığını bol bol vereceğini vaad etmektedir. Zikrimizin karşılığı olarak, bizzat O’nun tarafından zikredilmemizdir.
    (7) Bu en büyük mükafattır!
    Rabbimiz gece ve gündüz Virdlere devamlı olanları kitabında överek: ‘Onlar geceleyin yataklarından kalktıklarında, korku ve ümid içinde Rablerine dua ederler’
    (8.) ‘Onlar gecelerini Rablerine secde ederek ve kıyamda durarak geçirirler’
    (9)‘Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken Allah’ızikrederler. Göklerin ve yerin yaradılışı hakkında derin derin düşünürler ve şöyle derler: Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabından koru!’
    (10) ‘Yoksa geceleyin secde ederek ve kıyamda durarak ibadet eden, ahiretten çekinen ve Rabbinin rahmetini dileyen kimse o inkarcı gibi midir? De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu bunları ancak akıl sahipleri hakkıyla düşünür...’
    (11) gibi ayetleriyle Onların müstesna bir konumda olduklarını belirtir.
    Bunun yanı sıra Rabbimiz (cc), Virdlere devamlı olmayı öğütleyen bir kısım ayetler belirtmiştir. Mesela: ‘İman edenlerin, Allah’ın zikri ile ve O’ndan inen Kur’an sebebi ile, kalplerinin ürperme zamanı gelmedi mi?’
    (12)‘Ey iman edenler! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah’ı zikretmekten alıkoymasın. Kim bunu yaparsa, işte onlar zarar edenlerdendir’
    (13)‘Allah’ı unutan ve bu yüzden de Allah’ın onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. Onlar yoldan çıkmış fasık kimselerdir.’
    (14) Buyurarak, kullarını zikre, tefekküre ve devamlı ibadete teşvik ettiğini görmekteyiz.
    Hadislerde ise, Virdin insan üzerindeki etkisi konu edilir. Okunan zikirlerin her birinin kişinin ahlakının güzelleşmesi, amellerinin düzelmesi, kişiliğinin gelişmesine olumlu derecede tesir ettiği, Kalbin cilasının ancak zikrullah sayesinde ele geçtiği bildirilir. Çekilen zikirler, günahların keffareti yerine geçtiği gibi, kulun Rabbi katında övülmesine de sebep teşkil eder.

    Yine hadislerde zikredenlerle, zikretmeyenlerin, ölüyle diri arasındaki fark gibi aralarında fark bulunduğu belirtilir. Allah’ı zikretmek üzere toplanan grubu Rahmet meleklerinin ziyaret etmeleri, Allah’ın zikir meclisinde olanları afvetmesi, Allah’ın zikrolunduğu evlerin gök halkı/melekler tarafından gayet aydınlık bir şekilde gördükleri belirtilir. Bütün bunlardan sonra, Vird Allah dostlarının sırrı kabul edilmiştir. O sırra ve Allah dostluğuna ulaşmanın yolu Virddir. Bu sebepledir ki, Allah adamlarından hiçbirisi Virdsiz yetişmemiştir.

    c) Virdin Çeşitli Vakitlerde Yapılması Hakkında İslam Otoritelerinin Yaklaşımı
    Kutü’l-Kulub kitabının sahibi Ebu Talib el-Mekki, eserinin ikinci faslına gece ve gündüz Evradına devamlı olmanın gereğini belirten ayetleri sıralayarak başlar ve her bir ayet incelendiğinde, günün belli vakitlerinde belli evrada devamlı olunması gerektiğini belirtmektedir.

    (15) diyerek bir kısım ayetlerden delil getirmek üzere şu ayetle başlar. Rabbimiz (cc) buyurur ki:
    - “Düşünüp ibret almak veya şükretmek isteyenlere, gece ile gündüzü birbiri ardınca getiren de O’dur!..”
    (16) Hazret, bu ayet ile gece ve gündüzün yaratılış maksadını anlamış ve anlatmıştır. Bütün zamanlar zikir için yaratılmıştır. Bunun için gece ile gündüzün ayette ayrı ayrı belirtilmesi, gece Virdinin ayrı bir ibadet olduğunu ve gündüz Virdinin ayrı bir ibadet olduğunu bildirmektedir. Hulasa; Allah tealayı sevenler O’nu çok zikrederler. Allah aşıkları gecenin sessizliğini bir fırsat olarak görüp, Mevlaya yakınlaşmak için vesileler aramışlar ve en etkili vesilelerden biri olarak, gece Virdini tesbit etmişlerdir. Yine Mevlana Halid-i Bağdadi buyurur ki: ‘Kalp hastalıklarını tedavide en tesirli ilaç, Hafi zikir ile Virdlere devamlı olmaktır.’
    (17)Burada Virdlere devamlıolmaktan kasıt, Allah tealanın isimlerini zikre devamlı olmaktır. Allah tealanın muhtelif isimleri vardır ki, bu isimler dillerde anıldıkça, gönüllerde yad olundukça, gönül kapıları açılarak, oradan kalbe hikmet pırıltıları ve marifet nurları akmaya başlar.
    Yine Virdlere devamlı olmaktan maksat, İmam A’zam’ın Ebu Yusuf’a dediği gibi:‘Namazlardan sonra, kendini alıştırıp daima yerine getireceğin bir Vird seç ve onu ifa et... Mesela Vird olarak, namazlardan sonra Kur’an-ıKerim okuyabilirsin, Cenab-ı Hakkın yüce isimlerini zikredebilirsin, bela ve musibetlere karşı ihsan buyurduğu sabır ve tahammül gücüne veya bahşettiği çeşitli nimetlerine şükredebilirsin.’
    (18) Bununla Ebu Hanife hazretleri, Virdin namazlardan sonraya tahsis edilmesine dikkat çeker. İmam Şafii (rh.a) ise farz namaz ile sünnetin arasında tesbihatın efdal olduğuna kanaat getirerek, en efdal vaktin bu vakit olduğunu savunmuştur.
    Yahut Virdlere devamlı olmaktan kasıt, Gazali’nin dediği gibi: ‘Dua, zikir, Kur’an-ı Kerim okuma ve tefekkür yaratıklardaki ve kendi bedenindeki ince sanatları, alemdeki düzen ve intizamı, birbirine bağlılıklarını düşünerek, Allah tealanın büyüklüğünü anlaması, insanın günahlarını hatırlayıp, bunlara tevbe etmesi, ibadet ve taatlarını düşünerek bunlara şükretmesi gibi, sabah namazından sonra, ahiret yolcusu kulun virdi olmalıdır.’ Gazali merhum Sabah namazının ardından böyle kalıcı bir Virdi alışkanlık haline getirmeye dikkat çeker.
    Hulasa; Tarikat ehlinin kendine özgü belli dua ve zikirleri vardır. Ve bu zikirler, ayetler, hadisler ve ermişArif zatların dualarından oluşan, belli bir manevi disiplin içerisinde yerine getirilmesi Tarikat mensuplarından istenen, çeşitli Virdlerdir. Bunların verildiği gibi yapılması çok faydalıdır. Zira bu virdlerin her birisi kurtuluşa vesile olan anahtarın birer dişi hükmündedir. Nitekim Vehb b. Münebbih’e: ‘La ilahe İllallah, Cennetin anahtarı değil midir?’diye sorduklarında, Vehb b. Münebbih hazretleri: ‘Evet anahtarıdır. Lakin bu anahtarın şüphesiz ki dişleri vardır. Sen cennetin kapısının önüne dişli bir anahtarla varırsan sana cennetin kapısı açılır, yoksa açılmaz’ demiştir.
    (19) d) Virde Devamlı Olmanın Faydaları
    Çekilen virdler kalpte masivayı yok etmede en etkili silah, kalp hastalıklarının yegane ilacıdır. Çekilen virdler, her biri ayrı bir nur olması münasebeti ile, bir yandan kulun iç dünyasını aydınlatırken, renk renk nurlar ve o nurların aksi, insanın iç dünyasını düzene koyar.İnsan yaptığı amelin şer veya hayır olduğunu farkeder. Bu, Kur’an-ıKerimde buyurulan:
    - “Eğer siz Allah’tan korkarsanız, o size bir FÜRKAN verir. Sizden sadır olan kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Gerçekten Allah fazilet sahibidir şanı büyüktür.”
    (20) ayetindeki Fürkan’dır. Ayette geçen FÜRKAN kelimesi, Hak ile batılın arasınıayırdedecek hissi bir kabiliyet olarak tefsir edilmiştir. İşte bu kabiliyet, virdin kalpte oluşturduğu tesir sayesinde verilir.

    e) Virdi Aksatmanın zararı
    Virdi aksatmak, sadece sevaptan mahrum kalmak anlamına gelmez. Virdleri terk eden, bunları hesaba katmayan kimselerin, Kur’an-ı Kerimde Allah tarafından yerildiklerini görmekteyiz. ‘Allah’ı zikretmek hususunda, kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun! İşte bunlar apaçık bir sapıklık içindedirler.’
    (21) ‘Kim Rahmanı zikirden gafil olursa, yanından ayrılmayan bir şeytanı, ona musallat ederiz.’
    (22)‘Kim de beni zikretmekten yüz çevirirse, şüphesiz onun sıkıntılı bir hayatı olacak ve biz onu kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz.’
    (23) ‘Kim Rabbini zikirden yüz çevirirse, Allah onu şiddeti artan bir azaba uğratır.’
    (24) Bu ve bunun gibi ayetlerde de, Allah’ı zikretmeyi nefsine yediremeyenlere yapılan Rabbani bir tehdit belirtilmektedir.
    Gafletle de olsa vird çekilmelidir. Gafletle çekilen zikir, hiç çekmeyip terk etmekten daha hayırlı ve kazançlıdır. Çünkü insan farkında olmasa da vücudu o anda Allah’ın zikri ile meşgul olur. ‘Virdi olmayanın varidi olmaz’ atasözü, virdle meşgul olmayanın kalbine İlahi feyz gelmeyeceğini anlatır.
    Muhammed Emin İrbili hazretleri buyurur ki:“Kalp ev gibidir. Allah tealadan başkasıyla meşgul etmek, tozlu bir yolun tozlarını üzerine toplamak gibidir. Ev süpürülmediği zaman tozlar yığılır ve temizliği zor olur. Kalbini başka şeyle meşgul eden ve günlük virdi olmayan veya olup da terk eden talebe, gaflet pislikleriyle kalbini kirletmiş olur. Emirleri yapmak ve tasavvuf yolunda yürümek onun için zorlaşır”
    KISSA: Keşfü’l-Mahcub kitabının sahibi, ilginç bir menkıbe anlatır. Der ki: Ahmed b. Harb Nişaburi (rh.a), bir gün kendisini selamlamak için gelmiş olan Nişabur’un büyüklerinden müteşekkil bir toplulukla oturuyordu. Bu sırada ayyaş olan oğlu, sarhoş ve kafayı çekmiş bir şekilde ud çalarak içeri girdi. Cemaatın yanından geçerek, üst tarafa vardı. Kimseyi düşünmedi ve kimseye aldırmadı. Oradakilerin hepsi bu davranışa bozuldular. Ahmed onlara dedi ki:
    - “Ne oldu ki böyle bozuldunuz?” Oradakiler:
    - “Bu oğlanın sana aldırmadan bu şekilde senin üst tarafına geçmesine bozulduk ve utandık” dediler. Ahmed onlara dedi ki:
    -“Oğlan mazurdur. Çünkü bir gece komşumuzun evinden yemek getirilmiş,ben ve ailem o yemekten yemiş ve sohbet etmiş, O gece birbirimize yakın olmuş idik. İşte bu çocuk o sohbetten hasıl olmuştu. Sohbetten sonra bize gaflet basmış ve virdimizi yapamamıştık. Sabah olunca neden bu gaflete düştüğümüzü araştırdık ve bize gönderilen yemeğin kaynağınıkomşumuza sorduk. Komşumuz da o yemeğin kendilerine düğün yerinden geldiğini söylemişti. Arkasını araştırıp soruşturduğumuzda, yemeğin sultanın evinden geldiğini öğrendik”






+ Yorum Gönder