Konusunu Oylayın.: Yakın Akrabaların Üzerimizdeki Hakları nelerdir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Yakın Akrabaların Üzerimizdeki Hakları nelerdir?
  1. 11.Mart.2011, 19:58
    1
    Misafir

    Yakın Akrabaların Üzerimizdeki Hakları nelerdir?

  2. 11.Mart.2011, 20:02
    2
    Ecrinim
    Hüvel Baki..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Aralık.2009
    Üye No: 69122
    Mesaj Sayısı: 8,422
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 141
    Bulunduğu yer: Akdeniz

    Cevap: Yakın Akrabaların Üzerimizdeki Hakları nelerdir?




    Dinimize göre akrabalık bağlarımız nasıl olmalıdır? Akrabaya iyiliğin dünyada faydası nedir?

    Bazı iyilikler vardır ki, Cenab-ı Hak onların mükafatını dünyada iken de tattırır; peşin karşılığını ihsan eder. Bu durum, hem o iyiliğe bir teşvik mahiyetini taşır, hem de o iyiliğin önemini bildirir. Bu iyiliklerden birisi de akraba ziyareti ve onlara yakınlık göstermek olarak bilinen sıla-ı rahimdir.

    Sahabe-i Kiramdan birisi sorar: “Ya Resulallah, insanların en hayırlısı kimdir?”
    Bu kısa soruya Peygamberimiz şu cevabı verir:
    “Rabbinden en çok korkan, yakınlarına en çok ilgi gösteren, en çok iyiliği tavsiye edip, insanları kötülüklerden uzaklaştırmaya çalışandır.”1

    Hadis-i şerif, en hayırlı, en iyi insanı tarif ediyor. Akrabaya iyi davranmak, elinden geldiğince onlarla ilgilenmek insanın şahsiyetine doğrudan tesir ediyor ve onu İslam nazarında “en hayırlı insan” olarak vasıflandırıyor.

    Bu birinci mükafatı.
    Diğer mükafatlarını da yine Peygamberimizin mübarek lisanından öğrenelim:
    Ebu Hüreyre rivayet ediyor. Peygamber Efendimiz (a.s.m.) şöyle buyurdular:
    “Sıla-ı rahmi ne ile nasıl yapacağınızı büyüklerinizden öğreniniz. Çünkü sıla-ı rahim, akrabalar arasında sevginin artması, rızıkta çokluk, ömürde berekettir.”(2)

    Farz bir ibadet olan sıla-ı rahmi yapabilmek için, önce akrabaların tanınması gerekiyor, arkasından da hangi akrabaya nasıl bir iyilikte bulunulması, gönüllerinin ne şekilde alınacağı belirtiliyor. Aile ve akrabaların dağılması, çok kere her bir akrabanın çeşitli şehir ve beldelerde bulunması, hadiste ifade edilen bir hususa dikkatimizi çekiyor. Önce akrabalarımızı büyüklerimizden öğrenmemiz, daha sonra da onlara olan akrabalık bağımızı ve yakınlığımızı göstermemiz gerekiyor.

    Bir mü’min olarak önce onlara nasıl yakınlık gösteririz, hangi ihtiyaçlarını karşılayabiliriz, nasıl faydalı olabiliriz, ziyaretlerimizi nasıl gerçekleştirebiliriz: Bizzat giderek mi, telefonla mı, mektupla mı, bayram tebrikleri ile mi? Bunları araştırırız. Ondan sonra da elimizden geldiği kadarını yaparız.

    Biz imkanımız nisbetinde gayretimizi gösterirsek, Cenab-ı Hakkın da merhamet ve şefkatini çekeriz. Cenab-ı Hak aramızdaki sevgi bağlarını kuvvetlendirir, rızkımıza bolluk verir, ömrümüze bereket ihsan eder.

    Sıla-ı rahmin dünyada görülen bir mükafatı daha vardır ki, insanın ebedi hayatı ile alakalıdır. Bir mü’minin en mühim meselesi ahirete iman beratını alarak gidebilmesidir. Bunun bir yolu da imanın bir tezahürü olan akraba ziyaretinden geçiyor. Bir hadiste bu husus şöyle ifade edilir:
    “Sadaka ve akraba ile ilgilenmek sebebiyle Allah Teala ömrü bereketlendirir. İnsanı son nefeste kötü kimseler gibi ölmekten korur. Her türlü kötülük ve kaçınılması gereken şeylerden de muhafaza eder.”(3)

    Demek ki, sıla-ı rahim aynı zamanda insanı günah ve kötülüklerden koruyan manevi bir kalkan vazifesini de görüyor. Sırf Allah rızası için yakınlarını ziyaret eden, onlara iyilik ve yardımda bulunan, faydalı olmaya çalışan, maddi ve manevi meseleleriyle ilgilenen bir insanı Cenab-ı Hak kötülüklerden de muhafaza ediyor.

    Fakat bu meselede çoğumuzun dert yandığı bir husus vardır. “Kendimiz fırsat buldukça gittiğimiz halde, onlar iade-i ziyarette bulunmazlar, başımıza bir hal gelse arayıp sormazlar” Bu ve buna benzer düşünceler akraba ile ilgimizin kesilmesine tesir eder.

    Bu hususta da yine bir Sahabi ile Peygamberimiz arasında geçen bir hadise ışık tutmaktadır.
    Ebu Hüreyre’nin (r.a.) anlattığına göre, bir zat gelerek Peygamberimize şöyle dedi: “Ya Resulallah, benim yakınlarım var. Ben onları ziyaret ederim. Fakat onlar bana gelmez. Ben onları iyilik ederim. Onlar bana kötülük eder. Ben onlara yumuşak davranırım, onlar bana kaba davranır.”

    Peygamberimiz de kendisine şöyle buyurdu: “Eğer dediğin gibi yapıyorsan, sen onlara kızgın kül yediriyorsun demektir. Onların yaptığı kötülük kendi zararlarınadır. Sen böyle davrandığın müddetçe Allah sana yardımcı olur ve seni onlardan korur.”(4)
    1.et-Tergib ve't-Terhib,4:116.
    2.et-Tac, 5:10.
    3.et-Tergib ve't-Terhib,4:114.
    4.et-Tac, 5:9.

    Kaynak: Mehmed Paksu Çağın Getirdiği Sorular


  3. 11.Mart.2011, 20:02
    2
    Hüvel Baki..



    Dinimize göre akrabalık bağlarımız nasıl olmalıdır? Akrabaya iyiliğin dünyada faydası nedir?

    Bazı iyilikler vardır ki, Cenab-ı Hak onların mükafatını dünyada iken de tattırır; peşin karşılığını ihsan eder. Bu durum, hem o iyiliğe bir teşvik mahiyetini taşır, hem de o iyiliğin önemini bildirir. Bu iyiliklerden birisi de akraba ziyareti ve onlara yakınlık göstermek olarak bilinen sıla-ı rahimdir.

    Sahabe-i Kiramdan birisi sorar: “Ya Resulallah, insanların en hayırlısı kimdir?”
    Bu kısa soruya Peygamberimiz şu cevabı verir:
    “Rabbinden en çok korkan, yakınlarına en çok ilgi gösteren, en çok iyiliği tavsiye edip, insanları kötülüklerden uzaklaştırmaya çalışandır.”1

    Hadis-i şerif, en hayırlı, en iyi insanı tarif ediyor. Akrabaya iyi davranmak, elinden geldiğince onlarla ilgilenmek insanın şahsiyetine doğrudan tesir ediyor ve onu İslam nazarında “en hayırlı insan” olarak vasıflandırıyor.

    Bu birinci mükafatı.
    Diğer mükafatlarını da yine Peygamberimizin mübarek lisanından öğrenelim:
    Ebu Hüreyre rivayet ediyor. Peygamber Efendimiz (a.s.m.) şöyle buyurdular:
    “Sıla-ı rahmi ne ile nasıl yapacağınızı büyüklerinizden öğreniniz. Çünkü sıla-ı rahim, akrabalar arasında sevginin artması, rızıkta çokluk, ömürde berekettir.”(2)

    Farz bir ibadet olan sıla-ı rahmi yapabilmek için, önce akrabaların tanınması gerekiyor, arkasından da hangi akrabaya nasıl bir iyilikte bulunulması, gönüllerinin ne şekilde alınacağı belirtiliyor. Aile ve akrabaların dağılması, çok kere her bir akrabanın çeşitli şehir ve beldelerde bulunması, hadiste ifade edilen bir hususa dikkatimizi çekiyor. Önce akrabalarımızı büyüklerimizden öğrenmemiz, daha sonra da onlara olan akrabalık bağımızı ve yakınlığımızı göstermemiz gerekiyor.

    Bir mü’min olarak önce onlara nasıl yakınlık gösteririz, hangi ihtiyaçlarını karşılayabiliriz, nasıl faydalı olabiliriz, ziyaretlerimizi nasıl gerçekleştirebiliriz: Bizzat giderek mi, telefonla mı, mektupla mı, bayram tebrikleri ile mi? Bunları araştırırız. Ondan sonra da elimizden geldiği kadarını yaparız.

    Biz imkanımız nisbetinde gayretimizi gösterirsek, Cenab-ı Hakkın da merhamet ve şefkatini çekeriz. Cenab-ı Hak aramızdaki sevgi bağlarını kuvvetlendirir, rızkımıza bolluk verir, ömrümüze bereket ihsan eder.

    Sıla-ı rahmin dünyada görülen bir mükafatı daha vardır ki, insanın ebedi hayatı ile alakalıdır. Bir mü’minin en mühim meselesi ahirete iman beratını alarak gidebilmesidir. Bunun bir yolu da imanın bir tezahürü olan akraba ziyaretinden geçiyor. Bir hadiste bu husus şöyle ifade edilir:
    “Sadaka ve akraba ile ilgilenmek sebebiyle Allah Teala ömrü bereketlendirir. İnsanı son nefeste kötü kimseler gibi ölmekten korur. Her türlü kötülük ve kaçınılması gereken şeylerden de muhafaza eder.”(3)

    Demek ki, sıla-ı rahim aynı zamanda insanı günah ve kötülüklerden koruyan manevi bir kalkan vazifesini de görüyor. Sırf Allah rızası için yakınlarını ziyaret eden, onlara iyilik ve yardımda bulunan, faydalı olmaya çalışan, maddi ve manevi meseleleriyle ilgilenen bir insanı Cenab-ı Hak kötülüklerden de muhafaza ediyor.

    Fakat bu meselede çoğumuzun dert yandığı bir husus vardır. “Kendimiz fırsat buldukça gittiğimiz halde, onlar iade-i ziyarette bulunmazlar, başımıza bir hal gelse arayıp sormazlar” Bu ve buna benzer düşünceler akraba ile ilgimizin kesilmesine tesir eder.

    Bu hususta da yine bir Sahabi ile Peygamberimiz arasında geçen bir hadise ışık tutmaktadır.
    Ebu Hüreyre’nin (r.a.) anlattığına göre, bir zat gelerek Peygamberimize şöyle dedi: “Ya Resulallah, benim yakınlarım var. Ben onları ziyaret ederim. Fakat onlar bana gelmez. Ben onları iyilik ederim. Onlar bana kötülük eder. Ben onlara yumuşak davranırım, onlar bana kaba davranır.”

    Peygamberimiz de kendisine şöyle buyurdu: “Eğer dediğin gibi yapıyorsan, sen onlara kızgın kül yediriyorsun demektir. Onların yaptığı kötülük kendi zararlarınadır. Sen böyle davrandığın müddetçe Allah sana yardımcı olur ve seni onlardan korur.”(4)
    1.et-Tergib ve't-Terhib,4:116.
    2.et-Tac, 5:10.
    3.et-Tergib ve't-Terhib,4:114.
    4.et-Tac, 5:9.

    Kaynak: Mehmed Paksu Çağın Getirdiği Sorular





+ Yorum Gönder