Konusunu Oylayın.: İnsanlığa hizmet etmiş birinin hayatı

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 4 kişi
İnsanlığa hizmet etmiş birinin hayatı
  1. 10.Mart.2011, 07:01
    1
    Misafir

    İnsanlığa hizmet etmiş birinin hayatı

  2. 10.Mart.2011, 14:51
    2
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: insanlığa hizmet etmiş birinin hayatı




    insanlığa hizmet etmiş birinin hayatı
    Cüneyd-i Bağdadi
    Bağdattın genç hatibi
    Cüneyd 7-8 yaşlarındadır. Bir gün babasını ağlarken görür.
    -Neler oluyor baba?
    -Dayına (Sırriyi Sekati Hazretlerine) zekât için bir kaç gümüş yolladım almadı. Yoksa ben ömrümü Allah adamlarının beğenmediği şeyleri kazanmak için mi geçiriyorum?
    -Müsaade edersen bir de ben deneyeyim.
    -Alacağını zannetmem ama sen bilirsin.
    Nurlu çocuk dayısına gider ve gümüşleri uzatır. Büyük veli hem gülümser hem elini çeker. Hayır Cüneydi der alamam.
    -Adl edip babama emreden ve ihsan edip seni serbest bırakan Allah (Celle Celalüh) için al!
    Sırriyi Sekati tutulur kalır. Şiir gibi bir cümle içinde bin mânâ. Büyük veli kucağını açar Hem gümüşleri kabul ettim der hem de seni!
    Edipler parmak ısırır
    Sırriyi Sekati Hazretleri bu cevheri çok sever. Çünkü o en girift meseleleri bile berrak bir şekilde ifade eder. Onu yanından ayırmaz olur hatta birlikte hacca giderler. Bir ara Hicaz âlimlerinin oturduğu bir meclise katılırlar. Mevzu şükürdür. 400 âlim şükrü en veciz şekilde tarife çalışır. Tam dağılacaklardır ki içlerinden biri Durun hele der küçükbeye sormadık Cüneyd Şükr Allah-ü teâla'nın ihsan ettiği nimetlerle ona isyan etmemektir der ki o ana kadar yapılan tariflerin en mânâlısıdır.
    Cüneyd ibadetten tarifsiz bir lezzet alır ve geceleri asla uyumaz. Bir yandan Sırriyi Sekati'nin sohbetleriyle hâllere ve sırlara kavuşurken diğer yandan İmam-ı Şafii'nin talebelerinden fıkh ve hadis öğrenir. Ancak muhteşem ilmine rağmen kürsüye çıkmaz. Ta ki rüyasında Resulullah Efendimizi (Sallallahü aleyhi ve sellem) görünceye kadar. Server-i Kainat ona "Ey Cüneyd insanlara nasihat et" buyururlar "Zira sözlerin ferahlık vericidir. Allah-ü teâlâ seni insanların kurtuluşuna vesile kıldı."
    İşte o günden sonra vaaza başlar ve Bağdatlı Cüneyd Cüneyd-i Bağdadi olur.
    Berberin ihlâsı
    Birisi ona gelir sorar: İhlâsı kimden öğrendiniz?
    -Mekke-i Mükerreme de harçlıksız kalmıştım. Basra'dan para bekliyordum ama gelmemişti. Saçım sakalım çok uzamıştı. Bir berbere girdim Peşin peşin söyliyeyim param yok dedim Allah rızası için saçlarımı düzeltebilir misin? Berber o anda mevki sahibi birini traş etmekteydi. Onu bırakıp bana başladı. Adam itiraz etti. Berber Kusura bakmayınız efendim dedi sizi ücreti mukabilinde traş ediyorum. Ama bu genç Allah rızası için istedi Berber dahasını da yaptı bana harçlık verdi. Aradan birkaç gün geçti beklediğim para geldi. Ona bir kese altın götürdüm. Asla alamam dedi İnan Allah'ın rızası daha değerli
    Meclisine gelenlerden biri mübareği denemek ister. Aklınca zor bir soru hazırlar ve sorar. Mübarek sözle mi cevap verelim der yoksa halle mi?
    -İkisi de olsun.
    -Eğer kendi kendini deneseydin bizi denemeye lüzum görmezdin. Kalbindeki değişimi de mi farketmedin?
    -Peki hâl ile cevabınız nasıl olacak?
    -Yüzüne bak anlarsın.
    Adam aynayı eline aldığında kendini tanıyamaz çünkü yüzü simsiyahtır. Üstelik bu yola olan muhabbetinden eser kalmamıştır ki bu tard oldu demektir. Büyükleri incitmek böylesine korkunç bir cürettir işte.
    Aradığına bağlı
    Adamın biri Cüneyd-i Bağdadiye gelip Nerede o eski kardeşlikler der Hani Allah için sevenler?
    -Eğer sıkıntılarına katlanacak birini arıyorsan bulamazsın ama sıkıntılarına katlanacağın dostlar arıyorsan çoktur.
    Cüneyd-i Bağdadi'nin talebelerinden biri şeytanın vesveselerine kapılıp kemâle geldiğini zanneder. Birbirinden cazip rüyalar görmeye başlar ve bunları arkadaşlarına da nakleder. Cüneydi Bağdadi Hazretleri onun durumuna çok üzülür. Talebesinin ayağına kadar gider ve Eğer rüyanda seni cennete götürürlerse üç defa La havle. oku diye tenbih eder. Hakikaten o gece rüyasında onu alıp cennete götürürler. Aklına hocasının sözü gelir. La havle. okuduğu anda kendini çöplükler pislikler içinde bulur. İçine düştüğü durumu anlar ve tevbe eder. Mübârek Herkese bir mürşid-i Kâmil lâzımdır der aksi halde mel'ûn şeytan musallat olur ve oyuncak eder.
    Talebelerinden biri sorar: Hiç ibadet ve tâat yapmadan Allah'ın (Celle Celalüh) lütfuna kavuşmak mümkün müdür?
    -Zaten gelen bütün nimetler Allah'ın lütfudur. Bizim gibi acizlerin ibadetlerinden ne olsun.
    Son nefes zor nefes
    Mübarek vefat edeceği gün çok korkulu ve üzgündürler. Yüzleri kül gibi olmuş rengi uçmuştur. Talebeleri bu halden çok ürkerler. Hatta içlerinden biri Aman efendim' derbiz sizin şefaatiniz ile kurtulmayı ümid ediyoruz. Eğer siz bu kadar sıkıntı çekerseniz bizim halimiz nice olur?
    -Ey dostlarım yetmiş yıllık ibadetimi kıldan ince bir ipe astılar. Kâh o yana kâh bu yana sallanıyor ve ben bu esintinin kabul yeli mi red rüzgârı mı olduğunu bilemiyorum.
    Naaşını yıkayan talebesi su ulaştırmak için mübarek gözlerini aralamaya çalışır. Melekler dile gelirKendini yorma derler Cüneydin gözü Allahın zikri ile kapanmıştır ve onun didarını görmeden açılmaz.
    Talebelerinden biri onu rüyasında görür. Merakla sorar: -Efendim Allah-ü teâlâ size nasıl muamele etti?
    -İlim ve marifet dolu sözlerimin hiçbir faydası olmadı. Sadece gece kıldığım namazlar imdadıma yetişti.



  3. 10.Mart.2011, 14:51
    2
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر



    insanlığa hizmet etmiş birinin hayatı
    Cüneyd-i Bağdadi
    Bağdattın genç hatibi
    Cüneyd 7-8 yaşlarındadır. Bir gün babasını ağlarken görür.
    -Neler oluyor baba?
    -Dayına (Sırriyi Sekati Hazretlerine) zekât için bir kaç gümüş yolladım almadı. Yoksa ben ömrümü Allah adamlarının beğenmediği şeyleri kazanmak için mi geçiriyorum?
    -Müsaade edersen bir de ben deneyeyim.
    -Alacağını zannetmem ama sen bilirsin.
    Nurlu çocuk dayısına gider ve gümüşleri uzatır. Büyük veli hem gülümser hem elini çeker. Hayır Cüneydi der alamam.
    -Adl edip babama emreden ve ihsan edip seni serbest bırakan Allah (Celle Celalüh) için al!
    Sırriyi Sekati tutulur kalır. Şiir gibi bir cümle içinde bin mânâ. Büyük veli kucağını açar Hem gümüşleri kabul ettim der hem de seni!
    Edipler parmak ısırır
    Sırriyi Sekati Hazretleri bu cevheri çok sever. Çünkü o en girift meseleleri bile berrak bir şekilde ifade eder. Onu yanından ayırmaz olur hatta birlikte hacca giderler. Bir ara Hicaz âlimlerinin oturduğu bir meclise katılırlar. Mevzu şükürdür. 400 âlim şükrü en veciz şekilde tarife çalışır. Tam dağılacaklardır ki içlerinden biri Durun hele der küçükbeye sormadık Cüneyd Şükr Allah-ü teâla'nın ihsan ettiği nimetlerle ona isyan etmemektir der ki o ana kadar yapılan tariflerin en mânâlısıdır.
    Cüneyd ibadetten tarifsiz bir lezzet alır ve geceleri asla uyumaz. Bir yandan Sırriyi Sekati'nin sohbetleriyle hâllere ve sırlara kavuşurken diğer yandan İmam-ı Şafii'nin talebelerinden fıkh ve hadis öğrenir. Ancak muhteşem ilmine rağmen kürsüye çıkmaz. Ta ki rüyasında Resulullah Efendimizi (Sallallahü aleyhi ve sellem) görünceye kadar. Server-i Kainat ona "Ey Cüneyd insanlara nasihat et" buyururlar "Zira sözlerin ferahlık vericidir. Allah-ü teâlâ seni insanların kurtuluşuna vesile kıldı."
    İşte o günden sonra vaaza başlar ve Bağdatlı Cüneyd Cüneyd-i Bağdadi olur.
    Berberin ihlâsı
    Birisi ona gelir sorar: İhlâsı kimden öğrendiniz?
    -Mekke-i Mükerreme de harçlıksız kalmıştım. Basra'dan para bekliyordum ama gelmemişti. Saçım sakalım çok uzamıştı. Bir berbere girdim Peşin peşin söyliyeyim param yok dedim Allah rızası için saçlarımı düzeltebilir misin? Berber o anda mevki sahibi birini traş etmekteydi. Onu bırakıp bana başladı. Adam itiraz etti. Berber Kusura bakmayınız efendim dedi sizi ücreti mukabilinde traş ediyorum. Ama bu genç Allah rızası için istedi Berber dahasını da yaptı bana harçlık verdi. Aradan birkaç gün geçti beklediğim para geldi. Ona bir kese altın götürdüm. Asla alamam dedi İnan Allah'ın rızası daha değerli
    Meclisine gelenlerden biri mübareği denemek ister. Aklınca zor bir soru hazırlar ve sorar. Mübarek sözle mi cevap verelim der yoksa halle mi?
    -İkisi de olsun.
    -Eğer kendi kendini deneseydin bizi denemeye lüzum görmezdin. Kalbindeki değişimi de mi farketmedin?
    -Peki hâl ile cevabınız nasıl olacak?
    -Yüzüne bak anlarsın.
    Adam aynayı eline aldığında kendini tanıyamaz çünkü yüzü simsiyahtır. Üstelik bu yola olan muhabbetinden eser kalmamıştır ki bu tard oldu demektir. Büyükleri incitmek böylesine korkunç bir cürettir işte.
    Aradığına bağlı
    Adamın biri Cüneyd-i Bağdadiye gelip Nerede o eski kardeşlikler der Hani Allah için sevenler?
    -Eğer sıkıntılarına katlanacak birini arıyorsan bulamazsın ama sıkıntılarına katlanacağın dostlar arıyorsan çoktur.
    Cüneyd-i Bağdadi'nin talebelerinden biri şeytanın vesveselerine kapılıp kemâle geldiğini zanneder. Birbirinden cazip rüyalar görmeye başlar ve bunları arkadaşlarına da nakleder. Cüneydi Bağdadi Hazretleri onun durumuna çok üzülür. Talebesinin ayağına kadar gider ve Eğer rüyanda seni cennete götürürlerse üç defa La havle. oku diye tenbih eder. Hakikaten o gece rüyasında onu alıp cennete götürürler. Aklına hocasının sözü gelir. La havle. okuduğu anda kendini çöplükler pislikler içinde bulur. İçine düştüğü durumu anlar ve tevbe eder. Mübârek Herkese bir mürşid-i Kâmil lâzımdır der aksi halde mel'ûn şeytan musallat olur ve oyuncak eder.
    Talebelerinden biri sorar: Hiç ibadet ve tâat yapmadan Allah'ın (Celle Celalüh) lütfuna kavuşmak mümkün müdür?
    -Zaten gelen bütün nimetler Allah'ın lütfudur. Bizim gibi acizlerin ibadetlerinden ne olsun.
    Son nefes zor nefes
    Mübarek vefat edeceği gün çok korkulu ve üzgündürler. Yüzleri kül gibi olmuş rengi uçmuştur. Talebeleri bu halden çok ürkerler. Hatta içlerinden biri Aman efendim' derbiz sizin şefaatiniz ile kurtulmayı ümid ediyoruz. Eğer siz bu kadar sıkıntı çekerseniz bizim halimiz nice olur?
    -Ey dostlarım yetmiş yıllık ibadetimi kıldan ince bir ipe astılar. Kâh o yana kâh bu yana sallanıyor ve ben bu esintinin kabul yeli mi red rüzgârı mı olduğunu bilemiyorum.
    Naaşını yıkayan talebesi su ulaştırmak için mübarek gözlerini aralamaya çalışır. Melekler dile gelirKendini yorma derler Cüneydin gözü Allahın zikri ile kapanmıştır ve onun didarını görmeden açılmaz.
    Talebelerinden biri onu rüyasında görür. Merakla sorar: -Efendim Allah-ü teâlâ size nasıl muamele etti?
    -İlim ve marifet dolu sözlerimin hiçbir faydası olmadı. Sadece gece kıldığım namazlar imdadıma yetişti.






+ Yorum Gönder