Konusunu Oylayın.: Mahşerde 1000 ayak ne demektir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Mahşerde 1000 ayak ne demektir?
  1. 06.Mart.2011, 23:22
    1
    Misafir

    Mahşerde 1000 ayak ne demektir?

  2. 09.Mart.2011, 00:21
    2
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: mahşerde 1000 ayak ne demektir?




    Alıntı
    mahşerde 1000 ayak ne demektir
    MAhşer - Haşr Nedemektir_?

    özlükte "bir şeyi mekân ve meskenden çıkarmak, toplamak, bir araya getirip sevketmek" anlamlarına gelen haşr, terim olarak, Cenab-ı Hakk'ın ölülere ruhları iade edip onları hesaba çekmek üzere toplaması ve toplanma yerine sevketmesi demektir. Toplanacak olan yere de "Mahşer" denir.
    Kur'ân-ı Kerim'de "Sizi topraktan yarattık, oraya döndüreceğiz ve sizi tekrar oradan çıkaracağız." (Tâ-hâ, 20/59) buyurularak; ölünce toprağa gömülen, çürüyüp toprak olan insanların tekrar oradan çıkarılacakları haber verilmiş ve bunu imkânsız görenlere karşı deliller getirilmiştir (Rûm, 30/19; Bakara, 2/259-260).
    Herkesin yaptığının karşılığını tam olarak alacağı cennet ve cehenneme doğru yol alan yolcularının uğrayacakları bir durak olan mahşerde de, diğer merhale ve duraklarda olduğu gibi iyiler daima izzet, ikram ve mükafat görecek, oradaki sıkıntı ve ızdıraplardan korunacak; kötüler ise mahşerin her türlü sıkıntı ve ızdıraplarına maruz kalacaklardır. Çeşitli sıkıntılarla dolu olan haşr, mü'minlere çok kolay, kâfirlere ise çetin olacaktır.


  3. 09.Mart.2011, 00:21
    2
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر



    Alıntı
    mahşerde 1000 ayak ne demektir
    MAhşer - Haşr Nedemektir_?

    özlükte "bir şeyi mekân ve meskenden çıkarmak, toplamak, bir araya getirip sevketmek" anlamlarına gelen haşr, terim olarak, Cenab-ı Hakk'ın ölülere ruhları iade edip onları hesaba çekmek üzere toplaması ve toplanma yerine sevketmesi demektir. Toplanacak olan yere de "Mahşer" denir.
    Kur'ân-ı Kerim'de "Sizi topraktan yarattık, oraya döndüreceğiz ve sizi tekrar oradan çıkaracağız." (Tâ-hâ, 20/59) buyurularak; ölünce toprağa gömülen, çürüyüp toprak olan insanların tekrar oradan çıkarılacakları haber verilmiş ve bunu imkânsız görenlere karşı deliller getirilmiştir (Rûm, 30/19; Bakara, 2/259-260).
    Herkesin yaptığının karşılığını tam olarak alacağı cennet ve cehenneme doğru yol alan yolcularının uğrayacakları bir durak olan mahşerde de, diğer merhale ve duraklarda olduğu gibi iyiler daima izzet, ikram ve mükafat görecek, oradaki sıkıntı ve ızdıraplardan korunacak; kötüler ise mahşerin her türlü sıkıntı ve ızdıraplarına maruz kalacaklardır. Çeşitli sıkıntılarla dolu olan haşr, mü'minlere çok kolay, kâfirlere ise çetin olacaktır.


  4. 09.Mart.2011, 01:05
    3
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: mahşerde 1000 ayak ne demektir?

    Dirildikten sonra insanların çıplak yalın ayak ve sünnetsiz olarak mahşer yerine nasıl sevkedileceklerini düşün. Mahşer yeri beyaz dümdüz hiç eğri büğrülüğü girinti ve çıkıntısı olmayan insanoğlunun saklanacağı bir perdesi bulunmayan düz bir ovadır. Her tarafı aynıdır. İnsanlar posta posta mahşer yerine sevkedilir. Bütün sınıf ayrılıklarına rağmen her tarafta gelmiş geçmiş insanları bir araya toplayan Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim. O birinci üfürmekle onları sevketti ve ikinci üfürmekle de bir araya topladı. O günde gönüllerin O'ndan korkmaları ve gözlerin de O'nun önünde korku ile dikilip bir noktaya bakmaları haklarıdır.

    Resûl-i Ekrem (s.a.v.) bir mübârek hadîsinde şöyle buyurmuştur:

    'İnsanlar kıyâmet günü beyaz ve fakat fazla beyaz olmayan tozdan temizlenmiş kül rengi toprak gibi orada kimse için sığınacak bir yer de bulunmayan yerde haşrolurlar.'

    Sen o yeri bugünkü dünya gibi sanma. Benzerlik yalnız isimdedir. Nitekim Kur'ân-ı Kerîm'de:

    'O günkü yer başka bir yere gökler de başka göklere tebdil olunacaktır.' (İbrâhim48) buyurulmuştur.

    İbn Abbâs (r.a.) diyor ki: 'Yeryüzü değişir ağaçları dağları vâdileri ve ovaları kaybolur. Ukaz ovası gibi uzayıp gider. Gümüş gibi parla üzerine kan dökülmemiş üzerinde günah işlenmemiş göklerinin güneş ay ve yıldızları gitmiş bir yerdir

    Ey âciz insan! O günün şiddet ve dehşetini bir düşün. Geçmiş ve gelecek bütün yaratıklar bir arada toplanacak yıldızlar ay ve güneş kararıp dökülecek yer kapkaranlık olacak bu arada gökler yarılıp dökülecek melekler bile dikilip kalacak. O sûr'un çıkardığı korkunç ses o göklerin parçalanıp dökülmesi ne dehşet verici bir manzaradır! Gökler erimiş bakır gibi akacak dağlar hallaç pamuğu gibi atılacak insanlar yalın ayak ve yaya olarak yollara dökülecek.

    Nitekim Resûl-i Ekrem (s.a.v.):

    'İnsanlar yalın ayak çıplak ve sünnetsiz olarak haşrolurlar. Terler onları kulak yumuşağına kadar kaplar.' buyurmuştur. İşte insan bütün bunları düşünmelidir.

    Hadîsi rivâyet eden Resûl-i Ekrem'in (s.a.v.) zevcesi Sevde (r.a.):

    'Yâ Resûl kadın erkek karışık herkes birbirine bakmaz mı? Bu nasıl olur?' deyince Resûl-i Ekrem (s.a.v.):

    'O gün senin bildiğin gibi değil kimse kimseye bakmaz. Herkesin telâşı kendine yeter.' buyurmuştur.

    Nitekim âyet-i celîlede: 'O gün bunlardan herkesin kendine yeter bir işi vardır.' (Abese37) buyurulmuştur.

    O öyle büyük ve dehşetli bir gündür ki edeb yeri açık olduğu hâlde kimse kimseye bakamaz ve hiç kimse mahrem yerim görülecek diye telâşa kapılmaz. Nasıl olsun ki insanların kimisi sürünerek kimisi yüzüstü yürüyerek gider. Başkasına bakmaya kimin vakti ve imkânı olur.

    Ebû Hureyre'nin (r.a.) rivâyetinde Resûl-i Ekrem (s.a.v.):
    Ne yazık ki ünsiyyet etmediği her şeyi inkâr insanoğlunun tabiatındandır. Eğer yılanı yüzüstü şimşek gibi yürür görmese ayaklarından başkası üzerinde yürümeyi kabûl etmezdi. Hattâ ayak üzerinde yürümeyi bile görmeyenlere göre hiç bu vücûd iki ayak üzerinde gider mi? diye inkâra kalkışırdı. Sakın dünyadaki şeylerle mukâyese edip kıyâmetin şâyân-ı hayret durumlarını inkâra kalkmışma. Zirâ sen dünyayı görmeden dünyadaki acayib hâlleri sana anlatsalar onları çoktan inkâra kalkışırdın. Bir an için kendini mahşer yerinde çırıl çıplak olarak bulunduğunu ve hakkında ya Cennet'lik veya Cehennem'lik olarak hüküm verileceğini beklemekte olduğunu düşün. Bunun ne kadar dehşet verici olduğunu hatırla ve kendine gel.


  5. 09.Mart.2011, 01:05
    3
    Silent and lonely rains
    Dirildikten sonra insanların çıplak yalın ayak ve sünnetsiz olarak mahşer yerine nasıl sevkedileceklerini düşün. Mahşer yeri beyaz dümdüz hiç eğri büğrülüğü girinti ve çıkıntısı olmayan insanoğlunun saklanacağı bir perdesi bulunmayan düz bir ovadır. Her tarafı aynıdır. İnsanlar posta posta mahşer yerine sevkedilir. Bütün sınıf ayrılıklarına rağmen her tarafta gelmiş geçmiş insanları bir araya toplayan Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim. O birinci üfürmekle onları sevketti ve ikinci üfürmekle de bir araya topladı. O günde gönüllerin O'ndan korkmaları ve gözlerin de O'nun önünde korku ile dikilip bir noktaya bakmaları haklarıdır.

    Resûl-i Ekrem (s.a.v.) bir mübârek hadîsinde şöyle buyurmuştur:

    'İnsanlar kıyâmet günü beyaz ve fakat fazla beyaz olmayan tozdan temizlenmiş kül rengi toprak gibi orada kimse için sığınacak bir yer de bulunmayan yerde haşrolurlar.'

    Sen o yeri bugünkü dünya gibi sanma. Benzerlik yalnız isimdedir. Nitekim Kur'ân-ı Kerîm'de:

    'O günkü yer başka bir yere gökler de başka göklere tebdil olunacaktır.' (İbrâhim48) buyurulmuştur.

    İbn Abbâs (r.a.) diyor ki: 'Yeryüzü değişir ağaçları dağları vâdileri ve ovaları kaybolur. Ukaz ovası gibi uzayıp gider. Gümüş gibi parla üzerine kan dökülmemiş üzerinde günah işlenmemiş göklerinin güneş ay ve yıldızları gitmiş bir yerdir

    Ey âciz insan! O günün şiddet ve dehşetini bir düşün. Geçmiş ve gelecek bütün yaratıklar bir arada toplanacak yıldızlar ay ve güneş kararıp dökülecek yer kapkaranlık olacak bu arada gökler yarılıp dökülecek melekler bile dikilip kalacak. O sûr'un çıkardığı korkunç ses o göklerin parçalanıp dökülmesi ne dehşet verici bir manzaradır! Gökler erimiş bakır gibi akacak dağlar hallaç pamuğu gibi atılacak insanlar yalın ayak ve yaya olarak yollara dökülecek.

    Nitekim Resûl-i Ekrem (s.a.v.):

    'İnsanlar yalın ayak çıplak ve sünnetsiz olarak haşrolurlar. Terler onları kulak yumuşağına kadar kaplar.' buyurmuştur. İşte insan bütün bunları düşünmelidir.

    Hadîsi rivâyet eden Resûl-i Ekrem'in (s.a.v.) zevcesi Sevde (r.a.):

    'Yâ Resûl kadın erkek karışık herkes birbirine bakmaz mı? Bu nasıl olur?' deyince Resûl-i Ekrem (s.a.v.):

    'O gün senin bildiğin gibi değil kimse kimseye bakmaz. Herkesin telâşı kendine yeter.' buyurmuştur.

    Nitekim âyet-i celîlede: 'O gün bunlardan herkesin kendine yeter bir işi vardır.' (Abese37) buyurulmuştur.

    O öyle büyük ve dehşetli bir gündür ki edeb yeri açık olduğu hâlde kimse kimseye bakamaz ve hiç kimse mahrem yerim görülecek diye telâşa kapılmaz. Nasıl olsun ki insanların kimisi sürünerek kimisi yüzüstü yürüyerek gider. Başkasına bakmaya kimin vakti ve imkânı olur.

    Ebû Hureyre'nin (r.a.) rivâyetinde Resûl-i Ekrem (s.a.v.):
    Ne yazık ki ünsiyyet etmediği her şeyi inkâr insanoğlunun tabiatındandır. Eğer yılanı yüzüstü şimşek gibi yürür görmese ayaklarından başkası üzerinde yürümeyi kabûl etmezdi. Hattâ ayak üzerinde yürümeyi bile görmeyenlere göre hiç bu vücûd iki ayak üzerinde gider mi? diye inkâra kalkışırdı. Sakın dünyadaki şeylerle mukâyese edip kıyâmetin şâyân-ı hayret durumlarını inkâra kalkmışma. Zirâ sen dünyayı görmeden dünyadaki acayib hâlleri sana anlatsalar onları çoktan inkâra kalkışırdın. Bir an için kendini mahşer yerinde çırıl çıplak olarak bulunduğunu ve hakkında ya Cennet'lik veya Cehennem'lik olarak hüküm verileceğini beklemekte olduğunu düşün. Bunun ne kadar dehşet verici olduğunu hatırla ve kendine gel.





+ Yorum Gönder