Konusunu Oylayın.: Hz Muhammed'in insan diriltme gibi bir mucizesi varmıdır Ve bir çocuğu dirilttiği doğru mudur?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hz Muhammed'in insan diriltme gibi bir mucizesi varmıdır Ve bir çocuğu dirilttiği doğru mudur?
  1. 02.Mart.2011, 17:26
    1
    Misafir

    Hz Muhammed'in insan diriltme gibi bir mucizesi varmıdır Ve bir çocuğu dirilttiği doğru mudur?






    Hz Muhammed'in insan diriltme gibi bir mucizesi varmıdır Ve bir çocuğu dirilttiği doğru mudur? Mumsema hz Muhammed'in insan diriltme gibi bir mucizesi varmıdır. Ve bir çocuğu dirilttiği doğru mudur?


  2. 02.Mart.2011, 20:39
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Hz Muhammed'in insan diriltme gibi bir mucizesi varmıdır Ve bir çocuğu dirilttiği doğru mudur?




    KUR'AN MUCİZESİ

    Peygamberler gönderildikleri zamana göre en makbul şey ne ise o tarz mucizeler göstermişlerdir. Mesela Hz. İsa (as) zamanında tıp ilmi revaçta idi. Bu sebeple Hz. İsa’nın (as) en büyük mucizesi ölüleri diriltmek oldu. Hz. Muhammed (asm) zamanında ise Arap yarımadasında en revaçta olan dört vardı;

    1. Belagat ve fesahat. Yani doğru, düzgün, açık, yerinde ve muhatabına uygun söz söyleme sanatı.

    2. Şiir ve hitabet.

    3. Kâhinlik ve gaipten haber vermek.

    4. Geçmiş zamandan ve kâinatla ilgili hadiselerden haber vermek.

    Hz. Muhammed’in (asm) en büyük mucizesi olan Kur'ân-ı Kerim gerek belagat ve hitabetiyle gerek geçmiş ve gelecek hadiselerden ve kâinatla alakalı her şeyden haber vermesiyle kâhinlere, şairlere, hatiplere meydan okumuştur. Hiç biri hiçbir vakit Kur'ân’ın bir tek suresiyle yarışamamış, Kur'ân’a karşı hayret ve hürmetle diz çökmüşlerdir.

    MİRAÇ MUCİZESİ

    Hz. Muhammed’in (asm) dünya ehline gösterdiği en büyük mucizesi ayı ikiye yarması olduğu gibi semavat (gökyüzü) ehline gösterdiği en büyük mucizesi de miraçtır.

    Buhari ve Müslim'de Mîraçla ilgili olarak yer alan rivayetlerin ortak noktalarına göre olay şu şekilde cereyan etmiştir:

    Bir gece Resûlullah (asm) Kâbe'de Hicr veya Hatîm denen yerde iken -bazı rivayetlerde uykuda iken veya uyku ile uyanıklık arasında bir halde Cebrail (as) geldi; göğsünü açtı, zemzemle yıkadıktan sonra içini iman ve hikmetle doldurup kapattı. Burak adlı bineğe bindirip Beytülmakdis'e götürdü. Resûl-i Ekrem (asm) Mescid-i Aksa'da iki rekat namaz kılıp çıktığında Cebrail (as), biri süt biri şarap dolu iki kap getirdi. Resûlullah (asm) süt dolu kabı seçince Cebrail(as) "fıtratı seçtin" dedi, ardından onu alıp dünya semasına yükseltti. Semaların her birinde sırasıyla Adem (as), İsa (as), Yusuf (as), İdris (as), Harun (as) ve Musa (as) peygamberlerle görüştü. Nihayet Beytülma'mur'un bulunduğu yedinci semada Hz. İbrahim'le (as) buluştu. Sidret'ül Münteha denilen yere vardıklarında yazıcı meleklerin kalem cızırtılarını duydu ve Allah'ın huzuruna çıktı. Burada Cenab-ı Hak elli vakit namazı farz kıldı. Dönüşte Hz. Musa (as), elli vakit namazın ümmetine ağır geleceğini söyleyip Allah'tan onu hafifletmesini istemesini tavsiye etti. Namaz beş vakte indirilinceye kadar Hz. Peygamber’in (asm) Huzur-u İlâhiye müracaatı ve Hz. Musa ile diyalogu devam etti. (Buhari: Salat,1; Tevhid,37; Enbiya,5; Bed'ül-halk,7; Menakıb,24/ Müslim: İman, 259, 262-263; Fezail,164)

    Bir rivayete göre Resul-i Ekrem'e Mîraç'ta Bakara Sûresi'nin son ayetleri indirilmiş ve Allah'a ortak koşmayanların affedileceği müjdesi de verilmiştir. (Müsned,I, 422; Müslim, İman, 279)

    AYI İKİYE BÖLME MUCİZESİ

    “Kıyâmet yaklaştı, ay yarıldı. Onlar bir mucize görseler yüz çevirir ve bu kuvvetli bir sihirdir derler. Peygamberi yalanlayıp kendi heveslerine uydular. Fakat takdir edilen her şey bir gayeye ulaşacaktır.” (Kamer, 1-3)

    Bu ayette de bildirildiği gibi Hz. Muhammed’in (asm) en büyük mucizelerinden biri ayı ikiye bölme mucizesidir. Kâfirlerin bile inkâr edemedikleri bu mucize şu şekilde gerçekleşmiştir:

    Bir gün Kureyş'in ileri gelenlerinden Ebû Cehil, Velid bin Muğire gibilerin de içinde bulunduğu bir grup müşrik, Hz. Muhammed’e (asm) gelerek:

    “Eğer sen, gerçekten söylediğin gibi Allah tarafından vazifelendirilmiş bir peygamber isen bize ayı ikiye ayır. Öyle ki, yarısı Ebû Kubeys Dağı, diğer yansı Kuaykıan Dağı üzerinde görülsün” dediler.

    Resûl-i Ekrem (asm) Efendimiz,

    "Şayet bunu yaparsam, îmân eder misiniz?" diye sordu. Onlar:

    "Evet, îmân ederiz." dediler.

    Ayın bedir haliydi, yani en güzel göründüğü 14. gecesiydi. Kâinatın Efendisi (asm), Allah’ın emir ve iradesi dâiresinde hareket eden aya şehâdet parmağıyla işâret etti. Bu işaret kâfi geldi ve ay ikiye ayrıldı. Öyle ki yarısı müşriklerin istedikleri gibi Ebû Kubeys Dağı üzerinde, diğer yarısı ise Kuaykıan Dağı üstünde iki parça halinde göründü. Hz. Muhammed (asm) orada bulunan halka:

    "Şahit olunuz! Şahit olunuz!" diye seslendi.

    Bu apaçık mucize karşısında da müşrikler, inat ve inkârlarından vazgeçmediler. Üstelik,
    gözleri önünde cereyan eden hâdiseyi elbette inkâr edemediler. İnkâr edemedikleri için de, çıkar yol olarak sihirdir demek zorunda kaldılar! ( Müslim, 8/132 , Ahmed İbn-i Hanbel, Müsned, 1/447, İbni Kesîr, Tefsir: 4/262, Tirmizî, 5/398 , Kâdı İyaz, Şifâ: 1/238 )

    GELECEKTEN HABER VERMESİ İLE İLGİLİ BİR KAÇ MİSAL

    Hz. Hüseyin’in (ra) Kerbela’da katledileceğini haber vermesi:

    Hz. Ali’den (ra) rivayet edilmiştir ki; ‘Ya Resulullah (asm)! Sizi üzen ve kızdıran bir kimse mi oldu? Hayır’ dedi. ‘Ama niçin gözleriniz yaşlı?’ dedim. Dedi ki: ‘Şimdi Cebrail (as) yanımdan kalktı, bana dedi ki: Hüseyin (ra) Fırat nehri kenarında katledilecektir" ( Müsned-i Ahmed 1/85, 3/242 ve 256, 6/294)

    Hz. Muhammed (asm) bu haberi verdikten elli sene sonra aynen gerçekleşmiş, bu haberin doğruluğu böylece ortaya çıkmıştır.

    İstanbul’un Müslümanlar tarafından fethedileceğini haber vermesi:

    Kesin doğru bir rivayet ile haber verilmiştir ki; “İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fethedecek kumandan ne güzel bir kumandan ve onun ordusu ne güzel bir ordudur.” (Müstedrek-ül Hakim 4/422 Abdullah bin Bişr El-Ganevi’den rivayet… )

    YİYECEKLERİN BEREKETLENMESİ İLE İLGİLİ BİR KAÇ MİSAL

    Hz. Muhammed’in (asm) Hz. Zeynep’le (ra) düğün cemiyetinde Hz Enes'in (ra) annesi Ümmü Süleym (ra) bir iki avuç hurmayı yağ ile kavurarak, bir kaba koyup Hz. Enes’le (ra) Peygamber'e (asm) gönderdi. Resulullah (asm) Hz. Enes’e (ra) dedi ki; “filan filanı çağır! Hem kime rast gelirsen onu da davet et.”

    Enes (ra) da kime rast geldiyse çağırdı. Üç yüz kadar sahabe gelip evini ve Suffa mescidini doldurdular. Hz Muhammed (asm) dedi ki; “Onar onar halka olunuz.” Sonra mübarek elini o az yiyecek üzerine koyup dua etti: “buyurun” dedi. Bütün o üç yüz kişi yediler, tok olup kalktılar.

    Enes’e (ra) dedi ki; “Kaldır.” Enes (ra) demiş ki; “Yiyecek kabını koyduğum vakit mi çoktu, yoksa kaldırdığım vakit mi çoktu fark edemedim.” (Sahih-i Buhari 4/234 ve 235)

    Hz. Ömer (ra), Ebu Hureyre (ra), Seleme İbn’il Ekva (ra) ve Ebu Amret El-Ensari (ra) gibi, çeşitli rivayetlerle diyorlar ki:

    Tebük savaşında ordu aç kaldı. Resulullah’a (asm) müracaat ettiler. Dedi ki; “Heybelerinizde kalan yiyecekleri toplayınız.” Herkes birer parça hurma getirdi. En çok getiren dört avuç getirebildi. Bir kilime koydular. Seleme (ra) derki; “Toplanan yiyecekler oturmuş bir keçi kadar ancak vardı.” Sonra Resulullah (asm) bereketle dua etti. Dedi ki; “Herkes kabını getirsin.” Koştular geldiler. Ordu içinde herkesin kabı doldu. Hem fazla kaldı. Sahabelerden bir ravi demiş: “O bereketin gidişatından anladım, eğer arz ahalisi gelseydi, onlara dahi kâfi gelecekti.” (Sahih-iMüslim 1/56, hadis no: 45 ve 1729)

    PARMAKLARINDAN ÇEŞME GİBİ SULARIN AKMASINA MİSAL

    Hz. Cabir ibn-i Abdullah-il Ensari (ra) beyan ediyor:

    “Biz bin beşyüz kişi Hudeybiye savaşında susadık. Resulullah (asm) kırba denilen deriden bir kap sudan abdest aldı, sonra elini içine soktu. Gördüm ki, parmaklarından çeşme gibi su akıyor. Bin beş yüz kişi içip kaplarını o kırbadan doldurdular. Salim ibn-i Ebi’l Ca’d (ra), Cabir’den (ra) sormuş: “Kaç kişiydiniz?” Cabir (ra) demiş ki: “Yüz bin kişi de olsaydı, yine kâfi gelirdi. Fakat biz, bin beş yüz idik.” (Sahih-i Buhari 4/234, 5/156)

    SULARIN BEREKETLENMESİ İLE İLGİLİ BİR KAÇ MİSAL

    Muaz ibn-i Cebel (ra) haber veriyor:

    Tebük savaşında bir çeşmeye rast geldik. İp inceliğindeki bir kalınlıkta su akıyordu. Resulullah (asm) emretti ki: “Bir parça o suyu toplayınız” Avuçlarında bir parça topladılar. Resulullah (asm) o suyla elini yüzünü yıkadı. Sonra suyu çeşmeye koyduk. Birden çeşme çokça aktı. Bütün orduya kâfi geldi. Hatta bir râvi olan imam ibn-i İshak (ra) der ki: gök gürültüsü gibi toprak altında o çeşmenin suyu gürültü yaparak aktı. Resulullah (asm) Hz Muaz’a (ra) dedi ki: “Bu mucize eseri olan mübarek su devam edip buraları bağa çevirecek, ömrün varsa göreceksin…” ve öyle olmuştur. (Sahih-i Müslim 4/1784 ve 1785, 7/60)

    Buhari, Hz. Bera’dan (ra) naklediyor:

    Hudeybiye savaşında bir kuyuya rast geldik. Biz dört yüz kişiydik. O kuyunun suyu elli kişiyi ancak idare ederdi. Biz suyu çektik. İçinde bir şey bırakmadık. Resulullah (asm) geldi. Kuyunun başına oturdu, bir kova su istedi; getirdik. Kovanın içine mübarek ağzının suyunu bıraktı ve dua etti. Sonra o kovayı kuyuya döktü. Birden kuyu coştu ve kaynadı, ağzına kadar doldu. Bütün ordu, kendileri ve hayvanları doyuncaya kadar içtiler, kaplarını da doldurdular. (Sahih-i Buhari 4/ 234 )

    AĞAÇLARIN EMİRLERİNİ DİNLEMESİ İLE İLGİLİ BİR KAÇ MİSAL

    Hz. Büreyde (ra) dedi ki: “Biz Resulullah’ın (asm) yanındayken bir seferde bir Arap geldi. Bir ayet yani bir mucize istedi. Resulullah (asm) bir ağaca işaret etti. Ağaç sağa sola meylederek köklerini yerden çıkarıp peygamberin huzuruna geldi. “Esselamü aleyke Ya Resulullah” dedi. Sonra o arap dedi: “ Yine yerine gitsin” Resulullah (asm) emretti. Yerine gitti. O arap iman etti. (Eş-şifa_Kadı İyaz 1/299 )

    Taif savaşında Resulullah (asm) gece at üstünde giderken uykusu geliyordu. O halde iken bir Sidre ağacına rast geldi. Ağaç ona yol verip atını incitmemek için ikiye ayrıldı. Resulullah (asm) hayvan ile içinden geçti. Ta zamanımıza kadar o ağaç iki ayak üstünde muhterem bir vaziyette kaldı. (Eş-Şifa_Kadı İyaz 1/301-302)

    KURU HURMA KÜTÜĞÜNÜN AĞLAMASI

    Çok meşhur olan bu mucizenin çeşitli rivayetleri vardır. Biz sadece bir tanesini söyleyeceğiz.
    Mescid-i Şerif’te hurma ağacından olan kuru bir direk vardı.Resulullah (asm) hutbe okurken ona dayanıyordu. Daha sonra minber-i şerif yapıldı. Sonra Resulullah (asm) o minbere çıkıp hutbesini okumaya başladı. Okurken o kuru hurma kütüğü deve gibi inleyip ağladı. Bütün cemaat işitti. Resulullah (asm) kütüğün yanına geldi. Elini üstüne koydu. Onunla konuştu teselli verdi. Sonra kütüğün ağlaması durdu. (Sahih-i Buhari 2/11, 3/80 )

    DAĞLARIN TAŞLARIN ONA SELAM VERMELERİ VE PEYGAMBERLİĞİNİ TASDİK ETMELERİ

    Hz. Ali (ra) diyor ki: Resulullah’ın (asm) peygamberliğinin ilk zamanlarında Mekke civarında beraber gezdiğimizde ağaç ve taşa rast geldiğimiz vakit “Essalamü aleyke Ya Resulullah” diyorlardı. (Eş-şifa 1/306-307)

    Resulullah (asm) hicret ettiği ve kâfirler takibe çıktıkları vakit Huneyn dağına çıktılar. Huneyn dağı dedi: “Ya Resulullah benden ininiz. Korkarım benim üstümde sizi vururlarsa Allah (cc) bana azap eder. Onun için korkarım.” Sevr dağı seslendi: “Bana gel, Ya Resulullah.” (Eş-şifa_Kadı İyaz 1/308)

    ASA VE SOPALARIN KILIÇ HALİNE DÖNÜŞMESİ

    Büyük Bedir savaşında Ukkaşe ibn-il Mihsan-ıl Esedi’nin (ra) müşriklerle dövüşürken kılıcı kırıldı. Resulullah (asm) ona kılıcına karşılık kalınca bir değnek verdi. Dedi: “Bununla harbet.” Birden değnek Allah’ın izniyle uzun beyaz bir kılıç oldu. Onunla harbetti. Hayatı boyunca ta Yemame savaşında şehit oluncaya kadar o kılıcı boynunda taşıdı. Şu hâdise kesindir, çünkü Ukkaşe (ra) bütün hayatında onunla iftihar etmiş ve o kılıç “El-avn” (imdat ve yardım kılıcı) namıyla meşhur olmuş. (Eş-şifa_Kadı İyaz 1/222-223 )

    ELİYLE ATTIĞI BİR AVUÇ KUMUN KOCA BİR ORDUNUN GÖZÜNE KAÇMASI

    “Attığın zaman sen atmadın, ancak Allah attı.” (Enfal, 17 ) Ayetinin sırrıyla Bedir savaşında Resulullah (asm) bir avuç toprak ile küçük taşları aldı, kâfirler ordusunun yüzüne attı.O bir avuç toprak her bir kâfirin teker teker gözüne gitti. Her biri kendi gözü ile meşgul olup hücumda iken birden kaçtılar. Aynı hâdise Huneyn savaşında da gerçekleşmiştir. (Ebu Davud hadis no: 4508 ve 4509)

    HASTALARIN VE YARALILARIN ŞİFA BULMASI

    Sa’d bin Ebi Vakkas’dan (ra) rivayetle:
    Katade İbn-i Nu’man’ın (ra) gözüne bir ok isabet etmiş, gözünü çıkarıp, gözünün akı yüzünün üstüne indi. Resulullah (asm) mübarek şifalı eliyle onun gözünü alıp, eski yuvasına yerleştirdi. İki gözünden en güzeli olarak hiçbir şey olmamış gibi şifa buldu. (Eş-şifa_Kadı İyaz 1/322)

    Hayber savaşında Resulullah (asm) Hz. Ali’yi (ra) bayraktar tayin ettiği halde, Hz. Ali’nin (ra) gözleri hastalıktan çok ağrıyordu. Resulullah (asm) bir ilaç gibi tükürüğünü onun gözüne sürdüğü dakikada, şifa bularak hiç bir şey kalmadı. Sabahleyin Hayber Kalesi'nin pek ağır demir kapısını çekip, elinde kalkan gibi tutup, Hayber Kalesini feth etti. (Sahih-i Buhari 4/58,65 ve 73, 5/23)

    İbn-i Ebi Şeybe haber veriyor ki: Bir kadın bir çocuğu, Resulullah’ın (asm) yanına getirdi. O çocukta bir bela vardı, konuşamıyordu, aptal idi. Resulullah (asm) bir su ile mazmaza etti, elini yıkadı. O suyu kadına verdi, çocuğa içirsin ferman etti. Çocuk o suyu içtikten sonra, hastalığından ve belasından bir şey kalmadı. Öyle bir akıl ve kemal sahibi oldu ki, insanların en akıllılarından üstün oldu. (Delail-in Nübüvve, Beyhaki 6/82)

    ÖLÜLERİ DİRİLTMESİ

    İmam-i Ali’nin mühim ve sadık bir şakirdi olan Hasan-ı Basri haber veriyor ki: Bir adam, Resulullah’ın (asm) yanına gelerek ağlayıp sızladı. Dedi: “Benim küçük bir kızım vardı, şu yakın derede öldü, oraya attım.” Resulullah (asm) ona acıdı. Ona dedi: “Gel oraya gideceğiz.” Gittiler. Resulullah (asm) o ölmüş kızı çağırdı: “Ya filane!” dedi. Birden o ölmüş kız, “Lebbeyk ve sa’deyk” dedi. Resulullah (asm) ferman etti: “Tekrar baba ve annenin yanına gelmeği arzu eder misin?” o dedi: "Yok, ben onlardan daha hayırlısını buldum.” (Eş-Şifa _Kadı İyaz 1/320)

    Abdullah İbn-i Ubeydullah-il Ensari’den (ra) haber veriyorlar ki: Abdullah demiş: Sabit İbn-i Kays (ra) İbn-i Şemmas’ın Yemame Harbi’nde şehit düştüğü ve kabre koyduğumuz vakit, ben ordaydım. Kabre konurken, birden ondan bir ses geldi: “Muhammed (asm) Allah’ın resulüdür. Hz. Ebu Bekir (ra) sıddıktır, Ömer (ra) şehittir. Osman (ra) ise şefkatli ve masumdur.” (Delail-ün Nübüvve _Beyhaki 6/58)

    HER DUASININ KABUL EDİLMESİ

    Resulullah (asm) meşhur Ebu Katade’ye (ra) ferman etmiş: "Allah (cc) senin vechini; yani, kalp ve ruhunu kurtarsın… ve ey Allah’ım onun ömrüne ve saçına mübareklik koy” diye genç kalması için dua etmiş. Ebu Katade (ra) yetmiş yaşında vefat ettiği vakit on beş yaşında bir genç gibi olduğu, doğru rivayetler ile şöhret bulmuştur. (Eş-Şifa_Kadı İyaz 1/327)

    İbn-i Mes’ud’un (ra) meşhur kıssasıdır ki: İbn-i Mes’ud (ra) Müslüman olmadan evvel, çobandı. Resulullah (asm) Ebu Bekir-is Sıddık (ra) ile beraber İbn-i Mes’ud’un (ra) keçileriyle bulunduğu yer gitmişler. Resulullah (asm), İbn-i Mesud’dan (ra) süt istemiş. O da demiş: "Keçiler benim değil, başkasının malıdırlar.” Resulullah (asm) demiş: “Kısır, sütsüz bir keçi bana getir.” Oda iki senedir yavrusu olmayıp sütü kesilen bir keçi getirdi. Resulullah (asm) eliyle o keçinin memesini mesh edip dua etmiş. Sonra sağmışlar; halis bir süt almışlar, içmişler. İbn-i Mes’ud (ra) bu mucizeyi gördükten sonra iman etmiş. (Sahih-i İbn-i Hibban 8/149)

    HAYVANLARIN KONUŞARAK O’NA ŞEHADET ETMESİ

    Hayber savaşında bir Yahudi kadını bir keçiyi pişirip getirmiş. Gayet etkili bir zehir ile zehirlemiş. Resulullah’a (asm) göndermiş. Sahabeler yemeye başlamışlar. Resulullah (asm) birden ferman etti: Pişirilen keçi bana der ki: “Ben zehirliyim” diye haber veriyor. Herkes elini çekti. Fakat o şiddetli zehirin etkisinden, Bişr İbn-il Berra (ra) aldığı bir tek lokmadan vefat etti. Resulullah (asm) Zeynep ismindeki o kadını çağırdı. Dedi ki “Neden böyle yaptın?” o kadın dedi: “Eğer peygamber isen sana zarar vermeyecek; eğer padişah isen insanları senden kurtarmak için yaptım.” Bazı rivayette onu öldürtmemiş, bazı rivayette ise öldürtmüştür. Ehl-i hakikat demiş ki: Kendi öldürtmemiş; fakat Bişr’in (ra) yakınlarına verilmiş, onlar öldürmüşler. (Sahih-i Buhari 2/121, 3/114)

    Çok meşhur bir kurt hadisesi: Bir kurt, keçilerden birisini tutmuş; çoban kurdun elinden kurtarmış. Kurt demiş:
    "Allah’tan korkmadın benim rızkımı elimden aldın.” Çoban demiş:
    "Acâip! Kurt hiç konuşur mu?” Kurt ona demiş:
    "Acaiplik senin halindedir ki, bu yerin arka tarafında bir zat var; sizi cennete davet ediyor, peygamberdir onu tanımıyorsunuz.” Çoban kurda demiş:
    "Ben gideceğim fakat kim benim keçilerime bakacak?” Kurt demiş:
    “Ben bakacağım.” Çoban çobanlığı kurda devredip gelmiş. Resulullah’ı (asm) görmüş iman etmiş. Sonra sürüsünün başına geri dönmüş. Kurdu sürüye hiçbir zarar vermemiş halde çoban olarak görmüş. Kurt çobana üstatlık ettiği için ona bir keçi kesmiş. (Delail-ün Nübüvve_ Ebu Nuaym 2/373)

    CİNLERİN ONU TANIMALARI VE ŞEHADET ETMELERİ

    Hz. Ömer’den (ra) meşhur bir haberdir ki, demiş: “Biz Resulullah’ın (asm) yanında iken, ihtiyar şeklinde, elinde bir asa, “Hame” isminde bir cin geldi, iman etti. Resulullah (asm) ona kısa surelerden birkaç sureyi ders verdi. Dersini aldı, gitti.” (Eş-Şifa 1/362)

    MELEKLERİN O'NUN (ASM) EMRİNE İTAAT ETMELERİ

    Bedir Savaş’ında beş bin melek Kur'ân’ın emriyle önde sahabeler gibi O’na (asm) hizmet edip asker olmuşlar. Hatta o melekler diğer melekler içinde Bedir’de savaşanlar gibi şeref kazanmışlardır. (Sahih-i Buhari 7/242)

    Hz. Hamza (ra) Resulullah’dan (asm) niyaz etti ki: “Ben Cebrail’i (as) görmek istiyorum.” Resulullah (asm) Kâbe’de ona gösterdi. Dayanamadı bayıldı yere düştü. ( El-Hasais-ül Kübra_Suyuti 1/311)

    ALLAH (CC) TARAFINDAN MUHAFAZA EDİLİŞİ

    Ebu Cehil yemin etmiş ki: “Ben secdede Muhammed’i görsem, taşla O’na vuracağım.” Büyük bir taş alıp gitmiş. Secdede gördüğü vakit elini kaldırıp vuracak iken elleri yukarıda kalmış. Resulullah (asm) namazını bitirdikten sonra kalkmış; Ebu Cehil’in eli çözülmüş. (Sahih-i Müslim Hadis no: 2797)

    Ebu Bekir Sıddık (ra) haber veriyor ki: “Tebbet yedâ ebi leheb” suresi nazil olduktan sonra, Ebu Leheb’in karısı Ümm-ü Cemil denilen “Hammalet-el Hatap” bir taş alıp, Mescid-i Haram’a gelmiş. Ebu Bekir (ra) ile Resulullah (asm) orada oturuyorlarmış. Gözü Ebu Bekir’i (ra) görüyor, soruyor: “Ya Eba Bekir! Senin arkadaşın nerede? Ben işitmişim ki, beni hicvetmiş. Ben görsem bu taşı ağzına vuracağım.” Yanında iken Hz. Peygamber'i (asm) görmemiş. (Sahih-i İbn-i Hibban 8/152)


  3. 02.Mart.2011, 20:39
    2
    Silent and lonely rains



    KUR'AN MUCİZESİ

    Peygamberler gönderildikleri zamana göre en makbul şey ne ise o tarz mucizeler göstermişlerdir. Mesela Hz. İsa (as) zamanında tıp ilmi revaçta idi. Bu sebeple Hz. İsa’nın (as) en büyük mucizesi ölüleri diriltmek oldu. Hz. Muhammed (asm) zamanında ise Arap yarımadasında en revaçta olan dört vardı;

    1. Belagat ve fesahat. Yani doğru, düzgün, açık, yerinde ve muhatabına uygun söz söyleme sanatı.

    2. Şiir ve hitabet.

    3. Kâhinlik ve gaipten haber vermek.

    4. Geçmiş zamandan ve kâinatla ilgili hadiselerden haber vermek.

    Hz. Muhammed’in (asm) en büyük mucizesi olan Kur'ân-ı Kerim gerek belagat ve hitabetiyle gerek geçmiş ve gelecek hadiselerden ve kâinatla alakalı her şeyden haber vermesiyle kâhinlere, şairlere, hatiplere meydan okumuştur. Hiç biri hiçbir vakit Kur'ân’ın bir tek suresiyle yarışamamış, Kur'ân’a karşı hayret ve hürmetle diz çökmüşlerdir.

    MİRAÇ MUCİZESİ

    Hz. Muhammed’in (asm) dünya ehline gösterdiği en büyük mucizesi ayı ikiye yarması olduğu gibi semavat (gökyüzü) ehline gösterdiği en büyük mucizesi de miraçtır.

    Buhari ve Müslim'de Mîraçla ilgili olarak yer alan rivayetlerin ortak noktalarına göre olay şu şekilde cereyan etmiştir:

    Bir gece Resûlullah (asm) Kâbe'de Hicr veya Hatîm denen yerde iken -bazı rivayetlerde uykuda iken veya uyku ile uyanıklık arasında bir halde Cebrail (as) geldi; göğsünü açtı, zemzemle yıkadıktan sonra içini iman ve hikmetle doldurup kapattı. Burak adlı bineğe bindirip Beytülmakdis'e götürdü. Resûl-i Ekrem (asm) Mescid-i Aksa'da iki rekat namaz kılıp çıktığında Cebrail (as), biri süt biri şarap dolu iki kap getirdi. Resûlullah (asm) süt dolu kabı seçince Cebrail(as) "fıtratı seçtin" dedi, ardından onu alıp dünya semasına yükseltti. Semaların her birinde sırasıyla Adem (as), İsa (as), Yusuf (as), İdris (as), Harun (as) ve Musa (as) peygamberlerle görüştü. Nihayet Beytülma'mur'un bulunduğu yedinci semada Hz. İbrahim'le (as) buluştu. Sidret'ül Münteha denilen yere vardıklarında yazıcı meleklerin kalem cızırtılarını duydu ve Allah'ın huzuruna çıktı. Burada Cenab-ı Hak elli vakit namazı farz kıldı. Dönüşte Hz. Musa (as), elli vakit namazın ümmetine ağır geleceğini söyleyip Allah'tan onu hafifletmesini istemesini tavsiye etti. Namaz beş vakte indirilinceye kadar Hz. Peygamber’in (asm) Huzur-u İlâhiye müracaatı ve Hz. Musa ile diyalogu devam etti. (Buhari: Salat,1; Tevhid,37; Enbiya,5; Bed'ül-halk,7; Menakıb,24/ Müslim: İman, 259, 262-263; Fezail,164)

    Bir rivayete göre Resul-i Ekrem'e Mîraç'ta Bakara Sûresi'nin son ayetleri indirilmiş ve Allah'a ortak koşmayanların affedileceği müjdesi de verilmiştir. (Müsned,I, 422; Müslim, İman, 279)

    AYI İKİYE BÖLME MUCİZESİ

    “Kıyâmet yaklaştı, ay yarıldı. Onlar bir mucize görseler yüz çevirir ve bu kuvvetli bir sihirdir derler. Peygamberi yalanlayıp kendi heveslerine uydular. Fakat takdir edilen her şey bir gayeye ulaşacaktır.” (Kamer, 1-3)

    Bu ayette de bildirildiği gibi Hz. Muhammed’in (asm) en büyük mucizelerinden biri ayı ikiye bölme mucizesidir. Kâfirlerin bile inkâr edemedikleri bu mucize şu şekilde gerçekleşmiştir:

    Bir gün Kureyş'in ileri gelenlerinden Ebû Cehil, Velid bin Muğire gibilerin de içinde bulunduğu bir grup müşrik, Hz. Muhammed’e (asm) gelerek:

    “Eğer sen, gerçekten söylediğin gibi Allah tarafından vazifelendirilmiş bir peygamber isen bize ayı ikiye ayır. Öyle ki, yarısı Ebû Kubeys Dağı, diğer yansı Kuaykıan Dağı üzerinde görülsün” dediler.

    Resûl-i Ekrem (asm) Efendimiz,

    "Şayet bunu yaparsam, îmân eder misiniz?" diye sordu. Onlar:

    "Evet, îmân ederiz." dediler.

    Ayın bedir haliydi, yani en güzel göründüğü 14. gecesiydi. Kâinatın Efendisi (asm), Allah’ın emir ve iradesi dâiresinde hareket eden aya şehâdet parmağıyla işâret etti. Bu işaret kâfi geldi ve ay ikiye ayrıldı. Öyle ki yarısı müşriklerin istedikleri gibi Ebû Kubeys Dağı üzerinde, diğer yarısı ise Kuaykıan Dağı üstünde iki parça halinde göründü. Hz. Muhammed (asm) orada bulunan halka:

    "Şahit olunuz! Şahit olunuz!" diye seslendi.

    Bu apaçık mucize karşısında da müşrikler, inat ve inkârlarından vazgeçmediler. Üstelik,
    gözleri önünde cereyan eden hâdiseyi elbette inkâr edemediler. İnkâr edemedikleri için de, çıkar yol olarak sihirdir demek zorunda kaldılar! ( Müslim, 8/132 , Ahmed İbn-i Hanbel, Müsned, 1/447, İbni Kesîr, Tefsir: 4/262, Tirmizî, 5/398 , Kâdı İyaz, Şifâ: 1/238 )

    GELECEKTEN HABER VERMESİ İLE İLGİLİ BİR KAÇ MİSAL

    Hz. Hüseyin’in (ra) Kerbela’da katledileceğini haber vermesi:

    Hz. Ali’den (ra) rivayet edilmiştir ki; ‘Ya Resulullah (asm)! Sizi üzen ve kızdıran bir kimse mi oldu? Hayır’ dedi. ‘Ama niçin gözleriniz yaşlı?’ dedim. Dedi ki: ‘Şimdi Cebrail (as) yanımdan kalktı, bana dedi ki: Hüseyin (ra) Fırat nehri kenarında katledilecektir" ( Müsned-i Ahmed 1/85, 3/242 ve 256, 6/294)

    Hz. Muhammed (asm) bu haberi verdikten elli sene sonra aynen gerçekleşmiş, bu haberin doğruluğu böylece ortaya çıkmıştır.

    İstanbul’un Müslümanlar tarafından fethedileceğini haber vermesi:

    Kesin doğru bir rivayet ile haber verilmiştir ki; “İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fethedecek kumandan ne güzel bir kumandan ve onun ordusu ne güzel bir ordudur.” (Müstedrek-ül Hakim 4/422 Abdullah bin Bişr El-Ganevi’den rivayet… )

    YİYECEKLERİN BEREKETLENMESİ İLE İLGİLİ BİR KAÇ MİSAL

    Hz. Muhammed’in (asm) Hz. Zeynep’le (ra) düğün cemiyetinde Hz Enes'in (ra) annesi Ümmü Süleym (ra) bir iki avuç hurmayı yağ ile kavurarak, bir kaba koyup Hz. Enes’le (ra) Peygamber'e (asm) gönderdi. Resulullah (asm) Hz. Enes’e (ra) dedi ki; “filan filanı çağır! Hem kime rast gelirsen onu da davet et.”

    Enes (ra) da kime rast geldiyse çağırdı. Üç yüz kadar sahabe gelip evini ve Suffa mescidini doldurdular. Hz Muhammed (asm) dedi ki; “Onar onar halka olunuz.” Sonra mübarek elini o az yiyecek üzerine koyup dua etti: “buyurun” dedi. Bütün o üç yüz kişi yediler, tok olup kalktılar.

    Enes’e (ra) dedi ki; “Kaldır.” Enes (ra) demiş ki; “Yiyecek kabını koyduğum vakit mi çoktu, yoksa kaldırdığım vakit mi çoktu fark edemedim.” (Sahih-i Buhari 4/234 ve 235)

    Hz. Ömer (ra), Ebu Hureyre (ra), Seleme İbn’il Ekva (ra) ve Ebu Amret El-Ensari (ra) gibi, çeşitli rivayetlerle diyorlar ki:

    Tebük savaşında ordu aç kaldı. Resulullah’a (asm) müracaat ettiler. Dedi ki; “Heybelerinizde kalan yiyecekleri toplayınız.” Herkes birer parça hurma getirdi. En çok getiren dört avuç getirebildi. Bir kilime koydular. Seleme (ra) derki; “Toplanan yiyecekler oturmuş bir keçi kadar ancak vardı.” Sonra Resulullah (asm) bereketle dua etti. Dedi ki; “Herkes kabını getirsin.” Koştular geldiler. Ordu içinde herkesin kabı doldu. Hem fazla kaldı. Sahabelerden bir ravi demiş: “O bereketin gidişatından anladım, eğer arz ahalisi gelseydi, onlara dahi kâfi gelecekti.” (Sahih-iMüslim 1/56, hadis no: 45 ve 1729)

    PARMAKLARINDAN ÇEŞME GİBİ SULARIN AKMASINA MİSAL

    Hz. Cabir ibn-i Abdullah-il Ensari (ra) beyan ediyor:

    “Biz bin beşyüz kişi Hudeybiye savaşında susadık. Resulullah (asm) kırba denilen deriden bir kap sudan abdest aldı, sonra elini içine soktu. Gördüm ki, parmaklarından çeşme gibi su akıyor. Bin beş yüz kişi içip kaplarını o kırbadan doldurdular. Salim ibn-i Ebi’l Ca’d (ra), Cabir’den (ra) sormuş: “Kaç kişiydiniz?” Cabir (ra) demiş ki: “Yüz bin kişi de olsaydı, yine kâfi gelirdi. Fakat biz, bin beş yüz idik.” (Sahih-i Buhari 4/234, 5/156)

    SULARIN BEREKETLENMESİ İLE İLGİLİ BİR KAÇ MİSAL

    Muaz ibn-i Cebel (ra) haber veriyor:

    Tebük savaşında bir çeşmeye rast geldik. İp inceliğindeki bir kalınlıkta su akıyordu. Resulullah (asm) emretti ki: “Bir parça o suyu toplayınız” Avuçlarında bir parça topladılar. Resulullah (asm) o suyla elini yüzünü yıkadı. Sonra suyu çeşmeye koyduk. Birden çeşme çokça aktı. Bütün orduya kâfi geldi. Hatta bir râvi olan imam ibn-i İshak (ra) der ki: gök gürültüsü gibi toprak altında o çeşmenin suyu gürültü yaparak aktı. Resulullah (asm) Hz Muaz’a (ra) dedi ki: “Bu mucize eseri olan mübarek su devam edip buraları bağa çevirecek, ömrün varsa göreceksin…” ve öyle olmuştur. (Sahih-i Müslim 4/1784 ve 1785, 7/60)

    Buhari, Hz. Bera’dan (ra) naklediyor:

    Hudeybiye savaşında bir kuyuya rast geldik. Biz dört yüz kişiydik. O kuyunun suyu elli kişiyi ancak idare ederdi. Biz suyu çektik. İçinde bir şey bırakmadık. Resulullah (asm) geldi. Kuyunun başına oturdu, bir kova su istedi; getirdik. Kovanın içine mübarek ağzının suyunu bıraktı ve dua etti. Sonra o kovayı kuyuya döktü. Birden kuyu coştu ve kaynadı, ağzına kadar doldu. Bütün ordu, kendileri ve hayvanları doyuncaya kadar içtiler, kaplarını da doldurdular. (Sahih-i Buhari 4/ 234 )

    AĞAÇLARIN EMİRLERİNİ DİNLEMESİ İLE İLGİLİ BİR KAÇ MİSAL

    Hz. Büreyde (ra) dedi ki: “Biz Resulullah’ın (asm) yanındayken bir seferde bir Arap geldi. Bir ayet yani bir mucize istedi. Resulullah (asm) bir ağaca işaret etti. Ağaç sağa sola meylederek köklerini yerden çıkarıp peygamberin huzuruna geldi. “Esselamü aleyke Ya Resulullah” dedi. Sonra o arap dedi: “ Yine yerine gitsin” Resulullah (asm) emretti. Yerine gitti. O arap iman etti. (Eş-şifa_Kadı İyaz 1/299 )

    Taif savaşında Resulullah (asm) gece at üstünde giderken uykusu geliyordu. O halde iken bir Sidre ağacına rast geldi. Ağaç ona yol verip atını incitmemek için ikiye ayrıldı. Resulullah (asm) hayvan ile içinden geçti. Ta zamanımıza kadar o ağaç iki ayak üstünde muhterem bir vaziyette kaldı. (Eş-Şifa_Kadı İyaz 1/301-302)

    KURU HURMA KÜTÜĞÜNÜN AĞLAMASI

    Çok meşhur olan bu mucizenin çeşitli rivayetleri vardır. Biz sadece bir tanesini söyleyeceğiz.
    Mescid-i Şerif’te hurma ağacından olan kuru bir direk vardı.Resulullah (asm) hutbe okurken ona dayanıyordu. Daha sonra minber-i şerif yapıldı. Sonra Resulullah (asm) o minbere çıkıp hutbesini okumaya başladı. Okurken o kuru hurma kütüğü deve gibi inleyip ağladı. Bütün cemaat işitti. Resulullah (asm) kütüğün yanına geldi. Elini üstüne koydu. Onunla konuştu teselli verdi. Sonra kütüğün ağlaması durdu. (Sahih-i Buhari 2/11, 3/80 )

    DAĞLARIN TAŞLARIN ONA SELAM VERMELERİ VE PEYGAMBERLİĞİNİ TASDİK ETMELERİ

    Hz. Ali (ra) diyor ki: Resulullah’ın (asm) peygamberliğinin ilk zamanlarında Mekke civarında beraber gezdiğimizde ağaç ve taşa rast geldiğimiz vakit “Essalamü aleyke Ya Resulullah” diyorlardı. (Eş-şifa 1/306-307)

    Resulullah (asm) hicret ettiği ve kâfirler takibe çıktıkları vakit Huneyn dağına çıktılar. Huneyn dağı dedi: “Ya Resulullah benden ininiz. Korkarım benim üstümde sizi vururlarsa Allah (cc) bana azap eder. Onun için korkarım.” Sevr dağı seslendi: “Bana gel, Ya Resulullah.” (Eş-şifa_Kadı İyaz 1/308)

    ASA VE SOPALARIN KILIÇ HALİNE DÖNÜŞMESİ

    Büyük Bedir savaşında Ukkaşe ibn-il Mihsan-ıl Esedi’nin (ra) müşriklerle dövüşürken kılıcı kırıldı. Resulullah (asm) ona kılıcına karşılık kalınca bir değnek verdi. Dedi: “Bununla harbet.” Birden değnek Allah’ın izniyle uzun beyaz bir kılıç oldu. Onunla harbetti. Hayatı boyunca ta Yemame savaşında şehit oluncaya kadar o kılıcı boynunda taşıdı. Şu hâdise kesindir, çünkü Ukkaşe (ra) bütün hayatında onunla iftihar etmiş ve o kılıç “El-avn” (imdat ve yardım kılıcı) namıyla meşhur olmuş. (Eş-şifa_Kadı İyaz 1/222-223 )

    ELİYLE ATTIĞI BİR AVUÇ KUMUN KOCA BİR ORDUNUN GÖZÜNE KAÇMASI

    “Attığın zaman sen atmadın, ancak Allah attı.” (Enfal, 17 ) Ayetinin sırrıyla Bedir savaşında Resulullah (asm) bir avuç toprak ile küçük taşları aldı, kâfirler ordusunun yüzüne attı.O bir avuç toprak her bir kâfirin teker teker gözüne gitti. Her biri kendi gözü ile meşgul olup hücumda iken birden kaçtılar. Aynı hâdise Huneyn savaşında da gerçekleşmiştir. (Ebu Davud hadis no: 4508 ve 4509)

    HASTALARIN VE YARALILARIN ŞİFA BULMASI

    Sa’d bin Ebi Vakkas’dan (ra) rivayetle:
    Katade İbn-i Nu’man’ın (ra) gözüne bir ok isabet etmiş, gözünü çıkarıp, gözünün akı yüzünün üstüne indi. Resulullah (asm) mübarek şifalı eliyle onun gözünü alıp, eski yuvasına yerleştirdi. İki gözünden en güzeli olarak hiçbir şey olmamış gibi şifa buldu. (Eş-şifa_Kadı İyaz 1/322)

    Hayber savaşında Resulullah (asm) Hz. Ali’yi (ra) bayraktar tayin ettiği halde, Hz. Ali’nin (ra) gözleri hastalıktan çok ağrıyordu. Resulullah (asm) bir ilaç gibi tükürüğünü onun gözüne sürdüğü dakikada, şifa bularak hiç bir şey kalmadı. Sabahleyin Hayber Kalesi'nin pek ağır demir kapısını çekip, elinde kalkan gibi tutup, Hayber Kalesini feth etti. (Sahih-i Buhari 4/58,65 ve 73, 5/23)

    İbn-i Ebi Şeybe haber veriyor ki: Bir kadın bir çocuğu, Resulullah’ın (asm) yanına getirdi. O çocukta bir bela vardı, konuşamıyordu, aptal idi. Resulullah (asm) bir su ile mazmaza etti, elini yıkadı. O suyu kadına verdi, çocuğa içirsin ferman etti. Çocuk o suyu içtikten sonra, hastalığından ve belasından bir şey kalmadı. Öyle bir akıl ve kemal sahibi oldu ki, insanların en akıllılarından üstün oldu. (Delail-in Nübüvve, Beyhaki 6/82)

    ÖLÜLERİ DİRİLTMESİ

    İmam-i Ali’nin mühim ve sadık bir şakirdi olan Hasan-ı Basri haber veriyor ki: Bir adam, Resulullah’ın (asm) yanına gelerek ağlayıp sızladı. Dedi: “Benim küçük bir kızım vardı, şu yakın derede öldü, oraya attım.” Resulullah (asm) ona acıdı. Ona dedi: “Gel oraya gideceğiz.” Gittiler. Resulullah (asm) o ölmüş kızı çağırdı: “Ya filane!” dedi. Birden o ölmüş kız, “Lebbeyk ve sa’deyk” dedi. Resulullah (asm) ferman etti: “Tekrar baba ve annenin yanına gelmeği arzu eder misin?” o dedi: "Yok, ben onlardan daha hayırlısını buldum.” (Eş-Şifa _Kadı İyaz 1/320)

    Abdullah İbn-i Ubeydullah-il Ensari’den (ra) haber veriyorlar ki: Abdullah demiş: Sabit İbn-i Kays (ra) İbn-i Şemmas’ın Yemame Harbi’nde şehit düştüğü ve kabre koyduğumuz vakit, ben ordaydım. Kabre konurken, birden ondan bir ses geldi: “Muhammed (asm) Allah’ın resulüdür. Hz. Ebu Bekir (ra) sıddıktır, Ömer (ra) şehittir. Osman (ra) ise şefkatli ve masumdur.” (Delail-ün Nübüvve _Beyhaki 6/58)

    HER DUASININ KABUL EDİLMESİ

    Resulullah (asm) meşhur Ebu Katade’ye (ra) ferman etmiş: "Allah (cc) senin vechini; yani, kalp ve ruhunu kurtarsın… ve ey Allah’ım onun ömrüne ve saçına mübareklik koy” diye genç kalması için dua etmiş. Ebu Katade (ra) yetmiş yaşında vefat ettiği vakit on beş yaşında bir genç gibi olduğu, doğru rivayetler ile şöhret bulmuştur. (Eş-Şifa_Kadı İyaz 1/327)

    İbn-i Mes’ud’un (ra) meşhur kıssasıdır ki: İbn-i Mes’ud (ra) Müslüman olmadan evvel, çobandı. Resulullah (asm) Ebu Bekir-is Sıddık (ra) ile beraber İbn-i Mes’ud’un (ra) keçileriyle bulunduğu yer gitmişler. Resulullah (asm), İbn-i Mesud’dan (ra) süt istemiş. O da demiş: "Keçiler benim değil, başkasının malıdırlar.” Resulullah (asm) demiş: “Kısır, sütsüz bir keçi bana getir.” Oda iki senedir yavrusu olmayıp sütü kesilen bir keçi getirdi. Resulullah (asm) eliyle o keçinin memesini mesh edip dua etmiş. Sonra sağmışlar; halis bir süt almışlar, içmişler. İbn-i Mes’ud (ra) bu mucizeyi gördükten sonra iman etmiş. (Sahih-i İbn-i Hibban 8/149)

    HAYVANLARIN KONUŞARAK O’NA ŞEHADET ETMESİ

    Hayber savaşında bir Yahudi kadını bir keçiyi pişirip getirmiş. Gayet etkili bir zehir ile zehirlemiş. Resulullah’a (asm) göndermiş. Sahabeler yemeye başlamışlar. Resulullah (asm) birden ferman etti: Pişirilen keçi bana der ki: “Ben zehirliyim” diye haber veriyor. Herkes elini çekti. Fakat o şiddetli zehirin etkisinden, Bişr İbn-il Berra (ra) aldığı bir tek lokmadan vefat etti. Resulullah (asm) Zeynep ismindeki o kadını çağırdı. Dedi ki “Neden böyle yaptın?” o kadın dedi: “Eğer peygamber isen sana zarar vermeyecek; eğer padişah isen insanları senden kurtarmak için yaptım.” Bazı rivayette onu öldürtmemiş, bazı rivayette ise öldürtmüştür. Ehl-i hakikat demiş ki: Kendi öldürtmemiş; fakat Bişr’in (ra) yakınlarına verilmiş, onlar öldürmüşler. (Sahih-i Buhari 2/121, 3/114)

    Çok meşhur bir kurt hadisesi: Bir kurt, keçilerden birisini tutmuş; çoban kurdun elinden kurtarmış. Kurt demiş:
    "Allah’tan korkmadın benim rızkımı elimden aldın.” Çoban demiş:
    "Acâip! Kurt hiç konuşur mu?” Kurt ona demiş:
    "Acaiplik senin halindedir ki, bu yerin arka tarafında bir zat var; sizi cennete davet ediyor, peygamberdir onu tanımıyorsunuz.” Çoban kurda demiş:
    "Ben gideceğim fakat kim benim keçilerime bakacak?” Kurt demiş:
    “Ben bakacağım.” Çoban çobanlığı kurda devredip gelmiş. Resulullah’ı (asm) görmüş iman etmiş. Sonra sürüsünün başına geri dönmüş. Kurdu sürüye hiçbir zarar vermemiş halde çoban olarak görmüş. Kurt çobana üstatlık ettiği için ona bir keçi kesmiş. (Delail-ün Nübüvve_ Ebu Nuaym 2/373)

    CİNLERİN ONU TANIMALARI VE ŞEHADET ETMELERİ

    Hz. Ömer’den (ra) meşhur bir haberdir ki, demiş: “Biz Resulullah’ın (asm) yanında iken, ihtiyar şeklinde, elinde bir asa, “Hame” isminde bir cin geldi, iman etti. Resulullah (asm) ona kısa surelerden birkaç sureyi ders verdi. Dersini aldı, gitti.” (Eş-Şifa 1/362)

    MELEKLERİN O'NUN (ASM) EMRİNE İTAAT ETMELERİ

    Bedir Savaş’ında beş bin melek Kur'ân’ın emriyle önde sahabeler gibi O’na (asm) hizmet edip asker olmuşlar. Hatta o melekler diğer melekler içinde Bedir’de savaşanlar gibi şeref kazanmışlardır. (Sahih-i Buhari 7/242)

    Hz. Hamza (ra) Resulullah’dan (asm) niyaz etti ki: “Ben Cebrail’i (as) görmek istiyorum.” Resulullah (asm) Kâbe’de ona gösterdi. Dayanamadı bayıldı yere düştü. ( El-Hasais-ül Kübra_Suyuti 1/311)

    ALLAH (CC) TARAFINDAN MUHAFAZA EDİLİŞİ

    Ebu Cehil yemin etmiş ki: “Ben secdede Muhammed’i görsem, taşla O’na vuracağım.” Büyük bir taş alıp gitmiş. Secdede gördüğü vakit elini kaldırıp vuracak iken elleri yukarıda kalmış. Resulullah (asm) namazını bitirdikten sonra kalkmış; Ebu Cehil’in eli çözülmüş. (Sahih-i Müslim Hadis no: 2797)

    Ebu Bekir Sıddık (ra) haber veriyor ki: “Tebbet yedâ ebi leheb” suresi nazil olduktan sonra, Ebu Leheb’in karısı Ümm-ü Cemil denilen “Hammalet-el Hatap” bir taş alıp, Mescid-i Haram’a gelmiş. Ebu Bekir (ra) ile Resulullah (asm) orada oturuyorlarmış. Gözü Ebu Bekir’i (ra) görüyor, soruyor: “Ya Eba Bekir! Senin arkadaşın nerede? Ben işitmişim ki, beni hicvetmiş. Ben görsem bu taşı ağzına vuracağım.” Yanında iken Hz. Peygamber'i (asm) görmemiş. (Sahih-i İbn-i Hibban 8/152)


  4. 01.Şubat.2015, 07:33
    3
    @hmet
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Mayıs.2007
    Üye No: 771
    Mesaj Sayısı: 7,758
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: gölbaşı

    Cevap: Hz Muhammed'in insan diriltme gibi bir mucizesi varmıdır Ve bir çocuğu dirilttiği doğru mudur

    hz muhammed ölüyü diriltme

    Alıntı
    ÖLÜLERİ DİRİLTMESİ

    İmam-i Ali’nin mühim ve sadık bir şakirdi olan Hasan-ı Basri haber veriyor ki: Bir adam, Resulullah’ın (asm) yanına gelerek ağlayıp sızladı. Dedi: “Benim küçük bir kızım vardı, şu yakın derede öldü, oraya attım.” Resulullah (asm) ona acıdı. Ona dedi: “Gel oraya gideceğiz.” Gittiler. Resulullah (asm) o ölmüş kızı çağırdı: “Ya filane!” dedi. Birden o ölmüş kız, “Lebbeyk ve sa’deyk” dedi. Resulullah (asm) ferman etti: “Tekrar baba ve annenin yanına gelmeği arzu eder misin?” o dedi: "Yok, ben onlardan daha hayırlısını buldum.” (Eş-Şifa _Kadı İyaz 1/320)
    Bu bir hikayedir, bu tür hikayeleri hadis olarak anlatmayalım


  5. 01.Şubat.2015, 07:33
    3
    Üye
    hz muhammed ölüyü diriltme

    Alıntı
    ÖLÜLERİ DİRİLTMESİ

    İmam-i Ali’nin mühim ve sadık bir şakirdi olan Hasan-ı Basri haber veriyor ki: Bir adam, Resulullah’ın (asm) yanına gelerek ağlayıp sızladı. Dedi: “Benim küçük bir kızım vardı, şu yakın derede öldü, oraya attım.” Resulullah (asm) ona acıdı. Ona dedi: “Gel oraya gideceğiz.” Gittiler. Resulullah (asm) o ölmüş kızı çağırdı: “Ya filane!” dedi. Birden o ölmüş kız, “Lebbeyk ve sa’deyk” dedi. Resulullah (asm) ferman etti: “Tekrar baba ve annenin yanına gelmeği arzu eder misin?” o dedi: "Yok, ben onlardan daha hayırlısını buldum.” (Eş-Şifa _Kadı İyaz 1/320)
    Bu bir hikayedir, bu tür hikayeleri hadis olarak anlatmayalım


  6. 24.Mart.2016, 12:35
    4
    Misafir

    Cevap: Hz Muhammed'in insan diriltme gibi bir mucizesi varmıdır Ve bir çocuğu dirilttiği doğru mudur?

    Hz Muhammet etten kemikten bizim gibi bir insandı.Bu Kuran'dada açıkça belirtilmiştir.Fiziksel olarak bizden hiç bir farkı yoktu.Hz.Muhammedin bizden tek farkı Allah'ın ayetlerini getiren bir elçi olmasıdır.Yani tek bir mucizesi vardır o da Kuran'ı Kerimdir.Bu insanlar daha ne isterki anlamadım.Ancak şuda vardır ki maneviyat olarak,güzellik olarak insanların en güzelidir.Savaşlarda zorlanmıştır.Savaş kaybetmiştir.Zor durumlarda kalmıştır fakat hiç bir zaman bir büyü veya benzeri güç kullanarak savaşmamıştır.
    Şunu unutmayalımki Peygamberimizi yüceltende bu olmalıdır.Allah dilese onu kaslı ve bir orduyla tek başına savaşacak bir insan yapmazmıydı?Bizim gibi bir insan olarak bunları başarmıştır.Etten kemikten yaralanabilen,zarar görebilen ve ölümcül bir yara alabilen bir insan olarak bütün bunları başarmıştır.Sizce melek olmakmı kolay,sıradan bir insan olmakmı.Zor olan insan olarak yaşamaktır ama insanın yüceliğide budur zaten.Tarihte binlerce peygamber gelmiştir ve çoğu insanlar tarafından katledilmiştir.Sizce bu peygamberleri Allah koruyamamışmıdır.Allah'ın peygamberleri nasıl olurda aciz insanlar tarafından öldürülmüştür.Peygamberlerde etten kemikten insanlardır.Bu mucizeler doğanın kanunları çerçevesinde olan şeylerdir.Hurafeler işin içine girdimi güzelim din fantastik bir din olur.Allah insanlara topraktan tohum ekerse sebze verir,pişirirsen yemek olur.Ama bu evliyadır,peygamberdir,gökten sıcak yemek istersen çok beklersin.Buda zaten nankörlük olur.Yumurta piş ağzıma düş.Hayat her zaman bugünkü kadar gerçektir.Depremler,rüzgarlar,göktaşı yağmuru,tsunamiler vs.gibi şeyler mantık çerçevesinde olur.Allah'ın gazabı gelirken bile mantıklı gelir.Fantastik bir şekilde değil.Allah dilerse bir kasırga yollar orduları yok eder.Bir tsunami yollar bir kavmi helak eder.Ama bunlar sizin düşündüğünüz gibi uçarak,ruh olarak vs.değil.Ha burak dediğiniz at,vasıta vs.ne diyorsanız bir uzay aracıdır derseniz mesela kabul ederim.Mantıklıdır.Uzay aracıyla miraca çıkar insan.Ama Allah'ın huzuruna çıktı konuştu derseniz.Orda durun.Haşa Allah'ı bu işten uzak tutun.İhlas süresini dikkatlice okuyun yine derim.Allah'la konuşabilir,hissedebiliritelepatik olarak iletişime geçebilirsiniz ama görmek konusundan uzak durun derim.Allah bizimlede konuşur.İnsanı doğruya iletmek için bazen bir dürtü gelir ya,bir ilham gelir ya işte aynen böyle.Ayetlerdede vardır.Biz kıyametin geleceğini insanlara bildirmek için vahiy veririz der.Ama lütfen Kuran dışında kalan şu hadisler vs.vs bunlardan uzak duralım.Bu dinin hadislere değil Kuran'a ihtiyacı vardır.Şu buhari ve müslüm ya çok sallamışlar,yada insanlar sonradan bunlar adına uydurmuşlar bu kadar şeyi.Hangisi artık doğrusudur bilemiyorum.Yok cebrail göğsünü açtı yıkadı zemzemle.Ha uzaylı geldi ameliyatmı yaptı,cip mi yerleştirdi.Fantastik film gibi.Hz.hamza cebraili görünce bayıldı,buhari müslüm kamera olsa kameraya çekecek nasıl bir güçleri varda onlar bayılmıyor.O zamanlar dünya ne kadar fantastik bir dünyaymışta şimdi neden her şey bu kadar mantıklı ceryan ediyor anlamadım.Yanlış anlamayın tiye almak için değil,gerçekleri vurgulamak için yazıyorum bunları.Biz insanız ve bedenen zayıfız,peygamberler içinde geçerlidir.Ama bazı insanlar insan üstü bir kudrete sahiptir buda Allah vergisidir,seçilmişliktir.İnsanların genlerinde vardır ve yazılıdır bu.Günü gelir Allah'ın bu genlere yazdığı tam zamanında ortaya çıkar.Ama başarır ama başarmaz Allah'ın mantık çerçevesinde yardımları olur tabikide ama uçuk şeyler aramayın.İnsan bu zayıf bedenle yaptıklarıyla yücedir.Süpermen filmde süper adamdır,filmde böyle anlatılır ama gerçekte 2 metre zıplayamaz.Ama hayati bir durumda bir çocuğu kurtarmak için insan üstü bir gayretle üç metre artlarsa işte o zaman kahraman olur ve göklere çıkartılır.Ama uçmak kuşlara mahsustur.İnsan ancak uçak vs. yaparak kuş gibi uçar , bu kollarla değil.Saygılarımla...Lütfen Kuran,Kuran,Kuran.5000 yıl sonra bu hadis vs. ne olacak acaba.


  7. 24.Mart.2016, 12:35
    4
    Zülkarneyn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Zülkarneyn
    Misafir
    Hz Muhammet etten kemikten bizim gibi bir insandı.Bu Kuran'dada açıkça belirtilmiştir.Fiziksel olarak bizden hiç bir farkı yoktu.Hz.Muhammedin bizden tek farkı Allah'ın ayetlerini getiren bir elçi olmasıdır.Yani tek bir mucizesi vardır o da Kuran'ı Kerimdir.Bu insanlar daha ne isterki anlamadım.Ancak şuda vardır ki maneviyat olarak,güzellik olarak insanların en güzelidir.Savaşlarda zorlanmıştır.Savaş kaybetmiştir.Zor durumlarda kalmıştır fakat hiç bir zaman bir büyü veya benzeri güç kullanarak savaşmamıştır.
    Şunu unutmayalımki Peygamberimizi yüceltende bu olmalıdır.Allah dilese onu kaslı ve bir orduyla tek başına savaşacak bir insan yapmazmıydı?Bizim gibi bir insan olarak bunları başarmıştır.Etten kemikten yaralanabilen,zarar görebilen ve ölümcül bir yara alabilen bir insan olarak bütün bunları başarmıştır.Sizce melek olmakmı kolay,sıradan bir insan olmakmı.Zor olan insan olarak yaşamaktır ama insanın yüceliğide budur zaten.Tarihte binlerce peygamber gelmiştir ve çoğu insanlar tarafından katledilmiştir.Sizce bu peygamberleri Allah koruyamamışmıdır.Allah'ın peygamberleri nasıl olurda aciz insanlar tarafından öldürülmüştür.Peygamberlerde etten kemikten insanlardır.Bu mucizeler doğanın kanunları çerçevesinde olan şeylerdir.Hurafeler işin içine girdimi güzelim din fantastik bir din olur.Allah insanlara topraktan tohum ekerse sebze verir,pişirirsen yemek olur.Ama bu evliyadır,peygamberdir,gökten sıcak yemek istersen çok beklersin.Buda zaten nankörlük olur.Yumurta piş ağzıma düş.Hayat her zaman bugünkü kadar gerçektir.Depremler,rüzgarlar,göktaşı yağmuru,tsunamiler vs.gibi şeyler mantık çerçevesinde olur.Allah'ın gazabı gelirken bile mantıklı gelir.Fantastik bir şekilde değil.Allah dilerse bir kasırga yollar orduları yok eder.Bir tsunami yollar bir kavmi helak eder.Ama bunlar sizin düşündüğünüz gibi uçarak,ruh olarak vs.değil.Ha burak dediğiniz at,vasıta vs.ne diyorsanız bir uzay aracıdır derseniz mesela kabul ederim.Mantıklıdır.Uzay aracıyla miraca çıkar insan.Ama Allah'ın huzuruna çıktı konuştu derseniz.Orda durun.Haşa Allah'ı bu işten uzak tutun.İhlas süresini dikkatlice okuyun yine derim.Allah'la konuşabilir,hissedebiliritelepatik olarak iletişime geçebilirsiniz ama görmek konusundan uzak durun derim.Allah bizimlede konuşur.İnsanı doğruya iletmek için bazen bir dürtü gelir ya,bir ilham gelir ya işte aynen böyle.Ayetlerdede vardır.Biz kıyametin geleceğini insanlara bildirmek için vahiy veririz der.Ama lütfen Kuran dışında kalan şu hadisler vs.vs bunlardan uzak duralım.Bu dinin hadislere değil Kuran'a ihtiyacı vardır.Şu buhari ve müslüm ya çok sallamışlar,yada insanlar sonradan bunlar adına uydurmuşlar bu kadar şeyi.Hangisi artık doğrusudur bilemiyorum.Yok cebrail göğsünü açtı yıkadı zemzemle.Ha uzaylı geldi ameliyatmı yaptı,cip mi yerleştirdi.Fantastik film gibi.Hz.hamza cebraili görünce bayıldı,buhari müslüm kamera olsa kameraya çekecek nasıl bir güçleri varda onlar bayılmıyor.O zamanlar dünya ne kadar fantastik bir dünyaymışta şimdi neden her şey bu kadar mantıklı ceryan ediyor anlamadım.Yanlış anlamayın tiye almak için değil,gerçekleri vurgulamak için yazıyorum bunları.Biz insanız ve bedenen zayıfız,peygamberler içinde geçerlidir.Ama bazı insanlar insan üstü bir kudrete sahiptir buda Allah vergisidir,seçilmişliktir.İnsanların genlerinde vardır ve yazılıdır bu.Günü gelir Allah'ın bu genlere yazdığı tam zamanında ortaya çıkar.Ama başarır ama başarmaz Allah'ın mantık çerçevesinde yardımları olur tabikide ama uçuk şeyler aramayın.İnsan bu zayıf bedenle yaptıklarıyla yücedir.Süpermen filmde süper adamdır,filmde böyle anlatılır ama gerçekte 2 metre zıplayamaz.Ama hayati bir durumda bir çocuğu kurtarmak için insan üstü bir gayretle üç metre artlarsa işte o zaman kahraman olur ve göklere çıkartılır.Ama uçmak kuşlara mahsustur.İnsan ancak uçak vs. yaparak kuş gibi uçar , bu kollarla değil.Saygılarımla...Lütfen Kuran,Kuran,Kuran.5000 yıl sonra bu hadis vs. ne olacak acaba.


  8. 24.Mart.2016, 14:36
    5
    Misafir

    Cevap: Hz Muhammed'in insan diriltme gibi bir mucizesi varmıdır Ve bir çocuğu dirilttiği doğru mudur?

    Allah Hz.Muhammedi muhafaza etmese yanında ebu bekr de varken,(iki erkekler yani),kadın o taşı peygamber efendimizin ağzına mı koyacak.Peygamber kendini koruyamayacak kadar aciz,Allah onu gizliyorki kadın....El insaf...Bunlar hikaye tadında anlıyorum sizi ancak.Bence Hz.Muhammedi,Allah'ı karıştırmadan hikayeler koysanız.Peygamberimizi hem küçültüyor hemde büyücü Merlin gibi tanıtıyorsunuz.Kırmızı başlıklı kız masalı gibi olmuş.Peygamberimizin mucizelerini anlatırken bari biraz ciddi olsa.Diğer peygamberlerin mucizeleri var ya bizimde olmazmı.OLsun olsunda böyle anneannemin masalları gibi yapmayın lütfen...Sizin müslümanlığınızdan şüphe ediyorum.İslam dini,peygamberimiz bu kadar çıtanın altına düşürülmez.Hangi birine yazsam şaşırdım...


  9. 24.Mart.2016, 14:36
    5
    Zülkarneyn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Zülkarneyn
    Misafir
    Allah Hz.Muhammedi muhafaza etmese yanında ebu bekr de varken,(iki erkekler yani),kadın o taşı peygamber efendimizin ağzına mı koyacak.Peygamber kendini koruyamayacak kadar aciz,Allah onu gizliyorki kadın....El insaf...Bunlar hikaye tadında anlıyorum sizi ancak.Bence Hz.Muhammedi,Allah'ı karıştırmadan hikayeler koysanız.Peygamberimizi hem küçültüyor hemde büyücü Merlin gibi tanıtıyorsunuz.Kırmızı başlıklı kız masalı gibi olmuş.Peygamberimizin mucizelerini anlatırken bari biraz ciddi olsa.Diğer peygamberlerin mucizeleri var ya bizimde olmazmı.OLsun olsunda böyle anneannemin masalları gibi yapmayın lütfen...Sizin müslümanlığınızdan şüphe ediyorum.İslam dini,peygamberimiz bu kadar çıtanın altına düşürülmez.Hangi birine yazsam şaşırdım...





+ Yorum Gönder