Konusunu Oylayın.: Peygamberimiz mahşerde şefaat edecek mi?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Peygamberimiz mahşerde şefaat edecek mi?
  1. 02.Mart.2011, 02:33
    1
    Misafir

    Peygamberimiz mahşerde şefaat edecek mi?






    Peygamberimiz mahşerde şefaat edecek mi? Mumsema Peygamberimiz s.a.v mahserde sefaat edecekmi??


  2. 02.Mart.2011, 02:33
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 02.Mart.2011, 11:02
    2
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Peygamberimiz s.a.v mahşerde şefaat edecekmi?




    Evet edecek.

    Kıyamet günü, hususî bazı şahıslara, bazı kesimlere, akrabaya şefaat edenler pek çoktur. Peygamberler dahil, evliyalar, Salihler, şehitler, alimlerin o günkü şefaatlerinin hepsi, belli bir zümreye mahsus, hususî bir özellik arz edecektir.

    Başta kendi ümmeti olmak üzere, insanların tamamı için umumî bir şekilde şefaat hakkına sahip yalnız Hz. Muhammed’dir. Makam-ı Mahmud’un önemi de buradan kaynaklanmaktadır.

    Mahşerdeki insanların Hz. Adem, Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Musa ve Hz. İsa’ya sırasıyla gidip şefaat diledikleri halde hepsi de bu işi bir başkasına havale edeceklerini, nihayet insanlar Hz. Muhammed’e geldiklerinde bu ricalarını kabul edip onları temsilen secdeye varıp Allah’a yalvaracağını ve Allah tarafından “kaldır başını şefaatin kabul edilir” diye kendisine umumî şefaat payesi verileceğini sahih hadislerden öğreniyoruz(bk. Müslim, İman, 326, 327).

    Peygamberimizin “benim şefaatim ümmetimden büyük günah işleyen kimseler içindir”( Ebu Davud, sünnet,23; Tirmizî, Kıyamet, 11; İbn Mace,Zuhd, 27) buyurması, hem ümmetine yapacağı şefaatin boyutunu aydınlatıcı hem de sevindirici bir müjdedir. Çünkü, bunun manası; “küçük günahların sahibi zaten affedilir, asıl sorunlu olan büyük günah sahiplerine de ben şefaat ederim” demektir.

    Ahmed b. Hanbel’in Hz. Enes’ten yaptığı uzun bir hadis rivayetine göre Resulullah (asv) şöyle buyurdu:

    “(…) Allah bana hitaben “git, ümmetinden olup da kalbinde hardal tanesi kadar iman bulduğun kimseyi cennete koyup yerleştir” diyecek, ben de gidip kalbinde hardal tanesi kadar iman bulduğum kimseleri alıp cennete götüreceğim. Ve artık Allah insanların hesabını bitirir ve ümmetimden de geri kalanlar cehennemlik olan diğer insanlarla beraber cehenneme atılacaklardır…”(Müsned, 3/144).

    Ehl-i sünnet akidesine göre, kabre imanla girenlerden de cehenneme girenler olacaktır. Yalnız onların avantajı bir gün cehennemden kurtulup cennete girmeleridir. Aslında ilgili hadiste yer alan “ve ümmetimden de geri kalanlar cehennemlik olan diğer insanlarla beraber cehenneme atılacaklardır” manasına gelen ifadeden bunu anlamak mümkündür. Çünkü devam eden bu ifadeden sonra, cehenneme gidenlerden mümin olanların bir gün cehennemden çıkıp cennete girecekleri açıkça ifade edilmiştir.(bk. adı geçen hadis).

    Buharî’de de benzer bir hadis rivayetine yer verilmiş ve orada da “İmanlı olup cehennem girenlerin olduğu ve daha sonra oradan çıkıp cennete gireceklerine dair” bilgilere yer verilmiştir:

    "Cennet ahâlîsi cennete, ateş ahâlîsi de ateşe girdikten sonra Yüce Allah: Kimin kalbinde bir hardal tanesi ağırlığınca îmân varsa ateşten çıkarınız, diye emreder. Bunun üzerine bu kimseler simsiyah kesilmiş oldukları hâlde çıkarılıp Hayât (yâhud Haya) nehri içine atılırlar ve orada sel uğrağında kalan yabanî reyhan tohumları nasıl süratle yetişirse öylece yetişirler. Görmez misin, bunlar sapsarı olarak ve iki tarafa salınarak (ne güzel) sürerler."
    (bk. Buharî, İman, 15)


    Kaynak:sorularla İslamiyet


  4. 02.Mart.2011, 11:02
    2
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر



    Evet edecek.

    Kıyamet günü, hususî bazı şahıslara, bazı kesimlere, akrabaya şefaat edenler pek çoktur. Peygamberler dahil, evliyalar, Salihler, şehitler, alimlerin o günkü şefaatlerinin hepsi, belli bir zümreye mahsus, hususî bir özellik arz edecektir.

    Başta kendi ümmeti olmak üzere, insanların tamamı için umumî bir şekilde şefaat hakkına sahip yalnız Hz. Muhammed’dir. Makam-ı Mahmud’un önemi de buradan kaynaklanmaktadır.

    Mahşerdeki insanların Hz. Adem, Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Musa ve Hz. İsa’ya sırasıyla gidip şefaat diledikleri halde hepsi de bu işi bir başkasına havale edeceklerini, nihayet insanlar Hz. Muhammed’e geldiklerinde bu ricalarını kabul edip onları temsilen secdeye varıp Allah’a yalvaracağını ve Allah tarafından “kaldır başını şefaatin kabul edilir” diye kendisine umumî şefaat payesi verileceğini sahih hadislerden öğreniyoruz(bk. Müslim, İman, 326, 327).

    Peygamberimizin “benim şefaatim ümmetimden büyük günah işleyen kimseler içindir”( Ebu Davud, sünnet,23; Tirmizî, Kıyamet, 11; İbn Mace,Zuhd, 27) buyurması, hem ümmetine yapacağı şefaatin boyutunu aydınlatıcı hem de sevindirici bir müjdedir. Çünkü, bunun manası; “küçük günahların sahibi zaten affedilir, asıl sorunlu olan büyük günah sahiplerine de ben şefaat ederim” demektir.

    Ahmed b. Hanbel’in Hz. Enes’ten yaptığı uzun bir hadis rivayetine göre Resulullah (asv) şöyle buyurdu:

    “(…) Allah bana hitaben “git, ümmetinden olup da kalbinde hardal tanesi kadar iman bulduğun kimseyi cennete koyup yerleştir” diyecek, ben de gidip kalbinde hardal tanesi kadar iman bulduğum kimseleri alıp cennete götüreceğim. Ve artık Allah insanların hesabını bitirir ve ümmetimden de geri kalanlar cehennemlik olan diğer insanlarla beraber cehenneme atılacaklardır…”(Müsned, 3/144).

    Ehl-i sünnet akidesine göre, kabre imanla girenlerden de cehenneme girenler olacaktır. Yalnız onların avantajı bir gün cehennemden kurtulup cennete girmeleridir. Aslında ilgili hadiste yer alan “ve ümmetimden de geri kalanlar cehennemlik olan diğer insanlarla beraber cehenneme atılacaklardır” manasına gelen ifadeden bunu anlamak mümkündür. Çünkü devam eden bu ifadeden sonra, cehenneme gidenlerden mümin olanların bir gün cehennemden çıkıp cennete girecekleri açıkça ifade edilmiştir.(bk. adı geçen hadis).

    Buharî’de de benzer bir hadis rivayetine yer verilmiş ve orada da “İmanlı olup cehennem girenlerin olduğu ve daha sonra oradan çıkıp cennete gireceklerine dair” bilgilere yer verilmiştir:

    "Cennet ahâlîsi cennete, ateş ahâlîsi de ateşe girdikten sonra Yüce Allah: Kimin kalbinde bir hardal tanesi ağırlığınca îmân varsa ateşten çıkarınız, diye emreder. Bunun üzerine bu kimseler simsiyah kesilmiş oldukları hâlde çıkarılıp Hayât (yâhud Haya) nehri içine atılırlar ve orada sel uğrağında kalan yabanî reyhan tohumları nasıl süratle yetişirse öylece yetişirler. Görmez misin, bunlar sapsarı olarak ve iki tarafa salınarak (ne güzel) sürerler."
    (bk. Buharî, İman, 15)


    Kaynak:sorularla İslamiyet





+ Yorum Gönder