Konusunu Oylayın.: Ölüyü Kabre kimler koyar?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Ölüyü Kabre kimler koyar?
  1. 01.Mart.2011, 00:12
    1
    Misafir

    Ölüyü Kabre kimler koyar?






    Ölüyü Kabre kimler koyar? Mumsema Ölüyü Kabre kimler koyar sözü hakkında bilgiler yazar mısınız ? 10 sınıf arapça ders kitabı cevapları ve tercümeler


  2. 01.Mart.2011, 00:12
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 01.Mart.2011, 00:33
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Ölüyü Kabre kimler koyar?




    Defin işinde Mezhepler arasında pek bir fark yok zaten Gerekli işlemler yapıldıktan sonra ölü alınır ve açılan mezara konur.

    nerde okuduğunuda keşke yazsaydın. yanlış bilgilendirme.



    Şafii Mezhebinde Ölen Müslümana Yapılması Vacib Olanlar:


    1. Ölünün Yıkanması
    2. Ölünün Kefenlenmesi
    3. Cenaze Namazı
    4. Cenazeyi Defnetmek

    Şafii Mezhebine göre Cenazeyi Defnetmek

    a. Cenaze, kokusu duyulmayacak ve yırtıcı hayvanların cesedi parça­lamasına engel olacak kadar derine, yüzü kıbleye dönük olarak gömülmelidir. Kabir'in en uygunu, orta boylu bir kişinin ellerini havaya kaldırdığı boydaki bir derinlikte olmasıdır. Kabir'in genişliği ise 1 zira ve 1 karış olmalıdır. Hz. Peygamber Uhud şehidleri hakkında şöyle bu­yurmuştur:
    Kabri derin kazın, genişletin ve güzelleştirin![18]
    b. Ölüyü sağ kolu üzerine yatırıp yüzünü kıbleye çevirmek vacibdir.
    Eğer ölünün yüzü kıbleye çevril memişse, onun üzerine toprak atılıp kapatılmış - olsa da -cesedin bozulmadığı kanaati varsa- kabri yeniden eşip ölüyü kıbleye çevirmek vacib, yüzünü toprağa koymak ise mendubdur.
    c. Eğer toprak sert ise kabire Iahd yapmak sünnettir.
    Çünkü Sa'd b. Ebî Vakkas, ölüm hastalığı esnasında şöyle demiştir: 'Hz. Peygamber'in kabrine yapıldığı gibi, benim kabrime de Iahd yapın ve üzerime tuğla koyun'.[19]
    Lahd, kıble tarafındaki duvarın altını, cesedin sığabileceği kadar oy­maktır. Toprağın, cenazenin üzerine atılmaması için lahd'in önü ince ve uzun taşlarla kapatılmalıdır. Eğer toprak gevşekse, şak yapmak men-dubtur. Şak, kabrin tam ortasında cenazenin sığabileceği kadar bir çukur açmak, o çukurun iki tarafını da tuğla ve benzeri şeylerle yükseltip -cese­din üzerine toprak düşmemesi için- üzerini taşla örtmektir.
    d. Ölü, teneşirden aşağıya ve kabre indirilirken baş tarafından tutulup indirilmelidir.
    Haris, namazını Abdullah b. Zeyd'in kıldırmasını vasiyet etmişti. Ab­dullah onun cenaze namazını kıldırdı. Sonra onu ayakların geldiği ta­raftan kabre soktu ve 'Bu sünnettendir' dedi.[20]
    Ölünün en yakın erkek akrabalarından bir veya iki kişinin, düzelt­mek için kabre inmeleri sünnettir. Ölüyü lahd'e yerleştiren kişi 'Bismillah! ve ala sünneti rasûlullahi' (Allah'ın ismi ve Peygamber'in sünnetiyle) demelidir. Çünkü Hz. Peygamber böyle demiştir.
    İbn Ömer'den şöyle rivayet edilmiştir: Hz. Peygamber, cenaze kabre konulduğu vakit şöyle derdi: 'Allah'ın adıyla ve Rasûlullah'ın sünneti üzerine...'[21]
    Cenaze Teşyî'nin Âdabı ve Bu Husustaki Bid'atlar
    Cenazeyi kabre kadar teşyî etmek, erkekler için müstehabdır.
    Berâ b. Âzib şöyle rivayet etmiştir: 'Hz. Peygamber, cenazenin ar­kasından gitmemizi, hastaları ziyaret etmemizi, aksıran kişiye 'yerhamu-kellah' dememizi, davete icabet etmemizi, mazlumun yardımına koşma­mızı emretti'.[22]
    Ölü defnedildikten sonra mezarlıktan ayrılmak müstehabdır. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
    Kim cenaze namazı kılınıncaya. kadar cenazede hazır olursa ona bir kırat, kim de gömülünceye kadar cenazede hazır bulunursa ona da iki kırat vardır. 'İki kırat nedir?' diye sorulduğunda, Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: 'İki büyük dağ kadar sevap vardır, demektir.[23]
    Kadınlara gelince, onların cenazeyi teşyî etmeleri müstehab değildir. Belki kadınların cenazeyi teşyî etmeleri sünnetin terki demektir. Çünkü Hz. Peygamber'in tavsiyesine aykırıdır.
    Ümmü Atiyye şöyle demiştir: 'Biz kadınlar, cenazeleri takip etmekten nehyolunduk. Cenazenin arkasından gitmek bizim üzerimize farz kılınmadı'.[24]
    Hz. Ali'den şöyle rivayet edilmiştir: Hz. Peygamber, bazı kadınların oturduğunu gördü ve dedi ki:
    - Neden burada oturuyorsunuz?
    - Cenazeyi bekliyoruz.
    - Cenazeyi siz mi yıkayacaksınız?
    - Hayır.
    - Cenazeyi siz mi taşıyacaksınız?
    - Hayır.
    - Onu kabre indirecekler arasında bulunacak mısınız?
    - Hayır.
    - O halde dönün![25]
    ______________________
    [18] Ebu Dâvud/3215, Tirmizı/1713, (Hişam b. Amr'dan)
    [19] Müslim/966
    [20] Ebu Dâvud/3211
    [21] Ebu Davud/3213, Tirmizî/1046
    [22] Buharî/1182
    [23] Buharı/1261, Müslim/945, (Ebu Hüreyre'den)
    [24] Buharî/1219, Müslim/938
    [25] İbn Mâce




  4. 01.Mart.2011, 00:33
    2
    Silent and lonely rains



    Defin işinde Mezhepler arasında pek bir fark yok zaten Gerekli işlemler yapıldıktan sonra ölü alınır ve açılan mezara konur.

    nerde okuduğunuda keşke yazsaydın. yanlış bilgilendirme.



    Şafii Mezhebinde Ölen Müslümana Yapılması Vacib Olanlar:


    1. Ölünün Yıkanması
    2. Ölünün Kefenlenmesi
    3. Cenaze Namazı
    4. Cenazeyi Defnetmek

    Şafii Mezhebine göre Cenazeyi Defnetmek

    a. Cenaze, kokusu duyulmayacak ve yırtıcı hayvanların cesedi parça­lamasına engel olacak kadar derine, yüzü kıbleye dönük olarak gömülmelidir. Kabir'in en uygunu, orta boylu bir kişinin ellerini havaya kaldırdığı boydaki bir derinlikte olmasıdır. Kabir'in genişliği ise 1 zira ve 1 karış olmalıdır. Hz. Peygamber Uhud şehidleri hakkında şöyle bu­yurmuştur:
    Kabri derin kazın, genişletin ve güzelleştirin![18]
    b. Ölüyü sağ kolu üzerine yatırıp yüzünü kıbleye çevirmek vacibdir.
    Eğer ölünün yüzü kıbleye çevril memişse, onun üzerine toprak atılıp kapatılmış - olsa da -cesedin bozulmadığı kanaati varsa- kabri yeniden eşip ölüyü kıbleye çevirmek vacib, yüzünü toprağa koymak ise mendubdur.
    c. Eğer toprak sert ise kabire Iahd yapmak sünnettir.
    Çünkü Sa'd b. Ebî Vakkas, ölüm hastalığı esnasında şöyle demiştir: 'Hz. Peygamber'in kabrine yapıldığı gibi, benim kabrime de Iahd yapın ve üzerime tuğla koyun'.[19]
    Lahd, kıble tarafındaki duvarın altını, cesedin sığabileceği kadar oy­maktır. Toprağın, cenazenin üzerine atılmaması için lahd'in önü ince ve uzun taşlarla kapatılmalıdır. Eğer toprak gevşekse, şak yapmak men-dubtur. Şak, kabrin tam ortasında cenazenin sığabileceği kadar bir çukur açmak, o çukurun iki tarafını da tuğla ve benzeri şeylerle yükseltip -cese­din üzerine toprak düşmemesi için- üzerini taşla örtmektir.
    d. Ölü, teneşirden aşağıya ve kabre indirilirken baş tarafından tutulup indirilmelidir.
    Haris, namazını Abdullah b. Zeyd'in kıldırmasını vasiyet etmişti. Ab­dullah onun cenaze namazını kıldırdı. Sonra onu ayakların geldiği ta­raftan kabre soktu ve 'Bu sünnettendir' dedi.[20]
    Ölünün en yakın erkek akrabalarından bir veya iki kişinin, düzelt­mek için kabre inmeleri sünnettir. Ölüyü lahd'e yerleştiren kişi 'Bismillah! ve ala sünneti rasûlullahi' (Allah'ın ismi ve Peygamber'in sünnetiyle) demelidir. Çünkü Hz. Peygamber böyle demiştir.
    İbn Ömer'den şöyle rivayet edilmiştir: Hz. Peygamber, cenaze kabre konulduğu vakit şöyle derdi: 'Allah'ın adıyla ve Rasûlullah'ın sünneti üzerine...'[21]
    Cenaze Teşyî'nin Âdabı ve Bu Husustaki Bid'atlar
    Cenazeyi kabre kadar teşyî etmek, erkekler için müstehabdır.
    Berâ b. Âzib şöyle rivayet etmiştir: 'Hz. Peygamber, cenazenin ar­kasından gitmemizi, hastaları ziyaret etmemizi, aksıran kişiye 'yerhamu-kellah' dememizi, davete icabet etmemizi, mazlumun yardımına koşma­mızı emretti'.[22]
    Ölü defnedildikten sonra mezarlıktan ayrılmak müstehabdır. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
    Kim cenaze namazı kılınıncaya. kadar cenazede hazır olursa ona bir kırat, kim de gömülünceye kadar cenazede hazır bulunursa ona da iki kırat vardır. 'İki kırat nedir?' diye sorulduğunda, Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: 'İki büyük dağ kadar sevap vardır, demektir.[23]
    Kadınlara gelince, onların cenazeyi teşyî etmeleri müstehab değildir. Belki kadınların cenazeyi teşyî etmeleri sünnetin terki demektir. Çünkü Hz. Peygamber'in tavsiyesine aykırıdır.
    Ümmü Atiyye şöyle demiştir: 'Biz kadınlar, cenazeleri takip etmekten nehyolunduk. Cenazenin arkasından gitmek bizim üzerimize farz kılınmadı'.[24]
    Hz. Ali'den şöyle rivayet edilmiştir: Hz. Peygamber, bazı kadınların oturduğunu gördü ve dedi ki:
    - Neden burada oturuyorsunuz?
    - Cenazeyi bekliyoruz.
    - Cenazeyi siz mi yıkayacaksınız?
    - Hayır.
    - Cenazeyi siz mi taşıyacaksınız?
    - Hayır.
    - Onu kabre indirecekler arasında bulunacak mısınız?
    - Hayır.
    - O halde dönün![25]
    ______________________
    [18] Ebu Dâvud/3215, Tirmizı/1713, (Hişam b. Amr'dan)
    [19] Müslim/966
    [20] Ebu Dâvud/3211
    [21] Ebu Davud/3213, Tirmizî/1046
    [22] Buharî/1182
    [23] Buharı/1261, Müslim/945, (Ebu Hüreyre'den)
    [24] Buharî/1219, Müslim/938
    [25] İbn Mâce







+ Yorum Gönder