+ Yorum Gönder
Soru ve Cevaplar ve Misafir Soruları Kategorisinden Din Görevlileri İçin Paylaşım ve Dökümanlar Konusununa Bakıyorsunuz..
  1. Misafir

    Din Görevlileri İçin Paylaşım ve Dökümanlar






  2. Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Cevap: Din Görevlileri İçin Paylaşım ve Dökümanlar


    Reklam



    Cevap: KUR'AN KURSU ÖĞRETİCİLERİ
    Kur’an-ı Kerim Öğretim Teknikleri
    Öğretim Teknikleri:

    1-Harf Ta’limi Yaptırmak: Bu uygulama, özellikle yüzüne okuma derslerinin ilk on beş dakikalık bölümünde yapılmalıdır. Önce öğretmen ardından da öğrenciler koro halinde bu tatbikata katılmalıdır. Her harf önce sakin, sonra şeddeli (eb, ib, üb, ebbe, ibbe, übbe gibi), daha sonra ise med harfleriyle (bâ,bî, bû gibi) telaffuz edilmelidir. Koro halinde okuyan öğrencileri gerektiği zaman tek tek dinlemekte de fayda vardır. Bu uygulama, doğru kur2an okumanın ve okutmanın, talebeyi derste zihnen bulundurmanın önemli bir safhasıdır.

    2- Ezber Yahut Yüzüne Takip Edilecek Ayet ve Sureleri Öğrencilere Okumak: Bu uygulamada öğretmen ilgili bölümü bir ya da birkaç kez okumalı, ardından Kur’an okuyuş seviyeleri daha üst derecede olan öğrencilerin okumasına fırsat vermelidir. Zamanın kısıtlı, öğrenci sayısının da yoğun olduğu durumlarda her öğrenciden bir miktar dinlenilken; az sayıda öğrenciye geniş zaman diliminde verilecek derslerde ise ilgili Kur’an metinleri bol miktarda okutulmalıdır.

    3- Ezber Sûrelerini Her Öğrenciden Dinlemek: Öğretmen her hafta bir önceki hafta içinde ezber verdiği ayet ya da sureleri her öğrenciden bütünüyle dinleyip gerekli değerlendirmeyi yapmalıdır. Bu uygulama, öğrenciyi derse karşı daha hazırlıklı ve disiplinli kıldığı gibi, öğretmenin de öğrencilerini kontrol etmesini kolaylaştırır. Öğretmen bu uygulamada ilgili surenin tamamını dinlemek durumundadır. Çünkü Kur’an-ı Kerim dersi hüviyeti itibarıyle bütüncül bir durum arzeder. Örneğin; Fatiha Suresinin bir kısmının ihmal edilmesi sağlıklı değildir. Zira öğrencinin nerede hata yapacağını kestirmek kolay olmaz. Özetle, ezber programı az ya da çok olsun baştan sona dinlenmelidir.

    4- Öğrencilere Hazırlık Süresi Vermek: Özellikle yüzüne okuma derslerinin başında ilgili bölümü birkaç dakika hazır hale getirmeleri hususunda öğrencilere bir süre verilmesi de dersin verimi bakımından yararlıdır.

    5- Okunacak Sûreleri/Âyetleri Öğrenciye Önceden Bildirmek: Bu uygulama, öğrencinin okuyacağı yeri bilmesi nedeniyle derse hazır gelmesini gerektirecektir.

    6- Öğrencilere Kur’an Okuma Tavrını Benimsetmek: Müslümanlar asırlardan beri Kur’an’ın kıratına özel bir alaka göstermiş; çocuklarına küçük yaştan itibaren Kur’an eğitim ve öğretimi vermiştir. Bu çerçevede tesis ettikleri eğitim kurumlarında birbirinden kıymetli Kur’an okuyucuları ve hafızlar yetiştirmişlerdir. Kur’an’ı, kendine özgü kuralları içerisinde “Kur’an tavrıyla” okuyup okutmanın, öğrenip öğretmenin gayreti içerisinde olmuşlardır. Öğrencilere bu tavrı öğretmek, seçkin Kur’an okuyucularının ve hafızlarının sesini dinletmek, doğru telaffuz ve tavrı elde etmeleri hususunda yardımcı olmak gerekir.

    7- ses Kayıt ve Görüntü Cihazlarından Yararlanmak: Güzel Kur’an okuyan meşhur hafızların seslerini teyp, CD, VCD, video kasetlerinden dinletmek, çeşitli Kur’an etkinliklerini bu cihazlardan yararlanmak suretiyle öğrenciye seyrettirmek Kur’an dersine olumlu katkılar sağlayacaktır.

    8-Kalfa Sistemini Kullanmak: Kur’an okuyuş seviyesi daha iyi durumda olan öğrencilerin bu hususta zayıf olan arkadaşlarına yardımcı olmaları noktasında onları yönlendirip grup çalışmaları yapmalarına zemin hazırlamakta bu eğitimde önemli bir uygulamadır.

    9-Eski Ezberleri Tekrar Ettirmek: Bir öncek sınıfta ezber yapılan surelerin tekrarından sonra yeni ezberlere geçmek de program bütünlüğü bakımından önemlidir.

    10- Öğrencileri Derste Numaralandırmak: Yüzüne okuma derslerinde bir öğrencinin okuyup diğerlerinin dinlemesi durumunda oluşabilecek monotonluğu ortadan kaldırmak ve her öğrenciyi daha aktif hale getirmek için onları numaralandırmak gerekmektedir. Bu durumda bir öğrenci kendisine ne zaman sıra geleceğini bilmediği için her an teyakkuz halinde olacak, ister okusun ister dinlesin kendisini bütünüyle derse verecektir.

    11- Çok Zayıf Öğrencilerin Durumunu Dikkate Almak: Güzel Kur’an okuma işi bir yetenek olduğundan, bu hususta çok gayret etmesine rağmen istenilen düzeyde okumakta zorlanan öğrencilerin üzerine gitmemek; sınavlarda onlara biraz daha müsamaha ile davranmak da olumlu bir yaklaşımdır.

    12- Israrla Koro Halinde Okumayı Sürdürmek: Bu uygulamanın sağladığı katkı şudur: Her öğrenci okumaya iştirak eder. Katılım nedeniyle öğrencilerdeki okuma heyecanı her geçen gün daha da azalır. Öğrencide kendine güven oluşur. Koro halinde okuyuş esnasında adeta her öğrenci okunan bölümlerine tamamını öğretmenine okumuş ve ondan dinlemiş olur. Öğretmenden gelen doğru sesler telaffuz edile edile öğrencinin hafızasına yerleşir. Toplu okuma öğrencileri hep ders ile meşgul etmiş olur. Kısa zamanda çok öğrenciye bol miktarda okuma ve onlardan dinleme imkanını vermek suretiyle öğretmenin işini kolaylaştırır.

    13- Koro Halinde Toplu Okumalar İçin Okul İdaresi Özel Bir Mekan Tahsis Etmelidir: Koro halindeki okumalardan diğer sınıfların rahatsız olmamaları, Kur’an dersinin yapıldığı sınıflarda ise daha rahat okuma yapılabilmesi için okul idaresinin geniş, aydınlık ve ses yansıtma özelliği olan bir mekanı tahsis etmesi Kur’an eğitimine önemli katkılar sağlayacaktır.

    14-Dersleri Kıraat Ağırlıklı Meal Katkılı İşlemek: Gerek ezber gerekse yüzüne okunacak pasajlardaki mesaj içerikli ayetler üzerinde zaman zaman durup, öğrencilerin duygu ve düşüncelerini öğrenmek, onlarla birlikte düşünmek, bu mesajların günümüz insanının kişisel ve toplumsal hayatına nasıl seslendiğini onlarla birlikte tartışmak ta bir Kur’an dersinde olması gereken aktivitedir.

    15- Tecvid Bilgilerini Kısa ve Açık Bir Anlatımla Öğretmek: Öğretmen, nazari tecvid bilgilerini çok kısa cümlelerle formüle ederek öğrettikten sonra yüzüne okuma derslerinde uygulamaya ağırlık vermelidir. Tecvid ıstılahlarının orjinalitesini bozmadan belletmek, tanımları öğrencinin anlayacağı şekilde vermek esastır.
    Yard. Doç.Dr. Fatih ÇOLLAK
    ---------------------------------------------------------------
    Elif-bâ Öğretiminde 17 ÖNERİ
    1- Bütün öğrencilere aynı elif-bâ'yı okutmaya çalışın.


    2- Elif-bâ dersinde yazılı çalışma yaptırmak iyi olur.



    3- Harflerin elif, be, cim, sad gibi isimleri üzerinde fazla yoğunlaşmayıp harekelerle okunuşa (sesli okumaya ve sesi fark ettirmeye) geçin.



    4- Harekelerle beraber harflerin başta ortada ve sonda yazılışlarını da verin.



    5- Kelime öğretimine önce harfleri ayrı yazılan kelimelerden başlayın, sonra da bitişik kelimelere geçin. Bitişken harflerden oluşan kelimeleri önce ayrı ayrı yazılmış olarak sonra da bitişik yazılmış olarak okutun.



    6- Cezm öğretilirken bütün harflerin üstün, esre ve ötre harekeli elif ile cezimli okunuşunu öğretin.(eb, ib, üb, et, it, üt...) Sonra da örneklere geçin.



    7- Medlerin öğretiminde önce bütün harfler elif, vav ve yâ medli okutup (ââ, îî, ûû, bââ, bîî bûû, tââ, tîî, tûû...) sonra da örneklere geçin.



    8- Şeddelerin öğretiminde aynı sistemi kullanınız. Önce bütün harfleri şeddeli öğretip (ebbe, ibbe, übbe, ette, itte, ütte, …) sonra da örneklere geçin.



    9- Harekeler, cezm, medler ve şedde ile ilgili alıştırmalarla okumayı iyice kavrattıktan sonra tenvinli okunuşlara geçin.



    10- Vav ve yâ şeklinde yazılan elif, zamir, el takısı, okunmayan elif ve elif-lam, uzatma işaretleri (med işaretleri) ve mukattaa harfleriyle elif-bâ öğretimini tamamlayın.



    11- Gerek görürseniz namaz dualarını da yüzüne okumaya başlamadan önce elif-bâ'dan okutabilirsiniz.



    12- Öğrencilerin Kur'an okumaya geçme heyecanlarını canlı tutmak için namaz surelerini okutmayıp Fatiha ve Bakara Suresi'nin ilk ayetlerinden okutma çalışmalarına başlayın. Her bir kelimeyi koro halinde tekrar ettirin.



    13- Elif-bâ okuturken harfleri mahreçleriyle beraber düzgün kavratmaya özen gösterin. Harf talimi yaptırın. Harflerin cezimli, medli ve şeddeli okunuşlarını koro halinde okutun.



    14- Elif-bâ öğretiminde Kur'an okumayı bilen öğrencilerden ve gönüllülerden yardım alın.



    15- Öğrencilerin ikili ya da üçlü gruplar halinde çalışmaları ve birbirlerini dinlemelerini sağlayarak en kısa sürede Kur'an'a geçmelerini sağlamaya çalışın.



    16- Öğrencilerinize Kur'an-ı Kerîm öğrenme, okuma ve öğretmenin faziletiyle ilgili hadisler okuyup kısaca yorumlayın.

    17- Harflerin mahrec ve telaffuzlarının düzgün öğretilmesinde CD'lerden yararlanın.

    ------------------------------------------------------------------
    ÖĞRENCİYLE İLETİŞİM NASIL OLMALIDIR???
    1-Onları onayla ve iltifat et.
    “Bunu yapabilecek birisi varsa o da sensin”,
    “Ne muhteşem...”,
    “Varlığından emin olduğum o müthiş zekanızı...”,
    “Nasıl yapabildin bravo doğrusu”vs. iltifatlar edebilmelidir.
    Olumsuz yanlarına da iltifat edilebilir:
    “Doğrusu hiç şişman gözükmüyorsun”
    Mutlaka onaylayabileceğiniz bir yönünü bulmaya çalışın. Bunu yağcılığa veya abartıya kaçmadan içten yapmak gerekir. Onay ve iltifat sonrası teşekkür de edilebilir.
    Öğretmen takdirlerini sınıf karşısında kıvandırıcı bir biçimde yapmalıdır. Beğendiği bir ödevi sınıf huzurunda okutmalı ya da başarı panosuna asmalıdır. Bu davranış öğrenciyi mutlu ve diğerlerini de teşvik eder, ilerleme ve çalışma gücü kazandırır.
    Ayrıca onaylama sırasında “ben de” tekniği kullanılabilir: “Ben de öyleyim”, “Ben de olsam aynı şeyi yapardım” vs.
    2-Yumuşak konuş, yumuşak yanıt al.
    Ne şiddette konuşursan, o şiddette yanıt alırsın. Ruhu okşar gibi konuşmak gerekir.
    3-Fikrine önce kendini ikna et, sonra öğrencilerini.
    Benimsetmek istediğin düşünceleri anlatırken heyecan ve coşku duymalısın;
    Örn; “Öyle yapmak öyle güzeldir ki!..”, “Bir şeyler keşfedebilmenin o cazibesi yok mu?” vb.
    4-Güven duy.
    Öğrencilere güvendiğimizi göstermemiz, onların da bize karşı dürüstçe yaklaşmasına neden olacaktır. “Sana hep güvendim ve hala güvenebileceğimi biliyorum...”. Bunu omuzlarına dokunarak yapın.
    5-Öğrencilerinin yanında insanlar aleyhinde konuşmayın.
    İnsanlardan bahsederken onların olumsuz özellikleri yapıcı olarak eleştirilebilir ama yıkıcı şekilde onlardan, öğrencilerin yanında bahsetmek öğrencilerimizin bize olan güvenlerinin azalmasına yol açabilir. Sonuçta önemsenmez hale gelebiliriz. Özellikle öğrencileriniz yanında asla öğretmenleri eleştirmeyin. Bu daha büyük olaylara patlak verebilir.
    Yargılama ki yargılanmayasın.
    Hiçbir şeyden şikayetçi olmayın, yapabiliyorsanız eleştirmeyin de...
    6-Onların da seni onaylamasını sağla.
    Soracağın soru yanıta ortam hazırlasın; “Böyle mi? sorusu yerine “Böyle olmalı değil mi?” diyerek başını öne eğerek kendin onaylamalısın. Kesinlikle öğrencileriniz de o yönde onaylayacaktır.
    7-Soruların öğrencilerde direnme yaratmasın.
    “Niye dinlemiyorsunuz anlayamıyorum? Yerine “Haydi çocuklar, şimdi dinleme ve bir şeyler öğrenme zamanıdır!..” denilmeli.
    8-Onlarla görüşmeyi ertelemeyin:
    Öğrencilerinizin konuşma ve görüşme tekliflerine sıcak yaklaşın. “Teneffüste görüşebilir miyiz canım?” veya “Mümkün olan en kısa zamanda görüşmek isterim” dedikten sonra teneffüste veya belirttiğiniz uygun zamanda mutlaka onunla görüşmeye çalışın.
    Gereksiz konuşmaları daha kibarca erteleyebilirsiniz: Ders anlatırken birisiyle konuşmayı reddetmek kabalık değildir. fakat çoğunlukla öyle hissedilir. Uygun bir açıklama ile örneğin; “Bu senin için önemli gözüküyor. Gerçekten daha fazlasını duymak isterim. Bunu ders saati dışında konuşabilir miyiz? Böylelikle soruna daha fazla konsantre olabilirim!..” gibi bir konuşma ile dersin bölünmesini önlemiş olursun... Ders sonrası yanınıza görüşme için gelen öğrenciye “Meşgulüm sonra gel.”demeyiniz.
    9-Öğrencilerinize özel muamele gösterin:
    “Meslek hayatımda en özel sınıfsınız!..”,
    “İlkelerim gereği yapmamam gerekiyor ama sizin için istisna yapacağım!..”
    “Sizin için seve seve...”,
    “Bu sınavdan en iyi şekilde çıkacağınızı biliyordum...” gibi örnek kalıp cümleler kullanabilirsiniz veya benzer yakın cümleler geliştirebilirsiniz.
    10-Tebessüm edin, gülümseyin.
    En azından bunu kendi ruh sağlığınız için yapmış olursunuz. Unutmayın ki somurtarak ciddi görünmeye çalışmakla önemsenmiş olmazsınız.
    11-Mutlu ifade kullanın; felaket habercisi olmayın.
    Umut ve mutluluk içeren cümleler kurun. Güzel şeyler duymak onları size yakınlaştıracaktır. Duyamadıkları şeyleri sizden duymaları sizi daha çok önemsemelerine yol açacaktır. Ailelerinden duyamadıkları sözleri sarf etmeniz onlara ödül olacaktır.
    12-“Sen dinlemeye değersin!” mesajı ver.
    Öğrencilerini dinle. Kendilerini dinlemeyenleri, onlarda gönülden dinleyemezler. Sözlerini kesme, daha çok anlatmasını iste. “Şu son noktayı açar mısın?” de. Ayrıca dinleme alışkanlığını kazanabilmeleri için de model olabileceğini unutma.
    13-Olumlu düşüncelerini pekiştirin.
    Düşüncelerini pekiştirmek için”Senin de ifade ettiğin gibi...” deyin.
    14-Alçak basınç uygula veya egosuna saldırma.
    Haklı olduğu noktaları onayla ama haksız olduğu noktalar için ise “Bu konuda haklısın, ancak diğer yandan...” vb. cümleler ile yanılabileceğini kabullenmesini sağla. Bunu üzmeden yapmış olursun.
    15-Üçüncü şahıslar aracılığıyla konuşun.
    Örneğin, dinlenilmediğini düşünüyorsanız”Dinlenilmeyi hak ediyorum “ yerine, “Bir öğretmenin dinlenilmesi gerekiyor arkadaşlar” diyebilirsiniz.
    16-Onurlarını kurtarın.
    Hata yapmış olanları paylayacak ya da cezalandıracak yerde”Seni anlamaya çalışıyorum ve anladığımı zannediyorum, yaptığın bu hatanın o an için acı sonuçlarını görememiş olabilirsin” diyebilirsiniz.
    Davranış çok fazla olumsuz değil ise “Galiba o an için herkes aynı şeyi düşünür veya yapardı” gibisinden daha hoşgörülü bir ifade takınabilirsiniz.
    Davranış problemlerini özel görüşmelisiniz! Arkadaşları yanında utandırılmamalısınız. Öğrenci şöyle düşünebilmeli, “Öğretmenim beni arkadaşlarımın yanında bozmayarak benim seviyemi onlar nazarında düşürmedi”.
    17-Teşekkür et ve ismini söyle.
    Teşekkür ederken öğrencinin ismini de söyleyin, daha iyi etki yapar. Ona bakarak ve de mırıldanmadan, açıkça, içten teşekkür. Hem de hiç beklemedikleri bir anda teşekkür edin.”Teşekkür ederim Ahmet” vs.
    Öğretmen zaman kaybetmeksizin ilgili öğrencilerin adlarını tamamiyle öğrenmelidir. Bu ilgi göstermenin somut örneklerinden birisidir. Adıyla çağrılmak çocuğu mutlu eder ve öğretmene yaklaştırır.
    18-Eleştiri yapmak zorunda kalınırsa kişilik değil hareket eleştirilmelidir.
    Eleştiri öğrenci ile yalnızken yapılmalıdır. Eleştiri cümlelerine başlamadan önce bir komplimanla başlamak yararlıdır. ”Çok cana yakınsın, çok ilgilisin, çok zekisin emin ol ama biliyor musun......” vs. gibi. Ama mutlaka kapanışı dostça yapın.”Sana güvenebileceğimde eminim”, “Bunu aşacağını biliyorum...”, “Daha çok çalışacağını biliyorum...” vs.
    19-Rica et, emretme, talep et.
    “Çalış”, “Dinle”, “Oku” yerine “Okursan, çalışırsan, dinlersen kazanırsın, faydalarını görürsün, gelişirsin...” gibi cümleler ile konuşulmalıdır.
    20-Empati kurdurun.
    Destek almak için örneğin sınıfta çok gürültü oluyor ve siz bundan rahatsız oluyorsanız, “Benim yerimde olsaydınız sınıfa sessiz olmasını nasıl öğütlerdiniz, bunun için ne yapardınız?” gibisinden sorular sorun. Dikkatlerini çekin, düşündürün, dinlemeye , sessizliğe zorlayın.
    21-Onlara yakın ol, onlara dokun.
    Her öğrenciye bedensel olarak yakın ol. Sınıfta dolaşarak “Ben sana da yakınım” mesajı ver. Her an hepsini gör, hepsini duy. Onlarda seni görsün, seni duysun. Öğretim zamanını masadan direktifler vererek geçirmemek gerekir.
    Kafalarına, omuzlarına, arkadaşça sevgiyle dokun. Şefkatli ve dostça bir hava ile bunu yap.
    22-Gözlerinin içine bak.
    Yapacağın konuşmalarda öğrencilerinin gözlerinin içine bak. Genel konuşmalarda gözlerini, bütün öğrencilerin gözleri üzerinde gezdirmeye çalış.
    Genel bakmak yerine Özel bakmak bazen öğrencilerle kopan bağları tamir edebilir. Yani konu anlatırken spesifik öğrencilerle göz göze gelmek.
    23-İyi hitap et.
    Argo ve küfürlü hitaplardan kaçının. Onurlarını yüceltici hitaplar yapmaya çalışın. İsmiyle etkili bir ses tonuyla hitap etmelisiniz.
    24-Özür dilenmesi konusunda ısrar etmeyiniz.
    Hata yapan öğrenciden özür dilemesini beklemek hatadır. “Sınıftan özür dilemen gerek” şeklinde emirlerden kaçının. Bırakın kendini buna zorlasın.
    25-İlgilerinden bahsediniz.
    Öğrenci Hasan ders dışı etkinliklerde müzikle meşgüldür. Dersi kaynattığı bir anda “Hasan müzik çalışmaların nasıl gidiyor?” gibisinden bir konuşma onu kendisine getirecek ve konuşmalarınızı daha etkin olarak dinlemeye çalışacaktır. Çünkü önemsendiğini hissetmiştir. Bunu yanıtlamak isteyecektir.
    26-Mizahi olunuz.
    Onları eğlendirerek eğiten bir öğretmeni mutlaka dinlerler. Mizahi yönünüzü öğrencilere takılmakta değil olaylara değişik anlamlar yükleyerek, bilginin çok yönlü verilmesini sağlayacak şekilde kullanınız. Öğrencilere değil olaylara takılın, yoksa gücenmeler ya da alınganlık tepkileri alabilirsiniz.
    leştirilebilir.

  3. Desert Rose
    Silent and lonely rains
    27-Selam verin, selam alın.
    Öğrencilere ilgi göstermenin ilk koşulu onlara selam vermektir. “Selam” veya “Merhaba” , “Benden sana zarar gelmez, senin de benim gibi mutlu olmanı istiyorum, seni görmekten sevinç duyuyorum...” anlamını taşır. Her öğretmenin selam verme ve selam alma alışkanlığı kazanması mutlaka gereklidir(Yapmacıksız ve kesinlikle içten olmalıdır). Selam vermeyen insanın selam almama şikayeti olamaz (Ne ekersen onu biçersin). Öğrencilerin öğretmenlere dönük eleştirilerinden birisi budur. Selamla önemsenmek istediklerini ifade etmektedirler. Hatta bu, kimi öğretmenler tarafından da dile getirilmektedir; Meslektaşları olan öğretmenlerin yanlarından geçerken bile selam vermedikleri, somurtkan bir ifade ile yüzlerine bile bakmadıkları hatta selamlamamak için yollarını bile değiştirdikleri şikayet konusu olmaktadır. Sonuçta, öğrenci ya da öğretmen olsun, herkese selam vermek ve verilen selamı almak insanlığın ve medeni ilişkilerin vazgeçilmez bir unsurudur ve insan kazanmanın püf noktasıdır.
    28-Ellerini sıkın.
    Samimi olarak öğrencilerinizin ellerini sıkmaktan çekinmeyiniz. Bunu kibir ve böbürlenme havası ile yapmayınız. Öğretmen öğrenciyi (işlediği hammaddeyi) bu davranışı ile yüceltmelidir (Hammaddeye dokunmadan ona şekil verilemez). Sevgiyle ellerini sıkın ki sevgiyle saygı görün.
    29-Kendinizden veya yakınlarınızdan çok bahsetmeyiniz.
    Hayatınızdan kesitler vererek kendinizle ya da yakınlarınızın önemsenilecek özelliklerini sürekli olarak öğrencilere empoze etmeye çalışmayın. Örn; “Ben gençken......idim, siz de öyle olmalısınız” gibisinden telkinler olumsuzdur. Aynı şekilde yakınlarımızı öne çıkaran “Oğlum gece gündüz çalışır, o bir tanedir. Oğlum diye söylemiyorum ama...” gibisinden açıklamalar çocukların “dalga geçme” dürtülerini harekete geçirir. Öğrenciler öğretmeni yavaş yavaş önemsiz bulmaya başlar.
    30-Verdiğiniz sözlerinizi tutunuz.
    Sık söz vermeyin her şeye “evet “demeyin sonra altından kalkamayabilirsiniz.
    31-“Sen” dili yerine “Ben” dili kullanınız.
    Sürekli “Ben” dili kullanmaya özen gösteriniz. Örn; Sınıf içerisinde yüksek sesle konuşan bir öğrenciye “yeter artık Ahmet, kes sesini” demek yerine “Ahmet yüksek sesle konuştuğun için dikkatim dağılıyor, ne söyleyeceğimi unutuyorum” diyebilirsiniz. “sen” dili kullandığımız zaman otomatik olarak söz veya direktiflerimize tepki uyandırmakta olduğumuz söylenmektedir. “Ben” dili kullandığımızda bu tepki ya da karşı koyma en aza inmektedir.
    32-Parmakla göstermeyiniz.
    Dostça hareket, tavır; korkutarak değil! Parmakla bile gösterme, işaret etme uzaklaştırıcı olabilir. Parmakla göstererek ‘Hey sen!’,yerine, elin iç tarafı gösterilerek ‘Siz!’ şeklinde hitap daha pozitif olacaktır.
    ----------------------------------------------------------------------

    Bir Dersin İşleniş Aşamaları
    Öğretim etkinliklerini plânlarken öğretmen, önceden belirlediği hedef davranışları nasıl gerçekleştireceğini sıralamalıdır. Buna dersin işleniş aşamaları diyebiliriz. Dersin işleniş aşamaları diyoruz, dersi anlatma aşamaları değil, yani ders sadece öğretmen tarafından anlatılmaz, öğrencilerle işlenir.

    Bir dersin işleniş aşamaları, bir konunun açıklanmasında, bir kompozisyon yazımında, bir konuşmada takip edilecek aşamalara benzer. Bir dersin işleniş aşamaları giriş, gelişme ve sonuçlandırma olmak üzere üçtür. Bu aşamaların içinde de değişik işlemler uygulanır. Bir veya iki ders saatinin düzenlenmesinde aşağıdaki sıra takip edilebilir:

    1. Giriş
    a. Dikkat çekme: Bir dersin girişi, başlangıcı o dersin devamı için oldukça önemlidir. Bu nedenle derse iyi bir dikkat çekme ile başlanmalıdır. Öğretmen, ders başında bir söz, ayet ya da hadis, örnek olay, kıssa, hikâye, fıkra, anı, tarihî olay, ilahî, şarkı, şiir, levha, tablo, resim vb. şeyleri anlatarak, okuyarak, okutarak, tepegözle yansıtarak, fotokopi vererek, bilgisayarda göstererek, filmini seyrettirerek öğrencilerin dikkatlerini konuya çekebilir. Düşündürücü ve konuyu açıcı sorular sorarak dikkat çekmek de etkili olabilir. Dikkat çekmek için, takrir, soru cevap, tartışma, gösteri, dramatizasyon, çember, örnek olay inceleme, kart vb. eğitsel oyunlar gibi öğretim yöntem ve teknikleri kullanılabilir. Bu aşamada bir önceki dersteki konu, gerekiyorsa tekrar hatırlatılabilir veya varsa ödevler de kontrol edilebilir.

    b. Güdüleme: Öğrencinin derse dikkatinin çekilmesinin ardından güdülenmesi gerekir. Öğrenilen konuları niçin öğrenmeleri gerektiği açıklanarak öğrenmeye istekli hâle gelen öğrenci dersi daha iyi takip edecektir. Öğrencileri güdülemek için, derste öğrenilenlerin ne işe yarayacağının, nerede nasıl kullanacaklarının açıklanması gerekir. Bu öğrenilenlerin, sınavlarda sorulacağının hatırlatılması da ara sıra kullanılacak bir güdüleme yoludur.

    c. Hedeften haberdar etme: Öğrenciye bu ders sonunda neyi öğrenmiş olacağının bildirilmesi derse başlangıçta önemlidir. Bazı durumlarda, dikkat çekme, güdüleme ve hedeften haberdar etme ile ilgili yapılacaklar birbirine geçmiş de olabilir. Yani bazı durumlardan bu ilk üç aşama birleştirilebilir.

    2. Gelişme
    Dersin gelişme bölümüne bir geçişle başlanır. Geçiş, yukarıda dikkat çekmede belirtilen etkinlikler veya benzerleri ile de yapılabilir. Gelişme bölümü, derste verilmek istenen davranışların tamamının kazandırılacağı aşamadır. Bu aşamada, öğrencinin yaşına, cinsiyetine, psikolojisine, hazırbulunuşluğuna, değerlerine ve eğitim biliminin verilerine uygun olarak tüm etkinlikler gerçekleştirilmelidir.
    Gelişme aşamasında önceden belirlediğimiz öğretim yöntem ve teknikleri kurallara uygun olarak uygulanmalıdır. Seçilen yöntemlere uygun ders araç gereçleri kullanılmalıdır. Öğrenciye yeteri kadar uyarıcılar, ipuçları, pekiştireç, geri bildirim vb. verilmelidir. Gelişme aşamasında bir iki defa ara özet yapılabilir. Yine bu aşamada çok kısa olarak biçimlendirme ve yetiştirmeye yönelik (soru cevap vb. tekniklerle) değerlendirme yapılarak öğrencinin neyi ne kadar öğrendiği belirlenir. Eksikler varsa tamamlanarak derse devam edilir.
    3. Sonuç ve Değerlendirme
    Dersin kapanış aşamasında son özet, tekrar güdüleme ve değerlendirme etkinlikleri yapılır. Değerlendirme yapılırken dersin hedeflerinin ne kadar gerçekleştiğini öğrenmek için sorular sorulur. Varsa eksikler ve öğrenci soruları cevaplândırılarak, bir sonraki dersin konusu söylenerek ve ödevler verilerek ders bitirilir.



    DİN ÖĞRETİMİNDE KULLANILAN YÖNTEM VE TEKNİKLER

    Yöntem, bir amaca ulaşmak için takip edilen yol olduğuna göre, genel olarak hayatın her alanında insanlar yöntemli çalışmaya özen göstermişlerdir. Aynı şekilde eğitim öğretim alanında da plânlı, programlı, yöntemli çalışmalar için uğraşılmış ve bu arayış devam edecektir. Öğretim yöntemleri "Genel Öğretim Yöntemleri" ve "Özel Öğretim Yöntemleri" olmak üzere iki ayrı şekilde ele alınmaktadır. Bu anlamda, Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersinde genel öğretim yöntemleri kullanıldığı gibi, sadece bu derse özgü özel öğretim yöntemleri de vardır. Örneğin, inanç esasların öğretimi, ibadet öğretimi, ahlâk öğretimi vb.

    Öğretiminde kullanılan birçok öğretme yolu vardır. Aşağıda günlük ders plânlarında kullanılan öğretim yöntem ve tekniklerinin tanımları ile çok kısa açıklamalara yer verilmiştir.

    1. Takrir (Anlatma) Yöntemi: Anlatma yöntemi de denilen takrir yöntemi, bir konunun öğretmen ya da onun yerinde olan birisi tarafından belli bir sıra ve düzen içerisinde öğrencilere sunulmasıdır. Öğretmenin belli bir konuyu anlatıp, açıklaması ilkesine dayanan; genellikle öğrencilerin soru sormalarına, tartışmalarına ve birlikte çalışmalarına pek imkan vermeyen ve yine öğretmenin uyandıracağı ilgi ile öğrencilerin duygu ve düşüncelerinde istenilen gelişmelerin sağlanmasını öngören bir öğretim yöntemidir.

    a. Biçimsel (formal) konuşma tekniği (konferans) : Biçimsel anlatma (konferans), bir kişinin bir konuyu önceden hazırlayıp bir gurubun karşısında belli bir sıra ve düzen içinde anlatmasıdır.

    b. Biçimsel olmayan (informal) konuşma tekniği: Biçimsel olmayan konuşma, öğretmenin herhangi bir öğretim yöntem veya tekniğini uygularken, zaman zaman yaptığı açıklamalardır. Bu açıklamalar bilgi verme, bir yanlışı düzeltme, sorular sorup, cevaplar alma şeklinde olabilir.

    c. Sempozyum: Sempozyum, bir konuyu çeşitli yönleriyle açıklamak için değişik kişiler tarafından yapılan seri konuşmalardır. Daha çok seri konferanslar havası taşıyan teknikte, konunun değişik yönleri kısa açıklamalarla dinleyiciye sunulur. Bir alanda temel bilgi edinmek amacıyla söz konusu alanın uzmanlarından yararlanmayı kolaylaştırıcı bir tekniktir. Sempozyum, okullarımızda rahatlıkla kullanılabilecek bir öğretim tekniğidir.

    2. Tartışma yöntemi: Tartışma yöntemi, öğrencilerin kendi aralarında veya öğretmenle öğrenciler arasında tartışılarak karara varılan ve sonuca bağlanan bir öğretim yöntemidir.

    a. Büyük grup tartışması tekniği: Büyük grup tartışması tekniği, bütün sınıfın ya da büyük bir grubun, bir konuyu birlikte tartıştıkları tekniktir. Bu teknik, sınıf mevcudunun küçük gruplara bölünemeyecek kadar az olması ve sınıfın birlik ve bütünlük içinde olması istenmesi durumunda uygulanır. Büyük grup tartışması tekniği, küçük grup tartışmalarını, sempozyum, konferans ve izlenen bir filmi tartışmak amacıyla da uygulanabilir.

    b. Küçük grup tartışması tekniği: Sınıfta küçük bir grubun bir konuyu birlikte tartıştıkları öğretim tekniğine küçük grup tartışması tekniği denilir. Tartışmalara geniş ölçüde katılımı sağlamak amacıyla büyük grubun küçük gruplara bölünmesinden oluşmaktadır.
    Küçük gruplar çeşitli şekillerde oluşmakta ve buna göre adlarla anılmaktadır. Bu küçük gruplara "vızıltı" veya "fısıltı" grupları da denir. Örneğin, "grup 22" (vızıltı 22, fısıltı 22) de, iki öğrenci bir konu üzerinde ikişer dakika konuşur. "Grup 66" (vızıltı 66, fısıltı 66) da ise, 6 öğrenci aynı konu üzerinde 6'şar dakika tartışır.

    c. Panel tekniği: Panel, küçük bir grubun önceden belirlenmiş bir konuyu dinleyiciler önünde samimi bir hava içinde tartışmasıdır. Panelin gayesi, gerçeği bulmak ya da bir kavrama varmak değil; bir meseleyi çeşitli yönleriyle aydınlatmak, çeşitli eğilim ve görüşleri ortaya koymaktır. Panel sınıflarda rahatlıkla yapılabilir. Panel bir anlamda bir grubun, bir konu üzerindeki sohbeti demektir.

    d. Zıt panel tekniği: Sınıfın yarısının soru sorarak, yarısının da cevap vererek bir konuyu tartıştıkları bir öğretim tekniğidir. Bu teknik işlenmiş konuları tekrar etme, gözden geçirme amacıyla uygulanır. Sınıf ikiye ayrılarak, kısmen tartışılmış fakat pek açığa kavuşturulmamış konuları tartışabilirler.
    e. Münazara tekniği: Münazara, iki ekibin dinleyiciler ve jüri önünde bir konuda iki zıt tezi savunmalarıdır.

    f. Açık oturum tekniği: Açık oturum, bir grubun, bazı kurallara uygun olarak bir konuyu dinleyiciler önünde tartışmalarıdır. Panelden farklı olarak üyeler başkandan izin alarak teker teker konuşurlar. Üyelerin konuşması sempozyumu andırırsa da, sempozyumda, her üye bir defa konuşma hakkına sahipken, açık oturumda bir kaç defa konuşulabilir. Sempozyumda karşılıklı tartışma yokken, açık oturumda üyeler başkandan söz alarak, birbirlerine cevap verebilirler. Açık oturumdan sonra bir forum yapılarak, tüm sınıfın konu hakkında düşünceleri alınabilir.

    g. Forum: Forum, bir grubun bir konuyu tartışıp gereken açıklığa kavuşturduktan sonra, dinleyicilerin de tartışmaya katıldığı tartışma tekniğidir.

    h. Çember tekniği: Grup üyelerinin çember oluşturacak şekilde yerleşerek bir konuyu tartıştıkları tekniktir. Adından da anlaşılacağı gibi bu teknikte konuşmacılar bir çember biçiminde yerleşirler. Bir konunun veya ünitenin açılışında ya da çalışmaların özetlenmesi ve değerlendirilmesi sırasında kullanılır.

    i. Beyin fırtınası (düşünce tarama) tekniği: Beyin fırtınası, bireyleri heyecanlı bir ortama yönlendirerek, üretici (yaratıcı) ve özgün görüşleri ortaya çıkarmaya yarayan bir grup tartışma tekniğidir. Bu teknik, hayal yoluyla öğrenmeye imkan veren bir öğretme tekniğidir. Öğretmen, beyin fırtınasından çeşitli biçimlerde yararlanabilir. Örneğin, bir ders ya da tartışma ölü noktaya gelir, sessizlik başlarsa, beyin fırtınası bir çözüm olabilir. Bazen derse eğlenceli bir başlangıç yapmak için bu tekniğe başvurulabilir. Bu teknikte söylenenlerin kalitesinden çok, sayısı önemlidir. Bu tekniğin önemi, öğrencileri uyuşukluktan kurtararak canlı ve üretici yapmaktır.

    j. Görüşme tekniği: Görüşme tekniği, belirli bir konuyla ilgili gerekli bilgiyi almak için konunun uzmanı bir veya birkaç kişi ile yüz yüze konuşmadır. Görüşme, okul ortamında bir konuda, o konunun uzmanı, yazar, sanatçı, bilim insanı, vaiz, imam vb. tanınmış kişilerle, sınıfa davet etmek veya o kişinin yanına gitmek suretiyle bilgi almayı amaçlar. Bu görüşmede soru cevap tekniği kullanılır.


    3. Küme Çalışması Yöntemi: Küme çalışması yönteminin uygulanma biçimine göre iki ayrı tanımı yapılabilir. Bunlardan birincisine göre; küme çalışması yöntemi, programda yer alan konu ya da ünitelerin birlikte işlenmeden önce, ilgi ve yeteneklerine göre kümelere ayrılan öğrencilerce incelenmesi ve sınıfa sunulması temeline dayanan bir öğretim yoludur. İkincisine göre; küme çalışması yöntemi, tek öğretmenli okullarda ya da birleştirilmiş sınıflarda yaş, başarı ve yetenekleri bakımından farklı oldukları hâlde topluca ders gören öğrencilere, onları ilgi ve yeteneklerine göre kümelere göre ayırarak yapılan öğretimdir.

    4. Dramatizasyon (Rol Oynama) Yöntemi: Dramatizasyon yöntemi, düşünce, durum, problem, olay vb.nin bir grup önünde, gruptan seçilen belli üyelerce dramatize edilerek (oyunlaştırarak) canlandırılması esasına dayanan öğretme yoludur. Dramatizasyon yöntemi, kaynaklarda değişik adlarla anılır. Rol oynama, rol yapma, toplumsal oyun (sosyo-drama), drama, canlandırıcı oyun (dramatik oyun) denilen bu öğretim yöntemi, dramatizasyon üzerine kurulmuştur. Dramatizasyon, oyunlaştırma, canlandırma, rol yapma anlamlarına gelmektedir. Rol yapma, öğrencinin kendi duygu ve düşüncelerini başka bir kişiliğe girerek ifade etmesini sağlayan bir öğretme yöntemidir. Başkalarının kimliğine bürünerek, onların nasıl hissettiğini, düşündüğünü ve etkinlikte bulunduğunu öğrencilere yaşama fırsatı sağlamasından dolayı, rol oynama yöntemi öğretimde özel bir önem taşımaktadır. Ayrıca rol oynama yönteminin öğretimdeki değerini vurgulayan önemli bir özellik de öğrencilerin bedensel etkinlik içerisinde bulunma ihtiyaçlarını karşılamasıdır.

  4. Desert Rose
    Silent and lonely rains
    İBADET DERSİ ÇALIŞMA NOTLARI >

    İbadet: Allah’a tazim ve saygi göstermek ve onun bize verdiği sayisiz nimetlere karşı şükran borcunu yerine getirmektir.
    İbadet çeşitleri 3’e ayrilir:,
    a. Beden ile yapilan ibadetler
    b. Mal ile yapilan ibadetler
    c. Hem mal hem de beden ile yapilan ibadetler
    İslam: Peygamberimiz hz.muhammed (s.a.v.) in Allah tarafindan getirip tebliğ ettiği seyleri kabul etmek, Allah’a ve peygambere itaat derek bunlari kabul ettigini göstermektir.İslam inandigini yasamak demektir.
    İslam’in sarti 5’tir.
    a. Kelime-i Şehadet getirmek
    b. Namaz kilmak
    c. Oruç tutmak
    d. Zekat vermek
    e. Hacca gitmek

    Mükellef : Ergenlik çağına gelmiş akıllı müslümanlara denir.
    · Ef’ali Mükellefler 8 tanedir


    1. Farz: Dinimizce yapılması kesinlikle emredilen şeye farz denir.Namaz kilmak,oruc tutmak gibi..
    Hükmü: Farz olan görevleri yapan,karsiliginda sevap kazanir.Özürsüz olarak yapmayan azabi hak etmiş olur.Farzi inkar eden dinden cikar.
    Farz iki cesittir.
    a) Farzi ayn: Her mükellefin yapmasi gereken farz demek..beş vakit namaz kilmak gibi.
    b) Farzi kifaye: Bazi mükelleflerin yapmasi ile digerlerinin yapmamasi demektir.Cenaze namazi gibi.

    2. Vacib: Farz kadar kesin olmamakla birlikte kuvvetli bir delil ile yapilmasi emredilen şeye vacib denir.Bayram namazi,fitir sadakasi kurban kesmek gibi.
    Hükmü: Vacipleri yapan sevap kazanir.Özürsüz olarak yapmayana azap gerekir.
    3.Sünnet: Farz ve vacipten başka peygamberimizin ibadet niyetiyle yaptigi seye sünnet denir.Peygamberimizin devamli yaptigi ve bize de tavsiye buyurdugu her şeydir.
    Sünnet iki cesittir.
    a) Sünneti Müekkede: Pyegamberimizin cogu zaman yaptigi kolay kolay terk etmedigi sünnettir.Sabah , ögle ve aksam namazlarinin sünnetleri gibi.
    b) Sünneti Gayri Müekkede: Peygamberimizin ara sira terk ettigi (bir gerekce oldugunda ) sünnete gayri müekkede denir.İkindi ve yatsinin iilk sünnetleri gibi.
    Hükmü: Sünneti Yapan sevap kazanir.Peygamberimizin sefaatine nail olur.Sünneti bile bile yapmayanlar azarlanir.
    3. Müstehap: Hoşa giden davranislardir.ibadetmizin sevabini artirir.Peygamberimizin Bazen yapip bazen de yapmadigi şeylerdir.
    Hükmü: Yapan sevap kazanir.yapmayan azarlanmaz.
    4. Mübah: Kuran ve sünnette yapilmasina ya da yapimamasina dair bir ifade bulunmayan seylerdir.oturmak yürümek ve uyumak gibi.
    Hükmü: Mübahi yapan sevap kazanmaz.yamayan da günah işlemiş olmaz.
    5. Haram: Kuran ve sünnette kesin bir dille yasaklanan şeydir.Haksiz yere adam öldürmek gibi hirsizlik yapmak gibi.
    Hükmü: Harami işleyene ceza ve azap gerektir.Haramdan kacinan sevap kazanir.Harami inkar eden dnden cikar.
    6. Mekruh: Haram kadar kesin olmamakla birlikte dinimizce yapişlmasi hoş görülmeyen şeylerdir.
    Mekruh iki cesittir:
    a. Tenzihen mekruh: helale yakin mekruh..Sünnet ve müstehabi terk etmek gibi..Bu gibi mekruhlardan sakinanlar sevap kazanir.işleyenlere ceza gerekmez.
    b. Tahrimen mekruh: Harama yakin mekruh..Vacipleri yerine getirmemek gibi.

    Hükmü: Bu gibi mekruhlardan sakınanlar sevab kazanır, işleyenlere ceza gerekmez

    8) Müfsid:Başlanmış olan bir ibadeti bozan şeylere denir. Namaz kılarken konuşmak, oruçlu iken bilerek yiyip içmek gibi. Konuşmak namazı, yiyip içmek de orucu bozar.

    Hükmü: Özürsüz olarak ve bile bile ibadeti bozmak azabı gerektirir.



    *** ABDEST ***


    ”Bir Müslüman abdest alirken ellerini yikayinca elleri ile yaptigi günahlari bagislanir.yüzünü yikayinca gözleri ile isledigi günahlari basini meshedince kullaklari ile dinleyerek iişledigi günahlari ayaklari yikayinca da ayaklari ile yürüyerek işledigi günahlari bagislanir”.Hadis-i şerif
    (Abdeste devam et ve güzel abdest al ki, ömrün uzasın.) [Harâiti]
    (Güzelce abdest alıp, huşu içinde namaz kılmak, küçük günahlara kefaret olur. Bu durum ömür boyu devam eder.) [Müslim]


    Güzel abdest, abdestin farz ve sünnetlerini yerine getirmek suretiyle alınan, mükemmel abdesttir.) [Tirmizi]
    (Abdestli iken abdest alana on sevap verilir.) [İbni Mace]
    Abdestin farzları

    1-Yüzü, bir kere yıkamak. Yüz, iki kulak memesi ve saç kesimi ile çene arasıdır.
    2-İki kolu, dirsekleri ile birlikte, bir kere yıkamak.
    3-Başın dörtte bir kısmını mesh etmek, yani yaş eli başa sürmek.
    4-İki ayağı, iki yandaki topuk kemikleri ile birlikte, bir kere yıkamaktır.
    Abdestin Sünnetleri


    1. Niyet etmek,
    2. Eûzü ve Besmele ile baslamak,
    3. Evvela ellerini bileklerine kadar yikamak,
    4. Misvak kullanmak,
    5. Bir âzâ kurumadan digerini yikamak,
    6. Agzina ve burnuna üç kere su vermek,
    7. Kulagini meshetmek,
    8. Parmaklarini hilâllemek; yâni bir elin parmaklarini diger elin parmaklari arasina geçirip çekmek,
    9. Âzâlari üçer kere yikamak,
    10. Basini kaplama meshetmek,
    11. Abdesti tertip üzere almak; yâni abdest âzâlarini sirasiyla yikamak,
    12. El ve ayaklarini yikamakta parmak uçlarindan baslamak.
    Abdest alirken okunacak birçok duâ olmakla beraber evlâ olan bütün âzâlarini yikarken besmele çekip sehâdet getirmektir.
    13 Tertîp, ya’nî uzuvları sıra ile yıkamak.

    14- Delk, ya’nî yıkanan yerleri oğmak.

    15- Müvâlât, ya’nî her uzvu, birbiri arkasından yıkayıp ara vermemek.

    Bu sünnetleri yapmak sevâb olur. Yapmamak, tenzihen mekrûh olur.

    Abdestin edepleri:
    Edeb; nezâket, zarâfet, insanlara sözle ve davranışla yardımda bulunmak, gönülleriniokşamak demektir. Abdestin edepleri ise yapılması halinde sahibine sevap kazandıran hususlardır.
    Yapılmamaları halinde ise kişiye günah yazılmaz. Abdestin edepleri
    şunlardır:
    1- Abdest alırken başkasından yardım istememek.

    2- Abdest alırken suyun sıçramaması için dikkatli davranmak.

    3- Kıbleye doğru yönelmek.

    4- Gereksiz yere konuşmamak.

    5- Niyet ederken dil ile niyet etmek.

    6- Her uzvu iyice ovmak.

    7- Abdest dualarını okumak.

    8- Kullanılmış bir su ile abdest almamaya dikkat etmek.

    9- Her uzvu yıkarken niyeti korumakla birlikte “Bismillâh” demek.

    10- Kulağını meshederken serçe parmaklarının uçlarıyla kulak deliklerini meshetmek.

    11- Burna ve ağıza suyu alırken sağl eli kullanmak.

    12- Sol el ile sümkürmek.

    13- Özür sahibi
    olmayan kimsenin namaz vaktinden önce abdest alması.

    14- Abdest bittikten sonra kıbleye karşı ayakta kelime-i şehâdet getirmek ve dua yapmak, biraz su içmek.

    15- Durgun veya akarak yer değiştiren sular ile birikinti hâlindeki sulara ve Kıble’ye karşı abdest bozulmaz.
    Abdestin mekruhları

    1- Abdest alırken gereğinden fazla suyu boş yere tüketmek.
    2- Gereği yokken suyu âdetâ âzaları mesheder gibi çok az kullanmak.
    3- Suyu abdest âzalarına hızlı çarpmak, etrafa su sıçratmak.
    4- Abdest alırken gereksiz yere konuşmak.
    5- Ihtiyacı olmadığı halde abdest almak için başkasından yardım ve su dökmesini istemek.
    6- Temiz olmayan pis ve kirli bir yerde abdest almak.
    7- Abdestin sünnetlerini bilerek terk etmek.
    Abdesti Bozan şeyler:
    Abdestli olan bir kimsede aşağıdaki hallerden biri meydana gelirse abdesti bozulur: 1) Vücudun herhangi bir yerinden kan, irin ve su çıkmak, 2) Ağız dolusu kusmak, 3) Tükürdüğü zaman tükrüğünün yarısı veya daha fazlası kan olmak, 4) Küçük veya büyük tuvalet yapmak, arkadan yel çıkmak, 5) Bayılmak ve sarhoş olmak, 6) Namazda gülmek (namaz dışında gülmek abdesti bozmaz), 7) Uyumak.
    Abdestsiz Yapılamayan şeyler
    a) Namaz kılınmaz. b) Kur’an-ı Kerim’e el sürülmez, c) Tilâvet secdesi yapılmaz, d) Kabe tavaf edilmez. (Kabeyi tavaf için abdestli olmak vaciptir)
    Özür Sahibi olanların durumu
    Abdesti bozan şeylerden birinin bir namaz vakti kesilmeden devam etmesine “Özür”; böyle bir durumda olan kimseye de “Özür Sahibi” denir.
    Bir hastalık sebebi ile burnundan kan akan veya vücudunun herhangi bir yerinden kan veya başka bir akıntı (damla damla idrar gelmesi, cerahat akması gibi) gelen kimse, namaz vakti içinde akıntı kesilince abdest alır, namazını kılar.
    Eğer akıntı namaz vaktinin tamamında devam eder, abdest alıp namaz kılacak kadar bir kesinti olmazsa “Özür Sahibi” sayılır.
    Bu durumda olan kimse, namaz vakti girdikten sonra akıntı devam ederken abdestini alır ve namazını kılar. Devam eden akıntının dışında abdesti bozacak başka bir şey meydana gelmezse bu abdestle vakit içinde istediği kadar namaz kılabilir, (kaza ve nafile namazları gibi.)
    Özür sahibinin abdesti, namaz vaktinin çıkması ile bozulur, özür hâli devam ettiği süre her namaz için vakit girdikten sonra tekrar abdest alır.
    Bu, özür sahiplerine dinimizin gösterdiği bir kolaylıktır.
    KADINLARIN ÖZEL HALLERİ
    Kadınlara ait özel haller üçtür:
    1) Âdet Hâli:
    Kadınlar erginlik çağına gelince kendilerinde özel bir durum meydana gelir. Buna “Âdet Hâli” denir. Âdet hâli, her ay belirli günlerde olur ve genellikle elli beş yaşına kadar devam eder. Bazı kadınlarda bu yaştan önce de sona erebilir.
    Âdet hâli kadından kadına değişir, en azı üç, en çoğu on gündür. Bu günler içinde akıntının devamlı olması şart değildir. Akıntı ara sıra kesilse bile bu süreler de âdet halinden sayılır. Âdet hâlinin devam ettiği günlerde bazı şeylerin yapılması haram olduğundan her kadının âdet günlerini iyi bilmesi ve dikkatli olması gerekir.
    Kadınlar âdet hallerinin devam ettiği günlerde:
    1) Namaz kılamazlar,
    2) Oruç tutamazlar,
    3) Kur’an okuyamazlar,
    4) Kur’an-ı Kerim’e el süremezler,
    5) Kâbeyi tavaf edemezler,
    6) Camiye giremezler,
    7) Eşine cinsi yaklaşımda bulunamazlar.
    Âdet hâli bitince gusül yapmak (yıkanmak) farzdır, Kadınlar, âdet gördükleri günlerde kılamadıkları namazları kaza etmezler, bunları yüce Allah bağışlamıştır. Ramazan ayında tutamadıkları oruçları kaza ederler, yani sonradan tutarlar.
    2) Lohusalık Hâli:
    Çocuk doğuran kadınlarda meydana gelen özel duruma “Lohusalık Hâli” denir.
    Lohusalık hâli, çocuğun doğmasından itibaren en çok kırk gün devam eder. Azının sınırı yoktur. Kırk günden önce de sona erebilir. Bu durumda, kadın gusül yaparak ibadetlerine devam eder. Kırk günün tamamlanmasını beklemez. Lohusalık günlerinde akıntı bir süre kesilip sonra devam etse, akıntının kesildiği bu günler de lohusalık hâlinden sayılır.
    Âdet hâlinde yapılması haram olan şeyler, lohusalık halinde de haramdır.
    Lohusalık bitince gusül yapmak farzdır. Lohusalık halinde kılınmayan namazlar kaza edilmez, tutulmayan oruçlar kaza edilir.
    3)İstihaza:
    Bu hallere “istihazâ” denir.
    Kadınlar böyle durumlarda namazlarını kılar, oruçlarını tutarlar. Çünkü bunlar âdet ve lohusalık hâli değil, burun kanaması gibi mazeret sayılmaktadır.


    *** NAMAZ ***

    Namazı kılmamak dünya ve âhirette azaba sebep olur. Âhiretteki azapla ilgili olarak Allah Teâlâ şöyle buyurur:
    ”Onlar suçlulara sorarlar: Sizi Sakar cehennemine sürükleyen nedir? Suçlular şöyle cevap verirler: “Biz namaz kılanlardan değildik” (el-Müddessir, 74/40-43).
    ”Onlardan sonra öyle bir nesil geldi ki, namazı terkettiler, heva ve heveslerine uydular. Onlar bu taşkınlıklarının cezasını yakında göreceklerdir. Fakat tövbe edip, iman eden ve salih amel işleyen bunun dışındadır” (Meryem, 19/59, 60).
    ”Vay o namaz kılanların haline ki, onlar kıldıkları namazdan habersizdirler” (el-Mâûn, 107/4-5).
    Ubâde b. es-Sâmit’in naklettiği bir hadiste şöyle buyurulur:
    ”Kullarına farz kıldığı beş vakit namazı, küçümsemeden hakkını vererek, eksiksiz olarak kılan kimseyi, Allah Teâlâ cennetine sokmaya söz vermiştir. Fakat bu namazları yerine getirmeyenler için böyle bir sözü yoktur. Dilerse azap eder, dilerse bağışlar” Ebû Hureyre (r.a)’ın naklettiği bir hadiste de şöyle buyurulur:
    ”Kıyamet gününde kulun ilk hesaba çekileceği şey farz namazdır. Eğer bu namazı tam olarak yerine getirmişse ne güzel. Aksi halde şöyle denilir: Bakın bakalım, bunun nafile namazı var mıdır?”
    Eğer nafile namazları varsa, farzların eksiği bu nafilelerle tamamlanır. Sonra diğer farzlar için de aynı şeyler yapılır”
    Bu duruma göre, farz namazların eksisini sünnet ve diğer nafile namazlar tamamlamaktadır. Farz, vacib veya sünnet ayırımı yapılmaksızın ibadetlerin yerine getirilmesi müminin gayesi olmalıdır. Çünkü bu, dünyevî huzur ve mânevî mutluluk kaynağı olması yanında, ahiret için de en büyük hazırlıktır.
    Bir insana namazın farz olması için üç şartın bulunması gerekir:

    1) Müslüman olmak.
    2) Erginlik çağına gelmiş olmak.
    3) Akıllı olmak.

    Namaz Kılınmayan Vakitler

    Günün bazı vakitlerinde hiçbir namaz kılınmaz. Namaz kılınması câiz olmayan vakitler üçtür:
    1) Güneş doğarken.
    2) Güneş tam tepe noktasına gelip batı tarafına geçmeden.
    3) Güneş batarken.
    Sadece o günün ikindi namazının farzı kılınmamış ise güneş batarken de kılınır.
    Namazın Farzları

    Namazın farzları 12’dir. Bunlardan altısı namazın dışındadır, bunlara “Namazın Şartları” denir. Altısı da namazın içindedir. Bunlara da “Namazın Rükünleri” denir.
    Namazın sahih olabilmesi için oniki farzın eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir.

    Namazın Şartları: (disindakiler)
    1) Hadesten Taharet: Hades denilen manevî kirin giderilmesi için, abdest almak, gerekli hallerde gusül yapmaktır.
    2) Necasetten Taharet: Namaz kılacak kişinin, bedeninde, üzerindeki elbisede ve namaz kılacağı yerde pislik varsa bunları temizlemektir.
    3) Setr-i Avret: Namaz kılacak kişinin vücudunda örtünmesi gereken yerleri örtmesi demektir.
    Erkeklerin: Göbek ile diz kapağı arasını (dizkapağı dahil),
    Kadınların: Yüz, el ve ayaklardan başka vücudunun her tarafını örtmeleri gerekir.
    4) İstikbal-i Kıble: Namazı kıbleye dönerek kılmaktır. Kıble, Mekke şehrindeki kutsal bina olan Kâbe yönüdür. Kâbe, Hz. İbrahim ve Hz. İsmail tarafından yapılmıştır.
    5) Vakit: Namazları kendi vakitleri içinde kılmaktır.Vakti gelmeden bir namazı kılmak caiz değildir.
    6) Niyet: Hangi namazı kıldığını bilmek ve kalbinde hatırlamaktır. Niyetin dil ile söylenmesi sünnettir.

    Namazın Rukünleri: (iicindekiler)
    1) İftitah Tekbiri: Namaza başlarken tekbir almak demektir.
    2) Kıyam: Namazda ayakta durmak demektir.
    3) Kıraat: Namazda ayakta iken biraz Kur’an okumaktır.
    4) Rükû’: Namazda eller diz kapağına erişecek kadar eğilmektir.
    5) Sücûd: Rükû’dan sonra ayaklar, dizler ve ellerle beraber alnı yere koymaktır.
    6) Ka’de-i Ahîre: Namazın sonunda “Ettehiyyatü” okuyacak kadar oturmak demektir.
    Namazın Vacibleri


    1) Namaza “Allahu Ekber”sözü ile başlamak.
    2) Farz namazların ilk iki rek’atında, nafile namazların her rek’atında Fatiha suresini okumak.
    3) Farz namazlarının ilk iki rek’atında, vitir ve nafile namazların her rek’atında Fatihadan sonra sûre veya ayet okumak.
    4) Fatihayı sureden önce okumak.
    5) Secdede alın ile beraber burnu da yere koymak.
    6) Üç ve dört rek’atlı namazların ikinci rek’atında oturmak (Buna ka’de-i ûlâ=birinci oturuş
    7) Namazlardaki birinci oturuş ile son oturuşlarda ettehiyyatü’yü okumak.
    8) Cemaatle kılındığı zaman sabah, cuma, bayram, teravih ve vitir namazlarının her rek’atında, akşam ve yatsı namazlarının ilk iki rek’atında imamın fatiha ve sureyi açıktan, öğle ve ikindi namazlarında ise, gizlice okuması.
    9) İmama uyan cemaatin fatiha ve sureyi okumayıp susması.
    10) Vitir namazında kunut tekbiri almak ve kunut dualarını okumak.
    11) Bayram namazlarında alınan ilâve tekbirler.
    12) Ta’dili erkân, yâni ayakta iken dosdoğru, rükûda dümdüz olmak (Kadınlar biraz meyilli dururlar), rükûdan kalkınca iyice doğrulmak, iki secde arasında tam oturmak.
    13) Namazın sonunda sağa ve sola selâm vermek.
    14) Namazda yanılma olursa sehiv secdesi yapmak.
    (Namazda, farz veya vacip olan şeylerden birinin geciktirilerek yapılması yahut vaciplerden birinin unutularak terkedilmesi halinde sehiv secdesi yapmak gerekir. Vacib, bile bile yapılmazsa namazın yeniden kılınması lâzımdır.)

    Namazın sünnetleri
    1- Namazda elleri kulağa kaldırmak.
    2- El ayasını kıbleye çevirmek.
    3- Tekbîr aldıktan sonra, el bağlamak.
    4- Sağ eli, sol elinin üzerine koymak.
    5- Erkeğin ellerini göbeğinden aşağıya koyması, kadının göğsüne koyması.
    6- Tekbîrden sonra (Sübhâneke)okumak.
    7- İmâmın ve yalnız kılanın (Eûzü) okuması.
    8- Besmele okumak.
    9- Rükû’da üç kere (Sübhâne rabbiyel-azîm) demek.
    10- Secdede üç kere (Sübhâne rabbiyel-a’lâ) demek.
    11- Son oturuşta (Salevât) duâlarını okumak.
    12- Selâm verirken iki yanına bakmak.
    13- İmâmın, Cum’a ve bayram namazlarından başka, her namazda birinci rek’atte ikinci rek’atte okuyacağının iki misli uzun okuması.
    14- Rükû’dan kalkarken imâmın ve yalnız kılanın (Semi’allahü limen hamideh) demesi.
    15- Rükû’dan kalkınca (Rabbenâ lekel-hamd) demek.
    16- Secdede ayak parmaklarını bükerek uçlarını kıbleye çevirmek.
    17- Elleri ve dizleri yere koymak.
    18- Topukları, kıyamda birbirinden dört parmak eni kadar uzak, rükû’da, kavmede ve secdede bitişik tutmak.
    19- Fâtiha’dan sonra “âmîn”demek.

  5. Desert Rose
    Silent and lonely rains
    Namazı Bozan Şeyler


    1) Namazda konuşmak.
    2) Birşey yemek veya içmek.
    3) Kendi işiteceği kadar gülmek (yanındakilerin işiteceği kadar gülerse abdesti de bozulur.)
    4) Birine selâm vermek veya verilen selâmı almak.
    5) Göğsünü kıbleden çevirmek.
    6) Dünyaya âit bir şeyden veya bir ağrıdan dolayı ağlamak “ah” demek. (Allah korkusundan dolayı ağlamak namazı bozmaz.)
    7) Öksürüğü yok iken öksürmeye çalışmak. (Elde olmayarak normal gelen öksürük namazı bozmaz.)8) Namazda bir iş yapmaya çalışmak.
    9) Bir şeye üflemek.
    10) Kur’an’ı, manası bozulacak şekilde yanlış okumak.
    11) Ayeti mushaf’a bakarak (yüzünden) okumak.
    12) Namazda abdesti bozulmak.
    13) Teyemmüm eden kimsenin namazda suyu görmesi, mesh müddetinin namazda bitmesi
    14) Sabah namazını kılarken güneşin doğması.
    15) Cemaatle namazda kadınlarla erkeklerin arada bir perde olmadan yanyana bir safta kılması.
    16) Namazda örtünmesi gereken yerlerin açılması ve bu açılmanın bir rükûn yapacak kadar süre devam etmesi.

    Namazin Mekruhlari

    1) Sıkışık abdestle namaz kilmak
    2) Namazda elbise veya bir baska yerle oynamak
    3) Namazda bir yere dayanmak
    4) Gerinmek veya esnemek
    5) Parmaklari çitlatmak
    6) Özürsüz bagdas kurmak
    7) Insan yüzüne karsi kilmak
    8) Kiraatta, Kur’an-i Kerimdeki siraya uyulmamasi. Bir sure atlamak
    9) Erkeklerin secde ederken kollarini tamamiyla yere dösemeleri
    10) Tek ayak üzerinde durmak veya bir ayagi yerden kesmek ve digerine dayanmak
    11) Namazda daha selam vermeden terleri veya yüze dokunmus olan topraklari silmek
    12) Namaz içinde, verilen selami el veya bas isaretleriyle almak
    13) Ikinci rekatta birinci rekata göre daha uzun okumak
    14) Yanmakta olan atese dogru namaz kilmak...
    Beş vakit namaz hangileridir?
    1) Sabah namazı : İkisi sünnet, ikisi farz olmak üzere dört rekâttır.
    2) Öğle namazı : Dördü ilk sünnet, dördü farz ikisi son sünnet olmak üzere on rekâttır.
    3) İkindi namazı : Dördü sünnet, dört farz olmak üzere sekiz rekâttır.
    4) Akşam namazı : Üçü farz ikisi sünnet olmak üzere beş rekâttır.
    5) Yatsı namazı : Dördü ilk sünnet, dördü farz, ikisi son sünnet olmak üzere on rekâttır.
    Yatsı namazının arkasından üç rekât vitir namazı kılınır.
    Vitir namazı, vacip namazlardandır


    Namazdan sonra ne okunur?

    Yalnız kılmış olan veya imamla kılan kimse, selamın akabinde, (Allahümme entesselamü ve minkes-selamü tebarekte ya zel-celali vel-ikram) der.

    Bundan sonra, 3 kere (Estağfirullahelazim ellezi la ilahe illa hüv elhayyelkayyume ve etübü ileyh) der. Buna (İstiğfar duası) denir.

    Sonra (Âyet-el-kürsi) okunur, 33 kere (Sübhanallah), 33 kere (Elhamdülillah) ve 33 kere (Allahü ekber) denir. Bir kere (La ilahe illallahü vahdehü la şerike leh lehül-mülkü ve lehül-hamdü ve hüve ala külli şeyin kadir) denir.

    Sonra eller kaldırılıp dua edilir. Duadan sonra âmin denir ve eller yüze sürülür.


    Sehiv Secdesi
    Namaz içerisinde yanılma secdesidir.
    Sehiv Secdesini gerektiren haller nelerdir?
    Namaz içinde , Namazın Farzlarından birini unutarak geciktirmek
    Namazın Vaciplerden birini unutarak geciktirmek veya unutarak terk etmek.
    Sehiv Secdesi nasıl yapılır?
    Namazın son oturuşunda yalnız Ettehiyatü okunarak sağ tarafa selâm verildikten sonra :
    “ Allah’ü Ekber ” diyerek secdeye varılır.Burada üç kere “ Sübhâne Rabbiye’l – âlâ ” denilir. Sonra “Allah’ü Ekber ” denilerek oturulur,tekrar “ Allah’ü Ekber ” diyerek ikinci defa secdeye varılır ve üç kere “ Sübhâne Rabbiye’l – âlâ ” söylenir ve “ Allah’ü Ekber ” diyerek oturulur. Bu oturuşta, “ Ettehiyatü, Allahümme salli,Allahümme bârik ve Rabbenâ Âtinâ …” duaları okunarak önce sağa,sonra sola selâm verilir.Buna Sehiv Secdesi denir.

    İBADET Sınavı
    Öğrencinin Adı ve Soyadı:………………………………………………………

    (Doğru şıkkı işaretleyiniz.)
    1- Aşağıdakilerden hangisi İslam’ın şartlarından değildir?

    A) Hacca gitmek
    B) Ahiret gününe inanmak
    C) Namaz kılmak
    D) Kelime-i şehadet getirmek

    2- Kuran ve sünnette kesin bir ifade ile emredilen , her mükellefin yapmasi gereken, bir başkasını vekil kılayamacağı ibadetlerin hükmü nedir?

    A) Sünnet
    B) Haram
    C) Farzi kifaye
    D) Farzi ayn

    3- Aşağıdakilerden hangisi Pyegamberimizin cogu zaman yaptigi kolay kolay
    terk etmedigi bize de tavsiye buyurduğu davranışlarıdır?
    A) Müstehap
    B) Sünnet-i Müekkede
    C) Sünnet-i Gayri Müekkede
    D) Mübah

    4- Haram kadar kesin olmamakla birlikte dinimizce yapilmasi hoş görülmeyen , tenzihen(helale yakın) ve tahrimen(harama yakın) olmak üzere ikiye ayırdığımız davranışlarımıza dinimizde ne ad verilir?

    A) Haram
    B) Sünnet
    C) Müfsid
    D) Mekruh

    5- Aşağıdakilerden hangisi abdestin farzlarindan değildir?

    A) Agzina ve burnuna üç kere su vermek
    B) Yüzü, bir kere yıkamak
    C) Başın dörtte bir kısmını mesh etmek
    D) İki ayağı, iki yandaki topuk kemikleri ile birlikte, bir kere yıkamaktır

    6- Aşağıdakilerden hangisi abdestin sünnetlerinden değildir?

    A) Kulagi meshetmek
    B) Niyet etmek
    C) Yıkanan yerleri ovmadan yıkamak
    D) Basini kaplama meshetmek

    7- Aşağıdakilerden hangisi abdesti bozan şeylerden değildir?

    A) Uyumak
    B) Namaz dışında gülmek
    C) Ağız dolusu kusmak
    D) Bayılmak

    8- Abdesti olmayan kişi aşağıdakilerden hangisini yapamaz?

    A) Salavat getirmek
    B) Tesbih çekmek
    C) Kuran’a bakmak
    D) Kuran’a el sürmek

    9- Aşağıdaki vakitlerden hangisinde namaz kılınabilir?

    A) Güneş battıktan sonra
    B) Güneş batarken
    C) Güneş tam tepe noktasına gelip batı tarafına geçmeden.
    D) Güneş doğarken

    10- Aşağıdakilerden hangisi namaz kılacak kişinin, bedeninde, üzerindeki elbisede ve namaz kılacağı yerde pislik varsa bunları temizlemesi manasinda namazın dışındaki farzlardandir?

    A) Ka’de-i Ahîre
    B) Kıyam
    C) Hadesten Taharet
    D) Necasetten Taharet

    11- Aşağıdakilerden hangisi namazin vaciplerindendir?
    A) Secdede alın ile beraber burnu da yere koymak.
    B) Rükû’da üç kere (Sübhâne rabbiyel-azîm) demek.
    C) Rükû’dan kalkarken imâmın ve yalnız kılanın (Semi’allahü limen hamideh) demesi.
    D) Tekbîrden sonra (Sübhâneke)okumak.

    12- Aşaıdakilerden hangisi namazin sünnetlerindendir?
    A) Vitir namazında kunut tekbiri almak ve kunut dualarını okumak
    B) Namazlardaki birinci oturuş ile son oturuşlarda ettehiyyatü’yü okumak
    C) Rükû’dan kalkınca (Rabbenâ lekel-hamd) demek
    D) Namazda yanılma olursa sehiv secdesi yapmak.

    13 Aşağıdakilerden hangisi namazı bozmaz ama sevabini azaltır?(mekruh)
    A) Kendi işiteceği kadar gülmek
    B) Kiraatta, Kur’an-i Kerimdeki siraya uyulmamasi. Bir sure atlamak
    C) Göğsünü kıbleden çevirmek.
    D) Namazda örtünmesi gereken yerlerin açılması ve bu açılmanın bir rükûn yapacak kadar süre devam etmesi

    14- Aşğıdakilerden hangisi namazi bozar?
    A) Gerinmek veya esnemek
    B) Selam verirken iki yanina bakmak
    C) Birine selâm vermek veya verilen selâmı almak.
    D) Parmaklari çitlatmak

    ( Aşağıdakileri cümlelerden doğru olanların başındaki boşluğa (D) yanlış olanların başına (Y) harfi koyunuz. )
    (….) Hacc sadece mal ile yapılan bir ibadettir.
    (….) Müstehap hoşa giden davranislardir.ibadetimizin sevabini artirir.Peygamberimizin Bazen yapip bazen de yapmadigi şeylerdir.

    (….) Farz ve vacipten başka peygamberimizin ibadet niyetiyle yaptigi seye vacip denir.

    (….) Abdest alirken sol el ile sümkürmek abdestin farzlarindandir.

    (….)Bir hastalık sebebi ile burnundan kan akan veya vücudunun herhangi bir yerinden kan veya başka bir akıntı (damla damla idrar gelmesi, cerahat akması gibi) gelen kimse, namaz vakti içinde akıntı kesilince abdest alır, namazını kılar.
    Eğer akıntı namaz vaktinin tamamında devam eder, abdest alıp namaz kılacak kadar bir kesinti olmazsa “Özür Sahibi” sayılır.

    (….) Âdet hâli kadından kadına değişir, en azı üç, en çoğu on gündür

    (….) Kadınlar, âdet gördükleri günlerde kılamadıkları namazları kaza etmelidirler.


    (….) Setr-i Avret
    Erkeklerin: Göbek ile diz kapağı arası (dizkapağı dahil),
    Kadınların: Yüz, el ve ayaklardan başka vücudunun her tarafını örtmesidir.
    (….) Kıraat namazda ayakta durmak demektir.
    (….) Namazda, farz veya vacip olan şeylerden birinin geciktirilerek yapılması yahut vaciplerden birinin unutularak terkedilmesi halinde sehiv secdesi yapmak gerekir. Vacib, bile bile yapılmazsa namazın yeniden kılınması lâzımdır.
    (….) Fâtiha’dan sonra “âmîn”demek namazin farzlarindandir.
    (….) Akşam namazı üçü farz dördü sünnet olmak üzere yedi rekâttır.
    (….) Yatsı namazı dördü ilk sünnet, dördü farz, ikisi son sünnet olmak üzere on rekâttır.
    (….) Namazdan sonra 33 kere (Sübhanallah), 33 kere (Elhamdülillah) ve 33 kere (Allahü ekber) denir. Ardından bir kere (La ilahe illallahü vahdehü la şerike leh lehül-mülkü ve lehül-hamdü ve hüve ala külli şeyin kadir) denir.
    (….)Namazın son oturuşunda yalnız Ettehiyatü okunarak sağ tarafa selâm verildikten sonra : “ Allah’ü Ekber ” diyerek secdeye varılır.Burada üç kere “ Sübhâne Rabbiye’l – âlâ ” denilir. Sonra “Allah’ü Ekber ” denilerek oturulur,tekrar “ Allah’ü Ekber ” diyerek ikinci defa secdeye varılır ve üç kere “ Sübhâne Rabbiye’l – âlâ ” söylenir ve “ Allah’ü Ekber ” diyerek oturulur. Bu oturuşta, “ Ettehiyatü, Allahümme salli,Allahümme bârik ve Rabbenâ Âtinâ …” duaları okunarak önce sağa,sonra sola selâm verilir.Buna Sehiv Secdesi denir.
    Test soruları 5’er puan, doğru-yanlış soruları 2’şer puandır.Toplam 100 puan…

+ Yorum Gönder