Konusunu Oylayın.: Önemli Müfessirlerin İsimleri

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Önemli Müfessirlerin İsimleri
  1. 26.Şubat.2011, 15:03
    1
    Misafir

    Önemli Müfessirlerin İsimleri

  2. 26.Şubat.2011, 18:17
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: önemli müseffirlerin isimleri




    İBN-İ KESİR (774/1372): TEFSİRU’L - KUR’ANİ’L – AZİM

    Müfessir, fakih ve tarihçi olan Ebu’l-Fida İsmail b Ömer, Şam’da doğmuş (701/1301), orada yetişmiş ve yine Şam’da vefat etmiştirZamanın alimlerinden, özellikle İbn-i Teymiyye’den çok faydalanmıştır Aralarında İbn Hacer el-Askalani gibi ünlülerin de bulunduğu birçok kişi kendisinden ders almıştır Şafii mezhebine mensuptur

    "Tefsiru İbn Kesir" ya da " Tefsiru’l-Kur’ani’l-Azim" (Yüce Kur’an’ın Tefsiri) adlarıyla bilinen 4 ve 5 cilt halinde basılan eseri meşhurdur Eser Türkçeye çevrilmiştir "Hadislerle Kur’an-ı Kerim Tefsiri" adıyla 16 cilt halinde Çağrı Yayınları arasında basılmıştırAğırlıklı olarak rivayet metoduna göre yazılmıştır Eserin başlıca özellikleri şunlardır:
    a) Sure içindeki ayetler belli gruplara ayrılarak tefsir edilmiştir
    b) Hadis tenkit usullerine önem verilmiş, tarihi bilgiler genişçe işlenmiştir
    c) Naklin yanı sıra akıl ve tenkit ölçülerine de baş vurulmuştur
    d) Tefsirin sonunda Kur’an-ı Kerim’in faziletleriyle ilgili bir bölüm yer almaktadır

    İBN-İ CERİR ET-TABERİ (310/922): CAMİU’L-BEYAN AN TEFSİRİ’L-KUR’AN

    Ebu Cafer Muhammed b Cerir et-Taberi küçük yaşta kendini ilme vermiş yedi yaşında, doğduğu Taberistan’dan Rey, Bağdat, Basra, Kufe ve Mısır’a giderek ilimde derinleşmiş ve nihayet Bağdat’ta vefat etmiştir

    Tarih, fıkıh ve tefsir ilimlerin yanı sıra diğer bilim dallarıyla meşgul olmuştur Şafii mezhebinden olmasına rağmen, düşmanlıklarını kazandığı Hanbeliler tarafından Rafizilikle suçlanmıştır " Camiu’l-Beyan an Tefsiru’l- Kur’an" (Kur’an’ın Tefsirinde Kuşatıcı Açıklama) adlı 30 ciltlik tefsiri en mühim eserlerindendir Nakli tefsirde tercih metodunu kullanan ilk müfessirlerdendir Eserinde Kur’an lafızlarını kelime kelime ve ayet ayet ele almış ve bunları açıklamış bütün delilleri toplamış ve daha sonra onlardan tercih ettiğini göstermiştir Tercih ve tenkit hususunda tevillere girişmiştir Taberi’nin bu tefsiri, Hz Peygamber (sav), sahabe, tabiun ve kendisine kadar gelen tefsir görüşlerini toplayan bir ansiklopedidir Selefin görüşlerini incelemek isteyen araştırıcılar öncelikle bu esere müracaat ederler Bu eser lugat, tarih, fıkıh, nahiv, kıraat, İslami ve cahili şiirler için bir kaynak teşkil eder Nakli tefsirlerin en mükemmel misalini teşkil eden bu eser tefsir tarihinin başlangıcı ve (eski) tefsirler üzerinde araştırma yapacaklar için çok önemli bir başvuru kaynağıdır Eser henüz Türkçeye çevrilmemiştir

    FAHREDDİN RAZİ (606/1209): MEFATİHU’L- ĞAYB (TEFSİRU KEBİR)

    Müfessir, mütekellim, fakih ve filozof Ebu Abdillah Muhammed b Ömer Rey şehrinde doğmuştur Aslen Taberistanlıdır Soyu Kureyş kabilesine kadar uzanmaktadır İlk tahsilini babasından aldıktan sonra devrin çeşitli bilginlerinden temel ve yardımcı ilimleri öğrenmiştir

    Derslerine çok sayıda alim ve öğrenci katılır, istifade ederlerdi Evinden okuluna giderken bineğinin çevresinde üç yüzden fazla öğrencinin yürüdüğü görülürdü İcaz ve hitabette etkili olduğu için, yemekte iken kitap dışı geçen zamanlarına çok acıdığını söylemiştir Hicri 606’da Herat’ta vefat eden Razi; tefsir, fıkıh, felsefe, kelam, edebiyat, tıp, matematik ve tabiat ilimleriyle çok uğraşmış ve bunların hepsinde üstün bir varlık göstermiştir Bu çalışmalarından ve başarılarından dolayı kendisine "Şeyhu’l-İslam" lakabını vermişlerdir Hakkında eserler yazılmış birçok araştırmaya konu olmuştur

    Tefsiru’l-Kebir adıyla tanınan "Mefatihu’l-Gayb" (Gaybın Anahtarları) adlı 8 ciltlik eseri önceki tefsirlerden farklı bir üslupla yazılmıştır Razi bu tefsirini tamamlayamamış, tefsir, talebeleri tarafından tamamlanmıştır

    Tefsirde imam denilince Razi’nin tefsiri akla gelir Tefsirde akli ilimlere geniş yer verilmiş, bu yüzden de itirazlara uğramıştırDirayet tefsir metodunun en güzel örneklerinden biri olan bu tefsir alimler tarafından yeterince incelenmemiştir Eser Türkçeye çevrilmiştir Prof Dr Suat Yıldırım Hoca başkanlığında bir heyet tarafından çevrilen eser "Tefsir-i Kebir" adıyla 23 cilt halinde Akçağ Yayınları arasında basılmıştır

    Tefsirin genel özellikleri:
    1- Yalnız Fatiha suresi bir cilt olacak kadar geniştir
    2- Rivayet ve dirayet metotları birleştirilmiştir
    3- Sure ve ayetler arasındaki münasebetler belirtilmiştir
    4- Şafii fıkhı ağırlık kazanmıştır
    5- Ahlak, felsefe, astronomi konuları geniş bir şekilde yer almıştır
    6- Bazen de tasavvufi beyanlar yer almıştır

    Tefsir bünyesinde felsefe ve birtakım ilimlerle ilgili bilgileri ihtiva ettiği için "Tefsirden başka her şey var"denilmişse de bu haksız bir itham olmuştur Tefsirinden başka 65 kadar eseri bulunmaktadır

    ALUSİ (1270/1853): RUHU’L- BEYAN

    Müfessir ve müceddid olan Ebu’s-Sena Şihabuddin Mahmud Bağdat’ta doğmuş, yine orada vefat etmiştir Alusi Irak’ta Fırat nehir üzerinde bulunan bir adadır Hülagu’nun Bağdat’ı istilası sırasında buraya sığınan zata ve ailesine Alusi denilmiştir Daha sonra Bağdat’a gelmiş olan bu aileden birçok alim ve edebiyatçı çıkmıştır Alusi babasından ve diğer alimlerden ders alıp yetişmiş, 13 yaşında ders vermeye ve eser te’lifine başlamıştır Fıkıhta Şafii mezhebine uymuş, hatta Bağdat’ın bir süre Hanefi müftüsü olmuştur

    Müftülük, müderrislik ve vakıf faaliyetlerini gündüz yaparken, akşamlarını dostlarıyla sohbete ayırmış, daha sonra sabahlara kadar da eser yazım işleriyle uğraşmıştır

    Alusi’yi şöhrete kavuşturan eseri "Ruhu’l-Meani fi Tefsiri’l-Kur’ani’l-Azim"(Yüce Kur’an’ın Tefsirinde Manaların Ruhu) adındaki eseridir 5 yılda yazımı tamamlanan bu eserde rivayet metoduna ağırlık verilmişse de dirayet usulleri ihmal edilmemiş, her iki metodu birleştiren bir çalışma uygulanmıştır Bazı eserlerde de işari tefsir metoduna yönelmiştir Tefsirin belli başlı özellikleri şöyledir:
    1-Ön sözde Kur’an ve tefsir konularıyla ilgili bilgiler verilmiştir
    2-Sureler ve ayet grupları arasındaki uyum belirtilmiş
    3-Sure ve ayet faziletlerine dair haberler nakledilmiştir
    4-Kıraat incelikleri, dil incelikleri ve edebi sanatlar belirtilmiştir
    5-Bazı ayetlerin tefsiri çok geniş işlenirken, önceki bir kısım müfessirlerin bazı görüşleri de eleştirilmiştir
    6-Astronomi, tabiat ilimleri ve felsefe konularının tefsirlerde yer almasına karşı çıkılmışsa da yer yer anılan konuların işlendiği ve faydalı bilgiler verildiği gözlenmiştir
    7-İşari nüktelerden sık sık söz edilmekle birlikte manasız te’villere ve saçma anlayışlara gidilmemiştir

    8-Eserini te’lifte Zemahşeri, Razi, Kadı Beydavi, Ebu Hayyan, Ebu’s-Suud, Suyuti, İbnu’l-Arabi, İbn Teymiyye ve diğerlerinden yararlanmıştır

    SEYYİD KUTUP (1906/1966): Fİ ZILALİ’L-KUR’AN

    1906 yılında Mısır’ın Asyut kentinde doğdu İlkokulu bitirdiğinde Kur’an’ı baştan sona ezberlemişti Orta ve lise tahsilini Ezher’de bitirdikten sonra yüksek tahsilini Kahire Üniversitesi’nin Daru’l-Ulum Fakültesi’nde yaptı 1933 yılında buradan mezun olurken eğitim ve pedagoji bölümünden de bir sertifika aldı 1941 yılında sosyoloji doktorası yapmak üzere devlet tarafından Amerika’ya gönderildiAmerika’da geçirdiği iki yılda günümüz doktrinlerini geniş olarak araştırıp inceledi

    1954 yılında askeri ihtilalle, Amerika’dayken tanıdığı Müslüman Kardeşler cemaatine üye olma suçundan on binlerce Müslümanla birlikte zindana atıldı

    Eserlerinin birçoğunda olduğu gibi bu tefsirinin de son yarısını hapiste yazdı

    Cemal Abdunnasır’dan özür dilmesi halinde affedileceği söylendiğinde, "Batıldan ve münafıklardan özür dileyerek alçalamam"diyerek bu teklifi reddetti ve yirmi dokuz ağustos 1966 yılında idam edilerek şehit oldu

    Seyyid Kutup asrımızın çöl haline gelen manevi yakıcılığı karşısında Kur’an’ın gölgesine sığınmış ve orada duyup yaşadıklarını kağıt üzerine aktararak bu değerli tefsiri meydana getirmiştir Bu yüzden de ona "Kur’an’ın Gölgesinde" anlamına gelen "Fi Zılali’l-Kur’an" adını vermiştir Eser tamamen dirayet tefsiridir Şafii mezhebine bağlı olması nedeni ile tefsirde nadiren geçen fıkhi meseleler bu mezhep üzerine beyan edilmiştir Bu çalışma araştırmacıların ve alimlerin takdirine mazhar olmuştur Üslup yönünden fevkalade olup, sosyal meseleleri ayrıntılı olarak işlemiştir Ön sözden sonra sure tefsirleri başlamış, ayetler gruplanmış, konuya göre başlıklar verilmiş, böylece sürükleyici ve akıcı bir özellik kazandırılmıştır

    EBU’L-ALA MEVDUDİ (1903-1979): TEFHİMU’L-KUR’AN

    "Ümit ediyorum ki bu eseri okuyan kimseler derinlemesine olmasa bile yeterli düzeyde bir Kur’an bilgisine sahip olacaklardır"diyen Mevdudi (Kur’an’ın Anlaşılması) anlamına gelen eserine 1942’de başlamış olup 5 senede Yusuf suresine gelmiş, 1948’de hapse girince kalanını da orada tamamlamıştır

    Yine Mevdudi’nin kendi ifadesi ile, temelde Arapça ve İslami bilgi edinmiş insanların araştırmalarda yararlanabileceği bir tefsir olmaktan öte normal bir seviyede olmayan diğer insanların da anlayabileceği bir tefsir olması isteğiyle ele alınmıştır Bu yüzde tefsir ilmini ilgilendiren meselelerin münakaşasına girilmemiştir Ayetler konularına göre paragraflar halinde alınmış, başına meal başlığı konmuştur

    Her surenin başında tercüme ve tefsire geçmeden giriş bölümünde surenin nüzul sebebi, o dönemin şartları, İslami davetin hangi merhalede olduğu vb konular ele alınmıştır

    Açıklama (tefsir) bölümünde iki şeye dikkat etmiştir:
    1-Okuyucunun kafasına takılabilecek, merak edebileceği hususları izah,
    2-Okuyucunun dikkatinden kaçmış, ancak bilmesi gereken hususların beyanı
    Mevdudi’nin eserini okurken kendisinin tavsiye ettiği metot şöyledir:
    -Her surenin giriş bölümündeki kısım dikkatlice okunduktan sonra surenin tamamı okunurken giriş bölümündeki bilgiler hatırda tutulup göz önünde bulundurulacak
    -Meal bölümü okunup, açıklama (tefsir) bölümü okunmadan ayetler anlaşılmaya çalışılacak
    -Bu işlemlerden sonra ayetleri bir de açıklama bölümü ile birlikte anlamaya çalışmak
    Eserinden faydalanmak isteyen okurların dikkatine arz edilir

    Hakan Erdem


  3. 26.Şubat.2011, 18:17
    2
    Silent and lonely rains



    İBN-İ KESİR (774/1372): TEFSİRU’L - KUR’ANİ’L – AZİM

    Müfessir, fakih ve tarihçi olan Ebu’l-Fida İsmail b Ömer, Şam’da doğmuş (701/1301), orada yetişmiş ve yine Şam’da vefat etmiştirZamanın alimlerinden, özellikle İbn-i Teymiyye’den çok faydalanmıştır Aralarında İbn Hacer el-Askalani gibi ünlülerin de bulunduğu birçok kişi kendisinden ders almıştır Şafii mezhebine mensuptur

    "Tefsiru İbn Kesir" ya da " Tefsiru’l-Kur’ani’l-Azim" (Yüce Kur’an’ın Tefsiri) adlarıyla bilinen 4 ve 5 cilt halinde basılan eseri meşhurdur Eser Türkçeye çevrilmiştir "Hadislerle Kur’an-ı Kerim Tefsiri" adıyla 16 cilt halinde Çağrı Yayınları arasında basılmıştırAğırlıklı olarak rivayet metoduna göre yazılmıştır Eserin başlıca özellikleri şunlardır:
    a) Sure içindeki ayetler belli gruplara ayrılarak tefsir edilmiştir
    b) Hadis tenkit usullerine önem verilmiş, tarihi bilgiler genişçe işlenmiştir
    c) Naklin yanı sıra akıl ve tenkit ölçülerine de baş vurulmuştur
    d) Tefsirin sonunda Kur’an-ı Kerim’in faziletleriyle ilgili bir bölüm yer almaktadır

    İBN-İ CERİR ET-TABERİ (310/922): CAMİU’L-BEYAN AN TEFSİRİ’L-KUR’AN

    Ebu Cafer Muhammed b Cerir et-Taberi küçük yaşta kendini ilme vermiş yedi yaşında, doğduğu Taberistan’dan Rey, Bağdat, Basra, Kufe ve Mısır’a giderek ilimde derinleşmiş ve nihayet Bağdat’ta vefat etmiştir

    Tarih, fıkıh ve tefsir ilimlerin yanı sıra diğer bilim dallarıyla meşgul olmuştur Şafii mezhebinden olmasına rağmen, düşmanlıklarını kazandığı Hanbeliler tarafından Rafizilikle suçlanmıştır " Camiu’l-Beyan an Tefsiru’l- Kur’an" (Kur’an’ın Tefsirinde Kuşatıcı Açıklama) adlı 30 ciltlik tefsiri en mühim eserlerindendir Nakli tefsirde tercih metodunu kullanan ilk müfessirlerdendir Eserinde Kur’an lafızlarını kelime kelime ve ayet ayet ele almış ve bunları açıklamış bütün delilleri toplamış ve daha sonra onlardan tercih ettiğini göstermiştir Tercih ve tenkit hususunda tevillere girişmiştir Taberi’nin bu tefsiri, Hz Peygamber (sav), sahabe, tabiun ve kendisine kadar gelen tefsir görüşlerini toplayan bir ansiklopedidir Selefin görüşlerini incelemek isteyen araştırıcılar öncelikle bu esere müracaat ederler Bu eser lugat, tarih, fıkıh, nahiv, kıraat, İslami ve cahili şiirler için bir kaynak teşkil eder Nakli tefsirlerin en mükemmel misalini teşkil eden bu eser tefsir tarihinin başlangıcı ve (eski) tefsirler üzerinde araştırma yapacaklar için çok önemli bir başvuru kaynağıdır Eser henüz Türkçeye çevrilmemiştir

    FAHREDDİN RAZİ (606/1209): MEFATİHU’L- ĞAYB (TEFSİRU KEBİR)

    Müfessir, mütekellim, fakih ve filozof Ebu Abdillah Muhammed b Ömer Rey şehrinde doğmuştur Aslen Taberistanlıdır Soyu Kureyş kabilesine kadar uzanmaktadır İlk tahsilini babasından aldıktan sonra devrin çeşitli bilginlerinden temel ve yardımcı ilimleri öğrenmiştir

    Derslerine çok sayıda alim ve öğrenci katılır, istifade ederlerdi Evinden okuluna giderken bineğinin çevresinde üç yüzden fazla öğrencinin yürüdüğü görülürdü İcaz ve hitabette etkili olduğu için, yemekte iken kitap dışı geçen zamanlarına çok acıdığını söylemiştir Hicri 606’da Herat’ta vefat eden Razi; tefsir, fıkıh, felsefe, kelam, edebiyat, tıp, matematik ve tabiat ilimleriyle çok uğraşmış ve bunların hepsinde üstün bir varlık göstermiştir Bu çalışmalarından ve başarılarından dolayı kendisine "Şeyhu’l-İslam" lakabını vermişlerdir Hakkında eserler yazılmış birçok araştırmaya konu olmuştur

    Tefsiru’l-Kebir adıyla tanınan "Mefatihu’l-Gayb" (Gaybın Anahtarları) adlı 8 ciltlik eseri önceki tefsirlerden farklı bir üslupla yazılmıştır Razi bu tefsirini tamamlayamamış, tefsir, talebeleri tarafından tamamlanmıştır

    Tefsirde imam denilince Razi’nin tefsiri akla gelir Tefsirde akli ilimlere geniş yer verilmiş, bu yüzden de itirazlara uğramıştırDirayet tefsir metodunun en güzel örneklerinden biri olan bu tefsir alimler tarafından yeterince incelenmemiştir Eser Türkçeye çevrilmiştir Prof Dr Suat Yıldırım Hoca başkanlığında bir heyet tarafından çevrilen eser "Tefsir-i Kebir" adıyla 23 cilt halinde Akçağ Yayınları arasında basılmıştır

    Tefsirin genel özellikleri:
    1- Yalnız Fatiha suresi bir cilt olacak kadar geniştir
    2- Rivayet ve dirayet metotları birleştirilmiştir
    3- Sure ve ayetler arasındaki münasebetler belirtilmiştir
    4- Şafii fıkhı ağırlık kazanmıştır
    5- Ahlak, felsefe, astronomi konuları geniş bir şekilde yer almıştır
    6- Bazen de tasavvufi beyanlar yer almıştır

    Tefsir bünyesinde felsefe ve birtakım ilimlerle ilgili bilgileri ihtiva ettiği için "Tefsirden başka her şey var"denilmişse de bu haksız bir itham olmuştur Tefsirinden başka 65 kadar eseri bulunmaktadır

    ALUSİ (1270/1853): RUHU’L- BEYAN

    Müfessir ve müceddid olan Ebu’s-Sena Şihabuddin Mahmud Bağdat’ta doğmuş, yine orada vefat etmiştir Alusi Irak’ta Fırat nehir üzerinde bulunan bir adadır Hülagu’nun Bağdat’ı istilası sırasında buraya sığınan zata ve ailesine Alusi denilmiştir Daha sonra Bağdat’a gelmiş olan bu aileden birçok alim ve edebiyatçı çıkmıştır Alusi babasından ve diğer alimlerden ders alıp yetişmiş, 13 yaşında ders vermeye ve eser te’lifine başlamıştır Fıkıhta Şafii mezhebine uymuş, hatta Bağdat’ın bir süre Hanefi müftüsü olmuştur

    Müftülük, müderrislik ve vakıf faaliyetlerini gündüz yaparken, akşamlarını dostlarıyla sohbete ayırmış, daha sonra sabahlara kadar da eser yazım işleriyle uğraşmıştır

    Alusi’yi şöhrete kavuşturan eseri "Ruhu’l-Meani fi Tefsiri’l-Kur’ani’l-Azim"(Yüce Kur’an’ın Tefsirinde Manaların Ruhu) adındaki eseridir 5 yılda yazımı tamamlanan bu eserde rivayet metoduna ağırlık verilmişse de dirayet usulleri ihmal edilmemiş, her iki metodu birleştiren bir çalışma uygulanmıştır Bazı eserlerde de işari tefsir metoduna yönelmiştir Tefsirin belli başlı özellikleri şöyledir:
    1-Ön sözde Kur’an ve tefsir konularıyla ilgili bilgiler verilmiştir
    2-Sureler ve ayet grupları arasındaki uyum belirtilmiş
    3-Sure ve ayet faziletlerine dair haberler nakledilmiştir
    4-Kıraat incelikleri, dil incelikleri ve edebi sanatlar belirtilmiştir
    5-Bazı ayetlerin tefsiri çok geniş işlenirken, önceki bir kısım müfessirlerin bazı görüşleri de eleştirilmiştir
    6-Astronomi, tabiat ilimleri ve felsefe konularının tefsirlerde yer almasına karşı çıkılmışsa da yer yer anılan konuların işlendiği ve faydalı bilgiler verildiği gözlenmiştir
    7-İşari nüktelerden sık sık söz edilmekle birlikte manasız te’villere ve saçma anlayışlara gidilmemiştir

    8-Eserini te’lifte Zemahşeri, Razi, Kadı Beydavi, Ebu Hayyan, Ebu’s-Suud, Suyuti, İbnu’l-Arabi, İbn Teymiyye ve diğerlerinden yararlanmıştır

    SEYYİD KUTUP (1906/1966): Fİ ZILALİ’L-KUR’AN

    1906 yılında Mısır’ın Asyut kentinde doğdu İlkokulu bitirdiğinde Kur’an’ı baştan sona ezberlemişti Orta ve lise tahsilini Ezher’de bitirdikten sonra yüksek tahsilini Kahire Üniversitesi’nin Daru’l-Ulum Fakültesi’nde yaptı 1933 yılında buradan mezun olurken eğitim ve pedagoji bölümünden de bir sertifika aldı 1941 yılında sosyoloji doktorası yapmak üzere devlet tarafından Amerika’ya gönderildiAmerika’da geçirdiği iki yılda günümüz doktrinlerini geniş olarak araştırıp inceledi

    1954 yılında askeri ihtilalle, Amerika’dayken tanıdığı Müslüman Kardeşler cemaatine üye olma suçundan on binlerce Müslümanla birlikte zindana atıldı

    Eserlerinin birçoğunda olduğu gibi bu tefsirinin de son yarısını hapiste yazdı

    Cemal Abdunnasır’dan özür dilmesi halinde affedileceği söylendiğinde, "Batıldan ve münafıklardan özür dileyerek alçalamam"diyerek bu teklifi reddetti ve yirmi dokuz ağustos 1966 yılında idam edilerek şehit oldu

    Seyyid Kutup asrımızın çöl haline gelen manevi yakıcılığı karşısında Kur’an’ın gölgesine sığınmış ve orada duyup yaşadıklarını kağıt üzerine aktararak bu değerli tefsiri meydana getirmiştir Bu yüzden de ona "Kur’an’ın Gölgesinde" anlamına gelen "Fi Zılali’l-Kur’an" adını vermiştir Eser tamamen dirayet tefsiridir Şafii mezhebine bağlı olması nedeni ile tefsirde nadiren geçen fıkhi meseleler bu mezhep üzerine beyan edilmiştir Bu çalışma araştırmacıların ve alimlerin takdirine mazhar olmuştur Üslup yönünden fevkalade olup, sosyal meseleleri ayrıntılı olarak işlemiştir Ön sözden sonra sure tefsirleri başlamış, ayetler gruplanmış, konuya göre başlıklar verilmiş, böylece sürükleyici ve akıcı bir özellik kazandırılmıştır

    EBU’L-ALA MEVDUDİ (1903-1979): TEFHİMU’L-KUR’AN

    "Ümit ediyorum ki bu eseri okuyan kimseler derinlemesine olmasa bile yeterli düzeyde bir Kur’an bilgisine sahip olacaklardır"diyen Mevdudi (Kur’an’ın Anlaşılması) anlamına gelen eserine 1942’de başlamış olup 5 senede Yusuf suresine gelmiş, 1948’de hapse girince kalanını da orada tamamlamıştır

    Yine Mevdudi’nin kendi ifadesi ile, temelde Arapça ve İslami bilgi edinmiş insanların araştırmalarda yararlanabileceği bir tefsir olmaktan öte normal bir seviyede olmayan diğer insanların da anlayabileceği bir tefsir olması isteğiyle ele alınmıştır Bu yüzde tefsir ilmini ilgilendiren meselelerin münakaşasına girilmemiştir Ayetler konularına göre paragraflar halinde alınmış, başına meal başlığı konmuştur

    Her surenin başında tercüme ve tefsire geçmeden giriş bölümünde surenin nüzul sebebi, o dönemin şartları, İslami davetin hangi merhalede olduğu vb konular ele alınmıştır

    Açıklama (tefsir) bölümünde iki şeye dikkat etmiştir:
    1-Okuyucunun kafasına takılabilecek, merak edebileceği hususları izah,
    2-Okuyucunun dikkatinden kaçmış, ancak bilmesi gereken hususların beyanı
    Mevdudi’nin eserini okurken kendisinin tavsiye ettiği metot şöyledir:
    -Her surenin giriş bölümündeki kısım dikkatlice okunduktan sonra surenin tamamı okunurken giriş bölümündeki bilgiler hatırda tutulup göz önünde bulundurulacak
    -Meal bölümü okunup, açıklama (tefsir) bölümü okunmadan ayetler anlaşılmaya çalışılacak
    -Bu işlemlerden sonra ayetleri bir de açıklama bölümü ile birlikte anlamaya çalışmak
    Eserinden faydalanmak isteyen okurların dikkatine arz edilir

    Hakan Erdem





+ Yorum Gönder