Konusunu Oylayın.: Ehl-i Kitapla Âmentüde İttifakımız Var Cümlesi Ne Anlama Geliyor?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Ehl-i Kitapla Âmentüde İttifakımız Var Cümlesi Ne Anlama Geliyor?
  1. 20.Şubat.2011, 23:56
    1
    Misafir

    Ehl-i Kitapla Âmentüde İttifakımız Var Cümlesi Ne Anlama Geliyor?






    Ehl-i Kitapla Âmentüde İttifakımız Var Cümlesi Ne Anlama Geliyor? Mumsema Ehl-i Kitapla Âmentüde İttifakımız Var Cümlesi Ne Anlama Geliyor?


  2. 20.Şubat.2011, 23:56
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 21.Şubat.2011, 03:38
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Ehl-i Kitapla Âmentüde İttifakımız Var Cümlesi Ne Anlama Geliyor?




    Alıntı
    Hüseyin Gülerce:
    Sesinizi duymak çok güzel hocam bu bazı çevrelerin diyalog aleyhinde çalışmaları sırasında çok sık kullandıkları bir konu da sizin ehl-i kitapla amentü'de ittifakımız var, diye bir söz söylemeniz üzerine kurulu. Bu konu nedir hocam? Bir de sizden dinleyelim, sizin görüşünüzü alalım.




    Ahmet Şahin:
    Efendim Ehl-i kitap diyorum bir defa inanan insanlar demektir. Kitap Allah'ın gönderdiği kitaptır. Allah'ın gönderdiği kitapların hepsinde Allah birdir, peygamber vardır, melek vardır, öldükten sonra dirilmek vardır. Allah'ın emrine uygun şekilde yaşayanlar ahirette mükâfat, isyan ederek yaşayanlar da ceza göreceklerdir diye bu hükümler vardır. Ve bu hükümler Âdem aleyhisselam'dan başlar bizim dinimize gelinceye kadar bütün semavi dinlerde ve kitaplarda tekrar tekrar ifade edilir. Dinin temelidir bunlar, dinin amentüsüdür bunlar. Hiç bir semavi din hâşâ Allah yoktur demez. Peygamber yoktur demez. Kitap yoktur demez. Melek yoktur demez. Öldükten sonra dirilme yoktur demez. Allah'a itaat edenle isyan eden aynıdır demez. Din bunlardır. Dolayısıyla ben yazımda dedim ki ehl-i kitapla biz bir araya gelebiliriz, konuşabiliriz, müştereklerimiz var. İstifade ettiğimiz noktalar var. Amentümüz var, amentüde ittifak etmeliyiz. Bunlar dinlerin amentüsüdür. Allah bir, peygamber var, melekler var, öldükten sonra dirilmek var, dünyada itaat edenler mükâfat, isyan edenler mücazat görecektir, vardır bunlar. Madem böyle temel noktalarda birlikteyiz öyleyse bir araya gelip konuşabilirsiniz. Konuşmanın adına diyalog deniyor yeni ifademizle. Diyaloğun karşısında olmayı ben akılla da nakille de bağdaştıramıyorum. Yani konuşmanın karşısında olmaz. Halbuki atasözlerimizde vardır. "İnsanlar konuşa konuşa anlaşırlar, hayvanlar vuruşa vuruşa uzaklaşırlar." Biz konuşa konuşa bir araya gelmek istiyoruz. Konuşa konuşa anlaşmak istiyoruz, konuşmaktan endişemiz, korkumuz yok. Konuşursak kendi inancımızı, kendi kültürümüzü ifade ederiz. Karşıdaki insan kabul eder etmez, o bizimle ilgili değil bizim görevimiz kendimizi ifade etmek. Kendi doğrularımızı ifade etmek. Yanlış anlaşılmamızı önlemek. Bu gün dünyada bir terör vardır. Ve batı da teröristleri örnek göstererek İslam terör yetiştirmeye müsait bir din diye tebliğ ediliyor. Onları fiilen tekzip etmeye ihtiyaç vardır. O fiilen tekzip de diyalogla görüşmekle kendimizi ifade etmekle mümkün olur. Eğer konuşa konuşa bir şey anlatılamayacaksa ki öyle diyorlar. O zaman konuşmaya konuşmaya bir şey anlatın bakalım. Demek ki onlar da konuşmaya konuşmaya bir şeyler anlatmayı tebliğ biliyorlar. Onları da kendi tebliğiyle baş başa bırakmalı diye düşünüyorum.



    ____________________________-
    Soru: "Ehl-i kitapla amentüde ittifakımız var" deniliyor. Ehl-i Sünnet anlayışına ters değil midir?
    Cevab:Bismillahirrahmanirrahim.
    Soruya konu "Ehl-i kitapla amentüde ittifakımız var!" ifadesini, Ahmet Şahin hoca, Zaman Gazetesi 14.07.2000 tarihli Köşe yazısına başlık yapmıştı. Ahmet Şahin hocanın ilgili yazıdaki ifadelerini1: Büyük bir hüsn ü zanla, Hz.Adem (A.S.)dan günümüze gelen tüm peygamber ve kitablara iman noktasında ehl-i kitab ile amentüde bir birlikteliğe vurgu yapıldığı, bu ittifakın, günümüz tahrif olmuş Hz.İsa (A.S.)ı ALLAH'ın oğlu kabul eden Hıristiyanlık veya yine tahrif olmuş yahudilik ile değil, asılları ile olduğunu şeklinde anlamaya; "Amentüde ittifakımız var" maksadı aşabilen ifadesinden günümüz tahrife uğramış ehl-i kitab ile bir ittifak şeklinde anlamamaya çalışıyorum, fakat Zaman Gazetesi, 15.03.2005 tarihli köşe yazısını ve Samanyolu TV' deki bir konuşmasının yazısını2 okumadan zorlanıyorum. Bu cümle, maksadı çokça aşan bir ifade olup yanlıştır, büyük bir hatadır.
    Çünkü: "Peki bu ittifak nasıl oluyor? Diye sorarlar. Adamlar ALLAH üçtür, Hz.İsa ALLAH'ın oğludur; sizin Peygamberiniz hak peygamber değildir diyor, sözde karikatürleri yayınlayarak hakaret ediyor, sizin kitabınız Kur'ân-ı Kerim hak kitap değildir, sizin dininiz hak değildir. diyor ve sonra onlarla aramızda amentüde ittifak oluyor. Eyvah eyvah! Ya Rabbi! Ne günlere kaldık!
    Bu iddia ve beyan son derece yanlıştır. Bilhassa Hıristiyanlık ile İslâm arasında çok büyük farklılıklar bulunmaktadır. Bunları kısaca sıralayalım:




    1- ALLAH'a iman ve Tevhid konusundadır. İslâm Tevhid dinidir, Hıristiyanlık Teslis dinidir. Hıristiyanlar Hz.İsa (A.s.)ı Tanrı, ALLAH'ın oğlu olarak kabul ediyor. Yahudiler de Hz. Üzeyr (A.S.)a ALLAH'ın oğludur diyor. Tevhid ve Teslis kesinlikle birbiriyle bağdaşmayan ve uyuşmayan iki zıt inançtır. Tevhid ile Teslis'i bir görmek büyük sapıklıktır. Ayrıca onlar tanrı gökte derler, biz Müslümanlar ise ALLAH'ın mekandan münezzeh olduğuna inanırız.
    2- Meleklere iman konusundadır. Onlar melekleri kız gibi görüyorlar, biz Müslümanlar ise, meleklerde erkeklik dişilik olmadığına inanıyoruz.
    3- Kitaplara iman konusundadır. Biz Müslümanlar, bütün kitablara; ALLAH'ın Tevrat ve İncil adıyla iki kutsal kitap gönderdiğine iman ederiz. Lakin bu kitapların orijinal ilahî metinleri ve nüshaları kaybolmuş, sonradan insanlar tarafından tahrif edilmiştir. Musevîler ve Hıristiyanlar ise ALLAH'ın insanlığa Kur'ân-ı Kerim adıyla kutsal bir kitap göndermiş olduğuna iman etmezler, Kur'ân-ı Kerim'in hak kitap olduğunu kabul etmezler, Kur'ân-ı Kerim'in düzmece olduğunu iddia ederler.
    4- Peygamberlere iman konusundadır. Biz Müslümanlar bütün Peygamberlere, Hz.Musa (A.S.)a, Hz.İsa (A.S.)a iman ediyor, her ikisinin de ALLAH'ın büyük Peygamberlerinden olduğuna inanırız. Musevîler ve Hıristiyanlar ise Hz.Muhammed (S.A.V.) Efendimize iman etmezler, Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin peygamberliğini kabul etmezler; O'nun -hâşâ- yalancı ve düzmece peygamber olduğunu söylerler ve kendisini inkâr ederler ve yalanlarlar.
    5- Din konusundadır. Biz Müslümanlar iman ederiz ki, Hak din, Hz.Adem'(A.S.)dan beri İslâm'dır. Resûlullah (S.A.V) Efendimiz geldikten, Kur'ân-ı Kerim indikten sonra diğer dinlerin ve kitapların hükmü kalmamıştır. Kur'ân-ı Azimüşşanda: "ALLAH katında din İslâm'dır"3 buyurulmaktadır. Yahudîler ve Hıristiyanlar ise, İslâm'ın hak din olduğunu kabul etmezler, hak din İslâm'ı inkar ederler, O'na hâşâ uydurma din derler.




    Mehmet Talü - Milli Gazete
    24/12/2009


  4. 21.Şubat.2011, 03:38
    2
    Silent and lonely rains



    Alıntı
    Hüseyin Gülerce:
    Sesinizi duymak çok güzel hocam bu bazı çevrelerin diyalog aleyhinde çalışmaları sırasında çok sık kullandıkları bir konu da sizin ehl-i kitapla amentü'de ittifakımız var, diye bir söz söylemeniz üzerine kurulu. Bu konu nedir hocam? Bir de sizden dinleyelim, sizin görüşünüzü alalım.




    Ahmet Şahin:
    Efendim Ehl-i kitap diyorum bir defa inanan insanlar demektir. Kitap Allah'ın gönderdiği kitaptır. Allah'ın gönderdiği kitapların hepsinde Allah birdir, peygamber vardır, melek vardır, öldükten sonra dirilmek vardır. Allah'ın emrine uygun şekilde yaşayanlar ahirette mükâfat, isyan ederek yaşayanlar da ceza göreceklerdir diye bu hükümler vardır. Ve bu hükümler Âdem aleyhisselam'dan başlar bizim dinimize gelinceye kadar bütün semavi dinlerde ve kitaplarda tekrar tekrar ifade edilir. Dinin temelidir bunlar, dinin amentüsüdür bunlar. Hiç bir semavi din hâşâ Allah yoktur demez. Peygamber yoktur demez. Kitap yoktur demez. Melek yoktur demez. Öldükten sonra dirilme yoktur demez. Allah'a itaat edenle isyan eden aynıdır demez. Din bunlardır. Dolayısıyla ben yazımda dedim ki ehl-i kitapla biz bir araya gelebiliriz, konuşabiliriz, müştereklerimiz var. İstifade ettiğimiz noktalar var. Amentümüz var, amentüde ittifak etmeliyiz. Bunlar dinlerin amentüsüdür. Allah bir, peygamber var, melekler var, öldükten sonra dirilmek var, dünyada itaat edenler mükâfat, isyan edenler mücazat görecektir, vardır bunlar. Madem böyle temel noktalarda birlikteyiz öyleyse bir araya gelip konuşabilirsiniz. Konuşmanın adına diyalog deniyor yeni ifademizle. Diyaloğun karşısında olmayı ben akılla da nakille de bağdaştıramıyorum. Yani konuşmanın karşısında olmaz. Halbuki atasözlerimizde vardır. "İnsanlar konuşa konuşa anlaşırlar, hayvanlar vuruşa vuruşa uzaklaşırlar." Biz konuşa konuşa bir araya gelmek istiyoruz. Konuşa konuşa anlaşmak istiyoruz, konuşmaktan endişemiz, korkumuz yok. Konuşursak kendi inancımızı, kendi kültürümüzü ifade ederiz. Karşıdaki insan kabul eder etmez, o bizimle ilgili değil bizim görevimiz kendimizi ifade etmek. Kendi doğrularımızı ifade etmek. Yanlış anlaşılmamızı önlemek. Bu gün dünyada bir terör vardır. Ve batı da teröristleri örnek göstererek İslam terör yetiştirmeye müsait bir din diye tebliğ ediliyor. Onları fiilen tekzip etmeye ihtiyaç vardır. O fiilen tekzip de diyalogla görüşmekle kendimizi ifade etmekle mümkün olur. Eğer konuşa konuşa bir şey anlatılamayacaksa ki öyle diyorlar. O zaman konuşmaya konuşmaya bir şey anlatın bakalım. Demek ki onlar da konuşmaya konuşmaya bir şeyler anlatmayı tebliğ biliyorlar. Onları da kendi tebliğiyle baş başa bırakmalı diye düşünüyorum.



    ____________________________-
    Soru: "Ehl-i kitapla amentüde ittifakımız var" deniliyor. Ehl-i Sünnet anlayışına ters değil midir?
    Cevab:Bismillahirrahmanirrahim.
    Soruya konu "Ehl-i kitapla amentüde ittifakımız var!" ifadesini, Ahmet Şahin hoca, Zaman Gazetesi 14.07.2000 tarihli Köşe yazısına başlık yapmıştı. Ahmet Şahin hocanın ilgili yazıdaki ifadelerini1: Büyük bir hüsn ü zanla, Hz.Adem (A.S.)dan günümüze gelen tüm peygamber ve kitablara iman noktasında ehl-i kitab ile amentüde bir birlikteliğe vurgu yapıldığı, bu ittifakın, günümüz tahrif olmuş Hz.İsa (A.S.)ı ALLAH'ın oğlu kabul eden Hıristiyanlık veya yine tahrif olmuş yahudilik ile değil, asılları ile olduğunu şeklinde anlamaya; "Amentüde ittifakımız var" maksadı aşabilen ifadesinden günümüz tahrife uğramış ehl-i kitab ile bir ittifak şeklinde anlamamaya çalışıyorum, fakat Zaman Gazetesi, 15.03.2005 tarihli köşe yazısını ve Samanyolu TV' deki bir konuşmasının yazısını2 okumadan zorlanıyorum. Bu cümle, maksadı çokça aşan bir ifade olup yanlıştır, büyük bir hatadır.
    Çünkü: "Peki bu ittifak nasıl oluyor? Diye sorarlar. Adamlar ALLAH üçtür, Hz.İsa ALLAH'ın oğludur; sizin Peygamberiniz hak peygamber değildir diyor, sözde karikatürleri yayınlayarak hakaret ediyor, sizin kitabınız Kur'ân-ı Kerim hak kitap değildir, sizin dininiz hak değildir. diyor ve sonra onlarla aramızda amentüde ittifak oluyor. Eyvah eyvah! Ya Rabbi! Ne günlere kaldık!
    Bu iddia ve beyan son derece yanlıştır. Bilhassa Hıristiyanlık ile İslâm arasında çok büyük farklılıklar bulunmaktadır. Bunları kısaca sıralayalım:




    1- ALLAH'a iman ve Tevhid konusundadır. İslâm Tevhid dinidir, Hıristiyanlık Teslis dinidir. Hıristiyanlar Hz.İsa (A.s.)ı Tanrı, ALLAH'ın oğlu olarak kabul ediyor. Yahudiler de Hz. Üzeyr (A.S.)a ALLAH'ın oğludur diyor. Tevhid ve Teslis kesinlikle birbiriyle bağdaşmayan ve uyuşmayan iki zıt inançtır. Tevhid ile Teslis'i bir görmek büyük sapıklıktır. Ayrıca onlar tanrı gökte derler, biz Müslümanlar ise ALLAH'ın mekandan münezzeh olduğuna inanırız.
    2- Meleklere iman konusundadır. Onlar melekleri kız gibi görüyorlar, biz Müslümanlar ise, meleklerde erkeklik dişilik olmadığına inanıyoruz.
    3- Kitaplara iman konusundadır. Biz Müslümanlar, bütün kitablara; ALLAH'ın Tevrat ve İncil adıyla iki kutsal kitap gönderdiğine iman ederiz. Lakin bu kitapların orijinal ilahî metinleri ve nüshaları kaybolmuş, sonradan insanlar tarafından tahrif edilmiştir. Musevîler ve Hıristiyanlar ise ALLAH'ın insanlığa Kur'ân-ı Kerim adıyla kutsal bir kitap göndermiş olduğuna iman etmezler, Kur'ân-ı Kerim'in hak kitap olduğunu kabul etmezler, Kur'ân-ı Kerim'in düzmece olduğunu iddia ederler.
    4- Peygamberlere iman konusundadır. Biz Müslümanlar bütün Peygamberlere, Hz.Musa (A.S.)a, Hz.İsa (A.S.)a iman ediyor, her ikisinin de ALLAH'ın büyük Peygamberlerinden olduğuna inanırız. Musevîler ve Hıristiyanlar ise Hz.Muhammed (S.A.V.) Efendimize iman etmezler, Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin peygamberliğini kabul etmezler; O'nun -hâşâ- yalancı ve düzmece peygamber olduğunu söylerler ve kendisini inkâr ederler ve yalanlarlar.
    5- Din konusundadır. Biz Müslümanlar iman ederiz ki, Hak din, Hz.Adem'(A.S.)dan beri İslâm'dır. Resûlullah (S.A.V) Efendimiz geldikten, Kur'ân-ı Kerim indikten sonra diğer dinlerin ve kitapların hükmü kalmamıştır. Kur'ân-ı Azimüşşanda: "ALLAH katında din İslâm'dır"3 buyurulmaktadır. Yahudîler ve Hıristiyanlar ise, İslâm'ın hak din olduğunu kabul etmezler, hak din İslâm'ı inkar ederler, O'na hâşâ uydurma din derler.




    Mehmet Talü - Milli Gazete
    24/12/2009


  5. 13.Ocak.2012, 01:22
    3
    Misafir

    Cevap: Ehl-i Kitapla Âmentüde İttifakımız Var Cümlesi Ne Anlama Geliyor?

    Ehl-i Kitapla Âmentüde dialogumuz var...


  6. 13.Ocak.2012, 01:22
    3
    Misafir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Misafir
    Misafir
    Ehl-i Kitapla Âmentüde dialogumuz var...





+ Yorum Gönder