Konusunu Oylayın.: Ehli Kitap İle Dostluk

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Ehli Kitap İle Dostluk
  1. 20.Şubat.2011, 23:51
    1
    Misafir

    Ehli Kitap İle Dostluk

  2. 07.Ağustos.2013, 01:29
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: Ehli Kitap İle Dostluk




    Gayr-i müslimlerle dostluk/arkadaşlık kurulabilir mi?

    Kur'an'ın belirttiği gibi, "Ehl-i kitabın hepsi bir değildir." (Al-i İmran, 3/113). Onların hepsini aynı kategoride görmek, Kur'anî ve tarihî realiteye muhaliftir.

    "Yahudî ve Hristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirinin dostudurlar. İçinizden kim onları dost edinirse, o da onlardandır. Allah zalim topluluğa hidayet etmez."(Maide, 5/51)

    ayeti, onlarla diyaloğa ve beşerî ilişkilere mani değildir. Nitekim, Ehl-i kitaptan kız almak, Kur'an'ın hükmüyle sabit bir vakıadır (Maide,5). Hamdi Yazır, üstteki ayetle ilgili şöyle der: Mü'minler, Yahudi ve Hristiyanlara iyilik etmekten, dostluk yapmaktan, onlara idareci olmaktan menedilmemiş, onları veli ittihaz eylemekten, yardaklık etmekten nehyedilmişlerdir. Çünkü onlar, mü'minlere yar olmazlar.

    Fıkıh usulündeki "Hüküm müştak üzerine olsa, me'haz-ı iştikak hükmün illetini gösterir." esasının, üstteki ayeti doğru yorumlama noktasında hatırdan uzak tutulmaması gerekir.

    Mesela, "hırsızlık yapanlara şu cezayı uygulayın" denildiğinde, hükmün illetinin hırsızlık olduğu aşikardır. Onun gibi, üstteki ayetteki nehiy dahi, Yahudi ve Hristiyanlarla, Yahudilik ve Hristiyanlık cihetleriyle ilgilidir.

    Hem de bir adam zâtı için sevilmez. Belki muhabbet, sıfat veya san'atı içindir. Her bir Müslümanın herbir sıfatı Müslüman olması lazım gelirken, her zaman bunun gerçekleştiğini söyleyemeyiz. Onun gibi, herbir kafirin herbir sıfatı kafir değildir. Dolayısıyla, onlarda bulunan Müslüman sıfatlar veya faydalı san'atlar noktasından muhatap olmak niçin caiz olmasın ? "Ehl-i kitaptan bir haremin olsa, elbette seveceksin."

    Meseleyi şu şekilde özetlemek mümkündür: Onlarla beşeri ilişkilerde bulunmak ayrı, onların din-örf ve adetlerine hayran kalmak ayrıdır. Birincisi Kur'an'ın nehyine dahil değilken, ikincisi kesinlikle yasaklanmıştır.

    “Yahudi ve Nasara ile muhabbetten Kur’anda nehiy vardır... Bununla beraber nasıl dost olunuz dersiniz?” sorusuna Bediüzaman verdiği öz, fakat çok doyurucu cevabında şöyle diyordu:

    “Bu nehiy, Yahudi ve Nasara ile Yahudiyet ve Nasraniyet olan ayineleri hasebiyledir.”

    Buna göre Kur’an'da yasaklanan muhabbet, Hak din olan İslâm’a kavuştuktan sonra Yahudiliğe yahut Hristiyanlığa meyletmek ve sevgi beslemektir. Bu yasaktan kaçınmak şartıyla, bir Hristiyanla iyi komşuluk ilişkileri kurulabilir, ticaret yapılabilir, ortak düşmanlara karşı birlikte hareket edilebilir. Bütün bunlar Hristiyanlığı sevmek demek değildir.

    Konunun devamında bu noktaya şöyle açıklık getiriliyordu:

    “Bir adam zatı için sevilmez. Belki muhabbet, sıfat ve san’atı içindir. … Binaenaleyh, Müslüman bir sıfatı veya san’atı istihsan etmekle iktibas etmek neden câiz olmasın? Ehl-i kitaptan bir haremin olsa elbette seveceksin!” (Münâzarât, s.40)

    Son cümle gerçekten çok harika ve konuya son noktayı koyuyor. Ehl-i kitaptan bir kadınla evlenen Müslüman, hanımını elbete sevecektir, ama bu sevgi onun dinini sevmesi manasına gelmez.

    Bu ince ölçüden uzak kalmak, bize bazen çok pahalıya mal oluyor.

    Konunun devamında, Ehl-i kitapla dost olmanın gerekçesi, şu cümlelerde net olarak ortaya konuluyor:

    “Onlarla dost olmamız, medeniyet ve terakkilerini istihsan ile iktibas etmektir. Ve her saadet-i dünyeviyenin esası olan âsâyişi muhafazadır. İşte bu dostluk kat’iyen nehy-i Kur’ânî de dahil değildir.” (Münâzarât, 41)

    Gayri müslimlerle ilişkimiz nasıl olmalıdır..

    Yüce İslâm dini insana büyük değer vermektedir. İnanan ve inanmayan herkes için şefkat kanadını açmış, mü'min ile kâfir arasında ayırım yapmadan bütün insanların aziz ve yeryüzünde hâlife olduğunu ve hepsinin Hz. Adem (s) ile Havva'dan türediklerini tanışıp aralarındaki bağları kuvvetlendirmek için onları bölük bölük olarak yarattığını beyan etmektedir. Mü'min olsun olmasın herkese, hattâ her canlı mahluka iyilik yapmak için teşvik etmektedir. Peygamber (sav) buyuruyor:

    "Her canlı yaratığa iyilik etmekte sevab vardır." Âyeti Kerîme de şöyle buyuruyor:

    "Din için sizinle savaş etmeyen ve yurtlarınızdan sizleri çıkarmayan kimselere iyilik ve ihsan etmenizden, onlara adaletli davranmanızdan Allah (c.c) sizleri menetmez. Şüphesiz Allah adil davrananları sever."

    Peygamber (sav) buyuruyor ki, üç çeşit komşu vardır: Bir hakkı olan komşu (hakkı en az olan komşu budur), iki hakkı olan komşu ve üç hakkı olan komşu. Bir hakkı olan komşu Müslüman olmayan komşudur. İki hakkı olan komşu, Müslüman olan komşudur. Bir hak İslâm'ın, diğer hak da komşuluğundur. Üç hakkı olan komşu ise; komşu, Müslüman ve akraba olan kimsedir. Bir hak İslâm'ın, bir hak komşuluğun, diğer bir hak ise akrabalığın hakkıdır (Bezzâr ve Ebû Na'îm).

    Görüldüğü gibi insan, Müslüman olmasa da muhteremdir. Hakkına tecavüz etmek şöyle dursun kendisine yardım edip iyilik etmek ve kalblerini rencide'edecek söz ve davranışlardan son derece uzak kalmak lazımdır.

    İslâm dini. hakimiyeti altında yaşayan gayrimüslimlere büyük bir hak ve geniş bir hürriyet tanıyor. Şöyle ki:

    l- İnanç ve ibadetlerinde hürdürler. Diledikleri gibi ibadet edebilirler. Haç ve mabedlerine dokunulmaz. Peygamber (sav) "Onlan ibadetleriyle baş başa bırakınız" buyuruyor. Hatta Müslüman bir kimsenin karısı gayrimüslim ise kiliseye ve havraya gidebilir. Kocası onu menedemez. Gerekirse onu korumak için kiliseye kadar kendisiyle birlikte gidebilir.

    2- Dinimizce, domuz gibi, haram olan şey, onlar için helal olduğu takdirde onlara dokunmamız caiz değildir.

    3- Evlenmek, boşanmak ve nafaka gibi, ahvâl-i şahsiye meselelerinde serbesttirler.

    4- İslâm dini, akıl ve mantık çerçevesi dahilinde onlara münazara hakkını veriyor. Onlarla münazara yaparken onları rencide edecek söz ve davranışlardan sakınmak lazımdır. Cenabı Allah şöyle buyuruyor: "Ehli kitapla ancak en güzel yoldan mücadele edin" (1).

    5- Hıristiyan ve Yahudilerin yemeklerini yemeyi ve kadınlarıyla evlenmeyi mubah kılmış. Yüce Allah bu hususta şöyle buyuruyor:

    "Bugün size temiz ve iyi şeyler helâl kılınmıştır. Kendilerine kitap verilen (Yahudi, Hıristiyan v.b. nin) yiyeceği size helaldir, sizin yiyeceğiniz de onlara helâldir. Mü'min kadınlardan iffetli olanlar ile daha önce kendilerine kitap verilenlerden iffetli kadınlar da namuslu olmak, zina etmemek ve gizli dost tutmamak üzere mihirlerini vermeniz şartıyla size helâldir" (2).

    6- Onların ziyaretlerine gitmek ve hastalarının halini sormak mubahtır.

    7- Müslümanlarla alış-veriş mubah olduğu gibi, gayrimüslimlerle alış-veriş de mubahtır.

    8- Kurban kesilirse komşulara ikram etmek sünnet olduğundan, gayrimüslim komşulara da ikram edilebilir.

    9- Müslüman olmayan kimseye hediye vermek ve ondan hediye almak da caizdir. Çünkü Mekkei Mükerreme fethedilmeden önce Mekke'de büyük bir kıtlık baş gösterdi. Bunun üzerine Peygamber (sav) Mekke fakirlerine dağıtılmak üzere beşyüz altın gönderdi (3).

    “Yahudi ve Hıristiyanları dost tutmayınız” ayetine rağmen onlarla nasıl anlaşma yapılabilir?

    “Yahudileri ve Hıristiyanları dost tutmayınız” meâlindeki âyet-i kerimeyi yanlış değerlendirerek, Hıristiyan âlemiyle yapılan askeri paktlara ve ticarî anlaşmalara karşı çıkan bir takım çevrelere, Üstad Bediüzzamanın verdiği cevabın bir bölümünde, bakınız ne buyuruyor:

    “...onlarla dost olmamız, medeniyet ve terakkilerini istihsan ile iktibas etmektir. Ve her saadet-i dünyeviyenin esası olan asayişi muhafazadır. İşte şu dostluk, kat'iyyen nehy-i Kur'anîde dâhil değildir.” Münazarat

    Bu ifadelerde, dünya saadetinin esasının asayiş olduğu nazara verilmiş. Anarşinin ve harplerin dünyayı kasıp kavurduğu günümüzde, bu tespitin ne kadar yerinde olduğu çok daha iyi anlaşılıyor.

    Nurlarda, “dostlara karşı mürüvvetkârane muaşeret, düşmanlara karşı da sulhkârane muamele” tavsiye edilir. Bugün Avrupa ve Amerika’da nice insanlar İslâmla müşerref oluyor ve hidayet nimetine kavuşuyorlarsa, bunun sebebi sulhtur, harp değil.

    Dinimiz Yahudi ve Hıristiyan kadınla evlenmeyi dahi caiz görmüştür. Onlarla arkadaşlık kurmak caizdir. Bu vesile ile dinimizi de onlara tanıtmış oluruz.

    Dipnotlar:
    1-Ankebût, 46
    2-Mâide, 5
    3-İbn Abidin, 2/67

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet
    *



  3. 07.Ağustos.2013, 01:29
    2
    Moderatör



    Gayr-i müslimlerle dostluk/arkadaşlık kurulabilir mi?

    Kur'an'ın belirttiği gibi, "Ehl-i kitabın hepsi bir değildir." (Al-i İmran, 3/113). Onların hepsini aynı kategoride görmek, Kur'anî ve tarihî realiteye muhaliftir.

    "Yahudî ve Hristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirinin dostudurlar. İçinizden kim onları dost edinirse, o da onlardandır. Allah zalim topluluğa hidayet etmez."(Maide, 5/51)

    ayeti, onlarla diyaloğa ve beşerî ilişkilere mani değildir. Nitekim, Ehl-i kitaptan kız almak, Kur'an'ın hükmüyle sabit bir vakıadır (Maide,5). Hamdi Yazır, üstteki ayetle ilgili şöyle der: Mü'minler, Yahudi ve Hristiyanlara iyilik etmekten, dostluk yapmaktan, onlara idareci olmaktan menedilmemiş, onları veli ittihaz eylemekten, yardaklık etmekten nehyedilmişlerdir. Çünkü onlar, mü'minlere yar olmazlar.

    Fıkıh usulündeki "Hüküm müştak üzerine olsa, me'haz-ı iştikak hükmün illetini gösterir." esasının, üstteki ayeti doğru yorumlama noktasında hatırdan uzak tutulmaması gerekir.

    Mesela, "hırsızlık yapanlara şu cezayı uygulayın" denildiğinde, hükmün illetinin hırsızlık olduğu aşikardır. Onun gibi, üstteki ayetteki nehiy dahi, Yahudi ve Hristiyanlarla, Yahudilik ve Hristiyanlık cihetleriyle ilgilidir.

    Hem de bir adam zâtı için sevilmez. Belki muhabbet, sıfat veya san'atı içindir. Her bir Müslümanın herbir sıfatı Müslüman olması lazım gelirken, her zaman bunun gerçekleştiğini söyleyemeyiz. Onun gibi, herbir kafirin herbir sıfatı kafir değildir. Dolayısıyla, onlarda bulunan Müslüman sıfatlar veya faydalı san'atlar noktasından muhatap olmak niçin caiz olmasın ? "Ehl-i kitaptan bir haremin olsa, elbette seveceksin."

    Meseleyi şu şekilde özetlemek mümkündür: Onlarla beşeri ilişkilerde bulunmak ayrı, onların din-örf ve adetlerine hayran kalmak ayrıdır. Birincisi Kur'an'ın nehyine dahil değilken, ikincisi kesinlikle yasaklanmıştır.

    “Yahudi ve Nasara ile muhabbetten Kur’anda nehiy vardır... Bununla beraber nasıl dost olunuz dersiniz?” sorusuna Bediüzaman verdiği öz, fakat çok doyurucu cevabında şöyle diyordu:

    “Bu nehiy, Yahudi ve Nasara ile Yahudiyet ve Nasraniyet olan ayineleri hasebiyledir.”

    Buna göre Kur’an'da yasaklanan muhabbet, Hak din olan İslâm’a kavuştuktan sonra Yahudiliğe yahut Hristiyanlığa meyletmek ve sevgi beslemektir. Bu yasaktan kaçınmak şartıyla, bir Hristiyanla iyi komşuluk ilişkileri kurulabilir, ticaret yapılabilir, ortak düşmanlara karşı birlikte hareket edilebilir. Bütün bunlar Hristiyanlığı sevmek demek değildir.

    Konunun devamında bu noktaya şöyle açıklık getiriliyordu:

    “Bir adam zatı için sevilmez. Belki muhabbet, sıfat ve san’atı içindir. … Binaenaleyh, Müslüman bir sıfatı veya san’atı istihsan etmekle iktibas etmek neden câiz olmasın? Ehl-i kitaptan bir haremin olsa elbette seveceksin!” (Münâzarât, s.40)

    Son cümle gerçekten çok harika ve konuya son noktayı koyuyor. Ehl-i kitaptan bir kadınla evlenen Müslüman, hanımını elbete sevecektir, ama bu sevgi onun dinini sevmesi manasına gelmez.

    Bu ince ölçüden uzak kalmak, bize bazen çok pahalıya mal oluyor.

    Konunun devamında, Ehl-i kitapla dost olmanın gerekçesi, şu cümlelerde net olarak ortaya konuluyor:

    “Onlarla dost olmamız, medeniyet ve terakkilerini istihsan ile iktibas etmektir. Ve her saadet-i dünyeviyenin esası olan âsâyişi muhafazadır. İşte bu dostluk kat’iyen nehy-i Kur’ânî de dahil değildir.” (Münâzarât, 41)

    Gayri müslimlerle ilişkimiz nasıl olmalıdır..

    Yüce İslâm dini insana büyük değer vermektedir. İnanan ve inanmayan herkes için şefkat kanadını açmış, mü'min ile kâfir arasında ayırım yapmadan bütün insanların aziz ve yeryüzünde hâlife olduğunu ve hepsinin Hz. Adem (s) ile Havva'dan türediklerini tanışıp aralarındaki bağları kuvvetlendirmek için onları bölük bölük olarak yarattığını beyan etmektedir. Mü'min olsun olmasın herkese, hattâ her canlı mahluka iyilik yapmak için teşvik etmektedir. Peygamber (sav) buyuruyor:

    "Her canlı yaratığa iyilik etmekte sevab vardır." Âyeti Kerîme de şöyle buyuruyor:

    "Din için sizinle savaş etmeyen ve yurtlarınızdan sizleri çıkarmayan kimselere iyilik ve ihsan etmenizden, onlara adaletli davranmanızdan Allah (c.c) sizleri menetmez. Şüphesiz Allah adil davrananları sever."

    Peygamber (sav) buyuruyor ki, üç çeşit komşu vardır: Bir hakkı olan komşu (hakkı en az olan komşu budur), iki hakkı olan komşu ve üç hakkı olan komşu. Bir hakkı olan komşu Müslüman olmayan komşudur. İki hakkı olan komşu, Müslüman olan komşudur. Bir hak İslâm'ın, diğer hak da komşuluğundur. Üç hakkı olan komşu ise; komşu, Müslüman ve akraba olan kimsedir. Bir hak İslâm'ın, bir hak komşuluğun, diğer bir hak ise akrabalığın hakkıdır (Bezzâr ve Ebû Na'îm).

    Görüldüğü gibi insan, Müslüman olmasa da muhteremdir. Hakkına tecavüz etmek şöyle dursun kendisine yardım edip iyilik etmek ve kalblerini rencide'edecek söz ve davranışlardan son derece uzak kalmak lazımdır.

    İslâm dini. hakimiyeti altında yaşayan gayrimüslimlere büyük bir hak ve geniş bir hürriyet tanıyor. Şöyle ki:

    l- İnanç ve ibadetlerinde hürdürler. Diledikleri gibi ibadet edebilirler. Haç ve mabedlerine dokunulmaz. Peygamber (sav) "Onlan ibadetleriyle baş başa bırakınız" buyuruyor. Hatta Müslüman bir kimsenin karısı gayrimüslim ise kiliseye ve havraya gidebilir. Kocası onu menedemez. Gerekirse onu korumak için kiliseye kadar kendisiyle birlikte gidebilir.

    2- Dinimizce, domuz gibi, haram olan şey, onlar için helal olduğu takdirde onlara dokunmamız caiz değildir.

    3- Evlenmek, boşanmak ve nafaka gibi, ahvâl-i şahsiye meselelerinde serbesttirler.

    4- İslâm dini, akıl ve mantık çerçevesi dahilinde onlara münazara hakkını veriyor. Onlarla münazara yaparken onları rencide edecek söz ve davranışlardan sakınmak lazımdır. Cenabı Allah şöyle buyuruyor: "Ehli kitapla ancak en güzel yoldan mücadele edin" (1).

    5- Hıristiyan ve Yahudilerin yemeklerini yemeyi ve kadınlarıyla evlenmeyi mubah kılmış. Yüce Allah bu hususta şöyle buyuruyor:

    "Bugün size temiz ve iyi şeyler helâl kılınmıştır. Kendilerine kitap verilen (Yahudi, Hıristiyan v.b. nin) yiyeceği size helaldir, sizin yiyeceğiniz de onlara helâldir. Mü'min kadınlardan iffetli olanlar ile daha önce kendilerine kitap verilenlerden iffetli kadınlar da namuslu olmak, zina etmemek ve gizli dost tutmamak üzere mihirlerini vermeniz şartıyla size helâldir" (2).

    6- Onların ziyaretlerine gitmek ve hastalarının halini sormak mubahtır.

    7- Müslümanlarla alış-veriş mubah olduğu gibi, gayrimüslimlerle alış-veriş de mubahtır.

    8- Kurban kesilirse komşulara ikram etmek sünnet olduğundan, gayrimüslim komşulara da ikram edilebilir.

    9- Müslüman olmayan kimseye hediye vermek ve ondan hediye almak da caizdir. Çünkü Mekkei Mükerreme fethedilmeden önce Mekke'de büyük bir kıtlık baş gösterdi. Bunun üzerine Peygamber (sav) Mekke fakirlerine dağıtılmak üzere beşyüz altın gönderdi (3).

    “Yahudi ve Hıristiyanları dost tutmayınız” ayetine rağmen onlarla nasıl anlaşma yapılabilir?

    “Yahudileri ve Hıristiyanları dost tutmayınız” meâlindeki âyet-i kerimeyi yanlış değerlendirerek, Hıristiyan âlemiyle yapılan askeri paktlara ve ticarî anlaşmalara karşı çıkan bir takım çevrelere, Üstad Bediüzzamanın verdiği cevabın bir bölümünde, bakınız ne buyuruyor:

    “...onlarla dost olmamız, medeniyet ve terakkilerini istihsan ile iktibas etmektir. Ve her saadet-i dünyeviyenin esası olan asayişi muhafazadır. İşte şu dostluk, kat'iyyen nehy-i Kur'anîde dâhil değildir.” Münazarat

    Bu ifadelerde, dünya saadetinin esasının asayiş olduğu nazara verilmiş. Anarşinin ve harplerin dünyayı kasıp kavurduğu günümüzde, bu tespitin ne kadar yerinde olduğu çok daha iyi anlaşılıyor.

    Nurlarda, “dostlara karşı mürüvvetkârane muaşeret, düşmanlara karşı da sulhkârane muamele” tavsiye edilir. Bugün Avrupa ve Amerika’da nice insanlar İslâmla müşerref oluyor ve hidayet nimetine kavuşuyorlarsa, bunun sebebi sulhtur, harp değil.

    Dinimiz Yahudi ve Hıristiyan kadınla evlenmeyi dahi caiz görmüştür. Onlarla arkadaşlık kurmak caizdir. Bu vesile ile dinimizi de onlara tanıtmış oluruz.

    Dipnotlar:
    1-Ankebût, 46
    2-Mâide, 5
    3-İbn Abidin, 2/67

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet
    *






+ Yorum Gönder