Konusunu Oylayın.: 30/40 satırlık nasihat dilinde içinde ALLAH kelamı bulunan çok güzel bir şiir

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
30/40 satırlık nasihat dilinde içinde ALLAH kelamı bulunan çok güzel bir şiir
  1. 19.Şubat.2011, 23:43
    1
    Misafir

    30/40 satırlık nasihat dilinde içinde ALLAH kelamı bulunan çok güzel bir şiir






    30/40 satırlık nasihat dilinde içinde ALLAH kelamı bulunan çok güzel bir şiir Mumsema Uzun bir zaman önce sitenize girdiğimde çok güzel 30/40 satırlık nasihat dilinde içinde ALLAH kelamı bulunan çok güzel bir şiir okumuştum!çok hoşuma gitmişti ve kopyalayıp bilgisayarıma kayıt etmiştim.Fakat bilgisayarım çöktü ve herşey silindi hatırladığım kadarını yazsam.Bu nasihat dilindeki şiiri msn adresime göndermeniz mümkün mü !
    şiir in nasihatın sadece hatırladığım sözlerini yazıyorum.
    Düşmek ayıp değil kalkmasını bil düşene vurulmaz merhamet edilir ilk düşen de bir insan dı cennet manasın dan dünya maddesine/////// döndüm dolandım hiç bir yere gitmedim yine sana geldim ey rabbim bu tarz da çok güzel bir nasihat tı bir şiir di bu kadarını hatırlayabiliyorum umarım yardımcı olursunuz selametle kalın ALLAH cümlemizden razı olsun...


  2. 19.Şubat.2011, 23:43
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Uzun bir zaman önce sitenize girdiğimde çok güzel 30/40 satırlık nasihat dilinde içinde ALLAH kelamı bulunan çok güzel bir şiir okumuştum!çok hoşuma gitmişti ve kopyalayıp bilgisayarıma kayıt etmiştim.Fakat bilgisayarım çöktü ve herşey silindi hatırladığım kadarını yazsam.Bu nasihat dilindeki şiiri msn adresime göndermeniz mümkün mü !
    şiir in nasihatın sadece hatırladığım sözlerini yazıyorum.
    Düşmek ayıp değil kalkmasını bil düşene vurulmaz merhamet edilir ilk düşen de bir insan dı cennet manasın dan dünya maddesine/////// döndüm dolandım hiç bir yere gitmedim yine sana geldim ey rabbim bu tarz da çok güzel bir nasihat tı bir şiir di bu kadarını hatırlayabiliyorum umarım yardımcı olursunuz selametle kalın ALLAH cümlemizden razı olsun...


    Benzer Konular

    - Nasihat - Şiir

    - Rum suresi 28. ayet: Allah size kendinizden bir temsil getirmektedir: Mülkiyetiniz altında bulunan k

    - Nur suresi 35. ayet: Allah, göklerin ve yerin nûrudur. O'nun nûrunun temsili, içinde lamba bulunan b

    - İslamın iki satırlık cümleyle Beş şartı ve tek Allah'a inananlara ne denir?

    - Allah'ın Güzel İsimleri - Esma-Ül Hüsna (şiir)

  3. 07.Ağustos.2013, 08:51
    2
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: 30/40 satırlık nasihat dilinde içinde ALLAH kelamı bulunan çok güzel bir şiir




    istediğiniz yazı bumuydu acaba .Umarım budur.

    Düşün içine düşmektir asıl düşüş


    Yapraklar düşmede bilinmez nerden/ Gökkubbede uzak bahçeler bozulmuş sanki/ Yapraklar düşmede gönülsüz/Ve geceler ağır dünyamız kopmuş gibi yıldızlardan/ Kaymada yalnızlığa Hepimiz düşmedeyiz, şu gördüğün el düşüyor /Nereye baksan hep o düşüş /Ama biri var ki bu düşenleri tutuyor yumuşak ve sonsuz. Rilkenin düşlerimizi bir tatlı dürtüşle yırtan Güz şiiri son yirmi yıllık ömrümün kulağında küpe olarak yankılanır.

    Beni bu düşüşe bırakan tutmak için düşürmektedir elbette. Düştüğüm yerden beni kaldırmak Ona düşer. Yeter ki düştüğümü bileyim. Yeter ki düşmediğimi sandığım bir düşe düşmüş olmayayım. Görmüyor musun? Nereye baksan o düşüş En çok da bizi yerden kaldırması için dayandığımız el düşüyor.

    En başta, bizi yerden kaldıracakların tutacağı elimiz yana düşüyor. Düşmeyelim diye elde avuçta olanı tuttuğumuz avuçlarımız tel tel dökülüyor. Aynaların gözünden düşmeme telaşıyla el üstünde tuttuğumuz gençliğimiz devriliyor. Düşkünlerden olmayalım diye ellerimizle yığdığımız, üste üste koyduğumuz eşya eriyor.

    Düşmekten korktuğumuz unutuş uçurumlarına karşı tutunduğumuz itibarımız yıkılıyor. Şu biriktirdiklerimiz de elden düşüyor, ellerimiz de elden gidiyor. Ne gelir elden? Düşüyoruz işte Uyanıklık sandığımız bu hayatın bir zamanlar başkalarının düşü olacağını bile bile gözü açık geçiniyoruz.

    Ayağa kalktığımızı sandığımız günün bir başka günün eşiğine ölmüş bir dün olarak düşeceğini bile bile yürüyoruz. Bir an önce sonunu getirmeye çalıştığımız her bugünün ömrün defterinden düşüleceğini bal gibi göre göre yaşıyoruz. Dokunulmaz bildiğimiz bu bedenin, çizikleri yaklaştıramadığımız bu tenin gün be gün toprağa düşeyazdığını bile bile gülüyoruz. Herkesten ayrı tuttuğumuz bu benin bir gün nüfustan düşüleceğini şimdiden gördüğümüz halde, düşlere düşüyoruz. Unutuyoruz. Düştüğümüzle kalıyoruz.

    Dibine doğru hızla düştüğü kuyunun duvarlarındaki taşların süslemeleriyle oyalanan aymazlar gibiyiz belki her birimiz. Düşüyor olduğunu en sonunda dibe çakıldığında anlayacak uyur-düşerlere acımayla bakılması gerekmez mi hiç? Zamaneye sözler söyleme konusunda benden çok daha mahir sevgili dostum Yusuf Özkan Özburun, Rilkenin haber verdiği bu düşüşe uzunca bir dipnot düşmüş:

    Düştüğün Yerden Kalkacaksın. Yusufun uzun dipnotunun sadece kapağında yazıyor bu ifade. Sonrası ise uzunca ama ince sızılı bir kitap Yusuf, düşenlerin kalbine sahici bir umut tutuşturuyor Düştüğün Yerden Kalkacaksın derken. Düştüğünü bilemeyen, dünyadan nasibine aldatıcı düşler düşmüş uyurların yüzüne serin bir meltem düşürüyor. Kitabın Öndüşüşünden itibaren aykırıca düşündürüyor bizi Yusuf.

    Dolaşımdaki düşük şablonların hepsini yırtarak içerden, içinden, sahiden, yürekten konuşuyor. İnsanı Rabbiyle inşa edişin yükseliş ve kalkış yollarını işaretliyor.

    Yere yığılmış umutları varlığın en sahih yağmuruyla, rahmet-i İlahî soluğuyla ayağa kaldırıyor. Meğer ki hata ile düştüğümüz dünyadan özrümüzle kalkabilirmişiz. Dünyaya bir kalfa olarak tayin edildiğimizi bilirsek, bu iniş bir düşüş değil bir ödül olabilirmiş. Kayarak düştüğümüz sırata pişmanlığımıza tutunarak yeniden tutunabilirmişiz.

    Ellerimizi gevşeterek düştüğümüz Allahın ipine yine Onun rahmetinden ümitlenerek sımsıkı sarılabilirmişiz. Pişmanlıkla düşürdüğümüz her gözyaşı, hiç şüphesiz gözünden düştüğümüz kutsilerin makamına yeniden kaldırabilirmiş bizi Sözü yay(z)ıldığı yerden, medeniyeti sükutun diplerinden, insanı gövdenin esaretinden, şefkati şehvetin pençelerinden tutup kaldırabilirmişiz meğer Dua eder ve yükselirmişiz yeniden.

    Gözümüzün demir perdelerini aralar, merak ve hayretin verimli bahçesine uyanabilirsek eğer, ülfeti kırıp hayreti kuşanabilirsek eğer, varlığı tanım kaplarında donduran bir kısım bilimsel tanımların katılığından uzaklaşıp hayata bir çocuğun kalbinden bakabilirsek eğer kalkabilirmişiz yine Düştüğünü bilmek, nereden düştüğünü bilmek, kalkabilmenin ilk hamlesi Yusufa (ve bana) göre:

    Düşmek deyince internet bağlantısının kopmasını, yükselmek deyince dolar kurunun fırlamasını anlıyor zamane. Ben fikrimce başka türlü olabileceğini göstermek istedim bu kitabın sahifelerinde Felç olmuş bir hastanın serçe parmağını oynatması kabilinden bir çaba bu Mütevazı bir titreme.

    İnşallah kıpırdamak, doğrulmak, emeklemek, yürümek ve hatta koşmak da nasip olur Gelin, bir ince derde düşelim, derdimiz düştüğümüz yerden kalkış olsun Şairin dediği gibi: Düşmek hiç ayıp değil kalkmasını bil/Ve acele et önce, şu gözyaşını sil

    SENAYİ DEMİRCİ



  4. 07.Ağustos.2013, 08:51
    2
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر



    istediğiniz yazı bumuydu acaba .Umarım budur.

    Düşün içine düşmektir asıl düşüş


    Yapraklar düşmede bilinmez nerden/ Gökkubbede uzak bahçeler bozulmuş sanki/ Yapraklar düşmede gönülsüz/Ve geceler ağır dünyamız kopmuş gibi yıldızlardan/ Kaymada yalnızlığa Hepimiz düşmedeyiz, şu gördüğün el düşüyor /Nereye baksan hep o düşüş /Ama biri var ki bu düşenleri tutuyor yumuşak ve sonsuz. Rilkenin düşlerimizi bir tatlı dürtüşle yırtan Güz şiiri son yirmi yıllık ömrümün kulağında küpe olarak yankılanır.

    Beni bu düşüşe bırakan tutmak için düşürmektedir elbette. Düştüğüm yerden beni kaldırmak Ona düşer. Yeter ki düştüğümü bileyim. Yeter ki düşmediğimi sandığım bir düşe düşmüş olmayayım. Görmüyor musun? Nereye baksan o düşüş En çok da bizi yerden kaldırması için dayandığımız el düşüyor.

    En başta, bizi yerden kaldıracakların tutacağı elimiz yana düşüyor. Düşmeyelim diye elde avuçta olanı tuttuğumuz avuçlarımız tel tel dökülüyor. Aynaların gözünden düşmeme telaşıyla el üstünde tuttuğumuz gençliğimiz devriliyor. Düşkünlerden olmayalım diye ellerimizle yığdığımız, üste üste koyduğumuz eşya eriyor.

    Düşmekten korktuğumuz unutuş uçurumlarına karşı tutunduğumuz itibarımız yıkılıyor. Şu biriktirdiklerimiz de elden düşüyor, ellerimiz de elden gidiyor. Ne gelir elden? Düşüyoruz işte Uyanıklık sandığımız bu hayatın bir zamanlar başkalarının düşü olacağını bile bile gözü açık geçiniyoruz.

    Ayağa kalktığımızı sandığımız günün bir başka günün eşiğine ölmüş bir dün olarak düşeceğini bile bile yürüyoruz. Bir an önce sonunu getirmeye çalıştığımız her bugünün ömrün defterinden düşüleceğini bal gibi göre göre yaşıyoruz. Dokunulmaz bildiğimiz bu bedenin, çizikleri yaklaştıramadığımız bu tenin gün be gün toprağa düşeyazdığını bile bile gülüyoruz. Herkesten ayrı tuttuğumuz bu benin bir gün nüfustan düşüleceğini şimdiden gördüğümüz halde, düşlere düşüyoruz. Unutuyoruz. Düştüğümüzle kalıyoruz.

    Dibine doğru hızla düştüğü kuyunun duvarlarındaki taşların süslemeleriyle oyalanan aymazlar gibiyiz belki her birimiz. Düşüyor olduğunu en sonunda dibe çakıldığında anlayacak uyur-düşerlere acımayla bakılması gerekmez mi hiç? Zamaneye sözler söyleme konusunda benden çok daha mahir sevgili dostum Yusuf Özkan Özburun, Rilkenin haber verdiği bu düşüşe uzunca bir dipnot düşmüş:

    Düştüğün Yerden Kalkacaksın. Yusufun uzun dipnotunun sadece kapağında yazıyor bu ifade. Sonrası ise uzunca ama ince sızılı bir kitap Yusuf, düşenlerin kalbine sahici bir umut tutuşturuyor Düştüğün Yerden Kalkacaksın derken. Düştüğünü bilemeyen, dünyadan nasibine aldatıcı düşler düşmüş uyurların yüzüne serin bir meltem düşürüyor. Kitabın Öndüşüşünden itibaren aykırıca düşündürüyor bizi Yusuf.

    Dolaşımdaki düşük şablonların hepsini yırtarak içerden, içinden, sahiden, yürekten konuşuyor. İnsanı Rabbiyle inşa edişin yükseliş ve kalkış yollarını işaretliyor.

    Yere yığılmış umutları varlığın en sahih yağmuruyla, rahmet-i İlahî soluğuyla ayağa kaldırıyor. Meğer ki hata ile düştüğümüz dünyadan özrümüzle kalkabilirmişiz. Dünyaya bir kalfa olarak tayin edildiğimizi bilirsek, bu iniş bir düşüş değil bir ödül olabilirmiş. Kayarak düştüğümüz sırata pişmanlığımıza tutunarak yeniden tutunabilirmişiz.

    Ellerimizi gevşeterek düştüğümüz Allahın ipine yine Onun rahmetinden ümitlenerek sımsıkı sarılabilirmişiz. Pişmanlıkla düşürdüğümüz her gözyaşı, hiç şüphesiz gözünden düştüğümüz kutsilerin makamına yeniden kaldırabilirmiş bizi Sözü yay(z)ıldığı yerden, medeniyeti sükutun diplerinden, insanı gövdenin esaretinden, şefkati şehvetin pençelerinden tutup kaldırabilirmişiz meğer Dua eder ve yükselirmişiz yeniden.

    Gözümüzün demir perdelerini aralar, merak ve hayretin verimli bahçesine uyanabilirsek eğer, ülfeti kırıp hayreti kuşanabilirsek eğer, varlığı tanım kaplarında donduran bir kısım bilimsel tanımların katılığından uzaklaşıp hayata bir çocuğun kalbinden bakabilirsek eğer kalkabilirmişiz yine Düştüğünü bilmek, nereden düştüğünü bilmek, kalkabilmenin ilk hamlesi Yusufa (ve bana) göre:

    Düşmek deyince internet bağlantısının kopmasını, yükselmek deyince dolar kurunun fırlamasını anlıyor zamane. Ben fikrimce başka türlü olabileceğini göstermek istedim bu kitabın sahifelerinde Felç olmuş bir hastanın serçe parmağını oynatması kabilinden bir çaba bu Mütevazı bir titreme.

    İnşallah kıpırdamak, doğrulmak, emeklemek, yürümek ve hatta koşmak da nasip olur Gelin, bir ince derde düşelim, derdimiz düştüğümüz yerden kalkış olsun Şairin dediği gibi: Düşmek hiç ayıp değil kalkmasını bil/Ve acele et önce, şu gözyaşını sil

    SENAYİ DEMİRCİ






+ Yorum Gönder