Konusunu Oylayın.: Ölünün arkasından okunan fatiha

5 üzerinden 3.47 | Toplam : 19 kişi
Ölünün arkasından okunan fatiha
  1. 18.Şubat.2011, 11:12
    1
    Misafir

    Ölünün arkasından okunan fatiha






    Ölünün arkasından okunan fatiha Mumsema Elimizi açıp rahmet diledikden sonra Allahdan sevap dilemek fatiha okumak hakkında bilgiler verir misiniz ?


  2. 18.Şubat.2011, 11:12
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Elimizi açıp rahmet diledikden sonra Allahdan sevap dilemek fatiha okumak hakkında bilgiler verir misiniz ?


    Benzer Konular

    - Ölünün arkasından okunacak dua

    - Ölünün arkasından Fatiha suresi okunur mu

    - Ölünün arkasından fatiha okumak

    - Ölünün arkasından ağlanabilir mi?

    - Ölünün arkasından ağlanır mı?

  3. 30.Haziran.2013, 15:55
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: Ölünün arkasından okunan fatiha






    Ölülerin Arkasından Dua Ve Kuran Okumak

    Hayatta iken yaptıklarının, vefatından sonra kişinin kendisine ulaşacağını ifade ve hayatta iken hayır yapmaya teşvik eden pek çok hadis-i şerif vardır. Peygamber Efendimiz (s.a.v)
    *
    "İnsan ölünce (salih) ameli kesilir. Ancak üç amel (in sevabı) kesilmez: Sadaka-i cariye (kamuya yararlı sadaka), faydalanılan bir ilim ve arkasında kendisine dua edecek hayırlı bir çocuk bırakmak”
    *
    buyurarak buna işaret etmiştir. Ebu Hureyre'den rivayet edilen hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v) amellerin sayısını (sadaka-i cariyeyi tafsil etmek suretiyle) çoğaltarak:
    *
    "Mü'min'e ölümünden sonra amel ve hasenatından ulaşacak şey: öğretip yaydığı ilim, bıraktığı salih evlat, miras bıraktığı Mushaf, yaptığı mescit, yolcu için yaptığı ev, akıttığı ırmak ve sağlığında malından verdiği sadakadır." buyurmuşlardır.
    *
    Başka bir hadisin ifadesiyle;
    *
    "ölüyü (mezara kadar) üç şey takip eder: Ailesi, malı ve ameli. Bunlardan ikisi geri döner, biri baki kalır: ailesi ve malı geri döner, ameli kendisiyle baki kalır."4
    *
    Bu ve benzeri5 hadis-i şeriflerden de anlaşılacağı üzere insan, dünyada iken kendisinin yaptığı veya başkalarının yapmasına vesile olduğu amellerden istifade edecektir. Zaten bunda alimler de ittifak etmişlerdir. Fakat kişinin ölümünden sonra başkalarının kendisi için yapacakları iyi işlerin sevabının veya bunlardan hangisinin ulaşıp ulaşmayacağı konusunda ihtilaf edilmiştir.
    *
    Mu'tezile mezhebi, ölüye dirilerin yaptıkları hiç bir şeyin fayda vermeyeceğini iddia eder. Onlar iddialarına delil olarak da
    *
    "İnsana çalışmasından başka bir şey yoktur."
    *
    "Siz, ancak yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz."

    "Herkesin kazandığı hayrın sevabı kendine, yaptığı fenalığının zararı da yine kendinedir.”
    *
    gibi ayetleri gösterirler. Halbuki Ehl-i Sünnet alimlerinin hepsi, hangi amelin fayda verip, hangisinin fayda vermeyeceği meselesinde ihtilaf etmişler ise de, ölüye başkalarının yapacağı amellerin de fayda vereceği hususunda ittifak etmişlerdir. çünkü bu konuda, bazı amel ve iyiliklerin fayda vereceğine dair, apaçık ayet ve hadisler vardır. Mesela, dua ve istiğfarın faydalı olacağına,
    *
    "Onlardan, sonra gelenler şöyle derler: Ey Rabbimiz, bizi ve bizden önce imanla geçmiş olan kardeşlerimizi bağışla; kalplerimizde iman edenlere karşı bir kin bırakma.”
    *
    ayet-i kerimesi delalet etmektedir. Bu ayet-i kerimede Cenab-ı Hakk, daha önce iman edip de göçmüş olan kardeşleri için istiğfar eden mü'minleri övmüştür. Eğer istiğfarın ölülere bir faydası olmasaydı, Allah Teala onları övmezdi.
    *
    Peygamber Efendimiz (s.a.v) de
    *
    "ölüye namaz kıldığınız zaman ona gönülden dua edin.”
    *
    buyurmuş ve kendisi de kıldığı cenaze namazlarında ölü için dua etmiştir. Şayet bu namaz ve duanın ölüye bir faydası olmasaydı, Rasulullah (s.a.v) bunu ne kendi yapardı ne de başkalarına emrederdi. Halbuki O, kendisi de birinin cenaze namazını kıldırırken
    *
    "Allah'ım, filan oğlu filan senin güvencende, senin koruman altındadır. Onu kabir fitnesinden ve Cehennem azabından koru. Sen vefa ve övgü sahibisin. Allah'ım onu bağışla, ona acı! Muhakkak ki sen çok bağışlayan, çok acıyansın.”
    *
    diye dua etmiştir. Kaldı ki Cenaze namazının kendisi de ölü için bir duadır. Allah için namaza, meyyit */ meyyite için duaya... diye niyet edilir. Eğer ölünün ruhuna yararı yoksa bunun bir anlamı kalmaz.
    *
    Kendisi zaman zaman Baki kabristanını ziyaret ederek kabirdekilere selam vererek dua ederdi. Eğer selamı onlara ulaşmasa ve duası fayda etmeseydi, bunu yapması abesle iştigal olurdu ki O, bundan münezzehtir.
    *
    Geride kalanların, ölüleri için yaptığı ibadet ve hayırların faydasını iki bakımdan ele almak gerekir:
    *
    Birincisi: Müteveffanın borçtan kurtulup kurtulmaması: Bir kimse üzerinde namaz, oruç, hac, zekat, adak, kul borcu gibi borçlar bulunarak ahirete intikal etmiş ise geride kalanların-ölünün vasiyeti olsun veya olmasın- bunları eda etmeleriyle borçtan kurtulur mu?
    *
    İkincisi: Başkasının yaptığı ibadetin sevabının ölüye ulaşıp ulaşmaması: Fukaha ibadetleri üçe ayırmışlardır:
    *
    a) Namaz ve oruç gibi bedeni ibadetler: Başkalarının yapmalarıyla bu borçlar düşmez, sorumluluk devam eder.
    *
    b) Zekat, nezir ve mali keffaret gibi mali ibadet ve borçlar: Bunlar, başkalarının ödemesiyle ödenmiş olur, borç kalkar.
    *
    c) Hac gibi hem mali, hem de bedeni ibadetler: Birisi ölü namına bunu yaparsa o borçtan kurtulmuş olur. Fakat mirasçılar bunu yapmaya mecbur değildir. Ancak İmam Şafii'ye göre vasiyet etmiş ise mecbur olurlar.
    *
    Ahmed b. Hanbel, Evzai, Ebu Sevr, Nevevi gibi müçtehidler ile muhaddislerin çoğuna göre, ölünün yakınlarının, onun borçlu olduğu oruç, hac gibi ibadetleri de kaza etmesi caiz ve sahihtir.
    *
    İslam ulemasının ekseriyeti, sevabını ölüye bağışlamak niyetiyle yapılan ibadetlerin sahih olduğuna ve dünyadan göçmüş olanların bundan istifade edeceklerine kani olmuş ve bu hükmü benimsemişlerdir.
    *
    Konumuzun daha iyi anlaşılabilmesi için başkalarının ölünün yararına yapabilecekleri işleri maddeler halinde açıklamaya çalışalım:
    *
    1. ölünün borcunun ödenmesi:
    *
    Bir kişi öldüğünde başkalarının onun hakkında yapabilecekleri, hatta yapmaları gereken en önemli işlerden birisi, varsa o kişinin borçlarını ödemek ve böylece onun üzerinden kul haklarının kalkmasını temin etmektir. çünkü hadisteki ifadesiyle;
    *
    "Mü'minin ruhu, borcu ödeninceye kadar ona bağlı kalır.”
    *
    Bundan dolayı, borçlu olarak ölen kişi, şayet miras olarak bir şeyler bırakmışsa ondan borçları ödenir. Böylelikle ölünün borcunun ödenmesi kendine fayda verip, borçtan kurtulmasına sebep olur. Burada mali borçlarının ödenmesinde borcu ödeyen kişinin, ölünün bir yakını olması şart değildir. Kim öderse ödesin, ölen kişi kurtulmuş olur.

    ölmüş birisi için yapılabilecek en büyük iyiliklerden birisi, onun için dua etmek ve istiğfarda bulunmaktadır. Nitekim; "Ey Allah'ın Resulü, anne ve babamın vefatlarından sonra da onlara iyilik yapma imkanı var mı, ne ile onlara iyilik yapabilirim?" diye soran Ebu Ubeyd Malik İbn Rabia es-Saidi (r.a)'ye Peygamber Efendimiz (s.a.v):
    *
    "Evet vardır. Onlara dua, onlar için Allah'tan istiğfar (günahlarının affedilmesini) talep etmek, onlardan sonra vasiyetlerini yerine getirmek, anne ve babasının akrabalarına karşı da sıla-i rahmi ifa etmek, anne ve babasının dostlarına ikramda bulunmak.”21 cevabını vermiştir.
    *
    "Onlardan sonra gelenler şöyle derler: Rabbimiz, bizi ve bizden önce iman eden kardeşlerimizi bağışla...”22
    *
    gibi ayetler, cenaze namazı, dua ve istiğfarın ölülere fayda vereceğini ispat etmektedir.23
    *
    Bu mevzudaki ayet ve hadis-i şerifleri24 göz önünde bulunduran ilim adamları, ölü için yapılan dua ve istiğfarın ölüye fayda vereceğinde. Ancak kendisi için dua edilen kimsenin mü'min olması şarttır.25 Zira imanı olmayanlara hiçbir şey fayda vermez. Zaten onlar için dua etmek de meşru değildir.26 İmam Eş'ari'ye göre, Hadisçiler ile Ehl-i Sünnet'in çoğunluğu, dua ile sadakanın, Müslümanlar için ölümlerinden sonra fayda vereceğini kabul ederler.27 öyleyse dua meşru ve faydalıdır.28
    *
    Bu mevzuda bilinen en meşhur hadis-i şeriflerden biri olarak Müslim'de Ebu Hüreyre (r.a)'den rivayet edilen bir hadis-i şerifte şöyle buyurulmaktadır:
    *
    "İnsan ölünce bütün amelleri kesilir. Ancak üç şey (bunları yapan üç kişi) müstesna: Sadaka-i cariye (bırakan) veya istifade edilen bir ilim (bırakan) veya kendine dua edecek salih evlat (bırakan).”29
    *
    Bu hadis-i şeriften anladığımıza göre:
    *
    * * *a. Sadaka-i cariye denilen, insanların istifade edebileceği yol, köprü, cami, çeşme, mescit, ve vakıf müesseseleri ile bunları en verimli ve hayırlı şekilde kullanacak nesillerin yetişmesi içinde okul ve öğrencilerin barınabilecekleri yurt gibi müesseseler yapmak gibi salih amellerde bulunmaktır ki, arkada bırakılan bu türden bir müessese hayatta kaldığı müddetçe, -Peygamber Efendimiz'in (s.a.v) beyanları çerçevesinde- iyi bir çığıra vesile olunduğu için kıyamete kadar orada yetişenlerin kazandıkları sevapların bir misli de bu müesseseleri kuranların amel defterlerine kaydedilecektir.
    *
    * * *b. İlim erbabının bıraktığı eserler de sadaka-i cariyedendir. Alim, kapasitesine göre bunlardan mükafatını alır. Ayrıca ilim erbabına sahip çıkma ve onların kitap, defter, yiyecek ve giyeceğini temin etme şeklinde yapılan çalışmalar da, hayır cihetinde kapanmaz birer sadaka-i cariye sayılmaktadır.
    *
    * * *c. ölen kişi giden ruh, ardından hayırlarda bulunacak ve hayırlı nesiller yetiştirecek hayırlı bir evlat ister. Ancak bıraktıkları böyle bir nesildir ki, ahiret hesabına onlara yararlı olacaktır. Yoksa ölü ne helva, lokma yemek; ne yedinci, kırkıncı ve elli ikinci gece, ne mevlit, ne paralı hatim, ne telkin, ne devir, ne de duvara asılacak eski bir resim bekler.

    sorularla islamiyet



  4. 30.Haziran.2013, 15:55
    2
    Moderatör





    Ölülerin Arkasından Dua Ve Kuran Okumak

    Hayatta iken yaptıklarının, vefatından sonra kişinin kendisine ulaşacağını ifade ve hayatta iken hayır yapmaya teşvik eden pek çok hadis-i şerif vardır. Peygamber Efendimiz (s.a.v)
    *
    "İnsan ölünce (salih) ameli kesilir. Ancak üç amel (in sevabı) kesilmez: Sadaka-i cariye (kamuya yararlı sadaka), faydalanılan bir ilim ve arkasında kendisine dua edecek hayırlı bir çocuk bırakmak”
    *
    buyurarak buna işaret etmiştir. Ebu Hureyre'den rivayet edilen hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v) amellerin sayısını (sadaka-i cariyeyi tafsil etmek suretiyle) çoğaltarak:
    *
    "Mü'min'e ölümünden sonra amel ve hasenatından ulaşacak şey: öğretip yaydığı ilim, bıraktığı salih evlat, miras bıraktığı Mushaf, yaptığı mescit, yolcu için yaptığı ev, akıttığı ırmak ve sağlığında malından verdiği sadakadır." buyurmuşlardır.
    *
    Başka bir hadisin ifadesiyle;
    *
    "ölüyü (mezara kadar) üç şey takip eder: Ailesi, malı ve ameli. Bunlardan ikisi geri döner, biri baki kalır: ailesi ve malı geri döner, ameli kendisiyle baki kalır."4
    *
    Bu ve benzeri5 hadis-i şeriflerden de anlaşılacağı üzere insan, dünyada iken kendisinin yaptığı veya başkalarının yapmasına vesile olduğu amellerden istifade edecektir. Zaten bunda alimler de ittifak etmişlerdir. Fakat kişinin ölümünden sonra başkalarının kendisi için yapacakları iyi işlerin sevabının veya bunlardan hangisinin ulaşıp ulaşmayacağı konusunda ihtilaf edilmiştir.
    *
    Mu'tezile mezhebi, ölüye dirilerin yaptıkları hiç bir şeyin fayda vermeyeceğini iddia eder. Onlar iddialarına delil olarak da
    *
    "İnsana çalışmasından başka bir şey yoktur."
    *
    "Siz, ancak yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz."

    "Herkesin kazandığı hayrın sevabı kendine, yaptığı fenalığının zararı da yine kendinedir.”
    *
    gibi ayetleri gösterirler. Halbuki Ehl-i Sünnet alimlerinin hepsi, hangi amelin fayda verip, hangisinin fayda vermeyeceği meselesinde ihtilaf etmişler ise de, ölüye başkalarının yapacağı amellerin de fayda vereceği hususunda ittifak etmişlerdir. çünkü bu konuda, bazı amel ve iyiliklerin fayda vereceğine dair, apaçık ayet ve hadisler vardır. Mesela, dua ve istiğfarın faydalı olacağına,
    *
    "Onlardan, sonra gelenler şöyle derler: Ey Rabbimiz, bizi ve bizden önce imanla geçmiş olan kardeşlerimizi bağışla; kalplerimizde iman edenlere karşı bir kin bırakma.”
    *
    ayet-i kerimesi delalet etmektedir. Bu ayet-i kerimede Cenab-ı Hakk, daha önce iman edip de göçmüş olan kardeşleri için istiğfar eden mü'minleri övmüştür. Eğer istiğfarın ölülere bir faydası olmasaydı, Allah Teala onları övmezdi.
    *
    Peygamber Efendimiz (s.a.v) de
    *
    "ölüye namaz kıldığınız zaman ona gönülden dua edin.”
    *
    buyurmuş ve kendisi de kıldığı cenaze namazlarında ölü için dua etmiştir. Şayet bu namaz ve duanın ölüye bir faydası olmasaydı, Rasulullah (s.a.v) bunu ne kendi yapardı ne de başkalarına emrederdi. Halbuki O, kendisi de birinin cenaze namazını kıldırırken
    *
    "Allah'ım, filan oğlu filan senin güvencende, senin koruman altındadır. Onu kabir fitnesinden ve Cehennem azabından koru. Sen vefa ve övgü sahibisin. Allah'ım onu bağışla, ona acı! Muhakkak ki sen çok bağışlayan, çok acıyansın.”
    *
    diye dua etmiştir. Kaldı ki Cenaze namazının kendisi de ölü için bir duadır. Allah için namaza, meyyit */ meyyite için duaya... diye niyet edilir. Eğer ölünün ruhuna yararı yoksa bunun bir anlamı kalmaz.
    *
    Kendisi zaman zaman Baki kabristanını ziyaret ederek kabirdekilere selam vererek dua ederdi. Eğer selamı onlara ulaşmasa ve duası fayda etmeseydi, bunu yapması abesle iştigal olurdu ki O, bundan münezzehtir.
    *
    Geride kalanların, ölüleri için yaptığı ibadet ve hayırların faydasını iki bakımdan ele almak gerekir:
    *
    Birincisi: Müteveffanın borçtan kurtulup kurtulmaması: Bir kimse üzerinde namaz, oruç, hac, zekat, adak, kul borcu gibi borçlar bulunarak ahirete intikal etmiş ise geride kalanların-ölünün vasiyeti olsun veya olmasın- bunları eda etmeleriyle borçtan kurtulur mu?
    *
    İkincisi: Başkasının yaptığı ibadetin sevabının ölüye ulaşıp ulaşmaması: Fukaha ibadetleri üçe ayırmışlardır:
    *
    a) Namaz ve oruç gibi bedeni ibadetler: Başkalarının yapmalarıyla bu borçlar düşmez, sorumluluk devam eder.
    *
    b) Zekat, nezir ve mali keffaret gibi mali ibadet ve borçlar: Bunlar, başkalarının ödemesiyle ödenmiş olur, borç kalkar.
    *
    c) Hac gibi hem mali, hem de bedeni ibadetler: Birisi ölü namına bunu yaparsa o borçtan kurtulmuş olur. Fakat mirasçılar bunu yapmaya mecbur değildir. Ancak İmam Şafii'ye göre vasiyet etmiş ise mecbur olurlar.
    *
    Ahmed b. Hanbel, Evzai, Ebu Sevr, Nevevi gibi müçtehidler ile muhaddislerin çoğuna göre, ölünün yakınlarının, onun borçlu olduğu oruç, hac gibi ibadetleri de kaza etmesi caiz ve sahihtir.
    *
    İslam ulemasının ekseriyeti, sevabını ölüye bağışlamak niyetiyle yapılan ibadetlerin sahih olduğuna ve dünyadan göçmüş olanların bundan istifade edeceklerine kani olmuş ve bu hükmü benimsemişlerdir.
    *
    Konumuzun daha iyi anlaşılabilmesi için başkalarının ölünün yararına yapabilecekleri işleri maddeler halinde açıklamaya çalışalım:
    *
    1. ölünün borcunun ödenmesi:
    *
    Bir kişi öldüğünde başkalarının onun hakkında yapabilecekleri, hatta yapmaları gereken en önemli işlerden birisi, varsa o kişinin borçlarını ödemek ve böylece onun üzerinden kul haklarının kalkmasını temin etmektir. çünkü hadisteki ifadesiyle;
    *
    "Mü'minin ruhu, borcu ödeninceye kadar ona bağlı kalır.”
    *
    Bundan dolayı, borçlu olarak ölen kişi, şayet miras olarak bir şeyler bırakmışsa ondan borçları ödenir. Böylelikle ölünün borcunun ödenmesi kendine fayda verip, borçtan kurtulmasına sebep olur. Burada mali borçlarının ödenmesinde borcu ödeyen kişinin, ölünün bir yakını olması şart değildir. Kim öderse ödesin, ölen kişi kurtulmuş olur.

    ölmüş birisi için yapılabilecek en büyük iyiliklerden birisi, onun için dua etmek ve istiğfarda bulunmaktadır. Nitekim; "Ey Allah'ın Resulü, anne ve babamın vefatlarından sonra da onlara iyilik yapma imkanı var mı, ne ile onlara iyilik yapabilirim?" diye soran Ebu Ubeyd Malik İbn Rabia es-Saidi (r.a)'ye Peygamber Efendimiz (s.a.v):
    *
    "Evet vardır. Onlara dua, onlar için Allah'tan istiğfar (günahlarının affedilmesini) talep etmek, onlardan sonra vasiyetlerini yerine getirmek, anne ve babasının akrabalarına karşı da sıla-i rahmi ifa etmek, anne ve babasının dostlarına ikramda bulunmak.”21 cevabını vermiştir.
    *
    "Onlardan sonra gelenler şöyle derler: Rabbimiz, bizi ve bizden önce iman eden kardeşlerimizi bağışla...”22
    *
    gibi ayetler, cenaze namazı, dua ve istiğfarın ölülere fayda vereceğini ispat etmektedir.23
    *
    Bu mevzudaki ayet ve hadis-i şerifleri24 göz önünde bulunduran ilim adamları, ölü için yapılan dua ve istiğfarın ölüye fayda vereceğinde. Ancak kendisi için dua edilen kimsenin mü'min olması şarttır.25 Zira imanı olmayanlara hiçbir şey fayda vermez. Zaten onlar için dua etmek de meşru değildir.26 İmam Eş'ari'ye göre, Hadisçiler ile Ehl-i Sünnet'in çoğunluğu, dua ile sadakanın, Müslümanlar için ölümlerinden sonra fayda vereceğini kabul ederler.27 öyleyse dua meşru ve faydalıdır.28
    *
    Bu mevzuda bilinen en meşhur hadis-i şeriflerden biri olarak Müslim'de Ebu Hüreyre (r.a)'den rivayet edilen bir hadis-i şerifte şöyle buyurulmaktadır:
    *
    "İnsan ölünce bütün amelleri kesilir. Ancak üç şey (bunları yapan üç kişi) müstesna: Sadaka-i cariye (bırakan) veya istifade edilen bir ilim (bırakan) veya kendine dua edecek salih evlat (bırakan).”29
    *
    Bu hadis-i şeriften anladığımıza göre:
    *
    * * *a. Sadaka-i cariye denilen, insanların istifade edebileceği yol, köprü, cami, çeşme, mescit, ve vakıf müesseseleri ile bunları en verimli ve hayırlı şekilde kullanacak nesillerin yetişmesi içinde okul ve öğrencilerin barınabilecekleri yurt gibi müesseseler yapmak gibi salih amellerde bulunmaktır ki, arkada bırakılan bu türden bir müessese hayatta kaldığı müddetçe, -Peygamber Efendimiz'in (s.a.v) beyanları çerçevesinde- iyi bir çığıra vesile olunduğu için kıyamete kadar orada yetişenlerin kazandıkları sevapların bir misli de bu müesseseleri kuranların amel defterlerine kaydedilecektir.
    *
    * * *b. İlim erbabının bıraktığı eserler de sadaka-i cariyedendir. Alim, kapasitesine göre bunlardan mükafatını alır. Ayrıca ilim erbabına sahip çıkma ve onların kitap, defter, yiyecek ve giyeceğini temin etme şeklinde yapılan çalışmalar da, hayır cihetinde kapanmaz birer sadaka-i cariye sayılmaktadır.
    *
    * * *c. ölen kişi giden ruh, ardından hayırlarda bulunacak ve hayırlı nesiller yetiştirecek hayırlı bir evlat ister. Ancak bıraktıkları böyle bir nesildir ki, ahiret hesabına onlara yararlı olacaktır. Yoksa ölü ne helva, lokma yemek; ne yedinci, kırkıncı ve elli ikinci gece, ne mevlit, ne paralı hatim, ne telkin, ne devir, ne de duvara asılacak eski bir resim bekler.

    sorularla islamiyet






+ Yorum Gönder