Konusunu Oylayın.: İslamda dayanışmanın önemi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İslamda dayanışmanın önemi
  1. 15.Şubat.2011, 21:46
    1
    Misafir

    İslamda dayanışmanın önemi






    İslamda dayanışmanın önemi Mumsema islamda dayanışmanın önemi


  2. 15.Şubat.2011, 21:46
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 15.Şubat.2011, 22:17
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: İslamda dayanışmanın önemi




    Prof.Dr.Şerafettin Gölcük



    Dinimiz İslâmiyet, yardımlaşma ve dayanışma sayesinde güç kuvvet bulup gelişmiş, insanlığa büyük bir hidayet meşalesi olmuştur. İlk müslümanlar Mek-ke'de, Medine'de, Kur'an'da Allah'ın talimatlarına hak-kıyla uyarak Hz. Peygamber'in rehberliğinde yardım-laşmanın ve dayanışmanın eşsiz örneklerini bizzat yaşayarak vermişlerdir.
    Kitabımız Kur'an'da, bakınız, Allah Teâlâ bu hu-susta bize ne buyuruyor:
    "... İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın. Al-lah'tan sakının; çünkü Allah'ın azabı çetindir." (5 Maide, 2)
    "Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi or-tak koşmayın. Sonra anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, akraba olan komşulara, yakın ve uzak komşulara, yanında bulunan ar-kadaşa, yolda kalanlara, sahip olduğunuz kö-lelere iyilik edin. Şüphesiz Allah kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez." (4 Nisa, 36)
    Ayrıca Allah, her hafta cuma günü hutbe so-nunda, hatiplerin okuduğu Nahl Suresi'nin 16/90. ayetinde de adaletten sonra ihsanı, akrabaya vermeyi emretmekte, her türlü edepsizliği, fenalığı ve azgınlığı yasaklamaktadır.
    Dinimizde yardımlaşma ve dayanışma imanın, ibadetin ve ahlâkın gereğidir. İmanın gereği olduğunu Peygamberimiz pek çok kutlu hadisinde ifade et-mişlerdir:
    "Sizden biriniz, nefsi için istediğini mü'min kardeşi için de istemedikçe kâmil imanla iman etmiş olmaz."
    "Mü'min için mü'min, birbirini sağlamca kavramış yapı taşlarının oluşturduğu sağlam binalar gibidir."
    Buhari ve Müslim'in rivayet ettikleri bu hadisler-de, Peygamberimiz yardımlaşma ve dayanışmanın önemine işaret buyurmaktadır.
    Allah Teâlâ Kitab-ı Kerim'inde yardımlaşma ve dayanışmanın fiilî örneğini ortaya koyup Allah yo-lunda infakta ve harcamada bulunanlara, müslü-man kardeşine yardım elini uzatanlara, bakınız, Ba-kara Suresi'nin 261. ayetinde nasıl müjdeler veriyor:
    "Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, her başağında yüz dâne olmak üzere yedi başak veren bir dânenin durumu gibidir. Allah dilediğine kat kat verir. Allah'ın lütfu geniştir, O, her şeyi hakkıyla bilir."
    Müslüman Allah'ın ve Rasülü'nün davetine ica-bet eden, onların çağrılarına kulak veren insandır.
    Müslüman, helâl mal kazanır, harama asla el uzatmaz, faizden kaçınır, karaborsa ve aldatmaya ilti-fat etmez, kazandığı maldan mü'min kardeşlerinin muhtaçlarına seve seve dağıtır.
    Müslüman, çocukları, yetimleri, yoksulları, kim-sesizleri, sakatları, dulları, acizleri, felâkete uğramış-ları daima gözetir.
    Müslüman, zekât farzını tam olarak yerine ge-tirdiği gibi adaklar, kurbanlar keserek, sadakalar, hayırlar dağıtarak, fıtır sadakası vererek, aç ve muh-taçların ihtiyaçlarını gidererek yardımlaşmanın ve dayanışmanın gönüllü neferi olur. Böylece top-lumun iç barış ve huzuru için büyük katkılarda bulu-nan müslüman, vakıflar kurar, hayır dernekleri tesis eder, kendinden çok din kardeşini düşünür, hediye ve bağışlarda bulunur, bu suretle gönülleri fetheder.
    Bütün bu saydığımız hususlar İslâmî yardımlaş-ma ve dayanışmasının özünü oluşturan güzel davra-nışlar ve salih amellerdir.
    Müslüman her şeyden önce ailesinde yardım-laşma ve dayanışma içinde olmalıdır. Müslüman ma-hallesinde, köyünde, kentinde de aynı davranışları sergilemelidir. Zira Müslüman daima Hz. Peygamber (s.a.v.)'in şu hadislerini kendisine rehber edinmeli, bu hadislerle önünü aydınlatmalıdır:
    "Müslümanlar, birbirlerini sevmekte, merhamet-leşmekte, ilgi duyup yardımlaşmada bir vücut gibi-dirler. Vücuttan bir organ hastalandığında, diğer organları, uykusuzluk ve ateşte aynı acıyı tatmaya ça-ğırır."
    "Yanıbaşındaki komşusu aç olduğu halde, onun durumunu bile bile, karnı tok yatan bana inanmamış olur."




  4. 15.Şubat.2011, 22:17
    2
    Silent and lonely rains



    Prof.Dr.Şerafettin Gölcük



    Dinimiz İslâmiyet, yardımlaşma ve dayanışma sayesinde güç kuvvet bulup gelişmiş, insanlığa büyük bir hidayet meşalesi olmuştur. İlk müslümanlar Mek-ke'de, Medine'de, Kur'an'da Allah'ın talimatlarına hak-kıyla uyarak Hz. Peygamber'in rehberliğinde yardım-laşmanın ve dayanışmanın eşsiz örneklerini bizzat yaşayarak vermişlerdir.
    Kitabımız Kur'an'da, bakınız, Allah Teâlâ bu hu-susta bize ne buyuruyor:
    "... İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın. Al-lah'tan sakının; çünkü Allah'ın azabı çetindir." (5 Maide, 2)
    "Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi or-tak koşmayın. Sonra anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, akraba olan komşulara, yakın ve uzak komşulara, yanında bulunan ar-kadaşa, yolda kalanlara, sahip olduğunuz kö-lelere iyilik edin. Şüphesiz Allah kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez." (4 Nisa, 36)
    Ayrıca Allah, her hafta cuma günü hutbe so-nunda, hatiplerin okuduğu Nahl Suresi'nin 16/90. ayetinde de adaletten sonra ihsanı, akrabaya vermeyi emretmekte, her türlü edepsizliği, fenalığı ve azgınlığı yasaklamaktadır.
    Dinimizde yardımlaşma ve dayanışma imanın, ibadetin ve ahlâkın gereğidir. İmanın gereği olduğunu Peygamberimiz pek çok kutlu hadisinde ifade et-mişlerdir:
    "Sizden biriniz, nefsi için istediğini mü'min kardeşi için de istemedikçe kâmil imanla iman etmiş olmaz."
    "Mü'min için mü'min, birbirini sağlamca kavramış yapı taşlarının oluşturduğu sağlam binalar gibidir."
    Buhari ve Müslim'in rivayet ettikleri bu hadisler-de, Peygamberimiz yardımlaşma ve dayanışmanın önemine işaret buyurmaktadır.
    Allah Teâlâ Kitab-ı Kerim'inde yardımlaşma ve dayanışmanın fiilî örneğini ortaya koyup Allah yo-lunda infakta ve harcamada bulunanlara, müslü-man kardeşine yardım elini uzatanlara, bakınız, Ba-kara Suresi'nin 261. ayetinde nasıl müjdeler veriyor:
    "Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, her başağında yüz dâne olmak üzere yedi başak veren bir dânenin durumu gibidir. Allah dilediğine kat kat verir. Allah'ın lütfu geniştir, O, her şeyi hakkıyla bilir."
    Müslüman Allah'ın ve Rasülü'nün davetine ica-bet eden, onların çağrılarına kulak veren insandır.
    Müslüman, helâl mal kazanır, harama asla el uzatmaz, faizden kaçınır, karaborsa ve aldatmaya ilti-fat etmez, kazandığı maldan mü'min kardeşlerinin muhtaçlarına seve seve dağıtır.
    Müslüman, çocukları, yetimleri, yoksulları, kim-sesizleri, sakatları, dulları, acizleri, felâkete uğramış-ları daima gözetir.
    Müslüman, zekât farzını tam olarak yerine ge-tirdiği gibi adaklar, kurbanlar keserek, sadakalar, hayırlar dağıtarak, fıtır sadakası vererek, aç ve muh-taçların ihtiyaçlarını gidererek yardımlaşmanın ve dayanışmanın gönüllü neferi olur. Böylece top-lumun iç barış ve huzuru için büyük katkılarda bulu-nan müslüman, vakıflar kurar, hayır dernekleri tesis eder, kendinden çok din kardeşini düşünür, hediye ve bağışlarda bulunur, bu suretle gönülleri fetheder.
    Bütün bu saydığımız hususlar İslâmî yardımlaş-ma ve dayanışmasının özünü oluşturan güzel davra-nışlar ve salih amellerdir.
    Müslüman her şeyden önce ailesinde yardım-laşma ve dayanışma içinde olmalıdır. Müslüman ma-hallesinde, köyünde, kentinde de aynı davranışları sergilemelidir. Zira Müslüman daima Hz. Peygamber (s.a.v.)'in şu hadislerini kendisine rehber edinmeli, bu hadislerle önünü aydınlatmalıdır:
    "Müslümanlar, birbirlerini sevmekte, merhamet-leşmekte, ilgi duyup yardımlaşmada bir vücut gibi-dirler. Vücuttan bir organ hastalandığında, diğer organları, uykusuzluk ve ateşte aynı acıyı tatmaya ça-ğırır."
    "Yanıbaşındaki komşusu aç olduğu halde, onun durumunu bile bile, karnı tok yatan bana inanmamış olur."







+ Yorum Gönder