Konusunu Oylayın.: İslamda aklın yeri ve önemi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 4 kişi
İslamda aklın yeri ve önemi
  1. 15.Şubat.2011, 19:37
    1
    Misafir

    İslamda aklın yeri ve önemi

  2. 16.Şubat.2011, 15:35
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: İslamda aklın yeri ve önemi




    Muhterem kardeşimiz. Akıl Sözlükte "menetmek, engellemek, alıkoymak, bağlamak, sığınmak ve tutmak" gibi anlamlara gelmektedir. Akıl terim olarak düşünmek, duyu vasıtalarıyla idrak etmek suretiyle bilinmesi mümkün olan şeyleri bilme ve anlama gücü, iyiyi kötüden ayırt etme kabiliyeti, varlığın hakikatını idrak melekesi, maddi olmayan, fakat maddeye tesir eden cevher demektir. Bu tanımın bir uzantısı olarak bazıları aklı Cenab'ı Hakk'ın insan bedenine müteallik halk ettiği ruhani bir cevher ya da kalpde hak ve batılı birbirinden ayıran, insanı koruyan, kale içine alan ve helak edici yollardan uzaklaştıran kalbi ve ruhi bir kuvvet olarak kabul etmişlerdir.
    Kur'an'a göre insanı diğer varlıklardan farklı kılan, onun her türlü davranışlarına anlam kazandıran ve ilahi emirler karşısında sorumlu kılan ancak akıldır. Kur'an'ın toplam kırk dokuz yerinde geçen akıl, bilgi edinmeye yarayan bir güç ve doğru düşünmenin ölçüsü olarak sunulmuştur. Bu ayetlerden ikisinin meali şöyledir:
    "(Hidayet çağrısına kulak vermeyen) kafirlerin durumu; sadece çobanın bağırıp çağırmasını işiten hayvanların durumuna benzer. Çünkü onlar sağırlar, dilsizler ve körlerdir. Bu sebeple düşünmezler." (Bakara, 2/171)
    "Ve: şayet kulak vermiş veya aklımızı kullanmış olsaydık, (şimdi) şu alevli cehennem'in mahkumları arasında olmazdık! diye ilave ederler." (Mülk, 67/10)
    Kelam ekolleri de aklın mahiyeti hakkında farklı yorumlarda bulunmuşlardır. Ahmet ibn Hanbel ve Haris el-Muhasibi, aklın; "faydalıyı zararlı olandan ayırt etmesi için Allah tarafından insana doğuştan verilen bir tabiat (garize)" olduğunu belirtmişlerdir. Maturidi'ye göre akıl, "varlıkları ve onlarla ilgili bilgileri tasnif ederek sonuçlar çıkaran ve insana kıyas yapma gücü veren zihni bir alettir." İmam Eş'aride aklı, "vacip, mümkün ve muhal olan hususları bilmek" şeklinde tarif etmiştir. Mutezile ekolüne mensup bilginler ise aklı, "Hakikatin bilinmesini sağlayan kaynak veya insanı diğer varlıklardan ayıran ve nazari bilgilerin öğrenilmesini sağlayan bir güç" olarak değerlendirmişlerdir. Aklı ruhi bir güç olarak kabul eden Elmalılı M. Hamdi Yazır, onu duyulardan hareketle duyularla elde edilemeyen bilgiyi bizzat keşfeden idrak aleti diye tarif etmiştir. Sonuç olarak kelamcılar; aklı duyu organlarının ve beynin çalışmasından doğan maddi bir kuvvet kabul eden natüralist, materyalist ve sansüalist filozofların aksine, onu insanda doğuştan mevcut olan ruhi bir güç olarak kabul etmişlerdir. Kelamcılara göre akıl, genel olarak iki kısma ayrılır: 1- Garizi akıl: Her insanda doğuştan var olan ve insanın diğer canlılardan ayrılmasını sağlayan asıl akıldır. Bu, aynı zamanda deney ve düşünme yoluyle elde edilen bilgilerin de esasını teşkil eder. 2- Müktesep akıl: Garizi aklın kullanılmasıyla kazanılan akıldır. Sezgi, deney, düşünme ve öğrenim yoluyla oluşan bu tür akla mesmu', müstefad ve tecrübi akıl adı da verilir....


  3. 16.Şubat.2011, 15:35
    2
    Moderatör



    Muhterem kardeşimiz. Akıl Sözlükte "menetmek, engellemek, alıkoymak, bağlamak, sığınmak ve tutmak" gibi anlamlara gelmektedir. Akıl terim olarak düşünmek, duyu vasıtalarıyla idrak etmek suretiyle bilinmesi mümkün olan şeyleri bilme ve anlama gücü, iyiyi kötüden ayırt etme kabiliyeti, varlığın hakikatını idrak melekesi, maddi olmayan, fakat maddeye tesir eden cevher demektir. Bu tanımın bir uzantısı olarak bazıları aklı Cenab'ı Hakk'ın insan bedenine müteallik halk ettiği ruhani bir cevher ya da kalpde hak ve batılı birbirinden ayıran, insanı koruyan, kale içine alan ve helak edici yollardan uzaklaştıran kalbi ve ruhi bir kuvvet olarak kabul etmişlerdir.
    Kur'an'a göre insanı diğer varlıklardan farklı kılan, onun her türlü davranışlarına anlam kazandıran ve ilahi emirler karşısında sorumlu kılan ancak akıldır. Kur'an'ın toplam kırk dokuz yerinde geçen akıl, bilgi edinmeye yarayan bir güç ve doğru düşünmenin ölçüsü olarak sunulmuştur. Bu ayetlerden ikisinin meali şöyledir:
    "(Hidayet çağrısına kulak vermeyen) kafirlerin durumu; sadece çobanın bağırıp çağırmasını işiten hayvanların durumuna benzer. Çünkü onlar sağırlar, dilsizler ve körlerdir. Bu sebeple düşünmezler." (Bakara, 2/171)
    "Ve: şayet kulak vermiş veya aklımızı kullanmış olsaydık, (şimdi) şu alevli cehennem'in mahkumları arasında olmazdık! diye ilave ederler." (Mülk, 67/10)
    Kelam ekolleri de aklın mahiyeti hakkında farklı yorumlarda bulunmuşlardır. Ahmet ibn Hanbel ve Haris el-Muhasibi, aklın; "faydalıyı zararlı olandan ayırt etmesi için Allah tarafından insana doğuştan verilen bir tabiat (garize)" olduğunu belirtmişlerdir. Maturidi'ye göre akıl, "varlıkları ve onlarla ilgili bilgileri tasnif ederek sonuçlar çıkaran ve insana kıyas yapma gücü veren zihni bir alettir." İmam Eş'aride aklı, "vacip, mümkün ve muhal olan hususları bilmek" şeklinde tarif etmiştir. Mutezile ekolüne mensup bilginler ise aklı, "Hakikatin bilinmesini sağlayan kaynak veya insanı diğer varlıklardan ayıran ve nazari bilgilerin öğrenilmesini sağlayan bir güç" olarak değerlendirmişlerdir. Aklı ruhi bir güç olarak kabul eden Elmalılı M. Hamdi Yazır, onu duyulardan hareketle duyularla elde edilemeyen bilgiyi bizzat keşfeden idrak aleti diye tarif etmiştir. Sonuç olarak kelamcılar; aklı duyu organlarının ve beynin çalışmasından doğan maddi bir kuvvet kabul eden natüralist, materyalist ve sansüalist filozofların aksine, onu insanda doğuştan mevcut olan ruhi bir güç olarak kabul etmişlerdir. Kelamcılara göre akıl, genel olarak iki kısma ayrılır: 1- Garizi akıl: Her insanda doğuştan var olan ve insanın diğer canlılardan ayrılmasını sağlayan asıl akıldır. Bu, aynı zamanda deney ve düşünme yoluyle elde edilen bilgilerin de esasını teşkil eder. 2- Müktesep akıl: Garizi aklın kullanılmasıyla kazanılan akıldır. Sezgi, deney, düşünme ve öğrenim yoluyla oluşan bu tür akla mesmu', müstefad ve tecrübi akıl adı da verilir....





+ Yorum Gönder