Konusunu Oylayın.: Eşim uzun süredir işsiz sanki üzerinde bir kısmetsizlik var

5 üzerinden 3.67 | Toplam : 3 kişi
Eşim uzun süredir işsiz sanki üzerinde bir kısmetsizlik var
  1. 15.Şubat.2011, 10:03
    1
    Misafir

    Eşim uzun süredir işsiz sanki üzerinde bir kısmetsizlik var






    Eşim uzun süredir işsiz sanki üzerinde bir kısmetsizlik var Mumsema Eşim uzun süredir işsiz sanki üzerinde bir kısmetsizlik var.Hangi işe girse kendinden kaynaklanmayan sebeplerden bir süre sonra işsiz kalıyor.ya işyeri kapanıyor yada başka bir şey oluyor. Bu duruma çok üzülüyorum.İş bulması için nasıl dua etmeliyim.Lütfen bana bir yol gösterin.


  2. 15.Şubat.2011, 10:03
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Eşim uzun süredir işsiz sanki üzerinde bir kısmetsizlik var.Hangi işe girse kendinden kaynaklanmayan sebeplerden bir süre sonra işsiz kalıyor.ya işyeri kapanıyor yada başka bir şey oluyor. Bu duruma çok üzülüyorum.İş bulması için nasıl dua etmeliyim.Lütfen bana bir yol gösterin.


    Benzer Konular

    - Uzun süredir mast yapmamak

    - Uzun süredir cünüb birisi şimdi gusül alsa kabul olur mu?

    - Uzun bir süredir karanlıktayım aydınlığa nasıl çıkabilirim?

    - Uzun süredir sıkıntı ve stres yaşayan var mı? ve neden olduğunu yazar mı?

    - Uzun bir süredir hak bir tarikat aramaktayım. Bana yardımcı olabilir misiniz?

  3. 15.Şubat.2011, 16:23
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Eşim uzun süredir işsiz sanki üzerinde bir kısmetsizlik var




    el-Hudrî (r.a) anlatıyor: Rasûlullah (s.a.v) bir gün Mescid’e girdi. Orada Ensâr’dan Ebû Ümâme (r.a) denen kimse ile karşılaştı. Ona: “Ey Ebû Ümâme, niçin seni namaz vakti dışında Mescid’de oturmuş görüyorum?” diye sordu. “Peşimi bırakmayan bir sıkıntı ve borçlar sebebiyle ey Allah’ın Rasûlü!” diye cevap verdi.

    Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.v): “Sana bazı kelimeler öğreteyim mi? Bunları okursan, Allah, senden sıkıntını giderir ve borcunu öder.” “Evet, ey Allah’ın Rasûlü, öğret!” dedim. “Öyleyse, akşama çıktın mı sabaha erdin mi şu duayı oku:


    “Allah’ım üzüntüden ve kederden sana sığınırım. Aczden ve tembellikten sana sığınırım. Korkaklıktan ve cimrilikten sana sığınırım. Borcun galebe çalmasından ve insanların kahrından sana sığınırım.”
    (Ebû Ümâme) der ki: “Ben bu duayı yaptım, Allah benden gamımı giderdi, borcumu ödedi.”
    (Ebû Dâvûd, Salât 367, 1555)

    Sıkıntılar hayata hayat katan unsurlardır. Çünkü, sıkıntısız, yeknesak, monoton bir hayat canlılıktan çok ölü bir cenazeye benzer. Varlıktan çok yokluğa yakındır. Hayat sıkıntılarla motivasyon kazanır, terakki eder.

    - "Sabır ve dua müminin ne güzel iki silahıdır." sözü hadis olarak rivayet edilmektedir.(bk. Kenzu’l-Ummal, III/272, h.no: 6505).

    Sabır, sıkıntı ve zorluklara karşı direncimizi sağlayan bir dayanma gücüdür. Hadiste bu işi becerenlerin müminler olduğu vurgulanmıştır. Çünkü, insanın dayanma gücü sınırlıdır. Bir yandan; gücüne güç katacak, her an her yerde ilim ve kudretiyle hazır olan, her zorluğun üstesinden gelen bir Allah’a iman eden kimsenin elinde sabır, gerçekten eşsiz bir silahtır. Onunla bütün sıkıntılara karşı müdafaa edebilir, bütün zorlukları yenebilir.

    Diğer yandan bütün sıkıntıları -bir istihale makinesi gibi- sevinçlere çeviren, ahirete imandır. Ahirete iman eden kimse, dünyanın zorlu imtihanları karşısında “Ya hu, bu da geçer” deme gücüne sahip olur. Hastalığın iyileşmesi uğruna bir çok acı ilacı kullandığı gibi, ebedî bir sağılığa kavuşma adına da her türlü acılara karşı “Ya Sabur” der dayanır.

    Hz. Yusuf'u, kölelikten Mısır’ın sultanlığına yükselten onun sabrıdır.

    Sabır, haram düşmanına karşı bir silah olduğu gibi, Allah’ın emirlerini yerine getirmek için de eşsiz bir silahtır, musibetlere karşı da en güçlü silahtır.

    - “Ümmetim, merhamete uğramış bir ümmettir. Ahirette azap görmeyecektir. Onun azabı/cezası, dünyada başına gelen fitneler/ağır imtihanlar, depremler, masum yere öldürülmeler gibi felaketler şeklinde verilir.”(Ebu Davud, Fiten, 7).

    İslam alimleri bu hadisin manası üzerinde durmuş ve değişik yorumlarla onu anlaşılır hale getirmeye çalışmışlardır. Hadis müşkil/manası kapalı, problemli hadislerdendir.

    Problem şudur: Bu ümmetten de bir kısım insanlar, özellikle büyük günah işleyip de tövbe etmeden ölenlerin cehenneme gireceklerine, daha sonra şefaatle veya Allah’ın lütfuyla oradan çıkacaklarına dair bir çok sahih hadis vardır(Avnu’l-Mabud, ilgili hadisin şerhi).
    arşivden....



  4. 15.Şubat.2011, 16:23
    2
    Silent and lonely rains



    el-Hudrî (r.a) anlatıyor: Rasûlullah (s.a.v) bir gün Mescid’e girdi. Orada Ensâr’dan Ebû Ümâme (r.a) denen kimse ile karşılaştı. Ona: “Ey Ebû Ümâme, niçin seni namaz vakti dışında Mescid’de oturmuş görüyorum?” diye sordu. “Peşimi bırakmayan bir sıkıntı ve borçlar sebebiyle ey Allah’ın Rasûlü!” diye cevap verdi.

    Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.v): “Sana bazı kelimeler öğreteyim mi? Bunları okursan, Allah, senden sıkıntını giderir ve borcunu öder.” “Evet, ey Allah’ın Rasûlü, öğret!” dedim. “Öyleyse, akşama çıktın mı sabaha erdin mi şu duayı oku:


    “Allah’ım üzüntüden ve kederden sana sığınırım. Aczden ve tembellikten sana sığınırım. Korkaklıktan ve cimrilikten sana sığınırım. Borcun galebe çalmasından ve insanların kahrından sana sığınırım.”
    (Ebû Ümâme) der ki: “Ben bu duayı yaptım, Allah benden gamımı giderdi, borcumu ödedi.”
    (Ebû Dâvûd, Salât 367, 1555)

    Sıkıntılar hayata hayat katan unsurlardır. Çünkü, sıkıntısız, yeknesak, monoton bir hayat canlılıktan çok ölü bir cenazeye benzer. Varlıktan çok yokluğa yakındır. Hayat sıkıntılarla motivasyon kazanır, terakki eder.

    - "Sabır ve dua müminin ne güzel iki silahıdır." sözü hadis olarak rivayet edilmektedir.(bk. Kenzu’l-Ummal, III/272, h.no: 6505).

    Sabır, sıkıntı ve zorluklara karşı direncimizi sağlayan bir dayanma gücüdür. Hadiste bu işi becerenlerin müminler olduğu vurgulanmıştır. Çünkü, insanın dayanma gücü sınırlıdır. Bir yandan; gücüne güç katacak, her an her yerde ilim ve kudretiyle hazır olan, her zorluğun üstesinden gelen bir Allah’a iman eden kimsenin elinde sabır, gerçekten eşsiz bir silahtır. Onunla bütün sıkıntılara karşı müdafaa edebilir, bütün zorlukları yenebilir.

    Diğer yandan bütün sıkıntıları -bir istihale makinesi gibi- sevinçlere çeviren, ahirete imandır. Ahirete iman eden kimse, dünyanın zorlu imtihanları karşısında “Ya hu, bu da geçer” deme gücüne sahip olur. Hastalığın iyileşmesi uğruna bir çok acı ilacı kullandığı gibi, ebedî bir sağılığa kavuşma adına da her türlü acılara karşı “Ya Sabur” der dayanır.

    Hz. Yusuf'u, kölelikten Mısır’ın sultanlığına yükselten onun sabrıdır.

    Sabır, haram düşmanına karşı bir silah olduğu gibi, Allah’ın emirlerini yerine getirmek için de eşsiz bir silahtır, musibetlere karşı da en güçlü silahtır.

    - “Ümmetim, merhamete uğramış bir ümmettir. Ahirette azap görmeyecektir. Onun azabı/cezası, dünyada başına gelen fitneler/ağır imtihanlar, depremler, masum yere öldürülmeler gibi felaketler şeklinde verilir.”(Ebu Davud, Fiten, 7).

    İslam alimleri bu hadisin manası üzerinde durmuş ve değişik yorumlarla onu anlaşılır hale getirmeye çalışmışlardır. Hadis müşkil/manası kapalı, problemli hadislerdendir.

    Problem şudur: Bu ümmetten de bir kısım insanlar, özellikle büyük günah işleyip de tövbe etmeden ölenlerin cehenneme gireceklerine, daha sonra şefaatle veya Allah’ın lütfuyla oradan çıkacaklarına dair bir çok sahih hadis vardır(Avnu’l-Mabud, ilgili hadisin şerhi).
    arşivden....






+ Yorum Gönder