Konusunu Oylayın.: İslamda çevreye verilen önemi destekleyen ayet ve hadisler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 4 kişi
İslamda çevreye verilen önemi destekleyen ayet ve hadisler
  1. 13.Şubat.2011, 10:49
    1
    Misafir

    İslamda çevreye verilen önemi destekleyen ayet ve hadisler






    İslamda çevreye verilen önemi destekleyen ayet ve hadisler Mumsema İslamda çevreye verilen önemi destekleyen ayet ve hadisler ve islamda ağaca verilen önemi destekleyen ayet ve hadisler


  2. 13.Şubat.2011, 10:49
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 13.Şubat.2011, 16:51
    2
    Yetim
    Hadimul Müslimin

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Ocak.2007
    Üye No: 9
    Mesaj Sayısı: 1,994
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 22
    Bulunduğu yer: Hadimul Müslimin

    Cevap: İslamda çevreye verilen önemi destekleyen ayet ve hadisler




    - İSLAM’IN ÇEVRE TEMİZLİĞİ VE AĞAÇ DİKMEYE VERDİĞİ ÖNEM :

    Yüce dînimiz çevre temizliğine ve insan sağlığına büyük önem vermiştir ki, hemen her fırsatta buna işaret eder. Çevre düzenlemesinin, yeşil alan ve çevreyi ağaçlandırmanın önemini en güzel şekliyle Rasûlullah (sav)’in hadislerinde ve uygulamalarında görmekteyiz. Sevgili Efendimiz (sav) bir hadislerinde şöyle buyururlar :

    {فَلاَ يَغْرِسُ اْلمُسْلِمُ غَرْساً ’ فَيَأْكُلُ مِنْهُ إِنْساَنٌ وَلاَ دآبَّةٌ وَلاَ طَيْرٌ إِلاَّ كاَنَ لَهُ صَدَقَةٌ إِليَ يَوْمِ اْلقِياَمَةِ}
    “Müslüman bir kişi bir ağaç diker de o ağaçtan insan, hayvan veya kuşlar yerse; bu yedikleri kıyamet gününe kadar o müslüman için sadak olur.” (Müslim, Müsâkât 10).
    Rasûlullah’ın bu müjdesini duyan ilk müslüman nesil dediğimiz Sahabe-i Kiram’ın meseleye yaklaşımı oldukça mânidârdır. Buna bir örnek vermek gerekirse :

    Sahabe-i Kiram’ın ileri gelenlerinden Ebu’d Derdâ (ra) Şam’da ikamet etmeye başlayınca orada fazla yeşil olmadığını gördü ve hemen ağaç dikmeye koyuldu. Bir gün ağaç dikmekle meşgul iken yanına birisi yaklaştı ve : “Sen Rasûlullah’ın Sahabesi iken ağaç dikmekle mi uğraşıyorsun. Oysa senin daha mühim görevlerin olmalı” diyerek, onun bu hâlini yadırgadı. Ebu’d Derdâ hazretleri ise kendisinin bu hâlini yadırgayan adama şu cevabı verdi : “Hele dur bakalım, hemen rastgele böyle alel-acele hüküm verme. Ben Rasûlullah (sav)’in şöyle buyurduğunu işittim :

    “Bir kimse bir ağaç diker de, o ağacın meyvesinden herhangi bir insan veya Allah’ın yarattıklarından herhangi bir yaratık yerse, bu, o ağacı diken kimse için sadaka olur.” (Ahmet b. Hanbel, Müsned, c.6, s.444)

    Rasûlullah (sav) ve onun güzîde ashabı ağaç dikme ve çevre düzenlemesine bu derece hassas idi. “Kıyamet koparken bile olsa, elindeki fidanın dikilmesini” tavsiye eden yine Hz. Muhammed Efendimizdir. Öyleyse çevreyi ağaçlandırma ve temiz olması için gerekli düzenlemeyi yapma konusunda yapılan hizmet, o ağacın meyvesini yeme veya parklarda oturma gibi menfaat sağlayan neticesinden daha önemlidir.

    Şu kıssamız bu hâdiseyi daha güzel açıklamaktadır :

    Yıldırım Beyazıd Han birgün yanında yâveri (emir subayı) ile kır gezisine çıkar. Biraz dolaştıktan sonra yaşlı bir amcayı ağaç dikerken görürler. Adamın oldukça yaşlı olması Padişahın dikkatini celbeder ve onun bu gayreti Padişahı sevindirir. Adama yaklaşıp bir nükte yapmak ister ve ona şöyle der :

    - “Ey amcacığım! Sen bu yaşta ne yapıyorsun böyle” der. Adam :

    - “Ağaç dikiyorum” diye cevap verir.” Yıldırım Beyazıd :

    - “İyi de, diktiğin bu ağaçların meyvesinden yiyebileceğini aklın kesiyor mu?” diye şaka yapar. Gün görmüş hacı amca Padişaha döner ve :

    - “Bak evladım! Şu gördüğün ağaçların hiçbirini biz dikmedik. Dedelerimiz dikti, bizler meyvesini yiyoruz. Şimdi de biz dikeceğiz, torunlarımız yiyecek” der. Yaşlı ve güngörmüş amcanın bu sözleri Padişahın pek hoşuna gider ve yâverine dönerek :

    - “Hacı amcanın sözleri ve gayreti pek hoşuma gitti, ona bir kese altın ver” der, o da bir kese altın verir. Bizim amca hayat tecrübesi pek yüksek olan birisidir. Yıldırım Beyazıd Hân’a döner ve :

    - “Gördünüz mü Pâdişahım! Bizim ağaçlar daha dikmeden meyvesini verdi” der. Adamın bu sözleri Pâdişah’ı âdetâ büyüler ve yâverine bir kese altın daha vermesini söyler, o da verir. Fakat dediğimiz gibi bizim hacı amca püf noktasını byuldu mu lafı yerine hemen konduran bir özelliğe sahiptir ki, ikinci keseyi de aldıktan sonra yine Yıldırım Beyazıt Hân’a döner ve :

    - “Gördünüz mü Pâdişahıım! Herkesin ağacı senede bir kez meyve verir, Allah’a şükürler olsun ki, bizim ağaçlar henüz daha dikilmeden ikinci meyvesini de verdi” der. Tecrübeli ihtiyarın bu sözleri de Pâdişahı büyüler ve yâverine dönerek :

    - “Oğlum şu amcaya bir kese daha altın ver de hemen buradan tüyelim, yoksa bu amca bizi beş parasız bırakacak” der.

    Kıssadan Hisse :

    Yüce dînimiz müslümanları ağaç dikmeye ve çevreyi yeşillendirmeye bu kadar teşvik ettikten sonra, müslümanların yaşadığı muhitlerin kup kuru bir çöl olmasını hoş karşılamanın imkanı olabilir mi? Halbuki, çevrenin ağaçlarla, çiçeklerle, yeşillendirilip temiz ve bakımlı tutulması herkesten çok müslümanlardan beklenir.

    Diğer taraftan; yetiştirilmiş ağaçları kesmek, yeşil alanları ve parklara dikilmiş çiçekleri tahrip etmek, çevre temizliğini ihlâl edip sağa sola rastgele çer-çöp atarak çevreyi kirletmek, aslâ ve aslâ bir müslümana yakışmayan davranışlardır. Zira atalarımız da “Yaş kesen, Baş keser” diyerek bu konuda bizlere muhteşem bir kültür bırakmışlardır. Dolayısıyla müslümanlar çevre temizliğine son derece dikkat etmeli, elinden geldiği kadar ağaç, çiçek ve diğer nebâtat ile çevreyi yeşillendirmeli ve yeni yetişen neslimize de bu erdem ve davranışları kusursuz bir şekilde anlatıp onları bu konuda gerektiği gibi eğitmelidir.


  4. 13.Şubat.2011, 16:51
    2
    Hadimul Müslimin



    - İSLAM’IN ÇEVRE TEMİZLİĞİ VE AĞAÇ DİKMEYE VERDİĞİ ÖNEM :

    Yüce dînimiz çevre temizliğine ve insan sağlığına büyük önem vermiştir ki, hemen her fırsatta buna işaret eder. Çevre düzenlemesinin, yeşil alan ve çevreyi ağaçlandırmanın önemini en güzel şekliyle Rasûlullah (sav)’in hadislerinde ve uygulamalarında görmekteyiz. Sevgili Efendimiz (sav) bir hadislerinde şöyle buyururlar :

    {فَلاَ يَغْرِسُ اْلمُسْلِمُ غَرْساً ’ فَيَأْكُلُ مِنْهُ إِنْساَنٌ وَلاَ دآبَّةٌ وَلاَ طَيْرٌ إِلاَّ كاَنَ لَهُ صَدَقَةٌ إِليَ يَوْمِ اْلقِياَمَةِ}
    “Müslüman bir kişi bir ağaç diker de o ağaçtan insan, hayvan veya kuşlar yerse; bu yedikleri kıyamet gününe kadar o müslüman için sadak olur.” (Müslim, Müsâkât 10).
    Rasûlullah’ın bu müjdesini duyan ilk müslüman nesil dediğimiz Sahabe-i Kiram’ın meseleye yaklaşımı oldukça mânidârdır. Buna bir örnek vermek gerekirse :

    Sahabe-i Kiram’ın ileri gelenlerinden Ebu’d Derdâ (ra) Şam’da ikamet etmeye başlayınca orada fazla yeşil olmadığını gördü ve hemen ağaç dikmeye koyuldu. Bir gün ağaç dikmekle meşgul iken yanına birisi yaklaştı ve : “Sen Rasûlullah’ın Sahabesi iken ağaç dikmekle mi uğraşıyorsun. Oysa senin daha mühim görevlerin olmalı” diyerek, onun bu hâlini yadırgadı. Ebu’d Derdâ hazretleri ise kendisinin bu hâlini yadırgayan adama şu cevabı verdi : “Hele dur bakalım, hemen rastgele böyle alel-acele hüküm verme. Ben Rasûlullah (sav)’in şöyle buyurduğunu işittim :

    “Bir kimse bir ağaç diker de, o ağacın meyvesinden herhangi bir insan veya Allah’ın yarattıklarından herhangi bir yaratık yerse, bu, o ağacı diken kimse için sadaka olur.” (Ahmet b. Hanbel, Müsned, c.6, s.444)

    Rasûlullah (sav) ve onun güzîde ashabı ağaç dikme ve çevre düzenlemesine bu derece hassas idi. “Kıyamet koparken bile olsa, elindeki fidanın dikilmesini” tavsiye eden yine Hz. Muhammed Efendimizdir. Öyleyse çevreyi ağaçlandırma ve temiz olması için gerekli düzenlemeyi yapma konusunda yapılan hizmet, o ağacın meyvesini yeme veya parklarda oturma gibi menfaat sağlayan neticesinden daha önemlidir.

    Şu kıssamız bu hâdiseyi daha güzel açıklamaktadır :

    Yıldırım Beyazıd Han birgün yanında yâveri (emir subayı) ile kır gezisine çıkar. Biraz dolaştıktan sonra yaşlı bir amcayı ağaç dikerken görürler. Adamın oldukça yaşlı olması Padişahın dikkatini celbeder ve onun bu gayreti Padişahı sevindirir. Adama yaklaşıp bir nükte yapmak ister ve ona şöyle der :

    - “Ey amcacığım! Sen bu yaşta ne yapıyorsun böyle” der. Adam :

    - “Ağaç dikiyorum” diye cevap verir.” Yıldırım Beyazıd :

    - “İyi de, diktiğin bu ağaçların meyvesinden yiyebileceğini aklın kesiyor mu?” diye şaka yapar. Gün görmüş hacı amca Padişaha döner ve :

    - “Bak evladım! Şu gördüğün ağaçların hiçbirini biz dikmedik. Dedelerimiz dikti, bizler meyvesini yiyoruz. Şimdi de biz dikeceğiz, torunlarımız yiyecek” der. Yaşlı ve güngörmüş amcanın bu sözleri Padişahın pek hoşuna gider ve yâverine dönerek :

    - “Hacı amcanın sözleri ve gayreti pek hoşuma gitti, ona bir kese altın ver” der, o da bir kese altın verir. Bizim amca hayat tecrübesi pek yüksek olan birisidir. Yıldırım Beyazıd Hân’a döner ve :

    - “Gördünüz mü Pâdişahım! Bizim ağaçlar daha dikmeden meyvesini verdi” der. Adamın bu sözleri Pâdişah’ı âdetâ büyüler ve yâverine bir kese altın daha vermesini söyler, o da verir. Fakat dediğimiz gibi bizim hacı amca püf noktasını byuldu mu lafı yerine hemen konduran bir özelliğe sahiptir ki, ikinci keseyi de aldıktan sonra yine Yıldırım Beyazıt Hân’a döner ve :

    - “Gördünüz mü Pâdişahıım! Herkesin ağacı senede bir kez meyve verir, Allah’a şükürler olsun ki, bizim ağaçlar henüz daha dikilmeden ikinci meyvesini de verdi” der. Tecrübeli ihtiyarın bu sözleri de Pâdişahı büyüler ve yâverine dönerek :

    - “Oğlum şu amcaya bir kese daha altın ver de hemen buradan tüyelim, yoksa bu amca bizi beş parasız bırakacak” der.

    Kıssadan Hisse :

    Yüce dînimiz müslümanları ağaç dikmeye ve çevreyi yeşillendirmeye bu kadar teşvik ettikten sonra, müslümanların yaşadığı muhitlerin kup kuru bir çöl olmasını hoş karşılamanın imkanı olabilir mi? Halbuki, çevrenin ağaçlarla, çiçeklerle, yeşillendirilip temiz ve bakımlı tutulması herkesten çok müslümanlardan beklenir.

    Diğer taraftan; yetiştirilmiş ağaçları kesmek, yeşil alanları ve parklara dikilmiş çiçekleri tahrip etmek, çevre temizliğini ihlâl edip sağa sola rastgele çer-çöp atarak çevreyi kirletmek, aslâ ve aslâ bir müslümana yakışmayan davranışlardır. Zira atalarımız da “Yaş kesen, Baş keser” diyerek bu konuda bizlere muhteşem bir kültür bırakmışlardır. Dolayısıyla müslümanlar çevre temizliğine son derece dikkat etmeli, elinden geldiği kadar ağaç, çiçek ve diğer nebâtat ile çevreyi yeşillendirmeli ve yeni yetişen neslimize de bu erdem ve davranışları kusursuz bir şekilde anlatıp onları bu konuda gerektiği gibi eğitmelidir.





+ Yorum Gönder