Konusunu Oylayın.: Vücudunda ciddi yaralar bulunan cenaze şafii mezhebine göre nasıl yıkanır ?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Vücudunda ciddi yaralar bulunan cenaze şafii mezhebine göre nasıl yıkanır ?
  1. 12.Şubat.2011, 07:17
    1
    Misafir

    Vücudunda ciddi yaralar bulunan cenaze şafii mezhebine göre nasıl yıkanır ?






    Vücudunda ciddi yaralar bulunan cenaze şafii mezhebine göre nasıl yıkanır ? Mumsema vücudunda ciddi yaralar bulunan cenaze şafii mezhebine göre nasıl yıkanır


  2. 12.Şubat.2011, 07:17
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 15.Şubat.2011, 17:09
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: vücudunda ciddi yaralar bulunan cenaze şafii mezhebine göre nasıl yıkanır ?




    Cenazenin yıkanması
    Cenazeyi yıkamak farz-ı kifâyedir. Toplumdaki bazı insanların yıkaması durumunda diğerleri bu yükümlülükten kurtulur. Cenazenin cesedini bir defa­da yıkamak farzdır. Bu yıkamayı üç, beş, yedi gibi tek sayıda tekrarlamaksa sünnettir.
    Cenazenin yıkanmasıyla ilgili bazı şartlar vardır ki, bu şartları şöyle sıra­layabiliriz:
    1. Cenaze, müslüman biri olmalıdır. Çünkü gayri müslimlerin ölüsünü yı­kamak farz değildir. Ama yıkanması da caizdir. Zira bu yıkama temizlik amaç­lıdır. Nitekim Ebû Tâlib öldüğünde Hz. Peygamber (s.a.v), onu yıkayıp kefen­lemesini Hz. Ali'ye emretmiş ve o da bu emri yerine getirmiştir. Diğer mezhep­lere göre gayri müslim cenazeyi yıkamak haramdır.
    2. Cenaze, düşük bir cenin olmamalıdır. Düşükte, kıpırdanma gibi bir ha­yat belirtisi görülürse, canlı olarak düştüğü ihtimaline ve ihtiyata binaen kuv­vetli görüşe göre yıkanır ve namazı kılınır. Ama kendisinde hayat belirtisi gö­rülmezse, canlılığı ortaya çıkmadığı için dört aylık olsa bile kuvvetli görüşe gö­re üzerine namaz kılınmaz. Ancak yıkanması ve kefenlenip defnedilmesi ge­rekir. Dört aylık olmayan düşüğün yıkanması, mezhebin fetvaya esas alınan görüşüne göre gerekli değildir. (Zühaylî, el-Fıkhül-İslâmî, 2/1491.)

    Hanefî mezhebine göre düşük, sesi duyulmak veya hareketi görülmekle canlı olarak inerken anne rahminden tam çıkmış olmasa bile yıkanması gerekir. Yaratılışının tamamı değil de bir kısmı oluşmuş ise bilinen şekilde yıkan­maz. Sadece üzerine biraz su dökülerek bir beze sarılır. Ama her halükârda kendisine bir isim verilir. Çünkü o, kıyamet gününde haşredilecektir.

    3. Az da olsa cenazenin cesedinin bir kısmı mevcut olmalıdır.

    Hanefî mezhebine göre cenazenin cesedinin yarıdan çoğu veya yansıy­la birlikte başının mevcut olması halinde yıkanması farz olur. Aksi halde yı­kanması gerekmez.

    4. Cenaze, ilâ-yi kelimetullah (Allah'ın dinini yüceltmek) uğruna şehid düşmüş biri olmamalıdır. Çünkü Peygamber Efendimiz, Uhud Gazvesi'nde şehid düşen müslümanların yıkanmamasını emrederek şöyle buyurmuştur: "Onları yıkamayın. Zira (bedenlerindeki) her yara veya kan, kıyamet gününde misk kokacaktır." (Ahmed, el-Müsned, 3/299.)
    Su bulunmaması halinde veya yanarak ölmüş olup da suyla yıkandığı ve bedeni ovulduğu ya da ovmaksızın sadece su dökerek yıkamakla dahi cese­dinin parçalanmasından korkulması halinde ölüye teyemmüm ettirmek de yı­kama yerine geçer. Ama ovmaksızın sadece su dökmekle yıkandığında par-çalanmayacaksa, bu takdirde yıkama, ölünün üzerine sadece su dökerek ve ovulmadan yapılır.
    Ölünün edep yerlerini örtmek vaciptir. Yıkayanın ve diğerlerinin oralara bakmaları ve el sürmeleri helâl olmaz. Yıkayanın, ölünün ön ve arka avret yer­lerini yıkamak için eline bir bez sarması gerekir. Edep yerleri hariç, vücudu­nun diğer kısımlarını çıplak elle yıkayabilir.Karı koca dışında bir erkeğin bir kadını veya bir kadının bir erkeği yıka­ması caiz olmaz. Eşlerden birinin, ölen eşini yıkaması caizdir. Bu hükme da­yanak teşkil eden rivayetler şunlardır:Peygamber Efendimiz (s.a.v), Hz. Âişe validemize şöyle demiştir: "Sana ne ziyan! Benden önce ölsen seni yıkar, kefenler, namazını kılar ve seni (me­zara) defnederim." (Dârekutnî, Cenâiz, 11; Azîmâbâdî, Avnü'l-Ma'bûd, 8/288.)

    Hz. Âişe validemiz de kadının kocasını yıkayabileceğine ilişkin olarak şöyle demiştir: "Şimdi bildiklerimi önceleri bilmiş olsaydım Resulullah'ı (s.a.v) eşlerinden başkaları yıkamazdı."(Azîmâbâdî, Avnü'l-Ma'bûd, 8/288.)

    Nitekim Hz. Ali Hz. Fâtıma'yı yıkamış, Hz. Ebû Bekir de eşi Esmâ'ya, öl­düğünde kendisini yıkaması için vasiyette bulunmuş, vefat edince de Esma bu vasiyeti gereğince onu yıkamıştır.(Nevevî, el-Mecmû', 5/114-117; Zühaylî, el-Fıkhü'l-İslâmî, 2/1485; Şirbînî, Mugni'l-Muhtâc,2/12)

    Ancak kadın ric'î talâkla da olsa boşanmış ise, bu takdirde eşlerden biri­nin ölen diğer eşini yıkaması caiz olmaz.

    Hanefî mezhebine göre erkeğin, ölen eşini yıkaması caiz değildir. Çünkü kadın ölünce kocasıyla arasındaki nikâh bağı sona erer. Ama kadının, ölen kocasını yıkaması caizdir.

    Bir kadın erkekler arasında ölür de beraberinde kocası veya bir kadın bu­lunmazsa, yabancı erkeklerden biri ona dirseklerine kadar teyemmüm ettirir. Bunu yaparken de edep yerlerini görmemek için gözlerini yumar ve eliyle av­ret yerlerine dokunmaz. Ama aralarında kocası bulunmaz da mahremi olan bir erkek bulunursa onu bu erkeğin yıkaması vacip olur. Kocası varsa, yıka­mada mahremi olan erkeğe tercih edilir.Bir erkek, aralarında eşinin veya mahremi olan bir kadının bulunmadığı kadınlar arasında ölürse, yabancısı olan kadınlardan biri, eline bir bez sara­rak ona teyemmüm ettirir. Edep yerlerini görmemek için de gözlerini yumar. Eğer aralarında karısı varsa, eline bir şey sarmadan da onu yıkaması vacip olur. Şayet o sırada eşi bulunmaz da kızı, kız kardeşi veya annesi gibi mah­remi olan bir kadın bulunursa, bunların yıkamaları vacip olur. Karısı varsa, mahremi olan diğer kadınlara tercih edilir.Küçük bir erkek çocuğu öldüğünde kadınların; küçük bir kız çocuğu öldü­ğün de ise erkeklerin onu yıkaması caiz olur.Çocukluk devresini geride bırakarak ölen erseliği (hünsa) mahremlerinin bulunmaması durumunda yabancı erkek veya kadınların yıkaması ve yıkar­ken de ellerine bir bez sarıp gözlerini yummaları vaciptir. (Şirbînî, Mugni'l-Muhtâc, 2/12.)

    Onun bedeninin tamamını kapsayacak bir yıkayışla yetinmek gerekir. Çocukluk çağında ölen erselik ise diğer çocukların hükmüne tâbidir.

    Hanefî mezhebine göre ergenlik çağına gelmemiş erseliklerin ölüsü, ne erkekler ne de kadınlar tarafından yıkanabilir. Bunlar da erkek veya kadın ce­nazeyi yıkayamazlar. Ancak ölüye elbise üzerinden teyemmüm ettirebilirler.

    Cenaze yıkamanın mendupları
    Cenaze yıkama ile ilgili mendupları şöyle sıralayabiliriz:

    1. Yıkamanın (içlenmesi
    Cenazeyi her yıkayışta su, bedeninin her tarafını kapsamalıdır. Yıkayış­ların ilki farz, ikinci ve üçüncüsü ise menduptur. Cenaze, bedeninin her tara­fını kapsayacak üç yıkayışla yıkanıp temizlendikten sonra yıkayışı tekrarla­mak mekruhtur. Yıkayışı üçten az sayıda yapmak, beden temizlenmiş olsa bi­le mekruhtur. Ama beden her tarafı kapsayan üç yıkayışla temizlenmezse, yı­kama sayısını cenazenin bedeni temizleninceye kadar sınırsız olarak artır­mak ve sayıyı tek ile sona erdirmek mendup olur. Söz gelimi beden dört yıka­yışla temizlenirse, sayıyı tek ile sona erdirmiş olmak için beşinci kez yıkanır.

    2. Yıkama suyuna koku ve benzeri şeylerin katılması
    Son yıkama suyuna kâfur ve benzeri şeylerin katılması menduptur. Ama kâfur katmak daha iyidir. Son su dışındaki sulara gelince, bunlara köknar yap­rağı ve sabun gibi temizleyici maddeler katmak mendup olur. Ölü eğer hac ih­ramında iken ölmüş ise, yıkama suyuna koku verici bu maddeler katılmaz. Çünkü hayatta olan ihramlının da yıkama suyuna bu gibi maddeler katılmaz.

    3. Yıkama suyunun soğuk olması
    Şiddetli soğuk gibi sakıncalı bir durum olmadıkça veya kirleri ancak sıcak su ile giderebilme gibi bir sebep söz konusu olmadıkça cenazenin soğuk suy­la yıkanması daha faziletli olur.

    Hanefî mezhebine göre ölüyü her halükârda sıcak suyla yıkamak daha faziletlidir.

    4. Cenazenin başına ve sakalına koku sürülmesi
    Yıkama işi bittikten sonra ölünün başına ve sakalına safran dışındaki di­ğer kokulardan sürmek menduptur. Ayrıca alın, burun, eller, ayaklar ve dizler gibi secde organlarının; gözler ile kulakların üzerine ve koltuk altlarına güzel koku verici maddeler koymak da menduptur. Bu koku verici maddenin kâfur olması daha faziletlidir. Tabii ki bütün bunlar ölünün hac ihramlısı olmaması durumunda mendup olur.

    5. Ölünün yanında buhur tutturulması
    Cenazenin ruhunu teslim etmesi anından itibaren namazı kılınıncaya ka­dar etrafında buhur tüttürülmesi menduptur.Cenazenin, suyun alt tarafına sirayet etmesine engel olmayan ince bir gömlek içinde yıkanması menduptur. Yıkayan kişi, elini bu gömleğin geniş ye­ninin içine sokabilirse mesele yoktur. Bu mümkün olmazsa, yenlerin iki taraf­tan yarılması gerekir.

    Yıkamadan önce cenazeye abdest aldırılması
    Yıkamadan önce cenazeye tıpkı cünüp kişinin yıkanmadan önce aldığı abdest gibi bir namaz abdesti aldırılır. Yıkayıcının, başparmağıyla işaret par­mağına bir bez sarması, bu bezi ıslatarak ölünün dişlerine, diş etlerine ve bu­run deliklerine sürmesi müstehap olur.

    Ölüyü yıkayanda bulunması mendup olan nitelikler
    Ölüyü yıkayan kişinin; yıkamayı tam yapması, ölüde gördüğü kötü halle­ri gizlemesi, iyi halleri açıklaması için güvenilir bir kişi olması menduptur. Ölü­nün yüzünün parlak ve mütebessim olduğunu ve kendisinden güzel kokular saçıldığını görürse, bunu başkalarına anlatması müstehap olur. Ölüden, ho­şa gitmeyen pis bir koku saçıldığını, yüzünün asık ve ters olduğunu görmesi durumunda bunu başkalarına anlatması câiz olmaz. Yıkama işini bitirdikten sonra, kefeni ıslanmasın diye iyice kurulaması da menduptur.

    Ölüye yapılması mekruh olan işler
    Ölünün saç ve sakalını taramak mekruhtur. Ancak saç ve sakalı birbirine karışıp keçeleşmiş ise taranması sünnettir. Tırnak, saç ve bıyığını kesmek, koltuk altı ve kasık tüylerini gidermek mekruhtur.
    Cenaze, sünnetsiz olsa bile sünnet edilmez. Aslında yapılması uygun olan, bedenindeki bütün şeylerin kendisiyle birlikte defnedilmesidir. Bu sayı­lanlardan bazısı bedeninden kopup düşerse, bunları kefenine koyarak onun­la birlikte defnetmek gerekir.

    Yıkandıktan sonra cenazeden pislik çıkması
    Yıkama işi tamamlandıktan sonra cenazeden pislik çıkması ve bununda bedenine veya kefenine bulaşması halinde bu pisliği gidermek gerekir. Ama yıkama işi tekrarlanmaz.

    Hanefî mezhebine göre yıkama işi tamamlandıktan sonra ölüden, bede­nine veya kefenine isabet eden bir necaset çıkmasının bir sakıncası olmaz. Ancak bu, kefenlemeden önce meydana gelmişse, sadece temizlik maksadıy­la giderilmelidir. Bu necaseti gidermek, üzerine kılınacak namazın sahih ol­masının şartlarından değildir. Necaset, kefenlemeden sonra çıkmışsa yıkan­maz. Çünkü o aşamadan sonra yıkanmasında zorluk vardır. Ama ölüye, ken­disinden çıkmayan haricî bir necaset bulaşırsa, meselâ necis bir kefene ko­nulursa bu, üzerine kılınacak olan namazın sahihliğine engel olur.

    Cenazenin yıkanması
    Cenaze, yıkama esnasında yüksekçe bir yere konur. Yanında, yıkayıcıy­la yardımcısından başka bir kimse bulunmamalı, suyun alt tarafa geçmesine engel olmayan ince bir gömlek içinde yıkanmalıdır. Yıkayıcı elini, ölünün üze­rindeki gömleğin geniş yenlerinden içeri sokabilirse sokmalı, bunu yapamaz­sa gömleği iki tarafından yırtmalıdır. Eğer böyle bir gömleği yoksa, edep yer­lerini başka bir şeyle örtmek gerekir.Yıkanacağı yere konulmasından sonra cenazenin yüzünü örtmek müste-haptır.
    Havanın soğuk ve bedeninin kirli olmaması halinde, soğuk ve temiz bir su ile yıkanmalıdır. Aksi halde suyun azıcık ısıtılması gerekir.Bu hazırlıklar yapıldıktan sonra yıkayıcı onu, yavaşça teneşirin üzerine koyar. Sırtını da kendi sağ dizine dayayarak karnını sol eliyle mesheder. Kar­nındaki fazlalıkları çıkarmak için bu mesh işini yüklenerek birkaç kez tekrarlar.Yıkama yerinde etrafa güzel koku saçan bir buhurdanlık bulundurmak mendup olur. Kokusunun çevreye yayılmaması için ölünün üzerine fazlaca su dökülür. Bundan sonra sırt üstü yatırılır. Yıkayıcı sol eline bir bez sararak ön ve arka edep yerlerini yıkar. Yıkayınca da elindeki bezi çıkarıp atar. Ölüden çıkan pislik eğer eline bulaşmışsa, elini yıkayıp temizler.

    Bundan sonra yine sol elinin işaret parmağına ıslak bez sararak bununla ölünün dişlerini ve burun deliklerini mesheder. Ağzı necis olmamışsa ağzını açmaya gerek yoktur. Ama necis olmuşsa, temizlemek için dişlerini açmalıdır.Daha sonra da hayattaki kimselerin abdestleri gibi mazmazalı ve istin-şaklı bir abdest aldırır. Mutemet olan görüşe göre yıkayıcının, "Bu ölüye abdest aldırmaya niyet ettim" diyerek niyet etmesi vaciptir. Yıkama için niyet et­mekse sünnettir.Ardından üzerlerinde ister saç ve tüy bulunsun ister bulunmasın, baş ve çenesi köknar yaprağı ve sabun gibi bir temizleyici ile yıkanmalıdır. Eğer saç ve sakalı birbirine karışmışsa ve ihramlı değilse, iri dişli bir tarakla taranır. Kıl­ların dökülmemesi için de taramanın yavaş yapılması gerekir. Bütün bunlara rağmen bir şeyler düşerse, o zaman bunlar kefenin içine konur.

    Sonra sırt üstü uzanmış vaziyette sağ yüzü tarafından boyundan ayağa kadar yıkanır. Bundan sonra aynı şekilde sol tarafı da yıkanır. Bunun ardı sı­ra sol yanına çevrilerek sağ tarafı ense -sırt-ayak istikametinde yıkanır. Bu­nun ardından sağ yanına çevrilerek sol tarafı da aynı şekilde yıkanır ve her yıkayışta sabun ile benzeri şeylerden yararlanılır.

    Ölüyü yüz üstü yatırmak, saygınlığına halel getireceğinden dolayı haram­dır. Üzerinde kalan sabun ve benzeri şeylerin kalıntılarını gidermek için baş­tan ayağa doğru üzerine su dökülür. En sonunda üzerine saf su dökülür. Vas­fını değiştirmeyecek derecede az miktardaki kâfuru suya katmak da mendup-tur. Ölü hac ihramlısı değilse, yıkama suyuna kâfur ve benzeri kokulu madde­ler katılması mendup olur. Aksi halde katılması caiz olmaz.

    Bu üç yıkayış bir yıkayış sayılır. Çünkü son yıkayıştan önceki yıkayışlar­da su, içine katılan temizleyici malzeme ve koku nedeniyle vasfını değiştirdi­ğinden ötürü yıkayış olarak hesaba katılmaz. Sadece son yıkayıştaki su vas­fını değiştirmediğinden dolayı, onunla yapılan yıkama, yıkayış olarak hesap edilir ve yıkamanın vâcipliği onunla yerine getirilmiş olur. Ancak önceki şek­liyle ikinci ve üçüncü bir defa yıkamak sünnet olur ve böylece yıkamaların sa­yısı dokuzu bulmuş olur. Ama bu tekrar, baş ve çene dışındaki yerlerin yıkan­ması şeklinde olur. Buraları yıkamayı tekrarlamak menduptur.


  4. 15.Şubat.2011, 17:09
    2
    Silent and lonely rains



    Cenazenin yıkanması
    Cenazeyi yıkamak farz-ı kifâyedir. Toplumdaki bazı insanların yıkaması durumunda diğerleri bu yükümlülükten kurtulur. Cenazenin cesedini bir defa­da yıkamak farzdır. Bu yıkamayı üç, beş, yedi gibi tek sayıda tekrarlamaksa sünnettir.
    Cenazenin yıkanmasıyla ilgili bazı şartlar vardır ki, bu şartları şöyle sıra­layabiliriz:
    1. Cenaze, müslüman biri olmalıdır. Çünkü gayri müslimlerin ölüsünü yı­kamak farz değildir. Ama yıkanması da caizdir. Zira bu yıkama temizlik amaç­lıdır. Nitekim Ebû Tâlib öldüğünde Hz. Peygamber (s.a.v), onu yıkayıp kefen­lemesini Hz. Ali'ye emretmiş ve o da bu emri yerine getirmiştir. Diğer mezhep­lere göre gayri müslim cenazeyi yıkamak haramdır.
    2. Cenaze, düşük bir cenin olmamalıdır. Düşükte, kıpırdanma gibi bir ha­yat belirtisi görülürse, canlı olarak düştüğü ihtimaline ve ihtiyata binaen kuv­vetli görüşe göre yıkanır ve namazı kılınır. Ama kendisinde hayat belirtisi gö­rülmezse, canlılığı ortaya çıkmadığı için dört aylık olsa bile kuvvetli görüşe gö­re üzerine namaz kılınmaz. Ancak yıkanması ve kefenlenip defnedilmesi ge­rekir. Dört aylık olmayan düşüğün yıkanması, mezhebin fetvaya esas alınan görüşüne göre gerekli değildir. (Zühaylî, el-Fıkhül-İslâmî, 2/1491.)

    Hanefî mezhebine göre düşük, sesi duyulmak veya hareketi görülmekle canlı olarak inerken anne rahminden tam çıkmış olmasa bile yıkanması gerekir. Yaratılışının tamamı değil de bir kısmı oluşmuş ise bilinen şekilde yıkan­maz. Sadece üzerine biraz su dökülerek bir beze sarılır. Ama her halükârda kendisine bir isim verilir. Çünkü o, kıyamet gününde haşredilecektir.

    3. Az da olsa cenazenin cesedinin bir kısmı mevcut olmalıdır.

    Hanefî mezhebine göre cenazenin cesedinin yarıdan çoğu veya yansıy­la birlikte başının mevcut olması halinde yıkanması farz olur. Aksi halde yı­kanması gerekmez.

    4. Cenaze, ilâ-yi kelimetullah (Allah'ın dinini yüceltmek) uğruna şehid düşmüş biri olmamalıdır. Çünkü Peygamber Efendimiz, Uhud Gazvesi'nde şehid düşen müslümanların yıkanmamasını emrederek şöyle buyurmuştur: "Onları yıkamayın. Zira (bedenlerindeki) her yara veya kan, kıyamet gününde misk kokacaktır." (Ahmed, el-Müsned, 3/299.)
    Su bulunmaması halinde veya yanarak ölmüş olup da suyla yıkandığı ve bedeni ovulduğu ya da ovmaksızın sadece su dökerek yıkamakla dahi cese­dinin parçalanmasından korkulması halinde ölüye teyemmüm ettirmek de yı­kama yerine geçer. Ama ovmaksızın sadece su dökmekle yıkandığında par-çalanmayacaksa, bu takdirde yıkama, ölünün üzerine sadece su dökerek ve ovulmadan yapılır.
    Ölünün edep yerlerini örtmek vaciptir. Yıkayanın ve diğerlerinin oralara bakmaları ve el sürmeleri helâl olmaz. Yıkayanın, ölünün ön ve arka avret yer­lerini yıkamak için eline bir bez sarması gerekir. Edep yerleri hariç, vücudu­nun diğer kısımlarını çıplak elle yıkayabilir.Karı koca dışında bir erkeğin bir kadını veya bir kadının bir erkeği yıka­ması caiz olmaz. Eşlerden birinin, ölen eşini yıkaması caizdir. Bu hükme da­yanak teşkil eden rivayetler şunlardır:Peygamber Efendimiz (s.a.v), Hz. Âişe validemize şöyle demiştir: "Sana ne ziyan! Benden önce ölsen seni yıkar, kefenler, namazını kılar ve seni (me­zara) defnederim." (Dârekutnî, Cenâiz, 11; Azîmâbâdî, Avnü'l-Ma'bûd, 8/288.)

    Hz. Âişe validemiz de kadının kocasını yıkayabileceğine ilişkin olarak şöyle demiştir: "Şimdi bildiklerimi önceleri bilmiş olsaydım Resulullah'ı (s.a.v) eşlerinden başkaları yıkamazdı."(Azîmâbâdî, Avnü'l-Ma'bûd, 8/288.)

    Nitekim Hz. Ali Hz. Fâtıma'yı yıkamış, Hz. Ebû Bekir de eşi Esmâ'ya, öl­düğünde kendisini yıkaması için vasiyette bulunmuş, vefat edince de Esma bu vasiyeti gereğince onu yıkamıştır.(Nevevî, el-Mecmû', 5/114-117; Zühaylî, el-Fıkhü'l-İslâmî, 2/1485; Şirbînî, Mugni'l-Muhtâc,2/12)

    Ancak kadın ric'î talâkla da olsa boşanmış ise, bu takdirde eşlerden biri­nin ölen diğer eşini yıkaması caiz olmaz.

    Hanefî mezhebine göre erkeğin, ölen eşini yıkaması caiz değildir. Çünkü kadın ölünce kocasıyla arasındaki nikâh bağı sona erer. Ama kadının, ölen kocasını yıkaması caizdir.

    Bir kadın erkekler arasında ölür de beraberinde kocası veya bir kadın bu­lunmazsa, yabancı erkeklerden biri ona dirseklerine kadar teyemmüm ettirir. Bunu yaparken de edep yerlerini görmemek için gözlerini yumar ve eliyle av­ret yerlerine dokunmaz. Ama aralarında kocası bulunmaz da mahremi olan bir erkek bulunursa onu bu erkeğin yıkaması vacip olur. Kocası varsa, yıka­mada mahremi olan erkeğe tercih edilir.Bir erkek, aralarında eşinin veya mahremi olan bir kadının bulunmadığı kadınlar arasında ölürse, yabancısı olan kadınlardan biri, eline bir bez sara­rak ona teyemmüm ettirir. Edep yerlerini görmemek için de gözlerini yumar. Eğer aralarında karısı varsa, eline bir şey sarmadan da onu yıkaması vacip olur. Şayet o sırada eşi bulunmaz da kızı, kız kardeşi veya annesi gibi mah­remi olan bir kadın bulunursa, bunların yıkamaları vacip olur. Karısı varsa, mahremi olan diğer kadınlara tercih edilir.Küçük bir erkek çocuğu öldüğünde kadınların; küçük bir kız çocuğu öldü­ğün de ise erkeklerin onu yıkaması caiz olur.Çocukluk devresini geride bırakarak ölen erseliği (hünsa) mahremlerinin bulunmaması durumunda yabancı erkek veya kadınların yıkaması ve yıkar­ken de ellerine bir bez sarıp gözlerini yummaları vaciptir. (Şirbînî, Mugni'l-Muhtâc, 2/12.)

    Onun bedeninin tamamını kapsayacak bir yıkayışla yetinmek gerekir. Çocukluk çağında ölen erselik ise diğer çocukların hükmüne tâbidir.

    Hanefî mezhebine göre ergenlik çağına gelmemiş erseliklerin ölüsü, ne erkekler ne de kadınlar tarafından yıkanabilir. Bunlar da erkek veya kadın ce­nazeyi yıkayamazlar. Ancak ölüye elbise üzerinden teyemmüm ettirebilirler.

    Cenaze yıkamanın mendupları
    Cenaze yıkama ile ilgili mendupları şöyle sıralayabiliriz:

    1. Yıkamanın (içlenmesi
    Cenazeyi her yıkayışta su, bedeninin her tarafını kapsamalıdır. Yıkayış­ların ilki farz, ikinci ve üçüncüsü ise menduptur. Cenaze, bedeninin her tara­fını kapsayacak üç yıkayışla yıkanıp temizlendikten sonra yıkayışı tekrarla­mak mekruhtur. Yıkayışı üçten az sayıda yapmak, beden temizlenmiş olsa bi­le mekruhtur. Ama beden her tarafı kapsayan üç yıkayışla temizlenmezse, yı­kama sayısını cenazenin bedeni temizleninceye kadar sınırsız olarak artır­mak ve sayıyı tek ile sona erdirmek mendup olur. Söz gelimi beden dört yıka­yışla temizlenirse, sayıyı tek ile sona erdirmiş olmak için beşinci kez yıkanır.

    2. Yıkama suyuna koku ve benzeri şeylerin katılması
    Son yıkama suyuna kâfur ve benzeri şeylerin katılması menduptur. Ama kâfur katmak daha iyidir. Son su dışındaki sulara gelince, bunlara köknar yap­rağı ve sabun gibi temizleyici maddeler katmak mendup olur. Ölü eğer hac ih­ramında iken ölmüş ise, yıkama suyuna koku verici bu maddeler katılmaz. Çünkü hayatta olan ihramlının da yıkama suyuna bu gibi maddeler katılmaz.

    3. Yıkama suyunun soğuk olması
    Şiddetli soğuk gibi sakıncalı bir durum olmadıkça veya kirleri ancak sıcak su ile giderebilme gibi bir sebep söz konusu olmadıkça cenazenin soğuk suy­la yıkanması daha faziletli olur.

    Hanefî mezhebine göre ölüyü her halükârda sıcak suyla yıkamak daha faziletlidir.

    4. Cenazenin başına ve sakalına koku sürülmesi
    Yıkama işi bittikten sonra ölünün başına ve sakalına safran dışındaki di­ğer kokulardan sürmek menduptur. Ayrıca alın, burun, eller, ayaklar ve dizler gibi secde organlarının; gözler ile kulakların üzerine ve koltuk altlarına güzel koku verici maddeler koymak da menduptur. Bu koku verici maddenin kâfur olması daha faziletlidir. Tabii ki bütün bunlar ölünün hac ihramlısı olmaması durumunda mendup olur.

    5. Ölünün yanında buhur tutturulması
    Cenazenin ruhunu teslim etmesi anından itibaren namazı kılınıncaya ka­dar etrafında buhur tüttürülmesi menduptur.Cenazenin, suyun alt tarafına sirayet etmesine engel olmayan ince bir gömlek içinde yıkanması menduptur. Yıkayan kişi, elini bu gömleğin geniş ye­ninin içine sokabilirse mesele yoktur. Bu mümkün olmazsa, yenlerin iki taraf­tan yarılması gerekir.

    Yıkamadan önce cenazeye abdest aldırılması
    Yıkamadan önce cenazeye tıpkı cünüp kişinin yıkanmadan önce aldığı abdest gibi bir namaz abdesti aldırılır. Yıkayıcının, başparmağıyla işaret par­mağına bir bez sarması, bu bezi ıslatarak ölünün dişlerine, diş etlerine ve bu­run deliklerine sürmesi müstehap olur.

    Ölüyü yıkayanda bulunması mendup olan nitelikler
    Ölüyü yıkayan kişinin; yıkamayı tam yapması, ölüde gördüğü kötü halle­ri gizlemesi, iyi halleri açıklaması için güvenilir bir kişi olması menduptur. Ölü­nün yüzünün parlak ve mütebessim olduğunu ve kendisinden güzel kokular saçıldığını görürse, bunu başkalarına anlatması müstehap olur. Ölüden, ho­şa gitmeyen pis bir koku saçıldığını, yüzünün asık ve ters olduğunu görmesi durumunda bunu başkalarına anlatması câiz olmaz. Yıkama işini bitirdikten sonra, kefeni ıslanmasın diye iyice kurulaması da menduptur.

    Ölüye yapılması mekruh olan işler
    Ölünün saç ve sakalını taramak mekruhtur. Ancak saç ve sakalı birbirine karışıp keçeleşmiş ise taranması sünnettir. Tırnak, saç ve bıyığını kesmek, koltuk altı ve kasık tüylerini gidermek mekruhtur.
    Cenaze, sünnetsiz olsa bile sünnet edilmez. Aslında yapılması uygun olan, bedenindeki bütün şeylerin kendisiyle birlikte defnedilmesidir. Bu sayı­lanlardan bazısı bedeninden kopup düşerse, bunları kefenine koyarak onun­la birlikte defnetmek gerekir.

    Yıkandıktan sonra cenazeden pislik çıkması
    Yıkama işi tamamlandıktan sonra cenazeden pislik çıkması ve bununda bedenine veya kefenine bulaşması halinde bu pisliği gidermek gerekir. Ama yıkama işi tekrarlanmaz.

    Hanefî mezhebine göre yıkama işi tamamlandıktan sonra ölüden, bede­nine veya kefenine isabet eden bir necaset çıkmasının bir sakıncası olmaz. Ancak bu, kefenlemeden önce meydana gelmişse, sadece temizlik maksadıy­la giderilmelidir. Bu necaseti gidermek, üzerine kılınacak namazın sahih ol­masının şartlarından değildir. Necaset, kefenlemeden sonra çıkmışsa yıkan­maz. Çünkü o aşamadan sonra yıkanmasında zorluk vardır. Ama ölüye, ken­disinden çıkmayan haricî bir necaset bulaşırsa, meselâ necis bir kefene ko­nulursa bu, üzerine kılınacak olan namazın sahihliğine engel olur.

    Cenazenin yıkanması
    Cenaze, yıkama esnasında yüksekçe bir yere konur. Yanında, yıkayıcıy­la yardımcısından başka bir kimse bulunmamalı, suyun alt tarafa geçmesine engel olmayan ince bir gömlek içinde yıkanmalıdır. Yıkayıcı elini, ölünün üze­rindeki gömleğin geniş yenlerinden içeri sokabilirse sokmalı, bunu yapamaz­sa gömleği iki tarafından yırtmalıdır. Eğer böyle bir gömleği yoksa, edep yer­lerini başka bir şeyle örtmek gerekir.Yıkanacağı yere konulmasından sonra cenazenin yüzünü örtmek müste-haptır.
    Havanın soğuk ve bedeninin kirli olmaması halinde, soğuk ve temiz bir su ile yıkanmalıdır. Aksi halde suyun azıcık ısıtılması gerekir.Bu hazırlıklar yapıldıktan sonra yıkayıcı onu, yavaşça teneşirin üzerine koyar. Sırtını da kendi sağ dizine dayayarak karnını sol eliyle mesheder. Kar­nındaki fazlalıkları çıkarmak için bu mesh işini yüklenerek birkaç kez tekrarlar.Yıkama yerinde etrafa güzel koku saçan bir buhurdanlık bulundurmak mendup olur. Kokusunun çevreye yayılmaması için ölünün üzerine fazlaca su dökülür. Bundan sonra sırt üstü yatırılır. Yıkayıcı sol eline bir bez sararak ön ve arka edep yerlerini yıkar. Yıkayınca da elindeki bezi çıkarıp atar. Ölüden çıkan pislik eğer eline bulaşmışsa, elini yıkayıp temizler.

    Bundan sonra yine sol elinin işaret parmağına ıslak bez sararak bununla ölünün dişlerini ve burun deliklerini mesheder. Ağzı necis olmamışsa ağzını açmaya gerek yoktur. Ama necis olmuşsa, temizlemek için dişlerini açmalıdır.Daha sonra da hayattaki kimselerin abdestleri gibi mazmazalı ve istin-şaklı bir abdest aldırır. Mutemet olan görüşe göre yıkayıcının, "Bu ölüye abdest aldırmaya niyet ettim" diyerek niyet etmesi vaciptir. Yıkama için niyet et­mekse sünnettir.Ardından üzerlerinde ister saç ve tüy bulunsun ister bulunmasın, baş ve çenesi köknar yaprağı ve sabun gibi bir temizleyici ile yıkanmalıdır. Eğer saç ve sakalı birbirine karışmışsa ve ihramlı değilse, iri dişli bir tarakla taranır. Kıl­ların dökülmemesi için de taramanın yavaş yapılması gerekir. Bütün bunlara rağmen bir şeyler düşerse, o zaman bunlar kefenin içine konur.

    Sonra sırt üstü uzanmış vaziyette sağ yüzü tarafından boyundan ayağa kadar yıkanır. Bundan sonra aynı şekilde sol tarafı da yıkanır. Bunun ardı sı­ra sol yanına çevrilerek sağ tarafı ense -sırt-ayak istikametinde yıkanır. Bu­nun ardından sağ yanına çevrilerek sol tarafı da aynı şekilde yıkanır ve her yıkayışta sabun ile benzeri şeylerden yararlanılır.

    Ölüyü yüz üstü yatırmak, saygınlığına halel getireceğinden dolayı haram­dır. Üzerinde kalan sabun ve benzeri şeylerin kalıntılarını gidermek için baş­tan ayağa doğru üzerine su dökülür. En sonunda üzerine saf su dökülür. Vas­fını değiştirmeyecek derecede az miktardaki kâfuru suya katmak da mendup-tur. Ölü hac ihramlısı değilse, yıkama suyuna kâfur ve benzeri kokulu madde­ler katılması mendup olur. Aksi halde katılması caiz olmaz.

    Bu üç yıkayış bir yıkayış sayılır. Çünkü son yıkayıştan önceki yıkayışlar­da su, içine katılan temizleyici malzeme ve koku nedeniyle vasfını değiştirdi­ğinden ötürü yıkayış olarak hesaba katılmaz. Sadece son yıkayıştaki su vas­fını değiştirmediğinden dolayı, onunla yapılan yıkama, yıkayış olarak hesap edilir ve yıkamanın vâcipliği onunla yerine getirilmiş olur. Ancak önceki şek­liyle ikinci ve üçüncü bir defa yıkamak sünnet olur ve böylece yıkamaların sa­yısı dokuzu bulmuş olur. Ama bu tekrar, baş ve çene dışındaki yerlerin yıkan­ması şeklinde olur. Buraları yıkamayı tekrarlamak menduptur.


  5. 02.Nisan.2014, 06:11
    3
    mum
    Administrator

    Profili:
    mum
    Üyelik Tarihi: 20.Ocak.2007
    Üye No: 2
    Mesaj Sayısı: 6,094
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10

    Cevap: vücudunda ciddi yaralar bulunan cenaze şafii mezhebine göre nasıl yıkanır ?

    Yaralar varsa yıkanır ve yara aktığı halde kefenlenir ve mümkünse yara akması varsa, onu akmayacak yani dışa taşmayacak bir kefene sarmatır.
    Cenaze poşeti gibi...


  6. 02.Nisan.2014, 06:11
    3
    mum
    Administrator
    Yaralar varsa yıkanır ve yara aktığı halde kefenlenir ve mümkünse yara akması varsa, onu akmayacak yani dışa taşmayacak bir kefene sarmatır.
    Cenaze poşeti gibi...





+ Yorum Gönder