Konusunu Oylayın.: Peygamber efendimizin hatırına dua etmenin hükmü nedir?

5 üzerinden 4.25 | Toplam : 4 kişi
Peygamber efendimizin hatırına dua etmenin hükmü nedir?
  1. 11.Şubat.2011, 13:04
    1
    Misafir

    Peygamber efendimizin hatırına dua etmenin hükmü nedir?






    Peygamber efendimizin hatırına dua etmenin hükmü nedir? Mumsema ibadetler dışında bir dua vesilesi arayan taraftarı biri değilim fakat Peygamber Efendimiz'i bazen çok sık duyuyorum 'onun hatırı için duamızı kabul eyle diye

    aslında bir de cennetten kovulduğunda Hz Adem 'in duasında da (tövbe edip af dilerken) bu lafzın geçtiği söylenir bu doğru mudur doğruysa delili var mıdır ?

    peygamber efendimiz bu konuda ne demiştir yani onun hatırı için dua etmemiz konusunda ne buyurmuşlardır

    şimdiden Allah (cc) Razı olsun


  2. 11.Şubat.2011, 13:04
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    ibadetler dışında bir dua vesilesi arayan taraftarı biri değilim fakat Peygamber Efendimiz'i bazen çok sık duyuyorum 'onun hatırı için duamızı kabul eyle diye

    aslında bir de cennetten kovulduğunda Hz Adem 'in duasında da (tövbe edip af dilerken) bu lafzın geçtiği söylenir bu doğru mudur doğruysa delili var mıdır ?

    peygamber efendimiz bu konuda ne demiştir yani onun hatırı için dua etmemiz konusunda ne buyurmuşlardır

    şimdiden Allah (cc) Razı olsun


    Benzer Konular

    - Zinaya tanıklık etmenin hükmü nedir

    - Alay Etmenin Hükmü Nedir?

    - 4 mezhepte İstimna etmenin hükmü nedir ?

    - İntihar etmenin hükmü nedir?

    - İnternette sohbet etmenin hükmü nedir?

  3. 17.Şubat.2011, 22:28
    2
    VanLi*
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Nisan.2010
    Üye No: 74830
    Mesaj Sayısı: 1,056
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12
    Bulunduğu yer: Van Erciş

    Cevap: peygamber efendimizin hatırına dua etmenin hükmü nedir?




    Hz. Adem (as) Hz. Muhammed (asv)'i ne zaman öğrenmiştir? Peygamber Efendimiz (asv)'in ismini ilk olarak nerede görmüştür?


    Hz. Ömer (ra) anlatıyor: Hz. Peygamber (a.s.m) şöyle buyurdu:
    "Âdem hata işlediği zaman. ‘Ya Rabbi! Muhammed’in hakkı için beni affetmeni istiyorum’ diye yalvardı. Allah ‘Ey Âdem! Kendisini daha yaratmamışken, sen Muhammed’i nereden öğrendin?’ diye sordu. Âdem: ‘Ya Rabbi! Sen beni elinle yaratıp ruhundan bana üflediğinde, başımı yukarıya kaldırdım. Arşın sütunlarında “La ilahe illellah, Muhammedurresulüllah” yazılı olduğunu gördüm ve bundan anladım ki, ismini kendi isminin yanında yazdığın kimse yarattıkların arasında sana en sevgili olandır.’ Bunun üzerine Allah şöyle buyurdu: ‘Ay Âdem, doğru söyledin; hiç şüphesiz Yarattıklarımdan bana en sevimli olan Odur. Onun hakkı için istediğinden ötürü seni bağışladım. Bilesin ki, eğer o olmasaydı, seni yaratmazdım.” (bk. Hâkim, Mustedrek, II/615; Suyuti, ed-Dürrü'l-Mensûr, 1/116. Yusuf Nebhanî, Hucetullahi ale’l-âlemin, s. 210).
    Ayrıca değişik rivayetlerde Hz. Adem aleyhisselamın tövbesi ve o tövbenin kabülü anlatılırken, Hz. Adem (as) cennette iken, cennetin her tarafında "Lâ ilâhe illallah Muhammedün rasûlullah" yazısını gördüğü bildirilir. (Hakim, Müstedrek, a.g.e; Kadı Iyaz, Şifa, 1/138)
    Bu rivayetlerde bizce bir çelişki yoktur. Çünkü Hz. Adem (as)’in, Muhammed ismini hem yaratıldığında Arşın üzerinde görmesi, hem de cennet kapılarında ve cennetin diğer yerlerinde görmesi biribirine aykırı şeyler değildir. Ancak Muhammed ismini ilk olarak görmesi yaratıldığı zamanda olmuş, sonra cennette de görmüştür denilebilir. (Bu konuda geniş bilgi için bk. Mevahibu Ledünniyye, s., 2-3./Osmanlıca)




    Dua ederken büyük zatları vesile yapmak ve “onların hürmetine” diye dua etmek caiz midir?


    Duada büyükleri vesile yapmak caizdir. Özellikle Peygamberleri ve Peygamberimizi vesilesi yapmak, duanın kabulüne vesiledir. Nitekim ayette “Allah ve melekleri, Peygambere çok salavât getirirler. Ey müminler! Siz de ona salavât getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin.”(Ahzab, 33/56) buyurularak, bu hususa işaret edilmektedir.

    Ayrıca, Hz. Enes (r.a)’tan gelen bir hadiste de Efendimize getirilen salavatın önemine dikkat çekilerek şöyle buyurulmaktadır: “Kim bana (bir kere) salât okursa Allah da ona on salât okur ve on günahını affeder, (mertebesini) on derece yükseltir.”(Nesâi, Sehiv 55, (3, 50)

    Bu sebeple duada Peygamberler ve fazilet sahibi büyük kişiler, sahabeler ve veliler vesile yapılarak, Allah’tan bunların hatırına bir şey istenebilir. Yalnız günümüzde yapıldığı gibi, türbelerin başına varıp, mum yakmak, tel, çaput, ip bağlamak caiz değildir.

    Hz. Ömer’in (r.a) kendi hilafeti sırasında, kuraklık olunca Hz. Abbas (r.a)’ı alıp yağmur duasına çıktığı ve onun ellerini ellerine alarak; “Allah’ım! Bu senin Peygamberinin amcasının elidir. Bu el hürmetine bize yağmur ver” diye dua ettiği nakledilmektedir. Büyüklerimiz de öteden beri, “Allah’ım, Senin sevdiklerin ve seni sevenlerin yüzü suyu hürmetine (hatırına) bize merhamet eyle ve mağfiret eyle veya şu ihtiyacımı hasıl eyle...” diye dua etmişlerdir.

    Sorularla İslamiyet.


  4. 17.Şubat.2011, 22:28
    2
    Devamlı Üye



    Hz. Adem (as) Hz. Muhammed (asv)'i ne zaman öğrenmiştir? Peygamber Efendimiz (asv)'in ismini ilk olarak nerede görmüştür?


    Hz. Ömer (ra) anlatıyor: Hz. Peygamber (a.s.m) şöyle buyurdu:
    "Âdem hata işlediği zaman. ‘Ya Rabbi! Muhammed’in hakkı için beni affetmeni istiyorum’ diye yalvardı. Allah ‘Ey Âdem! Kendisini daha yaratmamışken, sen Muhammed’i nereden öğrendin?’ diye sordu. Âdem: ‘Ya Rabbi! Sen beni elinle yaratıp ruhundan bana üflediğinde, başımı yukarıya kaldırdım. Arşın sütunlarında “La ilahe illellah, Muhammedurresulüllah” yazılı olduğunu gördüm ve bundan anladım ki, ismini kendi isminin yanında yazdığın kimse yarattıkların arasında sana en sevgili olandır.’ Bunun üzerine Allah şöyle buyurdu: ‘Ay Âdem, doğru söyledin; hiç şüphesiz Yarattıklarımdan bana en sevimli olan Odur. Onun hakkı için istediğinden ötürü seni bağışladım. Bilesin ki, eğer o olmasaydı, seni yaratmazdım.” (bk. Hâkim, Mustedrek, II/615; Suyuti, ed-Dürrü'l-Mensûr, 1/116. Yusuf Nebhanî, Hucetullahi ale’l-âlemin, s. 210).
    Ayrıca değişik rivayetlerde Hz. Adem aleyhisselamın tövbesi ve o tövbenin kabülü anlatılırken, Hz. Adem (as) cennette iken, cennetin her tarafında "Lâ ilâhe illallah Muhammedün rasûlullah" yazısını gördüğü bildirilir. (Hakim, Müstedrek, a.g.e; Kadı Iyaz, Şifa, 1/138)
    Bu rivayetlerde bizce bir çelişki yoktur. Çünkü Hz. Adem (as)’in, Muhammed ismini hem yaratıldığında Arşın üzerinde görmesi, hem de cennet kapılarında ve cennetin diğer yerlerinde görmesi biribirine aykırı şeyler değildir. Ancak Muhammed ismini ilk olarak görmesi yaratıldığı zamanda olmuş, sonra cennette de görmüştür denilebilir. (Bu konuda geniş bilgi için bk. Mevahibu Ledünniyye, s., 2-3./Osmanlıca)




    Dua ederken büyük zatları vesile yapmak ve “onların hürmetine” diye dua etmek caiz midir?


    Duada büyükleri vesile yapmak caizdir. Özellikle Peygamberleri ve Peygamberimizi vesilesi yapmak, duanın kabulüne vesiledir. Nitekim ayette “Allah ve melekleri, Peygambere çok salavât getirirler. Ey müminler! Siz de ona salavât getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin.”(Ahzab, 33/56) buyurularak, bu hususa işaret edilmektedir.

    Ayrıca, Hz. Enes (r.a)’tan gelen bir hadiste de Efendimize getirilen salavatın önemine dikkat çekilerek şöyle buyurulmaktadır: “Kim bana (bir kere) salât okursa Allah da ona on salât okur ve on günahını affeder, (mertebesini) on derece yükseltir.”(Nesâi, Sehiv 55, (3, 50)

    Bu sebeple duada Peygamberler ve fazilet sahibi büyük kişiler, sahabeler ve veliler vesile yapılarak, Allah’tan bunların hatırına bir şey istenebilir. Yalnız günümüzde yapıldığı gibi, türbelerin başına varıp, mum yakmak, tel, çaput, ip bağlamak caiz değildir.

    Hz. Ömer’in (r.a) kendi hilafeti sırasında, kuraklık olunca Hz. Abbas (r.a)’ı alıp yağmur duasına çıktığı ve onun ellerini ellerine alarak; “Allah’ım! Bu senin Peygamberinin amcasının elidir. Bu el hürmetine bize yağmur ver” diye dua ettiği nakledilmektedir. Büyüklerimiz de öteden beri, “Allah’ım, Senin sevdiklerin ve seni sevenlerin yüzü suyu hürmetine (hatırına) bize merhamet eyle ve mağfiret eyle veya şu ihtiyacımı hasıl eyle...” diye dua etmişlerdir.

    Sorularla İslamiyet.


  5. 17.Şubat.2011, 22:33
    3
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: peygamber efendimizin hatırına dua etmenin hükmü nedir?

    Mümin bunaldığında, dara düştüğünde, kendisini çaresiz hissettiğinde Sonsuz Kudret Sahibi Allah'a sığınarak ondan yardım diler.

    Fatiha Suresi'nde bulunan ve devamlı okuduğumuz "Yalnız sana ibadet eder ve yalnız senden yardım dileriz" mealindeki âyet, manevi bir kaynaktan yardım dilenecekse bunun ancak Allah olabileceğini açıkça ifade etmektedir.

    Aslında maddi bir kaynaktan mesela güçlü, kudretli, zengin...kimselerden ihtiyaç halinde yardım dilediğimizde de onlardan gelen yardımın Allah'tan olduğunu bilmemiz, bu şuur içinde olmamız gerekir; çünkü onlara bu güç ve imkanı veren de Allah'tır, onların bize yardım etmelerine izin ve imkan veren de Allah'tır.


    Bu konuda tartışılan mesele, "tevessül" kelimesiyle ifade edilen "Allah'ın yardımını dilerken araya vasıta koymaktır". Burada dikkat edilmesi gereken husus "Yardımın yalnızca Allah'tan geleceğidir"; eğer böyle değil de Allah'tan başka bir varlığın da, O'ndan bağımsız olarak kullara yardım edebileceğine inanırsak şirke düşmüş oluruz."Yardım, himmet, feyiz..." yalnızca Allah'tan gelir.

    Pekiyi bu yardımı dilerken "Ya Rabbi, filan kulunun (peygamberin, şeyhin, velînin...) başı, hatırı, nezdindeki yeri...için bana şunu ver, lütfet, şu dileğimi kabul buyur..." denirse bu şirk olur mu? Şirk olmazsa meşru mudur, faydası var mıdır?

    Yardım Allah'tan dilendiğine; O'nun, verecekse araya vasıta koymadan da verebileceğine inandıktan sonra "dilekleri kabul etmesi için faydalıdır" inancı ile araya, O'nun sevdiğine inanılan birinin konması; yani "onun hatırı için" denmesi elbette ki şirk olmaz."Meşru mudur ve faydası var mıdır?"

    sorusunu ise İslam alimleri farklı şekillerde cevaplandırmışlardır. Bir gruba göre ölmüş bir kimseyi araya koymanın faydası yoktur, böyle bir uygulamanın sahih delili de bulunmadığı için meşru değildir. Diğer gruba göre Hz. Peygamber ve onun amcası Abbas vasıta kılınmak suretiyle Allah'a dua edilmiş, ondan yağmur istenmiştir. Diriler için caiz olan ölüler için de caiz olur; çünkü Allah'ın sevdiği kullar fani dünyadan ayrıldılar diye Allah katındaki itibar ve değerlerini yitirmezler.

    Şeyhten himmet (yardım) istemek yukarıda açıklanan tevessül şeklinde olmuş ise bunun hükmünü açıklamış olduk. Böyle değil de doğrudan şeyhten bir şey istenmiş, mesela "bana şifa ver, derdime çare bul, beni şu sıkıntıdan kurtar..." denilmiş ise büyük hataya düşülmüş demektir, tövbe etmek ve bir daha yapmamak gerekir.

    Bazı hadislerde "köpek ve kutsal sayılan resim ve heykelin bulunduğu evlere meleklerin girmeyeceği" ifade edilmiştir. Bir hadiste de, Hz. Aişe namahreme göre açık iken, Cebrail gelince Peygamberimiz'in ona örtünmesini söylediği zikredilmiştir.

    Bu son hadisi bütün meleklere ve bütün insanlara genellemek doğru değildir. Âyetleri ve hadisleri bir arada değerlendiren ve yorumlayan âlimler (fıkıhçılar, tefsirciler, hadis açıklayıcıları) kadınların kimlere karşı nerelerini açacakları ve nerelerini kapatacakları konusunda açık seçik bilgiler vermişlerdir.

    Buna göre bir kadının evinin içinde veya başka yerde yalnızca kocasına karşı açamayacağı bir yeri yoktur. Kocası dışında kalan bir kısım yakın akrabasının yanında da başını, kollarını, dizlerine kadar bacaklarını, gerdanını, göğsünü açması caizdir. "Caiz" demek (hükmü), "mekruh değil" de demektir.
    Eğer genel olarak melekler avret yerlerinin açılmasından rahatsız olsalardı ve bu yüzden de açılmaması Şâri tarafından istenseydi, bunu bildiren âyet ve hadis olsaydı yukarıdaki "caiz" hükmü verilmezdi



    Hz. Peygamberin hatırı için Allah'tan bir şey istemek doğru mudur?

    [DM]xh2wae[/DM]


  6. 17.Şubat.2011, 22:33
    3
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر
    Mümin bunaldığında, dara düştüğünde, kendisini çaresiz hissettiğinde Sonsuz Kudret Sahibi Allah'a sığınarak ondan yardım diler.

    Fatiha Suresi'nde bulunan ve devamlı okuduğumuz "Yalnız sana ibadet eder ve yalnız senden yardım dileriz" mealindeki âyet, manevi bir kaynaktan yardım dilenecekse bunun ancak Allah olabileceğini açıkça ifade etmektedir.

    Aslında maddi bir kaynaktan mesela güçlü, kudretli, zengin...kimselerden ihtiyaç halinde yardım dilediğimizde de onlardan gelen yardımın Allah'tan olduğunu bilmemiz, bu şuur içinde olmamız gerekir; çünkü onlara bu güç ve imkanı veren de Allah'tır, onların bize yardım etmelerine izin ve imkan veren de Allah'tır.


    Bu konuda tartışılan mesele, "tevessül" kelimesiyle ifade edilen "Allah'ın yardımını dilerken araya vasıta koymaktır". Burada dikkat edilmesi gereken husus "Yardımın yalnızca Allah'tan geleceğidir"; eğer böyle değil de Allah'tan başka bir varlığın da, O'ndan bağımsız olarak kullara yardım edebileceğine inanırsak şirke düşmüş oluruz."Yardım, himmet, feyiz..." yalnızca Allah'tan gelir.

    Pekiyi bu yardımı dilerken "Ya Rabbi, filan kulunun (peygamberin, şeyhin, velînin...) başı, hatırı, nezdindeki yeri...için bana şunu ver, lütfet, şu dileğimi kabul buyur..." denirse bu şirk olur mu? Şirk olmazsa meşru mudur, faydası var mıdır?

    Yardım Allah'tan dilendiğine; O'nun, verecekse araya vasıta koymadan da verebileceğine inandıktan sonra "dilekleri kabul etmesi için faydalıdır" inancı ile araya, O'nun sevdiğine inanılan birinin konması; yani "onun hatırı için" denmesi elbette ki şirk olmaz."Meşru mudur ve faydası var mıdır?"

    sorusunu ise İslam alimleri farklı şekillerde cevaplandırmışlardır. Bir gruba göre ölmüş bir kimseyi araya koymanın faydası yoktur, böyle bir uygulamanın sahih delili de bulunmadığı için meşru değildir. Diğer gruba göre Hz. Peygamber ve onun amcası Abbas vasıta kılınmak suretiyle Allah'a dua edilmiş, ondan yağmur istenmiştir. Diriler için caiz olan ölüler için de caiz olur; çünkü Allah'ın sevdiği kullar fani dünyadan ayrıldılar diye Allah katındaki itibar ve değerlerini yitirmezler.

    Şeyhten himmet (yardım) istemek yukarıda açıklanan tevessül şeklinde olmuş ise bunun hükmünü açıklamış olduk. Böyle değil de doğrudan şeyhten bir şey istenmiş, mesela "bana şifa ver, derdime çare bul, beni şu sıkıntıdan kurtar..." denilmiş ise büyük hataya düşülmüş demektir, tövbe etmek ve bir daha yapmamak gerekir.

    Bazı hadislerde "köpek ve kutsal sayılan resim ve heykelin bulunduğu evlere meleklerin girmeyeceği" ifade edilmiştir. Bir hadiste de, Hz. Aişe namahreme göre açık iken, Cebrail gelince Peygamberimiz'in ona örtünmesini söylediği zikredilmiştir.

    Bu son hadisi bütün meleklere ve bütün insanlara genellemek doğru değildir. Âyetleri ve hadisleri bir arada değerlendiren ve yorumlayan âlimler (fıkıhçılar, tefsirciler, hadis açıklayıcıları) kadınların kimlere karşı nerelerini açacakları ve nerelerini kapatacakları konusunda açık seçik bilgiler vermişlerdir.

    Buna göre bir kadının evinin içinde veya başka yerde yalnızca kocasına karşı açamayacağı bir yeri yoktur. Kocası dışında kalan bir kısım yakın akrabasının yanında da başını, kollarını, dizlerine kadar bacaklarını, gerdanını, göğsünü açması caizdir. "Caiz" demek (hükmü), "mekruh değil" de demektir.
    Eğer genel olarak melekler avret yerlerinin açılmasından rahatsız olsalardı ve bu yüzden de açılmaması Şâri tarafından istenseydi, bunu bildiren âyet ve hadis olsaydı yukarıdaki "caiz" hükmü verilmezdi



    Hz. Peygamberin hatırı için Allah'tan bir şey istemek doğru mudur?

    [DM]xh2wae[/DM]





+ Yorum Gönder