Konusunu Oylayın.: İbadetle ahlak ilişkisi nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İbadetle ahlak ilişkisi nedir?
  1. 07.Şubat.2011, 09:58
    1
    Misafir

    İbadetle ahlak ilişkisi nedir?






    İbadetle ahlak ilişkisi nedir? Mumsema ibadetle ahlak ilişkisi nedir?


  2. 07.Şubat.2011, 09:58
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 07.Şubat.2011, 15:19
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: ibadetle ahlak ilişkisi nedir?




    Aralarında yakın ilişki vardır.ibadet ahlakı ahlakta ibadeti güzelleştirir


  4. 07.Şubat.2011, 15:19
    2
    Editör



    Aralarında yakın ilişki vardır.ibadet ahlakı ahlakta ibadeti güzelleştirir


  5. 07.Şubat.2011, 15:35
    3
    maydın
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 14.Mayıs.2007
    Üye No: 761
    Mesaj Sayısı: 1,165
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 13
    Bulunduğu yer: iskenderun

    Cevap: ibadetle ahlak ilişkisi nedir?

    “Ben ancak yüksek ahlakı tamamlamak üzere gönderildim“ (Hüsnü’l-Huluk,8) “(Ey Muhammed) Şüphesiz sen yüksek bir ahlak üzeresin.“(Kalem,68/4)

    İman etmeden yapılacak ibadetler geçersiz olacağı gibi, ibadetsiz iman da zayıflamaya mahkûmdur. Halk arasında yaygın olan “Benim kalbim temiz“anlayışı ibadetsiz ahlak anlayışını meşrulaştırma girişimidir. Bu da ancak hurafe olarak nitelendirilebilir. Konumuzun nirengi noktası ibadet-ahlak anlayışına gelince; bu konu Hz.Muhammed (sav) ahlaki yönden zayıf olan insanın yapacağı ibadetlerin iflasa (silinmeye) mahkûm olacağına işaret ettiği hadis-i şerifle açıklığa kavuşturulabilir: “Müflis kimdir, biliyor musunuz? diye sorunca ashab; bizim aramızda müflis, parası ve malı olmayan kimsedir, dediler. Resulullah(sav); şüphesiz ki ümmetimin müflisi, kıyamet günü namaz, oruç ve zekât sevabıyla gelip, fakat şuna sövüp, buna zina iftirası yapıp, şunun malını yiyip, bunun kanını döküp, şunu dövüp, bu sebeple iyiliklerinin sevabı şuna buna verilen ve üzerindeki kul hakları bitmeden sevapları biterse, hak sahiplerinin günahları kendisine yükletilip sonra da cehenneme atılan kimsedir. “(Müslim, Birr,59; Tirmizi, Kıyamet,2)

    Ahlaki vasıfların varlığı ya da yokluğu insanın yaptığı amelleri etkiler. Güzel ahlak insanın kötü amelinin bağışlanmasına, kötü ahlak da iyi amellerin boşa gitmesine sebep olmaktadır. Hz. Muhammed(sav)şöyle buyurmaktadır: “Suyun buzu erittiği gibi güzel ahlak da günahları eritir; sirkenin balı bozduğu gibi kötü ahlak da ameli bozar. “(Teberani,el-Mu’cemu’l-Evsat,I/470) Bir başka hadis-i şerifte ; “İnsanlara karşı iyi ahlaklı olun ve işlediğiniz bir günahtan sonra bir iyilik yapın ki, Allah(cc)o günahı silsin. “(Tirmizi, Birr,55)

    Yaşadığımız çağdaki ahlaki sorunların temeline bakacak olursak, ahlaki bozulmayı özellikle üç noktada tespit edebiliriz:
    1-)Saltanat: Müslümanların maddi anlamda yeterlilik sahibi olmasıyla birlikte, yaşam standartlarını dini duyarlılıkların dışına çıkarak oluşturmaları.
    2-)Taklit: Dini yaşantıyı yönlendiren öncüllerin Kur’an-ı Kerim ve Sahih Sünnet dışındaki kaynaklardan beslenmesi sonucu bid’atin yaygınlaşması.
    3-)Dünyevileşme: Dünya –ahiret dengesinin ibresinin kaymasıyla daha çok dünya yaşantısının iyileştirilmesi ve modernizmin etkisiyle insan ve dünyevi ihtiyaçlarının merkeze alındığı bir inancın oluşturulması.

    Allah(cc) Kur’an-ı Kerim ‘de en başta ifade ettiğimiz iman, ibadet ve ahlak üçgeninde oluşturulacak doğru bir yaşamın(sırat-ı müstakim) standardını özetle şöyle zikreder: “İyilik, Allah’a, ahret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip)sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. “(Bakara,2/177)



    Sema GÜNEŞ
    Manisa İl Vaizi


  6. 07.Şubat.2011, 15:35
    3
    Özel Üye
    “Ben ancak yüksek ahlakı tamamlamak üzere gönderildim“ (Hüsnü’l-Huluk,8) “(Ey Muhammed) Şüphesiz sen yüksek bir ahlak üzeresin.“(Kalem,68/4)

    İman etmeden yapılacak ibadetler geçersiz olacağı gibi, ibadetsiz iman da zayıflamaya mahkûmdur. Halk arasında yaygın olan “Benim kalbim temiz“anlayışı ibadetsiz ahlak anlayışını meşrulaştırma girişimidir. Bu da ancak hurafe olarak nitelendirilebilir. Konumuzun nirengi noktası ibadet-ahlak anlayışına gelince; bu konu Hz.Muhammed (sav) ahlaki yönden zayıf olan insanın yapacağı ibadetlerin iflasa (silinmeye) mahkûm olacağına işaret ettiği hadis-i şerifle açıklığa kavuşturulabilir: “Müflis kimdir, biliyor musunuz? diye sorunca ashab; bizim aramızda müflis, parası ve malı olmayan kimsedir, dediler. Resulullah(sav); şüphesiz ki ümmetimin müflisi, kıyamet günü namaz, oruç ve zekât sevabıyla gelip, fakat şuna sövüp, buna zina iftirası yapıp, şunun malını yiyip, bunun kanını döküp, şunu dövüp, bu sebeple iyiliklerinin sevabı şuna buna verilen ve üzerindeki kul hakları bitmeden sevapları biterse, hak sahiplerinin günahları kendisine yükletilip sonra da cehenneme atılan kimsedir. “(Müslim, Birr,59; Tirmizi, Kıyamet,2)

    Ahlaki vasıfların varlığı ya da yokluğu insanın yaptığı amelleri etkiler. Güzel ahlak insanın kötü amelinin bağışlanmasına, kötü ahlak da iyi amellerin boşa gitmesine sebep olmaktadır. Hz. Muhammed(sav)şöyle buyurmaktadır: “Suyun buzu erittiği gibi güzel ahlak da günahları eritir; sirkenin balı bozduğu gibi kötü ahlak da ameli bozar. “(Teberani,el-Mu’cemu’l-Evsat,I/470) Bir başka hadis-i şerifte ; “İnsanlara karşı iyi ahlaklı olun ve işlediğiniz bir günahtan sonra bir iyilik yapın ki, Allah(cc)o günahı silsin. “(Tirmizi, Birr,55)

    Yaşadığımız çağdaki ahlaki sorunların temeline bakacak olursak, ahlaki bozulmayı özellikle üç noktada tespit edebiliriz:
    1-)Saltanat: Müslümanların maddi anlamda yeterlilik sahibi olmasıyla birlikte, yaşam standartlarını dini duyarlılıkların dışına çıkarak oluşturmaları.
    2-)Taklit: Dini yaşantıyı yönlendiren öncüllerin Kur’an-ı Kerim ve Sahih Sünnet dışındaki kaynaklardan beslenmesi sonucu bid’atin yaygınlaşması.
    3-)Dünyevileşme: Dünya –ahiret dengesinin ibresinin kaymasıyla daha çok dünya yaşantısının iyileştirilmesi ve modernizmin etkisiyle insan ve dünyevi ihtiyaçlarının merkeze alındığı bir inancın oluşturulması.

    Allah(cc) Kur’an-ı Kerim ‘de en başta ifade ettiğimiz iman, ibadet ve ahlak üçgeninde oluşturulacak doğru bir yaşamın(sırat-ı müstakim) standardını özetle şöyle zikreder: “İyilik, Allah’a, ahret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip)sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. “(Bakara,2/177)



    Sema GÜNEŞ
    Manisa İl Vaizi





+ Yorum Gönder