Konusunu Oylayın.: İmanın kapsamı nedir

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
İmanın kapsamı nedir
  1. 06.Şubat.2011, 19:50
    1
    Misafir

    İmanın kapsamı nedir






    İmanın kapsamı nedir Mumsema imanın kapsamı nedir


  2. 06.Şubat.2011, 19:50
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 07.Şubat.2011, 15:13
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: imanın kapsamı nedir




    İman ve kapsamı
    Kur’an’ın üzerinde en çok durduğu konulardan biri

    “iman”dır. Bu kavram yaklaşık Kur’an-ı Kerim’in 800 yerinde zik-
    redilmiştir. İman sözlükte; bir kişiyi söylediği sözde tasdik etmek,
    doğrulamak, söylediğini kabullenmek, gönül huzuru ile benimse-
    mek, karşısındakine güven vermek, güvenlikte olmak, şüpheye
    yer vermeyecek biçimde içten ve yürekten inanmak demektir. Te-
    rim olarak Hz. Peygamber’i, Allah’tan getirdiği kesin olarak bili-
    nen hükümlerde (zarurat-ı diniyye) tasdik etmek, onun haber
    verdiği şeyleri tereddütsüz kabul edip bunların gerçek ve doğru
    olduğuna gönülden inanmaktır. O halde imanın gerçeği ve özü
    kalbin tasdikidir. Bu tasdik, imanın değişmeyen aslî unsurudur.
    Kişinin kalbinde neyin gizli olduğunu Allah’tan başka kimse bile-
    mez. Bu durumda bir insanın iman ettiği, tercihen kendisinin söy-
    lemesi veya namaz kılması gibi mümin olduğunu gösteren bazı
    ibadet ve zahirî davranışları yapmasıyla anlaşılır. Bu durumda o
    kimse mümin olarak tanınır. Çevresinde de ona Müslüman mu-
    amelesi yapılır.
    Görüldüğü gibi imanın; kalbe atfedilen bir eylem olmakla be-
    raber kişisel ve toplumsal davranışlarla da ilişkisi vardır. Nitekim
    müminlerin özelliklerine işaret edilirken; “şüpheden uzak dur-
    mak, doğru söylemek, huzur bulmak, güven duymak, Allah için
    sevmek, komşuya ve arkadaşa yardım etmek, iyiliği emretmek,
    kötülükten alıkoymak, iffeti korumak, zekât vermek, oruç tutmak
    ve namaz kılmak” gibi hususlara dikkat çekilmektedir. Aslında bu
    tür davranışlar aynı zamanda imanın hayata yansıyan yönlerini de
    ifade etmektedir. Diğer taraftan müminler; “Allah’a eş koşma-
    mak, O’nun haram kıldığı cana kıymamak, zina etmemek ve içki
    içmemek” gibi yasaklanmış davranışlara karşı da uyarılmışlardır.
    Böylece iradeye bağlı olarak, imanın ilâhî rızaya uygun amellerle
    desteklenmesi istenmektedir. Nitekim imanın tanımlarından biri
    de; “kalp ile tasdik, dil ile ikrar ve organlarla amel” şeklinde yapıl-
    mıştır. Bir başka ayette ise gerçek müminler; Allah anıldığı zaman,
    yürekleri titreyen, O’nun ayetleri okunduğunda imanları artan ve

    yalnız rablerine güvenen, namazlarını kılan ve servetlerinden
    Allah yolunda harcayan kimselerolarak nitelendirilmişlerdir. (Enfal,2-4)
    yalnız rablerine güvenen, na-mazlarını kılan ve servetlerinden
    Allah yolunda harcayan kimselerolarak nitelendirilmişlerdir. (Enfal


  4. 07.Şubat.2011, 15:13
    2
    Editör



    İman ve kapsamı
    Kur’an’ın üzerinde en çok durduğu konulardan biri

    “iman”dır. Bu kavram yaklaşık Kur’an-ı Kerim’in 800 yerinde zik-
    redilmiştir. İman sözlükte; bir kişiyi söylediği sözde tasdik etmek,
    doğrulamak, söylediğini kabullenmek, gönül huzuru ile benimse-
    mek, karşısındakine güven vermek, güvenlikte olmak, şüpheye
    yer vermeyecek biçimde içten ve yürekten inanmak demektir. Te-
    rim olarak Hz. Peygamber’i, Allah’tan getirdiği kesin olarak bili-
    nen hükümlerde (zarurat-ı diniyye) tasdik etmek, onun haber
    verdiği şeyleri tereddütsüz kabul edip bunların gerçek ve doğru
    olduğuna gönülden inanmaktır. O halde imanın gerçeği ve özü
    kalbin tasdikidir. Bu tasdik, imanın değişmeyen aslî unsurudur.
    Kişinin kalbinde neyin gizli olduğunu Allah’tan başka kimse bile-
    mez. Bu durumda bir insanın iman ettiği, tercihen kendisinin söy-
    lemesi veya namaz kılması gibi mümin olduğunu gösteren bazı
    ibadet ve zahirî davranışları yapmasıyla anlaşılır. Bu durumda o
    kimse mümin olarak tanınır. Çevresinde de ona Müslüman mu-
    amelesi yapılır.
    Görüldüğü gibi imanın; kalbe atfedilen bir eylem olmakla be-
    raber kişisel ve toplumsal davranışlarla da ilişkisi vardır. Nitekim
    müminlerin özelliklerine işaret edilirken; “şüpheden uzak dur-
    mak, doğru söylemek, huzur bulmak, güven duymak, Allah için
    sevmek, komşuya ve arkadaşa yardım etmek, iyiliği emretmek,
    kötülükten alıkoymak, iffeti korumak, zekât vermek, oruç tutmak
    ve namaz kılmak” gibi hususlara dikkat çekilmektedir. Aslında bu
    tür davranışlar aynı zamanda imanın hayata yansıyan yönlerini de
    ifade etmektedir. Diğer taraftan müminler; “Allah’a eş koşma-
    mak, O’nun haram kıldığı cana kıymamak, zina etmemek ve içki
    içmemek” gibi yasaklanmış davranışlara karşı da uyarılmışlardır.
    Böylece iradeye bağlı olarak, imanın ilâhî rızaya uygun amellerle
    desteklenmesi istenmektedir. Nitekim imanın tanımlarından biri
    de; “kalp ile tasdik, dil ile ikrar ve organlarla amel” şeklinde yapıl-
    mıştır. Bir başka ayette ise gerçek müminler; Allah anıldığı zaman,
    yürekleri titreyen, O’nun ayetleri okunduğunda imanları artan ve

    yalnız rablerine güvenen, namazlarını kılan ve servetlerinden
    Allah yolunda harcayan kimselerolarak nitelendirilmişlerdir. (Enfal,2-4)
    yalnız rablerine güvenen, na-mazlarını kılan ve servetlerinden
    Allah yolunda harcayan kimselerolarak nitelendirilmişlerdir. (Enfal





+ Yorum Gönder