Konusunu Oylayın.: Peygamberimizin latifelerinin isimleri nelerdir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Peygamberimizin latifelerinin isimleri nelerdir?
  1. 06.Şubat.2011, 18:48
    1
    Misafir

    Peygamberimizin latifelerinin isimleri nelerdir?






    Peygamberimizin latifelerinin isimleri nelerdir? Mumsema peygamberimizin latifelerinin isimleri nelerdir?


  2. 06.Şubat.2011, 18:48
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 07.Şubat.2011, 13:24
    2
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: peygamberimizin latifelerinin isimleri nelerdir?




    peygamber efendimiz(S.A.V) saka yapmayı sever fakat asla insanları üzücü ve kırıcı sakalar yapmaz ashabınında yapmasına engel olurdu.


    Bir gün ümmü eymen isimli bir kadın rasulullah a gelerek

    ''ya resulullah kocam sizi davet ediyor '' deyince resulullah ''kocanız iki gözünde beyazlık olan adam mı ?''die sordular ''hayır hayır onun gözünde beyazlık yoktur" "Hayır hayır var.'' kadın yine "hayır yok" deyince rasulullah''gözünde beyazlık olmayan olurmu? buyurdular...


    Kendisine cocuk yastan itabaren hizmette buklunan hz. enes e latife olsun die iki kulaklı derdi.Efendimizden yüzlerce hadis nakleden hz. enesin işitme duyusu oldukca kuvvetliydi.Çabuk işitirdi.Bu saka onun için büyük bir iltifattı.Ve daha dikkatli dinlemeya teşvik manası tasıyordu.


    Hz. Ali ile beraber kahvaltı etmektedirler.Hz. peygamber gülümsemektedir, çünküçaktırmadan yedigi zeytinleri Hz. Ali nin önüne yıgar.Sonunda Hz. ali ye onundaki zeytinleri göstererek'' ey ali cok acıkmıssın herhalde, ne kadarda cok zeytin yemişsin'' der.Hz. Ali şakayı anlar ve hemen cvp verir''evet ya resulullah'' der,, fakat siz daha cok acıkmıssınızherhalde ,önünüzde hiç cekirdek yok cekirdekleriyle beraber yemişsiniz”.


    Yaşlı bir kadın mescide gelir ve Peygamber efendimize; “Ey Allah’ın elçisi, benm için dua ette Allah beni cennetine koysn.” der

    Hz Peygamber ; “Yaslı kadınlar cennete giremez” der.

    Bunun üzerine kadın üzülür ve aglamaya baslar. Resulullah gülerek ;üzülme”Der, cennete herkes gençlesmiş olarak girecek”.


    bir arkadası peygamberimizden bir binek devesi ister ..O; “olur der seni bir dişi deve yavrusuna bindirelim”. arkadası sasırarak itaraz eder

    -“İyi ama ben deve yavrusunu napıyım? İşime yaramazki”

    HZ Peygamber güler ve; “bütün develer bir dişi yavrusu degilmi'' der.


    Resulallahın (a.s.m.), Zâhir isimli bir sahabesi vardı. Zahir, çölde yaşardı. Ara sıra Allah Resûlüne, çöl çiçek ve meyvelerinden hediyeler getirir, Peygamberimiz de onu çölde lazım olabilecek hediyelerle sevindirirlerdi. Efendimizin şakalaştığı sahabelerden biri de Zâhir idi. Onun için Peygamberimiz:

    "Zâhir, bizim çölümüz, biz de onun şehriyiz," buyururlardı. Ticaretle uğraşan Zâhir, yine bir gün bir şeyler satmak amacıyla şehre gelmişti. Resûlüllah Efendimiz, o görmeden arkasından gelip, kollarından tuttuktan sonra gözlerini kapadılar.Zâhir, telaşlı bir şekilde:

    "Kimsin? Beni bırak," diyerek geri döndü. Peygamberimiz olduğunu görünce de sevindi ve başını, Resûlullahın şefkatli sinesine koydu.

    Allah Resûlü şakalarına şu soruyla devam ettiler:

    "Bu köleyi kim satın alır?"

    Bu soruya Zâhir:

    "Pek alıcı bulamazsınız, benim ne değerim olabilir ki ?" diye cevap verince, Peygamberimiz şöyle buyurdular:

    "Sen görünüşte belki öylesin, fakat Allah katında değeri yüksek, pahası ağır bir kölesin."


    Sahabîlerin içinde Nuayman adında çok şakacı birisi vardı. Yaptığı şakalar bazen aşırıya kaçardı. Fakat yine de Peygamberimiz onu anlayışla karşılardı.

    Bir gün çölde yaşayan bedevi Araplardan birisi Peygamberimizi ziyarete gelmişti. Devesini Mescidin avlusuna bağlayıp içeri girmişti.

    Sahabîlerden birisi deveyi görünce Nuayman'a:

    "Şu deveyi kessen de etini yesek, eti çok özledik. Nasıl olsa Peygamberimiz devenin parasını ödeyecektir."

    Nuayman da itiraz etmedi ve deveyi yere yatırdı, kesti ve başladı yüzmeye.

    Devenin sahibi Peygamberimizin huzurundan çıkınca bir de ne görsün, devesinin derisi yüzülüyor.

    "Eyvah! Devemi kesmişler" diye feryada başladı.

    Peygamber Efendimiz dışarı çıktı:

    "Bunu kim yaptı?" diye sordu.

    "Nuayman yaptı" dediler.

    Nuayman kaçmıştı. Peygamber Efendimiz Nuayman'ın peşine düştü, aramaya koyuldu.

    Sonunda Duabaa adında bir kadının evinin bahçesinde buldu. Nuayman evin avlusundaki çukura girmiş, üzerini de hurma ağacı yaprağı ile örtmüştü.

    Peygamberimiz eve girince birisi bir taraftan yüksek sesle:

    "Biz onu görmedik" diyor, bir taraftan da parmağıyla Nuayman'ın saklandığı çukura işaret ediyordu.

    Peygamberimiz gitti, onu çukurdan çıkardı. Nuayman'ın yüzü gözü toz toprak içinde kalmıştı. Peygamberimiz sordu:

    "Niçin böyle yaptın?"

    Nuayman:

    "Yâ Resulallah, size burada olduğumu söyleyenler yaptırdılar bana..."

    Peygamber Efendimiz bir yandan Nuayman'ın yüzünü gözünü siliyor, diğer yandan da gülüyordu.

    Peygamberimiz daha sonra deve sahibine devesinin parasını ödedi ve işi tatlıya bağladı


    Sahabelerin aktardıkları olaylardan anlaşıldığı gibi, Peygamber Efendimiz hem ailesi hem de sahabeleri ile sık sık şakalaşır, onların yaptıkları esprilere güler ve onlara güzel isimler veya lakaplar takardı. Ancak, her konuda olduğu gibi şakalaşma konusunda da Peygamberimiz (sav) çok ince düşünceli, vicdanlı ve anlayışlı davranırdı. Peygamberimiz (sav)'in şakalar konusunda ashabına verdiği tavsiyeler şöyle özetlenebilir

    - Ben şaka yaparım ama sadece doğru olanı söylerim

    - Bir Müslümanın kardeşini korkutması helal değildir

    - Kardeşinle münakaşa etme, alaya alarak onunla şakalaşma.

    - Başkalarını güldürmek için yalan söyleyene yazıklar olsun.

    - Kul, şaka da olsa yalan söylemeyi, doğru da olsa münakaşa etmeyi bırakmadıkça iyi bir mümin olamaz.

    - Şaka da olsa yalan söylemeyin.


  4. 07.Şubat.2011, 13:24
    2
    Özel Üye



    peygamber efendimiz(S.A.V) saka yapmayı sever fakat asla insanları üzücü ve kırıcı sakalar yapmaz ashabınında yapmasına engel olurdu.


    Bir gün ümmü eymen isimli bir kadın rasulullah a gelerek

    ''ya resulullah kocam sizi davet ediyor '' deyince resulullah ''kocanız iki gözünde beyazlık olan adam mı ?''die sordular ''hayır hayır onun gözünde beyazlık yoktur" "Hayır hayır var.'' kadın yine "hayır yok" deyince rasulullah''gözünde beyazlık olmayan olurmu? buyurdular...


    Kendisine cocuk yastan itabaren hizmette buklunan hz. enes e latife olsun die iki kulaklı derdi.Efendimizden yüzlerce hadis nakleden hz. enesin işitme duyusu oldukca kuvvetliydi.Çabuk işitirdi.Bu saka onun için büyük bir iltifattı.Ve daha dikkatli dinlemeya teşvik manası tasıyordu.


    Hz. Ali ile beraber kahvaltı etmektedirler.Hz. peygamber gülümsemektedir, çünküçaktırmadan yedigi zeytinleri Hz. Ali nin önüne yıgar.Sonunda Hz. ali ye onundaki zeytinleri göstererek'' ey ali cok acıkmıssın herhalde, ne kadarda cok zeytin yemişsin'' der.Hz. Ali şakayı anlar ve hemen cvp verir''evet ya resulullah'' der,, fakat siz daha cok acıkmıssınızherhalde ,önünüzde hiç cekirdek yok cekirdekleriyle beraber yemişsiniz”.


    Yaşlı bir kadın mescide gelir ve Peygamber efendimize; “Ey Allah’ın elçisi, benm için dua ette Allah beni cennetine koysn.” der

    Hz Peygamber ; “Yaslı kadınlar cennete giremez” der.

    Bunun üzerine kadın üzülür ve aglamaya baslar. Resulullah gülerek ;üzülme”Der, cennete herkes gençlesmiş olarak girecek”.


    bir arkadası peygamberimizden bir binek devesi ister ..O; “olur der seni bir dişi deve yavrusuna bindirelim”. arkadası sasırarak itaraz eder

    -“İyi ama ben deve yavrusunu napıyım? İşime yaramazki”

    HZ Peygamber güler ve; “bütün develer bir dişi yavrusu degilmi'' der.


    Resulallahın (a.s.m.), Zâhir isimli bir sahabesi vardı. Zahir, çölde yaşardı. Ara sıra Allah Resûlüne, çöl çiçek ve meyvelerinden hediyeler getirir, Peygamberimiz de onu çölde lazım olabilecek hediyelerle sevindirirlerdi. Efendimizin şakalaştığı sahabelerden biri de Zâhir idi. Onun için Peygamberimiz:

    "Zâhir, bizim çölümüz, biz de onun şehriyiz," buyururlardı. Ticaretle uğraşan Zâhir, yine bir gün bir şeyler satmak amacıyla şehre gelmişti. Resûlüllah Efendimiz, o görmeden arkasından gelip, kollarından tuttuktan sonra gözlerini kapadılar.Zâhir, telaşlı bir şekilde:

    "Kimsin? Beni bırak," diyerek geri döndü. Peygamberimiz olduğunu görünce de sevindi ve başını, Resûlullahın şefkatli sinesine koydu.

    Allah Resûlü şakalarına şu soruyla devam ettiler:

    "Bu köleyi kim satın alır?"

    Bu soruya Zâhir:

    "Pek alıcı bulamazsınız, benim ne değerim olabilir ki ?" diye cevap verince, Peygamberimiz şöyle buyurdular:

    "Sen görünüşte belki öylesin, fakat Allah katında değeri yüksek, pahası ağır bir kölesin."


    Sahabîlerin içinde Nuayman adında çok şakacı birisi vardı. Yaptığı şakalar bazen aşırıya kaçardı. Fakat yine de Peygamberimiz onu anlayışla karşılardı.

    Bir gün çölde yaşayan bedevi Araplardan birisi Peygamberimizi ziyarete gelmişti. Devesini Mescidin avlusuna bağlayıp içeri girmişti.

    Sahabîlerden birisi deveyi görünce Nuayman'a:

    "Şu deveyi kessen de etini yesek, eti çok özledik. Nasıl olsa Peygamberimiz devenin parasını ödeyecektir."

    Nuayman da itiraz etmedi ve deveyi yere yatırdı, kesti ve başladı yüzmeye.

    Devenin sahibi Peygamberimizin huzurundan çıkınca bir de ne görsün, devesinin derisi yüzülüyor.

    "Eyvah! Devemi kesmişler" diye feryada başladı.

    Peygamber Efendimiz dışarı çıktı:

    "Bunu kim yaptı?" diye sordu.

    "Nuayman yaptı" dediler.

    Nuayman kaçmıştı. Peygamber Efendimiz Nuayman'ın peşine düştü, aramaya koyuldu.

    Sonunda Duabaa adında bir kadının evinin bahçesinde buldu. Nuayman evin avlusundaki çukura girmiş, üzerini de hurma ağacı yaprağı ile örtmüştü.

    Peygamberimiz eve girince birisi bir taraftan yüksek sesle:

    "Biz onu görmedik" diyor, bir taraftan da parmağıyla Nuayman'ın saklandığı çukura işaret ediyordu.

    Peygamberimiz gitti, onu çukurdan çıkardı. Nuayman'ın yüzü gözü toz toprak içinde kalmıştı. Peygamberimiz sordu:

    "Niçin böyle yaptın?"

    Nuayman:

    "Yâ Resulallah, size burada olduğumu söyleyenler yaptırdılar bana..."

    Peygamber Efendimiz bir yandan Nuayman'ın yüzünü gözünü siliyor, diğer yandan da gülüyordu.

    Peygamberimiz daha sonra deve sahibine devesinin parasını ödedi ve işi tatlıya bağladı


    Sahabelerin aktardıkları olaylardan anlaşıldığı gibi, Peygamber Efendimiz hem ailesi hem de sahabeleri ile sık sık şakalaşır, onların yaptıkları esprilere güler ve onlara güzel isimler veya lakaplar takardı. Ancak, her konuda olduğu gibi şakalaşma konusunda da Peygamberimiz (sav) çok ince düşünceli, vicdanlı ve anlayışlı davranırdı. Peygamberimiz (sav)'in şakalar konusunda ashabına verdiği tavsiyeler şöyle özetlenebilir

    - Ben şaka yaparım ama sadece doğru olanı söylerim

    - Bir Müslümanın kardeşini korkutması helal değildir

    - Kardeşinle münakaşa etme, alaya alarak onunla şakalaşma.

    - Başkalarını güldürmek için yalan söyleyene yazıklar olsun.

    - Kul, şaka da olsa yalan söylemeyi, doğru da olsa münakaşa etmeyi bırakmadıkça iyi bir mümin olamaz.

    - Şaka da olsa yalan söylemeyin.





+ Yorum Gönder