Konusunu Oylayın.: İslam Dini’nin öngördüğü Had Cezaları veya diğer cezalar, İslam ülkesinde yaşayan gayr-i Müslimlere de uygulanır mı?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
İslam Dini’nin öngördüğü Had Cezaları veya diğer cezalar, İslam ülkesinde yaşayan gayr-i Müslimlere de uygulanır mı?
  1. 02.Şubat.2011, 13:14
    1
    Misafir

    İslam Dini’nin öngördüğü Had Cezaları veya diğer cezalar, İslam ülkesinde yaşayan gayr-i Müslimlere de uygulanır mı?






    İslam Dini’nin öngördüğü Had Cezaları veya diğer cezalar, İslam ülkesinde yaşayan gayr-i Müslimlere de uygulanır mı? Mumsema İslam Dini’nin öngördüğü Had Cezaları veya diğer cezalar, İslam ülkesinde yaşayan gayr-i Müslimlere de uygulanır mı?




  2. 02.Şubat.2011, 14:13
    2
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: İslam Dini’nin öngördüğü Had Cezaları veya diğer cezalar, İslam ülkesinde yaşayan gayr-i Müslimlere de uygulanır




    Gayr-ı Müslim vatandaş/Zimmî, mal, can, ırz ve dini için İslâm devleti tarafından güvence verilmiş olan ehl-i kitap; zimmet ehlinden bir kişi demektir.

    Zimmet; söz, güvence, kefâlet, hak, saygı, kendileriyle anlaşma yapılan topluluk anlamlarına gelir. Ehl-i zimmet ise; Hıristiyan, Yahudi ve başkaları gibi ehl-i kitaptan İslâm yurdunda oturanlardan kendileriyle anlaşma yapılanlar demektir. Bir fıkıh terimi olarak zimmet; gayr-i müslimlerin cizye verip itaat etmelerine karşılık İslâm topraklarında yerleşmelerine izin verilmesi; mal, can, ırz ve inançlarının korunması ve dış saldırılara karşı İslâm Devleti tarafından savunulmaları demektir.

    Zimmet sözleşmesinin dâru'l-İslâm'da yapılması caiz görülmeyen bir şartı taşımaması gerekir. Meselâ; kitap ehlinin azınlık liderleri kendi mensuplarına öldürme, idam gibi dilediği muâmelelerde bulunmak şartıyla zimmet anlaşması yapmak isteseler buna muvafakat edilmez. Çünkü, zimmet akdi İslâm Devletine azınlığın mal, can ve ırz güvenliğini sağlama görevini vermiştir.

    İslâm müçtehitleri, zimmet akdinin Müslümanlar için bağlayıcı (lazım) bir akit olduğunda görüş birliği içindedirler. Müslümanlar tek yanlı irade ile böyle bir anlaşmayı bozamazlar. Gayri müslimler için ise bağlayıcı olmayan bir akittir.

    Hanefîlere göre kitap ehli ile yapılan zimmet sözleşmesi aşağıdaki üç sebepten birisi ile bozulabilir.

    a. Zimmî'nin müslüman olması,
    b. Dâru'l-harbe kalmak üzere geçmesi,
    c. Bir bölgede üstünlüğü sağlayarak, İslâm toplumuna karşı savaş açmaları.

    Her devletin kamu düzenini sağlamaya yönelik emir ve yasakları olduğu gibi, İslam hukukunda da bu prensip geçerlidir. Buna göre, gayr-ı Müslimlerin mabetlerine karışılmaz. İçkilerine ve domuzlarına -kamu düzenini bozacak şekilde- bunları açıktan işlemedikleri sürece dokunulmaz.

    Zimmîlerin İslâmî yasaklara saygı göstermesi gerekir. Zimmet ehli, İslâm'ın yasakladığı ve kendi inançlarına göre de yasak olan şeyleri İslâm ülkesinde işlememekle yükümlüdür. Yine zimmîlerin müslümanlarla karışık bulunduğu yerlerde İslâm'ın şeârine, İslam hukukuna aykırı olan şeyleri açığa vurmamakla yükümlüdürler. Bu şey kendi aralarında caiz olsa bile hüküm değişmez. (bk. V. Zuhaylî, el-Fıkhu’l-İslamî, 6/441-450)

    Fakihlerin çoğunluğuna göre müslümana da kâfire de zina haddi uygulanır. Fakat Hanefilere göre muhsan/evli olan gayri müslime recm cezası uygulanmaz, değnek vurulur. Mâlikîlere göre Müslüman olmayan bir erkek Müslüman olmayan bir kadınla zina etse had uygulanmaz. Fakat zinasını açığa vurursa te'dib edilir. Müslüman bir kadını zinaya zorlarsa öldürülür. Şafii ve Hanbelîlere göre pasaportlu gayri müslim yabancılara, ne zina ve ne de içki içme cezası verilmez. Çünkü bunlar Allah haklarından olup, müste'menler bu hakları üstlenmemiştir(bk. a.g.e, 6/42).

    Özetle, şunu unutmamak gerekir ki, bu gün Avrupa devletleri -ibadetler dışında- genel hukuk kurallarını orada bulunan Müslümanlara da uygulamaktadır. Aynı şey İslam hukukunu esas alan İslam ülkelerinin de hakkıdır. Bununla beraber, -yukarıda da işaret edildiği üzere- İslam alimleri gayr-ı müslim vatandaşlar veya pasaportlu olanlar hakkında Avrupa’dan çok daha müsamahalı bir tavır sergilemişlerdir.
    Diğer taraftan, toplum bir insanın bedeni gibidir. Birindeki bozukluk bütün bedeni ilgilendirir. Örneğin gözdeki bir hastalık bedeni de etkiler veya bir hücrenin kanser olması diğer hücreleri de etkiler. Bu açıdan toplumun bir uzvu veya bir hücresi olan kişinin hataları da sadece kendini değil, bütün toplumu ilgilendirir. Örneğin sizi öldüren veya namusunuza kasdeden birisi ben müslüman değilim, bana ceza veremezsiniz diyebilir mi?

    Konuyu akıl, vicdan ve hak gibi noktalardan değerlendirmek, daha sağlıklı karar vermeye neden olacaktır.

    Dinimiz, özel ve gizli günahların araştırılmasına ise asla izin vermez.
    Sorularla İslamiyet.Selam ve dua ile...


  3. 02.Şubat.2011, 14:13
    2
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر



    Gayr-ı Müslim vatandaş/Zimmî, mal, can, ırz ve dini için İslâm devleti tarafından güvence verilmiş olan ehl-i kitap; zimmet ehlinden bir kişi demektir.

    Zimmet; söz, güvence, kefâlet, hak, saygı, kendileriyle anlaşma yapılan topluluk anlamlarına gelir. Ehl-i zimmet ise; Hıristiyan, Yahudi ve başkaları gibi ehl-i kitaptan İslâm yurdunda oturanlardan kendileriyle anlaşma yapılanlar demektir. Bir fıkıh terimi olarak zimmet; gayr-i müslimlerin cizye verip itaat etmelerine karşılık İslâm topraklarında yerleşmelerine izin verilmesi; mal, can, ırz ve inançlarının korunması ve dış saldırılara karşı İslâm Devleti tarafından savunulmaları demektir.

    Zimmet sözleşmesinin dâru'l-İslâm'da yapılması caiz görülmeyen bir şartı taşımaması gerekir. Meselâ; kitap ehlinin azınlık liderleri kendi mensuplarına öldürme, idam gibi dilediği muâmelelerde bulunmak şartıyla zimmet anlaşması yapmak isteseler buna muvafakat edilmez. Çünkü, zimmet akdi İslâm Devletine azınlığın mal, can ve ırz güvenliğini sağlama görevini vermiştir.

    İslâm müçtehitleri, zimmet akdinin Müslümanlar için bağlayıcı (lazım) bir akit olduğunda görüş birliği içindedirler. Müslümanlar tek yanlı irade ile böyle bir anlaşmayı bozamazlar. Gayri müslimler için ise bağlayıcı olmayan bir akittir.

    Hanefîlere göre kitap ehli ile yapılan zimmet sözleşmesi aşağıdaki üç sebepten birisi ile bozulabilir.

    a. Zimmî'nin müslüman olması,
    b. Dâru'l-harbe kalmak üzere geçmesi,
    c. Bir bölgede üstünlüğü sağlayarak, İslâm toplumuna karşı savaş açmaları.

    Her devletin kamu düzenini sağlamaya yönelik emir ve yasakları olduğu gibi, İslam hukukunda da bu prensip geçerlidir. Buna göre, gayr-ı Müslimlerin mabetlerine karışılmaz. İçkilerine ve domuzlarına -kamu düzenini bozacak şekilde- bunları açıktan işlemedikleri sürece dokunulmaz.

    Zimmîlerin İslâmî yasaklara saygı göstermesi gerekir. Zimmet ehli, İslâm'ın yasakladığı ve kendi inançlarına göre de yasak olan şeyleri İslâm ülkesinde işlememekle yükümlüdür. Yine zimmîlerin müslümanlarla karışık bulunduğu yerlerde İslâm'ın şeârine, İslam hukukuna aykırı olan şeyleri açığa vurmamakla yükümlüdürler. Bu şey kendi aralarında caiz olsa bile hüküm değişmez. (bk. V. Zuhaylî, el-Fıkhu’l-İslamî, 6/441-450)

    Fakihlerin çoğunluğuna göre müslümana da kâfire de zina haddi uygulanır. Fakat Hanefilere göre muhsan/evli olan gayri müslime recm cezası uygulanmaz, değnek vurulur. Mâlikîlere göre Müslüman olmayan bir erkek Müslüman olmayan bir kadınla zina etse had uygulanmaz. Fakat zinasını açığa vurursa te'dib edilir. Müslüman bir kadını zinaya zorlarsa öldürülür. Şafii ve Hanbelîlere göre pasaportlu gayri müslim yabancılara, ne zina ve ne de içki içme cezası verilmez. Çünkü bunlar Allah haklarından olup, müste'menler bu hakları üstlenmemiştir(bk. a.g.e, 6/42).

    Özetle, şunu unutmamak gerekir ki, bu gün Avrupa devletleri -ibadetler dışında- genel hukuk kurallarını orada bulunan Müslümanlara da uygulamaktadır. Aynı şey İslam hukukunu esas alan İslam ülkelerinin de hakkıdır. Bununla beraber, -yukarıda da işaret edildiği üzere- İslam alimleri gayr-ı müslim vatandaşlar veya pasaportlu olanlar hakkında Avrupa’dan çok daha müsamahalı bir tavır sergilemişlerdir.
    Diğer taraftan, toplum bir insanın bedeni gibidir. Birindeki bozukluk bütün bedeni ilgilendirir. Örneğin gözdeki bir hastalık bedeni de etkiler veya bir hücrenin kanser olması diğer hücreleri de etkiler. Bu açıdan toplumun bir uzvu veya bir hücresi olan kişinin hataları da sadece kendini değil, bütün toplumu ilgilendirir. Örneğin sizi öldüren veya namusunuza kasdeden birisi ben müslüman değilim, bana ceza veremezsiniz diyebilir mi?

    Konuyu akıl, vicdan ve hak gibi noktalardan değerlendirmek, daha sağlıklı karar vermeye neden olacaktır.

    Dinimiz, özel ve gizli günahların araştırılmasına ise asla izin vermez.
    Sorularla İslamiyet.Selam ve dua ile...





+ Yorum Gönder