Konusunu Oylayın.: Sahabelerin peygamber sevgisini açıklarmısınız? anlatırmısınız?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Sahabelerin peygamber sevgisini açıklarmısınız? anlatırmısınız?
  1. 31.Ocak.2011, 02:46
    1
    Misafir

    Sahabelerin peygamber sevgisini açıklarmısınız? anlatırmısınız?






    Sahabelerin peygamber sevgisini açıklarmısınız? anlatırmısınız? Mumsema Sahabelerin peygamber sevgisini açıklarmısınız? anlatırmısınız?


  2. 31.Ocak.2011, 07:50
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,811
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Sahabelerin peygamber sevgisini açıklarmısınız? anlatırmısınız?




    Peygamberimiz (sav), çevresindeki Müslümanlarla çok yakından ilgilenirdi. Onların her birinin imanını, tavrını, temizliğini, neşesini, sağlığını yakından takip ederdi. Her birinin eksiklerini, ihtiyaçlarını gözetir, temin edilmesini sağlardı. Onlarla olan sohbetlerinde ise, onları çok hoş tutar, gönüllerini alırdı. Sahabeler yanından neşe ve huzur içinde ayrılırlardı.

    En yakınlarından biri olan Hz. Ali (ra), Peygamberimiz (sav)'in sohbetlerindeki ortamı ve sahabeleriyle olan ilişkisini şöyle açıklamıştır:

    "Resulullah insanların eli en açık, gönlü en geniş ve şivesi en düzgün olanı, yüklendiği işi en iyi şekilde ifa edeni, en yumuşak huyluları ve sohbeti en güzel olanıydı. Onu tanıyıp sohbetinde bulunanlar ona severek sokulurdu. Onu niteleyen: 'Ondan önce de ondan sonra da onun gibisini görmedim' derdi. Ne zaman kendisinden bir şey istense onu mutlaka verirdi."161

    "(Birlikte) oturduğu kimselerin her biriyle ilgilenir, farklı muamele ettiği izlenimi vermezdi. İhtiyacını gidermesi için onunla oturan veya onu ayakta tutan kimseye karşı sabırlı olur, o kişi ayrılmadıkça kendisi onu terk edip ayrılmazdı."162

    "Ashabını özler, (göremediği zaman) sorardı. İnsanların durumlarının nasıl olduğunu, işlerinin ne alemde olduğunu da sorardı. Güzele güzel, çirkine çirkin derdi."163

    "Daima doğruların yanındaydı, başkasını kabul etmezdi. Yanına geçici olarak girerlerdi, çıktıklarında mutmain olarak çıkarlardı. Yanından birer delil ve kılavuz olarak çıkarlardı."164

    Gelen yabancıların aşırı ve mantık dışı davranışlarını sabırla karşılardı. Ashab bazen buna kızarlardı da o onları teskin eder, şöyler derdi: "böyle kimseleri gördüğünüzde onu irşad edin!"165

    "Kimsenin sözünü kesmez, bitirinceye kadar beklerdi."166

    "... İnsanları birbirine sevdirecek, birbirlerine kaynaştıracak şeyleri konuşurdu. Onları ürkütmez, kaçırmazdı. Her kavmin liderine önem atfederdi; ikram ederdi..."167

    Torunu Hz. Hasan (ra) ise Peygamberimiz (sav) için şunları söylemiştir:

    "Bakışları son derece anlamlı idi... Mani kelimelerle (az sözle çok mana ifade edecek şekilde) gayet güzel ve veciz konuşurdu. Sözlerinde ne fazlalık olurdu ve ne de eksiklik."168

    İleri gelen kimselerle de sade vatandaşlarla da eşit şekilde konuşurdu. Onlardan hiçbir şeyi saklamazdı."169

    Ebu Zer (ra,) Peygamberimiz (sav)'in sahabelerine karşı sevgi dolu tavrını şöyle anlatmıştır:

    "Bir gün Peygamberimizin yanına gittim. Bir divanda oturuyordu. Kalktı beni kucakladı. Bu kucaklaması gerçekten pek içtendi."170

    Ebu Hüreyre (ra) ise Hz. Muhammed (sav)'in insanlara karşı son derece ince düşünceli ve insaniyetli olan güzel tavrını şöyle tarif etmiştir:

    "Allah Resulü'nün elini birisi tuttuğunda o kişi elini bırakmadıkça, Resulullah elini çekmezdi. Kendisiyle konuşan herkese karşı yüzünü döndürür, konuşan lafını bitirmeden çehresini çevirmezdi."171

    Peygamberimiz (sav), sahabelerinin rahatsızlıkları ile de yakından ilgilenirdi. Zayıf olanların kilo almaları, kilosu fazla olanların diyet yapmalarını, yiyeceklerin faydalı olanlarını seçmelerini tavsiye ederdi.172 Örneğin bazı hastalıklarında, sahabelerine bal şerbeti içmelerini tavsiye etmiştir.173

    Hz. Ebu Hüreyre (ra)'nin anlattığına göre, bir gün Ebu Hüreyre (ra) bayıldığında, Peygamberimiz (sav) onu kendisi ayağa kaldırmış, evine getirmiş ve aç olduğunu anlayarak ona ilk önce süt içirmiştir.174


  3. 31.Ocak.2011, 07:50
    2
    Editör



    Peygamberimiz (sav), çevresindeki Müslümanlarla çok yakından ilgilenirdi. Onların her birinin imanını, tavrını, temizliğini, neşesini, sağlığını yakından takip ederdi. Her birinin eksiklerini, ihtiyaçlarını gözetir, temin edilmesini sağlardı. Onlarla olan sohbetlerinde ise, onları çok hoş tutar, gönüllerini alırdı. Sahabeler yanından neşe ve huzur içinde ayrılırlardı.

    En yakınlarından biri olan Hz. Ali (ra), Peygamberimiz (sav)'in sohbetlerindeki ortamı ve sahabeleriyle olan ilişkisini şöyle açıklamıştır:

    "Resulullah insanların eli en açık, gönlü en geniş ve şivesi en düzgün olanı, yüklendiği işi en iyi şekilde ifa edeni, en yumuşak huyluları ve sohbeti en güzel olanıydı. Onu tanıyıp sohbetinde bulunanlar ona severek sokulurdu. Onu niteleyen: 'Ondan önce de ondan sonra da onun gibisini görmedim' derdi. Ne zaman kendisinden bir şey istense onu mutlaka verirdi."161

    "(Birlikte) oturduğu kimselerin her biriyle ilgilenir, farklı muamele ettiği izlenimi vermezdi. İhtiyacını gidermesi için onunla oturan veya onu ayakta tutan kimseye karşı sabırlı olur, o kişi ayrılmadıkça kendisi onu terk edip ayrılmazdı."162

    "Ashabını özler, (göremediği zaman) sorardı. İnsanların durumlarının nasıl olduğunu, işlerinin ne alemde olduğunu da sorardı. Güzele güzel, çirkine çirkin derdi."163

    "Daima doğruların yanındaydı, başkasını kabul etmezdi. Yanına geçici olarak girerlerdi, çıktıklarında mutmain olarak çıkarlardı. Yanından birer delil ve kılavuz olarak çıkarlardı."164

    Gelen yabancıların aşırı ve mantık dışı davranışlarını sabırla karşılardı. Ashab bazen buna kızarlardı da o onları teskin eder, şöyler derdi: "böyle kimseleri gördüğünüzde onu irşad edin!"165

    "Kimsenin sözünü kesmez, bitirinceye kadar beklerdi."166

    "... İnsanları birbirine sevdirecek, birbirlerine kaynaştıracak şeyleri konuşurdu. Onları ürkütmez, kaçırmazdı. Her kavmin liderine önem atfederdi; ikram ederdi..."167

    Torunu Hz. Hasan (ra) ise Peygamberimiz (sav) için şunları söylemiştir:

    "Bakışları son derece anlamlı idi... Mani kelimelerle (az sözle çok mana ifade edecek şekilde) gayet güzel ve veciz konuşurdu. Sözlerinde ne fazlalık olurdu ve ne de eksiklik."168

    İleri gelen kimselerle de sade vatandaşlarla da eşit şekilde konuşurdu. Onlardan hiçbir şeyi saklamazdı."169

    Ebu Zer (ra,) Peygamberimiz (sav)'in sahabelerine karşı sevgi dolu tavrını şöyle anlatmıştır:

    "Bir gün Peygamberimizin yanına gittim. Bir divanda oturuyordu. Kalktı beni kucakladı. Bu kucaklaması gerçekten pek içtendi."170

    Ebu Hüreyre (ra) ise Hz. Muhammed (sav)'in insanlara karşı son derece ince düşünceli ve insaniyetli olan güzel tavrını şöyle tarif etmiştir:

    "Allah Resulü'nün elini birisi tuttuğunda o kişi elini bırakmadıkça, Resulullah elini çekmezdi. Kendisiyle konuşan herkese karşı yüzünü döndürür, konuşan lafını bitirmeden çehresini çevirmezdi."171

    Peygamberimiz (sav), sahabelerinin rahatsızlıkları ile de yakından ilgilenirdi. Zayıf olanların kilo almaları, kilosu fazla olanların diyet yapmalarını, yiyeceklerin faydalı olanlarını seçmelerini tavsiye ederdi.172 Örneğin bazı hastalıklarında, sahabelerine bal şerbeti içmelerini tavsiye etmiştir.173

    Hz. Ebu Hüreyre (ra)'nin anlattığına göre, bir gün Ebu Hüreyre (ra) bayıldığında, Peygamberimiz (sav) onu kendisi ayağa kaldırmış, evine getirmiş ve aç olduğunu anlayarak ona ilk önce süt içirmiştir.174


  4. 31.Ocak.2011, 07:51
    3
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,811
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Sahabelerin peygamber sevgisini açıklarmısınız? anlatırmısınız?

    Mekke, Kabe, Kral Fahd kapısı


    Andolsun size, içinizden sıkıntıya düşmeniz onun gücüne giden, size pek düşkün, müminlere şefkatli ve esirgeyici olan bir elçi gelmiştir.
    (Tevbe Suresi, 128)





    PEYGAMBERİMİZ (SAV) SAHABELERİNE ŞAKALAR YAPAR, ONLARLA BİRLİKTE GÜLERDİ



    Topkapı Sarayı Kutsal Emanetler Bölümü'nde bulunan Kabe kilidi.

    Sahabelerin aktardıkları olaylardan anlaşıldığı gibi, Peygamber Efendimiz hem ailesi hem de sahabeleri ile sık sık şakalaşır, onların yaptıkları esprilere güler ve onlara güzel isimler veya lakaplar takardı. Ancak, her konuda olduğu gibi şakalaşma konusunda da Peygamberimiz (sav) çok ince düşünceli, vicdanlı ve anlayışlı davranırdı. Peygamberimiz (sav)'in şakalar konusunda ashabına verdiği tavsiyeler şöyle özetlenebilir:

    - "Ben şaka yaparım ama sadece doğru olanı söylerim"

    - "Bir Müslümanın kardeşini korkutması helal değildir"

    - "Kardeşinle münakaşa etme, alaya alarak onunla şakalaşma."

    - "Başkalarını güldürmek için yalan söyleyene yazıklar olsun."

    - "Kul, şaka da olsa yalan söylemeyi, doğru da olsa münakaşa etmeyi bırakmadıkça iyi bir mümin olamaz."

    - "Şaka da olsa yalan söylemeyin."175


    PEYGAMBERİMİZ (SAV)'İN SEVGİ KONUSUNDAKİ TAVSİYELERİ

    Peygamber Efendimizin özellikle üzerinde durduğu en önemli konulardan biri, müminlerin birbirlerini hiçbir çıkar gözetmeden, içten bir sevgi ile sevmeleri ve birbirlerine karşı kin, öfke ve kıskançlık gibi kötü hisler beslememeleriydi. Peygamberimiz (sav) hem bu konuda müminlere en güzel örnek olmuş, hem de onlara sık sık bu konularda tavsiyelerde bulunmuştur.

    Allah bu konu hakkında Kuran'da şöyle buyurmaktadır:

    İşte Allah , iman edip salih amellerde bulunan kullarına böyle müjde vermektedir. De ki: "Ben buna karşı yakınlıkta sevgi dışında sizden hiçbir ücret istemiyorum." Kim bir iyilik kazanırsa, biz ondaki iyiliği arttırırız. Gerçekten Allah , bağışlayandır, şükredene karşılığını verendir. (Şura Suresi, 23)

    Peygamber Efendimizin sevgi, dostluk ve kardeşlik hakkındaki hadis-i şeriflerinden bazıları ise şöyledir:

    "Mümin kendisi için sevdiğini kardeşi için de arzular."176


  5. 31.Ocak.2011, 07:51
    3
    Editör
    Mekke, Kabe, Kral Fahd kapısı


    Andolsun size, içinizden sıkıntıya düşmeniz onun gücüne giden, size pek düşkün, müminlere şefkatli ve esirgeyici olan bir elçi gelmiştir.
    (Tevbe Suresi, 128)





    PEYGAMBERİMİZ (SAV) SAHABELERİNE ŞAKALAR YAPAR, ONLARLA BİRLİKTE GÜLERDİ



    Topkapı Sarayı Kutsal Emanetler Bölümü'nde bulunan Kabe kilidi.

    Sahabelerin aktardıkları olaylardan anlaşıldığı gibi, Peygamber Efendimiz hem ailesi hem de sahabeleri ile sık sık şakalaşır, onların yaptıkları esprilere güler ve onlara güzel isimler veya lakaplar takardı. Ancak, her konuda olduğu gibi şakalaşma konusunda da Peygamberimiz (sav) çok ince düşünceli, vicdanlı ve anlayışlı davranırdı. Peygamberimiz (sav)'in şakalar konusunda ashabına verdiği tavsiyeler şöyle özetlenebilir:

    - "Ben şaka yaparım ama sadece doğru olanı söylerim"

    - "Bir Müslümanın kardeşini korkutması helal değildir"

    - "Kardeşinle münakaşa etme, alaya alarak onunla şakalaşma."

    - "Başkalarını güldürmek için yalan söyleyene yazıklar olsun."

    - "Kul, şaka da olsa yalan söylemeyi, doğru da olsa münakaşa etmeyi bırakmadıkça iyi bir mümin olamaz."

    - "Şaka da olsa yalan söylemeyin."175


    PEYGAMBERİMİZ (SAV)'İN SEVGİ KONUSUNDAKİ TAVSİYELERİ

    Peygamber Efendimizin özellikle üzerinde durduğu en önemli konulardan biri, müminlerin birbirlerini hiçbir çıkar gözetmeden, içten bir sevgi ile sevmeleri ve birbirlerine karşı kin, öfke ve kıskançlık gibi kötü hisler beslememeleriydi. Peygamberimiz (sav) hem bu konuda müminlere en güzel örnek olmuş, hem de onlara sık sık bu konularda tavsiyelerde bulunmuştur.

    Allah bu konu hakkında Kuran'da şöyle buyurmaktadır:

    İşte Allah , iman edip salih amellerde bulunan kullarına böyle müjde vermektedir. De ki: "Ben buna karşı yakınlıkta sevgi dışında sizden hiçbir ücret istemiyorum." Kim bir iyilik kazanırsa, biz ondaki iyiliği arttırırız. Gerçekten Allah , bağışlayandır, şükredene karşılığını verendir. (Şura Suresi, 23)

    Peygamber Efendimizin sevgi, dostluk ve kardeşlik hakkındaki hadis-i şeriflerinden bazıları ise şöyledir:

    "Mümin kendisi için sevdiğini kardeşi için de arzular."176


  6. 31.Ocak.2011, 07:51
    4
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,811
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Sahabelerin peygamber sevgisini açıklarmısınız? anlatırmısınız?

    "Hediyeleşin, birbirinizi sevin. Birbirinize yiyecek hediye edin. Bu, rızkınızda genişlik hasıl eder."177

    "Ziyaretleşin, hediyeleşin. Çünkü ziyaret sevgiyi perçinler, hediye de kalpteki kötü duyguları söker atar."178

    "Birbirinizi kıskanmayınız, birbirinize kin tutmayınız, birbirinize çirkin sözler söylemeyiniz, birbirinize sırtlarınızı dönmeyiniz, kiminiz kiminizi arkasından çekiştirmesin. Allah 'ın kulları kardeşler olunuz."179

    "Sizden önceki toplumların derdi size de bulaştı: Haset ve kin. Kin beslemek kökten kazıyan şeydir. Allah 'a yemin ederim ki iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olamazsınız. Size birbirinizi seveceğiniz bir şeyi haber vereyim mi? Aranızda selamı yayın."180

    PEYGAMBER EFENDİMİZİN ÇOCUKLARA OLAN İLGİSİ VE ŞEFKATİ

    Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)'in tüm insanlığa örnek olan şefkati, merhameti ve müminlere olan düşkünlüğü, çocuklara olan tavrında da çok yoğun olarak görülmektedir. Peygamberimiz (sav) hem kendi çocukları ve torunları hem de ashabının çocukları ile çok yakından ilgilenmiş, doğumlarından isimlerinin konmasına, sağlıklarından ilimlerinin artmasına, giyimlerinden oynadıkları oyunlara kadar onlar için tavsiyelerde bulunmuş, hatta bizzat yol göstermiş, ilgilenmiştir.

    Örneğin, Peygamber Efendimiz, kızı Hz. Fatıma (ra)'ya, her iki torununun doğumundan hemen önce"Doğum olunca bana haber vermeden çocuğa hiçbir şey yapmayın"181 diye tembihlemiştir. Bebeklerin doğumundan sonra ise onların beslenmelerini, bakımlarını ve nasıl korunacaklarını bizzat göstererek anlatmıştır.

    Peygamberimiz (sav) ayrıca, yeni doğan bebeklere, çocuklarına, torunlarına ve ashabının çocuklarına hep dua etmiştir. Onları severken ya da onların oyunlarını izlerken, onlar için Allah 'tan hayırlı ve uzun bir ömür, ilim, hikmet ve iman istemiştir. Örneğin torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'e her vesilede dua etmiş ve bu duasının, Hz. İbrahim'in Hz. İshak ve Hz. İsmail için ettiği dua olduğunu belirtmiştir.182

    Ashabından İbn-i Abbas (ra) çocukken Peygamberimiz (sav)'in kendisine "Allah 'ım buna hikmeti öğret" diye dua ettiğini aktarır. Ashabından Enes (ra)'e ise çocukluk döneminde, Allah 'ın mal ve evladını çok ve ömrünü uzun kılması ve verdiklerinin Enes (ra) hakkında hayırlı ve mübarek olması için dua etmiştir.183

    Peygamber Efendimiz çocukların oyununa da çok önem vermiş, hatta zaman zaman onlarla oyun oynayarak ilgilenmiştir. Hz. Peygamber (sav), "Çocuğu olan onunla çocuklaşsın"184 diyerek, anne babalara çocuklarını bizzat eğlendirmelerini tavsiye etmiştir. Peygamberimiz (sav) çocukların yüzme, koşu, güreş gibi oyun ve sporlarla meşgul edilmelerini de tavsiye etmiş, hatta torunlarını ve çevresindeki çocukları buna teşvik etmiştir.

    Birçok sahabe, Peygamber Efendimizin çocukları nasıl sevdiğini, onlarla nasıl ilgilendiğini ve oyunlar oynadığını aktarmıştır. Bunlardan bazıları şöyledir:

    Hz. Enes (ra):

    "Resulullah aleyhissalatu vesselam çocuklarla şakalaşmada insanların en önde olanıydı."185

    El Bera (ra):

    "Peygamber SallAllah u aleyhi ve sellemi Hasan omuzunda iken gördüm…"186

    "Peygamberimiz (sav) kızı Hz. Fatıma (ra)'ya şöyle derdi: 'Haydi şu oğullarımı (Hasan ve Hüseyin) çağır bana!' Ondan sonra o ikisini göğsüne basar, koklardı."187


  7. 31.Ocak.2011, 07:51
    4
    Editör
    "Hediyeleşin, birbirinizi sevin. Birbirinize yiyecek hediye edin. Bu, rızkınızda genişlik hasıl eder."177

    "Ziyaretleşin, hediyeleşin. Çünkü ziyaret sevgiyi perçinler, hediye de kalpteki kötü duyguları söker atar."178

    "Birbirinizi kıskanmayınız, birbirinize kin tutmayınız, birbirinize çirkin sözler söylemeyiniz, birbirinize sırtlarınızı dönmeyiniz, kiminiz kiminizi arkasından çekiştirmesin. Allah 'ın kulları kardeşler olunuz."179

    "Sizden önceki toplumların derdi size de bulaştı: Haset ve kin. Kin beslemek kökten kazıyan şeydir. Allah 'a yemin ederim ki iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olamazsınız. Size birbirinizi seveceğiniz bir şeyi haber vereyim mi? Aranızda selamı yayın."180

    PEYGAMBER EFENDİMİZİN ÇOCUKLARA OLAN İLGİSİ VE ŞEFKATİ

    Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)'in tüm insanlığa örnek olan şefkati, merhameti ve müminlere olan düşkünlüğü, çocuklara olan tavrında da çok yoğun olarak görülmektedir. Peygamberimiz (sav) hem kendi çocukları ve torunları hem de ashabının çocukları ile çok yakından ilgilenmiş, doğumlarından isimlerinin konmasına, sağlıklarından ilimlerinin artmasına, giyimlerinden oynadıkları oyunlara kadar onlar için tavsiyelerde bulunmuş, hatta bizzat yol göstermiş, ilgilenmiştir.

    Örneğin, Peygamber Efendimiz, kızı Hz. Fatıma (ra)'ya, her iki torununun doğumundan hemen önce"Doğum olunca bana haber vermeden çocuğa hiçbir şey yapmayın"181 diye tembihlemiştir. Bebeklerin doğumundan sonra ise onların beslenmelerini, bakımlarını ve nasıl korunacaklarını bizzat göstererek anlatmıştır.

    Peygamberimiz (sav) ayrıca, yeni doğan bebeklere, çocuklarına, torunlarına ve ashabının çocuklarına hep dua etmiştir. Onları severken ya da onların oyunlarını izlerken, onlar için Allah 'tan hayırlı ve uzun bir ömür, ilim, hikmet ve iman istemiştir. Örneğin torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'e her vesilede dua etmiş ve bu duasının, Hz. İbrahim'in Hz. İshak ve Hz. İsmail için ettiği dua olduğunu belirtmiştir.182

    Ashabından İbn-i Abbas (ra) çocukken Peygamberimiz (sav)'in kendisine "Allah 'ım buna hikmeti öğret" diye dua ettiğini aktarır. Ashabından Enes (ra)'e ise çocukluk döneminde, Allah 'ın mal ve evladını çok ve ömrünü uzun kılması ve verdiklerinin Enes (ra) hakkında hayırlı ve mübarek olması için dua etmiştir.183

    Peygamber Efendimiz çocukların oyununa da çok önem vermiş, hatta zaman zaman onlarla oyun oynayarak ilgilenmiştir. Hz. Peygamber (sav), "Çocuğu olan onunla çocuklaşsın"184 diyerek, anne babalara çocuklarını bizzat eğlendirmelerini tavsiye etmiştir. Peygamberimiz (sav) çocukların yüzme, koşu, güreş gibi oyun ve sporlarla meşgul edilmelerini de tavsiye etmiş, hatta torunlarını ve çevresindeki çocukları buna teşvik etmiştir.

    Birçok sahabe, Peygamber Efendimizin çocukları nasıl sevdiğini, onlarla nasıl ilgilendiğini ve oyunlar oynadığını aktarmıştır. Bunlardan bazıları şöyledir:

    Hz. Enes (ra):

    "Resulullah aleyhissalatu vesselam çocuklarla şakalaşmada insanların en önde olanıydı."185

    El Bera (ra):

    "Peygamber SallAllah u aleyhi ve sellemi Hasan omuzunda iken gördüm…"186

    "Peygamberimiz (sav) kızı Hz. Fatıma (ra)'ya şöyle derdi: 'Haydi şu oğullarımı (Hasan ve Hüseyin) çağır bana!' Ondan sonra o ikisini göğsüne basar, koklardı."187


  8. 31.Ocak.2011, 07:51
    5
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,811
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Sahabelerin peygamber sevgisini açıklarmısınız? anlatırmısınız?

    Ya'la İbnu Mürre (ra) Peygamberimiz (sav)'in çocuklara olan sevgisine, onlarla nasıl şakalaştığına dair şunları anlatmıştır:

    "Bir grup ashab, Resulullah ile birlikte aleyhissalatu vesselam'ın davet edildiği bir yemeğe gittiler. Yolda torunu Hüseyin'e rastladılar, çocuklarla oynuyordu.

    "Resulullah (sav) çocuğu görünce ilerleyip cemaatin önüne geçip onu tutmak için ellerini açtı. Çocuk ise sağa sola kaçmaya başladı. Resulullah da onu takliden sağa sola koşarak, tutuncaya kadar peşinde koştu. Yakalayınca ellerinden birini çenesinin altına diğerini de ensesine koyup öptü ve 'Hüseyin bendendir. Ben de Hüseyindenim. Kim Hüseyin'i severse Allah da onu sevsin. Hüseyin sıbtlardan bir sıbttır (torun)' buyurdu."188

    Hz. Enes (ra)'in bildirdiğine göre Resulullah (sav), "dünyadaki iki reyhanım" dediği torunları Hasan ve Hüseyin'i sık sık yanına çağırtıp onları koklar ve bağrına basardı.189

    İbnu Rebi'ati'ibni'l Haris (ra) diyor ki:

    "Babam beni, Abbas (ra)'da oğlu el-Fadl (ra)'ı Resulullah'a gönderdi. Huzurlarına girdiğimiz zaman bizi sağlı sollu oturttu ve bizi öylesine sıkı kucakladı ki daha kuvvetlisini görmedik."190

    Resulullah (sav)çocuklara olan sevgisini gösterirken sıkça onların başlarını okşardı ve onlara hayır duaları ederdi. Örneğin Yusuf İbni Abdillah İbni Selam (ra), "Hz. Peygamber (sav) beni Yusuf diye isimlendirdi, başımı okşadı" der. Amr İbnu Hureys (ra) ise annesinin kendisini Hz. Peygamber (sav)'in huzuruna götürdüğünü, Resulullah (sav)'ın başını okşayıp bol rızka kavuşması için dua ettiğini, Abdullah İbnu Utbe (ra) de beş-altı yaşlarındayken Peygamberimiz Efendimizin başını okşayarak, zürriyeti ve bereketi için dua ettiğini hatırlayabildiğini anlatır.191

    Hz. Muhammed (sav)'in çocuklara gösterdiği ilgili ve sevgi dolu tavrı, Ebu Hüreyre (ra) de şu örneklerle anlatmıştır:

    "Meyvenin ilk çıkanı getirildiği zaman Resulullah (sav) şöyle derdi: 'Allah 'ım Bize, Medinemize, meyvelerimize, müdd ve saımıza (yani ölçeklerimize) kat kat bereket ver' diye dua ederdi. Sonra meyveyi orada bulunan en küçük yaştakine verirdi."192

    "Çocuğa karşı yumuşak davranmak Allah Resulü'nün adetlerindendi. Allah Resulü bir seferden döndüklerinde çocuklar kendilerini karşılarlardı. Allah Resulü de durur sahabelerine çocukları kaldırmalarını emrederdi. Onlar da çocukların kimini Allah Resulü'nün önüne kimisini terkisine bindirir ve bazılarını da kendileri bineklerine alırlardı."193

    "Resulullah (sav) Hz. Fatıma'nın evinin avlusuna geldi ve oturdu. 'Burada çocuk var mıdır?' diye sordu. Hz. Fatıma'nın çocuğu (Resulullah'ın torunu), süratle koşarak geldi ve Resulullah'ın boynuna sarıldı. Resulullah çocuğu öptü."194

    "Çocuklarla o kadar içice olmuştu ki, bir defasında yarış yapan çocukları görmüştü de, onların neşesine katılmak için birlikte koşmuştu."195

    Cabir İbnu Semüre (ra) de aynı konuda şunları anlatmıştır:

    "Resulullah aleyhissalatu vesselam'la birlikte ilk namazı kıldım. Sonra aleyhissalatu vesselam ehline gitti. Onunla ben de çıktım. Onu bir kısım çocuklar karşıladı. Derken onların yanaklarını bir bir okşamaya başladı. Benim yanağımı da okşadı. Elinde bir serinlik ve hoş bir koku hissettim."196

    Kız çocuklarının doğar doğmaz öldürüldükleri bir dönemde peygamber olarak görevlendirilen Hz. Muhammed (sav), kız çocuklarını da erkek çocuklardan ayırmamak gerektiğini, kız çocuklarını öldürmenin günah olduğunu bildirmiş, ve hepsine eşit sevgi ve ilgi göstererek, topluma da güzel bir örnek olmuştur. Peygamberimiz (sav)'in kız çocuklarındaki güzel özellikleri vurguladığı sözlerinden biri şudur:

    "Kız ne güzel evlattır. Şefkatli, yardımsever, munis, kutlu ve analık duyguları ile doludur."197

    Peygamberimiz (sav) sevgisini hem sözleriyle hem de davranışlarıyla gösterirdi. Çocuklara onları sevdiğini söylerdi.198

    Peygamber Efendimiz, çocuklara olan şefkatinde hiçbir ayırım gözetmezdi. Kendi çocuklarına ve torunlarına gösterdiği sevgi ve merhametin aynısını diğer Sahabî çocuklarına da gösterirdi. Halid bin Said (ra), Peygamberimiz (sav)'i ziyarete geldiğinde yanında küçük kızı da vardı. Habeşistan'da doğduğu için, Peygamberimiz (sav) ona ayrı bir yakınlık gösterirdi. Bir seferinde Peygamberimiz (sav)'in eline işlemeli bir kumaş parçası geçmişti. Hz. Halid'in kızını çağırttı ve ona verdi, sevindirdi.

    Cemre o sıralar küçük bir çocuktu. Babası alır, onu Peygamberimiz (sav)'in huzuruna götürür, derdi ki: "Yâ ResulAllah , şu kızım için Allah 'a bereketle dua eder misiniz?" Peygamber Efendimiz Cemre'yi kucağına oturttu, elini başına koydu ve bereketle dua buyurdu.

    Peygamberimiz (sav)'in yardımcısı Hz. Zeyd (ra)'in oğlu Üsame (ra) Peygamber Efendimiz ile ilgili şunları anlatmıştır:

    "Resulullah bir dizine beni, bir dizine de torunu Hasan'ı oturtur; sonra ikimizi birden bağrına basar ve 'Ya Rabbi, bunlara rahmet et. Çünkü ben bunlara karşı merhametliyim' diye dua ederdi."199


  9. 31.Ocak.2011, 07:51
    5
    Editör
    Ya'la İbnu Mürre (ra) Peygamberimiz (sav)'in çocuklara olan sevgisine, onlarla nasıl şakalaştığına dair şunları anlatmıştır:

    "Bir grup ashab, Resulullah ile birlikte aleyhissalatu vesselam'ın davet edildiği bir yemeğe gittiler. Yolda torunu Hüseyin'e rastladılar, çocuklarla oynuyordu.

    "Resulullah (sav) çocuğu görünce ilerleyip cemaatin önüne geçip onu tutmak için ellerini açtı. Çocuk ise sağa sola kaçmaya başladı. Resulullah da onu takliden sağa sola koşarak, tutuncaya kadar peşinde koştu. Yakalayınca ellerinden birini çenesinin altına diğerini de ensesine koyup öptü ve 'Hüseyin bendendir. Ben de Hüseyindenim. Kim Hüseyin'i severse Allah da onu sevsin. Hüseyin sıbtlardan bir sıbttır (torun)' buyurdu."188

    Hz. Enes (ra)'in bildirdiğine göre Resulullah (sav), "dünyadaki iki reyhanım" dediği torunları Hasan ve Hüseyin'i sık sık yanına çağırtıp onları koklar ve bağrına basardı.189

    İbnu Rebi'ati'ibni'l Haris (ra) diyor ki:

    "Babam beni, Abbas (ra)'da oğlu el-Fadl (ra)'ı Resulullah'a gönderdi. Huzurlarına girdiğimiz zaman bizi sağlı sollu oturttu ve bizi öylesine sıkı kucakladı ki daha kuvvetlisini görmedik."190

    Resulullah (sav)çocuklara olan sevgisini gösterirken sıkça onların başlarını okşardı ve onlara hayır duaları ederdi. Örneğin Yusuf İbni Abdillah İbni Selam (ra), "Hz. Peygamber (sav) beni Yusuf diye isimlendirdi, başımı okşadı" der. Amr İbnu Hureys (ra) ise annesinin kendisini Hz. Peygamber (sav)'in huzuruna götürdüğünü, Resulullah (sav)'ın başını okşayıp bol rızka kavuşması için dua ettiğini, Abdullah İbnu Utbe (ra) de beş-altı yaşlarındayken Peygamberimiz Efendimizin başını okşayarak, zürriyeti ve bereketi için dua ettiğini hatırlayabildiğini anlatır.191

    Hz. Muhammed (sav)'in çocuklara gösterdiği ilgili ve sevgi dolu tavrı, Ebu Hüreyre (ra) de şu örneklerle anlatmıştır:

    "Meyvenin ilk çıkanı getirildiği zaman Resulullah (sav) şöyle derdi: 'Allah 'ım Bize, Medinemize, meyvelerimize, müdd ve saımıza (yani ölçeklerimize) kat kat bereket ver' diye dua ederdi. Sonra meyveyi orada bulunan en küçük yaştakine verirdi."192

    "Çocuğa karşı yumuşak davranmak Allah Resulü'nün adetlerindendi. Allah Resulü bir seferden döndüklerinde çocuklar kendilerini karşılarlardı. Allah Resulü de durur sahabelerine çocukları kaldırmalarını emrederdi. Onlar da çocukların kimini Allah Resulü'nün önüne kimisini terkisine bindirir ve bazılarını da kendileri bineklerine alırlardı."193

    "Resulullah (sav) Hz. Fatıma'nın evinin avlusuna geldi ve oturdu. 'Burada çocuk var mıdır?' diye sordu. Hz. Fatıma'nın çocuğu (Resulullah'ın torunu), süratle koşarak geldi ve Resulullah'ın boynuna sarıldı. Resulullah çocuğu öptü."194

    "Çocuklarla o kadar içice olmuştu ki, bir defasında yarış yapan çocukları görmüştü de, onların neşesine katılmak için birlikte koşmuştu."195

    Cabir İbnu Semüre (ra) de aynı konuda şunları anlatmıştır:

    "Resulullah aleyhissalatu vesselam'la birlikte ilk namazı kıldım. Sonra aleyhissalatu vesselam ehline gitti. Onunla ben de çıktım. Onu bir kısım çocuklar karşıladı. Derken onların yanaklarını bir bir okşamaya başladı. Benim yanağımı da okşadı. Elinde bir serinlik ve hoş bir koku hissettim."196

    Kız çocuklarının doğar doğmaz öldürüldükleri bir dönemde peygamber olarak görevlendirilen Hz. Muhammed (sav), kız çocuklarını da erkek çocuklardan ayırmamak gerektiğini, kız çocuklarını öldürmenin günah olduğunu bildirmiş, ve hepsine eşit sevgi ve ilgi göstererek, topluma da güzel bir örnek olmuştur. Peygamberimiz (sav)'in kız çocuklarındaki güzel özellikleri vurguladığı sözlerinden biri şudur:

    "Kız ne güzel evlattır. Şefkatli, yardımsever, munis, kutlu ve analık duyguları ile doludur."197

    Peygamberimiz (sav) sevgisini hem sözleriyle hem de davranışlarıyla gösterirdi. Çocuklara onları sevdiğini söylerdi.198

    Peygamber Efendimiz, çocuklara olan şefkatinde hiçbir ayırım gözetmezdi. Kendi çocuklarına ve torunlarına gösterdiği sevgi ve merhametin aynısını diğer Sahabî çocuklarına da gösterirdi. Halid bin Said (ra), Peygamberimiz (sav)'i ziyarete geldiğinde yanında küçük kızı da vardı. Habeşistan'da doğduğu için, Peygamberimiz (sav) ona ayrı bir yakınlık gösterirdi. Bir seferinde Peygamberimiz (sav)'in eline işlemeli bir kumaş parçası geçmişti. Hz. Halid'in kızını çağırttı ve ona verdi, sevindirdi.

    Cemre o sıralar küçük bir çocuktu. Babası alır, onu Peygamberimiz (sav)'in huzuruna götürür, derdi ki: "Yâ ResulAllah , şu kızım için Allah 'a bereketle dua eder misiniz?" Peygamber Efendimiz Cemre'yi kucağına oturttu, elini başına koydu ve bereketle dua buyurdu.

    Peygamberimiz (sav)'in yardımcısı Hz. Zeyd (ra)'in oğlu Üsame (ra) Peygamber Efendimiz ile ilgili şunları anlatmıştır:

    "Resulullah bir dizine beni, bir dizine de torunu Hasan'ı oturtur; sonra ikimizi birden bağrına basar ve 'Ya Rabbi, bunlara rahmet et. Çünkü ben bunlara karşı merhametliyim' diye dua ederdi."199


  10. 31.Ocak.2011, 07:51
    6
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,811
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Sahabelerin peygamber sevgisini açıklarmısınız? anlatırmısınız?

    Bazı kimseler, Peygamberimiz (sav)'in çocuklarla oyun oynamasını, onlarla ilgilenmesini anlamıyorlardı. Bir defasında Akra bin Habis (ra), Peygamberimiz (sav)'i, Hz. Hasan'ı öperken gördü ve şöyle dedi:

    "Benim on çocuğum var. Şimdiye kadar hiçbirini öpmedim." Bunun üzerine Peygamberimiz, "Merhamet etmeyene merhamet olunmaz" buyurdu."200

    Peygamber Efendimiz mübarek evladı Hz. İbrahim'i de, süt annesinin evinde sık sık ziyarete gider, şefkat ve merhametini göstererek, başını okşar, bağrına basardı. Peygamber Efendimizin hizmetkarı Hz. Enes (ra), ilgili bir hatırasını şöyle anlatır:

    "Ben ev halkına Resul-i Ekremden (sav) daha şefkatli, daha merhametli davranan bir kimse hayatımda görmedim. İbrahim, Medine'nin Avali kısmında sütannesinin yanında bulunurken, Peygamberimiz onu görmeye gider, biz de beraberinde bulunurduk... Peygamberimiz içeri girer, oğlunu alır, öper, sonra dönerdi... Yine bir gün gittiğimizde Resulullah çocuğunu getirtti, bağrına bastı. Ona bazı sözler söyledi, onunla konuştu."201

    Hazret-i Ali anlatıyor:

    "Peygamber Efendimiz bize ziyarete gelmişti. O gece bizde kaldı. Hasan ve Hüseyin de uyuyorlardı. Bir ara Hasan su istedi. Peygamberimiz hemen kalktı ve su kırbasından bir bardak su aldı, çocuğa verdi…"202

    Peygamberimiz (sav), ayrıca müminlere çocukları arasında adaletle davranmalarını hatırlatmış ve şöyle demiştir:

    "Allah 'tan korkun. Çocuklarınızın size itaatli olmalarını istediğiniz gibi siz de onların aralarında adaletle davranınız."203

    "Allah öpücüğe varıncaya kadar her hususta çocuklar arasında adaletli davranmanızı sever"204

    Peygamberimiz (sav) çocukların eğitilmeleri ve güzel ahlak ile terbiye edilmeleri üzerinde de durmuş ve bu konuda birçok tavsiyede bulunarak yol göstermiştir. Peygamberimizin (sav) bu konudaki sözlerinden bazıları şöyledir:

    "Bir baba çocuğuna güzel ahlaktan daha üstün bir miras bırakamaz."205

    "Çocuğun, babası üzerindeki haklarından biri ismini ve edebini güzel yapmasıdır."206

    "Çocuklarınıza ikram edin ve terbiyelerini güzel yapın..."207

    Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav), her konuda olduğu gibi, çocuklarla ilgilenmesi, onlara gösterdiği sevgi ve şefkat ile müminlere en güzel örnektir. Peygamberimiz (sav) "Küçüklerimize şefkat etmeyen ... bizden değildir"208 diyerek, çocuklara gösterilen şefkatin önemini belirtmiştir.


  11. 31.Ocak.2011, 07:51
    6
    Editör
    Bazı kimseler, Peygamberimiz (sav)'in çocuklarla oyun oynamasını, onlarla ilgilenmesini anlamıyorlardı. Bir defasında Akra bin Habis (ra), Peygamberimiz (sav)'i, Hz. Hasan'ı öperken gördü ve şöyle dedi:

    "Benim on çocuğum var. Şimdiye kadar hiçbirini öpmedim." Bunun üzerine Peygamberimiz, "Merhamet etmeyene merhamet olunmaz" buyurdu."200

    Peygamber Efendimiz mübarek evladı Hz. İbrahim'i de, süt annesinin evinde sık sık ziyarete gider, şefkat ve merhametini göstererek, başını okşar, bağrına basardı. Peygamber Efendimizin hizmetkarı Hz. Enes (ra), ilgili bir hatırasını şöyle anlatır:

    "Ben ev halkına Resul-i Ekremden (sav) daha şefkatli, daha merhametli davranan bir kimse hayatımda görmedim. İbrahim, Medine'nin Avali kısmında sütannesinin yanında bulunurken, Peygamberimiz onu görmeye gider, biz de beraberinde bulunurduk... Peygamberimiz içeri girer, oğlunu alır, öper, sonra dönerdi... Yine bir gün gittiğimizde Resulullah çocuğunu getirtti, bağrına bastı. Ona bazı sözler söyledi, onunla konuştu."201

    Hazret-i Ali anlatıyor:

    "Peygamber Efendimiz bize ziyarete gelmişti. O gece bizde kaldı. Hasan ve Hüseyin de uyuyorlardı. Bir ara Hasan su istedi. Peygamberimiz hemen kalktı ve su kırbasından bir bardak su aldı, çocuğa verdi…"202

    Peygamberimiz (sav), ayrıca müminlere çocukları arasında adaletle davranmalarını hatırlatmış ve şöyle demiştir:

    "Allah 'tan korkun. Çocuklarınızın size itaatli olmalarını istediğiniz gibi siz de onların aralarında adaletle davranınız."203

    "Allah öpücüğe varıncaya kadar her hususta çocuklar arasında adaletli davranmanızı sever"204

    Peygamberimiz (sav) çocukların eğitilmeleri ve güzel ahlak ile terbiye edilmeleri üzerinde de durmuş ve bu konuda birçok tavsiyede bulunarak yol göstermiştir. Peygamberimizin (sav) bu konudaki sözlerinden bazıları şöyledir:

    "Bir baba çocuğuna güzel ahlaktan daha üstün bir miras bırakamaz."205

    "Çocuğun, babası üzerindeki haklarından biri ismini ve edebini güzel yapmasıdır."206

    "Çocuklarınıza ikram edin ve terbiyelerini güzel yapın..."207

    Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav), her konuda olduğu gibi, çocuklarla ilgilenmesi, onlara gösterdiği sevgi ve şefkat ile müminlere en güzel örnektir. Peygamberimiz (sav) "Küçüklerimize şefkat etmeyen ... bizden değildir"208 diyerek, çocuklara gösterilen şefkatin önemini belirtmiştir.


  12. 31.Ocak.2011, 07:52
    7
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,811
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Sahabelerin peygamber sevgisini açıklarmısınız? anlatırmısınız?

    RESULULLAH’I SEVMEK (sav)

    Vedûd Olanın Adıyla…. Hamd olsun Alemlerin Rabbı olan (cc) a... Hamdolsun ki; bizi insan olarak yarattı. Kendisine kul olarak yarattı, Resûlü (s.a.v)’e ümmet olarak yarattı. Bir dağ, bir taş olarak yaratmadı; ezip geçtiğimiz toprak, görüp geçtiğimiz hayvan yaratmadı.

    Ve Onun Habibi (sav)’e , O’nun Âl ve Ashabına sonsuz Salâtü Selamlar olsun…. Hz. Muhammed Mustafa (sav) ; övülen, süzülen, güzellerin güzeli, başlarımızın tâcı, gönüllerimizin ilâcı….

    Rabbime Hamdü Senâlar olsun ki; vakit geldi kalemimizdeki mürekkep, dilimizdeki düğüm çözüldü de, O (sav); deryadan bir katre mesabesinde de olsa anlatmak bize nasip oldu. Âciz ne söylesin. Ne söylesin de O (sav)’i vasfedebilsin. Öyle bir ummâna kürek daldırmış ki; sınırı yok, kelimeler boş, düşünceler çâresiz… O(sav)i vasfetmek dedik. Ne mümkün! Hz. Mevlâna’nın deyimiyle “ yerden tâ arşa kadar bir ağız olmali ki; ancak anlatılabilsin O Nur Gerağı” Sadece bir âşığın dediği gibi O (sav)’den anlatmakla benim mevzuum kıymetlenir, sözlerim güzelleşir…

    Sözlerimiz güzelleşsin, meclislerimiz nurlansın. Gayeniz sadece bu…

    Vakit âhir zaman. İman elde kor. Bir Hadis-i Şerifte buyurduğu üzere imanın lezzetini tatmanın birinci şartı: ’ı (cc) ve Resulü (sav)’i her şeyden çok sevmekmiş.

    ...Sevmek, Sevmek , Âh Sevmek..

    Acaba neydi bu sevgi, nasıl bir şeydi? O sevgi ki; kâinat onun üzerine bina edilmiş, toprak tohumu sevmiş fidan olmuş, yağmur bulutu sevmiş de Rahmet olmuş.

    Peki ya Resulullah’ı (sav) sevmek, imanın tadına varmak nasıl bir şeydi? Şu mecliste kime sorsam ‘ Resululah’ı (sav) seviyor musun?’ diye; istisnasız herkes evet der. Ama soruyorum öyleyse önce nefsime, sonra sizlere! ‘ Nasıl bir sevgi bu kardeşler?’

    Seven sevdiğine sevdiği ölçüde benzer, O’nun hâliyle hallenir. O’nun boyasına boyanır. Nasıl bir sevgi bu ki? Ne hâlinden bir hâl var hâlimizde; ne kâlinden bir kâl var dilimizde… Seviyorum diyenlerin belki birçoğu bilmez bir sahabe ismi tv dekilerin ismini bildiği kadar… Bir matematiği öğrenmek için en az 11-12 ders kitâbı bitiriyor bir lise mezunu, Peki ya seviyorum dediğimiz Resulü (sav)’i tanımak için kaç kitap bitirdik.?

    Bilmiyorum nasıl olacak? Annenin evlâdından kaçtığı o dehşetli mahşer gününde hangi yüzle denilebilecek bilecek ‘ ŞEFAAT YÂ RESULULLAH!...’ Sevgi bu değil dostlar, sevgi bu değil!... Dilde Resul (sav) deyip de gönülde nefsi demek değil. Öyle kusursuz, öyle riyâsız bir sevgi olacak ki; bir cennet doğuracak , Cennetin Cemâli Bâri doğuracak , ölü bir ölü bir doğuma gebe olmayacak!...

    Kılavuzsuz maksudâ erişilmez der erenler. Arayalım, soralım öyleyse kılavuzdan, bu sevgi nedir , nasıl bir şeydir?

    ‘Levlâke levlâke lemâ Halaktül Eflâke’ ‘ Habibim Ahmet (sav) ; Resulüm Yâ Muhammed (sav) Sen olmasaydın Alemleri yaratmazdım buyuruyor Rabbimiz… Alemler O (sav) hürmetine var, alemler O (sav)’e hayran….


  13. 31.Ocak.2011, 07:52
    7
    Editör
    RESULULLAH’I SEVMEK (sav)

    Vedûd Olanın Adıyla…. Hamd olsun Alemlerin Rabbı olan (cc) a... Hamdolsun ki; bizi insan olarak yarattı. Kendisine kul olarak yarattı, Resûlü (s.a.v)’e ümmet olarak yarattı. Bir dağ, bir taş olarak yaratmadı; ezip geçtiğimiz toprak, görüp geçtiğimiz hayvan yaratmadı.

    Ve Onun Habibi (sav)’e , O’nun Âl ve Ashabına sonsuz Salâtü Selamlar olsun…. Hz. Muhammed Mustafa (sav) ; övülen, süzülen, güzellerin güzeli, başlarımızın tâcı, gönüllerimizin ilâcı….

    Rabbime Hamdü Senâlar olsun ki; vakit geldi kalemimizdeki mürekkep, dilimizdeki düğüm çözüldü de, O (sav); deryadan bir katre mesabesinde de olsa anlatmak bize nasip oldu. Âciz ne söylesin. Ne söylesin de O (sav)’i vasfedebilsin. Öyle bir ummâna kürek daldırmış ki; sınırı yok, kelimeler boş, düşünceler çâresiz… O(sav)i vasfetmek dedik. Ne mümkün! Hz. Mevlâna’nın deyimiyle “ yerden tâ arşa kadar bir ağız olmali ki; ancak anlatılabilsin O Nur Gerağı” Sadece bir âşığın dediği gibi O (sav)’den anlatmakla benim mevzuum kıymetlenir, sözlerim güzelleşir…

    Sözlerimiz güzelleşsin, meclislerimiz nurlansın. Gayeniz sadece bu…

    Vakit âhir zaman. İman elde kor. Bir Hadis-i Şerifte buyurduğu üzere imanın lezzetini tatmanın birinci şartı: ’ı (cc) ve Resulü (sav)’i her şeyden çok sevmekmiş.

    ...Sevmek, Sevmek , Âh Sevmek..

    Acaba neydi bu sevgi, nasıl bir şeydi? O sevgi ki; kâinat onun üzerine bina edilmiş, toprak tohumu sevmiş fidan olmuş, yağmur bulutu sevmiş de Rahmet olmuş.

    Peki ya Resulullah’ı (sav) sevmek, imanın tadına varmak nasıl bir şeydi? Şu mecliste kime sorsam ‘ Resululah’ı (sav) seviyor musun?’ diye; istisnasız herkes evet der. Ama soruyorum öyleyse önce nefsime, sonra sizlere! ‘ Nasıl bir sevgi bu kardeşler?’

    Seven sevdiğine sevdiği ölçüde benzer, O’nun hâliyle hallenir. O’nun boyasına boyanır. Nasıl bir sevgi bu ki? Ne hâlinden bir hâl var hâlimizde; ne kâlinden bir kâl var dilimizde… Seviyorum diyenlerin belki birçoğu bilmez bir sahabe ismi tv dekilerin ismini bildiği kadar… Bir matematiği öğrenmek için en az 11-12 ders kitâbı bitiriyor bir lise mezunu, Peki ya seviyorum dediğimiz Resulü (sav)’i tanımak için kaç kitap bitirdik.?

    Bilmiyorum nasıl olacak? Annenin evlâdından kaçtığı o dehşetli mahşer gününde hangi yüzle denilebilecek bilecek ‘ ŞEFAAT YÂ RESULULLAH!...’ Sevgi bu değil dostlar, sevgi bu değil!... Dilde Resul (sav) deyip de gönülde nefsi demek değil. Öyle kusursuz, öyle riyâsız bir sevgi olacak ki; bir cennet doğuracak , Cennetin Cemâli Bâri doğuracak , ölü bir ölü bir doğuma gebe olmayacak!...

    Kılavuzsuz maksudâ erişilmez der erenler. Arayalım, soralım öyleyse kılavuzdan, bu sevgi nedir , nasıl bir şeydir?

    ‘Levlâke levlâke lemâ Halaktül Eflâke’ ‘ Habibim Ahmet (sav) ; Resulüm Yâ Muhammed (sav) Sen olmasaydın Alemleri yaratmazdım buyuruyor Rabbimiz… Alemler O (sav) hürmetine var, alemler O (sav)’e hayran….


  14. 31.Ocak.2011, 07:52
    8
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,811
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Sahabelerin peygamber sevgisini açıklarmısınız? anlatırmısınız?

    Sevdim seni mabuduma

    Canan diye sevdim

    Bir ben değil alem sana

    Hayran diye sevdim

    Alemler O (s.a.v)’na hayran, alemler o (s.a.v)’na meftun…

    Sevgide bize ilk örnek O’nun gül sahabesi… Sahabeden de tabiî ki Hz. Ebubekir (r.a). hicrette yoldaşı, mağarada arkadaşı, cennet komşusu... o ki mağarada yılan deliklerine gömleğini parçalayıp yıkayan, yetmeyince de topuğunu…ve yılan gelip soktuğunda dizinde yatan resulunu incitmemek için kılını bile kıpırdamayan ve en sonunda gözlerinden sıcak yaş akıp resulullah’ın yüzüne damlayınca resulullha sorar:

    - Ne oldu ya Ebabekir?

    - Bir yılan ayağımı ısırdı… resulullha yılana sen neden incittin arkadaşımı? Deyince aşık yılan dile gelir.

    - Bende ona hayranım meftunum. Atalarımızdan resulu bu mağaraya teşrif buyuracağını duyduk. Yıllardan beri bekleriz acaba kime nasip olacak O (sav): görme şerefi.Ama sen engel oldunder Ebabekir’e .her şey O’ne meftun Her şey O’na hayran….

    - Bunları duyunca peki ama onlar O (sav)’i gördüler,gördüler de bu kadar çok sevdiler, diyenler olacak tabiî ki.

    - Böyle söyleyenlere derim ki:Evet haklısınız .Biz Rasulü (sav) ‘i görmedik.Görsek tabiî kide imanımız kat kat artar ve ve daha çok severdik.Ama siz bilirmisiniz Karanlı Veysel’i?Bilirmisiniz görmeden seven Rasulüllah (sav) ‘in sevgilisini….

    - Gönlünde onsekizbin alem seyredilen Tabiinin Efendisini..O’na bu dereceye nasıl ulaştın dediklerinde orarım size Rasulüllah (sav) ‘in Uhudda dişi şehid edildiğinde siz ne yaptınız?der.Kendisi bunu duyunca acaba bu dişimiydi acaba bu dişimiydi diye bütün dişlerini sökmüş..

    - İşte sevginin doruk noktası,sevdiğinin haliyle hallenmek derdiyle dertlenmek..Bağrı yanık sevdalılardan daha ne anlatabilirsin?Hasretinden inim inim inleyen kuru bir hurma kütüğü mü, vefatında deliye dönmüş gibi böğüre böğüre dağlara düşen,en sonunda da Mescidi Nebevi’nin önünde başını yere vura vura ölen devesi Kusva mı ?

    - Yoksa Peygamberimiz (sav)’in yer yüzünde doğup büyüyeceğini,vefatında orada Medine-i Tahirede yatacağını duyunca ağlayan ve dua eden,duası Miraca sebep olan gök yüzü mü anlatsın bize O (sav)’e hakiki sevgiyi…

    Bitmez güzelin vasfı ağaçlar kalem olsa, denizler mürekkep,

    O (sav)’i vakfetmekmiş.Yüzlerce kıyamet geçerde O (sav)’e layık ümmet olabilmek sünneti seniyyesine sımsıkı sarılıp O (sav)’in boyasıyla boyanma zamanı..

    O (sav) ‘i hakiki manada sevmek ,hakiki ümmet olabilmek,mahşerde şefaatine nail olabilmek,cennet’te komşusu olabilmek duasıyla…….

    Fedaka Ebi ve Ümmi ve Nefsi Ya Rasülallah (SAV)….


  15. 31.Ocak.2011, 07:52
    8
    Editör
    Sevdim seni mabuduma

    Canan diye sevdim

    Bir ben değil alem sana

    Hayran diye sevdim

    Alemler O (s.a.v)’na hayran, alemler o (s.a.v)’na meftun…

    Sevgide bize ilk örnek O’nun gül sahabesi… Sahabeden de tabiî ki Hz. Ebubekir (r.a). hicrette yoldaşı, mağarada arkadaşı, cennet komşusu... o ki mağarada yılan deliklerine gömleğini parçalayıp yıkayan, yetmeyince de topuğunu…ve yılan gelip soktuğunda dizinde yatan resulunu incitmemek için kılını bile kıpırdamayan ve en sonunda gözlerinden sıcak yaş akıp resulullah’ın yüzüne damlayınca resulullha sorar:

    - Ne oldu ya Ebabekir?

    - Bir yılan ayağımı ısırdı… resulullha yılana sen neden incittin arkadaşımı? Deyince aşık yılan dile gelir.

    - Bende ona hayranım meftunum. Atalarımızdan resulu bu mağaraya teşrif buyuracağını duyduk. Yıllardan beri bekleriz acaba kime nasip olacak O (sav): görme şerefi.Ama sen engel oldunder Ebabekir’e .her şey O’ne meftun Her şey O’na hayran….

    - Bunları duyunca peki ama onlar O (sav)’i gördüler,gördüler de bu kadar çok sevdiler, diyenler olacak tabiî ki.

    - Böyle söyleyenlere derim ki:Evet haklısınız .Biz Rasulü (sav) ‘i görmedik.Görsek tabiî kide imanımız kat kat artar ve ve daha çok severdik.Ama siz bilirmisiniz Karanlı Veysel’i?Bilirmisiniz görmeden seven Rasulüllah (sav) ‘in sevgilisini….

    - Gönlünde onsekizbin alem seyredilen Tabiinin Efendisini..O’na bu dereceye nasıl ulaştın dediklerinde orarım size Rasulüllah (sav) ‘in Uhudda dişi şehid edildiğinde siz ne yaptınız?der.Kendisi bunu duyunca acaba bu dişimiydi acaba bu dişimiydi diye bütün dişlerini sökmüş..

    - İşte sevginin doruk noktası,sevdiğinin haliyle hallenmek derdiyle dertlenmek..Bağrı yanık sevdalılardan daha ne anlatabilirsin?Hasretinden inim inim inleyen kuru bir hurma kütüğü mü, vefatında deliye dönmüş gibi böğüre böğüre dağlara düşen,en sonunda da Mescidi Nebevi’nin önünde başını yere vura vura ölen devesi Kusva mı ?

    - Yoksa Peygamberimiz (sav)’in yer yüzünde doğup büyüyeceğini,vefatında orada Medine-i Tahirede yatacağını duyunca ağlayan ve dua eden,duası Miraca sebep olan gök yüzü mü anlatsın bize O (sav)’e hakiki sevgiyi…

    Bitmez güzelin vasfı ağaçlar kalem olsa, denizler mürekkep,

    O (sav)’i vakfetmekmiş.Yüzlerce kıyamet geçerde O (sav)’e layık ümmet olabilmek sünneti seniyyesine sımsıkı sarılıp O (sav)’in boyasıyla boyanma zamanı..

    O (sav) ‘i hakiki manada sevmek ,hakiki ümmet olabilmek,mahşerde şefaatine nail olabilmek,cennet’te komşusu olabilmek duasıyla…….

    Fedaka Ebi ve Ümmi ve Nefsi Ya Rasülallah (SAV)….





+ Yorum Gönder