Konusunu Oylayın.: Arapça kıssalar ve türkçe açıklamaları

5 üzerinden 4.67 | Toplam : 9 kişi
Arapça kıssalar ve türkçe açıklamaları
  1. 30.Ocak.2011, 18:47
    1
    Misafir

    Arapça kıssalar ve türkçe açıklamaları






    Arapça kıssalar ve türkçe açıklamaları Mumsema arapça kıssalar ve türkçe açıklamaları
    arapça hikaye istiyorum fakat hemen satırın altında tercümesini istiyorum.


  2. 30.Ocak.2011, 18:47
    1
    byr_hasan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    byr_hasan
    Misafir
  3. 03.Şubat.2011, 08:31
    2
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: arapça kıssalar ve türkçe açıklamaları




    صَيَّادٌ مُسِنٌّ

    العَمُّ حُسَيْنٌ صَيَّادٌ مُسِنٌّ
    Hüseyin amca yaşlı bir avcıdır.

    يَخْرُجُ يَوْمًا لِلصَّيْدِ يُرَافِقُهُ كَلْبُهُ.
    Birgün av için köpeği ona arkadaşlık ederek çıkar.



    فَيَمْشِي طُولَ النَّهَارِ، وَلاَ يَجِدُ شَيْئًا يَصْطَادُهُ.
    Nehir boyunca yürür fakat avlamak için bir şey bulamaz.

    فَيَيْأَسُ مِنْ أَمْرِ الصَّيْدِ،
    Av işinden ümidini keser.

    وَيُقَرِّرُ
    العَوْدَةَ،
    Dönmeye karar verir.

    فَإِذَا بِأَرْنَبٍ عَلَى طَرِيقِهِ يَجْرِي.
    O vakit bir tavşan yolu üzerinde koşmaktadır.
    وَمَا أَنْ رَآهُ الصَّيَّادُ حَتَّى أَطْلَقَ كَلْبَهُ مِنْ وَرَائِهِ.

    Köpeği tavşanın arkasından koşuncaya kadar avcı onu görmedi.
    فَكَانَ الأَرْنَبُ يَسْبِقُ الكَلْبَ وَالكَلْبُ يُرِيدُ اللِّحَاقَ بِهِ.
    Tavşan köpekle yarışıyordu köpek onu yakalamak istiyordu.


    وَفِي أَثْنَاءِ اِشْتِدَادِ المُطَارَدَةِ يَلْتَفِتُ لَهُ الأَرْنَبُ بُرْهَةً وَيَقُولُ:

    Kovalamanın şiddetlendiği anda bir an tavşan köpeğe yönelerek der.


    - لَنْ تُدْرِكَنِي يَا صَاحِبِي!
    Arkadaşım beni kesinlikle yakalayamazsın
    وَيَسْأَلُهُ الكَلْبُ بِدَوْرِهِ:
    Köpek ona dönerek sorar

    - لِمَ يَا أَرْنَبُ؟
    Niçin ya tavşan
    فَيَرُدُّ عَلَيْهِ الأَرْنَبُ قَائِلاً:
    Tavşan ona cevap verir

    - لأَنِّي أَعْدُو لأَنْجُوَ بِنَفْسِي، وَأَمَّا أَنْتَ فَتَجْرِي لِغَيْرِكَ، وَكَفَى
    Çünkü ben canımı kurtarmak için koşuyorum sense bunun dışında bir amaç için koşuyorsun , bu beni yakalayamaman için yeterli.




  4. 03.Şubat.2011, 08:31
    2
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر



    صَيَّادٌ مُسِنٌّ

    العَمُّ حُسَيْنٌ صَيَّادٌ مُسِنٌّ
    Hüseyin amca yaşlı bir avcıdır.

    يَخْرُجُ يَوْمًا لِلصَّيْدِ يُرَافِقُهُ كَلْبُهُ.
    Birgün av için köpeği ona arkadaşlık ederek çıkar.



    فَيَمْشِي طُولَ النَّهَارِ، وَلاَ يَجِدُ شَيْئًا يَصْطَادُهُ.
    Nehir boyunca yürür fakat avlamak için bir şey bulamaz.

    فَيَيْأَسُ مِنْ أَمْرِ الصَّيْدِ،
    Av işinden ümidini keser.

    وَيُقَرِّرُ
    العَوْدَةَ،
    Dönmeye karar verir.

    فَإِذَا بِأَرْنَبٍ عَلَى طَرِيقِهِ يَجْرِي.
    O vakit bir tavşan yolu üzerinde koşmaktadır.
    وَمَا أَنْ رَآهُ الصَّيَّادُ حَتَّى أَطْلَقَ كَلْبَهُ مِنْ وَرَائِهِ.

    Köpeği tavşanın arkasından koşuncaya kadar avcı onu görmedi.
    فَكَانَ الأَرْنَبُ يَسْبِقُ الكَلْبَ وَالكَلْبُ يُرِيدُ اللِّحَاقَ بِهِ.
    Tavşan köpekle yarışıyordu köpek onu yakalamak istiyordu.


    وَفِي أَثْنَاءِ اِشْتِدَادِ المُطَارَدَةِ يَلْتَفِتُ لَهُ الأَرْنَبُ بُرْهَةً وَيَقُولُ:

    Kovalamanın şiddetlendiği anda bir an tavşan köpeğe yönelerek der.


    - لَنْ تُدْرِكَنِي يَا صَاحِبِي!
    Arkadaşım beni kesinlikle yakalayamazsın
    وَيَسْأَلُهُ الكَلْبُ بِدَوْرِهِ:
    Köpek ona dönerek sorar

    - لِمَ يَا أَرْنَبُ؟
    Niçin ya tavşan
    فَيَرُدُّ عَلَيْهِ الأَرْنَبُ قَائِلاً:
    Tavşan ona cevap verir

    - لأَنِّي أَعْدُو لأَنْجُوَ بِنَفْسِي، وَأَمَّا أَنْتَ فَتَجْرِي لِغَيْرِكَ، وَكَفَى
    Çünkü ben canımı kurtarmak için koşuyorum sense bunun dışında bir amaç için koşuyorsun , bu beni yakalayamaman için yeterli.




  5. 03.Şubat.2011, 08:34
    3
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: arapça kıssalar ve türkçe açıklamaları

    Arapça Hikaye ve Türkçe anlamı: Yas Elbiseleri ملابس الحداد


    ملابس الحداد
    Arapça Hikaye ve Türkçe anlamı: Yas Elbiseleri ملابس الحداد لبس جحا ملابس الحداد وسار في ازقة محلته في الصباح. فراه صديق. فسأله: علام تلبس ملابس الحداد يا جحا هل مات احد من المحلة؟ فأجابه: لا ولكنني اتهيأ لمراسيم الموت. فربما سيموت واحد هذا اليوم.



    Lugatçe:

    حِدَادٌ : yas
    أَزِقَّةٌ ج زُقَاقٌ : sokak
    عَلاَمَ : عَلى مَا : Ç. Sokaklar
    تَهَيَّأَ لِ : ne için? Neden?
    تَهَيَّأَ لِ : için hazırlanmak
    رُبَّمَا : cenaze töreni
    عَجَلٌ : belki, belki de..

    Türkçesi (Serbest tercüme)

    Yas Elbiseleri
    Bir sabah Hoca yas elbiselerini giydi ve semtin sokaklarında dolaşmaya çıktı. Bir arkadaşı onu gördü ve "niçin yas elbiselerini giydin Hoca? Mahalleden biri mi öldü?" diye sordu. Bunun üzerine Hoca şu cevabı verdi: "Hayır fakat, ben cenaze merasimi için hazırlandım. Belki de bugün birisi ölür!"



  6. 03.Şubat.2011, 08:34
    3
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر
    Arapça Hikaye ve Türkçe anlamı: Yas Elbiseleri ملابس الحداد


    ملابس الحداد
    Arapça Hikaye ve Türkçe anlamı: Yas Elbiseleri ملابس الحداد لبس جحا ملابس الحداد وسار في ازقة محلته في الصباح. فراه صديق. فسأله: علام تلبس ملابس الحداد يا جحا هل مات احد من المحلة؟ فأجابه: لا ولكنني اتهيأ لمراسيم الموت. فربما سيموت واحد هذا اليوم.



    Lugatçe:

    حِدَادٌ : yas
    أَزِقَّةٌ ج زُقَاقٌ : sokak
    عَلاَمَ : عَلى مَا : Ç. Sokaklar
    تَهَيَّأَ لِ : ne için? Neden?
    تَهَيَّأَ لِ : için hazırlanmak
    رُبَّمَا : cenaze töreni
    عَجَلٌ : belki, belki de..

    Türkçesi (Serbest tercüme)

    Yas Elbiseleri
    Bir sabah Hoca yas elbiselerini giydi ve semtin sokaklarında dolaşmaya çıktı. Bir arkadaşı onu gördü ve "niçin yas elbiselerini giydin Hoca? Mahalleden biri mi öldü?" diye sordu. Bunun üzerine Hoca şu cevabı verdi: "Hayır fakat, ben cenaze merasimi için hazırlandım. Belki de bugün birisi ölür!"



  7. 03.Şubat.2011, 08:35
    4
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: arapça kıssalar ve türkçe açıklamaları

    Arapça Hikaye ve Türkçe anlamı: Bu, onun fikri

    هي من بنات افكاره كان لجحا ولدا في السادسة من العمر. واصطحبه ذات مرة الى مجلس من مجالس الدين والادب حاملا بيده باذنجانة سوداء. فسأله فرد من افرادها: ماذا تحمل بيدك ايها الصغير؟ فأجابه الطفل: انها عجل جاموس. وعندما سمع جحا إجابة طفله هذه ابتسم وقال: والله اني لم القنه اياها.. انها من بنات افكاره.



    Lugatçe:

    بَنَاتُ الاَفْكَارِ : düşünce, fikir
    إِصْطَحَبَّ : yanına almak, refakatine almak
    بَاذِنْجَان : patlıcan
    سَوْدَاءُ : siyah
    عِجْلٌ : buzağı
    جَامُوسٌ : camış, sığır
    إِبْتَسَمَ : tebessüm etmek
    لَقَّنَ : öğretmek, telkin etmek


    Türkçesi (Serbest tercüme)

    Bu, onun fikri

    Hocanın altı yaşlarında bir oğlu vardı. Bir keresinde onu da yanına alarak din ve ahlak meclislerinden birine götürdü. Çocuk elinde siyah bir patlıcan taşıyordu.. Meclistekilerden biri çocuğa "elinde ne taşıyorsun küçük?" diye sorunca çocuk, "camışın buzağasını" diye cevap verdi. Hoca oğlunun bu cevabını duyunca tebessüm etti ve şöyle dedi: "Vallahi bunu ona ben öğretmedim. Tamamen kendi fikri!"


  8. 03.Şubat.2011, 08:35
    4
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر
    Arapça Hikaye ve Türkçe anlamı: Bu, onun fikri

    هي من بنات افكاره كان لجحا ولدا في السادسة من العمر. واصطحبه ذات مرة الى مجلس من مجالس الدين والادب حاملا بيده باذنجانة سوداء. فسأله فرد من افرادها: ماذا تحمل بيدك ايها الصغير؟ فأجابه الطفل: انها عجل جاموس. وعندما سمع جحا إجابة طفله هذه ابتسم وقال: والله اني لم القنه اياها.. انها من بنات افكاره.



    Lugatçe:

    بَنَاتُ الاَفْكَارِ : düşünce, fikir
    إِصْطَحَبَّ : yanına almak, refakatine almak
    بَاذِنْجَان : patlıcan
    سَوْدَاءُ : siyah
    عِجْلٌ : buzağı
    جَامُوسٌ : camış, sığır
    إِبْتَسَمَ : tebessüm etmek
    لَقَّنَ : öğretmek, telkin etmek


    Türkçesi (Serbest tercüme)

    Bu, onun fikri

    Hocanın altı yaşlarında bir oğlu vardı. Bir keresinde onu da yanına alarak din ve ahlak meclislerinden birine götürdü. Çocuk elinde siyah bir patlıcan taşıyordu.. Meclistekilerden biri çocuğa "elinde ne taşıyorsun küçük?" diye sorunca çocuk, "camışın buzağasını" diye cevap verdi. Hoca oğlunun bu cevabını duyunca tebessüm etti ve şöyle dedi: "Vallahi bunu ona ben öğretmedim. Tamamen kendi fikri!"


  9. 03.Şubat.2011, 08:36
    5
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: arapça kıssalar ve türkçe açıklamaları

    دعاء الفجر
    Arapça Hikaye ve Türkçe anlamı: Sabah Duası

    عندما كان ابن جحا يدرس في قونيا، بعث رسالة الي ابيه قال فيها: يا ابتي اني ادعو لكم خلال صلواتي في الليل و خلال النهار. فرد عليه جحا بخظاب قال فيه: ارجو ان تستيقظ وتدعو لي عند صلاة الفجر.. ايها الكسلان.




    Lugatçe:

    دُعَاءٌ : dua
    الفَجْرُ : fecir, sabah namazı
    قُونْيَا : Konya
    بَعَثَ اِلَي : ...e göndermek
    رِسَالَةٌ : mektup
    خِلاَلَ : esnasında
    رَدَّ عَلَي : ....e cevap vermek, karşılık vermek
    اِسْتَيْقَظَ : kalkmak, uyanmak
    صَلاَة : namaz
    الكَسْلاَنُ : tembel

    Türkçesi (Serbest tercüme)

    Sabah Duası
    Hocanın oğlu Konyada tahsil görürken babasına bir mektup gönderir ve şöyle yazar: Babacığım sizlere gece gündüz namazlarımda dua ediyorum. Hoca hemen şu yazıyla cevap gönderir: Lütfen erken kalkıp bana sabah namazında dua eder misin? Ey tembel!


  10. 03.Şubat.2011, 08:36
    5
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر
    دعاء الفجر
    Arapça Hikaye ve Türkçe anlamı: Sabah Duası

    عندما كان ابن جحا يدرس في قونيا، بعث رسالة الي ابيه قال فيها: يا ابتي اني ادعو لكم خلال صلواتي في الليل و خلال النهار. فرد عليه جحا بخظاب قال فيه: ارجو ان تستيقظ وتدعو لي عند صلاة الفجر.. ايها الكسلان.




    Lugatçe:

    دُعَاءٌ : dua
    الفَجْرُ : fecir, sabah namazı
    قُونْيَا : Konya
    بَعَثَ اِلَي : ...e göndermek
    رِسَالَةٌ : mektup
    خِلاَلَ : esnasında
    رَدَّ عَلَي : ....e cevap vermek, karşılık vermek
    اِسْتَيْقَظَ : kalkmak, uyanmak
    صَلاَة : namaz
    الكَسْلاَنُ : tembel

    Türkçesi (Serbest tercüme)

    Sabah Duası
    Hocanın oğlu Konyada tahsil görürken babasına bir mektup gönderir ve şöyle yazar: Babacığım sizlere gece gündüz namazlarımda dua ediyorum. Hoca hemen şu yazıyla cevap gönderir: Lütfen erken kalkıp bana sabah namazında dua eder misin? Ey tembel!


  11. 03.Şubat.2011, 08:38
    6
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: arapça kıssalar ve türkçe açıklamaları

    جُحَا وَزَوْجَتُهُ

    NASRETTİN HOCA VE HANIMI
    يَوْمٌ مِنَ الأَيَّام عادَ جُحا مِنْ مَزْرَعَتِه عَلَى حِصانِهِ،

    Günlerden bir gün Nasrettin Hoca atı üzerinde çiftliğinden döndü.

    فَقالَ لِزَوْجَتِه : هَلْ أَطْعَمْتِ الحَيَوانات؟

    Hanımına dedi ki:Hayvanları yemledin mi?

    فَقالَتْ زَوْجَتُه : نَعَمْ ، أَطَعَمْتُ الْقِطَّ والْكَلْب ..

    Bunun üzerine hanımı dedi ki: Evet, kediyi ve köpeği yemledim

    وَلِكْن لَمْ أُطْعِمِ الْحِمار .. فَقُمْ أَنْتَ بِذَلِكَ.

    Fakat eşeği yemlemedim, kalk bunu sen yap.

    قالَ جُحا : هَذا مُسْتَحيل .. لَنْ أَقوم أَنا بِذَلِك!

    Nasrettin Hoca dedi ki: Bu imkansız.. Ben bunu asla yapmayacağım!

    فاخْتَلَفَ جُحا مَعَ زَوْجَتِه عَلَى هَذا الْمَوْضوع.

    Bu konu üzerinde Nasrettin Hoca hanımı ile ihtilaf etti.
    أَخيرًا قالَتْ زَوْجَتُه : مَنْ يَتَكَلَّمْ أَوَّلاً يُطْعِمِ الْحِمار .

    Sonunda hanımı dedi ki: Kim önce konuşursa eşeği yemler.

    فَوافَقَ جُحا على ذلك، وَجلَسَ صامِتًا لا يَتَكَلَّم.

    Nasrettin Hoca bunu kabul etti, sessizce oturdu ve hiç konuşmadı.

    بَيْنَما ذَهَبَتْ زَوْجَتُه لِزِيارَة أَهْلِها.

    Öte yanda hanımı ailesini ziyarete gitti.

    في هَذِهِ الأَثْناء، دَخَلَ لِصٌّ بَيْت جحا ، وَسَرَقَ كلَّ شَيْء فيه.

    Bu esnada, hırsız Nasrettin Hoca'nın evine girdi ve her şeyi çaldı.

    وَجُحا يَنْظُر إلَيْه وَلا يَتَكَلَّم ،

    Nasrettin Hoca ona bakıyor ve konuşmuyordu.

    وَعِنْدَما عادَتِ الزَّوْجَة، وَجَدَتْ أَنَّ الْبَيْت قَدْ سُرِق.

    Hanım eve döndüğünde, evin çalınmış olduğunu gördü.

    فَصاحَتْ وَقالَتْ : ما الَّذي حَدَث يا جُحا؟!

    Bunun üzerine çığlık atarak dedi ki: Hoca ne oldu ? !
    هُنا ضَحِكَ جُحا ، وَقال : اذْهَبي وَأَطْعِمي الحِمار.
    Burada Nasrettin Hoca güldü ve dedi ki: Git ve eşeği yemle.



  12. 03.Şubat.2011, 08:38
    6
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر
    جُحَا وَزَوْجَتُهُ

    NASRETTİN HOCA VE HANIMI
    يَوْمٌ مِنَ الأَيَّام عادَ جُحا مِنْ مَزْرَعَتِه عَلَى حِصانِهِ،

    Günlerden bir gün Nasrettin Hoca atı üzerinde çiftliğinden döndü.

    فَقالَ لِزَوْجَتِه : هَلْ أَطْعَمْتِ الحَيَوانات؟

    Hanımına dedi ki:Hayvanları yemledin mi?

    فَقالَتْ زَوْجَتُه : نَعَمْ ، أَطَعَمْتُ الْقِطَّ والْكَلْب ..

    Bunun üzerine hanımı dedi ki: Evet, kediyi ve köpeği yemledim

    وَلِكْن لَمْ أُطْعِمِ الْحِمار .. فَقُمْ أَنْتَ بِذَلِكَ.

    Fakat eşeği yemlemedim, kalk bunu sen yap.

    قالَ جُحا : هَذا مُسْتَحيل .. لَنْ أَقوم أَنا بِذَلِك!

    Nasrettin Hoca dedi ki: Bu imkansız.. Ben bunu asla yapmayacağım!

    فاخْتَلَفَ جُحا مَعَ زَوْجَتِه عَلَى هَذا الْمَوْضوع.

    Bu konu üzerinde Nasrettin Hoca hanımı ile ihtilaf etti.
    أَخيرًا قالَتْ زَوْجَتُه : مَنْ يَتَكَلَّمْ أَوَّلاً يُطْعِمِ الْحِمار .

    Sonunda hanımı dedi ki: Kim önce konuşursa eşeği yemler.

    فَوافَقَ جُحا على ذلك، وَجلَسَ صامِتًا لا يَتَكَلَّم.

    Nasrettin Hoca bunu kabul etti, sessizce oturdu ve hiç konuşmadı.

    بَيْنَما ذَهَبَتْ زَوْجَتُه لِزِيارَة أَهْلِها.

    Öte yanda hanımı ailesini ziyarete gitti.

    في هَذِهِ الأَثْناء، دَخَلَ لِصٌّ بَيْت جحا ، وَسَرَقَ كلَّ شَيْء فيه.

    Bu esnada, hırsız Nasrettin Hoca'nın evine girdi ve her şeyi çaldı.

    وَجُحا يَنْظُر إلَيْه وَلا يَتَكَلَّم ،

    Nasrettin Hoca ona bakıyor ve konuşmuyordu.

    وَعِنْدَما عادَتِ الزَّوْجَة، وَجَدَتْ أَنَّ الْبَيْت قَدْ سُرِق.

    Hanım eve döndüğünde, evin çalınmış olduğunu gördü.

    فَصاحَتْ وَقالَتْ : ما الَّذي حَدَث يا جُحا؟!

    Bunun üzerine çığlık atarak dedi ki: Hoca ne oldu ? !
    هُنا ضَحِكَ جُحا ، وَقال : اذْهَبي وَأَطْعِمي الحِمار.
    Burada Nasrettin Hoca güldü ve dedi ki: Git ve eşeği yemle.



  13. 13.Ocak.2016, 08:30
    7
    Misafir

    Cevap: Arapça kıssalar ve türkçe açıklamaları

    Maşallah çok güzel yazilmış. Sayenizde ödevimi de tamamlamış oldum.teşekür ederim


  14. 13.Ocak.2016, 08:30
    7
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Maşallah çok güzel yazilmış. Sayenizde ödevimi de tamamlamış oldum.teşekür ederim





+ Yorum Gönder