Konusunu Oylayın.: Rızık nedir? Ayet ve Hadislerle

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Rızık nedir? Ayet ve Hadislerle
  1. 27.Ocak.2011, 16:36
    1
    Misafir

    Rızık nedir? Ayet ve Hadislerle






    Rızık nedir? Ayet ve Hadislerle Mumsema ben risale-i nur okuyorum ve bu meseleyi bir arkadaşıma külliyattan gösterdim; ancak benden ayet ve hadislerden delil istiyor ki inansın. hayvanatın rızıklarında ne helel, ne haram olduğuna dair yardımınızı bekliyorum. itiraz eden ehli tarik bir zat.


  2. 27.Ocak.2011, 16:36
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    ben risale-i nur okuyorum ve bu meseleyi bir arkadaşıma külliyattan gösterdim; ancak benden ayet ve hadislerden delil istiyor ki inansın. hayvanatın rızıklarında ne helel, ne haram olduğuna dair yardımınızı bekliyorum. itiraz eden ehli tarik bir zat.


    Benzer Konular

    - Rızık nedir? İslamda rızık kavramı

    - İslamda Akrabalık İlişkilerinin Önemi Nedir? Ayet ve Hadislerle Açıklar Mısınız?

    - Ayet ve Hadislerle zekatı vermenin sevabı nedir?

    - Nahl suresi 71. ayet: Allah kiminize kiminizden daha bol rızık verdi. Bol rızık verilenler, rızıklar

    - Rızık Nedir? Rızık kader ilişkisi nedir? Ayet ve hadislerle açılaması

  3. 27.Ocak.2011, 16:52
    2
    meryemgül1
    ~~Medinenin Gülü ~~

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Haziran.2009
    Üye No: 48911
    Mesaj Sayısı: 3,926
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 77
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Rızık nedir?




    Rızık nedir?

    Rızık, Allah’ın herkese nasip ettiği, hayatının devamını sağlayan nimetler olarak tarif edilmektedir. Nimetler, hayatın hizmetinde ve hayatın devamını sağlamak için çalışmaktadırlar. Rızkın hizmet edip devamını sağladığı hayatı da iki kısma ayırmak gerekmektedir. Biri maddî hayat, diğeri de mânevî hayattır. Her ikisinin de kendine has, kendine özgü beslenme şekilleri vardır. Maddî hayatın beslenme şekilleri ve sebepleri maddî olduğu gibi, mânevî hayatın beslenme şekilleri de kendi şartlarına göre, kendi standartlarına özeldir.

    Maddî vücut, hayatın şu âlemde görünen evi ve elbisesi gibidir. Vücut, hücre denen yapı taşlarından yapılmaktadır. Bu yapı taşları, yaşlandıklarında, hizmetini tamamladıklarında, nöbet görevini yerine getirdiklerinde yenileri ile değiştirilmektedir. Bu hücreler, vazifelerine devam ettikleri müddetçe beslenmeye ihtiyaçları vardır. Yerine yenilerinin gelmesi için de beslenmeye ihtiyaç vardır. Yani bu hücreleri bir devletin memur kadrosu gibi düşünürsek, onların hem geçimini sağlamak, hem de emekli olduklarında veya öldüklerinde, yenilerinin alınmasına benzemektedir. Bunların yapılması için sürekli bir gelirin olması lâzımdır. Hem ihtiyaçları giderilsin, hem yenileri temin edilsin.

    Allah, insana iştihalı bir mide vermiştir. Bütün midelerden, “Rezzak” ismine, yani Allah’ın rızık verici ismine yükselen bir duâ ve istek vardır. Allah’ın Rezzak ismi bütün varlıklara rızık vermektedir. Rezzak ismi güneş gibidir. Güneş, kurallarına uygun şekilde karşısında duran her şeyi nasıl aydınlatıyorsa, Rezzak ismi de usûlüne uygun şekilde rızık isteyenleri aç bırakmayacaktır. Kurallarına uygunluktan maksat, rızka muhtaç varlıkların içinde bulunduğu şartlar ve rızkı arama biçimleridir. Rızkı arayanların sahip oldukları güç ve kuvvet, rızkın gelmesi konusunda önemli bir faktördür.

    Rızık, rızka muhtaç olanların, rızıklarını arayabilecekleri güçleri ile ters orantılıdır. Âcizlik arttıkça rızkın gelişi kolaylaşmakta, acizlik azaldıkça da zorlaşmaktadır. Anne karnındaki bir yavrunun rızkı, hiçbir çabaya gerek kalmadan doğrudan kendisine ulaşmaktadır. Rezzak isminin onun hakkındaki tecellisi böyledir. Yeni doğmuş bir yavrunun rızkı, hiç ummadığı bir yerden, ummadığı tarzda kendisine ulaşmaktadır. Ancak, ağzını kıpırdatıp emmesi gerekmektedir. Yavru büyüdükçe, rızkına ulaşması belli çabalar istemektedir. Kendi gayretine, anne babasının çabaları da eklenmektedir. Çünkü, kendi imkânları ile rızkını temin etmesi mümkün olmadığı için, Allah’ın rahmeti, anne babasının şefkatini ona bir hizmetkâr olarak göndermektedir. Şefkat de ona bir rızk olarak gelmektedir. Biraz daha büyüyüp kendi işini kendisi görecek hale geldiğinde, anne babası da geriye çekilmekte, kendi gücüyle rızkını aramak mecburiyeti doğmaktadır. Kendisi küçük ve aciz iken ayağına gelen rızk, şimdi kişiyi kendi ayağına gelmeye zorlamaktadır. Küçük ve aciz iken rızkı kendisini arıyordu, büyüyüp güçlendikçe kendisi rızkını aramak zorunda kalmaktadır.


    Rızık taahhüt altında mıdır?


    “Yeryüzünde yürüyen ve kendi rızkını yüklenemeyen nice canlının ve sizin rızkınızı Allah verir.”1

    “Şüphesiz ki rızık veren, mutlak kudret ve kuvvet sahibi olan ancak Allah’tır.”2

    Şu âyet meâllerinden anlaşıldığına göre, rızk Allah’ın taahhüdü ve garantisi altındadır. Açlıktan ölmek yoktur. Halbuki, dünyanın birçok yerinde, birçok insan açlıktan ölmektedir. Hem rızk garanti altında bulunsun hem de açlıktan ölümler olsun, bu bir çelişki değil midir?

    Allah’ın rızkı garanti etmesi ve taahhüt altına alması doğrudur. Yukarıda açıklandığı gibi rızka muhtaç kullarının âcizlik döneminde rızıklarını ayağına kadar göndermektedir. Hiçbir çabaya gerek kalmadan bunu yapmaktadır. Doğmamış çocuğun rızkını anne karnında anne aracılığı ile göndermektedir.

    İkinci kısım garantiyi ise, rızkı kullanacak olanların vücutlarında depolamak sûretiyle yapmaktadır. Bugün tıbbın bildirdiğine göre, vücutta iç yağı tarzında rızık depolanmaktadır. Ayrıca her hücrenin içinde ikinci bir depolama yapılmaktadır. Bu iki ambarda depolanan rızık, en az kırk gün o kimseye yetecek durumdadır. Bazen bu durum yetmiş güne kadar da çıkmaktadır. Bu kadar süre içinde bir defa olsun bir yiyecek bulmak her zaman mümkündür.3

    Allah’ın taahhüt edip garanti altına aldığı rızık bunlardır. Bunun dışındaki rızık elde etme işi, birçok sebebe bağlıdır. Kul çalışacak, işlerini iyi yapacak, Allah’ın hikmeti de yanında olacak, arkasından bol rızık gelecek veya gelmeyecek. Buradaki kazanç imtihana tabidir. Azlığından veya çokluğundan dolayı sabır ve şükür ile imtihana tâbi tutulacaktır. Onun için bu kısım garanti dışıdır. Kazandıklarından ve kazanma biçimlerinden imtihana ve sorguya çekileceklerdir. Şu da bir gerçektir, Allah hiçbir emeği karşılıksız bırakmaz. Emek kimden gelirse gelsin, ister inanandan ister inanmayandan, fark etmez, Allah emeğin karşılığını verecektir.

    Maddî rızkın yanında bir de mânevî rızık vardır. Bu mânâda, varlıklara verilen her şey bir rızıktır. Hayatından hissiyâtına, duygularına kadar her şey rızıktır. Hayat bir mide gibidir. Göz, kulak, akıl gibi ellerle o midenin beslenmesi gerekmektedir. İslâmiyet ve iman ile o hayatı bir bütün haline getirmiştir. Bu sayede insan, bütün kâinatla barışık hale gelmiştir. Allah’ın isimlerinin tecellîleri sayısınca dostluklar ve arkadaşlıklar kurulmuştur. Çünkü her şey onun emri ve izni ile hareket etmektedir. Bu zincirin bir halkası da kendisidir.

    Bunların bir kısmı belli çağa kadar yine garanti altına alınmıştır. Ergenlik çağından önce vefat eden insanların, hiçbir sorumluluğa, sorgulamaya tabi tutulmadan Allah’ın rahmetine ve Cennetine kavuşmaları onlar için bir garantidir. Ergenlik döneminden sonraki kısım ise, imtihana tabi olduğu için orada garanti yoktur. Burada kulun davranışlarından ve tercihlerinden hesaba çekilmesi söz konusudur.

    Garanti kapsamı dışındaki rızkın kefili şükürdür. Kullar şükretmeye devam ettiği sürece, nimetler de gelmeye devam edecektir. Maddî ve mânevî her türlü nimetin artmasını sağlayan iksir, şükürdür. Şükredenlere, Allah’ın va’di var, nimetlerini artıracaktır.4 Bu va’d geneldir, maddî ve mânevî rızıkları kapsamaktadır. İman, ne kadar sağlam ve bilerek yapılırsa, manevî olarak, elde edilecek netice de o kadar artacaktır. Duygulara ve hissiyata kadar uzanan bir imanı yok etmek elbette kolay değildir. Malın, zekât ve sadakalarının verilmiş olması, onun şükrünü yerine getirme anlamına gelmektedir. Bunların tersi olan şükürsüzlük ise, nimetlerin azalmasına ve fakirleşmeye sebeptir. Zekât, o malın içindeki kul hakkıdır. Kul hakkı yiyenler iflah olmazlar.

    Varlıkların merkezinde hayat vardır. Hayatın merkezinde de rızık vardır. Onun için her varlık, aşk derecesinde rızkın peşinde koşmaktadır. Meşrû dairede kalarak rızkı aramak, rızkı verene karşı bir şükürdür ve önemli bir ibadet kabul edilmektedir. Rızkın merkezinde de şükür vardır.


    Dipnotlar:

    1- Ankebut Sûresi, 29:60.

    2- Zâriyat Sûresi, 51:58.

    3- Nursî, Bediuzzaman Said, Lem’alar, s. 67

    4- İbrahim Sûresi 72/7

    Ali Sarıkaya

    Yeniasya.com


  4. 27.Ocak.2011, 16:52
    2
    ~~Medinenin Gülü ~~



    Rızık nedir?

    Rızık, Allah’ın herkese nasip ettiği, hayatının devamını sağlayan nimetler olarak tarif edilmektedir. Nimetler, hayatın hizmetinde ve hayatın devamını sağlamak için çalışmaktadırlar. Rızkın hizmet edip devamını sağladığı hayatı da iki kısma ayırmak gerekmektedir. Biri maddî hayat, diğeri de mânevî hayattır. Her ikisinin de kendine has, kendine özgü beslenme şekilleri vardır. Maddî hayatın beslenme şekilleri ve sebepleri maddî olduğu gibi, mânevî hayatın beslenme şekilleri de kendi şartlarına göre, kendi standartlarına özeldir.

    Maddî vücut, hayatın şu âlemde görünen evi ve elbisesi gibidir. Vücut, hücre denen yapı taşlarından yapılmaktadır. Bu yapı taşları, yaşlandıklarında, hizmetini tamamladıklarında, nöbet görevini yerine getirdiklerinde yenileri ile değiştirilmektedir. Bu hücreler, vazifelerine devam ettikleri müddetçe beslenmeye ihtiyaçları vardır. Yerine yenilerinin gelmesi için de beslenmeye ihtiyaç vardır. Yani bu hücreleri bir devletin memur kadrosu gibi düşünürsek, onların hem geçimini sağlamak, hem de emekli olduklarında veya öldüklerinde, yenilerinin alınmasına benzemektedir. Bunların yapılması için sürekli bir gelirin olması lâzımdır. Hem ihtiyaçları giderilsin, hem yenileri temin edilsin.

    Allah, insana iştihalı bir mide vermiştir. Bütün midelerden, “Rezzak” ismine, yani Allah’ın rızık verici ismine yükselen bir duâ ve istek vardır. Allah’ın Rezzak ismi bütün varlıklara rızık vermektedir. Rezzak ismi güneş gibidir. Güneş, kurallarına uygun şekilde karşısında duran her şeyi nasıl aydınlatıyorsa, Rezzak ismi de usûlüne uygun şekilde rızık isteyenleri aç bırakmayacaktır. Kurallarına uygunluktan maksat, rızka muhtaç varlıkların içinde bulunduğu şartlar ve rızkı arama biçimleridir. Rızkı arayanların sahip oldukları güç ve kuvvet, rızkın gelmesi konusunda önemli bir faktördür.

    Rızık, rızka muhtaç olanların, rızıklarını arayabilecekleri güçleri ile ters orantılıdır. Âcizlik arttıkça rızkın gelişi kolaylaşmakta, acizlik azaldıkça da zorlaşmaktadır. Anne karnındaki bir yavrunun rızkı, hiçbir çabaya gerek kalmadan doğrudan kendisine ulaşmaktadır. Rezzak isminin onun hakkındaki tecellisi böyledir. Yeni doğmuş bir yavrunun rızkı, hiç ummadığı bir yerden, ummadığı tarzda kendisine ulaşmaktadır. Ancak, ağzını kıpırdatıp emmesi gerekmektedir. Yavru büyüdükçe, rızkına ulaşması belli çabalar istemektedir. Kendi gayretine, anne babasının çabaları da eklenmektedir. Çünkü, kendi imkânları ile rızkını temin etmesi mümkün olmadığı için, Allah’ın rahmeti, anne babasının şefkatini ona bir hizmetkâr olarak göndermektedir. Şefkat de ona bir rızk olarak gelmektedir. Biraz daha büyüyüp kendi işini kendisi görecek hale geldiğinde, anne babası da geriye çekilmekte, kendi gücüyle rızkını aramak mecburiyeti doğmaktadır. Kendisi küçük ve aciz iken ayağına gelen rızk, şimdi kişiyi kendi ayağına gelmeye zorlamaktadır. Küçük ve aciz iken rızkı kendisini arıyordu, büyüyüp güçlendikçe kendisi rızkını aramak zorunda kalmaktadır.


    Rızık taahhüt altında mıdır?


    “Yeryüzünde yürüyen ve kendi rızkını yüklenemeyen nice canlının ve sizin rızkınızı Allah verir.”1

    “Şüphesiz ki rızık veren, mutlak kudret ve kuvvet sahibi olan ancak Allah’tır.”2

    Şu âyet meâllerinden anlaşıldığına göre, rızk Allah’ın taahhüdü ve garantisi altındadır. Açlıktan ölmek yoktur. Halbuki, dünyanın birçok yerinde, birçok insan açlıktan ölmektedir. Hem rızk garanti altında bulunsun hem de açlıktan ölümler olsun, bu bir çelişki değil midir?

    Allah’ın rızkı garanti etmesi ve taahhüt altına alması doğrudur. Yukarıda açıklandığı gibi rızka muhtaç kullarının âcizlik döneminde rızıklarını ayağına kadar göndermektedir. Hiçbir çabaya gerek kalmadan bunu yapmaktadır. Doğmamış çocuğun rızkını anne karnında anne aracılığı ile göndermektedir.

    İkinci kısım garantiyi ise, rızkı kullanacak olanların vücutlarında depolamak sûretiyle yapmaktadır. Bugün tıbbın bildirdiğine göre, vücutta iç yağı tarzında rızık depolanmaktadır. Ayrıca her hücrenin içinde ikinci bir depolama yapılmaktadır. Bu iki ambarda depolanan rızık, en az kırk gün o kimseye yetecek durumdadır. Bazen bu durum yetmiş güne kadar da çıkmaktadır. Bu kadar süre içinde bir defa olsun bir yiyecek bulmak her zaman mümkündür.3

    Allah’ın taahhüt edip garanti altına aldığı rızık bunlardır. Bunun dışındaki rızık elde etme işi, birçok sebebe bağlıdır. Kul çalışacak, işlerini iyi yapacak, Allah’ın hikmeti de yanında olacak, arkasından bol rızık gelecek veya gelmeyecek. Buradaki kazanç imtihana tabidir. Azlığından veya çokluğundan dolayı sabır ve şükür ile imtihana tâbi tutulacaktır. Onun için bu kısım garanti dışıdır. Kazandıklarından ve kazanma biçimlerinden imtihana ve sorguya çekileceklerdir. Şu da bir gerçektir, Allah hiçbir emeği karşılıksız bırakmaz. Emek kimden gelirse gelsin, ister inanandan ister inanmayandan, fark etmez, Allah emeğin karşılığını verecektir.

    Maddî rızkın yanında bir de mânevî rızık vardır. Bu mânâda, varlıklara verilen her şey bir rızıktır. Hayatından hissiyâtına, duygularına kadar her şey rızıktır. Hayat bir mide gibidir. Göz, kulak, akıl gibi ellerle o midenin beslenmesi gerekmektedir. İslâmiyet ve iman ile o hayatı bir bütün haline getirmiştir. Bu sayede insan, bütün kâinatla barışık hale gelmiştir. Allah’ın isimlerinin tecellîleri sayısınca dostluklar ve arkadaşlıklar kurulmuştur. Çünkü her şey onun emri ve izni ile hareket etmektedir. Bu zincirin bir halkası da kendisidir.

    Bunların bir kısmı belli çağa kadar yine garanti altına alınmıştır. Ergenlik çağından önce vefat eden insanların, hiçbir sorumluluğa, sorgulamaya tabi tutulmadan Allah’ın rahmetine ve Cennetine kavuşmaları onlar için bir garantidir. Ergenlik döneminden sonraki kısım ise, imtihana tabi olduğu için orada garanti yoktur. Burada kulun davranışlarından ve tercihlerinden hesaba çekilmesi söz konusudur.

    Garanti kapsamı dışındaki rızkın kefili şükürdür. Kullar şükretmeye devam ettiği sürece, nimetler de gelmeye devam edecektir. Maddî ve mânevî her türlü nimetin artmasını sağlayan iksir, şükürdür. Şükredenlere, Allah’ın va’di var, nimetlerini artıracaktır.4 Bu va’d geneldir, maddî ve mânevî rızıkları kapsamaktadır. İman, ne kadar sağlam ve bilerek yapılırsa, manevî olarak, elde edilecek netice de o kadar artacaktır. Duygulara ve hissiyata kadar uzanan bir imanı yok etmek elbette kolay değildir. Malın, zekât ve sadakalarının verilmiş olması, onun şükrünü yerine getirme anlamına gelmektedir. Bunların tersi olan şükürsüzlük ise, nimetlerin azalmasına ve fakirleşmeye sebeptir. Zekât, o malın içindeki kul hakkıdır. Kul hakkı yiyenler iflah olmazlar.

    Varlıkların merkezinde hayat vardır. Hayatın merkezinde de rızık vardır. Onun için her varlık, aşk derecesinde rızkın peşinde koşmaktadır. Meşrû dairede kalarak rızkı aramak, rızkı verene karşı bir şükürdür ve önemli bir ibadet kabul edilmektedir. Rızkın merkezinde de şükür vardır.


    Dipnotlar:

    1- Ankebut Sûresi, 29:60.

    2- Zâriyat Sûresi, 51:58.

    3- Nursî, Bediuzzaman Said, Lem’alar, s. 67

    4- İbrahim Sûresi 72/7

    Ali Sarıkaya

    Yeniasya.com


  5. 27.Ocak.2011, 16:56
    3
    ehli-sunnet
    Feseyekfikehumullah

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Eylül.2010
    Üye No: 79032
    Mesaj Sayısı: 2,015
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21
    Bulunduğu yer: Uzaklardan..

    Cevap: Rızık nedir?

    Kardeşim Hangi hayvandan bahsediyorsunuz yazmanız gerekiyor Takdir edersinizki milyonlarca hayvan türü var ve her biri hakkında ayet yoktur hadiste yoktur Helal Haram olduğuna dair

    Ayrıca.. Ehl-i Tarik Ehl-i tasavvuf Nur, Nakşi, tarikatından olsun
    Tam olarak emin olmadığınız bir şey hakkında sırf iddianızın doğru çıkması için Helal veyâ Haram demeyiniz Bu çok büyük nir gunahtır..

    Aşağıda bir kaç ayet hadis yazıyorum umarım işinizi görür


    Ayet ve Hadislerde Gıdalar
    Ey iman edenler! Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin temiz ve helal olanlarından yiyin. Bakara suresi 172. ayet

    O halde Allah’ın ayetlerine inanan mü’minler iseniz, besmele ile kesilen hayvanlardan yiyin. Enam suresi 118. ayet

    Size ölü hayvan, kan, domuz eti, Allah`dan başkası namına kesilen hayvan, boğulmuş, vurulmuş, yukarıdan yuvarlanmış, süsülmüş, canavar yeyip de ölmüş hayvanlar haram kılındı. Meğer ki canı içindeyken yetişip kesmiş olasınız. Her kim son derece açlık halinde çaresiz kalırsa ve günaha meyl kasdı olmaksızın bunlardan yemeye muztar kalırsa, elbette Allah çok bağışlayıcı, çok merhametlidir. Maide suresi 3. ayetin başı ve sonu

    Kesilirken üzerine besmele çekilmemiş hayvanlardan yemeyin! Çünkü onu yemek fasıklıktır. Enam suresi 121. ayet

    Kendilerine neler helal kılındığını sana soruyorlar. De ki: Size bütün pak nimetler helal kılındı. Bir de alıştırarak ve Allah’ın size öğrettikelrinden öğreterek yetiştirdiğiniz avcı hayvanların size tutuverdikleri avlardan yeyin! ( Ava salarken) üzerine besmele çekin ve Allah’dan korkun. Çünkü Allah’ın hesabı çok süratlidir. Maide suresi 4. ayet

    Bugün temiz, pak nimetler sizin için helal kılındı. Kendilerine kitap verilenlerin yemeği size helal olduğu gibi, sizin yemeğinizde onlara helaldir. Maide suresi 5. ayetin başı

    Beşir oğlu Numan (r.a.) der ki Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
    "Helal apaçıktır. Haram da bellidir. İkisi arasında ( haram mı, helal mı oldugu bilinmeyen) birtakım şüpheli şeyler vardır ki, insanların birçoğu onları bilemezler. Her kim şüpheli şeylerden sakınırsa, ırzını ve dinini korumuş olur. Kim de şüpheli şeylere girerse, harama dalmış olur. Bu ( içerisine girilmesi yasak olan) koru etrafında sürüsünü otlatan çoban gibidir, her an sürüsünü yasak bölgeye girdirip otlatabilir. Dikkat ediniz, her padişahın bir korusu vardır. Biliniz ki, Allah’ın korusu da haramlarıdır. ( Buhari ve Müslim rivayet etmişlerdir.)

    Ey insanlar! Yerdeki şeylerden helal ve temiz olmak şartıyla yeyin. Bakara suresi 168. ayet

    Ebu Hüreyye (r.a.) Resulullah (s.a.v.)’ in şöyle buyurduğunu söyledi:
    Allah temizdir. Ancak temiz olan şeyi kabul eder. Şüphesiz ki Allah, peygamberlere emrettiğini mü’minlere de emretti. Peygamberlere: "Ey peygamberler! Temiz ve helal olan şeylerden yiyin ve güzel amel ve hareketlerde bulunun. Şüphesiz ben işlediklerinizi bilirim." Mü’minun suresi 51. ayet Mü’minlere de: "Ey iman edenler! Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin temiz ve helal olanlarından yiyin." Bakara suresi 172. ayet

    Sonra Resulullah (s.a.v.) devamla: "Uzunca sefer çıkmış, yorulmuş, saçı dağınık, üstü başı tozlanmış bir adam ellerini ğöğe uzatarak: 'Ya Rab! Ya Rab!' diye yalvarır. Halbuki onun yediği haram, içtiği haram, giydiği haramdır. Haram gıda ile beslenmiştir. Bunun duası nasıl kabul olur?" buyurdu. Müslim ve Tirmizi rivayet etmişlerdir.

    Sümate, Enes (r.a.) şöyle rivayet etmiştir.
    "Peygamber (s.a.v.) su içerken üç defa nefes alırdı." Tirmizi rivayet etmiştir. Enes b. Malik (r.a.) Resulullah (s.a.v.) ‘in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir. "Allah, yemek yiyip de hamdeden kulu ile su içip de hamdeden kulundan razi ve hoşnut olur." Müslim, Nesai ve rimizi rivayet etmiştir.


    Ey iman edenler; akidleri yerine getirin. Siz, ihramlı iken avlanmayı helal görmeksizin; size bildirilecekler müstesna, hayvanlar size helal kılınmıştır. Muhakkak ki Allah, dilediğini hükmeder. Mâide-1


  6. 27.Ocak.2011, 16:56
    3
    Feseyekfikehumullah
    Kardeşim Hangi hayvandan bahsediyorsunuz yazmanız gerekiyor Takdir edersinizki milyonlarca hayvan türü var ve her biri hakkında ayet yoktur hadiste yoktur Helal Haram olduğuna dair

    Ayrıca.. Ehl-i Tarik Ehl-i tasavvuf Nur, Nakşi, tarikatından olsun
    Tam olarak emin olmadığınız bir şey hakkında sırf iddianızın doğru çıkması için Helal veyâ Haram demeyiniz Bu çok büyük nir gunahtır..

    Aşağıda bir kaç ayet hadis yazıyorum umarım işinizi görür


    Ayet ve Hadislerde Gıdalar
    Ey iman edenler! Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin temiz ve helal olanlarından yiyin. Bakara suresi 172. ayet

    O halde Allah’ın ayetlerine inanan mü’minler iseniz, besmele ile kesilen hayvanlardan yiyin. Enam suresi 118. ayet

    Size ölü hayvan, kan, domuz eti, Allah`dan başkası namına kesilen hayvan, boğulmuş, vurulmuş, yukarıdan yuvarlanmış, süsülmüş, canavar yeyip de ölmüş hayvanlar haram kılındı. Meğer ki canı içindeyken yetişip kesmiş olasınız. Her kim son derece açlık halinde çaresiz kalırsa ve günaha meyl kasdı olmaksızın bunlardan yemeye muztar kalırsa, elbette Allah çok bağışlayıcı, çok merhametlidir. Maide suresi 3. ayetin başı ve sonu

    Kesilirken üzerine besmele çekilmemiş hayvanlardan yemeyin! Çünkü onu yemek fasıklıktır. Enam suresi 121. ayet

    Kendilerine neler helal kılındığını sana soruyorlar. De ki: Size bütün pak nimetler helal kılındı. Bir de alıştırarak ve Allah’ın size öğrettikelrinden öğreterek yetiştirdiğiniz avcı hayvanların size tutuverdikleri avlardan yeyin! ( Ava salarken) üzerine besmele çekin ve Allah’dan korkun. Çünkü Allah’ın hesabı çok süratlidir. Maide suresi 4. ayet

    Bugün temiz, pak nimetler sizin için helal kılındı. Kendilerine kitap verilenlerin yemeği size helal olduğu gibi, sizin yemeğinizde onlara helaldir. Maide suresi 5. ayetin başı

    Beşir oğlu Numan (r.a.) der ki Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
    "Helal apaçıktır. Haram da bellidir. İkisi arasında ( haram mı, helal mı oldugu bilinmeyen) birtakım şüpheli şeyler vardır ki, insanların birçoğu onları bilemezler. Her kim şüpheli şeylerden sakınırsa, ırzını ve dinini korumuş olur. Kim de şüpheli şeylere girerse, harama dalmış olur. Bu ( içerisine girilmesi yasak olan) koru etrafında sürüsünü otlatan çoban gibidir, her an sürüsünü yasak bölgeye girdirip otlatabilir. Dikkat ediniz, her padişahın bir korusu vardır. Biliniz ki, Allah’ın korusu da haramlarıdır. ( Buhari ve Müslim rivayet etmişlerdir.)

    Ey insanlar! Yerdeki şeylerden helal ve temiz olmak şartıyla yeyin. Bakara suresi 168. ayet

    Ebu Hüreyye (r.a.) Resulullah (s.a.v.)’ in şöyle buyurduğunu söyledi:
    Allah temizdir. Ancak temiz olan şeyi kabul eder. Şüphesiz ki Allah, peygamberlere emrettiğini mü’minlere de emretti. Peygamberlere: "Ey peygamberler! Temiz ve helal olan şeylerden yiyin ve güzel amel ve hareketlerde bulunun. Şüphesiz ben işlediklerinizi bilirim." Mü’minun suresi 51. ayet Mü’minlere de: "Ey iman edenler! Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin temiz ve helal olanlarından yiyin." Bakara suresi 172. ayet

    Sonra Resulullah (s.a.v.) devamla: "Uzunca sefer çıkmış, yorulmuş, saçı dağınık, üstü başı tozlanmış bir adam ellerini ğöğe uzatarak: 'Ya Rab! Ya Rab!' diye yalvarır. Halbuki onun yediği haram, içtiği haram, giydiği haramdır. Haram gıda ile beslenmiştir. Bunun duası nasıl kabul olur?" buyurdu. Müslim ve Tirmizi rivayet etmişlerdir.

    Sümate, Enes (r.a.) şöyle rivayet etmiştir.
    "Peygamber (s.a.v.) su içerken üç defa nefes alırdı." Tirmizi rivayet etmiştir. Enes b. Malik (r.a.) Resulullah (s.a.v.) ‘in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir. "Allah, yemek yiyip de hamdeden kulu ile su içip de hamdeden kulundan razi ve hoşnut olur." Müslim, Nesai ve rimizi rivayet etmiştir.


    Ey iman edenler; akidleri yerine getirin. Siz, ihramlı iken avlanmayı helal görmeksizin; size bildirilecekler müstesna, hayvanlar size helal kılınmıştır. Muhakkak ki Allah, dilediğini hükmeder. Mâide-1


  7. 27.Eylül.2011, 17:30
    4
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Rızık nedir? Ayet ve Hadislerle

    Rızık Nedir?
    Sözlükte azık, yenilen, içilen ve faydalanılan şey anlamına gelen rızk, terim olarak, Yüce Allâh'ın, canlılara yiyip içmek ve yararlanmak için verdiği her şey demektir. Buna göre rızk, helal olabileceği gibi, haram da olabilir.
    Rızk konusunda benimsenen temel prensipler şunlardır:
    1. Rızkı yaratan ve veren ancak Allâh'dır. Kur'an'da, "Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allâh'a ait olmasın..." (Hud 11/6) buyurulmaktadır. Başka bir ayette de Allah'ın, dilediğine bol rızk verip, dilediğinin rızkını daralttığı ifade edilmektedir (Şûra 42/12). Kul, Allâh'ın evrende geçerli tabii kanunlarını gözeterek çalışır, çabalar, sebeplere sarılır ve rızkı kazanmak için tercihlerde bulunur. Allâh da onun bu tercihine ve çabasına göre rızkını yaratır. Allâh'ın yegane rızk veren olması, tembellik yapmayı, çalışmamayı, yanlış bir tevekkül anlayışına sahip olmayı gerektirmez.
    2. Haram olan şey de, rızk kapsamındadır. Fakat Allâh'ın haram olan rızkı, kulun kazanmasına rızası yoktur. Kur'an'da, "Artık Allâh'ın size helal ve temiz olarak verdiği rızklardan yeyin..." (Nahl 16/114) buyurularak, helal yenilmesi emredilmiş, haram yasaklanmıştır.
    3. Herkes kendi rızkını yer; hiç kimse başkasının rızkını yiyemez.


  8. 27.Eylül.2011, 17:30
    4
    Moderatör
    Rızık Nedir?
    Sözlükte azık, yenilen, içilen ve faydalanılan şey anlamına gelen rızk, terim olarak, Yüce Allâh'ın, canlılara yiyip içmek ve yararlanmak için verdiği her şey demektir. Buna göre rızk, helal olabileceği gibi, haram da olabilir.
    Rızk konusunda benimsenen temel prensipler şunlardır:
    1. Rızkı yaratan ve veren ancak Allâh'dır. Kur'an'da, "Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allâh'a ait olmasın..." (Hud 11/6) buyurulmaktadır. Başka bir ayette de Allah'ın, dilediğine bol rızk verip, dilediğinin rızkını daralttığı ifade edilmektedir (Şûra 42/12). Kul, Allâh'ın evrende geçerli tabii kanunlarını gözeterek çalışır, çabalar, sebeplere sarılır ve rızkı kazanmak için tercihlerde bulunur. Allâh da onun bu tercihine ve çabasına göre rızkını yaratır. Allâh'ın yegane rızk veren olması, tembellik yapmayı, çalışmamayı, yanlış bir tevekkül anlayışına sahip olmayı gerektirmez.
    2. Haram olan şey de, rızk kapsamındadır. Fakat Allâh'ın haram olan rızkı, kulun kazanmasına rızası yoktur. Kur'an'da, "Artık Allâh'ın size helal ve temiz olarak verdiği rızklardan yeyin..." (Nahl 16/114) buyurularak, helal yenilmesi emredilmiş, haram yasaklanmıştır.
    3. Herkes kendi rızkını yer; hiç kimse başkasının rızkını yiyemez.





+ Yorum Gönder