Konusunu Oylayın.: Benim adım güneşin doğup battığı her yere gidecektir/ulaşacaktır." anlamına gelen bir hadis var mıdır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Benim adım güneşin doğup battığı her yere gidecektir/ulaşacaktır." anlamına gelen bir hadis var mıdır?
  1. 25.Ocak.2011, 14:03
    1
    Misafir

    Benim adım güneşin doğup battığı her yere gidecektir/ulaşacaktır." anlamına gelen bir hadis var mıdır?






    Benim adım güneşin doğup battığı her yere gidecektir/ulaşacaktır." anlamına gelen bir hadis var mıdır? Mumsema "Benim adım güneşin doğup battığı her yere gidecektir/ulaşacaktır." anlamına gelen bir hadis var mıdır? Varsa asıl anlamak gerekir, ne zaman olacaktır?


  2. 25.Ocak.2011, 17:36
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: "Benim adım güneşin doğup battığı her yere gidecektir/ulaşacaktır." anlamına gelen bir hadis var mıdır?




    Hz. Sevban’dan rivayet edildiğine göre, Resulullah(a.s.m) şöyle buyurdu: “Allah/Rabbim yeryüzünü benim için -her tarafı görünür şekilde- dürüp topladı. Onun hem doğu taraflarını hem batı taraflarını gördüm. Muhakkak ki, benim ümmetimin mülkü/hükümranlığı bana dürülüp toplanan (gösterilen) yerlere kadar ulaşır”(Müslim, Fiten, 19; Ebu Davud, Fiten,1; Tirmizî, Fiten,14)

    Bu hâdîs-i şerif, Rasûlullah'ın peygamberliğine şahitlik eden mucizeler kabilindendir. Çünkü Hz. Peygamber (a.s.m), ileriye matuf bir takım haberler vermiş ve bu haberler aynı ile tahakkuk etmiştir. Gerçekten İslâmiyet tüm dünyaya yayılmış ve bu yayılma genelde doğu-batı istikametinde olmuştur.

    Müslümanlar zenginleşmişler, ganimetler elde etmişlerdir. Hicaz bölgesinin doğusunda bulunan Sasanî devleti ve başında bulunan Kîsrası'nın gümüşleri Müslümanların eline geçmiştir.

    Özellikle Hz. Osman döneminde İslam fütuhatı hız kazanmış, Batıda Atlas okyanusuna kadar uzanmış, Endülüs, Kirvan, Sebte gibi yerler İslam’ın hükümranlığına teslim olmuştur.

    Doğu tarafında da bu fetihler, uzak doğuya, Çin bölgesine kadar yayılmıştır. Irak, Horasan gibi diğer doğu ülkeleri de bu fetihlerin halkalarına eklenmiştir(bk. Nebhanî, Huccetullahi ala’l-âlemîn, s.526-27).

    “Allah içinizden iman edip makbul ve güzel işler işleyenlere kesin olarak vaad buyurur ki: Daha önce (ki ümmetlerde) müminleri dünyada hakim kıldığı gibi kendilerini de hakim kılacak, kendileri için beğenip seçtiği İslâm dinini tatbik etme gücü verecek ve yaşadıkları korkulu dönemin arkasından, kendilerini tam bir güvene erdirecektir. Çünkü onlar, yalnız Bana ibadet edip hiçbir şeyi Bana şerik yapmazlar. Artık bundan sonra kim küfrana saparsa, işte onlar yoldan çıkıp Allah’a karşı gelmiş olurlar.”(Nur, 24/55) mealindeki ayette de İslam’ın bu hâkimiyetine ve cihan-şümul hükümranlığına işaret edilmiştir.

    Kim bilir, belki de yakın bir gelecekte -dünya çapında- yeniden Kur’an’ın manevî hâkimiyeti söz konusu olacak ve “Şu istikbal inkılabatı içerisinde en gür ve en yüksek seda, İslam’ın ve Kur’an’ın sedası olacak” şeklindeki Bedîâne müjde tahakkuk edecektir.

    SİE



  3. 25.Ocak.2011, 17:36
    2
    Silent and lonely rains



    Hz. Sevban’dan rivayet edildiğine göre, Resulullah(a.s.m) şöyle buyurdu: “Allah/Rabbim yeryüzünü benim için -her tarafı görünür şekilde- dürüp topladı. Onun hem doğu taraflarını hem batı taraflarını gördüm. Muhakkak ki, benim ümmetimin mülkü/hükümranlığı bana dürülüp toplanan (gösterilen) yerlere kadar ulaşır”(Müslim, Fiten, 19; Ebu Davud, Fiten,1; Tirmizî, Fiten,14)

    Bu hâdîs-i şerif, Rasûlullah'ın peygamberliğine şahitlik eden mucizeler kabilindendir. Çünkü Hz. Peygamber (a.s.m), ileriye matuf bir takım haberler vermiş ve bu haberler aynı ile tahakkuk etmiştir. Gerçekten İslâmiyet tüm dünyaya yayılmış ve bu yayılma genelde doğu-batı istikametinde olmuştur.

    Müslümanlar zenginleşmişler, ganimetler elde etmişlerdir. Hicaz bölgesinin doğusunda bulunan Sasanî devleti ve başında bulunan Kîsrası'nın gümüşleri Müslümanların eline geçmiştir.

    Özellikle Hz. Osman döneminde İslam fütuhatı hız kazanmış, Batıda Atlas okyanusuna kadar uzanmış, Endülüs, Kirvan, Sebte gibi yerler İslam’ın hükümranlığına teslim olmuştur.

    Doğu tarafında da bu fetihler, uzak doğuya, Çin bölgesine kadar yayılmıştır. Irak, Horasan gibi diğer doğu ülkeleri de bu fetihlerin halkalarına eklenmiştir(bk. Nebhanî, Huccetullahi ala’l-âlemîn, s.526-27).

    “Allah içinizden iman edip makbul ve güzel işler işleyenlere kesin olarak vaad buyurur ki: Daha önce (ki ümmetlerde) müminleri dünyada hakim kıldığı gibi kendilerini de hakim kılacak, kendileri için beğenip seçtiği İslâm dinini tatbik etme gücü verecek ve yaşadıkları korkulu dönemin arkasından, kendilerini tam bir güvene erdirecektir. Çünkü onlar, yalnız Bana ibadet edip hiçbir şeyi Bana şerik yapmazlar. Artık bundan sonra kim küfrana saparsa, işte onlar yoldan çıkıp Allah’a karşı gelmiş olurlar.”(Nur, 24/55) mealindeki ayette de İslam’ın bu hâkimiyetine ve cihan-şümul hükümranlığına işaret edilmiştir.

    Kim bilir, belki de yakın bir gelecekte -dünya çapında- yeniden Kur’an’ın manevî hâkimiyeti söz konusu olacak ve “Şu istikbal inkılabatı içerisinde en gür ve en yüksek seda, İslam’ın ve Kur’an’ın sedası olacak” şeklindeki Bedîâne müjde tahakkuk edecektir.

    SİE






+ Yorum Gönder