Konusunu Oylayın.: Peygamberler hakkında kıssalar öyküler hikayeler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Peygamberler hakkında kıssalar öyküler hikayeler
  1. 24.Ocak.2011, 19:54
    1
    Misafir

    Peygamberler hakkında kıssalar öyküler hikayeler

  2. 04.Ağustos.2013, 02:36
    2
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,172
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: Peygamberler hakkında kıssalar öyküler hikayeler




    Peygamberler hakkında kıssalar öyküler hikayeler
    HZ PEYGAMBER İLE İLGİLİ HİKÂYELER

    1- İki Meleğin Haline Gülüyorum
    Bir gün Resulullah (sav) gülümseyerek göğe bakıyordu, bir adam Hazretin gülmesinin sebebini sorunca, Resulullah (sav) şöyle buyurdular: “Evet göğe bakıyordum, iki meleğin hali beni güldürdü, onlar kendi yerinde ibadetle meşgul olan mümin bir kulun gece gündüz yaptığı ibadetlerinin mükafatını yazmaları için yeryüzüne indiler, fakat onu, hasta olduğundan dolayı ibadetgahında bulamayınca, göğe çıkıp, Hak Teala’ya şöyle arz ettiler: “Ey Rabbimiz! Biz o mümin kulun ibadetini yazmak için her zamanki gibi onun ibadetgahına gittik, fakat onu orada bulamadık, hastalık yatağına düşmüştü”
    Allah Teala, o meleklere cevabında şöyle buyurdu: “O mümin kul, hastalık yatağında olduğu sürece, her gün ibadetgahında olduğu zaman ona yazdığınız her günün sevabı miktarınca ona sevap yazın Hastalık yatağında olduğu müddetçe onun hayır amellerinin mükafatı bana aittir; onun mükafatını ben vereceğim”

    2- Sıraya Riayet Edin
    Hz Ali (as) şöyle buyuruyor: “Bir gün Hz Resulullah (sav) ayaklarının üzerine yorgan örtmüş ve istirahata çekilmişti Bu arada Hasan su istedi Resullullah (sav) hemen yerinden fırladı ve devemizden bir kaba biraz süt sağıp onu Hasan’a (as) verdi Bunu gören Hüseyin (as) yerinden fırlayıp sütü almak istedi Ama Resulullah (sav) ona mani olup sütü Hasan’a verdi Bu arada durumu seyretmekte olan Fatıma: “Ya Resulullah! Güya Hasan’ı daha çok seviyorsun” dedi Resulullah cevaben buyurdular ki: “Hayır öyle değildir Benim Hasan’ı savunmamın sebebi, öncelik onun hakkı olduğu içindir Çünkü O, daha önce su istemişti, sırayı riayet etmek gerekir Yoksa kıyamet günü ben, sen, bu ikisi ve şu yerde yatan (Ali) hepimiz bir mekanda olacağız” buyurdu

    3- Rahmet Etmeyene Rahmolunmaz
    Ebu Hureyre dedi ki: Resulullah (sav)’ın huzurunda bulunuyorduk Bu arada Hazret durmadan henüz küçük yaşta olan Hasan ve Hüseyin’i öpüyordu Hazret’in bu hareketini gören Uyeyne: “Ya Resulullah (sav), benim on çocuğum vardır Ben şimdiye kadar onların hiçbirini asla öpmemişim” dedi Hazret bu sözü duyunca çok sinirlendi, öyle ki çehresinin rengi değişti ve: “ Kim rahmetmezse, ona rahmolunmaz; eğer Allah rahmeti kalbinden almışsa, benim sana yapacak bir şeyim yoktur; kim, küçüklerimize rahmetmez, büyüklerimizi de saymazsa, o bizden değildir” buyurdu

    4- Resulullah (sav)’ın Ağlaması
    Resulullah (sav) Ümmi Seleme’nin evinde bulunduğu bir gece yarısı uykudan kalkıp evin karanlık bir köşesinde dua ve ağlamakla (Allah’a yalvarıp yakarmakla) meşgul oldu Ümmi Seleme, Resulullah (sav)’ı yatağında görmeyince, kalkıp onu aramaya koyuldu Bir de baktı ki Resulullah (sav), evin karanlık bir köşesinde durup ellerini göğe kaldırmış, ağlayarak Allah’a şöyle yalvarıp yakarıyor:
    “Allah’ım! Bağışladığın nimetleri benden esirgeme Beni, düşmanların gülüş vesilesi kılma, kıskançları bana musallat etme
    Allah’ım! Beni kurtardığın kötülük ve çirkinliklere geri çevirme
    Allah’ım! Beni hiçbir zaman ve hiçbir an kendi başıma bırakma; kendin beni her şeyden ve her afetten koru”
    Ümmi Seleme Resulullah (sav)’ın bu durumunu görünce, ağlayarak kendi yerine döner Resulullah (sav) Ümmi Seleme’nin ağlama sesini duyunca, ona doğru gidip ağlamasının sebebini sorur
    Ümmi Seleme:
    “Ya Resulullah! Senin ağlaman beni ağlattı Sen neden ağlıyorsun? Siz Allah katında olan onca büyük makam ve yakınlığınıza ve Allah’ın geçmiş ve gelecek bütün kusurlarınızı affetmesine rağmen Allah’tan böyle korkuyor, sizi düşmanların gülüş vesilesi kılmamasını, kurtardığı kötülük ve çirkinliklere geri çevirmemesini, bir an bile kendi başınıza bırakmamasını istiyorsunuz, o halde vay bizim halimize!” der
    Resulullah (sav) ona cevabında:
    “Nasıl korkmayayım, nasıl ağlamayayım, nasıl kendi akıbetimden endişelenmeyeyim, nasıl kendi makam ve mevkime güveneyim! Oysa ki Allah Teala, Hz Yunus’u bir an kendi haline bıraktı ve onun başına, gelmemesi gereken şeyler geldi!” buyurdu

    5- Allah Beni Zulmetmek İçin Göndermemiştir
    Emir-ül Müminin Hz Ali (as) şöyle buyurmuştur: "Bir Yahudi'nin Resulullah (sav)'den bir kaç dinar alacağı vardı, Hazret'ten o parayı istedi Resulullah (sav); "Ey Yahudi! Şimdi yanımda sana verecek bir param yoktur" buyurduYahudi: "Ey Muhammed! Paramı vermedikçe senden ayrılmayacağım!" dedi Resulullah (sav) cevaben: "Bu durumda ben de seninle birlikte otururum!" buyurdular
    Resulullah (sav) onunla birlikte oturdu; öyle ki öğle, ikindi, akşam, yatsı ve sabah namazlarını da orada kıldıResulullah (sav)'in ashabı o Yahudi'yi tehdit etmeye başladılar Resulullah (sav) onlara bakıp şöyle buyurdu: "Onunla ne işiniz vardır?" Ashap: "Ey Resulullah! Bu Yahudi seni hapsetmiştir!" Resulullah (sav) onların cevabında: "Allah Teala beni, bir zimmi veya başka birisine zulüm yapmak için mebus etmemiştir" buyurdular
    Gün yükseldiğinde o Yahudi adam şöyle dedi: "Allah'tan başka bir ilah olmadığına ve Muhammed'in de O'nun kulu ve elçisi olduğuna şehadet ediyorum; malımın bir şatrı (yarısı) Allah yolu içindir Allah'a andolsun ki, sana karşı böyle davranmam, sırf senin Tevrat'taki vasfını sende görmem içindi Ben senin Tevrat'taki vasfını okumuştumOnda şöyle yazılmıştı: "Abdullah oğlu Muhammed Mekke'de dünyaya gelecektir, Teybe'ye (Medine'ye) hicret edecektir, sert ve katı kalpli değildir, sövüş etmez ve çirkin söz ağzına almaz" Ben Allah'tan başka bir ilahın olmadığına, senin de O'nun elçisi olduğuna şehadet ediyorum Bu benim malımdır, Allah nerede emretmişse, onu orada harca"

    6- Âmanın Yanında Hicabı Korumak!
    Ümmi Seleme şöyle diyor:
    Peygamber (sav)’in huzurunda idik Meymune isminde olan hanımlarından birisi de orada idi Bu esnada âma (kör) olan İbn-i Ümmi Mektum Resulullah’ın huzuruna geldi Resulullah (sav) bana ve Meymune’ye: “İbn-i Ümmî Mektum’un karşısında hicabınızı (kendinizi) koruyun” buyurdu
    “Ya Resulullah! O âma değil midir, hicaplı olmamızın ne anlamı vardır?” dediğimizde de şöyle buyurdular:
    “Siz de mi körsünüz? Siz onu görmüyor musunuz?”


  3. 04.Ağustos.2013, 02:36
    2
    Devamlı Üye



    Peygamberler hakkında kıssalar öyküler hikayeler
    HZ PEYGAMBER İLE İLGİLİ HİKÂYELER

    1- İki Meleğin Haline Gülüyorum
    Bir gün Resulullah (sav) gülümseyerek göğe bakıyordu, bir adam Hazretin gülmesinin sebebini sorunca, Resulullah (sav) şöyle buyurdular: “Evet göğe bakıyordum, iki meleğin hali beni güldürdü, onlar kendi yerinde ibadetle meşgul olan mümin bir kulun gece gündüz yaptığı ibadetlerinin mükafatını yazmaları için yeryüzüne indiler, fakat onu, hasta olduğundan dolayı ibadetgahında bulamayınca, göğe çıkıp, Hak Teala’ya şöyle arz ettiler: “Ey Rabbimiz! Biz o mümin kulun ibadetini yazmak için her zamanki gibi onun ibadetgahına gittik, fakat onu orada bulamadık, hastalık yatağına düşmüştü”
    Allah Teala, o meleklere cevabında şöyle buyurdu: “O mümin kul, hastalık yatağında olduğu sürece, her gün ibadetgahında olduğu zaman ona yazdığınız her günün sevabı miktarınca ona sevap yazın Hastalık yatağında olduğu müddetçe onun hayır amellerinin mükafatı bana aittir; onun mükafatını ben vereceğim”

    2- Sıraya Riayet Edin
    Hz Ali (as) şöyle buyuruyor: “Bir gün Hz Resulullah (sav) ayaklarının üzerine yorgan örtmüş ve istirahata çekilmişti Bu arada Hasan su istedi Resullullah (sav) hemen yerinden fırladı ve devemizden bir kaba biraz süt sağıp onu Hasan’a (as) verdi Bunu gören Hüseyin (as) yerinden fırlayıp sütü almak istedi Ama Resulullah (sav) ona mani olup sütü Hasan’a verdi Bu arada durumu seyretmekte olan Fatıma: “Ya Resulullah! Güya Hasan’ı daha çok seviyorsun” dedi Resulullah cevaben buyurdular ki: “Hayır öyle değildir Benim Hasan’ı savunmamın sebebi, öncelik onun hakkı olduğu içindir Çünkü O, daha önce su istemişti, sırayı riayet etmek gerekir Yoksa kıyamet günü ben, sen, bu ikisi ve şu yerde yatan (Ali) hepimiz bir mekanda olacağız” buyurdu

    3- Rahmet Etmeyene Rahmolunmaz
    Ebu Hureyre dedi ki: Resulullah (sav)’ın huzurunda bulunuyorduk Bu arada Hazret durmadan henüz küçük yaşta olan Hasan ve Hüseyin’i öpüyordu Hazret’in bu hareketini gören Uyeyne: “Ya Resulullah (sav), benim on çocuğum vardır Ben şimdiye kadar onların hiçbirini asla öpmemişim” dedi Hazret bu sözü duyunca çok sinirlendi, öyle ki çehresinin rengi değişti ve: “ Kim rahmetmezse, ona rahmolunmaz; eğer Allah rahmeti kalbinden almışsa, benim sana yapacak bir şeyim yoktur; kim, küçüklerimize rahmetmez, büyüklerimizi de saymazsa, o bizden değildir” buyurdu

    4- Resulullah (sav)’ın Ağlaması
    Resulullah (sav) Ümmi Seleme’nin evinde bulunduğu bir gece yarısı uykudan kalkıp evin karanlık bir köşesinde dua ve ağlamakla (Allah’a yalvarıp yakarmakla) meşgul oldu Ümmi Seleme, Resulullah (sav)’ı yatağında görmeyince, kalkıp onu aramaya koyuldu Bir de baktı ki Resulullah (sav), evin karanlık bir köşesinde durup ellerini göğe kaldırmış, ağlayarak Allah’a şöyle yalvarıp yakarıyor:
    “Allah’ım! Bağışladığın nimetleri benden esirgeme Beni, düşmanların gülüş vesilesi kılma, kıskançları bana musallat etme
    Allah’ım! Beni kurtardığın kötülük ve çirkinliklere geri çevirme
    Allah’ım! Beni hiçbir zaman ve hiçbir an kendi başıma bırakma; kendin beni her şeyden ve her afetten koru”
    Ümmi Seleme Resulullah (sav)’ın bu durumunu görünce, ağlayarak kendi yerine döner Resulullah (sav) Ümmi Seleme’nin ağlama sesini duyunca, ona doğru gidip ağlamasının sebebini sorur
    Ümmi Seleme:
    “Ya Resulullah! Senin ağlaman beni ağlattı Sen neden ağlıyorsun? Siz Allah katında olan onca büyük makam ve yakınlığınıza ve Allah’ın geçmiş ve gelecek bütün kusurlarınızı affetmesine rağmen Allah’tan böyle korkuyor, sizi düşmanların gülüş vesilesi kılmamasını, kurtardığı kötülük ve çirkinliklere geri çevirmemesini, bir an bile kendi başınıza bırakmamasını istiyorsunuz, o halde vay bizim halimize!” der
    Resulullah (sav) ona cevabında:
    “Nasıl korkmayayım, nasıl ağlamayayım, nasıl kendi akıbetimden endişelenmeyeyim, nasıl kendi makam ve mevkime güveneyim! Oysa ki Allah Teala, Hz Yunus’u bir an kendi haline bıraktı ve onun başına, gelmemesi gereken şeyler geldi!” buyurdu

    5- Allah Beni Zulmetmek İçin Göndermemiştir
    Emir-ül Müminin Hz Ali (as) şöyle buyurmuştur: "Bir Yahudi'nin Resulullah (sav)'den bir kaç dinar alacağı vardı, Hazret'ten o parayı istedi Resulullah (sav); "Ey Yahudi! Şimdi yanımda sana verecek bir param yoktur" buyurduYahudi: "Ey Muhammed! Paramı vermedikçe senden ayrılmayacağım!" dedi Resulullah (sav) cevaben: "Bu durumda ben de seninle birlikte otururum!" buyurdular
    Resulullah (sav) onunla birlikte oturdu; öyle ki öğle, ikindi, akşam, yatsı ve sabah namazlarını da orada kıldıResulullah (sav)'in ashabı o Yahudi'yi tehdit etmeye başladılar Resulullah (sav) onlara bakıp şöyle buyurdu: "Onunla ne işiniz vardır?" Ashap: "Ey Resulullah! Bu Yahudi seni hapsetmiştir!" Resulullah (sav) onların cevabında: "Allah Teala beni, bir zimmi veya başka birisine zulüm yapmak için mebus etmemiştir" buyurdular
    Gün yükseldiğinde o Yahudi adam şöyle dedi: "Allah'tan başka bir ilah olmadığına ve Muhammed'in de O'nun kulu ve elçisi olduğuna şehadet ediyorum; malımın bir şatrı (yarısı) Allah yolu içindir Allah'a andolsun ki, sana karşı böyle davranmam, sırf senin Tevrat'taki vasfını sende görmem içindi Ben senin Tevrat'taki vasfını okumuştumOnda şöyle yazılmıştı: "Abdullah oğlu Muhammed Mekke'de dünyaya gelecektir, Teybe'ye (Medine'ye) hicret edecektir, sert ve katı kalpli değildir, sövüş etmez ve çirkin söz ağzına almaz" Ben Allah'tan başka bir ilahın olmadığına, senin de O'nun elçisi olduğuna şehadet ediyorum Bu benim malımdır, Allah nerede emretmişse, onu orada harca"

    6- Âmanın Yanında Hicabı Korumak!
    Ümmi Seleme şöyle diyor:
    Peygamber (sav)’in huzurunda idik Meymune isminde olan hanımlarından birisi de orada idi Bu esnada âma (kör) olan İbn-i Ümmi Mektum Resulullah’ın huzuruna geldi Resulullah (sav) bana ve Meymune’ye: “İbn-i Ümmî Mektum’un karşısında hicabınızı (kendinizi) koruyun” buyurdu
    “Ya Resulullah! O âma değil midir, hicaplı olmamızın ne anlamı vardır?” dediğimizde de şöyle buyurdular:
    “Siz de mi körsünüz? Siz onu görmüyor musunuz?”


  4. 04.Ağustos.2013, 02:37
    3
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,172
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: Peygamberler hakkında kıssalar öyküler hikayeler

    7- Kötü Ahlak Kabir Azabına Sebep Olur
    İmam Sadık (as) şöyle buyuruyor:
    “Sa’d bin Muaz’ın ölüm haberini Resulullah (sav)’e verdiklerinde, Hazret kalkıp ashabıyla birlikte onun evine gittiler Resulullah’ın emri ile Sa’d’a gusül verdiler Gusül işlemi bitinceye kadar Hazret kapı önünde ayakta beklediGusül, henut ve kefenleme işleminden sonra onu bir tabuta bırakıp defnetmek için kabristana götürdüler
    Cenazeyi teşyi ederken Hz Resulullah (sav) ayak yalın ve abasız olarak hareket ediyordu, kabrin yakınına ulaşana dek bazen tabutun sağ bazen de sol tarafını tutuyordu Hz Resulullah (sav)’ın bizzat kendisi kabrin içine girip cenazeyi kabre bıraktı; taş, tuğla ve diğer şeylerin getirilmesini emretti Bizzat kendisi iyice cenazenin üzerini kapatıyor ve: “Ben onun yakında çürüyeceğini biliyorum; ama Allah, kulu bir iş yaptığında onu sağlam yapmasını sever” buyuruyordu Daha sonra mübarek elleriyle onun üzerine toprak döküp, güzelce mezarını düzlediler
    Bu esnada Sa’d’ın annesi kabrin kenarına gelerek: “Ey Sa’d ! Cennet sana kutlu olsun” dedi
    Hz Resulullah (sav) bu sözü ondan duyar duymaz şöyle buyurdular ki: “Ey Sa’d’ın annesi! Sus! Allah’tan taraf bu kadar kesin ve yakin ile konuşma Şimdi Sa’d kabir azabına duçar olmuştur ve bundan dolayı eziyet görmektedir”
    Daha sonra Hazret orada bulunanlarla birlikte mezarlığı terkedip, geri döndüler Bu arada halk Hazret’e: “Ya Resulullah ! Sa’d için yaptığın işleri, şimdiye kadar hiç kimseye yaptığını görmedik Ayak yalın, abasız onun cenazesini teşyi ettiniz; tabutun bazen sağ bazen de sol tarafından tutuyordunuz !” dediler
    Hz Resulullah (sav) onlara:
    “Melekler de abasız ve ayakkabısız idiler; ben de onlara uydum” cevabını verdi Halk: “Bazen tabutun sağından, bazen de solundan tutuyordunuz” dediler Hazret: “Elim Cebrail’in elinde olduğundan dolayı o tabutun neresinden tutuyorduysa, ben de o tarafından tutuyordum” buyurdu
    Halk bu sözleri duyunca:
    “Ya Resulullah ! Sa’d’ın cenazesine gusül verilmesini emrettiniz, bizzat kendiniz ona namaz kıldınız, mübarek ellerinizle onu kabre bıraktınız, kabri kendi elinizle düzelttiniz, bütün bunlara rağmen, yine de: “Kabir Sa’d’ı sıktı” buyurdunuz
    Hz Resulullah (sav) cevaben: “Evet, kabir azabına duçar oldu Çünkü o, evinde kötü ahlaklı idi, kabir azabı bundan dolayı idi” buyurdular

    8- Bereketli On iki Dirhem
    Hz Ali (as), Hz Peygamber-i Ekrem (sav) tarafından bir gömlek almak için pazara gitmekle görevlendirilir Hz Ali (as) pazara gidip on iki dirheme bir gömlek alarak eve döner Bu arada Hz Resulullah (sav) ile Hz Ali (as) arasında şöyle bir diyalog geçer:
    Hz Resulullah (sav): “Bu gömleği kaça aldın?”
    Hz Ali: “On iki dirheme”
    Hz Resulullah (sav): “Bu gömleği pek sevmedim, bundan daha ucuzunu istiyorum Acaba satıcı bunu geri almaya hazır olur mu?”
    Hz Ali (as) diyor; bunun üzerine, gömleği alıp çarşıya döndüm, Hz Peygamber’in isteğini satıcıya ilettim, satıcı da kabul etti Parayı alıp Hz Peygamber (sav)’in yanına döndüm Bir gömlek almak için Hz Resulullah (sav) ile birlikte pazara doğru hareket ettik Yolun yarısında Hz Resulullah (sav)’ın gözü, ağlayan bir cariyeye ilişti HzResulullah (sav) onun yanına gidip: “Neden ağlıyorsun?” diye sordu Cariye: “Ev sahibi bana dört dirhem verdi, bir şeyler almak için beni çarşıya gönderdi Fakat ben parayı nasıl kaybettiğimi bilemiyorum, şimdi eve dönmekten korkuyorum” dedi
    Hz Resulullah (sav) on iki dirhemden dört dirhemi cariyeye verdi ve: “İstediğin şeyleri al ve eve dön” buyurdular
    Hz Resulullah (sav) da Allah’a şükredip pazara doğru hareket etti; pazardan dört dirheme bir gömlek alıp giydi, Allah’a hamdederek eve doğru yola koyuldu Bu arada yol üzerinde bir çıplağı görünce, gömleğini çıkarıp ona verdi ve tekrar çarşıya geri döndü, geriye kalan dört dirheme bir gömlek alıp giydi ve eve doğru hareket etti Yolun yarısında yine aynı cariyeyi üzüntülü ve şaşkın bir halde gördü Bunun üzerine: “Neden evinize gitmedin?” diye sordu
    Cariye: “Ya Resulullah ! Gecikmişim, beni dövmelerinden korkuyorum” dedi
    Resulullah: “Gel birlikte gidelim, evinizi bana göster ben suçundan geçmeleri için aracı olurum” buyurdu
    Hz Resulullah (sav) o cariye ile birlikte yola koyuldu Evlerine yetiştiklerinde cariye: “İşte bu bizim evdir” dedi
    Hz Resulullah (sav) kapının arkasından yüksek bir sesle: “Ey ev sahibi! Selam’un- aleykum” diye seslendi; ama bir cevap gelmedi Hazret ikinci kez selam verdi, yine bir cevap duyulmadı Üçüncü kez bir daha selam verdiğinde, “Aleyke’s- selam ya Resulellah ve rahmetullahi ve berekatuh” diye cevap verdiler
    Hz Resulullah (sav): “Neden ilk ve ikinci defada cevap vermediniz? Acaba benim sesimi duymadınız mı?” buyurdular
    Ev Sahibi: “Hayır, ilk defasında duyduk, senin olduğunu bile anladık” dedi
    Hz Resulullah (sav): “ Öyleyse neden geç cevap verdiniz?”
    Ev sahibi: “Senin sesini bir kaç defa duymak istedik”
    Hz Resulullah (sav): “Sizin bu cariyeniz gecikmiştir, onu muahaza etmemeniz (cezalandırmamanız) için size rica etmekten ötürü buraya geldim”
    Ev sahibi: “Ya Resulullah! Sizin mübarek ayağınızın hürmetine bu cariye artık şimdiden azattır (hürdür)”
    Daha sonra Hz Resulullah (sav) kendi kendisine: “Allah’a şükür, ne de bereketli on iki dirhemdi! İki çıplağı örttü, bir köleyi de azat etti” buyurdular


  5. 04.Ağustos.2013, 02:37
    3
    Devamlı Üye
    7- Kötü Ahlak Kabir Azabına Sebep Olur
    İmam Sadık (as) şöyle buyuruyor:
    “Sa’d bin Muaz’ın ölüm haberini Resulullah (sav)’e verdiklerinde, Hazret kalkıp ashabıyla birlikte onun evine gittiler Resulullah’ın emri ile Sa’d’a gusül verdiler Gusül işlemi bitinceye kadar Hazret kapı önünde ayakta beklediGusül, henut ve kefenleme işleminden sonra onu bir tabuta bırakıp defnetmek için kabristana götürdüler
    Cenazeyi teşyi ederken Hz Resulullah (sav) ayak yalın ve abasız olarak hareket ediyordu, kabrin yakınına ulaşana dek bazen tabutun sağ bazen de sol tarafını tutuyordu Hz Resulullah (sav)’ın bizzat kendisi kabrin içine girip cenazeyi kabre bıraktı; taş, tuğla ve diğer şeylerin getirilmesini emretti Bizzat kendisi iyice cenazenin üzerini kapatıyor ve: “Ben onun yakında çürüyeceğini biliyorum; ama Allah, kulu bir iş yaptığında onu sağlam yapmasını sever” buyuruyordu Daha sonra mübarek elleriyle onun üzerine toprak döküp, güzelce mezarını düzlediler
    Bu esnada Sa’d’ın annesi kabrin kenarına gelerek: “Ey Sa’d ! Cennet sana kutlu olsun” dedi
    Hz Resulullah (sav) bu sözü ondan duyar duymaz şöyle buyurdular ki: “Ey Sa’d’ın annesi! Sus! Allah’tan taraf bu kadar kesin ve yakin ile konuşma Şimdi Sa’d kabir azabına duçar olmuştur ve bundan dolayı eziyet görmektedir”
    Daha sonra Hazret orada bulunanlarla birlikte mezarlığı terkedip, geri döndüler Bu arada halk Hazret’e: “Ya Resulullah ! Sa’d için yaptığın işleri, şimdiye kadar hiç kimseye yaptığını görmedik Ayak yalın, abasız onun cenazesini teşyi ettiniz; tabutun bazen sağ bazen de sol tarafından tutuyordunuz !” dediler
    Hz Resulullah (sav) onlara:
    “Melekler de abasız ve ayakkabısız idiler; ben de onlara uydum” cevabını verdi Halk: “Bazen tabutun sağından, bazen de solundan tutuyordunuz” dediler Hazret: “Elim Cebrail’in elinde olduğundan dolayı o tabutun neresinden tutuyorduysa, ben de o tarafından tutuyordum” buyurdu
    Halk bu sözleri duyunca:
    “Ya Resulullah ! Sa’d’ın cenazesine gusül verilmesini emrettiniz, bizzat kendiniz ona namaz kıldınız, mübarek ellerinizle onu kabre bıraktınız, kabri kendi elinizle düzelttiniz, bütün bunlara rağmen, yine de: “Kabir Sa’d’ı sıktı” buyurdunuz
    Hz Resulullah (sav) cevaben: “Evet, kabir azabına duçar oldu Çünkü o, evinde kötü ahlaklı idi, kabir azabı bundan dolayı idi” buyurdular

    8- Bereketli On iki Dirhem
    Hz Ali (as), Hz Peygamber-i Ekrem (sav) tarafından bir gömlek almak için pazara gitmekle görevlendirilir Hz Ali (as) pazara gidip on iki dirheme bir gömlek alarak eve döner Bu arada Hz Resulullah (sav) ile Hz Ali (as) arasında şöyle bir diyalog geçer:
    Hz Resulullah (sav): “Bu gömleği kaça aldın?”
    Hz Ali: “On iki dirheme”
    Hz Resulullah (sav): “Bu gömleği pek sevmedim, bundan daha ucuzunu istiyorum Acaba satıcı bunu geri almaya hazır olur mu?”
    Hz Ali (as) diyor; bunun üzerine, gömleği alıp çarşıya döndüm, Hz Peygamber’in isteğini satıcıya ilettim, satıcı da kabul etti Parayı alıp Hz Peygamber (sav)’in yanına döndüm Bir gömlek almak için Hz Resulullah (sav) ile birlikte pazara doğru hareket ettik Yolun yarısında Hz Resulullah (sav)’ın gözü, ağlayan bir cariyeye ilişti HzResulullah (sav) onun yanına gidip: “Neden ağlıyorsun?” diye sordu Cariye: “Ev sahibi bana dört dirhem verdi, bir şeyler almak için beni çarşıya gönderdi Fakat ben parayı nasıl kaybettiğimi bilemiyorum, şimdi eve dönmekten korkuyorum” dedi
    Hz Resulullah (sav) on iki dirhemden dört dirhemi cariyeye verdi ve: “İstediğin şeyleri al ve eve dön” buyurdular
    Hz Resulullah (sav) da Allah’a şükredip pazara doğru hareket etti; pazardan dört dirheme bir gömlek alıp giydi, Allah’a hamdederek eve doğru yola koyuldu Bu arada yol üzerinde bir çıplağı görünce, gömleğini çıkarıp ona verdi ve tekrar çarşıya geri döndü, geriye kalan dört dirheme bir gömlek alıp giydi ve eve doğru hareket etti Yolun yarısında yine aynı cariyeyi üzüntülü ve şaşkın bir halde gördü Bunun üzerine: “Neden evinize gitmedin?” diye sordu
    Cariye: “Ya Resulullah ! Gecikmişim, beni dövmelerinden korkuyorum” dedi
    Resulullah: “Gel birlikte gidelim, evinizi bana göster ben suçundan geçmeleri için aracı olurum” buyurdu
    Hz Resulullah (sav) o cariye ile birlikte yola koyuldu Evlerine yetiştiklerinde cariye: “İşte bu bizim evdir” dedi
    Hz Resulullah (sav) kapının arkasından yüksek bir sesle: “Ey ev sahibi! Selam’un- aleykum” diye seslendi; ama bir cevap gelmedi Hazret ikinci kez selam verdi, yine bir cevap duyulmadı Üçüncü kez bir daha selam verdiğinde, “Aleyke’s- selam ya Resulellah ve rahmetullahi ve berekatuh” diye cevap verdiler
    Hz Resulullah (sav): “Neden ilk ve ikinci defada cevap vermediniz? Acaba benim sesimi duymadınız mı?” buyurdular
    Ev Sahibi: “Hayır, ilk defasında duyduk, senin olduğunu bile anladık” dedi
    Hz Resulullah (sav): “ Öyleyse neden geç cevap verdiniz?”
    Ev sahibi: “Senin sesini bir kaç defa duymak istedik”
    Hz Resulullah (sav): “Sizin bu cariyeniz gecikmiştir, onu muahaza etmemeniz (cezalandırmamanız) için size rica etmekten ötürü buraya geldim”
    Ev sahibi: “Ya Resulullah! Sizin mübarek ayağınızın hürmetine bu cariye artık şimdiden azattır (hürdür)”
    Daha sonra Hz Resulullah (sav) kendi kendisine: “Allah’a şükür, ne de bereketli on iki dirhemdi! İki çıplağı örttü, bir köleyi de azat etti” buyurdular


  6. 04.Ağustos.2013, 02:38
    4
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,172
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: Peygamberler hakkında kıssalar öyküler hikayeler

    9- Ya Resulullah! Bana Tavsiye Et!
    Hz Ali (as) şöyle diyor:
    Bir şahıs Resulullah (sav)’ın huzuruna gelerek Hazret’in kendisine tavsiye etmesini istedi Hz Resulullah (sav) ona şöyle tavsiye ettiler:
    “Benim sana tavsiyem şudur ki; parçalansan, ateşe atılıp yakılsan bile, Allah’a şirk koşma
    Annene ve babana eziyet etme; eğer dünyadan göçmeni bile emretseler öyle yap
    İhtiyacından fazla kalan malını dini kardeşinin ihtiyarına bırak
    Müslüman kardeşinle karşılaştığında açık yüzlü ol
    Halka ihanet etme
    Gördüğün her Müslüman’a selam ver
    İnsanları İslam’a davet et
    Bil ki, her sorunu çözmenin (sıkıntısı olanın sıkıntısını gidermenin), Hz Yakub’un oğullarından bir köleyi azat etmek kadar sevabı vardır
    Bil ki, şarap ve her sarhoş edici şey de haramdır”

    10- Yetimler İçin Ağlamak
    Uhud savaşında İslam savaşçılarından çoğu şahadete erişti, Hz Hamza da o savaşta şehit düştü, hatta HzPeygamber (sav)’in şehit olduğu bile şayi oldu
    Savaş sona erdikten sonra, Medine kadınları Uhud’a doğru hareket edip Peygamber (sav)’in istikbaline koştular; herkes kendi şehitlerini bırakıp Hz Peygamber’i sorup arıyorlardı
    Bu arada Cehş’in kızı Zeynep Hz Peygamber (sav) ile karşılaştı ve aralarında şöyle bir diyalog geçti:
    Hz Peygamber- “Sabırlı ve tahammülü ol!”
    Zeynep- “Ne için?”
    Hz Peygamber- “Kardeşin Abdullah’ın şahadetinden dolayı”
    Zeynep- “Şahadet onun için kutlu ve mübarek olsun!”
    Hz Peygamber- “Sabret!”
    Zeynep- “Ne için?”
    Hz Peygamber- “Dayın Hamza’nın şahadetinden dolayı”
    Zeynep- “Bizim hepimiz Allah’tanız ve hepimiz O’na döneceğiz, şahadet makamı ona mübarek olsun!”
    Hz Resulullah (sav) biraz durduktan sonra Zeyneb’e dönerek şöyle buyurdu:
    - “Sabırlı ol!”
    Zeynep – “Şimdi ne için?”
    Hz Resulullah - “Eşin Mus’ab bin Umeyr’in şahadetinden dolayı”
    Zeynep bu sözü duyunca, can yakıcı bir şekilde yüksek bir sesle ağlayıp sızlamaya başladı Bunu gören HzResulullah: “Hiçbir kimse, kocanın karısının kalbinde olan yerini alamaz” buyurdu
    Bu arada Zeynep; “Neden kocan için böyle ağlıyorsun?” diyenlere şu cevabı verirdi: “Ağlamam kocam için değildirÇünkü o Peygamber (saa)’in yanında şahadet makamına erişmiştir Beni ağlatan çocuklarımın öksüz kalışıdır”

    11- Dostlarla Müdara
    Ebu Hureyre şöyle diyor:
    Hz Resulullah (sav) (bir gün) oturdukları halde birden dişleri görülür bir şekilde güldüler Gülmesinin sebebini sorduğumuzda şöyle buyurdular:
    “Ümmetimden iki kişi gelip Allah Teala’nın huzurunda duracaklar; onlardan biri diyecek ki: “Allah’ım! benim hakkımı ondan al!” Allah Teala buyuracak ki: “Kardeşinin hakkını ver!” Borçlu adam arz edecek ki: “Allah’ım! Benim iyi amellerimden bir şey kalmamıştır (ona verecek dünyevi bir malım da yoktur)” Hak sahibi de diyecek ki: “Ey Rabbim! Öyleyse benim günahlarımdan yüklensin!”
    Sonra Hz Resulullah (sav)’ın mübarek gözlerinden yaşlar boşanarak şöyle buyurdular:
    “O gün (kıyamet günü) öyle bir gündür ki insanlar, günahlarının başka bir kimseye yüklenmesine ihtiyaç duyarlarAllah Teala hakkını isteyen kimseye şöyle buyurur: “Gözlerini çevir, cennete doğru bir bak, ne görüyorsun?” O zaman başını kaldırıp güzel nimetleri görünce hayretle: “Allah’ım! Bunlar kimin içindir?” diyecektir
    Allah Teala- “O hakkın değerini bana veren kimse içindir”
    Hak sahibi – “O hakkın değerini kim sana ödeyebilir?”
    Allah Teala - “Sen”
    Hak sahibi – “Ben nasıl ödeyebilirim?”
    Allah Teala - “Ondan geçmenle (hakkını bağışlamanla)”
    Hak sahibi – “Allah’ım! Ondan geçtim”
    Daha sonra Allah Teala buyuracak ki: “Dini kardeşinin elini tut, birlikte cennete gidin !”
    Bu esnada Resulullah (sav) buyurdular ki: “Takvalı olun, birbirinizin arasını bulun!”

    12- Çaba Veya Zengin Olmak Yolu
    Ashaptan birinin durumu çok bozulmuştu Bu arada karısı ona: “Resulullah (sav)’ın yanına varıp bir şey istesen” dedi Bunun üzerine o adam bir şey istemek için Hz Peygamber’in yanına gitti Hazret’in yanına vardığında HzResulullah (sav) onu görür görmez şöyle buyurdular:
    “Kim bizden bir şey isterse veririz, kim de ihtiyaçsız olmaya çalışırsa, Allah onu ihtiyaçsız kılar”
    Adamcağız Hz Resulullah (sav)’ın bu sözünü duyunca, kendisinden başkasının kastedilmediğini anlar ve bir şey istemeden huzurlarından ayrılır; evine gelip durumu karısına anlatır; ama ihtiyaç onu zorlar ve ikinci kez HzResulullah’ın huzuruna varır; fakat Hazret’in yine aynı şeyi buyurduğunu görür ve bu olay üç defa tekrarlanır
    Bunun üzerine komşusundan bir balta emanet alıp çöle çıkar, bir miktar odun toplayıp pazara getirir ve odunlarını bir buçuk kilo arpaya satar; elde ettiği arpayı ekmek yaparak ailesiyle birlikte yerler Ertesi sabah daha fazla odun getirir ve yılmadan bu işine devam eder; ilk önce bir balta satın alır; daha sonra elde ettiği kazançtan iki genç deve ve bir köle alır; böylece durumu düzelip zenginleşir Daha sonra Hz Resulullah’ın yanına giderek başından geçen macerayı Hazret’e anlatır Hz Resulullah (sav) onun sözünü dinledikten sonra ona:
    “Demedim mi kim, bizden bir şey isterse ona veririz, kim de ihtiyaçsız olmaya çalışırsa, Allah onu ihtiyaçsız kılar?!” buyururlar.


  7. 04.Ağustos.2013, 02:38
    4
    Devamlı Üye
    9- Ya Resulullah! Bana Tavsiye Et!
    Hz Ali (as) şöyle diyor:
    Bir şahıs Resulullah (sav)’ın huzuruna gelerek Hazret’in kendisine tavsiye etmesini istedi Hz Resulullah (sav) ona şöyle tavsiye ettiler:
    “Benim sana tavsiyem şudur ki; parçalansan, ateşe atılıp yakılsan bile, Allah’a şirk koşma
    Annene ve babana eziyet etme; eğer dünyadan göçmeni bile emretseler öyle yap
    İhtiyacından fazla kalan malını dini kardeşinin ihtiyarına bırak
    Müslüman kardeşinle karşılaştığında açık yüzlü ol
    Halka ihanet etme
    Gördüğün her Müslüman’a selam ver
    İnsanları İslam’a davet et
    Bil ki, her sorunu çözmenin (sıkıntısı olanın sıkıntısını gidermenin), Hz Yakub’un oğullarından bir köleyi azat etmek kadar sevabı vardır
    Bil ki, şarap ve her sarhoş edici şey de haramdır”

    10- Yetimler İçin Ağlamak
    Uhud savaşında İslam savaşçılarından çoğu şahadete erişti, Hz Hamza da o savaşta şehit düştü, hatta HzPeygamber (sav)’in şehit olduğu bile şayi oldu
    Savaş sona erdikten sonra, Medine kadınları Uhud’a doğru hareket edip Peygamber (sav)’in istikbaline koştular; herkes kendi şehitlerini bırakıp Hz Peygamber’i sorup arıyorlardı
    Bu arada Cehş’in kızı Zeynep Hz Peygamber (sav) ile karşılaştı ve aralarında şöyle bir diyalog geçti:
    Hz Peygamber- “Sabırlı ve tahammülü ol!”
    Zeynep- “Ne için?”
    Hz Peygamber- “Kardeşin Abdullah’ın şahadetinden dolayı”
    Zeynep- “Şahadet onun için kutlu ve mübarek olsun!”
    Hz Peygamber- “Sabret!”
    Zeynep- “Ne için?”
    Hz Peygamber- “Dayın Hamza’nın şahadetinden dolayı”
    Zeynep- “Bizim hepimiz Allah’tanız ve hepimiz O’na döneceğiz, şahadet makamı ona mübarek olsun!”
    Hz Resulullah (sav) biraz durduktan sonra Zeyneb’e dönerek şöyle buyurdu:
    - “Sabırlı ol!”
    Zeynep – “Şimdi ne için?”
    Hz Resulullah - “Eşin Mus’ab bin Umeyr’in şahadetinden dolayı”
    Zeynep bu sözü duyunca, can yakıcı bir şekilde yüksek bir sesle ağlayıp sızlamaya başladı Bunu gören HzResulullah: “Hiçbir kimse, kocanın karısının kalbinde olan yerini alamaz” buyurdu
    Bu arada Zeynep; “Neden kocan için böyle ağlıyorsun?” diyenlere şu cevabı verirdi: “Ağlamam kocam için değildirÇünkü o Peygamber (saa)’in yanında şahadet makamına erişmiştir Beni ağlatan çocuklarımın öksüz kalışıdır”

    11- Dostlarla Müdara
    Ebu Hureyre şöyle diyor:
    Hz Resulullah (sav) (bir gün) oturdukları halde birden dişleri görülür bir şekilde güldüler Gülmesinin sebebini sorduğumuzda şöyle buyurdular:
    “Ümmetimden iki kişi gelip Allah Teala’nın huzurunda duracaklar; onlardan biri diyecek ki: “Allah’ım! benim hakkımı ondan al!” Allah Teala buyuracak ki: “Kardeşinin hakkını ver!” Borçlu adam arz edecek ki: “Allah’ım! Benim iyi amellerimden bir şey kalmamıştır (ona verecek dünyevi bir malım da yoktur)” Hak sahibi de diyecek ki: “Ey Rabbim! Öyleyse benim günahlarımdan yüklensin!”
    Sonra Hz Resulullah (sav)’ın mübarek gözlerinden yaşlar boşanarak şöyle buyurdular:
    “O gün (kıyamet günü) öyle bir gündür ki insanlar, günahlarının başka bir kimseye yüklenmesine ihtiyaç duyarlarAllah Teala hakkını isteyen kimseye şöyle buyurur: “Gözlerini çevir, cennete doğru bir bak, ne görüyorsun?” O zaman başını kaldırıp güzel nimetleri görünce hayretle: “Allah’ım! Bunlar kimin içindir?” diyecektir
    Allah Teala- “O hakkın değerini bana veren kimse içindir”
    Hak sahibi – “O hakkın değerini kim sana ödeyebilir?”
    Allah Teala - “Sen”
    Hak sahibi – “Ben nasıl ödeyebilirim?”
    Allah Teala - “Ondan geçmenle (hakkını bağışlamanla)”
    Hak sahibi – “Allah’ım! Ondan geçtim”
    Daha sonra Allah Teala buyuracak ki: “Dini kardeşinin elini tut, birlikte cennete gidin !”
    Bu esnada Resulullah (sav) buyurdular ki: “Takvalı olun, birbirinizin arasını bulun!”

    12- Çaba Veya Zengin Olmak Yolu
    Ashaptan birinin durumu çok bozulmuştu Bu arada karısı ona: “Resulullah (sav)’ın yanına varıp bir şey istesen” dedi Bunun üzerine o adam bir şey istemek için Hz Peygamber’in yanına gitti Hazret’in yanına vardığında HzResulullah (sav) onu görür görmez şöyle buyurdular:
    “Kim bizden bir şey isterse veririz, kim de ihtiyaçsız olmaya çalışırsa, Allah onu ihtiyaçsız kılar”
    Adamcağız Hz Resulullah (sav)’ın bu sözünü duyunca, kendisinden başkasının kastedilmediğini anlar ve bir şey istemeden huzurlarından ayrılır; evine gelip durumu karısına anlatır; ama ihtiyaç onu zorlar ve ikinci kez HzResulullah’ın huzuruna varır; fakat Hazret’in yine aynı şeyi buyurduğunu görür ve bu olay üç defa tekrarlanır
    Bunun üzerine komşusundan bir balta emanet alıp çöle çıkar, bir miktar odun toplayıp pazara getirir ve odunlarını bir buçuk kilo arpaya satar; elde ettiği arpayı ekmek yaparak ailesiyle birlikte yerler Ertesi sabah daha fazla odun getirir ve yılmadan bu işine devam eder; ilk önce bir balta satın alır; daha sonra elde ettiği kazançtan iki genç deve ve bir köle alır; böylece durumu düzelip zenginleşir Daha sonra Hz Resulullah’ın yanına giderek başından geçen macerayı Hazret’e anlatır Hz Resulullah (sav) onun sözünü dinledikten sonra ona:
    “Demedim mi kim, bizden bir şey isterse ona veririz, kim de ihtiyaçsız olmaya çalışırsa, Allah onu ihtiyaçsız kılar?!” buyururlar.





+ Yorum Gönder