Konusunu Oylayın.: Süper Emeklilik Uygulamasına İştirak etmek caizmidir ?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Süper Emeklilik Uygulamasına İştirak etmek caizmidir ?
  1. 24.Ocak.2011, 18:11
    1
    Misafir

    Süper Emeklilik Uygulamasına İştirak etmek caizmidir ?

  2. 24.Ocak.2011, 19:39
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Süper Emeklilik Uygulamasına İştirak etmek caizmidir ?




    Emeklilik sistemi, insana Allah’ın en değerli yaratığı olarak değil, üretimine göre değer veren materyalist sistemlerin oluşturduğu “risk” ortamı için bir ihtiyaçtır. Bütün vatandaşları devlet (toplum) garantisinde olan Islâm Toplumu için bir ihtiyaç değildir ve İslam’ın uygulandığı dönemlerde uygulanmamıştır. Başta Rasûlüllah efendimiz (sav) olmak üzere bütün Raşit Halifeleri, görevi hep altmış yaşın üzerinde ve ölümle bırakmışlardır. Çünkü Islâm, gücü olanın çalışmayı bırakmasını ve devlete ve fertlere yük olmasını yasaklamış ve “Bir işten boşalınca hemen diğeri için dikilmeyi” (94/7) emretmiştir. “Kişinin Rabbine kavuşuncaya dek geçimi için çalışıp didinmek üzere yaratıldığını” (84/6), “Insanı Allah’ın bir zorluk ve sıkıntı içerisinde yarattığı” bildirmiştir.(90/4) O halde:
    1. Kişi önce kendine yeterli olmak için çalışacaktır.
    2. Buna gücü yetmezse menkul-gayr-i menkul, öz sermayesini kullanacaktır.
    3. Bu da yoksa yükümlü olan kişiler ona bakacak ve nafaka verecektir.
    4. Bunların hiçbiri yoksa devlet kendisine zekâtın uygun bir fonundan ödenek verir ve asgari ihtiyaçlarını karşılar. Bugünkü emeklilik sistemi insânî ve âdil değildir, bu bakımdan Islâmî de değildir.

    Çünkü:
    a. Sadece iş bulma nimetine kavuşup prim yatıranların sosyal güvenliği vardır. Kendi suçları olmadan iş bulamayanları devlet bu her iki nimetten de mahrum etmektedir.
    b. Gayrı ahlâkîdir. Bu yüzden kendi hesabına çalışıp ekonomiye katkıda bulunanlar sosyal güvenliğe sahip değilken, meselâ ruhsatlı fahişeler bile sosyal güvenliğe sahiptirler.
    c. Bazan kırkbeş yaşında, en güçlü ve verimli çağında birisi emekli olabilip, yatarak maaş alabilmekte ve elli-ellibeş yaşındaki çalışan bir zayıftan kesilen primler ona aktarılmaktadır.
    d. Milyarları olan birisi bile belli primi yatırdığı için emekli sandığından maaş alabilmekte ve şer’an fakir sayılan ve asgari ücretle çalışan ve belki de kira da vererek beş-on nüfusu bakmak durumundaki birisinden kesilen primler ona aktarılabilmektedir. Halbuki, sosyal güvenlik ödenekleri (ivazları), olandan olmayana doğru transfer anlamı taşır da diyebilmektedirler. Bu mahzurları çogaltmak mümkündür. Bu durumda zorunlu sigortalı olanlar kendi iradeleri dışında kendilerinden kesilen primleri değer olarak alma hakkına sahiptirler. Aldıkları emekli maaşından, verdikleri değer kadar aldıktan sonra bakarlar; muhtaç iseler ve bakacak kimseleri yok ise almaya devam ederler. Değillerse maaşlarını alır ve topluma hizmeti esas alan Islâmî faaliyetlere, yani topluma harcarlar. Bu işin en ihtiyatli ve takvaya uygun olan yolu budur.
    Süper Emekliliğe gelince onda, bu mahzurlar aynıyla bâkî kalmak üzere ilave mahzurlar da vardır.
    l. Tamamen isteğe bağlıdır.
    2. Yüksek meblağlarda primi gerektirdiğinden, sadece ihtiyacından fazla parası olanlar için mümkündür.
    3. Bu ihtiyaçsız kimseler prim olarak yatırdıkları meblağları bir yıl gibi kısa bir süre içerisinde tamamen almakta, ondan sonra ihtiyaçlı kimselerden kesilen primlerden onlara maaş verilmektedir.
    4. Herkese tesmil edilmeyip geçici bir süre için uygulanmakta, seçme gerekçesiz yapılmaktadır, yapılmıştır.
    5. Konunun işleyişine iyice bakıldığında ortada yüksek faizli bir istikraz (iç borçlanma) olduğu açıkca görülür. Çünkü devlet. bu yüksek ve birikmiş sayılan primleri şu anda paraya ihtiyacı olduğu için almakta ve sonra fazlasıyla ödemektedir. Bütün bu ve benzeri mütalâalardan ötürü “Süper Emeklilik” ve “Isteğe Bağlı Emeklilik” uygulamalarının meşru olmadığı kanaatindeyiz.


  3. 24.Ocak.2011, 19:39
    2
    Silent and lonely rains



    Emeklilik sistemi, insana Allah’ın en değerli yaratığı olarak değil, üretimine göre değer veren materyalist sistemlerin oluşturduğu “risk” ortamı için bir ihtiyaçtır. Bütün vatandaşları devlet (toplum) garantisinde olan Islâm Toplumu için bir ihtiyaç değildir ve İslam’ın uygulandığı dönemlerde uygulanmamıştır. Başta Rasûlüllah efendimiz (sav) olmak üzere bütün Raşit Halifeleri, görevi hep altmış yaşın üzerinde ve ölümle bırakmışlardır. Çünkü Islâm, gücü olanın çalışmayı bırakmasını ve devlete ve fertlere yük olmasını yasaklamış ve “Bir işten boşalınca hemen diğeri için dikilmeyi” (94/7) emretmiştir. “Kişinin Rabbine kavuşuncaya dek geçimi için çalışıp didinmek üzere yaratıldığını” (84/6), “Insanı Allah’ın bir zorluk ve sıkıntı içerisinde yarattığı” bildirmiştir.(90/4) O halde:
    1. Kişi önce kendine yeterli olmak için çalışacaktır.
    2. Buna gücü yetmezse menkul-gayr-i menkul, öz sermayesini kullanacaktır.
    3. Bu da yoksa yükümlü olan kişiler ona bakacak ve nafaka verecektir.
    4. Bunların hiçbiri yoksa devlet kendisine zekâtın uygun bir fonundan ödenek verir ve asgari ihtiyaçlarını karşılar. Bugünkü emeklilik sistemi insânî ve âdil değildir, bu bakımdan Islâmî de değildir.

    Çünkü:
    a. Sadece iş bulma nimetine kavuşup prim yatıranların sosyal güvenliği vardır. Kendi suçları olmadan iş bulamayanları devlet bu her iki nimetten de mahrum etmektedir.
    b. Gayrı ahlâkîdir. Bu yüzden kendi hesabına çalışıp ekonomiye katkıda bulunanlar sosyal güvenliğe sahip değilken, meselâ ruhsatlı fahişeler bile sosyal güvenliğe sahiptirler.
    c. Bazan kırkbeş yaşında, en güçlü ve verimli çağında birisi emekli olabilip, yatarak maaş alabilmekte ve elli-ellibeş yaşındaki çalışan bir zayıftan kesilen primler ona aktarılmaktadır.
    d. Milyarları olan birisi bile belli primi yatırdığı için emekli sandığından maaş alabilmekte ve şer’an fakir sayılan ve asgari ücretle çalışan ve belki de kira da vererek beş-on nüfusu bakmak durumundaki birisinden kesilen primler ona aktarılabilmektedir. Halbuki, sosyal güvenlik ödenekleri (ivazları), olandan olmayana doğru transfer anlamı taşır da diyebilmektedirler. Bu mahzurları çogaltmak mümkündür. Bu durumda zorunlu sigortalı olanlar kendi iradeleri dışında kendilerinden kesilen primleri değer olarak alma hakkına sahiptirler. Aldıkları emekli maaşından, verdikleri değer kadar aldıktan sonra bakarlar; muhtaç iseler ve bakacak kimseleri yok ise almaya devam ederler. Değillerse maaşlarını alır ve topluma hizmeti esas alan Islâmî faaliyetlere, yani topluma harcarlar. Bu işin en ihtiyatli ve takvaya uygun olan yolu budur.
    Süper Emekliliğe gelince onda, bu mahzurlar aynıyla bâkî kalmak üzere ilave mahzurlar da vardır.
    l. Tamamen isteğe bağlıdır.
    2. Yüksek meblağlarda primi gerektirdiğinden, sadece ihtiyacından fazla parası olanlar için mümkündür.
    3. Bu ihtiyaçsız kimseler prim olarak yatırdıkları meblağları bir yıl gibi kısa bir süre içerisinde tamamen almakta, ondan sonra ihtiyaçlı kimselerden kesilen primlerden onlara maaş verilmektedir.
    4. Herkese tesmil edilmeyip geçici bir süre için uygulanmakta, seçme gerekçesiz yapılmaktadır, yapılmıştır.
    5. Konunun işleyişine iyice bakıldığında ortada yüksek faizli bir istikraz (iç borçlanma) olduğu açıkca görülür. Çünkü devlet. bu yüksek ve birikmiş sayılan primleri şu anda paraya ihtiyacı olduğu için almakta ve sonra fazlasıyla ödemektedir. Bütün bu ve benzeri mütalâalardan ötürü “Süper Emeklilik” ve “Isteğe Bağlı Emeklilik” uygulamalarının meşru olmadığı kanaatindeyiz.





+ Yorum Gönder