Konusunu Oylayın.: Bu asırda nakşibendi şeyhi kimdir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Bu asırda nakşibendi şeyhi kimdir?
  1. 23.Ocak.2011, 23:32
    1
    Misafir

    Bu asırda nakşibendi şeyhi kimdir?

  2. 24.Ocak.2011, 10:48
    2
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Bu asırda nakşibendi şeyhi kimdir?




    HACE MUHAMMED BAHAUDDİNİ ŞAHI NAKŞİBENDİ

    Künyesi: Buhâra civarında Kasrı Ârifan'dan Hâce Muhammed Bahâeddîni Şâhı Nakşibendidir. Uzunca boylu, bu day tenli ve güzel yüzlüydü. Sakalı büyükçe idi. Boynu nur gibi parlardı. Tatlı dilli ve güler yüzlü olup herkesi istikamete zorlardı. Zahiren halk ile, bâtınen Hak ile idi.

    Uzunca boylu, bu day tenli ve güzel yüzlüydü. Sakalı büyükçe idi. Boynu nur gibi parlardı. Tatlı dilli ve güler yüzlü olup herkesi istikamete zorlardı. Zahiren halk ile, bâtınen Hak ile idi. Buharaya bir fersah mesafede Kasrı Arifan'da Sülalei Tahireden Ecdâdı İmamı Caferi Sadık'a ve oradan Hazreti Ali ve Hazreti Fatıma validemize varan sâlih bir babadan ve saliha bir anadan do muşlardır. Henüz ana rahminde iken bir er kokusu duyulmuş ve bu durum manevi babası olan Muhammed Baba Semâsi tarafından ifade edilmişti. Daha çocuk yaşlarda iken büyüklü üne dalâlet eden alametler görülmekte idi. Yaşı ile mütenasip olmayan idrak, dirayet, nuru hidayet kendisinde müşahade ediliyordu.
    Şâhı Nakşibendi Hazretleri, kendisine kadar "Hacegân Yolu" olarak anılan tarîkatı, "Nakşibendi" yapan kolbaşı, veliler serdârı bir uludur. Adı Muhammed Bahâüddîn b. Muhammed, nisbesi "elBuhârî"dir. Buhara yakınındaki Kasrı Arifân'dandır. Buranın eski adı Kasr,ı Hinduvan iken, kendilerine nisbetle "Arifler Köşkü" anlamına gelen Kasrı Arifan denildi. İsminin başındaki Şah kelimesi de "Gönül Sultanı" anlamında bir saygı ifadesidir. Şahı Nakşibendi Kuddise sirruhu 718 Muharreminde (1318 Nisanında) dünyaya gelmiş, İslâm âlimlerinin en meşhurlarından olup tasavvufda en yüksek derecelere ulaşmıştır. Asrında ve kendinden sonraki asırlarda onun sebebiyle pekçok insan, hidayete, do ru yola kavuşmuştur.

    Bahâeddîni Buharînin ilk hocası, daha do ar do maz kendisini manevi evlatlı a kabul eden ve hakkında çok müjdeler veren Hâce Muhammed Baba Semasi Kuddise sirruhudur. Önce ondan istifade etti. Sonra bu hocası onun yetiştirilmesini en kâmil talebelerinden Emir Külâl Kuddise sirruhuya havâle etti. Seyyid Emir Külâl Kuddise sirruhu Şahı Nakşibendi Hazretlerinin yetişmesi için titizlikle meşgul olup, onu tasavvuufda yüksek derecelere ulaştırdı. Hatta bir gün Ona dediki:

    "Şeyhim Muhammed Baba Semmâsi Kuddise sirruhunun senin yetişmen konusundaki emirlerini yerine getirdim. Şu anda hem hâl bakımından, hem de "kâl" bakımından yüksek derecelere eriştiniz. Sadrımda ne varsa sana aktardım. Fakat senin himmet kuşun beni geçti, daha yükseklerde uçuyor. Artık kemâl semasında diledi iniz gibi uçma a tarafımdan mezunsunuz, diyerek icazet verdi. Suhâr'da bir mescid inşaası sırasında beş yüz müridin huzurunda gerçekleşen bu icazetten sonra Şahı Nakşibendi oradan ayrıldı. Bu izinden sonra zamanın büyük şeyhi ve alimlerinden olan Mevlâna Arif Kuddise sirruhunun hizmet ve sohbetlerine yedi sene devam ettiler. Daha sonra yine ululardan Hâce Halil Ata Kuddise sirruhunun hizmetinde ve sohbetlerinde oniki sene bulundu. Nice arif sırlarına vakıf oldu.
    Şahı Nakşibendi Kuddise sirruhu çok mütevazi bir hayat yaşardı. Haramlardan titizlikle sakınır, ruhsat yolundan çok, azimet yolunu tercih ederdi. Misafirlerine ikramdan hoşlanır, hediyeye, hediye ile mukabele etmeye çalışırdı. Mahlukatın tümüne şefkat nazarıyla bakardı. Tasavvufdaki ilk hallerini şöyle anlatmıştır:

    Tasavvuf hallerinden cezbe hâli ço alıp kararsız düştü üm günlerde, geceleri ay ışı ında kabristanda dolaşırdım. Bir gece devamlı ziyaret edilmekte olan üç büyük zâtın mezarını gördüm. Her birinin kabrinde yanmakta olan birer kandil vardı. Kandillerin ya ı ve fitilleri oldu u hâlde çok sönük yanıyorlardı. Fitillerini hareket ettirmek lazımdı ki, parlak yanıp çok ışık versinler. O kandilleri öylece bırakıp, Hâce Muhammed Vasî Kuddise sirruhunun kabri başına gittim. Orada Ahmed Eckarnevi Kuddise sirruhunun kabrine gitmem işaret olundu, oraya gittim. Bellerinde kılıç takılı olan iki kişi geldi. Bir hayvana beni bindirip yönünü de Mezdâhin tarafına çevirip ayrıldılar. O gece devamlı yol alarak sabaha do ru Mezdâhin mezarlı ına ulaştım. Orada da di er mezarlardaki gibi bir kandil yanıyordu. Fakat o da sönük yanıyordu. Kıbleye karşı oturdum. Bu sırada bana geçkinlik hali geldi. Kıble tarafında gördü üm duvar yarıldı. Gördü üm manzara; yeşil örtüler ile süslenmiş bir taht ve bu taht üzerinde bir zât oturmuştu. Etrafında ise kalabalık bir cemaat vardı. İçlerinde Baba Semmasî Kuddise sirruhu de bulunuyordu. Sâdece Onu tanıyordum. Daha sonra anladım ki bu zâtlar, vefat eden bu yolun büyükleridir. Fakat kürsinin üzerinde oturan kimdir diye merak ediyordum ki, kürsünün etrafında oturanlardan biri bana dedi ki:

    Bu zat Hâce Abdûlhâlık Gücdüvanî Kuddise sirruhudur. Etrafındaki cemaat ise Onun Halifeleridir. Sonunda Hocam Baba Semmasi Hazretlerini göstererek bunu hayatta iken gördüm, senin şeyhindir. Sana taç verdi. Onu tanıdın mı?
    Evet Hocamı tanıdım, fakat tâcın nerede oldu unu bilmiyorum" dedim.
    O senin evindedir. Onu sana keramet olarak verdiler ki bir bela gelecek olsa, onun bereketiyle def edilir


  3. 24.Ocak.2011, 10:48
    2
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر



    HACE MUHAMMED BAHAUDDİNİ ŞAHI NAKŞİBENDİ

    Künyesi: Buhâra civarında Kasrı Ârifan'dan Hâce Muhammed Bahâeddîni Şâhı Nakşibendidir. Uzunca boylu, bu day tenli ve güzel yüzlüydü. Sakalı büyükçe idi. Boynu nur gibi parlardı. Tatlı dilli ve güler yüzlü olup herkesi istikamete zorlardı. Zahiren halk ile, bâtınen Hak ile idi.

    Uzunca boylu, bu day tenli ve güzel yüzlüydü. Sakalı büyükçe idi. Boynu nur gibi parlardı. Tatlı dilli ve güler yüzlü olup herkesi istikamete zorlardı. Zahiren halk ile, bâtınen Hak ile idi. Buharaya bir fersah mesafede Kasrı Arifan'da Sülalei Tahireden Ecdâdı İmamı Caferi Sadık'a ve oradan Hazreti Ali ve Hazreti Fatıma validemize varan sâlih bir babadan ve saliha bir anadan do muşlardır. Henüz ana rahminde iken bir er kokusu duyulmuş ve bu durum manevi babası olan Muhammed Baba Semâsi tarafından ifade edilmişti. Daha çocuk yaşlarda iken büyüklü üne dalâlet eden alametler görülmekte idi. Yaşı ile mütenasip olmayan idrak, dirayet, nuru hidayet kendisinde müşahade ediliyordu.
    Şâhı Nakşibendi Hazretleri, kendisine kadar "Hacegân Yolu" olarak anılan tarîkatı, "Nakşibendi" yapan kolbaşı, veliler serdârı bir uludur. Adı Muhammed Bahâüddîn b. Muhammed, nisbesi "elBuhârî"dir. Buhara yakınındaki Kasrı Arifân'dandır. Buranın eski adı Kasr,ı Hinduvan iken, kendilerine nisbetle "Arifler Köşkü" anlamına gelen Kasrı Arifan denildi. İsminin başındaki Şah kelimesi de "Gönül Sultanı" anlamında bir saygı ifadesidir. Şahı Nakşibendi Kuddise sirruhu 718 Muharreminde (1318 Nisanında) dünyaya gelmiş, İslâm âlimlerinin en meşhurlarından olup tasavvufda en yüksek derecelere ulaşmıştır. Asrında ve kendinden sonraki asırlarda onun sebebiyle pekçok insan, hidayete, do ru yola kavuşmuştur.

    Bahâeddîni Buharînin ilk hocası, daha do ar do maz kendisini manevi evlatlı a kabul eden ve hakkında çok müjdeler veren Hâce Muhammed Baba Semasi Kuddise sirruhudur. Önce ondan istifade etti. Sonra bu hocası onun yetiştirilmesini en kâmil talebelerinden Emir Külâl Kuddise sirruhuya havâle etti. Seyyid Emir Külâl Kuddise sirruhu Şahı Nakşibendi Hazretlerinin yetişmesi için titizlikle meşgul olup, onu tasavvuufda yüksek derecelere ulaştırdı. Hatta bir gün Ona dediki:

    "Şeyhim Muhammed Baba Semmâsi Kuddise sirruhunun senin yetişmen konusundaki emirlerini yerine getirdim. Şu anda hem hâl bakımından, hem de "kâl" bakımından yüksek derecelere eriştiniz. Sadrımda ne varsa sana aktardım. Fakat senin himmet kuşun beni geçti, daha yükseklerde uçuyor. Artık kemâl semasında diledi iniz gibi uçma a tarafımdan mezunsunuz, diyerek icazet verdi. Suhâr'da bir mescid inşaası sırasında beş yüz müridin huzurunda gerçekleşen bu icazetten sonra Şahı Nakşibendi oradan ayrıldı. Bu izinden sonra zamanın büyük şeyhi ve alimlerinden olan Mevlâna Arif Kuddise sirruhunun hizmet ve sohbetlerine yedi sene devam ettiler. Daha sonra yine ululardan Hâce Halil Ata Kuddise sirruhunun hizmetinde ve sohbetlerinde oniki sene bulundu. Nice arif sırlarına vakıf oldu.
    Şahı Nakşibendi Kuddise sirruhu çok mütevazi bir hayat yaşardı. Haramlardan titizlikle sakınır, ruhsat yolundan çok, azimet yolunu tercih ederdi. Misafirlerine ikramdan hoşlanır, hediyeye, hediye ile mukabele etmeye çalışırdı. Mahlukatın tümüne şefkat nazarıyla bakardı. Tasavvufdaki ilk hallerini şöyle anlatmıştır:

    Tasavvuf hallerinden cezbe hâli ço alıp kararsız düştü üm günlerde, geceleri ay ışı ında kabristanda dolaşırdım. Bir gece devamlı ziyaret edilmekte olan üç büyük zâtın mezarını gördüm. Her birinin kabrinde yanmakta olan birer kandil vardı. Kandillerin ya ı ve fitilleri oldu u hâlde çok sönük yanıyorlardı. Fitillerini hareket ettirmek lazımdı ki, parlak yanıp çok ışık versinler. O kandilleri öylece bırakıp, Hâce Muhammed Vasî Kuddise sirruhunun kabri başına gittim. Orada Ahmed Eckarnevi Kuddise sirruhunun kabrine gitmem işaret olundu, oraya gittim. Bellerinde kılıç takılı olan iki kişi geldi. Bir hayvana beni bindirip yönünü de Mezdâhin tarafına çevirip ayrıldılar. O gece devamlı yol alarak sabaha do ru Mezdâhin mezarlı ına ulaştım. Orada da di er mezarlardaki gibi bir kandil yanıyordu. Fakat o da sönük yanıyordu. Kıbleye karşı oturdum. Bu sırada bana geçkinlik hali geldi. Kıble tarafında gördü üm duvar yarıldı. Gördü üm manzara; yeşil örtüler ile süslenmiş bir taht ve bu taht üzerinde bir zât oturmuştu. Etrafında ise kalabalık bir cemaat vardı. İçlerinde Baba Semmasî Kuddise sirruhu de bulunuyordu. Sâdece Onu tanıyordum. Daha sonra anladım ki bu zâtlar, vefat eden bu yolun büyükleridir. Fakat kürsinin üzerinde oturan kimdir diye merak ediyordum ki, kürsünün etrafında oturanlardan biri bana dedi ki:

    Bu zat Hâce Abdûlhâlık Gücdüvanî Kuddise sirruhudur. Etrafındaki cemaat ise Onun Halifeleridir. Sonunda Hocam Baba Semmasi Hazretlerini göstererek bunu hayatta iken gördüm, senin şeyhindir. Sana taç verdi. Onu tanıdın mı?
    Evet Hocamı tanıdım, fakat tâcın nerede oldu unu bilmiyorum" dedim.
    O senin evindedir. Onu sana keramet olarak verdiler ki bir bela gelecek olsa, onun bereketiyle def edilir


  4. 24.Ocak.2011, 11:04
    3
    ehli-sunnet
    Feseyekfikehumullah

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Eylül.2010
    Üye No: 79032
    Mesaj Sayısı: 2,015
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21
    Bulunduğu yer: Uzaklardan..

    Cevap: Bu asırda nakşibendi şeyhi kimdir?

    Nakşibendilerin Bir sürü farklı farklı kolları var
    2 Büyük kolu, Hakkaniler Halidiye Hakkaaniler Şeyh Nazım Kıbrısi Halidiye Mahmud Ustaosmanoğlu

    Menzilde var


  5. 24.Ocak.2011, 11:04
    3
    Feseyekfikehumullah
    Nakşibendilerin Bir sürü farklı farklı kolları var
    2 Büyük kolu, Hakkaniler Halidiye Hakkaaniler Şeyh Nazım Kıbrısi Halidiye Mahmud Ustaosmanoğlu

    Menzilde var





+ Yorum Gönder