Konusunu Oylayın.: Fil süresinden çıkarılması gereken dersler nelerdir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 9 kişi
Fil süresinden çıkarılması gereken dersler nelerdir?
  1. 23.Ocak.2011, 20:26
    1
    Misafir

    Fil süresinden çıkarılması gereken dersler nelerdir?

  2. 24.Ocak.2011, 11:50
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Fil süresinden çıkarılması gereken dersler nelerdir?




    Fil sûresi neyi anlatıyor?


    Ebrehe adlı bir Yemen vâlisi sadece kendi kilisesinin rağbet görmesini istiyordu. Ordularla yıkmak için geldi; ancak ibret verici bir hüsrana uğradı. Halk arasında kısaca “Elem tere” olarak adlandırılan Fîl Sûresi, Efendimiz’in (sas) doğduğu dönemde yaşanan büyük bir olayı hatırlatarak iman sahiplerine büyük öğütlerde bulunmaktadır. Mîlâdın (570)’inci senelerinde Habeşistan’ın Yemen Vâlisi olan Ebrehe adlı bir yönetici, San’a’da büyük bir kilise yaptırarak Arapların yalnız en büyük mâbet olarak bu kiliseyi tanımalarını ve her yerden burayı ziyarete gelmelerini sağlamaya çalışmış. Ancak yüzlerce yıllık geçmişi olan Kâbe’ye yönelik ilgiyi kıramamış, bundan da sinirlendiği için yıkmaya karar vermişti. Amacı, Kâbe’yi yıkıp yerini belirsiz etmekti. Fillerle kuvvetlendirdiği kuvvetli bir ordu ile Mekke’ye doğru yürüyüşe geçti. Şehrin yakınlarında karargâhını kurdu. Bunu gören ve maksadını anlayan Mekkeliler, dağlara çekildiler. Çünkü karşı koyacak hiçbir kuvvetleri yoktu. Habeşliler kendilerine direnmeye çalışan bazı Arap kabilelerini yolda yendi ve aralarından rehber olarak Kes’am kabilesinin lideri Nufeyl’i de alarak Mekke’ye doğru yürüdüler. Ebrehe Muğammis denen mevkide mola verdi ve Mekke tepelerine atlı bir grup gönderdi: Yolda ne buldularsa aldılar. Çalınanlar arasında Efendimiz’in (sas) dedesi Abdu’IMuttalib’in iki yüz devesi de bulunuyordu. Mekke’de büyük bir panik yaşanıyordu. Kureyş ve komşu kabileler savaş konseyi topladı; ancak sonuçta düşmana karşı koymanın bir anlamı olmadığına karar verildi. O sırada Ebrehe, beraberinde oranın şefini getirmesi için Mekke’ye bir elçi gönderdi. Elçi onlara savaş etmek istemediklerini, sadece Kâbe’yi yıkacaklarını ve kan dökülmesini istemiyorlarsa kabile reislerinin kendisiyle birlikte Habeşlilerin karargahına gelmesi gerektiğini söyledi. Abdu’lMuttalib, oğullarından biriyle beraber elçinin arkasından Ebrehe’nin yanına gitti. Ebrehe tercümana Abdu’lMuttalib’den bir şey sorup sormak istemediğini öğrenmesini söyledi. Abdu’lMuttalib, askerlerin iki yüz devesini aldığını ve geri verilmesi gerektiğini söyledi. Ebrehe şaşırınca, Abdu’lMuttalib şu cevabı verdi: “Ben develerin sahibiyim, Kâbe’nin de onu koruyan bir sahibi vardır.” Ebrehe, “Bana karşı koruyamaz.” dedi. Abdu’lMuttalib, “Bunu göreceğiz, sen bana develerimi geri ver!” dedi. Ebrehe de develerin geri verilmesi için emir verdi.
    Abdu’lMuttalib, Mekke’ye döndü ve Kureyşlilere şehrin üzerindeki tepelere çekilmelerini tavsiye etti. Daha sonra ailesinden bir grupla Kâbe’ye gitti. Kâbe’nin kapısındaki metal halkaya yapışarak “Allah’ım, kulun kendi evini korudu, Sen de kendi evini koru.” diye yalvardı. Duayı bitirdikten sonra diğer Kureyşlilerle birlikte Mekke’nin dışındaki tepelere çıktılar, oradan aşağıda ne olup bittiğini görebiliyorlardı. Ertesi sabah Ebrehe şehrin üzerine yürümek için hazırlandı. Kâbe’yi yıkıp tekrar aynı yoldan San’a’ya dönmeyi düşünüyordu. Süslenen Mahmud adlı fil ordunun en önüne geçirildi. İleri gitmesi için komut verilince olduğu yere çöktü. Ne yaptılarsa yerinden kıpırdatamadılar. Ters yöne çevirdiklerinde ise koşarak gitmeye çalışıyordu. Bu açık bir uyarı idi. Ancak Ebrehe kararlıydı. Birden gökyüzü karardı ve acayip sesler duyulmaya başlandı. Yukarı baktıklarında gökyüzünün kuşlarla dolu olduğunu gördüler. Kurtulanlar, kuşların uçuşunun kırlangıca benzediğini ve her kuşun, biri ağzında ikisi ayaklarında olmak üzere, kuru fasulye büyüklüğünde üç çakıl taşı taşıdığını söylediler. Ebabil adlı kuşlar, askerlerin üzerine çullandı ve taşlamaya başladı. Taşlar o denli sert ve hızlıydı ki, zırhları bile delip geçebiliyordu. Ayetin ifadesiyle onları yenilmiş ekin gibi un ufak etti. Bu İlâhî bir mûcizeydi.

    Peygamber Efendimiz de bu yıl doğmuştu. Ebrehe ordusu için Mekke’ye girmek nasip olmadı. Kendileri korkunç bir sonla yok oldu; fakat Kâbe yine dimdik durdu ve kıyamete kadar da öylece duracak. Bu sûre ile Efendimiz’e (sas) düşmanlık yapanların, O’na karşı kötü niyet besleyenlerin er geç hüsrana uğrayacaklarına işaret edilmektedir.




  3. 24.Ocak.2011, 11:50
    2
    Editör



    Fil sûresi neyi anlatıyor?


    Ebrehe adlı bir Yemen vâlisi sadece kendi kilisesinin rağbet görmesini istiyordu. Ordularla yıkmak için geldi; ancak ibret verici bir hüsrana uğradı. Halk arasında kısaca “Elem tere” olarak adlandırılan Fîl Sûresi, Efendimiz’in (sas) doğduğu dönemde yaşanan büyük bir olayı hatırlatarak iman sahiplerine büyük öğütlerde bulunmaktadır. Mîlâdın (570)’inci senelerinde Habeşistan’ın Yemen Vâlisi olan Ebrehe adlı bir yönetici, San’a’da büyük bir kilise yaptırarak Arapların yalnız en büyük mâbet olarak bu kiliseyi tanımalarını ve her yerden burayı ziyarete gelmelerini sağlamaya çalışmış. Ancak yüzlerce yıllık geçmişi olan Kâbe’ye yönelik ilgiyi kıramamış, bundan da sinirlendiği için yıkmaya karar vermişti. Amacı, Kâbe’yi yıkıp yerini belirsiz etmekti. Fillerle kuvvetlendirdiği kuvvetli bir ordu ile Mekke’ye doğru yürüyüşe geçti. Şehrin yakınlarında karargâhını kurdu. Bunu gören ve maksadını anlayan Mekkeliler, dağlara çekildiler. Çünkü karşı koyacak hiçbir kuvvetleri yoktu. Habeşliler kendilerine direnmeye çalışan bazı Arap kabilelerini yolda yendi ve aralarından rehber olarak Kes’am kabilesinin lideri Nufeyl’i de alarak Mekke’ye doğru yürüdüler. Ebrehe Muğammis denen mevkide mola verdi ve Mekke tepelerine atlı bir grup gönderdi: Yolda ne buldularsa aldılar. Çalınanlar arasında Efendimiz’in (sas) dedesi Abdu’IMuttalib’in iki yüz devesi de bulunuyordu. Mekke’de büyük bir panik yaşanıyordu. Kureyş ve komşu kabileler savaş konseyi topladı; ancak sonuçta düşmana karşı koymanın bir anlamı olmadığına karar verildi. O sırada Ebrehe, beraberinde oranın şefini getirmesi için Mekke’ye bir elçi gönderdi. Elçi onlara savaş etmek istemediklerini, sadece Kâbe’yi yıkacaklarını ve kan dökülmesini istemiyorlarsa kabile reislerinin kendisiyle birlikte Habeşlilerin karargahına gelmesi gerektiğini söyledi. Abdu’lMuttalib, oğullarından biriyle beraber elçinin arkasından Ebrehe’nin yanına gitti. Ebrehe tercümana Abdu’lMuttalib’den bir şey sorup sormak istemediğini öğrenmesini söyledi. Abdu’lMuttalib, askerlerin iki yüz devesini aldığını ve geri verilmesi gerektiğini söyledi. Ebrehe şaşırınca, Abdu’lMuttalib şu cevabı verdi: “Ben develerin sahibiyim, Kâbe’nin de onu koruyan bir sahibi vardır.” Ebrehe, “Bana karşı koruyamaz.” dedi. Abdu’lMuttalib, “Bunu göreceğiz, sen bana develerimi geri ver!” dedi. Ebrehe de develerin geri verilmesi için emir verdi.
    Abdu’lMuttalib, Mekke’ye döndü ve Kureyşlilere şehrin üzerindeki tepelere çekilmelerini tavsiye etti. Daha sonra ailesinden bir grupla Kâbe’ye gitti. Kâbe’nin kapısındaki metal halkaya yapışarak “Allah’ım, kulun kendi evini korudu, Sen de kendi evini koru.” diye yalvardı. Duayı bitirdikten sonra diğer Kureyşlilerle birlikte Mekke’nin dışındaki tepelere çıktılar, oradan aşağıda ne olup bittiğini görebiliyorlardı. Ertesi sabah Ebrehe şehrin üzerine yürümek için hazırlandı. Kâbe’yi yıkıp tekrar aynı yoldan San’a’ya dönmeyi düşünüyordu. Süslenen Mahmud adlı fil ordunun en önüne geçirildi. İleri gitmesi için komut verilince olduğu yere çöktü. Ne yaptılarsa yerinden kıpırdatamadılar. Ters yöne çevirdiklerinde ise koşarak gitmeye çalışıyordu. Bu açık bir uyarı idi. Ancak Ebrehe kararlıydı. Birden gökyüzü karardı ve acayip sesler duyulmaya başlandı. Yukarı baktıklarında gökyüzünün kuşlarla dolu olduğunu gördüler. Kurtulanlar, kuşların uçuşunun kırlangıca benzediğini ve her kuşun, biri ağzında ikisi ayaklarında olmak üzere, kuru fasulye büyüklüğünde üç çakıl taşı taşıdığını söylediler. Ebabil adlı kuşlar, askerlerin üzerine çullandı ve taşlamaya başladı. Taşlar o denli sert ve hızlıydı ki, zırhları bile delip geçebiliyordu. Ayetin ifadesiyle onları yenilmiş ekin gibi un ufak etti. Bu İlâhî bir mûcizeydi.

    Peygamber Efendimiz de bu yıl doğmuştu. Ebrehe ordusu için Mekke’ye girmek nasip olmadı. Kendileri korkunç bir sonla yok oldu; fakat Kâbe yine dimdik durdu ve kıyamete kadar da öylece duracak. Bu sûre ile Efendimiz’e (sas) düşmanlık yapanların, O’na karşı kötü niyet besleyenlerin er geç hüsrana uğrayacaklarına işaret edilmektedir.




  4. 24.Ocak.2011, 12:06
    3
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Fil süresinden çıkarılması gereken dersler nelerdir?

    Bir de enn iyi birşekilde açıklayan mustafa islamoğlu'ndan izleyelim

    http://video.google.com/videoplay?do...24440837&hl=tr#


  5. 24.Ocak.2011, 12:06
    3
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر
    Bir de enn iyi birşekilde açıklayan mustafa islamoğlu'ndan izleyelim

    http://video.google.com/videoplay?do...24440837&hl=tr#





+ Yorum Gönder