Konusunu Oylayın.: Hz. Musa neden Allah´la konuşmak istemiştir. Haşa Allah´ın varlığına inanmayıp tatmin olmak mı istemiştir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Hz. Musa neden Allah´la konuşmak istemiştir. Haşa Allah´ın varlığına inanmayıp tatmin olmak mı istemiştir?
  1. 22.Ocak.2011, 18:18
    1
    Misafir

    Hz. Musa neden Allah´la konuşmak istemiştir. Haşa Allah´ın varlığına inanmayıp tatmin olmak mı istemiştir?






    Hz. Musa neden Allah´la konuşmak istemiştir. Haşa Allah´ın varlığına inanmayıp tatmin olmak mı istemiştir? Mumsema Hz. Musa neden Allah´la konuşmak istemiştir. Haşa Allah´ın varlığına inanmayıp tatmin olmak mı istemiştir?


  2. 21.Temmuz.2013, 21:20
    2
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,172
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: Hz. Musa neden Allah´la konuşmak istemiştir. Haşa Allah´ın varlığına inanmayıp tatmin olmak m




    Hz. Musa (as) neden Allah´la konuşmak istemiştir? Haşa, Allah´ın varlığına inanmayıp tatmin olmak mı istemiştir?




    Her iman sahibi insan, Rabbini görmek ve Onunla konuşmak arzu eder; bu imansızlıktan değil imanın verdiği şevk ve arzudan kaynaklanır.

    Bu hususu Hz. Musa (as) şöyle ifade etmiştir:

    Cenâb-ı Hak, Hz. Musa (as)’ya ilk önce niçin kavminin işlerini iyice yola koymadan geldiğini sordu. Hz. Musa da:

    "Yâ Rabbi! Onlar benim yolumdadırlar. Ben şevk ve muhabbetimden, kelâm-ı İlâhîni işitmeye şiddetli iştiyakımdan ve senin rızanı tahsil için acele ettim" dedi.

    Cenâb-ı Hak ise, ona geride bıraktığı İsrailoğulları arasında fitne çıktığını, Samirî’nin onları yoldan çıkardığını haber verdi.

    Hz. MUSA’NIN RܒYET TALEBİ

    Cenâb-ı Hak kendisiyle konuşma (tekellüm) lütfunda bulununca, Hz. Musa (as) bundan cesaret alarak engin bir ruh haleti ve coşkun bir muhabbet içinde bütün cesaretini toplayıp Cenâb-ı Hak’tan zat-ı ulûhiyetini görmek talebinde bulundu. Cenâb-ı Hak ona şöyle ferman etti:

    "Yâ Musa! Sen beni bu dünyada, dünya gözüyle kat’iyyen göremezsin. Buna gücün yetmez. Fakat şu karşında duran dağa bak. Eğer o olduğu yerde durur, bir değişikliğe uğramazsa, o zaman beni görebilirsin.”

    Bunun üzerine Hz. Musa (as), başını çevirip söylenen dağa baktı. Cenâb-ı Hakk’ın azametinin tecellisiyle dağın tuz buz olup dağıldığını gördü. Bu azametli tecelli karşısında, Hz. Musa (as) düşüp bayıldı. Uzun süre kendinden geçmiş vaziyette kaldı. Sonra yavaş yavaş kendine geldi. Beraberinde getirdiği levhalar yazılmış, yanı başında duruyordu. Bunun üzerine kulluk edebine yakışmayan bir istekte bulunduğu endişesiyle Cenâb-ı Hakk’a şu niyazı yaptı:

    "Yâ Rabbi! Seni bütün noksan sıfatlardan tenzih eder, sana sonsuz hamd ve şükrederek tövbe ederim. Takatimin ve haddimin fevkinde bir şeyi senden istemekten dolayı kusurumun afvını niyaz ederim. Ben iman edenlerin ilkiyim.”

    Hz. Musa (as)’ın bu tövbe ve yakarışı üzerine, Cenâb-ı Hak: peygamber olarak göndermekle O’nu insanlar üzerine seçtiğini, kendisine ihsan ettiği şeylerden başkasını istememesini ve her haline şükredenlerden olmasını beyan buyurdu. Yine Hz. Musa (as)’a: Benî İsrail için gerekli nasihat ve emirlerinden ibaret olan Tevrat-ı Şerif levhalarını ciddiyetle alıp kavmine, en güzel şekilde tebliğ etmesini bildirdi.



    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet


  3. 21.Temmuz.2013, 21:20
    2
    Devamlı Üye



    Hz. Musa (as) neden Allah´la konuşmak istemiştir? Haşa, Allah´ın varlığına inanmayıp tatmin olmak mı istemiştir?




    Her iman sahibi insan, Rabbini görmek ve Onunla konuşmak arzu eder; bu imansızlıktan değil imanın verdiği şevk ve arzudan kaynaklanır.

    Bu hususu Hz. Musa (as) şöyle ifade etmiştir:

    Cenâb-ı Hak, Hz. Musa (as)’ya ilk önce niçin kavminin işlerini iyice yola koymadan geldiğini sordu. Hz. Musa da:

    "Yâ Rabbi! Onlar benim yolumdadırlar. Ben şevk ve muhabbetimden, kelâm-ı İlâhîni işitmeye şiddetli iştiyakımdan ve senin rızanı tahsil için acele ettim" dedi.

    Cenâb-ı Hak ise, ona geride bıraktığı İsrailoğulları arasında fitne çıktığını, Samirî’nin onları yoldan çıkardığını haber verdi.

    Hz. MUSA’NIN RܒYET TALEBİ

    Cenâb-ı Hak kendisiyle konuşma (tekellüm) lütfunda bulununca, Hz. Musa (as) bundan cesaret alarak engin bir ruh haleti ve coşkun bir muhabbet içinde bütün cesaretini toplayıp Cenâb-ı Hak’tan zat-ı ulûhiyetini görmek talebinde bulundu. Cenâb-ı Hak ona şöyle ferman etti:

    "Yâ Musa! Sen beni bu dünyada, dünya gözüyle kat’iyyen göremezsin. Buna gücün yetmez. Fakat şu karşında duran dağa bak. Eğer o olduğu yerde durur, bir değişikliğe uğramazsa, o zaman beni görebilirsin.”

    Bunun üzerine Hz. Musa (as), başını çevirip söylenen dağa baktı. Cenâb-ı Hakk’ın azametinin tecellisiyle dağın tuz buz olup dağıldığını gördü. Bu azametli tecelli karşısında, Hz. Musa (as) düşüp bayıldı. Uzun süre kendinden geçmiş vaziyette kaldı. Sonra yavaş yavaş kendine geldi. Beraberinde getirdiği levhalar yazılmış, yanı başında duruyordu. Bunun üzerine kulluk edebine yakışmayan bir istekte bulunduğu endişesiyle Cenâb-ı Hakk’a şu niyazı yaptı:

    "Yâ Rabbi! Seni bütün noksan sıfatlardan tenzih eder, sana sonsuz hamd ve şükrederek tövbe ederim. Takatimin ve haddimin fevkinde bir şeyi senden istemekten dolayı kusurumun afvını niyaz ederim. Ben iman edenlerin ilkiyim.”

    Hz. Musa (as)’ın bu tövbe ve yakarışı üzerine, Cenâb-ı Hak: peygamber olarak göndermekle O’nu insanlar üzerine seçtiğini, kendisine ihsan ettiği şeylerden başkasını istememesini ve her haline şükredenlerden olmasını beyan buyurdu. Yine Hz. Musa (as)’a: Benî İsrail için gerekli nasihat ve emirlerinden ibaret olan Tevrat-ı Şerif levhalarını ciddiyetle alıp kavmine, en güzel şekilde tebliğ etmesini bildirdi.



    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet





+ Yorum Gönder