Konusunu Oylayın.: Tunus İslam devleti hakkında hilgiler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Tunus İslam devleti hakkında hilgiler
  1. 21.Ocak.2011, 20:28
    1
    Misafir

    Tunus İslam devleti hakkında hilgiler

  2. 21.Ocak.2011, 22:28
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Tunus İslam devleti hakkında hilgiler




    Tunus

    Tunus, uzun yıllar Fransa'nın işgalinde kaldıktan sonra ne yazık ki yerli diktatörlerin ağır zulümlerine maruz kalan ve halen de bu zulmün altında inleyen bir ülkedir.
    Tunus Hakkında Genel Bilgiler
    Resmi adı: Tunus Cumhuriyeti
    Başkenti: Tunus (Nüfusu: 750.000)
    Diğer önemli şehirleri: Kayravan, Sus, Sefakis, Aryana, Binzart, Ettadhamen.
    Yüzölçümü: 164.150 km2
    Nüfusu: 10.500.000 (2000 tahmini). Nüfusun % 53'ü şehirlerde yaşamaktadır. Ortalama ömür 67 yıldır. Çocuk ölümlerinin oranı binde 42'dir. Nüfusun % 40'ını 14 yaşın altındakiler oluşturmaktadır.
    Km2 başına düşen insan sayısı: 64
    Nüfus artış hızı: % 1.9
    Etnik yapı: Tunus nüfusunun % 96.5'ini Araplar oluşturmaktadır. Arapların tamamına yakını Müslümandır. Bunun yanı sıra % 3 oranında Berberiler vardır. Berberilerin tamamı Müslümandır. Ayrıca az sayıda yahudi ve Avrupa kökenli hıristiyan bulunmaktadır.
    Dil: Resmi dil Arapça'dır. Halkın çoğunluğu Arapça'nın yanı sıra Fransızca'yı da konuşabilmektedir.
    Din: Resmi din İslâm'dır. Halkın % 99.3'ü Müslümandır. Kalan nüfusu hıristiyanlarla yahudiler oluşturmaktadır. Müslümanların bir kısmı Harici - Ibadi, kalanı Sünnidir. Sünnilerin de çoğunluğu maliki, az bir kısmı Hanefidir. Hıristiyanların çoğunluğu katolik, az bir kısmı protestandır. Tunus yahudilerinin epey bir kısmı Filistin topraklarına nakledildiğinden veya ülkeyi terk ettiklerinden bu ülkedeki yahudi sayısı iyice azalmıştır.
    Coğrafi durumu: Kuzey Afrika ülkelerinden olan Tunus, kuzeyden ve doğudan Akdeniz, güneydoğudan Libya, batıdan Cezayir'le çevrilidir. Topraklarının % 30'u tarım alanı, % 18'i otlak, % 3'ü ormanlık ve çalılıktır. Tarıma elverişli alanlar daha çok Akdeniz kıyısındaki Mecerda bölgesindedir. Bu bölge Mecerda ırmağıyla sulanmaktadır. Güneyde Cezayir sınırına yakın bölgeler kum çölleriyle kaplıdır. Ülkenin kuzeyinde Akdeniz iklimi, güneyde ise kurak step iklimi hâkimdir.
    Yönetim şekli: Tunus'ta görünüşte çok partili ancak gerçekte tek parti diktatörlüğüne dayanan bir sistem hâkimdir. Çünkü seçim kanunu muhalefet partilerine 163 üyeli parlamentoda sadece 21 sandalyelik bir kontenjan tanımaktadır. Bu itibarla muhalif partilerin ittifak halinde bile iktidar partisinin herhangi bir uygulamasını engelleme imkânları yoktur. Üstelik seçimler hükümetin gözetimi ve baskısı altında gerçekleştiğinden muhalefetteki partilerin kendilerini tanıtmalarına fırsat verilmediği gibi insanların tercihlerini hür iradeleriyle yapmalarına da imkân tanınmamaktadır. Örneğin Mart 1994 seçimlerinde oyların % 97.73'ünü iktidar partisi aldı. Kanuna göre cumhurbaşkanının genel seçimle belirlenmesi gerekiyor. Ancak ülkenin bağımsızlığını elde ettiği günden buyana hiçbir zaman adil ve dürüst bir başkanlık seçimi yapılmış değil. Eski diktatör Burgiba kendini ömür boyu cumhurbaşkanı seçtirmişti. Ancak Bin Ali darbesinden sonra onun bu sıfatı kaldırıldı. Bin Ali ise cumhurbaşkanlığı seçimlerine hep rakipsiz girmektedir. Tunus, BM, İKÖ (İslâm Konferansı Örgütü), Arap Devletleri Birliği, Afrika Birliği Örgütü, IMF (Uluslararası Para Fonu), İslâm Kalkınma Bankası gibi uluslararası örgütlere üyedir.
    Siyasi partiler:
    Demokratik Anayasal Birlik Partisi: Eski diktatör Burgiba'nın kurmuş olduğu Sosyalist Dustur (Anayasa) Partisi'nin devamıdır ve Tunus'ta hâlen iktidarı elinde bulundurmaktadır. Batıcı ve sosyalist bir anlayışa sahiptir.
    Birleşmeci Demokratik Birlik Partisi: Arap kavmiyetçiliğini ve Irak ve Suriye'de hâkim olan Baas ideolojisine benzer bir ideolojiyi savunmaktadır.
    İlerici Sosyalist Birlik Partisi: Kavmiyetçi ve solcu bir anlayışa sahiptir.
    Sosyalist Demokratlar Hareketi: Muhalefet partilerinin başında gelen sosyalist çizgideki bir partidir.
    Islah ve Yenilik Partisi: Eski Tunus Komünist Partisi'nin devamıdır. Geçmişi 1920'lere kadar uzanan bu parti kitle tabanı açısından Tunus'taki siyasi partilerin en zayıfıdır.
    Adalet ve Gelişme Partisi: Bu da eski İstiklal Partisi'nin bir devamıdır. Sosyalist ve liberal bir anlayışa sahiptir. Tunus'ta yürürlükte olan partiler kanunu İslâmi amaçlı siyasi parti kurulmasına izin vermediğinden sahnedeki partiler hep liberal veya sosyalist anlayışı temsil etmektedir


    Tarihi: Tunus'ta gerçeklestirilen ilk Islâm fethi 648'de Abdullah bin Ebi Sarh komutasindaki Islâm ordularinin gerçeklestirmis oldugu fetihtir. Bunun arkasindan birbirini izleyen fetihlerle Tunus'un tamami Islâm devletine baglandi. Bölgenin Islâm devleti topraklarina katilmasindan sonra yerli halk kisa sürede Müslüman oldu ve yedinci yüzyilda Tunus halkinin tamami Islâm'a girdi. Tunus fethedildikten sonra hilafete bagli Ifrikiyye eyaletinin bir parçasi olmustur. Bu eyaletin idare merkezi de Tunus'taydi. 800 yilinda Tunus'ta yine hilafete bagli Aglebiler yönetimi kuruldu. Aglebiler özerk bir statüye sahiptiler ve Tunus'un yani sira Libya ve Sicilya'da da saltanat sürmüslerdir. Aglebiler saltanati 910'a kadar sürdü. Bu tarihten sonra Tunus topraklarina Fatimiler hükmetmeye basladilar. Fatimîlerin yöneticileri kendilerinin Hz. Ali (r.a.) soyundan geldiklerini ileri sürüyor ve Sii inançlarini savunuyorlardi. Fatimiler daha sonra sinirlarini genisleterek bugünkü Misir topraklarini da ele geçirdiler. 972 yilinda Fatimîler baskentlerini Kahire'ye naklederek Tunus'u da içine alan Ifrikiyye eyaletinin yönetimini Zirilere verdiler. Ziriler Fatimîlere bagli bir özerk yönetimdi. Ziriler baslangiçta bütün Kuzey Afrika'da hüküm sürdüler. Ancak zamanla bu topraklarin önemli bir kismini kaybettiler ve ellerinde sadece Tunus kaldi. Ziriler 1051'de Fatimîlerle baglantilarini kopararak bagimsiz oldular. Ancak sonralari Fatimîler bu yönetim üzerindeki nüfuzlarini sürdürmüslerdir. Zirilerin Siilikten çikarak Sünniligi benimsemeleri üzerine Fatimîler onlarin yönetimi altindaki topraklarda Beni Hilal isyanlari çikardilar. Bu isyanda çok sayida sehir tahrip edilmis, yüzyillar boyunca olusturulmus olan medeniyet eserleri yok edilmistir. Zirilerin Tunus üzerindeki saltanatlari 1148'e kadar sürdü. Bu tarihte bölge üzerinde Muvahhidler nüfuz sahibi oldular. Muvahhidler, Tunus'u Hafsilerin yönetiminde kendilerine bagli bir eyalet haline getirdiler. Muvahhidlerin dagilmasindan sonra da Hafsiler bu ülkede bagimsiz bir yönetim kurdular. Hafsilerin yönetimi 1574'e kadar sürdü. Bu tarihte Tunus Osmanlilar tarafindan ele geçirilerek Osmanli Devleti'ne bagli bir eyalet haline getirildi. Tunus'un bu statüsü 1881'e kadar sürmüstür. Bu dönemde Tunus'u kendilerine "Beyler" denen halifeye bagli yerel yöneticiler yönetiyorlardi. 12 Mayis 1881'de Tunus, Fransiz sömürgeciler tarafindan isgal edildi. Bundan sonra Fransizlar ülkeye "yüksek komiser" dedikleri genel vali tayin ederek yönetmeye basladilar. Öte yandan Beyler'in yönetimi de sembolik bir sekilde sürüyordu. Fransizlar isgal ettikleri bütün diger ülkelerde basvurduklari zulüm uygulamalarina burada da basvurdular. Bu zulme karsi bagimsizlik yanlisi örgütlenmeler ve bazi ayaklanmalar oldu. Ancak bütün bu ayaklanmalar insafsizca ve kanli bir sekilde bastirildi. Tunus'ta bagimsizlik mücadelesini organize etmek ve bu mücadeleye yön vermek amaciyla Düstur Partisi adinda bir siyasi parti kuruldu. Ancak Fransiz sömürgeciler isgal ettikleri diger ülkelerdeki bagimsizlik mücadelelerini kendi kontrollerine almak için basvurduklari sinsi oyunlara burada da basvurarak kendi elleriyle yetistirdikleri Habib Burgiba'yi bagimsizlik mücadelesinde önemli bir konuma getirmeyi basardilar ve ona Yeni Düstur partisi adinda bir parti kurdurdular. Habib Burgiba baslangiçta Islâmci düsünceyi destekliyor, camilerde namaz kildirip hutbeler veriyor, konusmalarinda Islâmi kavramlar ve özellikle cihad konusu üzerinde agirlikli bir sekilde duruyordu. Oysa Burgiba çocuklugundan beri Fransizlarin gözetiminde bulunmus, esi Fransiz olan agabeyinin gözetiminde büyümüs ve Fransa'da hukuk ögrenimi görmüs biriydi. Fransizlar Burgiba'yi Tunus halkina kabul ettirebilmek amaciyla 1934 - 36 ve 1938 - 42 yillari arasinda hapse de attilar. Burgiba sinsi politikasina dis destek bulmak amaciyla 1945'te Fransiz isgal yönetiminden kaçtigi görünümü vererek Kahire'ye geçti. 1949'a kadar Kahire'de kalarak bu dönem içinde Arap ülkeleri basta olmak üzere Islâm ülkelerinin destegini saglamaya çalisti. Tunus'a dönüsünden sonra halki isyana tesvik eden Burgiba bu arada Fransiz isgalcilerin Tunuslu Müslümanlari kirip geçirmeleri için gerekli sartlari olusturuyordu. Sonuçta Fransizlar kendi adamlari olan Burgiba'nin konumunu saglama aldiktan sonra 20 Mart 1956'da isgale son vererek Tunus'un bagimsizligini tanidilar. Bagimsizlik sonrasinda Burgiba, Tunus cumhurbaskanligina getirildi. Ancak tutumunu birden bire degistirerek Islâm aleyhtari bir siyaset izlemeye basladi. Partisinin adini Sosyalist Düstur Partisi olarak degistirdi. Müslümanlar üzerindeki zulümlerini günden güne siddetlendirdi. Tunus'un sembolü olan Zeytune Üniversitesi basta olmak üzere Islâmi egitim kurumlarini kapattirdi. Zaman içinde camileri de siki denetim altina alarak belli vakitlerin disinda namaz kilinmasini yasakladi. Islâmi yönetim istediklerinden dolayi çok sayida Müslümani tutuklatarak cezaevlerinde agir iskencelere maruz birakti. Onun bu zulümleri karsisinda olusan halk tepkisini kendi lehine bir destek unsuru olarak degerlendirmek isteyen Zeynelabidin bin Ali 7 Kasim 1987'de Burgiba'ya karsi bir darbe gerçeklestirerek yönetimi ele aldi. Baslangiçta ülkede bir reform hareketi baslatacagini vaad eden ve Islâmci kesimlerle iyi iliskiler kurmaya çalisan Bin Ali durumunu saglama aldiktan sonra zulüm ve iskence uygulamalarini aynen Burgiba'nin biraktigi yerden devam ettirmeye basladi. Hatta o, zaman içinde zulmü daha da siddetlendirerek tam bir vahset yönetimini hakim kildi.


    Dis problemleri: Islâmi akimlari destekledigi iddiasiyla Sudan'la iliskilerini askiya aldi. 1993 Haziran'inda Kahire'de gerçeklestirilen Afrika Birligi zirvesinde Sudan'a karsi olusturulan cephenin içinde yer aldi.

    Tunus'un en önemli iç problemi yönetimin uyguladigi baski politikasindan kaynaklanan siyasi meselelerdir. Bu baski çok sayida Tunus vatandasini, ülkesini terk ederek degisik ülkelerden siyasi siginma hakki istemeye zorladi. Özellikle Islâmi akim üzerindeki agir baski ülkeyi, Burgiba'nin son dönemlerinde yasananlara benzer siyasi olaylarin içine çekti.






    Islami Hareket: Bugün Tunus'taki en önemli Islâmi hareket, baslangiçta Islâmi Yönelis Hareketi olarak ortaya çikan Nahda (Dirilis) Hareketi'dir. Islâmi Yönelis Hareketi, 1969'da Rasid Gannusi'yle Abdulfettah Moro'nun öncülügünde kurulmustur. Tunus yönetimi ilk kurulus yillarinda Islâmi Yönelis Hareketi'yle bir çatismaya girmedi. Ancak güçlenmeye basladigini görünce bu harekete karsi siddetli bir baskiya basvurdu. 1981'de Islâmi Yönelis Hareketi'nin legal teskilatlanma hakki almak üzere Içisleri Bakanligi'na basvurmasi üzerine hareketin ileri gelenlerinden 106 kisi tutuklandi. Zeynelabidin bin Ali iktidari ele aldiktan sonra sürgündeki Islâmi Yönelis mensuplarinin Tunus'a dönmelerine izin verdi ve bu hareketin siyasi yönden örgütlenmesine izin verecegi vaadinde bulundu. Islâmi Yönelis'in ileri gelenleri de yönetimle uyum ve uzlasma içinde çalisabilmek için hareketlerinin adini Nahda (Dirilis) olarak degistirdiler. Ancak çok geçmeden yönetim tutumunu tamamen degistirerek Nahda'ya karsi siddet uygulamalarina basvurdu. Hareket mensuplarindan pek çok kimseyi tutuklatti. Lider Rasid Gannusi basta olmak üzere hareketin ileri gelenlerinin çogunu vatanlarini terk etmeye zorladi. Yayin ve egitim faaliyetlerini tamamen durdurdu. Bu harekete destek verdikleri bilinen ticari kuruluslari kapattirdi.



    Bin Ali, Islâmi çalismalar üzerindeki zulümlerini sadece Nahda hareketine de özel kilmadi. Bütün Islâmi çalismalari yasakladi. Herhangi bir is için bile olsa resmi kuruluslara basörtülü olarak girilmesini yasakladi. Bütün bu uygulamalar dolayisiyla bugün Tunus'ta ciddi bir Islâmi çalisma yapilamamaktadir. Halk da agir bir baski altinda oldugundan Islâmi faaliyetlere ilgi göstermekten son derece çekinmektedir. Öte yandan Nahda hareketiyle ilgisi oldugu tespit edilenlerin çogu ya hapis ya da sürgün hayati yasamaktadir. Nahda hareketi düsünce itibariyle Sudan'daki Islâmi Milli Cephe'ye yakindir.








  3. 21.Ocak.2011, 22:28
    2
    Silent and lonely rains



    Tunus

    Tunus, uzun yıllar Fransa'nın işgalinde kaldıktan sonra ne yazık ki yerli diktatörlerin ağır zulümlerine maruz kalan ve halen de bu zulmün altında inleyen bir ülkedir.
    Tunus Hakkında Genel Bilgiler
    Resmi adı: Tunus Cumhuriyeti
    Başkenti: Tunus (Nüfusu: 750.000)
    Diğer önemli şehirleri: Kayravan, Sus, Sefakis, Aryana, Binzart, Ettadhamen.
    Yüzölçümü: 164.150 km2
    Nüfusu: 10.500.000 (2000 tahmini). Nüfusun % 53'ü şehirlerde yaşamaktadır. Ortalama ömür 67 yıldır. Çocuk ölümlerinin oranı binde 42'dir. Nüfusun % 40'ını 14 yaşın altındakiler oluşturmaktadır.
    Km2 başına düşen insan sayısı: 64
    Nüfus artış hızı: % 1.9
    Etnik yapı: Tunus nüfusunun % 96.5'ini Araplar oluşturmaktadır. Arapların tamamına yakını Müslümandır. Bunun yanı sıra % 3 oranında Berberiler vardır. Berberilerin tamamı Müslümandır. Ayrıca az sayıda yahudi ve Avrupa kökenli hıristiyan bulunmaktadır.
    Dil: Resmi dil Arapça'dır. Halkın çoğunluğu Arapça'nın yanı sıra Fransızca'yı da konuşabilmektedir.
    Din: Resmi din İslâm'dır. Halkın % 99.3'ü Müslümandır. Kalan nüfusu hıristiyanlarla yahudiler oluşturmaktadır. Müslümanların bir kısmı Harici - Ibadi, kalanı Sünnidir. Sünnilerin de çoğunluğu maliki, az bir kısmı Hanefidir. Hıristiyanların çoğunluğu katolik, az bir kısmı protestandır. Tunus yahudilerinin epey bir kısmı Filistin topraklarına nakledildiğinden veya ülkeyi terk ettiklerinden bu ülkedeki yahudi sayısı iyice azalmıştır.
    Coğrafi durumu: Kuzey Afrika ülkelerinden olan Tunus, kuzeyden ve doğudan Akdeniz, güneydoğudan Libya, batıdan Cezayir'le çevrilidir. Topraklarının % 30'u tarım alanı, % 18'i otlak, % 3'ü ormanlık ve çalılıktır. Tarıma elverişli alanlar daha çok Akdeniz kıyısındaki Mecerda bölgesindedir. Bu bölge Mecerda ırmağıyla sulanmaktadır. Güneyde Cezayir sınırına yakın bölgeler kum çölleriyle kaplıdır. Ülkenin kuzeyinde Akdeniz iklimi, güneyde ise kurak step iklimi hâkimdir.
    Yönetim şekli: Tunus'ta görünüşte çok partili ancak gerçekte tek parti diktatörlüğüne dayanan bir sistem hâkimdir. Çünkü seçim kanunu muhalefet partilerine 163 üyeli parlamentoda sadece 21 sandalyelik bir kontenjan tanımaktadır. Bu itibarla muhalif partilerin ittifak halinde bile iktidar partisinin herhangi bir uygulamasını engelleme imkânları yoktur. Üstelik seçimler hükümetin gözetimi ve baskısı altında gerçekleştiğinden muhalefetteki partilerin kendilerini tanıtmalarına fırsat verilmediği gibi insanların tercihlerini hür iradeleriyle yapmalarına da imkân tanınmamaktadır. Örneğin Mart 1994 seçimlerinde oyların % 97.73'ünü iktidar partisi aldı. Kanuna göre cumhurbaşkanının genel seçimle belirlenmesi gerekiyor. Ancak ülkenin bağımsızlığını elde ettiği günden buyana hiçbir zaman adil ve dürüst bir başkanlık seçimi yapılmış değil. Eski diktatör Burgiba kendini ömür boyu cumhurbaşkanı seçtirmişti. Ancak Bin Ali darbesinden sonra onun bu sıfatı kaldırıldı. Bin Ali ise cumhurbaşkanlığı seçimlerine hep rakipsiz girmektedir. Tunus, BM, İKÖ (İslâm Konferansı Örgütü), Arap Devletleri Birliği, Afrika Birliği Örgütü, IMF (Uluslararası Para Fonu), İslâm Kalkınma Bankası gibi uluslararası örgütlere üyedir.
    Siyasi partiler:
    Demokratik Anayasal Birlik Partisi: Eski diktatör Burgiba'nın kurmuş olduğu Sosyalist Dustur (Anayasa) Partisi'nin devamıdır ve Tunus'ta hâlen iktidarı elinde bulundurmaktadır. Batıcı ve sosyalist bir anlayışa sahiptir.
    Birleşmeci Demokratik Birlik Partisi: Arap kavmiyetçiliğini ve Irak ve Suriye'de hâkim olan Baas ideolojisine benzer bir ideolojiyi savunmaktadır.
    İlerici Sosyalist Birlik Partisi: Kavmiyetçi ve solcu bir anlayışa sahiptir.
    Sosyalist Demokratlar Hareketi: Muhalefet partilerinin başında gelen sosyalist çizgideki bir partidir.
    Islah ve Yenilik Partisi: Eski Tunus Komünist Partisi'nin devamıdır. Geçmişi 1920'lere kadar uzanan bu parti kitle tabanı açısından Tunus'taki siyasi partilerin en zayıfıdır.
    Adalet ve Gelişme Partisi: Bu da eski İstiklal Partisi'nin bir devamıdır. Sosyalist ve liberal bir anlayışa sahiptir. Tunus'ta yürürlükte olan partiler kanunu İslâmi amaçlı siyasi parti kurulmasına izin vermediğinden sahnedeki partiler hep liberal veya sosyalist anlayışı temsil etmektedir


    Tarihi: Tunus'ta gerçeklestirilen ilk Islâm fethi 648'de Abdullah bin Ebi Sarh komutasindaki Islâm ordularinin gerçeklestirmis oldugu fetihtir. Bunun arkasindan birbirini izleyen fetihlerle Tunus'un tamami Islâm devletine baglandi. Bölgenin Islâm devleti topraklarina katilmasindan sonra yerli halk kisa sürede Müslüman oldu ve yedinci yüzyilda Tunus halkinin tamami Islâm'a girdi. Tunus fethedildikten sonra hilafete bagli Ifrikiyye eyaletinin bir parçasi olmustur. Bu eyaletin idare merkezi de Tunus'taydi. 800 yilinda Tunus'ta yine hilafete bagli Aglebiler yönetimi kuruldu. Aglebiler özerk bir statüye sahiptiler ve Tunus'un yani sira Libya ve Sicilya'da da saltanat sürmüslerdir. Aglebiler saltanati 910'a kadar sürdü. Bu tarihten sonra Tunus topraklarina Fatimiler hükmetmeye basladilar. Fatimîlerin yöneticileri kendilerinin Hz. Ali (r.a.) soyundan geldiklerini ileri sürüyor ve Sii inançlarini savunuyorlardi. Fatimiler daha sonra sinirlarini genisleterek bugünkü Misir topraklarini da ele geçirdiler. 972 yilinda Fatimîler baskentlerini Kahire'ye naklederek Tunus'u da içine alan Ifrikiyye eyaletinin yönetimini Zirilere verdiler. Ziriler Fatimîlere bagli bir özerk yönetimdi. Ziriler baslangiçta bütün Kuzey Afrika'da hüküm sürdüler. Ancak zamanla bu topraklarin önemli bir kismini kaybettiler ve ellerinde sadece Tunus kaldi. Ziriler 1051'de Fatimîlerle baglantilarini kopararak bagimsiz oldular. Ancak sonralari Fatimîler bu yönetim üzerindeki nüfuzlarini sürdürmüslerdir. Zirilerin Siilikten çikarak Sünniligi benimsemeleri üzerine Fatimîler onlarin yönetimi altindaki topraklarda Beni Hilal isyanlari çikardilar. Bu isyanda çok sayida sehir tahrip edilmis, yüzyillar boyunca olusturulmus olan medeniyet eserleri yok edilmistir. Zirilerin Tunus üzerindeki saltanatlari 1148'e kadar sürdü. Bu tarihte bölge üzerinde Muvahhidler nüfuz sahibi oldular. Muvahhidler, Tunus'u Hafsilerin yönetiminde kendilerine bagli bir eyalet haline getirdiler. Muvahhidlerin dagilmasindan sonra da Hafsiler bu ülkede bagimsiz bir yönetim kurdular. Hafsilerin yönetimi 1574'e kadar sürdü. Bu tarihte Tunus Osmanlilar tarafindan ele geçirilerek Osmanli Devleti'ne bagli bir eyalet haline getirildi. Tunus'un bu statüsü 1881'e kadar sürmüstür. Bu dönemde Tunus'u kendilerine "Beyler" denen halifeye bagli yerel yöneticiler yönetiyorlardi. 12 Mayis 1881'de Tunus, Fransiz sömürgeciler tarafindan isgal edildi. Bundan sonra Fransizlar ülkeye "yüksek komiser" dedikleri genel vali tayin ederek yönetmeye basladilar. Öte yandan Beyler'in yönetimi de sembolik bir sekilde sürüyordu. Fransizlar isgal ettikleri bütün diger ülkelerde basvurduklari zulüm uygulamalarina burada da basvurdular. Bu zulme karsi bagimsizlik yanlisi örgütlenmeler ve bazi ayaklanmalar oldu. Ancak bütün bu ayaklanmalar insafsizca ve kanli bir sekilde bastirildi. Tunus'ta bagimsizlik mücadelesini organize etmek ve bu mücadeleye yön vermek amaciyla Düstur Partisi adinda bir siyasi parti kuruldu. Ancak Fransiz sömürgeciler isgal ettikleri diger ülkelerdeki bagimsizlik mücadelelerini kendi kontrollerine almak için basvurduklari sinsi oyunlara burada da basvurarak kendi elleriyle yetistirdikleri Habib Burgiba'yi bagimsizlik mücadelesinde önemli bir konuma getirmeyi basardilar ve ona Yeni Düstur partisi adinda bir parti kurdurdular. Habib Burgiba baslangiçta Islâmci düsünceyi destekliyor, camilerde namaz kildirip hutbeler veriyor, konusmalarinda Islâmi kavramlar ve özellikle cihad konusu üzerinde agirlikli bir sekilde duruyordu. Oysa Burgiba çocuklugundan beri Fransizlarin gözetiminde bulunmus, esi Fransiz olan agabeyinin gözetiminde büyümüs ve Fransa'da hukuk ögrenimi görmüs biriydi. Fransizlar Burgiba'yi Tunus halkina kabul ettirebilmek amaciyla 1934 - 36 ve 1938 - 42 yillari arasinda hapse de attilar. Burgiba sinsi politikasina dis destek bulmak amaciyla 1945'te Fransiz isgal yönetiminden kaçtigi görünümü vererek Kahire'ye geçti. 1949'a kadar Kahire'de kalarak bu dönem içinde Arap ülkeleri basta olmak üzere Islâm ülkelerinin destegini saglamaya çalisti. Tunus'a dönüsünden sonra halki isyana tesvik eden Burgiba bu arada Fransiz isgalcilerin Tunuslu Müslümanlari kirip geçirmeleri için gerekli sartlari olusturuyordu. Sonuçta Fransizlar kendi adamlari olan Burgiba'nin konumunu saglama aldiktan sonra 20 Mart 1956'da isgale son vererek Tunus'un bagimsizligini tanidilar. Bagimsizlik sonrasinda Burgiba, Tunus cumhurbaskanligina getirildi. Ancak tutumunu birden bire degistirerek Islâm aleyhtari bir siyaset izlemeye basladi. Partisinin adini Sosyalist Düstur Partisi olarak degistirdi. Müslümanlar üzerindeki zulümlerini günden güne siddetlendirdi. Tunus'un sembolü olan Zeytune Üniversitesi basta olmak üzere Islâmi egitim kurumlarini kapattirdi. Zaman içinde camileri de siki denetim altina alarak belli vakitlerin disinda namaz kilinmasini yasakladi. Islâmi yönetim istediklerinden dolayi çok sayida Müslümani tutuklatarak cezaevlerinde agir iskencelere maruz birakti. Onun bu zulümleri karsisinda olusan halk tepkisini kendi lehine bir destek unsuru olarak degerlendirmek isteyen Zeynelabidin bin Ali 7 Kasim 1987'de Burgiba'ya karsi bir darbe gerçeklestirerek yönetimi ele aldi. Baslangiçta ülkede bir reform hareketi baslatacagini vaad eden ve Islâmci kesimlerle iyi iliskiler kurmaya çalisan Bin Ali durumunu saglama aldiktan sonra zulüm ve iskence uygulamalarini aynen Burgiba'nin biraktigi yerden devam ettirmeye basladi. Hatta o, zaman içinde zulmü daha da siddetlendirerek tam bir vahset yönetimini hakim kildi.


    Dis problemleri: Islâmi akimlari destekledigi iddiasiyla Sudan'la iliskilerini askiya aldi. 1993 Haziran'inda Kahire'de gerçeklestirilen Afrika Birligi zirvesinde Sudan'a karsi olusturulan cephenin içinde yer aldi.

    Tunus'un en önemli iç problemi yönetimin uyguladigi baski politikasindan kaynaklanan siyasi meselelerdir. Bu baski çok sayida Tunus vatandasini, ülkesini terk ederek degisik ülkelerden siyasi siginma hakki istemeye zorladi. Özellikle Islâmi akim üzerindeki agir baski ülkeyi, Burgiba'nin son dönemlerinde yasananlara benzer siyasi olaylarin içine çekti.






    Islami Hareket: Bugün Tunus'taki en önemli Islâmi hareket, baslangiçta Islâmi Yönelis Hareketi olarak ortaya çikan Nahda (Dirilis) Hareketi'dir. Islâmi Yönelis Hareketi, 1969'da Rasid Gannusi'yle Abdulfettah Moro'nun öncülügünde kurulmustur. Tunus yönetimi ilk kurulus yillarinda Islâmi Yönelis Hareketi'yle bir çatismaya girmedi. Ancak güçlenmeye basladigini görünce bu harekete karsi siddetli bir baskiya basvurdu. 1981'de Islâmi Yönelis Hareketi'nin legal teskilatlanma hakki almak üzere Içisleri Bakanligi'na basvurmasi üzerine hareketin ileri gelenlerinden 106 kisi tutuklandi. Zeynelabidin bin Ali iktidari ele aldiktan sonra sürgündeki Islâmi Yönelis mensuplarinin Tunus'a dönmelerine izin verdi ve bu hareketin siyasi yönden örgütlenmesine izin verecegi vaadinde bulundu. Islâmi Yönelis'in ileri gelenleri de yönetimle uyum ve uzlasma içinde çalisabilmek için hareketlerinin adini Nahda (Dirilis) olarak degistirdiler. Ancak çok geçmeden yönetim tutumunu tamamen degistirerek Nahda'ya karsi siddet uygulamalarina basvurdu. Hareket mensuplarindan pek çok kimseyi tutuklatti. Lider Rasid Gannusi basta olmak üzere hareketin ileri gelenlerinin çogunu vatanlarini terk etmeye zorladi. Yayin ve egitim faaliyetlerini tamamen durdurdu. Bu harekete destek verdikleri bilinen ticari kuruluslari kapattirdi.



    Bin Ali, Islâmi çalismalar üzerindeki zulümlerini sadece Nahda hareketine de özel kilmadi. Bütün Islâmi çalismalari yasakladi. Herhangi bir is için bile olsa resmi kuruluslara basörtülü olarak girilmesini yasakladi. Bütün bu uygulamalar dolayisiyla bugün Tunus'ta ciddi bir Islâmi çalisma yapilamamaktadir. Halk da agir bir baski altinda oldugundan Islâmi faaliyetlere ilgi göstermekten son derece çekinmektedir. Öte yandan Nahda hareketiyle ilgisi oldugu tespit edilenlerin çogu ya hapis ya da sürgün hayati yasamaktadir. Nahda hareketi düsünce itibariyle Sudan'daki Islâmi Milli Cephe'ye yakindir.











+ Yorum Gönder