Konusunu Oylayın.: Allahın Istediği Kulluk Ve Geriği Nelerdir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Allahın Istediği Kulluk Ve Geriği Nelerdir?
  1. 19.Ocak.2011, 23:17
    1
    Misafir

    Allahın Istediği Kulluk Ve Geriği Nelerdir?

  2. 19.Ocak.2011, 23:55
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Yanıt: Allahın Istediği Kulluk Ve Geriği Nelerdir?





    Nitekim Kur’an-ı Kerimin Hicr Suresinin 99. Ayetinde mealen “ Rabbine ölüm sana gelinceye kadar ibadet et” (19) buyrularak, ibadet gayesi ile yaratılan insanın, dünya nimetlerinden istifade edemez hale gelinceye kadar Allah’a kulluk etmesinin esas olduğu bildirilmiştir. Hadisi şerife göre de, “Allah katında makbul olan ibadet, az da olsa devamlı olanıdır.” (20)

    Allah’a (c.c) kulluk ihlâslı ve samimi olmalıdır. İhlâssız ve samimiyetsiz ibadet makbul değildir. O’nun için Peygamber Efendimiz bir hadisi şeriflerinde mealen “Allah’u Tealayı, görüyor gibi ibadet et! Sen onu görmüyorsan da, O’ seni görüyor” (21)

    Başka bir hadiste ise “Ne kadar oruç tutanlar vardır ki, orucundan kendisi için açlıktan başka (temin edeceği bir fayda) sı yoktur. (ibadet için-namaz kılmak için) ne kadar ayakta duran (lar) vardır ki, ayakta kalmasından başka (uykusuz kalmasından başka) bir faydası yoktur.” (22) buyurmaktadır. O halde, ibadetler sırf Allah rızası için ve ihlâsla yapılırsa sevabı büyüktür. Aksi halde insan manevi bir kazanç elde edemez buyurmuştur. Buhari savm 8’de yer alan bir hadiste ise “Kim yalan söylemeyi ve yalanla iş yapmayı bırakmazsa, Allah Teala o kimsenin yemesini, içmesini bırakmasına (yani orucu tutmasına) değer vermez.” buyurmuştur.

    İnsanların ibadet için yaratıldığı, bu ibadetlerin ömür boyunca ve sürekli olması gerektiği, ibadetin özünün ihlas ve samimiyet, yani kalbin Allah Tealadan gafil olmaması gerçeği hiçbir zaman akıldan çıkarılmamalıdır. Çünkü; ilimsiz ve ihlâssız ibadetin insanı dalalet ve sapıklığa sürükleyeceği de göz ardı edilmemelidir.

    Dünya ahiretin tarlasıdır. İnsan dünyada ne ekerse ahirette onu biçer. “Zerre kadar hayırda şerde ahirette karşılıksız kalmaz.”(23) Bakara suresinin 286 ayetinde “Herkesin kazandığı, ya kendi lehinedir, yahut aleyhinedir.” buyrulmuştur. Onun için bu dünya çok önemlidir. Bu dünyadaki ameli ile insan mahşerde ya vezir, yada rezil olur. Amel ve ibadet bakımından dünyanın bir günü hatta Salih amelle geçirilen bir saati; kıyametin bin saatinden önemlidir. Çünkü dünyanın bir saatinde ihlâs ve samimiyetle ibadet, salih ve faydalı amel işlenebilir. Kıyametin o bin saatinde ise hiçbir şey yapılamaz. Konu ile ilgili olarak Yüce Allah Kur’an-ı Kerimin Yunus Suresinin 87. ayetinde mealen “Evlerinizde kıbleyi tayin ederek ev halkı ile namaz kılın” buyururken, Peygamber Efendimiz de hadislerinde mealen “Evinizin bir köşesini mescit haline getirerek namaz kılın, evlerinizi kabirlere (ibadet yapılmayan yerlere) benzetmeyin” (24) buyurmuştur. Çünkü ne kabirde, ne kıyamette ve nede mahşerde ibadet yapılmaz Oralardaki saadet, ibadet mahalli olan dünyadaki Salih amellerle kazanılır. Onun için insan ömür emanetinin ve akıp giden zamanın kıymetini bilmeli, zamanın bir saniyesini bile boş ve faydasız işlerle geçirmemeli, iyi ve faydalı işler yapmalıdır.

    Mutlak hükümranlık sahibi olup her şeye gücü yeten Allah (c.c) kimin daha iyi davranacağını, kimin daha iyi kulluk edeceğini denemek için ölümü ve hayatı yaratmıştır. O, insana ölmeden önce hayatın kıymetini bilmeyi, fani dünyada ölüm için hazırlıklı olmayı, ancak Müslüman olarak ölmeyi emir buyurmuştur.

    Nitekim haşir suresinin 18. ayetinde mealen Allah (c.c) şöyle buyurur. ”Ey iman edenler! Allaha (c.c) karşı gelmekten (emir ve yasaklarına uymamaktan) sakının ve herkes yarın için (ahiret için) önceden ne göndermiş olduğuna bir baksın. (kendisini gözden geçirsin, geçmişini sorgulasın.)Allaha karşı gelmekten sakının. Şüphesiz ki, Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.” Bir başka ayette de “Ölmeyin, ancak müslüman olarak ölün”(25)

    Sevgili Peygamberimiz Muhammet Mustafa (s.a.v) de bu konudaki hadisi şeriflerinde mealen “Ölmeden önce ölünüz.” (26) Başka bir hadiste ise “Hesaba çekilmeden önce, kendinizi hesaba çekiniz.” Buyurmuştur. (27).

    Bu ayet ve hadisler ışığında düşünüldüğünde, dünyanın fani, ahiretin ise baki olduğu gerçeğine rağmen, baki hayatın mutluluğunun kazanılacağı ve Salih amellerin yapıldığı mekân olan dünyanın önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. Hiç ölmeyecek gibi dünya için, yarın ölecek gibi ahiret için çalışılması dini bir emirdir. Hayatı bu şekilde yaşayanların; âhiret için yaptığı yatırımların, makbul ve Salih amellerin, ibadet ve itaatlerin, ömür emanetine ihanet etmeme gayretlerinin, sadaka-i cariyelerin, yaratanı ile, kendisi ile, aile bireyleri ile akrabaları ile, yakın uzak komşuları ile yoksul, yetim, dul ve muhtaçlarla ve topyekûn insanlarla barışık olma çabaları, ölmeden önce ölmeye hazırlıklı olmak, ölmeden önce ahiret için bir şeyler göndermiş olmak ve Müslüman olarak ölmeye gayret göstermek demektir. Çünkü; bu ameller insana; ölürken, kabirde ve huzuru ilahide faydalı olacak salih amellerdir. Önemli olan müminin bu Salih ameller ile ahirete göçebilmesidir.

    Mehmet ÇINAR
    Kur’an Kursları Müdürü


  3. 19.Ocak.2011, 23:55
    2
    Silent and lonely rains




    Nitekim Kur’an-ı Kerimin Hicr Suresinin 99. Ayetinde mealen “ Rabbine ölüm sana gelinceye kadar ibadet et” (19) buyrularak, ibadet gayesi ile yaratılan insanın, dünya nimetlerinden istifade edemez hale gelinceye kadar Allah’a kulluk etmesinin esas olduğu bildirilmiştir. Hadisi şerife göre de, “Allah katında makbul olan ibadet, az da olsa devamlı olanıdır.” (20)

    Allah’a (c.c) kulluk ihlâslı ve samimi olmalıdır. İhlâssız ve samimiyetsiz ibadet makbul değildir. O’nun için Peygamber Efendimiz bir hadisi şeriflerinde mealen “Allah’u Tealayı, görüyor gibi ibadet et! Sen onu görmüyorsan da, O’ seni görüyor” (21)

    Başka bir hadiste ise “Ne kadar oruç tutanlar vardır ki, orucundan kendisi için açlıktan başka (temin edeceği bir fayda) sı yoktur. (ibadet için-namaz kılmak için) ne kadar ayakta duran (lar) vardır ki, ayakta kalmasından başka (uykusuz kalmasından başka) bir faydası yoktur.” (22) buyurmaktadır. O halde, ibadetler sırf Allah rızası için ve ihlâsla yapılırsa sevabı büyüktür. Aksi halde insan manevi bir kazanç elde edemez buyurmuştur. Buhari savm 8’de yer alan bir hadiste ise “Kim yalan söylemeyi ve yalanla iş yapmayı bırakmazsa, Allah Teala o kimsenin yemesini, içmesini bırakmasına (yani orucu tutmasına) değer vermez.” buyurmuştur.

    İnsanların ibadet için yaratıldığı, bu ibadetlerin ömür boyunca ve sürekli olması gerektiği, ibadetin özünün ihlas ve samimiyet, yani kalbin Allah Tealadan gafil olmaması gerçeği hiçbir zaman akıldan çıkarılmamalıdır. Çünkü; ilimsiz ve ihlâssız ibadetin insanı dalalet ve sapıklığa sürükleyeceği de göz ardı edilmemelidir.

    Dünya ahiretin tarlasıdır. İnsan dünyada ne ekerse ahirette onu biçer. “Zerre kadar hayırda şerde ahirette karşılıksız kalmaz.”(23) Bakara suresinin 286 ayetinde “Herkesin kazandığı, ya kendi lehinedir, yahut aleyhinedir.” buyrulmuştur. Onun için bu dünya çok önemlidir. Bu dünyadaki ameli ile insan mahşerde ya vezir, yada rezil olur. Amel ve ibadet bakımından dünyanın bir günü hatta Salih amelle geçirilen bir saati; kıyametin bin saatinden önemlidir. Çünkü dünyanın bir saatinde ihlâs ve samimiyetle ibadet, salih ve faydalı amel işlenebilir. Kıyametin o bin saatinde ise hiçbir şey yapılamaz. Konu ile ilgili olarak Yüce Allah Kur’an-ı Kerimin Yunus Suresinin 87. ayetinde mealen “Evlerinizde kıbleyi tayin ederek ev halkı ile namaz kılın” buyururken, Peygamber Efendimiz de hadislerinde mealen “Evinizin bir köşesini mescit haline getirerek namaz kılın, evlerinizi kabirlere (ibadet yapılmayan yerlere) benzetmeyin” (24) buyurmuştur. Çünkü ne kabirde, ne kıyamette ve nede mahşerde ibadet yapılmaz Oralardaki saadet, ibadet mahalli olan dünyadaki Salih amellerle kazanılır. Onun için insan ömür emanetinin ve akıp giden zamanın kıymetini bilmeli, zamanın bir saniyesini bile boş ve faydasız işlerle geçirmemeli, iyi ve faydalı işler yapmalıdır.

    Mutlak hükümranlık sahibi olup her şeye gücü yeten Allah (c.c) kimin daha iyi davranacağını, kimin daha iyi kulluk edeceğini denemek için ölümü ve hayatı yaratmıştır. O, insana ölmeden önce hayatın kıymetini bilmeyi, fani dünyada ölüm için hazırlıklı olmayı, ancak Müslüman olarak ölmeyi emir buyurmuştur.

    Nitekim haşir suresinin 18. ayetinde mealen Allah (c.c) şöyle buyurur. ”Ey iman edenler! Allaha (c.c) karşı gelmekten (emir ve yasaklarına uymamaktan) sakının ve herkes yarın için (ahiret için) önceden ne göndermiş olduğuna bir baksın. (kendisini gözden geçirsin, geçmişini sorgulasın.)Allaha karşı gelmekten sakının. Şüphesiz ki, Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.” Bir başka ayette de “Ölmeyin, ancak müslüman olarak ölün”(25)

    Sevgili Peygamberimiz Muhammet Mustafa (s.a.v) de bu konudaki hadisi şeriflerinde mealen “Ölmeden önce ölünüz.” (26) Başka bir hadiste ise “Hesaba çekilmeden önce, kendinizi hesaba çekiniz.” Buyurmuştur. (27).

    Bu ayet ve hadisler ışığında düşünüldüğünde, dünyanın fani, ahiretin ise baki olduğu gerçeğine rağmen, baki hayatın mutluluğunun kazanılacağı ve Salih amellerin yapıldığı mekân olan dünyanın önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. Hiç ölmeyecek gibi dünya için, yarın ölecek gibi ahiret için çalışılması dini bir emirdir. Hayatı bu şekilde yaşayanların; âhiret için yaptığı yatırımların, makbul ve Salih amellerin, ibadet ve itaatlerin, ömür emanetine ihanet etmeme gayretlerinin, sadaka-i cariyelerin, yaratanı ile, kendisi ile, aile bireyleri ile akrabaları ile, yakın uzak komşuları ile yoksul, yetim, dul ve muhtaçlarla ve topyekûn insanlarla barışık olma çabaları, ölmeden önce ölmeye hazırlıklı olmak, ölmeden önce ahiret için bir şeyler göndermiş olmak ve Müslüman olarak ölmeye gayret göstermek demektir. Çünkü; bu ameller insana; ölürken, kabirde ve huzuru ilahide faydalı olacak salih amellerdir. Önemli olan müminin bu Salih ameller ile ahirete göçebilmesidir.

    Mehmet ÇINAR
    Kur’an Kursları Müdürü





+ Yorum Gönder