Konusunu Oylayın.: Kocam başka kadın istiyor evde huzursuzum bu durumu nasıl düzeltebilirim ?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kocam başka kadın istiyor evde huzursuzum bu durumu nasıl düzeltebilirim ?
  1. 19.Ocak.2011, 17:38
    1
    Misafir

    Kocam başka kadın istiyor evde huzursuzum bu durumu nasıl düzeltebilirim ?

  2. 20.Ocak.2011, 14:15
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Yanıt: Kocam başka kadın istiyor evde huzursuzum bu durumu nasıl düzeltebilirim ?




    Ey Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar!.. Rahat yaşam; toplumun istikrarlı olması, büyüme ve gelişmenin gerçekleşmesi ve insanların tüm vakitlerini ibadete ve yeryüzünün imarına ayırmaları için hayatın vazgeçilmez zaruretlerinden biridir. Insan nefsi başka bir nefiste huzur ve sükunet bulacak şekilde yaratılmıştır. Bu nedenle Allah Tel, nimetlerinin bolluğunu ve ayetlerinin çokluğunu zikrederken şöyle buyurur: (Yine O’nun yetlerindendir ki, sizin için nefislerinizden kendilerine ısınırsınız diye eşler yaratmış, aranıza bir sevgi ve merhamet koymuştur. Şüphesiz ki bunda düşünecek bir kavim için nice ibretler vardır.) (3o/er-R12m/2ı)
    Evet; “kendilerinde huzur ve sükunet bulacağınız eşler” buyurmuş, “kendileriyle aynı evi paylaşacağınız” dememiştir. Bu; evliliğin sükünet ve istikrar, huzur ve rahatlık olduğunun delilidir. Islam’da evliliğin önemi ve aileye verilen değer işte bu noktadan kaynaklanmaktadır. Şeriat, evliliği ve evliliğin kolaylaştırılmasını teşvik etmiştir. Evliliğe engel olan her şeyi de yasaklamıştır. Allah Teılı evliliği emrederek şöyle buyurur: (Hoşunuza giden diğer kadınlardan iki, üç ve dörde kadar evlenebilirsiniz. Eğer adaleti gözetmemekten korkarsanız, o zaman bir tane ile veya elinizin altındakiyle (sahip olduğunuz criye ile) yetinin.) (4/en-Nisa/3) Ve şöyle buyurur: (Aranızdaki bekarları, kölelerinizden ve cariyelerinizden iyi davranışta olanları evlendirin. Eğer bunlar fakir iseler, Allah kendi lütfu ile onları zenginleştirir.) (24/en-Nı2r/32) Buhari ve Müslim’de rivayet edilen bir hadiste ise, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: “Ey gençler topluluğu! Sizden evliliğin yükümlülüğüne güç yetirebilen evlensin.” Evlilik, peygamberlerin sünneti ve salihlerin yoludur.
    Ey Müslümanlar!.. İslam, Müslüman ailenin oluşturulmasına ve ıslahına büyük önem vermiştir. Çünkü aile toplumun temelidir. Toplum, aile bağlarının sağlam olması ölçüsünce güçlenir. Bu nedenle Nebi sallallahu aleyhi ve sellem, Müslümanları bir kısmı diğer bir kısmını ayakta tutan sağlam bir binaya benzetmiştir. Kadınların dengi olanla evlendirilmesini emretmiş ve evlenmelerine engel olmayı yasaklamıştır. Kur’an’da ve Sünnet’te, eşler arasındaki hakları ve görevleri açıklamıştır. Çünkü ailelerin istikrarı ve ıslahı ancak eşlerin istikrarı ve aile hayatındaki başarılarıyla mümkündür. Nasıl ki kişi sahip olmadığı bir şeyi başkasına veremezse, aileyi hayatlarında mutsuz olan anne ve baba da, liderliğe uygun nesiller yetiştiremeyeceği gibi, topluma da hiç bir şey sunamayacaktır. Başarılı evlilik toplumun başarısıdır. Evlerin harap olması ise, ülkelerin harap olmasıdır.

    Bu nedenle Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: “Iblis arşını suyun üzerine koyar ve askerlerini gönderir. Onların arasında kendisine en yakını fitne çıkarma bakımından en büyük olanlarıdır. Onlardan biri gelir ve “Şöyle şöyle yaptım” der. Iblis der ki: “Bir şey yapmadın.” Sonra onlardan biri gelir ve şöyle der: “Onunla eşinin arasını ayırıncaya kadar onu bırakmadım.” Iblis, onu kendine yaklaştırır ve “Evet, sen (iyi yaptın)!” der.” Bu hadisi, Müslim rivayet eder. Bu İblis’in işi iken, onun yolundan giden bozguncular da aile bağlarını kopararak toplumun bağlarını çözmeye çalışmaktadırlar. Oyle ki, boşanma oranı korkunç bir şekilde artmış ve kızların evde kalma oranı daha çok yükselmiştir. Şüphesiz bu büyük bir tehlikedir. Toplumun dağılmasına, çocukların başıboş kalmasına, kadınların evlenememesine, kötülüğün yayılmasına ve aileler arasında km ve garez doğmasına neden olur. Eğitimcilere, ıslah ehline ve medya mensuplarına düşen görev, bu konuyla ilgilenmektir. Çünkü aileyi sorunların yayılması tehlikeyi haber vermektedir.
    Allah’ın kulları!.. Bizler; mükemmelliğin çok zor ve insan tabiatının farklı farklı olduğunu; eşlerin yaratılış ve ahlakta, isteklerde ve düşünce tarzında birbirinin kopyesi olamayacağını bilmekteyiz. Birbirinden farklı olduklarına, birinin erkek diğerinin kadın olması yeter. Aynı şekilde onlar tek başlarına da yaşamazlar. Bilakis kendilerinden beklentileri ve kendilerine etkileri olan bir toplum içerisinde yaşarlar. Bu nedenle bazı ailelerde anlaşmazlık rüzgarları esebilir. Eşler arasında anlaşmazlık olabilir. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in evinde dahi bazı anlaşmazlıklar görülmüştür. Bu hayatın kuralıdır. Bununla birlikte; takv üzere kurulmuş, eşlerden her birinin haklarını ve sorumluluklarını bildiği salih bir yuva, hiç bir anlaşmazlıktan etkilenmez. Bilakis birbirine bağlılıklarını ve kararlılıklarını artırır. Onlara şuur ve anlayış kazandırır. Böylece hatalarını düzeltirler ve gelecekte yaşanabilecek kötülüklere kapılarını kapatırlar.
    Ey Müslümanlar!.. Eşler arasındaki sorunların sebeplerine hızlı bir şekilde göz atacak olursak, Allah’a isyandan ve evlilikle ilgili işlerin bir çoğunda Allah’ın emrine muhalet etmekten kaynaklandığını görürüz. Hatta bazı eşler rahmet ve sükünet olacağına sıkıntı ve azap olmuştur. Allah Teılı şöyle buyurur: (Başınıza gelen herhangi bir musibet kendi ellerinizle kazandıklarınız yüzündendir. Bununla beraber Allah yine de çoğunu affeder.) (42/eş-Şı2ra/3o)
    Şüphesiz evlerin harabı en büyük musibetlerdendir. Selef alimlerinden biri şöyle der: “Ben Allah’a isyan ettiğimde, bunun etkisini hayvanımda ve eşimin davranışında görürüm.” Alimlerden biri ise şöyle der: “Onlar, günahları az olduğu için günahlarını ve o günahların nereden geldiğini biliyorlardı.”
    Evet... Kim Allah’a masiyetlerle karşı çıkarsa, onun başarılı olması beklenebilir mi? Allah’a isyan eden ve O’na itaat etmeyen nasıl olur da eşinden kendisine itaat etmesini bekleyebilir? Aynı şey kadın için de geçerlidir. Allah’ın hakkını yerine getirmede ihmalkır davranan kadın kocasından hakkını tam olarak vermesini beklemesin. Bununla birlikte eşlerden birinin günah işlemesi diğerinin eşinin hakkını ihmal etmesine ya da ona kötü muamelede bulunmasına gerekçe olamaz.
    Allah’ın kulları!.. Günahlardan bazıları namazları terketmek ve haram işlemek gibi genel günahlardır. Bazıları da, aileyi yükümlülükleri ve hakları yerine getirmemek ya da haksızlık yapmak gibi evlilikle ilgili günahlardır. Bu hakları yerine getirmedeki ihmal ölçüsünce de anlaşmazlık meydana gelir.
    Bu ikinci grup günah, yani hakların yerine getirilmemesi, etkisinin büyüklüğüne rağmen insanların ihmal ettiği en meşhur günahlardan biridir. Eşinin hakkının yerine getirmede kusurlu davranan bilsin ki, her şeyden önce o Allah’a isyan etmektedir. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in şu kavline kulak verin: “Erkek karısını yatağına çağırır da kadın reddeder ve adam ona kızgın bir şekilde gecelerse, sabahlayıncaya kadar melekler o kadına lanet eder.” Bu hadisi, Buhari rivayet eder.


  3. 20.Ocak.2011, 14:15
    2
    Editör



    Ey Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar!.. Rahat yaşam; toplumun istikrarlı olması, büyüme ve gelişmenin gerçekleşmesi ve insanların tüm vakitlerini ibadete ve yeryüzünün imarına ayırmaları için hayatın vazgeçilmez zaruretlerinden biridir. Insan nefsi başka bir nefiste huzur ve sükunet bulacak şekilde yaratılmıştır. Bu nedenle Allah Tel, nimetlerinin bolluğunu ve ayetlerinin çokluğunu zikrederken şöyle buyurur: (Yine O’nun yetlerindendir ki, sizin için nefislerinizden kendilerine ısınırsınız diye eşler yaratmış, aranıza bir sevgi ve merhamet koymuştur. Şüphesiz ki bunda düşünecek bir kavim için nice ibretler vardır.) (3o/er-R12m/2ı)
    Evet; “kendilerinde huzur ve sükunet bulacağınız eşler” buyurmuş, “kendileriyle aynı evi paylaşacağınız” dememiştir. Bu; evliliğin sükünet ve istikrar, huzur ve rahatlık olduğunun delilidir. Islam’da evliliğin önemi ve aileye verilen değer işte bu noktadan kaynaklanmaktadır. Şeriat, evliliği ve evliliğin kolaylaştırılmasını teşvik etmiştir. Evliliğe engel olan her şeyi de yasaklamıştır. Allah Teılı evliliği emrederek şöyle buyurur: (Hoşunuza giden diğer kadınlardan iki, üç ve dörde kadar evlenebilirsiniz. Eğer adaleti gözetmemekten korkarsanız, o zaman bir tane ile veya elinizin altındakiyle (sahip olduğunuz criye ile) yetinin.) (4/en-Nisa/3) Ve şöyle buyurur: (Aranızdaki bekarları, kölelerinizden ve cariyelerinizden iyi davranışta olanları evlendirin. Eğer bunlar fakir iseler, Allah kendi lütfu ile onları zenginleştirir.) (24/en-Nı2r/32) Buhari ve Müslim’de rivayet edilen bir hadiste ise, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: “Ey gençler topluluğu! Sizden evliliğin yükümlülüğüne güç yetirebilen evlensin.” Evlilik, peygamberlerin sünneti ve salihlerin yoludur.
    Ey Müslümanlar!.. İslam, Müslüman ailenin oluşturulmasına ve ıslahına büyük önem vermiştir. Çünkü aile toplumun temelidir. Toplum, aile bağlarının sağlam olması ölçüsünce güçlenir. Bu nedenle Nebi sallallahu aleyhi ve sellem, Müslümanları bir kısmı diğer bir kısmını ayakta tutan sağlam bir binaya benzetmiştir. Kadınların dengi olanla evlendirilmesini emretmiş ve evlenmelerine engel olmayı yasaklamıştır. Kur’an’da ve Sünnet’te, eşler arasındaki hakları ve görevleri açıklamıştır. Çünkü ailelerin istikrarı ve ıslahı ancak eşlerin istikrarı ve aile hayatındaki başarılarıyla mümkündür. Nasıl ki kişi sahip olmadığı bir şeyi başkasına veremezse, aileyi hayatlarında mutsuz olan anne ve baba da, liderliğe uygun nesiller yetiştiremeyeceği gibi, topluma da hiç bir şey sunamayacaktır. Başarılı evlilik toplumun başarısıdır. Evlerin harap olması ise, ülkelerin harap olmasıdır.

    Bu nedenle Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: “Iblis arşını suyun üzerine koyar ve askerlerini gönderir. Onların arasında kendisine en yakını fitne çıkarma bakımından en büyük olanlarıdır. Onlardan biri gelir ve “Şöyle şöyle yaptım” der. Iblis der ki: “Bir şey yapmadın.” Sonra onlardan biri gelir ve şöyle der: “Onunla eşinin arasını ayırıncaya kadar onu bırakmadım.” Iblis, onu kendine yaklaştırır ve “Evet, sen (iyi yaptın)!” der.” Bu hadisi, Müslim rivayet eder. Bu İblis’in işi iken, onun yolundan giden bozguncular da aile bağlarını kopararak toplumun bağlarını çözmeye çalışmaktadırlar. Oyle ki, boşanma oranı korkunç bir şekilde artmış ve kızların evde kalma oranı daha çok yükselmiştir. Şüphesiz bu büyük bir tehlikedir. Toplumun dağılmasına, çocukların başıboş kalmasına, kadınların evlenememesine, kötülüğün yayılmasına ve aileler arasında km ve garez doğmasına neden olur. Eğitimcilere, ıslah ehline ve medya mensuplarına düşen görev, bu konuyla ilgilenmektir. Çünkü aileyi sorunların yayılması tehlikeyi haber vermektedir.
    Allah’ın kulları!.. Bizler; mükemmelliğin çok zor ve insan tabiatının farklı farklı olduğunu; eşlerin yaratılış ve ahlakta, isteklerde ve düşünce tarzında birbirinin kopyesi olamayacağını bilmekteyiz. Birbirinden farklı olduklarına, birinin erkek diğerinin kadın olması yeter. Aynı şekilde onlar tek başlarına da yaşamazlar. Bilakis kendilerinden beklentileri ve kendilerine etkileri olan bir toplum içerisinde yaşarlar. Bu nedenle bazı ailelerde anlaşmazlık rüzgarları esebilir. Eşler arasında anlaşmazlık olabilir. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in evinde dahi bazı anlaşmazlıklar görülmüştür. Bu hayatın kuralıdır. Bununla birlikte; takv üzere kurulmuş, eşlerden her birinin haklarını ve sorumluluklarını bildiği salih bir yuva, hiç bir anlaşmazlıktan etkilenmez. Bilakis birbirine bağlılıklarını ve kararlılıklarını artırır. Onlara şuur ve anlayış kazandırır. Böylece hatalarını düzeltirler ve gelecekte yaşanabilecek kötülüklere kapılarını kapatırlar.
    Ey Müslümanlar!.. Eşler arasındaki sorunların sebeplerine hızlı bir şekilde göz atacak olursak, Allah’a isyandan ve evlilikle ilgili işlerin bir çoğunda Allah’ın emrine muhalet etmekten kaynaklandığını görürüz. Hatta bazı eşler rahmet ve sükünet olacağına sıkıntı ve azap olmuştur. Allah Teılı şöyle buyurur: (Başınıza gelen herhangi bir musibet kendi ellerinizle kazandıklarınız yüzündendir. Bununla beraber Allah yine de çoğunu affeder.) (42/eş-Şı2ra/3o)
    Şüphesiz evlerin harabı en büyük musibetlerdendir. Selef alimlerinden biri şöyle der: “Ben Allah’a isyan ettiğimde, bunun etkisini hayvanımda ve eşimin davranışında görürüm.” Alimlerden biri ise şöyle der: “Onlar, günahları az olduğu için günahlarını ve o günahların nereden geldiğini biliyorlardı.”
    Evet... Kim Allah’a masiyetlerle karşı çıkarsa, onun başarılı olması beklenebilir mi? Allah’a isyan eden ve O’na itaat etmeyen nasıl olur da eşinden kendisine itaat etmesini bekleyebilir? Aynı şey kadın için de geçerlidir. Allah’ın hakkını yerine getirmede ihmalkır davranan kadın kocasından hakkını tam olarak vermesini beklemesin. Bununla birlikte eşlerden birinin günah işlemesi diğerinin eşinin hakkını ihmal etmesine ya da ona kötü muamelede bulunmasına gerekçe olamaz.
    Allah’ın kulları!.. Günahlardan bazıları namazları terketmek ve haram işlemek gibi genel günahlardır. Bazıları da, aileyi yükümlülükleri ve hakları yerine getirmemek ya da haksızlık yapmak gibi evlilikle ilgili günahlardır. Bu hakları yerine getirmedeki ihmal ölçüsünce de anlaşmazlık meydana gelir.
    Bu ikinci grup günah, yani hakların yerine getirilmemesi, etkisinin büyüklüğüne rağmen insanların ihmal ettiği en meşhur günahlardan biridir. Eşinin hakkının yerine getirmede kusurlu davranan bilsin ki, her şeyden önce o Allah’a isyan etmektedir. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in şu kavline kulak verin: “Erkek karısını yatağına çağırır da kadın reddeder ve adam ona kızgın bir şekilde gecelerse, sabahlayıncaya kadar melekler o kadına lanet eder.” Bu hadisi, Buhari rivayet eder.


  4. 20.Ocak.2011, 14:16
    3
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Yanıt: Kocam başka kadın istiyor evde huzursuzum bu durumu nasıl düzeltebilirim ?

    Eşlerden her biri diğerinin hakkını yerine getirirken, emrine uyarak Allah’a itaat ettiğini hissetmelidir. Daha da ötesi bu yapılırken Allah rızasını kazanmak düşünülürse ibadet olur. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem, eşinin nafakasını sağlaması üzerine farz olmasına rağmen kişinin eşinin ağzına koyduğu lokmada dahi sevap olduğunu bildirmiştir. Yine sahih bir hadiste Nebi sallallahu aleyhi ve sellem, tabiatın gereği arzuladığı bir şey olmasına rağmen kişinin eşiyle ilişkisinde dahi sevap olduğunu bildirmiştir.
    Öyleyse; aile mutluluğu isteyenin ilk yapması gereken Allah Tel’nın hakkını yerine getirmesi, O’na itaat etmesi ve emrini yerine getirmesidir. Kim iyi bir yaşam sürmek istiyorsa, Allah Teılı’nın şu kavlini okusun: (Erkekten ve dişiden, mümin olarak kim iyi amel işlerse muhakkak onu güzel bir hayat ile yaşatacağız.) (ı 6/en-Na hl/97)

    Ey Müslümanlar!..İki tarafında seçim yaparken iyi seçim yapması uyum ve dayanışmanın olması için aile yaşamının esasıdır. Değilse; bu konuda kusurlu davranmak ve Allah’a isyan etmek sorunlara yolaçar. Bunlardan biri de; kadının velisinin yakın akrabadan biriyle evlendirmek amacıyla veya evlenmek üzere başvuran erkeğin malına ve mak----- tamah ederek kadını istemediği bir erkekle evlenmeye zorlamasıdır. Bu zulümdür ve haramdır. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: “Dul kadın açıkça görüşü alınmadan nikahlanmaz, bekar kadın ise izni alınmadan nikahlanmaz.” Bu hadisi, Buhari ve Müslim rivayet eder. Bununla birlikte genç kızın da, velisinin görüşünü alması ve yararına olanı seçmesi gerekmektedir.

    Evlilik konusunda işlenen günahlardan biri de, iki taraftan birinin veya evliliğe aracı olanın yalan söylemesi ve gerçeği gizlemesidir. Bu Müslümanları aldatmaktır ve zulümdür. Yalan söyleyen yaptığının cezasını dünyada da, ahirette de çeker. Eş seçiminin iyi yapılmamasının bir örneği de, dini yöne önem verilmemesidir. Talihsiz kimse damadın işini, malını, makamını ve diğer dünyalık işleri sorar. Allah’a ve Rasulü’ne hainlik edene kızı konusunda güvenilemeyeceğini unutur. Damat adayı da, Allah’ın hakkını yerine getirmeyenin kocanın hakkını da yerine getirmeyeceğini unutur. Belki bu şekilde yuva kurulur fakat uçurumun kenarında olur ve yıkılmaya hazırdır.

    Veliler de, damadın dini yönünü sormadıkları için, velayetleri altındaki kadınların bu yönünü ihmal ettikleri için sorumlulukta payları vardır. Ne çok saliha ve iffetli kadın namaz kılmayan veya uyuşturucu kullanan ve haram işleyen koca ile imtihan olmuştur. Bunda kendisinin bir kusuru yoktur. Velisi, damat adayının dini yönünü sormayı ihmal etmiştir. Ne çok erkek vardır ki, evleneceği kadında dünyevi her türlü şartı aramış ve dini yönü, en son ilgilendiği şey olmuştur. Sonra, dini ve ahlaki yönden eksikliği nedeniyle o kadının kendisine eş olamayacağını anlar. Bütün bunlar karşı tarafi aldatmanın ve gerçeği gizlemenin, gevşeklik ve ihmalkarlığın sonucudur.

    Öyleyse; en önemli soru şudur: Eş seçimi hangi esasa göre olmalıdır? Bunun cevabı, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’den nakledilen şu hadis-i şeriftedir: “Dininden ve ahlakından razı olduğunuz biri size geldiği zaman onunla evlendirin. Değilse yeryüzünde bir fitne ve büyük bir kötülük olur.” Bu hadisi, Tirmizi ve Ibni Mıce rivayet eder. Yine; Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur:
    “Kadın dört şey için nikahlanır: Malı için, soyu için, güzelliği için ve dini için. Sen dindar olanı elde et ki, ellerin dert görmesin!” Bu hadisi, Buhari ve Müslim rivayet eder.
    Ey Müslümanlar!.. Evlilik hayatına şeriata muhalefetle başlayan Allah’ın kendisini başarılı kılmasını bekleyebilir mi? Bununla, bazı Müslümanların düğünlerde işledikleri, bereketi ortadan kaldıran açık-saçıklık, erkek-kadın bir arada bulunma, resim çektirme, çalgı çalma ve şarkı söyleme, tesettüre uygun olmayan tören elbiseleri giyme ve namazları kaçırma gibi muhalefetleri ve çirkinlikleri kastediyorum. Düğün masraflarında israfa kaçmak da buna ilave edilir. Oyle ki, bazı düğünler azgınlığa ve Allah’a isyana dönüşmektedir.

    Allah’tan korkun ey Allah’ın kulları!.. Bu durum karşısında herkes üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirsin. Değersiz insanlar, diledikleri gibi hareket etmek üzere serbest bırakılmasın.
    Ey Müslümanlar!.. Aileyi sorunların sebebini bilmek, akıllı insanın onlardan uzak durmasını ve Müslüman kardeşlerine bu konuda nasihat etmesini sağlar. Akrabaların karı-koca arası ilişkilere müdahele etmesi, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in şu buyruğuna muhaliftir: “Kendisini ilgilendirmeyen şeyi terketmesi, kişinin Müslümanlığının güzelliğindendir.” Allah Teğlğ da, insanların gizli hallerini araştırmaktan ve tecessüsten sakındırmıştır.

    Yine; eşlerden birinin diğerinden gördüğü sıkıntıyı akrabalarına anlatması cahillik ve ahmaklıktır. Çünkü anlaşmazlık dairesini büyütmek ve çatışma alanına daha çok kimsenin girmesini sağlamak sorunu daha kötü ve daha karmaşık hale getirir. Yapılması gereken sırlarımızı saklamak ve sorunlarımızı kendi içimizde çözmektir. İşler iyice içinden çıkılmaz hale gelince, bozacak değil düzeltecek kimseler müdahele eder. Bütün işi gücü evler arasında dolaşarak dedikodu yapmak ve laf taşımak olanlar ise yuvaları yıkar.
    Allah’ın kulları!.. Aileyi sorunların nedenlerinden biri de, aile hayatına bakışın kusurlu olmasıdır. En önemli gayesi eşlerin iffetini ve birbirlerinde huzur ve sükunet bulmasını sağlamak, Müslüman aileyi kurmak, iyilik ve takva üzere yardımlaşmak ve Allah’a ibadet edecek salih nesiller yetiştirmek olan şer’i nikahın maksatlarını doğru olarak anlayamamaktır. Eşler bunu düşünürlerse, yüzeysel sorunlara ve kusurlara dönüp bakmayacaklardır. Dünyevi bir hata olsa onu büyütmeyecek ve Allah azze ve celle’nin (Aranızdaki fazileti unutmayın!) (2/el-Bakara/237) buyruğunu hatırlayacaklardır. Eşlerin birinde noksanlık bile olsa, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu bileceklerdir: “Mü’min erkek mü’min kadına buğzetmesin. Onun bir yönünden hoşlanmazsa bir başka yönüne razı olur.” Bu hadisi, Müslim rivayet eder.

    Yine, eşler arasındaki sorunların bir nedeni de güzellik konusundaki yanlış görüştür. Müslüman, şeriatın maksatlarını esas almalıdır. İmam Şa’bi’den rivayet edilen hoş sözlerden biri de şudur: Bir adam Şa’bi’ye gelerek, “Ben bir kadınla evlendim ama ayaklarından birinde yürüme kusuru gördüm. Kadını bırakıp verdiğim mehri geri alayım mı?” der. İmam Şa’bi, “Onun üzerine binip yarışa çıkmak için onunla evlendinse onu bırak!” der ve adamı susturur. Bazıları başkası daha uzun boylu ya da daha bilgili olduğu için eşini küçümser. Bu da, anlaşmazlık sebeplerinden önemli bir sebep ve şeytanın girmesi için açılan büyük bir kapı hakkında konuşmaya sevketmektedir. Bu, eşler arasında kıyaslama yapmaktır.


  5. 20.Ocak.2011, 14:16
    3
    Editör
    Eşlerden her biri diğerinin hakkını yerine getirirken, emrine uyarak Allah’a itaat ettiğini hissetmelidir. Daha da ötesi bu yapılırken Allah rızasını kazanmak düşünülürse ibadet olur. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem, eşinin nafakasını sağlaması üzerine farz olmasına rağmen kişinin eşinin ağzına koyduğu lokmada dahi sevap olduğunu bildirmiştir. Yine sahih bir hadiste Nebi sallallahu aleyhi ve sellem, tabiatın gereği arzuladığı bir şey olmasına rağmen kişinin eşiyle ilişkisinde dahi sevap olduğunu bildirmiştir.
    Öyleyse; aile mutluluğu isteyenin ilk yapması gereken Allah Tel’nın hakkını yerine getirmesi, O’na itaat etmesi ve emrini yerine getirmesidir. Kim iyi bir yaşam sürmek istiyorsa, Allah Teılı’nın şu kavlini okusun: (Erkekten ve dişiden, mümin olarak kim iyi amel işlerse muhakkak onu güzel bir hayat ile yaşatacağız.) (ı 6/en-Na hl/97)

    Ey Müslümanlar!..İki tarafında seçim yaparken iyi seçim yapması uyum ve dayanışmanın olması için aile yaşamının esasıdır. Değilse; bu konuda kusurlu davranmak ve Allah’a isyan etmek sorunlara yolaçar. Bunlardan biri de; kadının velisinin yakın akrabadan biriyle evlendirmek amacıyla veya evlenmek üzere başvuran erkeğin malına ve mak----- tamah ederek kadını istemediği bir erkekle evlenmeye zorlamasıdır. Bu zulümdür ve haramdır. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: “Dul kadın açıkça görüşü alınmadan nikahlanmaz, bekar kadın ise izni alınmadan nikahlanmaz.” Bu hadisi, Buhari ve Müslim rivayet eder. Bununla birlikte genç kızın da, velisinin görüşünü alması ve yararına olanı seçmesi gerekmektedir.

    Evlilik konusunda işlenen günahlardan biri de, iki taraftan birinin veya evliliğe aracı olanın yalan söylemesi ve gerçeği gizlemesidir. Bu Müslümanları aldatmaktır ve zulümdür. Yalan söyleyen yaptığının cezasını dünyada da, ahirette de çeker. Eş seçiminin iyi yapılmamasının bir örneği de, dini yöne önem verilmemesidir. Talihsiz kimse damadın işini, malını, makamını ve diğer dünyalık işleri sorar. Allah’a ve Rasulü’ne hainlik edene kızı konusunda güvenilemeyeceğini unutur. Damat adayı da, Allah’ın hakkını yerine getirmeyenin kocanın hakkını da yerine getirmeyeceğini unutur. Belki bu şekilde yuva kurulur fakat uçurumun kenarında olur ve yıkılmaya hazırdır.

    Veliler de, damadın dini yönünü sormadıkları için, velayetleri altındaki kadınların bu yönünü ihmal ettikleri için sorumlulukta payları vardır. Ne çok saliha ve iffetli kadın namaz kılmayan veya uyuşturucu kullanan ve haram işleyen koca ile imtihan olmuştur. Bunda kendisinin bir kusuru yoktur. Velisi, damat adayının dini yönünü sormayı ihmal etmiştir. Ne çok erkek vardır ki, evleneceği kadında dünyevi her türlü şartı aramış ve dini yönü, en son ilgilendiği şey olmuştur. Sonra, dini ve ahlaki yönden eksikliği nedeniyle o kadının kendisine eş olamayacağını anlar. Bütün bunlar karşı tarafi aldatmanın ve gerçeği gizlemenin, gevşeklik ve ihmalkarlığın sonucudur.

    Öyleyse; en önemli soru şudur: Eş seçimi hangi esasa göre olmalıdır? Bunun cevabı, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’den nakledilen şu hadis-i şeriftedir: “Dininden ve ahlakından razı olduğunuz biri size geldiği zaman onunla evlendirin. Değilse yeryüzünde bir fitne ve büyük bir kötülük olur.” Bu hadisi, Tirmizi ve Ibni Mıce rivayet eder. Yine; Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur:
    “Kadın dört şey için nikahlanır: Malı için, soyu için, güzelliği için ve dini için. Sen dindar olanı elde et ki, ellerin dert görmesin!” Bu hadisi, Buhari ve Müslim rivayet eder.
    Ey Müslümanlar!.. Evlilik hayatına şeriata muhalefetle başlayan Allah’ın kendisini başarılı kılmasını bekleyebilir mi? Bununla, bazı Müslümanların düğünlerde işledikleri, bereketi ortadan kaldıran açık-saçıklık, erkek-kadın bir arada bulunma, resim çektirme, çalgı çalma ve şarkı söyleme, tesettüre uygun olmayan tören elbiseleri giyme ve namazları kaçırma gibi muhalefetleri ve çirkinlikleri kastediyorum. Düğün masraflarında israfa kaçmak da buna ilave edilir. Oyle ki, bazı düğünler azgınlığa ve Allah’a isyana dönüşmektedir.

    Allah’tan korkun ey Allah’ın kulları!.. Bu durum karşısında herkes üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirsin. Değersiz insanlar, diledikleri gibi hareket etmek üzere serbest bırakılmasın.
    Ey Müslümanlar!.. Aileyi sorunların sebebini bilmek, akıllı insanın onlardan uzak durmasını ve Müslüman kardeşlerine bu konuda nasihat etmesini sağlar. Akrabaların karı-koca arası ilişkilere müdahele etmesi, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in şu buyruğuna muhaliftir: “Kendisini ilgilendirmeyen şeyi terketmesi, kişinin Müslümanlığının güzelliğindendir.” Allah Teğlğ da, insanların gizli hallerini araştırmaktan ve tecessüsten sakındırmıştır.

    Yine; eşlerden birinin diğerinden gördüğü sıkıntıyı akrabalarına anlatması cahillik ve ahmaklıktır. Çünkü anlaşmazlık dairesini büyütmek ve çatışma alanına daha çok kimsenin girmesini sağlamak sorunu daha kötü ve daha karmaşık hale getirir. Yapılması gereken sırlarımızı saklamak ve sorunlarımızı kendi içimizde çözmektir. İşler iyice içinden çıkılmaz hale gelince, bozacak değil düzeltecek kimseler müdahele eder. Bütün işi gücü evler arasında dolaşarak dedikodu yapmak ve laf taşımak olanlar ise yuvaları yıkar.
    Allah’ın kulları!.. Aileyi sorunların nedenlerinden biri de, aile hayatına bakışın kusurlu olmasıdır. En önemli gayesi eşlerin iffetini ve birbirlerinde huzur ve sükunet bulmasını sağlamak, Müslüman aileyi kurmak, iyilik ve takva üzere yardımlaşmak ve Allah’a ibadet edecek salih nesiller yetiştirmek olan şer’i nikahın maksatlarını doğru olarak anlayamamaktır. Eşler bunu düşünürlerse, yüzeysel sorunlara ve kusurlara dönüp bakmayacaklardır. Dünyevi bir hata olsa onu büyütmeyecek ve Allah azze ve celle’nin (Aranızdaki fazileti unutmayın!) (2/el-Bakara/237) buyruğunu hatırlayacaklardır. Eşlerin birinde noksanlık bile olsa, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu bileceklerdir: “Mü’min erkek mü’min kadına buğzetmesin. Onun bir yönünden hoşlanmazsa bir başka yönüne razı olur.” Bu hadisi, Müslim rivayet eder.

    Yine, eşler arasındaki sorunların bir nedeni de güzellik konusundaki yanlış görüştür. Müslüman, şeriatın maksatlarını esas almalıdır. İmam Şa’bi’den rivayet edilen hoş sözlerden biri de şudur: Bir adam Şa’bi’ye gelerek, “Ben bir kadınla evlendim ama ayaklarından birinde yürüme kusuru gördüm. Kadını bırakıp verdiğim mehri geri alayım mı?” der. İmam Şa’bi, “Onun üzerine binip yarışa çıkmak için onunla evlendinse onu bırak!” der ve adamı susturur. Bazıları başkası daha uzun boylu ya da daha bilgili olduğu için eşini küçümser. Bu da, anlaşmazlık sebeplerinden önemli bir sebep ve şeytanın girmesi için açılan büyük bir kapı hakkında konuşmaya sevketmektedir. Bu, eşler arasında kıyaslama yapmaktır.





+ Yorum Gönder