Konusunu Oylayın.: Sahabelerden kabirlerde Kuran okuyan olmuş mudur?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Sahabelerden kabirlerde Kuran okuyan olmuş mudur?
  1. 15.Ocak.2011, 10:50
    1
    Misafir

    Sahabelerden kabirlerde Kuran okuyan olmuş mudur?






    Sahabelerden kabirlerde Kuran okuyan olmuş mudur? Mumsema acil lazım
    yazılım var veçok zor
    lütfen yardım edin


  2. 15.Ocak.2011, 10:50
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 16.Ocak.2011, 14:47
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Yanıt: Sahabelerden kabirlerde Kuran okuyan olmuş mudur?




    Mezarlıkta Kur’an’ı Kerim Okunur mu?



    اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُ

    Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

    فَإِنَّكَ لَا تُسْمِعُ الْمَوْتَى



    “Kuşkusuz ki sen ölülere işittiremezsin…”

    Rûm 52

    وَمَا أَنتَ بِمُسْمِعٍ مَّن فِي الْقُبُورِ



    Sen, kabirlerdekilere işittiremezsin!”

    Fâtır 22

    لِيُنذِرَ مَن كَانَ حَيًّا وَيَحِقَّ الْقَوْلُ عَلَى الْكَافِرِينَ



    “(Bu Kur’an) Diri olanı uyarsın ve kâfirler üzerine söz hak olsun diye indirilmiştir”

    Yâsîn 70

    Ayette geçtiği gibi Kur’an’ı Kerim, ölüler için değil, diriler için indirilmiştir! Tabiî ki bunu sadece akıllı kimseler anlayabilir!

    Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

    “Size kendimden ve Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den söz edeyim mi, diye sordu?

    Biz:

    −Evet, dedik

    Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

    −Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanımda kaldığı gece geldi ridasını ve ayakkabılarını çıkardı ve onları yere bıraktı İzarının bir ucunu yatağa serdi ve yanı üzere yattı Fazla zaman geçmeden o benim uyuduğumu sandı, yavaşça ridasını aldı, yavaşça ayakkabılarını giydi, yavaşça kapıyı açtı ve çıktı Sonra kapıyı yavaşça kapattı Ben de çarımı başımın üzerine saldım, başımı da örttüm Sonra izarım ile de kapandım Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in izinden yola koyuldum

    Nihayet Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Baki mezarlığına geldi Uzunca ayakta durdu Sonra üç defa ellerini kaldırdı, sonra döndü, ben de döndüm Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hızlandı, ben de hızlandım Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) koşmaya başladı, ben de koştum Daha da hızlı koşmaya başladı, ben de daha da hızlandım Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i geçtim, içeri girdim Daha henüz uzanmıştım ki Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de içeri girdi Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Ne oluyor ey Aişe, göğsün inip kalkıyor, karnın da şişmiş’ dedi

    Bende:

    −Anam babam sana feda olsun ey Allah’ın Rasulü dedim ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e durumu bildirdim Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Benim önümde gördüğüm karartı sen miydin’ dedi

    Ben:

    −Evet, dedim Göğsüme parmağı ile itti, göğsüm acıdı Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Allah’ın ve Rasulünün sana haksızlık edeceğini mi zannettin?’ dedi

    Ben:

    –İnsanlar her neyi gizlese Allah onu bilir dedim

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Evet’ dedi Ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle dedi:

    −‘Cebrail Aleyhissellam bana geldi ve seslendi Sesini senden gizledi Ben de ona karşılık verdim O’na verdiğim karşılığı da senden gizledim Sen buradayken Cebrail Aleyhissellam yanına girmezdi Çünkü sen elbiselerini çıkarmıştın Ben senin uyuduğunu sanmıştım Seni uyandırmak hoşuma gitmedi ve yalnızlıktan korkacağından çekindim Cebrail Aleyhissellam bana dedi ki:

    −Rabbin sana Baki’dekilere gitmeni onlar için mağfiret dilemeni emrediyor’ dedi

    Ben:

    −Ey Allah’ın Rasulü bir kabre gittiğimde ne söyleyeyim diye sordum

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    ‘Selam size ey mü’minlerin ve Müslümanların diyarında bulunanlar Allah bizden önden gidenlere de, geriye kalanlara da rahmet etsin Bizler de inşallah size kavuşacağız, de’ buyurdu”

    Müslim 3/14, Nesei 1/286, 2/160, 161, Abdurrezzak 3/570, 571, Ahmed 6/221

    Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir mezarlığa gitti ve:

    ‘Selam sizlere ey mü’min topluluklar yurdunun sakinleri! Şüphesiz bizler de inşallah size kavuşacağız’ dedi, sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    ‘Keşke biz kardeşlerimizi görseydik diye arzu ettim’ dedi

    Sahabeler:

    −Ey Allah’ın Rasulü! Biz senin kardeşlerin değil miyiz? diye sordular!

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Hayır, siz benim ashabımsınız Kardeşlerimiz ise, daha sonra gelecek olanlardır Ben, onlardan önce havuzun başına varmış olacağım’ dedi

    Sahabeler:

    −Ey Allah’ın Rasulü! Henüz senin ümmetinden gelmemiş olanları nasıl tanıyacaksın? diye sordular!

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Sizden herhangi bir adamın, alnında ve ayaklarında beyazlıkları bulunan atları olsa ve bu adamın atları siyah atlar arasında bulunsa, adam kendi atlarını tanımaz mı?’ dedi

    Sahabeler:

    −Elbette tanır, ey Allah’ın Rasulü! dediler

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Onlar kıyamet gününde abdest almalarından dolayı alınları, kolları ve ayakları parlak geleceklerdir’ Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu sözlerini üç defa tekrarladı ve şöyle devam etti:

    −‘Ben onlardan önce havuzun başına varmış olacağım Dikkat edin aranızdan birtakım kimseler havuzumdan, kaçkın devenin uzaklaştırıldığı gibi uzaklaştırılacaklar Ben onlara buraya geliniz, buraya geliniz diye sesleneceğim ve bana şöyle denilecek:

    −Onlar senden sonra bid’atlar yaptılar ve hep ökçeleri üzerine gerisin geri dönüp durdular Bunun üzerine ben de:

    −O halde benden uzak dursunlar, benden uzak dursunlar diyeceğim’ buyurdu”

    Ahmed 2/300, 408 Müslim 1/150, 151, Malik 1/49, 50, Nesei 1/35, İbni Mace 2/580, Beyhaki 4/78

    Muhammed Nâsıruddin el-Albânî (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

    Mezarlıkda Kur’an’ı Kerim okumaya gelince, bu sünnette aslı olmayan hususlardandır Bu hadis, kabirde Kur’an’ı Kerim okumanın meşru olmadığını göstermektedir Çünkü kabirde, Kur’an’ı Kerim okumak meşru olsaydı, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunu yapardı ve ashabına da öğretirdi

    Özellikle Aişe (Radiyallahu Anha) insanlar arasında Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in en çok sevdiği kimselerdendir Aişe (Radiyallahu Anha), Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e kabirleri ziyaret ettiğinde ne söyleyeceğini sormuş, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de kabirlere nasıl selam verip ve nasıl dua edeceğini öğretmiş

    Fatiha’yı ya da Kur’an’ı Kerim’den herhangi bir bölümü okumasını öğretmemiştir Eğer Kur’an’ı Kerim okumak meşru bir iş olsaydı, bunu Aişe (Radiyallahu Anha)’dan gizlemezdi

    Üstelik ihtiyaç anında Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in gerekli beyanı yapmayıp, ertelemesi usûl ilminde tesbit edildiği üzere caiz değildir Ertelemesi bile caiz değilken gizlemek nasıl söz konusu olabilir Eğer Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sahabelere kabirde Kur’an’ı Kerim okumayı öğretmiş olsaydı, elbette ki bu bize ulaşırdı

    Mezarlıkda Kur’an’ı Kerim okuma hususun sabit bir senetle bize nakledilmemiş olması böyle bir işin meydana gelmemiş olduğunun delilidir Kabir ziyareti sırasında Kur’an’ı Kerim okumanın meşru olmadığını güçlendiren delillerden birisi de Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in şu sözüdür:

    “Evlerinizi kabirlere çevirmeyiniz Şüphesiz şeytan içinde Bakara suresinin okunduğu evden kaçar”

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) içerisinde Kur’an’ı Kerim okunmayan bir evi, kabirlere benzetmiştir! Çünkü kabirlerde Kur’an’ı Kerim okunmaz!!!

    Müslim 2/188, Tirmizi 4/42, Nesei Fedailu’l-Kur’an 76, Beyhaki Şuabu’l-İman 2/2381, Ahmed 2/284, 337, 378, 388

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kabirlerin Kur’an’ı Kerim okunacak yer olmadıklarına işaret etmektedir Bundan dolayı Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) evlerde Kur’an’ı Kerim okunmasını teşvik etmiş ve evlerin Kur’an’ı Kerim okunmadığı kabirlere dönüştürülmelerini yasaklamıştır Nitekim diğer hadis, kabirlerin aynı şekilde namaz kılınacak yer olmadığına da işaret etmiştir

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

    “Sünnet namazlarınızı evlerde kılınız, oraları kabristan edinmeyiniz”

    Müslim 777/209, Buhari

    Bu hadisler, kabirler arasında Kur’an’ı Kerim okumanın mekruh olduğunu ifade etmektedir İşte bundan dolayı Ebu Hanife, imam Malik ve benzeri âlimlerin cumhurunun benimsediği görüş, kabirlerin yanında Kur’an’ı Kerim okunmasının mekruh olduğu şeklindedir Aynı zamanda bu, imam Ahmed bin Hanbel (Rahmetullahi Aleyh)’in de görüşüdür Ahmed bin Hanbel (Rahmetullahi Aleyh)’e kabir yanında Kur’an’ı Kerim okunur mu? diye soruldu Ahmed bin Hanbel (Rahmetullahi Aleyh):

    –Hayır, kabirde Kur’an’ı Kerim okunmaz diye cevap verdi

    Ebu Davud Mesail 158

    Muhammed Nâsıruddin el-Albânî (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

    “Şeyhu’l-İslam ibni Teymiye (Rahmetullahi Aleyh) şunları söylemektedir:

    İmam Şafi (Rahmetullahi Aleyh)’e göre kabirler arasında Kur’an’ı Kerim okumak bid’attır

    İmam Malik (Rahmetullahi Aleyh) ise şöyle demiştir:

    Ben, kabirlerde Kur’an’ı Kerim okuyan bir kimseyi bilmiyorum Böylelikle biz, sahabelerin ve tabiînin mezarlıkda Kur’an’ı Kerim okumadığını anlıyoruz”

    İktidau’s-Sırati’l-Mustakim Muhalefete Ashabi’l-Cahiym 182

    Mezarlıkta Kur’an’ı Kerim okuyanların deliline gelince:

    Muhammed Nâsıruddin el-Albânî (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

    “Mezarlığın yanından geçen ve kulhuvallahu ahad suresine onbir defa okuyup, sonra da bunun sevabını ölülere bağışlayan kimseye, ölüler sayısınca mükâfat verilir

    Bu batıl ve uydurma bir hadistir Bu hadisi Ebu Muhammed el-Hallal, el-Kıraati ale’l-Kubur 201/2’de nakletmiştir Deylemi ise, Abdullah bin Ahmed bin Amir’in babasından, onun Ali er-Rıza’dan, onun babalarından rivayete dair bir nüshada zikretmiştir Bu ise batıl ve uydurma bir nüshadır Burada sözü geçen Abdullah’ın uydurması ya da onun babasının uydurmasıdır

    Çünkü imam Zehebi el-Mizan’da böyle demiştir Hafız ibni Hacer’de el-Lisan adlı eserinde imam Zehebi’ye uymuştur Daha sonra Suyuti, Zeylu’l-Ahadiysi’l-Mevdua adlı eserinde aynı şeyleri tekrarlamış ve onun bu hadisini zikretmiş, arkasından ibni Arrak Tenzihu’ş-Şeria el-Merfua fi’l-Ahadiysi’ş-Şeria ve’l-Mevdua adlı eserinde de aynı şeyleri söylemiştir

    Daha sonra Suyuti bu sözlerini unutarak aynı hadisi Şerhu’s-Sudur 130’da Ebu Muhammed es-Semerkandi’nin rivayetiyle Fedailu kulhuvallahu ahad bahsinde zikretmiş ve hakkında bir şey söylememiştir Evet, daha önceden bunun zayıf olduğuna işaret etmiştir fakat bu yeterli değildir Hadis onun da itirafıyla uydurmadır O halde sadece onun zayıf olduğunu belirtmekle yetinmek yeterli olmaz Onun hakkında susmanın caiz olmadığı gibi

    Nitekim Şeyh İsmail el-Acluni Keşfu’l-Hafa 2/382’de de böyle yapmıştır O, hadisi Rafii, Tarih’inde diye nisbet etmiş ve hakkında söz söylememiştir Hâlbuki Şeyh İsmail el-Acluni Keşfu’l-Hafa isimli bu kitabını, insanların dilinde hadis diye meşhur olan sözlerin gerçek durumunu açıklamak için ortaya koymuştur Diğer taraftan mütehassıs kimselerin hadis hakkında susmaları bunu bilmeyen kimselere hadisin delil olmaya elverişli olduğu ya da dedikleri gibi fezail-i a’mal’de onunla amel edilebileceği vehmini verebilir

    İşte bu hadis sebebiyle, meydana gelen de budur Ben Hanefilerden birisinin bu hadisi kabirlerin yanında Kur’an’ı Kerim okumanın lehine delil olarak gösterdiğini gördüm Sözü geçen bu zat Şeyh et-Tahtavi’dir O bunu Meraki’l-Felah üzerine yazdığı Haşiye’sinde 117’de belirtmektedir

    Hadisi ayrıca Darekudni’ye de nisbet etmiştir Bir yanılma olduğunu zannediyorum Çünkü ondan başka birisinin bu hadisi ona nisbet ettiğini görmedim Diğer taraftan bu ilimle meşgul olanların da bildiği üzere mutlak olarak bir hadis Darekudni’ye nisbet edildiği takdirde onun es-Sünen kitabı kastedilir Ben bu hadisi orada göremedim Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır


  4. 16.Ocak.2011, 14:47
    2
    Editör



    Mezarlıkta Kur’an’ı Kerim Okunur mu?



    اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُ

    Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

    فَإِنَّكَ لَا تُسْمِعُ الْمَوْتَى



    “Kuşkusuz ki sen ölülere işittiremezsin…”

    Rûm 52

    وَمَا أَنتَ بِمُسْمِعٍ مَّن فِي الْقُبُورِ



    Sen, kabirlerdekilere işittiremezsin!”

    Fâtır 22

    لِيُنذِرَ مَن كَانَ حَيًّا وَيَحِقَّ الْقَوْلُ عَلَى الْكَافِرِينَ



    “(Bu Kur’an) Diri olanı uyarsın ve kâfirler üzerine söz hak olsun diye indirilmiştir”

    Yâsîn 70

    Ayette geçtiği gibi Kur’an’ı Kerim, ölüler için değil, diriler için indirilmiştir! Tabiî ki bunu sadece akıllı kimseler anlayabilir!

    Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

    “Size kendimden ve Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den söz edeyim mi, diye sordu?

    Biz:

    −Evet, dedik

    Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

    −Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanımda kaldığı gece geldi ridasını ve ayakkabılarını çıkardı ve onları yere bıraktı İzarının bir ucunu yatağa serdi ve yanı üzere yattı Fazla zaman geçmeden o benim uyuduğumu sandı, yavaşça ridasını aldı, yavaşça ayakkabılarını giydi, yavaşça kapıyı açtı ve çıktı Sonra kapıyı yavaşça kapattı Ben de çarımı başımın üzerine saldım, başımı da örttüm Sonra izarım ile de kapandım Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in izinden yola koyuldum

    Nihayet Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Baki mezarlığına geldi Uzunca ayakta durdu Sonra üç defa ellerini kaldırdı, sonra döndü, ben de döndüm Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hızlandı, ben de hızlandım Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) koşmaya başladı, ben de koştum Daha da hızlı koşmaya başladı, ben de daha da hızlandım Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i geçtim, içeri girdim Daha henüz uzanmıştım ki Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de içeri girdi Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Ne oluyor ey Aişe, göğsün inip kalkıyor, karnın da şişmiş’ dedi

    Bende:

    −Anam babam sana feda olsun ey Allah’ın Rasulü dedim ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e durumu bildirdim Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Benim önümde gördüğüm karartı sen miydin’ dedi

    Ben:

    −Evet, dedim Göğsüme parmağı ile itti, göğsüm acıdı Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Allah’ın ve Rasulünün sana haksızlık edeceğini mi zannettin?’ dedi

    Ben:

    –İnsanlar her neyi gizlese Allah onu bilir dedim

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Evet’ dedi Ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle dedi:

    −‘Cebrail Aleyhissellam bana geldi ve seslendi Sesini senden gizledi Ben de ona karşılık verdim O’na verdiğim karşılığı da senden gizledim Sen buradayken Cebrail Aleyhissellam yanına girmezdi Çünkü sen elbiselerini çıkarmıştın Ben senin uyuduğunu sanmıştım Seni uyandırmak hoşuma gitmedi ve yalnızlıktan korkacağından çekindim Cebrail Aleyhissellam bana dedi ki:

    −Rabbin sana Baki’dekilere gitmeni onlar için mağfiret dilemeni emrediyor’ dedi

    Ben:

    −Ey Allah’ın Rasulü bir kabre gittiğimde ne söyleyeyim diye sordum

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    ‘Selam size ey mü’minlerin ve Müslümanların diyarında bulunanlar Allah bizden önden gidenlere de, geriye kalanlara da rahmet etsin Bizler de inşallah size kavuşacağız, de’ buyurdu”

    Müslim 3/14, Nesei 1/286, 2/160, 161, Abdurrezzak 3/570, 571, Ahmed 6/221

    Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir mezarlığa gitti ve:

    ‘Selam sizlere ey mü’min topluluklar yurdunun sakinleri! Şüphesiz bizler de inşallah size kavuşacağız’ dedi, sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    ‘Keşke biz kardeşlerimizi görseydik diye arzu ettim’ dedi

    Sahabeler:

    −Ey Allah’ın Rasulü! Biz senin kardeşlerin değil miyiz? diye sordular!

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Hayır, siz benim ashabımsınız Kardeşlerimiz ise, daha sonra gelecek olanlardır Ben, onlardan önce havuzun başına varmış olacağım’ dedi

    Sahabeler:

    −Ey Allah’ın Rasulü! Henüz senin ümmetinden gelmemiş olanları nasıl tanıyacaksın? diye sordular!

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Sizden herhangi bir adamın, alnında ve ayaklarında beyazlıkları bulunan atları olsa ve bu adamın atları siyah atlar arasında bulunsa, adam kendi atlarını tanımaz mı?’ dedi

    Sahabeler:

    −Elbette tanır, ey Allah’ın Rasulü! dediler

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Onlar kıyamet gününde abdest almalarından dolayı alınları, kolları ve ayakları parlak geleceklerdir’ Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu sözlerini üç defa tekrarladı ve şöyle devam etti:

    −‘Ben onlardan önce havuzun başına varmış olacağım Dikkat edin aranızdan birtakım kimseler havuzumdan, kaçkın devenin uzaklaştırıldığı gibi uzaklaştırılacaklar Ben onlara buraya geliniz, buraya geliniz diye sesleneceğim ve bana şöyle denilecek:

    −Onlar senden sonra bid’atlar yaptılar ve hep ökçeleri üzerine gerisin geri dönüp durdular Bunun üzerine ben de:

    −O halde benden uzak dursunlar, benden uzak dursunlar diyeceğim’ buyurdu”

    Ahmed 2/300, 408 Müslim 1/150, 151, Malik 1/49, 50, Nesei 1/35, İbni Mace 2/580, Beyhaki 4/78

    Muhammed Nâsıruddin el-Albânî (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

    Mezarlıkda Kur’an’ı Kerim okumaya gelince, bu sünnette aslı olmayan hususlardandır Bu hadis, kabirde Kur’an’ı Kerim okumanın meşru olmadığını göstermektedir Çünkü kabirde, Kur’an’ı Kerim okumak meşru olsaydı, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunu yapardı ve ashabına da öğretirdi

    Özellikle Aişe (Radiyallahu Anha) insanlar arasında Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in en çok sevdiği kimselerdendir Aişe (Radiyallahu Anha), Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e kabirleri ziyaret ettiğinde ne söyleyeceğini sormuş, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de kabirlere nasıl selam verip ve nasıl dua edeceğini öğretmiş

    Fatiha’yı ya da Kur’an’ı Kerim’den herhangi bir bölümü okumasını öğretmemiştir Eğer Kur’an’ı Kerim okumak meşru bir iş olsaydı, bunu Aişe (Radiyallahu Anha)’dan gizlemezdi

    Üstelik ihtiyaç anında Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in gerekli beyanı yapmayıp, ertelemesi usûl ilminde tesbit edildiği üzere caiz değildir Ertelemesi bile caiz değilken gizlemek nasıl söz konusu olabilir Eğer Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sahabelere kabirde Kur’an’ı Kerim okumayı öğretmiş olsaydı, elbette ki bu bize ulaşırdı

    Mezarlıkda Kur’an’ı Kerim okuma hususun sabit bir senetle bize nakledilmemiş olması böyle bir işin meydana gelmemiş olduğunun delilidir Kabir ziyareti sırasında Kur’an’ı Kerim okumanın meşru olmadığını güçlendiren delillerden birisi de Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in şu sözüdür:

    “Evlerinizi kabirlere çevirmeyiniz Şüphesiz şeytan içinde Bakara suresinin okunduğu evden kaçar”

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) içerisinde Kur’an’ı Kerim okunmayan bir evi, kabirlere benzetmiştir! Çünkü kabirlerde Kur’an’ı Kerim okunmaz!!!

    Müslim 2/188, Tirmizi 4/42, Nesei Fedailu’l-Kur’an 76, Beyhaki Şuabu’l-İman 2/2381, Ahmed 2/284, 337, 378, 388

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kabirlerin Kur’an’ı Kerim okunacak yer olmadıklarına işaret etmektedir Bundan dolayı Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) evlerde Kur’an’ı Kerim okunmasını teşvik etmiş ve evlerin Kur’an’ı Kerim okunmadığı kabirlere dönüştürülmelerini yasaklamıştır Nitekim diğer hadis, kabirlerin aynı şekilde namaz kılınacak yer olmadığına da işaret etmiştir

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

    “Sünnet namazlarınızı evlerde kılınız, oraları kabristan edinmeyiniz”

    Müslim 777/209, Buhari

    Bu hadisler, kabirler arasında Kur’an’ı Kerim okumanın mekruh olduğunu ifade etmektedir İşte bundan dolayı Ebu Hanife, imam Malik ve benzeri âlimlerin cumhurunun benimsediği görüş, kabirlerin yanında Kur’an’ı Kerim okunmasının mekruh olduğu şeklindedir Aynı zamanda bu, imam Ahmed bin Hanbel (Rahmetullahi Aleyh)’in de görüşüdür Ahmed bin Hanbel (Rahmetullahi Aleyh)’e kabir yanında Kur’an’ı Kerim okunur mu? diye soruldu Ahmed bin Hanbel (Rahmetullahi Aleyh):

    –Hayır, kabirde Kur’an’ı Kerim okunmaz diye cevap verdi

    Ebu Davud Mesail 158

    Muhammed Nâsıruddin el-Albânî (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

    “Şeyhu’l-İslam ibni Teymiye (Rahmetullahi Aleyh) şunları söylemektedir:

    İmam Şafi (Rahmetullahi Aleyh)’e göre kabirler arasında Kur’an’ı Kerim okumak bid’attır

    İmam Malik (Rahmetullahi Aleyh) ise şöyle demiştir:

    Ben, kabirlerde Kur’an’ı Kerim okuyan bir kimseyi bilmiyorum Böylelikle biz, sahabelerin ve tabiînin mezarlıkda Kur’an’ı Kerim okumadığını anlıyoruz”

    İktidau’s-Sırati’l-Mustakim Muhalefete Ashabi’l-Cahiym 182

    Mezarlıkta Kur’an’ı Kerim okuyanların deliline gelince:

    Muhammed Nâsıruddin el-Albânî (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

    “Mezarlığın yanından geçen ve kulhuvallahu ahad suresine onbir defa okuyup, sonra da bunun sevabını ölülere bağışlayan kimseye, ölüler sayısınca mükâfat verilir

    Bu batıl ve uydurma bir hadistir Bu hadisi Ebu Muhammed el-Hallal, el-Kıraati ale’l-Kubur 201/2’de nakletmiştir Deylemi ise, Abdullah bin Ahmed bin Amir’in babasından, onun Ali er-Rıza’dan, onun babalarından rivayete dair bir nüshada zikretmiştir Bu ise batıl ve uydurma bir nüshadır Burada sözü geçen Abdullah’ın uydurması ya da onun babasının uydurmasıdır

    Çünkü imam Zehebi el-Mizan’da böyle demiştir Hafız ibni Hacer’de el-Lisan adlı eserinde imam Zehebi’ye uymuştur Daha sonra Suyuti, Zeylu’l-Ahadiysi’l-Mevdua adlı eserinde aynı şeyleri tekrarlamış ve onun bu hadisini zikretmiş, arkasından ibni Arrak Tenzihu’ş-Şeria el-Merfua fi’l-Ahadiysi’ş-Şeria ve’l-Mevdua adlı eserinde de aynı şeyleri söylemiştir

    Daha sonra Suyuti bu sözlerini unutarak aynı hadisi Şerhu’s-Sudur 130’da Ebu Muhammed es-Semerkandi’nin rivayetiyle Fedailu kulhuvallahu ahad bahsinde zikretmiş ve hakkında bir şey söylememiştir Evet, daha önceden bunun zayıf olduğuna işaret etmiştir fakat bu yeterli değildir Hadis onun da itirafıyla uydurmadır O halde sadece onun zayıf olduğunu belirtmekle yetinmek yeterli olmaz Onun hakkında susmanın caiz olmadığı gibi

    Nitekim Şeyh İsmail el-Acluni Keşfu’l-Hafa 2/382’de de böyle yapmıştır O, hadisi Rafii, Tarih’inde diye nisbet etmiş ve hakkında söz söylememiştir Hâlbuki Şeyh İsmail el-Acluni Keşfu’l-Hafa isimli bu kitabını, insanların dilinde hadis diye meşhur olan sözlerin gerçek durumunu açıklamak için ortaya koymuştur Diğer taraftan mütehassıs kimselerin hadis hakkında susmaları bunu bilmeyen kimselere hadisin delil olmaya elverişli olduğu ya da dedikleri gibi fezail-i a’mal’de onunla amel edilebileceği vehmini verebilir

    İşte bu hadis sebebiyle, meydana gelen de budur Ben Hanefilerden birisinin bu hadisi kabirlerin yanında Kur’an’ı Kerim okumanın lehine delil olarak gösterdiğini gördüm Sözü geçen bu zat Şeyh et-Tahtavi’dir O bunu Meraki’l-Felah üzerine yazdığı Haşiye’sinde 117’de belirtmektedir

    Hadisi ayrıca Darekudni’ye de nisbet etmiştir Bir yanılma olduğunu zannediyorum Çünkü ondan başka birisinin bu hadisi ona nisbet ettiğini görmedim Diğer taraftan bu ilimle meşgul olanların da bildiği üzere mutlak olarak bir hadis Darekudni’ye nisbet edildiği takdirde onun es-Sünen kitabı kastedilir Ben bu hadisi orada göremedim Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır


  5. 16.Ocak.2011, 14:58
    3
    aziz83
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 29.Ağustos.2010
    Üye No: 78582
    Mesaj Sayısı: 754
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Yanıt: Sahabelerden kabirlerde Kuran okuyan olmuş mudur?

    "Sahabe âlimlerinden Abdullah bin Ömer, ölülerin ruhuna Bakara Sûresinden okunamasını tavsiye ederdi." (Beyhaki)

    Ehl-i sünnetin görüşü ölülere Kur'an okumakta bir sakınca olmadığı, aksine ölünün bundan faydalandığı yönündedir. Dört mezhebin ve İslam âlimlerinin fetvası bu yöndedir. Asırlardır da bu şekilde uygulanmaktadır.


    Çünkü Peygamberimiz (sav) ölülere Kur'an okumayı tavsiye etmiş, sahabeler de bunu uygulamış ve gelecek kuşaklara aktarmışlardır.Günümüzde birilerinin çıkıp hadislere ve asırlardır fetva verilip uygulanan çok sağlam bir meseleye karşı çıkmasının kıymeti yoktur.


    Bu konudaki bazı hadisler şöyledir:
    "Resulullah (sav), "Kuranın kalbi Yâsîn'dir. Bir kimse onu Allah'ı ve ahiret gününü murat ederek okursa Allah onu affeder. Onu ölülerinize okuyunuz." (Tirmizi)

    "Kim babasının veya anasının veya bunlardan birisinin kabrini Cuma günü ziyaret ederek orada Yasin Sûresini okursa, Allah kabir sahibini bağışlar." (İbni Mace)


    "Bir kimse mezarlığa girer de onbir kez "İhlâs" sûresini okur ve sevabını onlara (ölülere) hediye ederse Cenab-ı Allah, orada gömülü bulunanlar sayısınca kendisine hasenat yazar" (Nesei)


    "Ölen kimse kabrinin içinde boğulmak üzere olup da imdat isteyen kimse gibidir. Babasından yahut kardeşinden veya dostundan kendisine ulaşacak duayı beklemektedir. Nihayet dua kendisine ulaştığında bu duanın sevabı ona dünya ve dünyada bulunan her şeyden daha kıymetli olur. Muhakkak ki, hayatta olanların ölüler için hediyeleri dua ve istiğfardır." (Mişkatü'l-Mesabih)


    "Sahabe âlimlerinden Abdullah bin Ömer, ölülerin ruhuna Bakara Sûresinden okunamasını tavsiye ederdi." (Beyhaki)


    "Cuma günleri anne babasının ya da onlardan birinin kabirierini ziyaret ederek başlarında Yasin okuyan kimseye Allah, okuduğu her harfe mukabil mağfiret ihsan eder" buyrulmuştur." (Gazalî, Deylemî'den naklen)


    İmam-ı Gazalî Hazretleri şöyle buyurur:
    "Mezarlıkta ölülere Kur'ân-ı Kerîm okumakta bir mahzur yoktur." (Ölüm Kabir Kıyamet)

    "Muhammed b. Ahmed-i Mervezî anlatıyor: İmam Ahmed b. Hanbel'den işittim, diyordu ki: "Mezarlığa girdiğiniz zaman Fâtiha'yı, Felâk ve Nas sûrelerini ve ihlâs sûresini okuyunuz, sevabını da mezarlıkta yatanlara bağışlayınız; çünkü okuduklarınızın sevabı onlara ulaşmaktadır." (Ölüm Kabir Kıyamet)


    Bediüzzaman Hazretleri ölülere okunan Kur'an'ın onlara ulaşacağını beyan etmenin de ötesine geçerek, bir tek surenin sevabının o kadar ölüye hem de bölünmeden nasıl ulaşacağına dair aklı ikna edici izahlar yapmıştır. Şöyle der:
    "Sual: Denildi ki: "Fatiha ve Yâsin ve hatm-i Kur'ânî gibi okunan virdler, kudsî şeyler bazan hadsiz ölmüş ve sağ insanlara bağışlanıyor. Halbuki böyle cüz'î birtek hediye ân-ı vâhidde (bir anda) hadsiz zatlara yetişmek ve her birisine aynı hediye düşmek, tavr-ı aklın haricindedir (akıl dışıdır)?"
    Elcevab: Fâtır-ı Hakîm (hikmetle yaratan Allah) nasılki unsur-u havayı (hava tabakasını) kelimelerin berk (şimşek) gibi intişarlarına ve tekessürlerine (yayılma ve çoğalmalarına) bir mezraa (tarla) ve bir vasıta yapmış;
    ve radyo vasıtasiyle bir minarede okunan ezan-ı Muhammedî (A.S.M.); umum (bütün) yerlerde ve umum insanlara aynı anda yetiştirmek gibi,
    öyle de: Okunan bir Fâtiha dahi, (meselâ) umum ehl-i îman emvatına (ölülerine) aynı anda yetiştirmek için hadsiz kudret ve nihayetsiz hikmetiyle mânevî âlemde, mânevî havada çok mânevî elektrikleri, mânevî radyoları sermiş, serpmiş; fıtrî telsiz telefonlarda istihdam ediyor, çalıştırıyor.
    Hem nasıl ki bir lâmba yansa, mukabilindeki (karşısındaki) binler aynaya herbirine tam bir lâmba girer. Aynen öyle de, bir Yâsin-i Şerif okunsa, milyonlar ruhlara hediye edilse, herbirine tam bir Yâsin-i Şerif düşer." (1. Şua)


  6. 16.Ocak.2011, 14:58
    3
    aziz83 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    "Sahabe âlimlerinden Abdullah bin Ömer, ölülerin ruhuna Bakara Sûresinden okunamasını tavsiye ederdi." (Beyhaki)

    Ehl-i sünnetin görüşü ölülere Kur'an okumakta bir sakınca olmadığı, aksine ölünün bundan faydalandığı yönündedir. Dört mezhebin ve İslam âlimlerinin fetvası bu yöndedir. Asırlardır da bu şekilde uygulanmaktadır.


    Çünkü Peygamberimiz (sav) ölülere Kur'an okumayı tavsiye etmiş, sahabeler de bunu uygulamış ve gelecek kuşaklara aktarmışlardır.Günümüzde birilerinin çıkıp hadislere ve asırlardır fetva verilip uygulanan çok sağlam bir meseleye karşı çıkmasının kıymeti yoktur.


    Bu konudaki bazı hadisler şöyledir:
    "Resulullah (sav), "Kuranın kalbi Yâsîn'dir. Bir kimse onu Allah'ı ve ahiret gününü murat ederek okursa Allah onu affeder. Onu ölülerinize okuyunuz." (Tirmizi)

    "Kim babasının veya anasının veya bunlardan birisinin kabrini Cuma günü ziyaret ederek orada Yasin Sûresini okursa, Allah kabir sahibini bağışlar." (İbni Mace)


    "Bir kimse mezarlığa girer de onbir kez "İhlâs" sûresini okur ve sevabını onlara (ölülere) hediye ederse Cenab-ı Allah, orada gömülü bulunanlar sayısınca kendisine hasenat yazar" (Nesei)


    "Ölen kimse kabrinin içinde boğulmak üzere olup da imdat isteyen kimse gibidir. Babasından yahut kardeşinden veya dostundan kendisine ulaşacak duayı beklemektedir. Nihayet dua kendisine ulaştığında bu duanın sevabı ona dünya ve dünyada bulunan her şeyden daha kıymetli olur. Muhakkak ki, hayatta olanların ölüler için hediyeleri dua ve istiğfardır." (Mişkatü'l-Mesabih)


    "Sahabe âlimlerinden Abdullah bin Ömer, ölülerin ruhuna Bakara Sûresinden okunamasını tavsiye ederdi." (Beyhaki)


    "Cuma günleri anne babasının ya da onlardan birinin kabirierini ziyaret ederek başlarında Yasin okuyan kimseye Allah, okuduğu her harfe mukabil mağfiret ihsan eder" buyrulmuştur." (Gazalî, Deylemî'den naklen)


    İmam-ı Gazalî Hazretleri şöyle buyurur:
    "Mezarlıkta ölülere Kur'ân-ı Kerîm okumakta bir mahzur yoktur." (Ölüm Kabir Kıyamet)

    "Muhammed b. Ahmed-i Mervezî anlatıyor: İmam Ahmed b. Hanbel'den işittim, diyordu ki: "Mezarlığa girdiğiniz zaman Fâtiha'yı, Felâk ve Nas sûrelerini ve ihlâs sûresini okuyunuz, sevabını da mezarlıkta yatanlara bağışlayınız; çünkü okuduklarınızın sevabı onlara ulaşmaktadır." (Ölüm Kabir Kıyamet)


    Bediüzzaman Hazretleri ölülere okunan Kur'an'ın onlara ulaşacağını beyan etmenin de ötesine geçerek, bir tek surenin sevabının o kadar ölüye hem de bölünmeden nasıl ulaşacağına dair aklı ikna edici izahlar yapmıştır. Şöyle der:
    "Sual: Denildi ki: "Fatiha ve Yâsin ve hatm-i Kur'ânî gibi okunan virdler, kudsî şeyler bazan hadsiz ölmüş ve sağ insanlara bağışlanıyor. Halbuki böyle cüz'î birtek hediye ân-ı vâhidde (bir anda) hadsiz zatlara yetişmek ve her birisine aynı hediye düşmek, tavr-ı aklın haricindedir (akıl dışıdır)?"
    Elcevab: Fâtır-ı Hakîm (hikmetle yaratan Allah) nasılki unsur-u havayı (hava tabakasını) kelimelerin berk (şimşek) gibi intişarlarına ve tekessürlerine (yayılma ve çoğalmalarına) bir mezraa (tarla) ve bir vasıta yapmış;
    ve radyo vasıtasiyle bir minarede okunan ezan-ı Muhammedî (A.S.M.); umum (bütün) yerlerde ve umum insanlara aynı anda yetiştirmek gibi,
    öyle de: Okunan bir Fâtiha dahi, (meselâ) umum ehl-i îman emvatına (ölülerine) aynı anda yetiştirmek için hadsiz kudret ve nihayetsiz hikmetiyle mânevî âlemde, mânevî havada çok mânevî elektrikleri, mânevî radyoları sermiş, serpmiş; fıtrî telsiz telefonlarda istihdam ediyor, çalıştırıyor.
    Hem nasıl ki bir lâmba yansa, mukabilindeki (karşısındaki) binler aynaya herbirine tam bir lâmba girer. Aynen öyle de, bir Yâsin-i Şerif okunsa, milyonlar ruhlara hediye edilse, herbirine tam bir Yâsin-i Şerif düşer." (1. Şua)





+ Yorum Gönder