Konusunu Oylayın.: Gıybet hakkında arapça-türkçe hadisi şerifler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 10 kişi
Gıybet hakkında arapça-türkçe hadisi şerifler
  1. 14.Ocak.2011, 15:16
    1
    Misafir

    Gıybet hakkında arapça-türkçe hadisi şerifler






    Gıybet hakkında arapça-türkçe hadisi şerifler Mumsema Giybet Ile Ilgili Mağlümat Arapça Yazılımlı ,mealli Ve Hadisi şerifler


  2. 14.Ocak.2011, 15:16
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 10.Haziran.2013, 18:41
    2
    mumsema
    Administrator

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Ocak.2007
    Üye No: 1
    Mesaj Sayısı: 10,075
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Gıybet hakkında arapça-türkçe hadisi şerifler




    Ğıybetle ilgili arapça hadisler

    السلام عليكــم ورحمـة الله وبركاتــه ،،

    الحمدلله والصلاة والسلام على رسول الله وعلى آله وصحبه أجمعين

    أتدرون ما الغيبة ؟ قالوا : الله ورسوله أعلم . قال : ذكرك أخاك بما يكره ، قيل : أفرأيت إن كان في أخي ما أقول ؟ قال : إن كان فيه ما تقول ، فقد اغتبته . وإن لم يكن فيه ، فقد بهته
    الراوي: أبو هريرة المحدث: مسلم - المصدر: المسند الصحيح - الصفحة أو الرقم: 2589
    خلاصة الدرجة: صحيح

    ****************************************
    - قلت للنبي صلى الله عليه وسلم : حسبك من صفية كذا وكذا . قال : غير مسدد ، تعني قصيرة . فقال : لقد قلت كلمة لو مزجت بماء البحر لمزجته . قالت : وحكيت له إنسانا . فقال : ما أحب أني حكيت إنسانا ، وأن لي كذا وكذا
    الراوي: عائشة المحدث: ابن دقيق العيد - المصدر: الاقتراح - الصفحة أو الرقم: 118
    خلاصة الدرجة: صحيح
    ****************************************
    3955 - لما عرج بي مررت بقوم لهم أظفار من نحاس يخمشون وجوههم وصدورهم فقلت : يا جبريل من هؤلاء ؟ قال : هؤلاء الذين يأكلون لحوم الناس ويقعون في أعراضهم
    الراوي: أنس بن مالك المحدث: ابن مفلح - المصدر: الآداب الشرعية - الصفحة أو الرقم: 1/31
    خلاصة الدرجة: صحيح

    *******************************************
    36301 - المسلم أخو المسلم لا يخونه ولا يكذبه ، ولا يخذله ، كل المسلم على المسلم حرام : عرضه وماله ودمه . التقوى ههنا . بحسب امرئ من الشر أن يحتقر أخاه المسلم
    الراوي: أبو هريرة المحدث: الألباني - المصدر: صحيح الترمذي - الصفحة أو الرقم: 1927
    خلاصة الدرجة: صحيح
    *****************************************
    1944 - لا تحاسدوا . ولا تناجشوا ، ولا تباغضوا ، ولا تدابروا ، ولا يبع بعضكم على بيع بعض . وكونوا ، عباد الله ! إخوانا . المسلم أخو المسلم . لا يظلمه ، ولا يخذله ، ولا يحقره . التقوى ههنا ، ويشير إلى صدره ثلاث مرات . بحسب امرئ من الشر أن يحقر أخاه المسلم . كل المسلم على المسلم حرام . دمه وماله وعرضه . وفي رواية : قال رسول الله صلى الله عليه وسلم . فذكر نحو حديث داود . وزاد . ونقص . ومما زاد فيه : إن الله لا ينظر إلى أجسادكم ولا إلى صوركم . ولكن ينظر إلى قلوبكم . وأشار بأصابعه إلى صدره .
    الراوي: أبو هريرة المحدث: مسلم - المصدر: المسند الصحيح - الصفحة أو الرقم: 2564
    خلاصة الدرجة: صحيح
    *********************


  4. 10.Haziran.2013, 18:41
    2
    Administrator



    Ğıybetle ilgili arapça hadisler

    السلام عليكــم ورحمـة الله وبركاتــه ،،

    الحمدلله والصلاة والسلام على رسول الله وعلى آله وصحبه أجمعين

    أتدرون ما الغيبة ؟ قالوا : الله ورسوله أعلم . قال : ذكرك أخاك بما يكره ، قيل : أفرأيت إن كان في أخي ما أقول ؟ قال : إن كان فيه ما تقول ، فقد اغتبته . وإن لم يكن فيه ، فقد بهته
    الراوي: أبو هريرة المحدث: مسلم - المصدر: المسند الصحيح - الصفحة أو الرقم: 2589
    خلاصة الدرجة: صحيح

    ****************************************
    - قلت للنبي صلى الله عليه وسلم : حسبك من صفية كذا وكذا . قال : غير مسدد ، تعني قصيرة . فقال : لقد قلت كلمة لو مزجت بماء البحر لمزجته . قالت : وحكيت له إنسانا . فقال : ما أحب أني حكيت إنسانا ، وأن لي كذا وكذا
    الراوي: عائشة المحدث: ابن دقيق العيد - المصدر: الاقتراح - الصفحة أو الرقم: 118
    خلاصة الدرجة: صحيح
    ****************************************
    3955 - لما عرج بي مررت بقوم لهم أظفار من نحاس يخمشون وجوههم وصدورهم فقلت : يا جبريل من هؤلاء ؟ قال : هؤلاء الذين يأكلون لحوم الناس ويقعون في أعراضهم
    الراوي: أنس بن مالك المحدث: ابن مفلح - المصدر: الآداب الشرعية - الصفحة أو الرقم: 1/31
    خلاصة الدرجة: صحيح

    *******************************************
    36301 - المسلم أخو المسلم لا يخونه ولا يكذبه ، ولا يخذله ، كل المسلم على المسلم حرام : عرضه وماله ودمه . التقوى ههنا . بحسب امرئ من الشر أن يحتقر أخاه المسلم
    الراوي: أبو هريرة المحدث: الألباني - المصدر: صحيح الترمذي - الصفحة أو الرقم: 1927
    خلاصة الدرجة: صحيح
    *****************************************
    1944 - لا تحاسدوا . ولا تناجشوا ، ولا تباغضوا ، ولا تدابروا ، ولا يبع بعضكم على بيع بعض . وكونوا ، عباد الله ! إخوانا . المسلم أخو المسلم . لا يظلمه ، ولا يخذله ، ولا يحقره . التقوى ههنا ، ويشير إلى صدره ثلاث مرات . بحسب امرئ من الشر أن يحقر أخاه المسلم . كل المسلم على المسلم حرام . دمه وماله وعرضه . وفي رواية : قال رسول الله صلى الله عليه وسلم . فذكر نحو حديث داود . وزاد . ونقص . ومما زاد فيه : إن الله لا ينظر إلى أجسادكم ولا إلى صوركم . ولكن ينظر إلى قلوبكم . وأشار بأصابعه إلى صدره .
    الراوي: أبو هريرة المحدث: مسلم - المصدر: المسند الصحيح - الصفحة أو الرقم: 2564
    خلاصة الدرجة: صحيح
    *********************


  5. 10.Haziran.2013, 18:45
    3
    mumsema
    Administrator

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Ocak.2007
    Üye No: 1
    Mesaj Sayısı: 10,075
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Gıybet hakkında arapça-türkçe hadisi şerifler

    Gıybet hakkın türkçe hadisler


    Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor:

    "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

    "Gıybetin ne olduğunu biliyor musunuz?"

    "Allah ve Resûlü daha iyi bilir!" dediler.

    Bunun üzerine:

    "Birinizin, kardeşini hoşlanmayacağı şeyle anmasıdır!" açıklamasını yaptı.

    Orada bulunan bir adam:

    "Ya benim söylediğim anda varsa, (Bu da mı gıybettir?)" dedi.

    Aleyhissalatu vesselam:

    "Eğer söylediğin onda varsa gıybetini yapmış oldun.
    Eğer söylediğin onda yoksa bir de bühtanda (iftirada) bulundun demektir."



    Ebu Davud, Edeb 40, (4874); Tirmizi, Birr 23, (1935); Müslim, Birr 70, (2589).


    "Ey Allah'ın Resûlü, sana Safiyye'deki şu şu hal yeter!" demiştim.
    (Bundan memnun kalmadı ve : )

    "Öyle bir kelime sarfettin ki, eğer o denize karıştırılsaydı
    (denizin suyuna galebe çalıp) ifsad edecekti" buyurdu.

    Hz. Aişe ilaveten der ki:

    "Ben Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a bir insanın (tahkir maksadıyla) taklidini yapmıştım. Bana hemen şunu söyledi:

    "Ben bir başkasını (kusuru sebebiyle söz veya fiille) taklid etmem.
    Hatta (buna mukabil) bana, şu şu kadar (pek çok dünyalık) verilse bile!"

    Ebu Davud, Edeb 40, (4875); Tirmizi, Sıfatu'l-Kıyame 52, (2503, 2504).

    Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor:

    "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

    "Mirac gecesinde, bakır tırnakları olan bir kavme uğradım. Bunlarla yüzlerini (ve göğüslerini) tırmalıyorlardı.

    "Ey Cebrail! Bunlar da kim?" diye sordum.

    "Bunlar, dedi, insanların etlerini yiyenler ve ırzlarını (şereflerini) payimal edenlerdir."


    Ebu Davud, Edeb 40, (4878, 4879).


    Müstevrid radıyallahu anh anlatıyor:

    "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

    "Kim bir müslüman(ı gıybet ve şerefini payimal etmek) sebebiyle tek lokma dahi yese,
    Allah ona mutlaka onun mislini cehennemden tattıracaktır.
    Kime de müslüman bir kimse(ye yaptığı iftira, gıybet gibi bir) sebeple (mükafaat olarak) bir elbise giydirilirse,
    Allah Teâla Hazretleri mutlaka, onun bir mislini cehennemden ona giydirecektir.
    Kim de (malı, makamı olan büyüklerden) bir adam sebebiyle bir makam elde eder (orada salâh ve takva sahibi bilinerek para ve makama konmak için riyakarlıklara girer)se
    Allah Teâla Hazretleri Kıyamet günü onu mürâiler makamına oturtarak
    (rezil eder ve mürailere münasib azabla azablandırır.)"


    Ebu Davud, Edeb 40, (4881).

    Muaz İbnu Esed el-Cüheni radıyallahu anh anlatıyor:

    "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

    "Kim bir mü'mini bir münafığa (gıybetçiye) karşı himaye ederse,
    Allah da onun için,
    Kıyamet günü, etini cehennem ateşinden koruyacak bir melek gönderir.

    Kim de müslümana kötülenmesini dileyerek bir iftira atarsa,
    Allah onu,
    Kıyamet günü, cehennem köprülerinden birinin üstünde,
    söylediğinin (günahından paklanıp) çıkıncaya kadar hapseder."

    Ebu Davud, Edeb 41, (4883).

    Hz. Cabir ve Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anhüma anlatıyor:

    "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

    "Ne fâsık ne de mücâhir (günahı açıktan işleyen) kimse için söylenen gıybet sayılmaz.
    Mücâhir olan hariç, bütün ümmetim affa mazhar olmuştur."

    Rezin ilavesidir. Buhari'de ikinci kısım mevcuttur.
    Edeb, 60; Müslim, zühd 52, (2990).


    Hz. Huzeyfe raadıyallahu anh anlatıyor:

    "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

    "Kattat (söz taşıyan) cennete girmeyecektir."

    Müslim'in rivayetinde "nemmâm cennete girmeyecektir" şeklinde gelmiştir.

    Buhari, Edeb 50, Müslim, İman 169, (105); Ebu Davud, Edeb 38, (4771); Tirmizi, Birr 79, (2027).


    İbnu Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor:



    "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:


    "Bana kimse, ashabımın birinden (canımı sıkacak bir) şey getirmesin.

    Zira ben, sizin karşınıza, içimde hiç bir şey olmadığı halde çıkmak istiyorum."



    Tirmizi, Menakıb (3893); Ebu Davud, Edeb 33, (4860).


  6. 10.Haziran.2013, 18:45
    3
    Administrator
    Gıybet hakkın türkçe hadisler


    Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor:

    "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

    "Gıybetin ne olduğunu biliyor musunuz?"

    "Allah ve Resûlü daha iyi bilir!" dediler.

    Bunun üzerine:

    "Birinizin, kardeşini hoşlanmayacağı şeyle anmasıdır!" açıklamasını yaptı.

    Orada bulunan bir adam:

    "Ya benim söylediğim anda varsa, (Bu da mı gıybettir?)" dedi.

    Aleyhissalatu vesselam:

    "Eğer söylediğin onda varsa gıybetini yapmış oldun.
    Eğer söylediğin onda yoksa bir de bühtanda (iftirada) bulundun demektir."



    Ebu Davud, Edeb 40, (4874); Tirmizi, Birr 23, (1935); Müslim, Birr 70, (2589).


    "Ey Allah'ın Resûlü, sana Safiyye'deki şu şu hal yeter!" demiştim.
    (Bundan memnun kalmadı ve : )

    "Öyle bir kelime sarfettin ki, eğer o denize karıştırılsaydı
    (denizin suyuna galebe çalıp) ifsad edecekti" buyurdu.

    Hz. Aişe ilaveten der ki:

    "Ben Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a bir insanın (tahkir maksadıyla) taklidini yapmıştım. Bana hemen şunu söyledi:

    "Ben bir başkasını (kusuru sebebiyle söz veya fiille) taklid etmem.
    Hatta (buna mukabil) bana, şu şu kadar (pek çok dünyalık) verilse bile!"

    Ebu Davud, Edeb 40, (4875); Tirmizi, Sıfatu'l-Kıyame 52, (2503, 2504).

    Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor:

    "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

    "Mirac gecesinde, bakır tırnakları olan bir kavme uğradım. Bunlarla yüzlerini (ve göğüslerini) tırmalıyorlardı.

    "Ey Cebrail! Bunlar da kim?" diye sordum.

    "Bunlar, dedi, insanların etlerini yiyenler ve ırzlarını (şereflerini) payimal edenlerdir."


    Ebu Davud, Edeb 40, (4878, 4879).


    Müstevrid radıyallahu anh anlatıyor:

    "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

    "Kim bir müslüman(ı gıybet ve şerefini payimal etmek) sebebiyle tek lokma dahi yese,
    Allah ona mutlaka onun mislini cehennemden tattıracaktır.
    Kime de müslüman bir kimse(ye yaptığı iftira, gıybet gibi bir) sebeple (mükafaat olarak) bir elbise giydirilirse,
    Allah Teâla Hazretleri mutlaka, onun bir mislini cehennemden ona giydirecektir.
    Kim de (malı, makamı olan büyüklerden) bir adam sebebiyle bir makam elde eder (orada salâh ve takva sahibi bilinerek para ve makama konmak için riyakarlıklara girer)se
    Allah Teâla Hazretleri Kıyamet günü onu mürâiler makamına oturtarak
    (rezil eder ve mürailere münasib azabla azablandırır.)"


    Ebu Davud, Edeb 40, (4881).

    Muaz İbnu Esed el-Cüheni radıyallahu anh anlatıyor:

    "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

    "Kim bir mü'mini bir münafığa (gıybetçiye) karşı himaye ederse,
    Allah da onun için,
    Kıyamet günü, etini cehennem ateşinden koruyacak bir melek gönderir.

    Kim de müslümana kötülenmesini dileyerek bir iftira atarsa,
    Allah onu,
    Kıyamet günü, cehennem köprülerinden birinin üstünde,
    söylediğinin (günahından paklanıp) çıkıncaya kadar hapseder."

    Ebu Davud, Edeb 41, (4883).

    Hz. Cabir ve Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anhüma anlatıyor:

    "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

    "Ne fâsık ne de mücâhir (günahı açıktan işleyen) kimse için söylenen gıybet sayılmaz.
    Mücâhir olan hariç, bütün ümmetim affa mazhar olmuştur."

    Rezin ilavesidir. Buhari'de ikinci kısım mevcuttur.
    Edeb, 60; Müslim, zühd 52, (2990).


    Hz. Huzeyfe raadıyallahu anh anlatıyor:

    "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

    "Kattat (söz taşıyan) cennete girmeyecektir."

    Müslim'in rivayetinde "nemmâm cennete girmeyecektir" şeklinde gelmiştir.

    Buhari, Edeb 50, Müslim, İman 169, (105); Ebu Davud, Edeb 38, (4771); Tirmizi, Birr 79, (2027).


    İbnu Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor:



    "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:


    "Bana kimse, ashabımın birinden (canımı sıkacak bir) şey getirmesin.

    Zira ben, sizin karşınıza, içimde hiç bir şey olmadığı halde çıkmak istiyorum."



    Tirmizi, Menakıb (3893); Ebu Davud, Edeb 33, (4860).





+ Yorum Gönder