Konusunu Oylayın.: İmam-ı Rabbani, Mektubatında "Mirza Bediüzzaman"'a Mektub gönderiyor bu Said Nursi'mi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
İmam-ı Rabbani, Mektubatında "Mirza Bediüzzaman"'a Mektub gönderiyor bu Said Nursi'mi
  1. 13.Ocak.2011, 11:56
    1
    Misafir

    İmam-ı Rabbani, Mektubatında "Mirza Bediüzzaman"'a Mektub gönderiyor bu Said Nursi'mi






    İmam-ı Rabbani, Mektubatında "Mirza Bediüzzaman"'a Mektub gönderiyor bu Said Nursi'mi Mumsema İmam-ı Rabbani, Mektubatında "Mirza Bediüzzaman" isimli birine mektub gönderiyor ama o tarihte "Mirza Bediüzzaman" adında kimse yaşamıyor bu Mektub Bediüzzaman Said Nursi'ye mi gönderilmiş Bediüzzaman'ın babasının adı'da Mirza lütfen acil lazım (


  2. 13.Ocak.2011, 11:56
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    İmam-ı Rabbani, Mektubatında "Mirza Bediüzzaman" isimli birine mektub gönderiyor ama o tarihte "Mirza Bediüzzaman" adında kimse yaşamıyor bu Mektub Bediüzzaman Said Nursi'ye mi gönderilmiş Bediüzzaman'ın babasının adı'da Mirza lütfen acil lazım (


    Benzer Konular

    - Yatsı namazının ilk sünnetinde, ka'de-i uladan ayağa kalkınca "Sübhaneke", "Euzü"

    - Said-i Nursi Hazretleri'nin "Tılsımlar mecmuası" kitabı neden toplatıldı ve gizlendi?

    - İmam Rabbani’nin Mektubat’ında geçen, "Dur Muhammed Allah namaz kılıyor" ifade

    - Namazda tekbir getirirken "Allah" lafzındaki "A" harfini ve Ekber kelimesindeki

    - Bediüzzaman Said Nursi "Hayatı Yazılı Resimli"

  3. 13.Ocak.2011, 12:32
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Yanıt: İmam-ı Rabbani, Mektubatında "Mirza Bediüzzaman"'a Mektub gönderiyor bu Said Nursi'mi




    Mektubat-ı Rabbani'de 2 mektub vardır ki Mirza Bediüzzaman'a denilerek yazılmıştır. Said Nursi'nin kendine aldığı bir ünvan Bediüzzaman. Mirza da Said Nursi'nin babasının adı. Sıkıntılı bir zamanında Said Nursi, Mektubat-ı Rabbani'den rastgele bir sayfa açmış; Mirza Bediüzzaman'a diye yazılan Mektuplara rast gelmiş, kendince bir ders çıkarmıştır. Ayrıntısı için bakınız: (Said Nursi: «İmam-ı Rabbânî’nin Mektubât kitabını gördüm, elime aldım. Halis bir tefe’ül ederek açtım. Acayiptendir ki bütün Mektubât’ında yalnız iki yerde ‘Bediüzzaman’ lâfzı var. O iki mektup bana birden açıldı. Pederimin ismi Mirza olduğundan, o mektupların başında ‘Mirza Bediüzzaman’a Mektup’ diye yazılı olarak gördüm. ‘Fesübhânallah’ dedim. ‘Bu bana hitap ediyor.’ O zaman Eski Said’in bir lâkabı ‘Bediüzzaman’dı. Hâlbuki, Hicretin üç yüz senesinde Bediüzzaman-ı Hemedânî’den başka o lâkapla iştihar etmiş zâtları bilmiyordum. Halbuki, İmam’ın zamanında dâhi öyle bir adam vardı ki, ona o iki mektubu yazmış. O zâtın hâli benim hâlime benziyormuş ki, o iki mektubu kendi derdime devâ buldum»)

    Ayrıca bakınız: http://www.sorularlarisale.com/index.php?s=article&aid=14532

    Nurcular da, Said Nursi'den başka Mirza Bediüzzaman yoktur; olmadığı için Mektubat-ı Rabbani 1. cild 74. ve 75. Mektuplar üstadımza yazılmıştır; İmam Rabbani üstadımızı tasdik ve tebrik ediyor, şeklinde anlamışlar ve böylece reklamlarında kullanmışlardır.
    Peki, gerçekten İmam Rabbani Hz. tarafından kendisine 2 kez Mektup yazılan Mirza Bediüzzaman kimdir?
    Mirza Bediüzzaman: Bu kişi Orta Asya'dan (Türkistan'dan Hindistan'a) uzanarak oraları fetheden Timur Han devamı BABUR ŞAH hanedanından silik nitelikte bir hükümdardır. İmam Rabbani Hz. döneminde yaşadığı için bazı meselelerde O'nun desteğini almak kasdıyle mektublar; armağanlar göndererek İmam Rabbani Hz.'den iltifat teveccüh bulmak istemiştir. Bu zat (bey) ile ilgili bilgiler bu hanedanın yıldız ismi BABUR ŞAH'ın tarihi belge niteliğindeki BABURNAME adlı bizzat kaleme aldığı hatıratında bol miktarda vardır.
    gelince bu isim de "Bey-Sultan-Prens" anlamında Azerbaycan'dan Pakistan'a kadar uzanan bölgede çok kullanılır.

    (Babur Şah hatıratında yazdıklarından anlaşılacağı üzere başta Ahmed Yesevi ve Ubeydullah AHRAR olamak üzere Piran-i İzam'a çok saygılı bir Han imiş. Hatta Ubeydullah Ahrar’ın FARSÇA Risale-i Validiyye adlı eserini Türkistan Türkçesine cevirmiştir. Bu risale Türkiye Türkçesi ile Türk Tarih Kurumu yayınları arasında da basıldı.)

    Evet, görüldüğü gibi Mirza Bediüzzaman lakablı bir "prense" (Beye) yazılan mektup vardır ve uyarılarla doludur. Mektup şöyle başlar: "Şerefli mektubunuz ve latif yazılarınız geldi." Peşinden dünyaya meyletme, dünyanın malına makamına aldanma, Resullullah Efendimize tabi ol, yoksa ahirette azaba uğrayanlardan oluruz şeklinde kendisine nasihat edilir. "Makam" ifadesi zaten Mirza diye anılan kimsenin bir "prens" olduğunu göstermektedir.

    İmam Rabbani Hz., ikinci mektubunu da şu sözlerle bitirir:

    "Bu fakirlere (Nakşibendi Sadatına) yakınlık göstererek yardım istiyorsunuz. Size müjdeler olsun! Sağlam olarak ve kazanarak geri dönersiniz. Fakat, bir şartı gözetmek lazımdır. O da, kalbi yalnız bir yere bağlamaktır. Kalbi birkaç yere bağlamak, insanı harab eder. “Bir yerde olan, her yere kavuşur. Heryere dağılan hiçbir yer bulamaz” sözü meşhurdur. Allah Teala, Muhammed aleyhisselamın nurlu caddesinde bulundursun. Doğru yolda olanlara ve Muhammed aleyhisselamın izinde bulunanlara selam olsun!"

    Neticede bu uyarıları ismi Mirza Bediüzzaman olsun olmasın, bütün Müslümanlar üzerine alabilir. Almalıdır da... Din nasihattir.


    Üstadımız, ordaki bir tevafukat'a dikkat çekiyor. Hem Abdukadir Geylani ve hem de İmam Rabbani hazretlerinin kitaplarından tefe'ül yapyor. İmam Rabbani hazretlerinin Mektubat'ında tefe'ül yapılan yerde iki kez Bediüzzaman ismi zikrediliyor. Bu bir tevafuktur. Mirza Bediüzzaman diye geçmesi ise, bu tevafuk'u daha da güçlendirmektedir. Çünkü Üstadımızın babasının adı Mirza'dır. İşte bu tevafuk hatırına Üstadımız, o mektupları kendine hitap ediyor gibi kabul ediyor. Bu tevafukun bir diğer tarafı da o zaman Bediüzzaman ismiyle bilinen bir kimsenin olmamasıdır.

    Bütün bu tavafukları topladığımızda ortaya, acaba İmam Rabbani durbin nazarıyla, kendisinden sonra gelecek bir zat'ı dikkate alarak bu mektubu yazmış olamaz mı? İmam Rabbani Hazretleri'nin bir keramati olamaz mı? Böyle bir yorumun ne gibi bir sakıncası olabilir ki tenkide tabi tutulsun.

    Başkasına hitap ediyor diyenlerin de yorumlarını hoş karşılamak lazımdır. Zira bu bir kanaat meselesidir. Kimse kimseyi kanaatinden dolayı yargılamamak icab eder.
    Alıntı...


  4. 13.Ocak.2011, 12:32
    2
    Silent and lonely rains



    Mektubat-ı Rabbani'de 2 mektub vardır ki Mirza Bediüzzaman'a denilerek yazılmıştır. Said Nursi'nin kendine aldığı bir ünvan Bediüzzaman. Mirza da Said Nursi'nin babasının adı. Sıkıntılı bir zamanında Said Nursi, Mektubat-ı Rabbani'den rastgele bir sayfa açmış; Mirza Bediüzzaman'a diye yazılan Mektuplara rast gelmiş, kendince bir ders çıkarmıştır. Ayrıntısı için bakınız: (Said Nursi: «İmam-ı Rabbânî’nin Mektubât kitabını gördüm, elime aldım. Halis bir tefe’ül ederek açtım. Acayiptendir ki bütün Mektubât’ında yalnız iki yerde ‘Bediüzzaman’ lâfzı var. O iki mektup bana birden açıldı. Pederimin ismi Mirza olduğundan, o mektupların başında ‘Mirza Bediüzzaman’a Mektup’ diye yazılı olarak gördüm. ‘Fesübhânallah’ dedim. ‘Bu bana hitap ediyor.’ O zaman Eski Said’in bir lâkabı ‘Bediüzzaman’dı. Hâlbuki, Hicretin üç yüz senesinde Bediüzzaman-ı Hemedânî’den başka o lâkapla iştihar etmiş zâtları bilmiyordum. Halbuki, İmam’ın zamanında dâhi öyle bir adam vardı ki, ona o iki mektubu yazmış. O zâtın hâli benim hâlime benziyormuş ki, o iki mektubu kendi derdime devâ buldum»)

    Ayrıca bakınız: http://www.sorularlarisale.com/index.php?s=article&aid=14532

    Nurcular da, Said Nursi'den başka Mirza Bediüzzaman yoktur; olmadığı için Mektubat-ı Rabbani 1. cild 74. ve 75. Mektuplar üstadımza yazılmıştır; İmam Rabbani üstadımızı tasdik ve tebrik ediyor, şeklinde anlamışlar ve böylece reklamlarında kullanmışlardır.
    Peki, gerçekten İmam Rabbani Hz. tarafından kendisine 2 kez Mektup yazılan Mirza Bediüzzaman kimdir?
    Mirza Bediüzzaman: Bu kişi Orta Asya'dan (Türkistan'dan Hindistan'a) uzanarak oraları fetheden Timur Han devamı BABUR ŞAH hanedanından silik nitelikte bir hükümdardır. İmam Rabbani Hz. döneminde yaşadığı için bazı meselelerde O'nun desteğini almak kasdıyle mektublar; armağanlar göndererek İmam Rabbani Hz.'den iltifat teveccüh bulmak istemiştir. Bu zat (bey) ile ilgili bilgiler bu hanedanın yıldız ismi BABUR ŞAH'ın tarihi belge niteliğindeki BABURNAME adlı bizzat kaleme aldığı hatıratında bol miktarda vardır.
    gelince bu isim de "Bey-Sultan-Prens" anlamında Azerbaycan'dan Pakistan'a kadar uzanan bölgede çok kullanılır.

    (Babur Şah hatıratında yazdıklarından anlaşılacağı üzere başta Ahmed Yesevi ve Ubeydullah AHRAR olamak üzere Piran-i İzam'a çok saygılı bir Han imiş. Hatta Ubeydullah Ahrar’ın FARSÇA Risale-i Validiyye adlı eserini Türkistan Türkçesine cevirmiştir. Bu risale Türkiye Türkçesi ile Türk Tarih Kurumu yayınları arasında da basıldı.)

    Evet, görüldüğü gibi Mirza Bediüzzaman lakablı bir "prense" (Beye) yazılan mektup vardır ve uyarılarla doludur. Mektup şöyle başlar: "Şerefli mektubunuz ve latif yazılarınız geldi." Peşinden dünyaya meyletme, dünyanın malına makamına aldanma, Resullullah Efendimize tabi ol, yoksa ahirette azaba uğrayanlardan oluruz şeklinde kendisine nasihat edilir. "Makam" ifadesi zaten Mirza diye anılan kimsenin bir "prens" olduğunu göstermektedir.

    İmam Rabbani Hz., ikinci mektubunu da şu sözlerle bitirir:

    "Bu fakirlere (Nakşibendi Sadatına) yakınlık göstererek yardım istiyorsunuz. Size müjdeler olsun! Sağlam olarak ve kazanarak geri dönersiniz. Fakat, bir şartı gözetmek lazımdır. O da, kalbi yalnız bir yere bağlamaktır. Kalbi birkaç yere bağlamak, insanı harab eder. “Bir yerde olan, her yere kavuşur. Heryere dağılan hiçbir yer bulamaz” sözü meşhurdur. Allah Teala, Muhammed aleyhisselamın nurlu caddesinde bulundursun. Doğru yolda olanlara ve Muhammed aleyhisselamın izinde bulunanlara selam olsun!"

    Neticede bu uyarıları ismi Mirza Bediüzzaman olsun olmasın, bütün Müslümanlar üzerine alabilir. Almalıdır da... Din nasihattir.


    Üstadımız, ordaki bir tevafukat'a dikkat çekiyor. Hem Abdukadir Geylani ve hem de İmam Rabbani hazretlerinin kitaplarından tefe'ül yapyor. İmam Rabbani hazretlerinin Mektubat'ında tefe'ül yapılan yerde iki kez Bediüzzaman ismi zikrediliyor. Bu bir tevafuktur. Mirza Bediüzzaman diye geçmesi ise, bu tevafuk'u daha da güçlendirmektedir. Çünkü Üstadımızın babasının adı Mirza'dır. İşte bu tevafuk hatırına Üstadımız, o mektupları kendine hitap ediyor gibi kabul ediyor. Bu tevafukun bir diğer tarafı da o zaman Bediüzzaman ismiyle bilinen bir kimsenin olmamasıdır.

    Bütün bu tavafukları topladığımızda ortaya, acaba İmam Rabbani durbin nazarıyla, kendisinden sonra gelecek bir zat'ı dikkate alarak bu mektubu yazmış olamaz mı? İmam Rabbani Hazretleri'nin bir keramati olamaz mı? Böyle bir yorumun ne gibi bir sakıncası olabilir ki tenkide tabi tutulsun.

    Başkasına hitap ediyor diyenlerin de yorumlarını hoş karşılamak lazımdır. Zira bu bir kanaat meselesidir. Kimse kimseyi kanaatinden dolayı yargılamamak icab eder.
    Alıntı...


  5. 13.Ocak.2011, 12:37
    3
    ehli-sunnet
    Feseyekfikehumullah

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Eylül.2010
    Üye No: 79032
    Mesaj Sayısı: 2,015
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21
    Bulunduğu yer: Uzaklardan..

    Yanıt: İmam-ı Rabbani, Mektubatında "Mirza Bediüzzaman"'a Mektub gönderiyor bu Said Nursi'mi

    Peki, gerçekten İmam Rabbani Hz. tarafından kendisine 2 kez Mektup yazılan Mirza Bediüzzaman kimdir?
    Mirza Bediüzzaman: Bu kişi Orta Asya'dan (Türkistan'dan Hindistan'a) uzanarak oraları fetheden Timur Han devamı BABUR ŞAH hanedanından silik nitelikte bir hükümdardır. İmam Rabbani Hz. döneminde yaşadığı için bazı meselelerde O'nun desteğini almak kasdıyle mektublar; armağanlar göndererek İmam Rabbani Hz.'den iltifat teveccüh bulmak istemiştir. Bu zat (bey) ile ilgili bilgiler bu hanedanın yıldız ismi BABUR ŞAH'ın tarihi belge niteliğindeki BABURNAME adlı bizzat kaleme aldığı hatıratında bol miktarda vardır.
    MİRZA kelimesine gelince bu isim de "Bey-Sultan-Prens" anlamında Azerbaycan'dan Pakistan'a kadar uzanan bölgede çok kullanılır.

    (Babur Şah hatıratında yazdıklarından anlaşılacağı üzere başta Ahmed Yesevi ve Ubeydullah AHRAR olamak üzere Piran-i İzam'a çok saygılı bir Han imiş. Hatta Ubeydullah Ahrar’ın FARSÇA Risale-i Validiyye adlı eserini Türkistan Türkçesine cevirmiştir. Bu risale Türkiye Türkçesi ile Türk Tarih Kurumu yayınları arasında da basıldı.)

    Evet, görüldüğü gibi Mirza Bediüzzaman lakablı bir "prense" (Beye) yazılan mektup vardır ve uyarılarla doludur. Mektup şöyle başlar: "Şerefli mektubunuz ve latif yazılarınız geldi." Peşinden dünyaya meyletme, dünyanın malına makamına aldanma, Resullullah Efendimize tabi ol, yoksa ahirette azaba uğrayanlardan oluruz şeklinde kendisine nasihat edilir. "Makam" ifadesi zaten Mirza diye anılan kimsenin bir "prens" olduğunu göstermektedir.

    İmam Rabbani Hz., ikinci mektubunu da şu sözlerle bitirir:

    "Bu fakirlere (Nakşibendi Sadatına) yakınlık göstererek yardım istiyorsunuz. Size müjdeler olsun! Sağlam olarak ve kazanarak geri dönersiniz. Fakat, bir şartı gözetmek lazımdır. O da, kalbi yalnız bir yere bağlamaktır. Kalbi birkaç yere bağlamak, insanı harab eder. “Bir yerde olan, her yere kavuşur. Heryere dağılan hiçbir yer bulamaz” sözü meşhurdur. Allah Teala, Muhammed aleyhisselamın nurlu caddesinde bulundursun. Doğru yolda olanlara ve Muhammed aleyhisselamın izinde bulunanlara selam olsun!"

    Neticede bu uyarıları ismi Mirza Bediüzzaman olsun olmasın, bütün Müslümanlar üzerine alabilir. Almalıdır da... Din nasihattir.

    Fakat bu mübarek Mektuplar, nurcuların yansıttığı gibi, merhum Said Nursi'ye 400 sene öncesinden gönderilmiş, onu ve tarzını tasdik eder değildir


  6. 13.Ocak.2011, 12:37
    3
    Feseyekfikehumullah
    Peki, gerçekten İmam Rabbani Hz. tarafından kendisine 2 kez Mektup yazılan Mirza Bediüzzaman kimdir?
    Mirza Bediüzzaman: Bu kişi Orta Asya'dan (Türkistan'dan Hindistan'a) uzanarak oraları fetheden Timur Han devamı BABUR ŞAH hanedanından silik nitelikte bir hükümdardır. İmam Rabbani Hz. döneminde yaşadığı için bazı meselelerde O'nun desteğini almak kasdıyle mektublar; armağanlar göndererek İmam Rabbani Hz.'den iltifat teveccüh bulmak istemiştir. Bu zat (bey) ile ilgili bilgiler bu hanedanın yıldız ismi BABUR ŞAH'ın tarihi belge niteliğindeki BABURNAME adlı bizzat kaleme aldığı hatıratında bol miktarda vardır.
    MİRZA kelimesine gelince bu isim de "Bey-Sultan-Prens" anlamında Azerbaycan'dan Pakistan'a kadar uzanan bölgede çok kullanılır.

    (Babur Şah hatıratında yazdıklarından anlaşılacağı üzere başta Ahmed Yesevi ve Ubeydullah AHRAR olamak üzere Piran-i İzam'a çok saygılı bir Han imiş. Hatta Ubeydullah Ahrar’ın FARSÇA Risale-i Validiyye adlı eserini Türkistan Türkçesine cevirmiştir. Bu risale Türkiye Türkçesi ile Türk Tarih Kurumu yayınları arasında da basıldı.)

    Evet, görüldüğü gibi Mirza Bediüzzaman lakablı bir "prense" (Beye) yazılan mektup vardır ve uyarılarla doludur. Mektup şöyle başlar: "Şerefli mektubunuz ve latif yazılarınız geldi." Peşinden dünyaya meyletme, dünyanın malına makamına aldanma, Resullullah Efendimize tabi ol, yoksa ahirette azaba uğrayanlardan oluruz şeklinde kendisine nasihat edilir. "Makam" ifadesi zaten Mirza diye anılan kimsenin bir "prens" olduğunu göstermektedir.

    İmam Rabbani Hz., ikinci mektubunu da şu sözlerle bitirir:

    "Bu fakirlere (Nakşibendi Sadatına) yakınlık göstererek yardım istiyorsunuz. Size müjdeler olsun! Sağlam olarak ve kazanarak geri dönersiniz. Fakat, bir şartı gözetmek lazımdır. O da, kalbi yalnız bir yere bağlamaktır. Kalbi birkaç yere bağlamak, insanı harab eder. “Bir yerde olan, her yere kavuşur. Heryere dağılan hiçbir yer bulamaz” sözü meşhurdur. Allah Teala, Muhammed aleyhisselamın nurlu caddesinde bulundursun. Doğru yolda olanlara ve Muhammed aleyhisselamın izinde bulunanlara selam olsun!"

    Neticede bu uyarıları ismi Mirza Bediüzzaman olsun olmasın, bütün Müslümanlar üzerine alabilir. Almalıdır da... Din nasihattir.

    Fakat bu mübarek Mektuplar, nurcuların yansıttığı gibi, merhum Said Nursi'ye 400 sene öncesinden gönderilmiş, onu ve tarzını tasdik eder değildir


  7. 11.Şubat.2016, 00:41
    4
    Misafir

    Cevap: İmam-ı Rabbani, Mektubatında "Mirza Bediüzzaman"'a Mektub gönderiyor bu Said Nursi'mi

    Mirza açılımı tartışılır peki bediuzaman lafzı o tarihte bahsetmiş olduğunuz prenste varmıydı tarihte kaç tane bediuzaman vardı üstadı işaret etiği anlamak mana aklına çok yakın


  8. 11.Şubat.2016, 00:41
    4
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Mirza açılımı tartışılır peki bediuzaman lafzı o tarihte bahsetmiş olduğunuz prenste varmıydı tarihte kaç tane bediuzaman vardı üstadı işaret etiği anlamak mana aklına çok yakın





+ Yorum Gönder