Konusunu Oylayın.: Camide hocanın görevi nedir

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Camide hocanın görevi nedir
  1. 11.Ocak.2011, 21:00
    1
    Misafir

    Camide hocanın görevi nedir






    Camide hocanın görevi nedir Mumsema camide hocanın görevi


  2. 11.Ocak.2011, 21:00
    1
    ertan8876 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    ertan8876
    Misafir



  3. 11.Ocak.2011, 21:53
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Yanıt: Camide hocanın görevi nedir




    imamlar....

    Önde bulunan zat, kendisine uyulan kimse, önder. İmam kelimesi tekil olarak Kur'an-ı Kerim'de sekiz yerde geçmektedir (el-Bakara, 2/124; Hûd, 11/17; el-Hicr, 15/79; el-İsrâ, 17/71; el-Furkân, 25/74; Yasîn, 36/12; el-Ahkâf, 46/12). Çoğul olarak "eimme" şeklinde de beş yerde geçmektedir (et-Tevbe, 9/12; el-Enbiyâ, 21/73; el-Kasas, 28/5, 41; es-Secde, 32/24). İmam kelimesi bu ayetlerde şu anlamlarda kullanılmıştır:
    Allah Teâlâ Hz. İbrahim'den bahsederken; "Seni insanlara imam (önder) kılacağım" (el-Bakara, 2/124) buyurmuştur.
    Allah iyi kullarından bahsederken: onların: "Bizi, Allah'a karşı gelmek fen sakınanlara imam (önder) yap" (el-Furkân, 25/74) dediklerini nakleder.
    "Eğer antlaşmalarından sonra yeminlerini bozarlar, dinimize dil uzatırlarsa, küfrün imamları (önderleri)yle savaşın" (et-Tevbe, 9/12).
    Bu ayet-i kerime, küfre öncülük yapanlara da imam denilebileceğini gösterir.
    "Önlerinde Musa'nın kitabı imam (önder, rehber) ve rahmet olarak bulunanlar..." (Hûd, 11/17).
    Ayette, insanların uyduğu kitap ve benzeri şeyler için de imam ifadesi kullanılmıştır. Buna göre devlet başkanına, halifeye bir birlik komutanına, bir toplumun öncüsüne de imam denir.
    İnsanlar kendilerine uyup fikirleri etrafında toplandıkları için, büyük İslâm bilginlerine, müctehidlere de imam denmiştir. İmam Azam, İmam Şâfiî, İmam Mâlik gibi.
    Şiîler ise "İmam" tabirini daha değişik anlamlarda kullanmışlardır. (Daha geniş bilgi için bk. Hilâfet ve Ca'feriyye mad.).
    Terim olarak fıkıhta imam; cemaatin önüne geçip onlara namaz kıldıran kimseye denir. İmamın yapmış olduğu göreve de imamet denir. İmamlık faziletli bir görevdir. Peygamber efendimiz ve kendisinden sonra gelen râşid halifeler bu görevi yapmışlardır. Gelişi güzel herkes bu görevi yapamaz. İmam olabilmek için bir takım şartlar vardır. Bunlar;
    1- Müslüman olmak. Müslüman olmayanlar imam olamaz. Fâsık ve bid'at sahibi kimselerin imam olması ise tahrimen mekruhtur.
    2- Erkek olmak. Kadının imam olması caiz değildir. Ancak kadının kadınlara imam olması kerahetle caizdir. Bu durumda imam olan kadın öne geçmez, cemaat olan kadınların sağında bulunur.
    3- Akıllı olmak. Akıl hastasının imamlığı caiz değildir.
    4- Erginlik çağına ermiş olmak. Erginlik çağına ermemiş olan çocuğun büyüklere imam olması caiz değildir. Ancak kendisi gibi çocuklara imam olabilir.
    5- Özürlü olmamak. İdrarı tutamamak, devamlı olarak burundan veya yaradan kan gelmesi gibi durumlar birer özürdür. Bu gibi özürleri olan kimseler imam olamazlar. Ancak aynı cins özre sahip olanlara imam olabilirler. Özürleri farklı ise imam olması caiz değildir.
    6- Namaz sahih olacak kadar ezbere düzgün Kur'an okumasını bilmek. Okuma yazma bilmeyenlere "Ümmî" denir. Ümmî kendisi gibi olanlara imam olabilir. Ümmînin ümmîye imamlığı caizdir. Kur'an'ı iyi okuyamayanların, iyi okuyanlara imam olması sahih değildir.
    Camide namaz kıldırmak, görevli olan imamın hakkıdır.
    Evde ev sahibinin kıldırması daha uygundur.
    Cemaatle namaz kılacaklar arasında ev sahibi, görevli bir imam veya yetkili amir yoksa, sırasıyla şunlar imam olurlar:
    1- Namazın hükümlerini en iyi bilen,
    2- Kur'an-ı Kerimi en güzel okuyan,
    3- En fazla günahlardan sakınan.
    4- En yaşlı olan,
    5- Ahlâkı en güzel olan,
    6- Yüzü daha çok nurlu olan
    7- Sesi en güzel olan,
    8- Elbisesi daha temiz olan.
    Bütün bu hususlarda eşit olurlarsa aralarında kur'a çekilir ya da cemaat onlardan birisini imamlığa seçer.
    Abdullah YÜCEL



  4. 11.Ocak.2011, 21:53
    2
    Silent and lonely rains



    imamlar....

    Önde bulunan zat, kendisine uyulan kimse, önder. İmam kelimesi tekil olarak Kur'an-ı Kerim'de sekiz yerde geçmektedir (el-Bakara, 2/124; Hûd, 11/17; el-Hicr, 15/79; el-İsrâ, 17/71; el-Furkân, 25/74; Yasîn, 36/12; el-Ahkâf, 46/12). Çoğul olarak "eimme" şeklinde de beş yerde geçmektedir (et-Tevbe, 9/12; el-Enbiyâ, 21/73; el-Kasas, 28/5, 41; es-Secde, 32/24). İmam kelimesi bu ayetlerde şu anlamlarda kullanılmıştır:
    Allah Teâlâ Hz. İbrahim'den bahsederken; "Seni insanlara imam (önder) kılacağım" (el-Bakara, 2/124) buyurmuştur.
    Allah iyi kullarından bahsederken: onların: "Bizi, Allah'a karşı gelmek fen sakınanlara imam (önder) yap" (el-Furkân, 25/74) dediklerini nakleder.
    "Eğer antlaşmalarından sonra yeminlerini bozarlar, dinimize dil uzatırlarsa, küfrün imamları (önderleri)yle savaşın" (et-Tevbe, 9/12).
    Bu ayet-i kerime, küfre öncülük yapanlara da imam denilebileceğini gösterir.
    "Önlerinde Musa'nın kitabı imam (önder, rehber) ve rahmet olarak bulunanlar..." (Hûd, 11/17).
    Ayette, insanların uyduğu kitap ve benzeri şeyler için de imam ifadesi kullanılmıştır. Buna göre devlet başkanına, halifeye bir birlik komutanına, bir toplumun öncüsüne de imam denir.
    İnsanlar kendilerine uyup fikirleri etrafında toplandıkları için, büyük İslâm bilginlerine, müctehidlere de imam denmiştir. İmam Azam, İmam Şâfiî, İmam Mâlik gibi.
    Şiîler ise "İmam" tabirini daha değişik anlamlarda kullanmışlardır. (Daha geniş bilgi için bk. Hilâfet ve Ca'feriyye mad.).
    Terim olarak fıkıhta imam; cemaatin önüne geçip onlara namaz kıldıran kimseye denir. İmamın yapmış olduğu göreve de imamet denir. İmamlık faziletli bir görevdir. Peygamber efendimiz ve kendisinden sonra gelen râşid halifeler bu görevi yapmışlardır. Gelişi güzel herkes bu görevi yapamaz. İmam olabilmek için bir takım şartlar vardır. Bunlar;
    1- Müslüman olmak. Müslüman olmayanlar imam olamaz. Fâsık ve bid'at sahibi kimselerin imam olması ise tahrimen mekruhtur.
    2- Erkek olmak. Kadının imam olması caiz değildir. Ancak kadının kadınlara imam olması kerahetle caizdir. Bu durumda imam olan kadın öne geçmez, cemaat olan kadınların sağında bulunur.
    3- Akıllı olmak. Akıl hastasının imamlığı caiz değildir.
    4- Erginlik çağına ermiş olmak. Erginlik çağına ermemiş olan çocuğun büyüklere imam olması caiz değildir. Ancak kendisi gibi çocuklara imam olabilir.
    5- Özürlü olmamak. İdrarı tutamamak, devamlı olarak burundan veya yaradan kan gelmesi gibi durumlar birer özürdür. Bu gibi özürleri olan kimseler imam olamazlar. Ancak aynı cins özre sahip olanlara imam olabilirler. Özürleri farklı ise imam olması caiz değildir.
    6- Namaz sahih olacak kadar ezbere düzgün Kur'an okumasını bilmek. Okuma yazma bilmeyenlere "Ümmî" denir. Ümmî kendisi gibi olanlara imam olabilir. Ümmînin ümmîye imamlığı caizdir. Kur'an'ı iyi okuyamayanların, iyi okuyanlara imam olması sahih değildir.
    Camide namaz kıldırmak, görevli olan imamın hakkıdır.
    Evde ev sahibinin kıldırması daha uygundur.
    Cemaatle namaz kılacaklar arasında ev sahibi, görevli bir imam veya yetkili amir yoksa, sırasıyla şunlar imam olurlar:
    1- Namazın hükümlerini en iyi bilen,
    2- Kur'an-ı Kerimi en güzel okuyan,
    3- En fazla günahlardan sakınan.
    4- En yaşlı olan,
    5- Ahlâkı en güzel olan,
    6- Yüzü daha çok nurlu olan
    7- Sesi en güzel olan,
    8- Elbisesi daha temiz olan.
    Bütün bu hususlarda eşit olurlarsa aralarında kur'a çekilir ya da cemaat onlardan birisini imamlığa seçer.
    Abdullah YÜCEL



  5. 11.Ocak.2011, 22:20
    3
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Yanıt: Camide hocanın görevi nedir

    İmam: Kelime olarak önder, devlet başkanı gibi anlamları vardır. Hz. Peygamber zamanında bir yere öğretici olarak gönderilen kişi, aynı zamanda onların imamlığını da yapmakta idi. Hz. Peygamber Kur'an'ı en güzel okuyanı yaşça küçük de olsa imam tayin etmiştir. Atadığı valiler aynı zamanda merkezî câmiin imamlığını da yapmakta idi. Câmi imamlarının namaz kıldırma dışında başka birçok görevleri de vardır.
    Müezzin: Vakti geldiğinde ezan okur ve câmi içinde diğer müezzinlik görevlerini yerine getirir. Hz. Peygamber (s.a.s) müezzinleri Bilâl, Sa'd b. Karaz gibi sesi güzel olanlardan seçmiştir.
    Vâiz: Namaz vakitlerinden önce bilhassa cuma, bayram ve terâvih önceleri halkı çeşitli konularda aydınlatan, nasihat eden kimselerdir. Câmilerde va'z âdeti, Hz. Ömer zamanında başlamıştır. Bu görevi ilk ifâ eden Temim ed-Dârî olmuştur.
    Kayyum: Câmilerin temiz ve düzenli olmasını sağlayan görevlilerdir. Hz. Peygamber (s.a.s) mescidlerin temizliğine çok önem vermiştir. O hayatta iken mescidi süpüren bir kadıncağız vardı. Vefatı kendisine haber verilmeden defnedildi. Rasûlullah bu duruma çok üzülmüş ve onun mezarı başında namaz kılmıştır. Onu Cennet'te mescidin kırıntılarını süpürürken gördüğünü haber vermiştir. (Buhârî, Salat, 8/72).
    Câmilerde genel olarak bu dört grup görev yapmakla beraber, bilhassa Osmanlıların yükselme çağında bu sayı otuza kadar yaklaşmaktadır. Vakfiyelerde zikredilen görevlilerden bazıları şunlardır: Hatip, ecza-han, devirhan, ders-i âmm, ferrâş, şeyhu'l-kurrâ, müderris, bevvâb, naat-han, muhaddis, hâfız-ı kütüp, kandilci, buhurî, mahyacı, şifâ-i şerif hocası... (Ziya Kazıcı, İslâmî ve Sosyal Açıdan Vakıflar, İstanbul 1985).
    Fonksiyonları: Câmilerin fonksiyonları, a) Mabed, b) Yönetim merkezi, c) İlim ve kültür merkezi olarak üç grupta mütalâa etmek mümkündür.
    a) Mabed olarak: Esas itibariyle mescidler içinde ibadet edilmek üzere inşa edilmişlerdir. Bu itibarla kudsiyet kazanmışlar ve "Allah'ın evi" adını almışlardır. Kur'an Allah'ın adının anılması için yapıldığını belirtmektedir (Cin, 72/18). İslâm dini toplu ibadeti teşvik etmiştir. Cemaatle kılınan namaz, yalnız kılınandan 25-27 derece daha üstün tutulmuştur. Her renkten ve sınıftan insanın bir araya gelip omuz omuza ibadet etmeleri, sosyal dayanışmanın sağlanmasında önemli bir faktör olmuştur.
    b) Yönetim Merkezi Olarak: Hz. Peygamber (s.a.s)'in nübüvvet görevi yanında, devlet başkanlığı, hâkimlik, komutanlık gibi görevleri de vardı. Bu görevler, İslâm devlet başkanının görevleridir. Medine'deki Mescid-i Nebevî O'nun bu görevlerine uygun olarak devletin idare merkezi özelliği taşımakta idi. Elçiler orada karşılanır, Bazen orada misafir edilir, ordu orada teçhiz edilip sefere gönderilir, dâvâlara orada bakılır, devletin hazinesi orada muhafaza edilir ve sarfedilmesi gereken yerlere oradan sarfedilirdi. Câmilerin bu görevleri vilâyetler düzeyinde de aynı idi. Câmiler halkın birbirleriyle ve devletle kaynaştığı bir yer durumundaydı. İlk Osmanlı câmileri de bir devlet merkezi olarak plânlanmış ve bu görev için kullanılmışlardır.
    c) Bir İlim ve Kültür Merkezi Olarak: Hiç bir din İslâm kadar ilme önem vermemiştir. Kendisinin "muallim" olarak gönderildiğini ifade eden Hz. Peygamber (s.a.s) Mescid-i Nebevî'deki "Suffe" ile, üniversitelerin ilk temelini atmıştır. Suffe yatılı bir üniversite özelliği taşımakta idi. Hz. Peygamber (s.a.s)'le başlayan ders halkaları değişik ilim dallarını da içine alarak yüzyıllarca, mescidlerde devam etmiştir. Hz. Peygamber zamanında değişik sosyal amaçlar için de kullanılan mescid (câmi) bir çok müessesenin temelini oluşturur. Câmilere sığamaz hale gelen bu müesseseler daha sonra külliyeleri meydana getirmiştir. Zamanla câmiler, herkesin okuması için eserlerinirı bir nüshasını buralara bırakan müellifler sayesinde, bir kütüphane hizmeti de vermişlerdir. Satın alınan kitaplarla zenginleştirilen bu kütüphaneler, "hâfız-ı kütüp" adı verilen memurlarca idare ediliyordu. Böylece câmiler ruh ve maddenin bütünleştiği bir merkez durumundaydı.
    Câmi Âdâbı: Allah (c.c.): "Ey Âdem oğulları, her mescidde zînetlerinizi takının." (el-Araf 7/31) buyurmaktadır. "Zînet"ten maksat edeptir. Câmilerin ilk yapılış gayesi Allah'a ibadettir. Bu bakımdan ibadet esnasında, cemaati rahatsız edecek derecede yüksek sesle konuşmak, soğan-sarımsak gibi kokusu çirkin görülen şeyler yenilerek câmiye gelmek, safları çiğneyerek ileriye geçmeye çalışmak vb. davranışlar hoş karşılanmamıştır. Hz. Peygamber (s.a.s) mescidlere girerken sağ ayağı ile girer ve (euzü billahi azimi vebacehehe ekrame vesalihinehü agdıma eşşeydani ercaim) diye dua ederdi. Mescidlere girildiğinde iki rekat "tahiyyetü'l-mescid"* (câmiye hürmet) namazı kılmak Hz. Peygamber'in sünnetidir. (İbn Kesir, Tefsir, V, 106)
    Nebi BOZKURT


  6. 11.Ocak.2011, 22:20
    3
    Silent and lonely rains
    İmam: Kelime olarak önder, devlet başkanı gibi anlamları vardır. Hz. Peygamber zamanında bir yere öğretici olarak gönderilen kişi, aynı zamanda onların imamlığını da yapmakta idi. Hz. Peygamber Kur'an'ı en güzel okuyanı yaşça küçük de olsa imam tayin etmiştir. Atadığı valiler aynı zamanda merkezî câmiin imamlığını da yapmakta idi. Câmi imamlarının namaz kıldırma dışında başka birçok görevleri de vardır.
    Müezzin: Vakti geldiğinde ezan okur ve câmi içinde diğer müezzinlik görevlerini yerine getirir. Hz. Peygamber (s.a.s) müezzinleri Bilâl, Sa'd b. Karaz gibi sesi güzel olanlardan seçmiştir.
    Vâiz: Namaz vakitlerinden önce bilhassa cuma, bayram ve terâvih önceleri halkı çeşitli konularda aydınlatan, nasihat eden kimselerdir. Câmilerde va'z âdeti, Hz. Ömer zamanında başlamıştır. Bu görevi ilk ifâ eden Temim ed-Dârî olmuştur.
    Kayyum: Câmilerin temiz ve düzenli olmasını sağlayan görevlilerdir. Hz. Peygamber (s.a.s) mescidlerin temizliğine çok önem vermiştir. O hayatta iken mescidi süpüren bir kadıncağız vardı. Vefatı kendisine haber verilmeden defnedildi. Rasûlullah bu duruma çok üzülmüş ve onun mezarı başında namaz kılmıştır. Onu Cennet'te mescidin kırıntılarını süpürürken gördüğünü haber vermiştir. (Buhârî, Salat, 8/72).
    Câmilerde genel olarak bu dört grup görev yapmakla beraber, bilhassa Osmanlıların yükselme çağında bu sayı otuza kadar yaklaşmaktadır. Vakfiyelerde zikredilen görevlilerden bazıları şunlardır: Hatip, ecza-han, devirhan, ders-i âmm, ferrâş, şeyhu'l-kurrâ, müderris, bevvâb, naat-han, muhaddis, hâfız-ı kütüp, kandilci, buhurî, mahyacı, şifâ-i şerif hocası... (Ziya Kazıcı, İslâmî ve Sosyal Açıdan Vakıflar, İstanbul 1985).
    Fonksiyonları: Câmilerin fonksiyonları, a) Mabed, b) Yönetim merkezi, c) İlim ve kültür merkezi olarak üç grupta mütalâa etmek mümkündür.
    a) Mabed olarak: Esas itibariyle mescidler içinde ibadet edilmek üzere inşa edilmişlerdir. Bu itibarla kudsiyet kazanmışlar ve "Allah'ın evi" adını almışlardır. Kur'an Allah'ın adının anılması için yapıldığını belirtmektedir (Cin, 72/18). İslâm dini toplu ibadeti teşvik etmiştir. Cemaatle kılınan namaz, yalnız kılınandan 25-27 derece daha üstün tutulmuştur. Her renkten ve sınıftan insanın bir araya gelip omuz omuza ibadet etmeleri, sosyal dayanışmanın sağlanmasında önemli bir faktör olmuştur.
    b) Yönetim Merkezi Olarak: Hz. Peygamber (s.a.s)'in nübüvvet görevi yanında, devlet başkanlığı, hâkimlik, komutanlık gibi görevleri de vardı. Bu görevler, İslâm devlet başkanının görevleridir. Medine'deki Mescid-i Nebevî O'nun bu görevlerine uygun olarak devletin idare merkezi özelliği taşımakta idi. Elçiler orada karşılanır, Bazen orada misafir edilir, ordu orada teçhiz edilip sefere gönderilir, dâvâlara orada bakılır, devletin hazinesi orada muhafaza edilir ve sarfedilmesi gereken yerlere oradan sarfedilirdi. Câmilerin bu görevleri vilâyetler düzeyinde de aynı idi. Câmiler halkın birbirleriyle ve devletle kaynaştığı bir yer durumundaydı. İlk Osmanlı câmileri de bir devlet merkezi olarak plânlanmış ve bu görev için kullanılmışlardır.
    c) Bir İlim ve Kültür Merkezi Olarak: Hiç bir din İslâm kadar ilme önem vermemiştir. Kendisinin "muallim" olarak gönderildiğini ifade eden Hz. Peygamber (s.a.s) Mescid-i Nebevî'deki "Suffe" ile, üniversitelerin ilk temelini atmıştır. Suffe yatılı bir üniversite özelliği taşımakta idi. Hz. Peygamber (s.a.s)'le başlayan ders halkaları değişik ilim dallarını da içine alarak yüzyıllarca, mescidlerde devam etmiştir. Hz. Peygamber zamanında değişik sosyal amaçlar için de kullanılan mescid (câmi) bir çok müessesenin temelini oluşturur. Câmilere sığamaz hale gelen bu müesseseler daha sonra külliyeleri meydana getirmiştir. Zamanla câmiler, herkesin okuması için eserlerinirı bir nüshasını buralara bırakan müellifler sayesinde, bir kütüphane hizmeti de vermişlerdir. Satın alınan kitaplarla zenginleştirilen bu kütüphaneler, "hâfız-ı kütüp" adı verilen memurlarca idare ediliyordu. Böylece câmiler ruh ve maddenin bütünleştiği bir merkez durumundaydı.
    Câmi Âdâbı: Allah (c.c.): "Ey Âdem oğulları, her mescidde zînetlerinizi takının." (el-Araf 7/31) buyurmaktadır. "Zînet"ten maksat edeptir. Câmilerin ilk yapılış gayesi Allah'a ibadettir. Bu bakımdan ibadet esnasında, cemaati rahatsız edecek derecede yüksek sesle konuşmak, soğan-sarımsak gibi kokusu çirkin görülen şeyler yenilerek câmiye gelmek, safları çiğneyerek ileriye geçmeye çalışmak vb. davranışlar hoş karşılanmamıştır. Hz. Peygamber (s.a.s) mescidlere girerken sağ ayağı ile girer ve (euzü billahi azimi vebacehehe ekrame vesalihinehü agdıma eşşeydani ercaim) diye dua ederdi. Mescidlere girildiğinde iki rekat "tahiyyetü'l-mescid"* (câmiye hürmet) namazı kılmak Hz. Peygamber'in sünnetidir. (İbn Kesir, Tefsir, V, 106)
    Nebi BOZKURT





+ Yorum Gönder