Konusunu Oylayın.: Kimsenin ayıbını arama kendi ayıbını görür ol

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 4 kişi
Kimsenin ayıbını arama kendi ayıbını görür ol
  1. 11.Ocak.2011, 16:43
    1
    Misafir

    Kimsenin ayıbını arama kendi ayıbını görür ol






    Kimsenin ayıbını arama kendi ayıbını görür ol Mumsema kimsenin ayıbını arama kendi ayıbını görür ol

    İnsanların ayıplarını araştırmak hakkında bilgi?


  2. 11.Ocak.2011, 16:43
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 11.Ocak.2011, 17:24
    2
    ehli-sunnet
    Feseyekfikehumullah

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Eylül.2010
    Üye No: 79032
    Mesaj Sayısı: 2,015
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21
    Bulunduğu yer: Uzaklardan..

    Yanıt: kimsenin ayıbını arama kendi ayıbını görür ol




    Müslümânların ayıplarını örtmek, gizli günâhlarını yaymamak ve kusûrlarını affetmek çok sevâptır. Uzun bir hadis-i şerifin sonunda; (Bir kimse bir Müslümânın ayıbını, kusûrunu örterse, Allahü teâlâ, kıyâmet günü onun ayıplarını, kabâhatlerini örter) buyurulmuştur.

    Bunun için kimsenin ayıbına, kusûruna bakmamalı, kendi ayıplarını görmelidir. Kendini hiçbir Müslümândan üstün bilmemelidir. Her Müslümânı kendinden üstün tutmalıdır ve herhangi bir Müslümânı görünce, kendi saâdetinin, onun duâsını almakta olabileceğine inanmalıdır. Kendinde hakkı bulunanların kölesi gibi olmalıdır. Kimseyi gıybet etmemeli ve gıybet yapana mâni olmalıdır. İyi kimseler yani sâlih Müslümanlar, insanların kusûrlarını, ayıplarını araştırmazlar ve gördükleri hataları, kusûrları da örterler. Peygamber efendimiz; (Kim insanların ayıplarını, kusûrlarını örterse, Allahü teâlâ da, onun ayıplarını, kusûrlarını örter) buyurmuştur.
    İnsanın ayıplarını araştıranlar, dost değil düşmandırlar. Çünkü düşman, insanın ayıplarını arayıp, yüzüne çarpar. İyi kimseler ise, insanın ayıplarını pek görmezler. Birisi İbrâhîm bin Edhem hazretlerine, ayıbını, kusûrunu bildirmesi için yalvarınca; “Seni kendime dost edindim. Her hâlin ve hareketlerin, bana güzel görünüyor. Ayıbını başkalarına sor” buyurmuştur.

    Kendi kusûrlarını araştırıp düzeltmeye çalışan bir kimse, başkalarının ayıplarını görmeye vakit bulamaz. Hep, kendinden dahâ iyi olan Müslümânları görür. Yanî her gördüğü Müslümânı kendinden dahâ iyi bulur. Ebû Saîd-i Arâbî hazretlerine, iyi bir Müslüman nasıl olur diye suâl ettiklerinde, cevabında; “Hâdiselerin değişmesi, ahlâklarını değiştirmez. Başkalarının ayıplarına bakmazlar. Dâimâ, kendi ayıplarını, kusûrlarını görürler. Kendilerini hiçbir Müslümândan üstün bilmezler. Hepsini kendinden üstün görürler” buyurmuştur.

    İyi bir Müslüman, başkasında bir ayıb, kusûr görünce, bunu kendinde arar, kendinde bulunca, bundan kurtulmaya çalışır. Böyle yapmak, kötü huylardan kurtulmanın ilâçlarındandır. Zaten; (Mü’min mü’minin aynasıdır) hadîs-i şerîfinin ma’nâsı da budur. Yanî, başkasının ayıplarında, kusûrlarında, kendi ayıbını, kusûrunu görmektir.

    Din büyükleri ile görüşmekten maksat, kişinin kendi ayıplarını, kusûrlarını anlaması ve gizli kötülüklerini meydâna çıkarması içindir. Tasavvuf yolunda olmaktan maksat da, kişinin kendi nefsinin ayıplarını, kusûrlarını anlaması, İslâmiyyetin emir ve yasaklarına uymakta kolaylık, lezzet hâsıl olması ve gizli olan şirkten, küfürden kurtulması içindir.
    Bu sebeple, herhangi bir Müslümânın ayıbını, kusûrunu meydâna çıkarmamalı, kimsenin gizli hâllerini araştırmamalıdır. Peygamber efendimiz buyurdu ki:
    (Mirâc gecesi birtakım insanlar gördüm ki, çok fecî ve elîm bir şekilde kendi kendilerine azâb ederler. Cebrâîl aleyhisselâma sordum ki, yâ Cebrâîl, bunların günâhı nedir? Niçin böyle kendi kendilerine azâb ederler? Cebrâîl aleyhisselâm dedi ki, bunlar başkalarının ayıplarını meydâna çıkaranlardır.)
    Mûsâ aleyhisselâm, Tûr-i Sînâ’da Allahü teâlâya; “Yâ Rabbî! Başkalarının ayıplarını meydâna çıkaranların cezâsı nedir?” diye arz edince, cenâb-ı Hak; (Tövbesiz giderlerse, yerleri Cehennemdir) buyurmuştur.

    Netice olarak her Müslümânın, Resûlullah efendimizin hattâ, Allahü teâlânın ahlâkı ile ahlâklanması lâzımdır. Çünkü Resûlullah efendimiz; (Allahü teâlânın ahlâkı ile huylanınız!) buyurmuştur.

    Allahü teâlânın sıfatlarından biri, Settâr yanî günâhları örtücüdür. Her Müslümânın da din kardeşinin ayıbını, kusûrunu örtmesi lâzımdır. Allahü teâlâ, kullarının günâhlarını affedicidir. Müslümânlar da, birbirlerinin kusûrlarını, kabâhatlerini affetmelidir. Her Müslümânın bunları öğrenmesi ve bunlar gibi ahlâklanması lâzımdır. Böylece, dünyâ ve âhiret felâketlerinden kurtulmak nasîb olur. Peygamber efendimizin buyurduğu gibi:
    (Kendi nefislerinizin ayıplarını araştırınız, başkalarının ayıplarını araştırmayınız!)
    Osman Ünlü



  4. 11.Ocak.2011, 17:24
    2
    Feseyekfikehumullah



    Müslümânların ayıplarını örtmek, gizli günâhlarını yaymamak ve kusûrlarını affetmek çok sevâptır. Uzun bir hadis-i şerifin sonunda; (Bir kimse bir Müslümânın ayıbını, kusûrunu örterse, Allahü teâlâ, kıyâmet günü onun ayıplarını, kabâhatlerini örter) buyurulmuştur.

    Bunun için kimsenin ayıbına, kusûruna bakmamalı, kendi ayıplarını görmelidir. Kendini hiçbir Müslümândan üstün bilmemelidir. Her Müslümânı kendinden üstün tutmalıdır ve herhangi bir Müslümânı görünce, kendi saâdetinin, onun duâsını almakta olabileceğine inanmalıdır. Kendinde hakkı bulunanların kölesi gibi olmalıdır. Kimseyi gıybet etmemeli ve gıybet yapana mâni olmalıdır. İyi kimseler yani sâlih Müslümanlar, insanların kusûrlarını, ayıplarını araştırmazlar ve gördükleri hataları, kusûrları da örterler. Peygamber efendimiz; (Kim insanların ayıplarını, kusûrlarını örterse, Allahü teâlâ da, onun ayıplarını, kusûrlarını örter) buyurmuştur.
    İnsanın ayıplarını araştıranlar, dost değil düşmandırlar. Çünkü düşman, insanın ayıplarını arayıp, yüzüne çarpar. İyi kimseler ise, insanın ayıplarını pek görmezler. Birisi İbrâhîm bin Edhem hazretlerine, ayıbını, kusûrunu bildirmesi için yalvarınca; “Seni kendime dost edindim. Her hâlin ve hareketlerin, bana güzel görünüyor. Ayıbını başkalarına sor” buyurmuştur.

    Kendi kusûrlarını araştırıp düzeltmeye çalışan bir kimse, başkalarının ayıplarını görmeye vakit bulamaz. Hep, kendinden dahâ iyi olan Müslümânları görür. Yanî her gördüğü Müslümânı kendinden dahâ iyi bulur. Ebû Saîd-i Arâbî hazretlerine, iyi bir Müslüman nasıl olur diye suâl ettiklerinde, cevabında; “Hâdiselerin değişmesi, ahlâklarını değiştirmez. Başkalarının ayıplarına bakmazlar. Dâimâ, kendi ayıplarını, kusûrlarını görürler. Kendilerini hiçbir Müslümândan üstün bilmezler. Hepsini kendinden üstün görürler” buyurmuştur.

    İyi bir Müslüman, başkasında bir ayıb, kusûr görünce, bunu kendinde arar, kendinde bulunca, bundan kurtulmaya çalışır. Böyle yapmak, kötü huylardan kurtulmanın ilâçlarındandır. Zaten; (Mü’min mü’minin aynasıdır) hadîs-i şerîfinin ma’nâsı da budur. Yanî, başkasının ayıplarında, kusûrlarında, kendi ayıbını, kusûrunu görmektir.

    Din büyükleri ile görüşmekten maksat, kişinin kendi ayıplarını, kusûrlarını anlaması ve gizli kötülüklerini meydâna çıkarması içindir. Tasavvuf yolunda olmaktan maksat da, kişinin kendi nefsinin ayıplarını, kusûrlarını anlaması, İslâmiyyetin emir ve yasaklarına uymakta kolaylık, lezzet hâsıl olması ve gizli olan şirkten, küfürden kurtulması içindir.
    Bu sebeple, herhangi bir Müslümânın ayıbını, kusûrunu meydâna çıkarmamalı, kimsenin gizli hâllerini araştırmamalıdır. Peygamber efendimiz buyurdu ki:
    (Mirâc gecesi birtakım insanlar gördüm ki, çok fecî ve elîm bir şekilde kendi kendilerine azâb ederler. Cebrâîl aleyhisselâma sordum ki, yâ Cebrâîl, bunların günâhı nedir? Niçin böyle kendi kendilerine azâb ederler? Cebrâîl aleyhisselâm dedi ki, bunlar başkalarının ayıplarını meydâna çıkaranlardır.)
    Mûsâ aleyhisselâm, Tûr-i Sînâ’da Allahü teâlâya; “Yâ Rabbî! Başkalarının ayıplarını meydâna çıkaranların cezâsı nedir?” diye arz edince, cenâb-ı Hak; (Tövbesiz giderlerse, yerleri Cehennemdir) buyurmuştur.

    Netice olarak her Müslümânın, Resûlullah efendimizin hattâ, Allahü teâlânın ahlâkı ile ahlâklanması lâzımdır. Çünkü Resûlullah efendimiz; (Allahü teâlânın ahlâkı ile huylanınız!) buyurmuştur.

    Allahü teâlânın sıfatlarından biri, Settâr yanî günâhları örtücüdür. Her Müslümânın da din kardeşinin ayıbını, kusûrunu örtmesi lâzımdır. Allahü teâlâ, kullarının günâhlarını affedicidir. Müslümânlar da, birbirlerinin kusûrlarını, kabâhatlerini affetmelidir. Her Müslümânın bunları öğrenmesi ve bunlar gibi ahlâklanması lâzımdır. Böylece, dünyâ ve âhiret felâketlerinden kurtulmak nasîb olur. Peygamber efendimizin buyurduğu gibi:
    (Kendi nefislerinizin ayıplarını araştırınız, başkalarının ayıplarını araştırmayınız!)
    Osman Ünlü



  5. 03.Kasım.2014, 11:36
    3
    yasemin
    Mum Ve Merhem Olabilmek..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Eylül.2014
    Üye No: 104691
    Mesaj Sayısı: 1,411
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 15
    Bulunduğu yer: Allah'ıma Seferdeyim..

    Cevap: kimsenin ayıbını arama kendi ayıbını görür ol

    Başkasını düzeltmeye çalışma , kendin düzel ..
    Hz Mevlana


  6. 03.Kasım.2014, 11:36
    3
    Mum Ve Merhem Olabilmek..
    Başkasını düzeltmeye çalışma , kendin düzel ..
    Hz Mevlana


  7. 06.Kasım.2015, 16:39
    4
    Misafir

    Cevap: kimsenin ayıbını arama kendi ayıbını görür ol

    teşekkür ederim süper


  8. 06.Kasım.2015, 16:39
    4
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    teşekkür ederim süper





+ Yorum Gönder