Konusunu Oylayın.: Peygamber Efendımızın Peygamber Olmadan öncekı Hayatı

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Peygamber Efendımızın Peygamber Olmadan öncekı Hayatı
  1. 10.Ocak.2011, 15:47
    1
    Misafir

    Peygamber Efendımızın Peygamber Olmadan öncekı Hayatı

  2. 10.Haziran.2013, 18:09
    2
    mumsema
    Administrator

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Ocak.2007
    Üye No: 1
    Mesaj Sayısı: 10,075
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Peygamber Efendımızın Peygamber Olmadan öncekı Hayatı




    RASÛLULLAH SALLAllahU ALEYHİ VE SELLEM'İN BİSETTEN ÖNCEKİ HAYATI



    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in Soyu


    1 - Abdullah

    2 - Abdulmuttalib

    3 - Haşim

    4 - Abd-ı Menaf

    5 - Kusay

    6 - Kilab

    7 - Murre

    8 - Ka’b

    9 - Lüey

    10 - Galib

    11- Fihr

    12 - Malik

    13 - Nadr

    14 - Kinane

    15 - Huzeyme

    16 - Mudrike

    17 - İlyas

    18 - Mudar

    19 - Nizar

    20 - Ma’ad

    21 - Adnan (Siyer-i İbn-i Hişam)

    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in nesebinin buraya kadar olan kısmında alimler arasında ittifak vardır. Fakat bundan yukarısında ihtilaf edilmiştir. Aynı zamanda güvenilir de değildir.

    Ancak Adnan’nın, İbrahim’in oğlu İsmail Aleyhimusselam’ın torunlarından olduğunda ve Allah’ın, Rasûlullah’ı kabilelerin en temizinden, batınların en faziletlisinden, nesillerin en temizinden seçmiş olduğunda ihtilaf yoktur.

    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in soyuna cahiliye kirlerinden hiç bir şey bulaşmamıştır. (Taberi Tarihi)

    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyuruyor:

    "Yüce Allah, İsmail’in oğullarından Kinane’yi, Kinane’den Kureyş’i, Kureyş’ten Haşimoğullarını, Haşimoğullarından beni süzüp çıkardı." (Müslim)
    ___________________________________

    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in Doğumu


    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in doğumu "Fil Yılında" olmuştu.Yani Ebrehe el Eşrem’in Mekke’ye yürüyüp Ka’be’yi yıkmaya uğraştığı yıl...

    Allah-u Teâlâ, Kur’an’da açıklandığı gibi apaçık bir mucize ile onu bundan men etmişti.

    Tercih edilen görüşe göre Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in doğumu, Rebiülevvel ayının onikinci gecesi pazartesi günü olmuştur. (Siyer-i İbn-i Hişam)
    _________________________________
    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in Süt Çocukluğu


    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem yetim olarak doğmuştu. Annesi ona henüz hamile iken babası Abdullah vefaat etmiş, bu yüzden doğumdan itibaren dedesi Abdul Muttalib onu kendi himayesine almıştı.

    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'i ilk olarak annesi 3 (7 veya 9) gün emzirdi. Sonra onu amcası Ebu Leheb’in cariyesi olan Suveybe emzirdi. Bu kadın aynı zamanda Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in amcası Hamza’yı ve halasının oğlu Ebu Seleme el Mahzumi’yi de emzirmişti. Bu yüzden bu ikisi aynı zamanda Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in süt kardeşleriydiler.

    Daha sonra dedesi onu o zamanki Arap adetine göre Beni Sa’d b. Ebu Bekr kabilesinden Halime binti Ebi Züeyb adında bir kadına ona süt emzirmesi için verdi. (Tabakati İbn-i Sa’d)
    _______________________________

    Halime'nin Çevresindeki Mucizeler


    Siyret nakilcileri, o yıl Beni Sa’d yurdunun kıtlığa maruz kaldığı, oradaki hayvanların sütlerinin kesilmiş olduğu, otların kuruduğu konusunda ittifak etmişlerdir.

    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem, Halime’nin evine gelir gelmez ve kucağına oturur oturmaz çadırın etrafı tekrar yeşilliklerle doldu. Halime’nin koyunları otlaktan, karınları tok, memeleri sütle dolu olarak dönmeye başladılar. (Siyer-i İbn-i Hişam)

    ________________________

    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in Göğsünün Yarılması


    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem, Sa’d oğulları yurdunda bulunduğu sırada "Göğsünün yarılması = Şakk-us Sadr" olayı meydana geldi.

    Bu olaydan sonra, Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem, beş yaşını tamamlamış olarak annesine geri verildi. (Müslim)

    _______________________
    Annesinin Vefatı, Ebu Talib'in Himayesi


    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem altı yaşında iken annesi Amine vefat etti.

    Bundan sonra dedesi Abdülmuttalib’in vefatına kadar, onun himayesinde kaldı.

    Sekiz yaşını doldurmuş iken, o da vefat edince, bu sefer amcası Ebu Talib’in himayesinde kaldı. (Siyer-i İbn-i Hişam)_____

    __________________________
    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in Şam Yolculuğu


    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem on iki yaşını tamamladığı zaman amcası Ebu Talib bir ticaret kervanının başında Şam’a doğru hareket etmişti.

    Bu yolculukta Ebu Talib, yeğenini de yanına almıştı. Kervan Busra denilen bir kasabada konaklayınca burada bulunan Bahira ismindeki bir rahibe uğradılar. Rahib Bahira, İncil’i bilen, Hristiyanlığın önemli hususlarından haberi olan bir kimse idi. Rahib Bahira, Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’i burada gördü. Onun hakkında düşünmeye ve onunla konuşmaya başladı. Sonra rahib, Ebu Talib’e döndü ve ona şöyle dedi:

    "Bu çocuk senin sulbünden midir?"

    Ebu Talib:

    "Oğlumdur." dedi. (Ebu Talib, yeğenini çok sevdiğinden ve ona olan şefkatinden dolayı onu oğlu olarak çağırıyordu.) Bunun üzerine Bahira:

    "O senin oğlun değildir. Bu çocuğun babasının olmaması gerekir" dedi.

    Ebu Talib de:

    "Evet. Ben onun amcasıyım." dedi.

    Bahira:

    "Babası ne oldu?" diye sordu.

    Ebu Talib:

    "Annesi ona hamileyken babası öldü" cevabını verdi.

    Bu sefer Bahira:

    "Doğru söyledin. Onu hemen memleketine çevir. Yahudilerin zarar vermelerinden sakın. VAllahi, onlar bu çocuğu burada görecek olurlarsa, muhakkak ona zarar vermeye kalkışırlar. Çünkü yeğeninde çok büyük bir hal ve şan vardır." dedi.

    Bu sözler üzerine, Ebu Talib onunla beraber Mekke’ye dönmede acele etti. (Tabakatı İbn-i Sa’d,Taberi Tarih)

    _______________________

    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in Gençliği


    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem geçimini sağlamak için çalışmaya koyuldu. Koyun gütmekle meşgul oluyordu.

    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem kendisinden şöyle bahsediyor:

    "Ben birkaç paraya Mekke ehlinin koyunlarını gütmüştüm." (Buhari)

    Allah-u Teâlâ Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’i bazı gençlerin yöneldiği oyun, eğlence ve boş işlerden korudu.

    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem kendi hayatını anlatırken şöyle buyurmuştur:

    "Ben cahiliye ehlinin işlediği bir şeyi iki kere işlemeye teşebbüs ettiysem de, Allah benimle işlemek istediğim şey arasına girip beni ondan alıkoydu. Bundan sonra Allah beni rasul olarak şereflendirinceye kadar hiçbir kötülüğe teşebbüs etmedim." (İbn-i İshak)

    Teşebbüs ettiğim şeye gelince; bir gece, Mekke’nin yukarı taraflarında Kureyş’ten bir gençle birlikte kendi koyunlarımızı otlatıyordum. Ben o gence:

    "Eğer koyunuma bakarsan, ben de diğer gençler gibi Mekke’ye gidip geceleyin masal toplantılarına katılırım" dedim. Arkadaşım:

    "Olur, istediğini yap" dedi.

    Ben de bu arzumu yerine getirmek üzere yola çıktım. Mekke’nin evlerinden ilk evin yanına geldiğim zaman çalğı seslerini işittim. "Bu nedir?" diye sorunca;

    "Düğün vardır. "dediler.

    Hemen oturup dinlemeye başladım.

    Bu esnada Allah, kulaklarımı tıkadı. Uyuyakalmışım. Beni ancak güneşin sıcaklığı uyandırdı. Hemen dönüp arkadaşımın yanına vardım. Bana ne yaptığımı sordu. Bende başımdan geçenleri anlattım.

    Sonra yine başka bir gece arkadaşıma aynı ricada bulundum. O da, bu ricamı kabul etti. Yola çıkıp Mekke’ye geldiğimde; geçen geceki şeyler başıma geldi. Bundan sonra bir daha da hiçbir kötülüğe teşebbüs etmedim." (Taber-i Tarih, Beyhaki, Siyer-i İbn-i Kesir)
    ___________________________

    Ficar Savaşları


    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem 15 yaşında iken Ficar savaşlarına şahit oldu.

    Bu savaş Kureyş, Kinane ve onlara bağlı kabileler ile Kays kabilesi ve ona bağlı kabileler arasında olmuştur.

    Savaşın sebebi şu idi;

    Hira’da bulunan ve Arab’ın kralı olarak tanınan Nu’man b. Münzir, kendisine ait olan bir kervanı Ukaz panayırına göndermek istiyordu. Bu kervanını koruması için adama ihtiyacı vardı. Bir gün yanında Berrad b. Kays el-Kinani ve Urve b. Utbe er-Rahhal bulunuyorken dedi ki:

    "Kervanımı Ukaz çarşısına kadar kim koruyabilir?"

    Berrad b. Kays:

    "Ben kervanı Ben-i Kinane’den korurum." dedi.

    Berrad ahlaksız bir kimse idi. Çok şerli bir kimse olduğu için kavmi onu içlerinden atmıştı. Numan:

    "Bana kervanı bütün insanlardan koruyacak birisi lazım." dedi.

    Urve, Berrad’ı kastederek dedi ki:

    "Kavminin attığı bu [Yasak Kelime] mi bu kervanı koruyacak?"

    "Ben bütün çölün ahalisinden bu kervanı korurum. Necd ve Tıhame’den de onu korurum."

    Berrad dedi ki:

    "Sen bu kervanı Kinane’den mi koruyacaksın, ey Urve?"

    Urve:

    "Evet, hemde bütün insanlardan koruyacağım." dedi.

    Berrad sustu. Urve kervanın koruyuculuğunu üstlenip yola çıkınca, Berrad yolda pusu kurarak onu öldürdü ve kervana el koydu.

    O esnada Kureyş, Ukaz çarşısında idi. Bir haberci gelip Berrad’ın yaptıklarını haber verdi. Bunun üzerine Kureyş, Havazin’e hissettirmeden oradan ayrılıp Mekke’ye dönüş yoluna koyuldular.

    Havazin, Urve’nin öldürülmesini haber alınca Kureyş’in peşine düştüler ve Harem’e girmeden önce onlara yetiştiler ve onlarla çarpıştılar. Savaş Kureyş’in Harem’e sığınmasına kadar sürdü. Sonunda gelecek sene Ukaz’da tekrar savaş edeceklerine dair sözleşip ayrıldılar.

    Bu savaş dört sene sürdü. Sonunda akıllı bir kişi çıkıp iki tarafı barış yapmaya çağırdı. Savaşın iki tarafı yıpratıp her iki tarafa da oldukça zarar vermesinden sonra iki taraf; hangi tarafın ölüleri az ise, ölüleri fazla olan tarafın, fazlalığı kadar diyeti ödemesi şartı ile barış yaptılar. O zaman Kureyş, Huzaa’dan yirmi kişinin diyetini ödedi.

    Bu savaşlarda Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’de amcası ile beraber hazır bulunmuştu.

    Denildi ki; Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem onlarla beraber ok atardı.

    Yine denildi ki; Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem, Huzaa’nın attığı okları kavmi için toplardı.

    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem kendisine risalet gelmesinden sonra bu savaş kendisine hatırlatıldığında şöyle buyurdu:

    "Bu savaşta amcalarımla beraber hazır bulundum. Ok atardım. Fakat , şimdi bu yaptığımdan hoşlanmıyorum." (Tabakat-ı İbn-i Sa’d

    ______________________

    Hılf-ul Fudul


    Son Ficar savaşından sonra, Mekke’de hiçbir yabancı ve koruyucusuz kimse için mal, can ve hatta ırz ve namus güvenliği kalmamıştı. Yabancı satıcıların malları satın alınır, parasına dirsek çevirilir idi. Hacca gelenlerin hoşa giden kadınları ve kızları bile ellerinden zorla alınır, feryatlarına, imdat çağrılarına kulak asılmazdı.

    Haram aylardan olan Zilkade ayında Zubeyd kabilesinden bir adamın satmak üzere Mekke’ye getirdiği bir yük malı, As b. Vail es-Sehmi satın almıştı.

    As b. Vail, Mekke’de itibarlı ve şerefli kişilerdendi. As b. Vail, Zubeydi’nin hakkını ödemeyi uzattı. Zubeydi, malın bedelini ondan istedi. As b. Vail ise borcunu ona ödemeye yanaşmadı. Bunun üzerine Zubeydi, malını ondan geri istedi. As b. Vail geri vermeye de yanaşmadı. Bunun üzerine Zubeydi; Abduddar, Mahzum, Cümah, Sehm ve Adiyy b. Ka’b gibi Mekke’nin nüfuzlu ailelerinden yardım istedi. Fakat onlar, As b. Vail’e karşı Zubeydi’ye yardımcı olmaktan kaçınmakla kalmadılar, üstelik adamcağızı azarladılar.

    İşin kötüye gittiğini gören ve çaresizlik içinde kalan Zubeydi, güneşin doğmak üzere olduğu ve Kureyş ileri gelenlerinin Ka’be çevresinde küme küme oturdukları bir sırada, Ebu Kubeys dağına çıkarak "Ey Fihr hanedanı!" diye bağıra bağıra okuduğu şiirinde, uğradığı zulüm ve haksızlığı açıklayıp yardım isteğinde bulununca, orada hemen kalkıp temaslara başlamak üzere harekete geçen ve bu yolda başkalarını da harekete geçiren kişi Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in amcası Zübeyr b. Abdülmuttalib oldu.

    Kureyş kabilelerinden Beni Haşim b. Abdi Menaf, Beni Muttalib b. Abdülmenaf, Zuhre b. Kilab, Teym b. Fihr kabileleri Dar-ün Nedve’de toplandılar. Bu durumu aralarında konuştular ve ne şekilde hareket edileceğini söz birliğiyle belirlediler. Bu hususta and içmeye birbirlerini davet ettiler. (Mesudi; Murucuzzeheb, Suheyli; Ravdulunuf)


    Şerefi ve yaşlılığı sebebiyle Abdullah b. Cud’an’ın evinde toplandılar. Abdullah onlar için yemek yaptırıp yedirdi.

    Mekkelilerden ve onlar dışında Mekke’ye girecek olan diğer insanlardan Mekke’de zulüm ve haksızlığa uğramış bir kimse bırakmamak, mazlumun hakkı geri alınıncaya kadar zalime karşı mazlumla birlikte hareket etmek üzere ahitleştiler ve akitleştiler.

    Denizlerin bir kıl parçası kadar ıslatacak suyu bulundukça, Hira ve Sebir dağı yerlerinde durduğu ve üzerlerinde dağ tekeleri yayıldığı müddetçe ahid ve akidlere bağlı kalacaklarına and içtiler.

    Kureyşliler bu hılfe, Hilf-ul Fudul adını verdiler.

    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’de amcaları ile birlikte bu anlaşmada bulunmuştur. (Siyer-i İbn-i Kesir, İbn-i Cevzi)

    _____________________

    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in Hadice RadıyAllahu Anha'nın Malıyla Ticaret Yapması ve Onunla Evlenmesi


    Hadice RadıyAllahu Anha şeref ve mal sahibi tüccar bir kadındı. Malının başına adamlar kiralıyor, onlara sermaye veriyor, karına onları ortak ediyordu.

    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in doğru sözlülüğünü son derece güvenilirliğini ve güzel ahlakını öğrenince, malının başında Şam’a tüccar olarak gitmesi için Rasûlullah’a haber gönderdi. Kendisine, başkalarına verdiğinden daha fazlasını vereceğini ve kölesi Meysere’yi de yanına katacağını söyledi. Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem bu teklifi kabul etti. Hemen, Hadice’nin malının başına yetkili olarak Meysere ile birlikte yola çıktı.

    Allah diğer yolculuklardan daha çok bu ticari yolculukta ona yardım etti. Hadice’nin yanına kat kat karla döndü. Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem üzerindeki emaneti Hadice’ye tam güven ve büyük bir dürüstlük içinde takdim etti.

    Hadice’nin kölesi Meysere, Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in hususiyetlerini ve ahlakının yüceliğini tanımış, ona karşı gönlü hayranlıkla dolmuştu. Bütün bunları, Hadice’ye anlattı. (Siyer-i İbn-i Hişam)


    Bunun üzerine Hadice RadıyAllahu Anha, Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in son derecedeki güvenilirliğini beğendi.

    Hadice RadıyAllahu Anha bu yüzden onun ticaretindeki bu berekete hayret etti. Hemen dostu Nefise binti Müneyye vasıtasıyla Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem’e evlenme teklifinde bulundu.

    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem bu teklifi kabul edip bu konuda amcalarıyla görüştü. Onlar da Hadice’yi amcası Amr b. Esed’den yeğenlerine istediler.

    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem yirmi beş yaşında, Hadice de kırk yaşında iken evlendiler. (Tabakat-ı İbn-i Sa’d)


    Hadice RadıyAllahu Anha, Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem ile evlenmeden önce iki kişiyle evlenmişti.

    Hadice’nin birinci kocası Ebu Hale b. Zurare et-Temimi’dir. Ondan Hind isminde bir erkek çocuğu olmuştur. Bu çocuk daha sonra Müslüman oldu.

    Daha sonra Hadice, Atik b. Abd el-Mahzumi ile evlendi. Ondan da Hind isminde bir kız çocuğu oldu. Bu kız da daha sonra Müslüman oldu. (Dare Kutni, Taberani)


    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in Hadice’den erkek ve kız çocukları oldu. Kasım ve Abdullah ismindeki çocukları daha bebekken vefat ettiler.

    Kızlarından Zeynep, teyzesinin oğlu Ebu-l As ile evlenmişti.

    Rukayye ve Ümmü Gülsüm ise Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in amcası olan Ebu Leheb’in oğulları olan Utbe ve Uteybe ile evlendiler.

    Ebu-l As kendisine Kureyş’in, Zeyneb’i terketmesi halinde istediği kızla evlendirmeye dair yaptıkları teklifi kabul etmedi ve onu boşamadı. Fakat Ebu Leheb’in çocukları Utbe ve Uteybe, Rukayye ve Ümmü Gülsüm’ü boşadılar.

    Daha sonra Osman RadıyAllahu Anhu arka arkaya (birisinin ölmesi üzerine) Rukayye ve Ümmü Gülsüm ile evlendi.

    Fatıma RadıyAllahu Anha ise küçüktü. Ali RadıyAllahu Anhu Bedir savaşından sonra onunla evlendi. (Siyer-i İbn-i Hişam)

    _________________________

    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in Ka'be'nin Yapımına İştirak Etmesi


    Ka’be, Allah’a ibadet etmek ve orada O’nu birlemek için Allah adına yapılmış bir binadır.

    Hz. İbrahim Aleyhisselam putlarla savaştıktan ve içinde putlar bulunan mabetleri yıktıktan sonra, Ka’be’yi inşa etti. İbrahim Aleyhisselam, Kur’an’ın beyanına göre, Allah katından kendisine gelen vahiyle orayı inşa etti.

    "Hani İbrahim o beytin temellerini İsmail ile birlikte yükseltiyorlardı. (Bu sırada onlar şöyle dua etmişlerdi) "Ey Rabbimiz! Bizden (Şu hizmeti) kabul buyur! Şüphesiz ki hakkıyla işiten, kemaliyle bilen sensin, sen!" (Bakara: 127)

    Ka’be-i Muazzama, bundan sonra, duvarlarını çatlatan, yapısını yıkan birçok felaketlere maruz kaldı. Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in ilahi tebliğle görevlendirilmesinden birkaç yıl önce Mekke vadisinden gelen büyük sel de bu felaketlerin arasındadır. Bu sel felaketi, duvarlarının çatlamasına, binanın bazı yerlerinin yıkılmasına sebeb olmuştu. Kureyş, Ka’be’ye olan aşırı hürmetinden ve saygısından dolayı onu yıkıp yeniden sağlam bir şekilde yapma cesaretini kendilerinde bulamıyorlardı. Araplar arasında Ka’be’ye ta’zim ve hürmet, İbrahim Aleyhisselam’ın Şeriatından geri kalan izlerdendi.

    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem, bi’set’inden önce, Ka’be’nin tamirine ve yeniden sağlam bir şekilde yapılmasına fiili olarak katılmıştı. Belinde yalnızca izarı bulunduğu halde taş taşımıştı.

    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem o zaman sahih rivayete göre otuz beş yaşında idi. (Halebi; İnsan’ul-Uyun, Zehebi; Tarihi’l-İslam)


    Cabir b. Abdullah diyor ki:

    "Ka’be tamir edilirken Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem ve amcası Abbas RadıyAllahu Anhu taş getirmeye gittiler. Abbas RadıyAllahu Anhu, Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’e;

    "İzarını çıkarıp boynuna koysana!" dedi.

    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem, amcasının dediğini yapınca, gözleri havaya dikildi. Bunun üzerine Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem:

    "İzarımı bana ver" dedi ve tekrar eskisi gibi bağladı." (Siyer-i İbn-i Hişam)

    _________________________

    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in Ahlakı


    Rasûlullah hayatı boyunca güvenilir bir kişiydi. İnsanlar ona güvenir ve emanetlerini ona verirdi. Hiçbir emanete hıyanet etmez ve hiçbir sırrı ifşa etmezdi. Bu yüzden "Emin" sıfatını almıştı.

    Hatta risaletinden sonra da müşrikler Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’e emanet vermeye devam ettiler.

    Hatta hicret öncesinde bile Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem, Ali b. Ebu Talib’i RadıyAllahu Anhu kendisine verilen emanetleri yerine iade etmesi için Mekke’de bıraktı.


    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem bütün verdiği sözleri tutardı.

    Bir rivayette şöyle denmiştir:

    Bir keresinde Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem birisiyle bir yerde buluşmak üzere sözleşti. Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem o yere gitti. Fakat o kişi gelmedi. Rasûlullah üç gün üst üste o adamla buluşacakları yere gitmesine rağmen adam gelmedi. Daha sonra Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem adamla karşılaşınca ona:

    "Sen beni yordun." dedi.


    Doğruluk onun sıfatıydı ve dost-düşman herkes buna şahitti.

    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in, Kureyş’e ilk tebliğinde buna şahit olmaktayız. Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem Safa tepesinde Kureyşlileri tebliğ için topladığında onlara:

    "Ben size şu vadinin veya dağın eteğinden atlılar çıkacağını ve size saldıracaklarını haber verirsem beni tasdik eder misiniz?" dedi.

    Onlar da: "Evet, şimdiye kadar senin yalan söylediğini görmedik" dediler. (Buhari, Müslim)


    Yine Herakliyus, Ebu Süfyan’a Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem hakkında;

    "O, rasullük iddiasında bulunmadan önce sizler onu yalan söylemekle itham ettiniz mi? " diye sorduğunda o zaman daha müşrik olan Ebu Süfyan:

    "Hayır." dedi.

    Ona ilk vahiy inipte eve geldiğinde kendisinin örtülmesini istedi. Bu korku kendisinden gittiğinde başından geçenleri Hadice’ye anlatınca Hadice’nin ona söylediği sözler de bunun apaçık bir delilidir.

    Hadice RadıyAllahu Anha şöyle dedi:

    "Allah’a yemin ederim ki, Rabbin seni hiçbir zaman utandırmaz. Çünkü sen akrabanı gözetir, aciz olanların ağırlığını yüklenirsin, fakire verir, misafiri ağırlar ve hak yolunda halka yardım edersin." (Buhari)

    _______________________

    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in Cesareti


    Enes b. Malik RadıyAllahu Anhu diyor ki:

    "Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem halkın en güzeli, en cömerdi ve en cesaretlisi idi.

    Medine’de bir feryat, korkulu bir hal olduğu zaman Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem hemen Ebu Talha’nın Mendup diye anılan atını emaneten alıp üzerine biner, feryadın geldiği yere doğru giderdi.

    Hiçbir feryad ya da imdad sesi duyulmazdı ki Mendup’un oraya bir sel gibi aktığını görmeyelim." (Buhari, Müslim)
    _________________________

    Hira Mağarasında İnziva


    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem yaşı kırka doğru yaklaşınca içinde her şeyden uzaklaşma sevgisi doğmaya başladı. Allah-u Teâlâ ona, Hira mağarasındaki yalnızlığı iyice sevdirmişti.

    Hira mağarası Mekke’nin kuzey batısına düşen dağdaki bir mağaradır. Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem orada inzivaya çekiliyor, sayılı gecelerde orada ibadet ediyordu.

    Bir defasında on gün, diğer bir defasında da bir aya yakın bir zaman orada kalmıştı.

    Sonra evine dönüyor, diğer inziva için gerekli olan azığını alıyor, kısa bir zaman sonra tekrar yine Hira mağarasına çekiliyordu. Bu durum, o, mağarada bir halvet halinde iken kendisine vahiy gelinceye kadar devam etmişti. (Buhari, Müslim)


  3. 10.Haziran.2013, 18:09
    2
    Administrator



    RASÛLULLAH SALLAllahU ALEYHİ VE SELLEM'İN BİSETTEN ÖNCEKİ HAYATI



    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in Soyu


    1 - Abdullah

    2 - Abdulmuttalib

    3 - Haşim

    4 - Abd-ı Menaf

    5 - Kusay

    6 - Kilab

    7 - Murre

    8 - Ka’b

    9 - Lüey

    10 - Galib

    11- Fihr

    12 - Malik

    13 - Nadr

    14 - Kinane

    15 - Huzeyme

    16 - Mudrike

    17 - İlyas

    18 - Mudar

    19 - Nizar

    20 - Ma’ad

    21 - Adnan (Siyer-i İbn-i Hişam)

    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in nesebinin buraya kadar olan kısmında alimler arasında ittifak vardır. Fakat bundan yukarısında ihtilaf edilmiştir. Aynı zamanda güvenilir de değildir.

    Ancak Adnan’nın, İbrahim’in oğlu İsmail Aleyhimusselam’ın torunlarından olduğunda ve Allah’ın, Rasûlullah’ı kabilelerin en temizinden, batınların en faziletlisinden, nesillerin en temizinden seçmiş olduğunda ihtilaf yoktur.

    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in soyuna cahiliye kirlerinden hiç bir şey bulaşmamıştır. (Taberi Tarihi)

    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyuruyor:

    "Yüce Allah, İsmail’in oğullarından Kinane’yi, Kinane’den Kureyş’i, Kureyş’ten Haşimoğullarını, Haşimoğullarından beni süzüp çıkardı." (Müslim)
    ___________________________________

    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in Doğumu


    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in doğumu "Fil Yılında" olmuştu.Yani Ebrehe el Eşrem’in Mekke’ye yürüyüp Ka’be’yi yıkmaya uğraştığı yıl...

    Allah-u Teâlâ, Kur’an’da açıklandığı gibi apaçık bir mucize ile onu bundan men etmişti.

    Tercih edilen görüşe göre Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in doğumu, Rebiülevvel ayının onikinci gecesi pazartesi günü olmuştur. (Siyer-i İbn-i Hişam)
    _________________________________
    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in Süt Çocukluğu


    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem yetim olarak doğmuştu. Annesi ona henüz hamile iken babası Abdullah vefaat etmiş, bu yüzden doğumdan itibaren dedesi Abdul Muttalib onu kendi himayesine almıştı.

    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'i ilk olarak annesi 3 (7 veya 9) gün emzirdi. Sonra onu amcası Ebu Leheb’in cariyesi olan Suveybe emzirdi. Bu kadın aynı zamanda Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in amcası Hamza’yı ve halasının oğlu Ebu Seleme el Mahzumi’yi de emzirmişti. Bu yüzden bu ikisi aynı zamanda Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in süt kardeşleriydiler.

    Daha sonra dedesi onu o zamanki Arap adetine göre Beni Sa’d b. Ebu Bekr kabilesinden Halime binti Ebi Züeyb adında bir kadına ona süt emzirmesi için verdi. (Tabakati İbn-i Sa’d)
    _______________________________

    Halime'nin Çevresindeki Mucizeler


    Siyret nakilcileri, o yıl Beni Sa’d yurdunun kıtlığa maruz kaldığı, oradaki hayvanların sütlerinin kesilmiş olduğu, otların kuruduğu konusunda ittifak etmişlerdir.

    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem, Halime’nin evine gelir gelmez ve kucağına oturur oturmaz çadırın etrafı tekrar yeşilliklerle doldu. Halime’nin koyunları otlaktan, karınları tok, memeleri sütle dolu olarak dönmeye başladılar. (Siyer-i İbn-i Hişam)

    ________________________

    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in Göğsünün Yarılması


    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem, Sa’d oğulları yurdunda bulunduğu sırada "Göğsünün yarılması = Şakk-us Sadr" olayı meydana geldi.

    Bu olaydan sonra, Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem, beş yaşını tamamlamış olarak annesine geri verildi. (Müslim)

    _______________________
    Annesinin Vefatı, Ebu Talib'in Himayesi


    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem altı yaşında iken annesi Amine vefat etti.

    Bundan sonra dedesi Abdülmuttalib’in vefatına kadar, onun himayesinde kaldı.

    Sekiz yaşını doldurmuş iken, o da vefat edince, bu sefer amcası Ebu Talib’in himayesinde kaldı. (Siyer-i İbn-i Hişam)_____

    __________________________
    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in Şam Yolculuğu


    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem on iki yaşını tamamladığı zaman amcası Ebu Talib bir ticaret kervanının başında Şam’a doğru hareket etmişti.

    Bu yolculukta Ebu Talib, yeğenini de yanına almıştı. Kervan Busra denilen bir kasabada konaklayınca burada bulunan Bahira ismindeki bir rahibe uğradılar. Rahib Bahira, İncil’i bilen, Hristiyanlığın önemli hususlarından haberi olan bir kimse idi. Rahib Bahira, Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’i burada gördü. Onun hakkında düşünmeye ve onunla konuşmaya başladı. Sonra rahib, Ebu Talib’e döndü ve ona şöyle dedi:

    "Bu çocuk senin sulbünden midir?"

    Ebu Talib:

    "Oğlumdur." dedi. (Ebu Talib, yeğenini çok sevdiğinden ve ona olan şefkatinden dolayı onu oğlu olarak çağırıyordu.) Bunun üzerine Bahira:

    "O senin oğlun değildir. Bu çocuğun babasının olmaması gerekir" dedi.

    Ebu Talib de:

    "Evet. Ben onun amcasıyım." dedi.

    Bahira:

    "Babası ne oldu?" diye sordu.

    Ebu Talib:

    "Annesi ona hamileyken babası öldü" cevabını verdi.

    Bu sefer Bahira:

    "Doğru söyledin. Onu hemen memleketine çevir. Yahudilerin zarar vermelerinden sakın. VAllahi, onlar bu çocuğu burada görecek olurlarsa, muhakkak ona zarar vermeye kalkışırlar. Çünkü yeğeninde çok büyük bir hal ve şan vardır." dedi.

    Bu sözler üzerine, Ebu Talib onunla beraber Mekke’ye dönmede acele etti. (Tabakatı İbn-i Sa’d,Taberi Tarih)

    _______________________

    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in Gençliği


    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem geçimini sağlamak için çalışmaya koyuldu. Koyun gütmekle meşgul oluyordu.

    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem kendisinden şöyle bahsediyor:

    "Ben birkaç paraya Mekke ehlinin koyunlarını gütmüştüm." (Buhari)

    Allah-u Teâlâ Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’i bazı gençlerin yöneldiği oyun, eğlence ve boş işlerden korudu.

    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem kendi hayatını anlatırken şöyle buyurmuştur:

    "Ben cahiliye ehlinin işlediği bir şeyi iki kere işlemeye teşebbüs ettiysem de, Allah benimle işlemek istediğim şey arasına girip beni ondan alıkoydu. Bundan sonra Allah beni rasul olarak şereflendirinceye kadar hiçbir kötülüğe teşebbüs etmedim." (İbn-i İshak)

    Teşebbüs ettiğim şeye gelince; bir gece, Mekke’nin yukarı taraflarında Kureyş’ten bir gençle birlikte kendi koyunlarımızı otlatıyordum. Ben o gence:

    "Eğer koyunuma bakarsan, ben de diğer gençler gibi Mekke’ye gidip geceleyin masal toplantılarına katılırım" dedim. Arkadaşım:

    "Olur, istediğini yap" dedi.

    Ben de bu arzumu yerine getirmek üzere yola çıktım. Mekke’nin evlerinden ilk evin yanına geldiğim zaman çalğı seslerini işittim. "Bu nedir?" diye sorunca;

    "Düğün vardır. "dediler.

    Hemen oturup dinlemeye başladım.

    Bu esnada Allah, kulaklarımı tıkadı. Uyuyakalmışım. Beni ancak güneşin sıcaklığı uyandırdı. Hemen dönüp arkadaşımın yanına vardım. Bana ne yaptığımı sordu. Bende başımdan geçenleri anlattım.

    Sonra yine başka bir gece arkadaşıma aynı ricada bulundum. O da, bu ricamı kabul etti. Yola çıkıp Mekke’ye geldiğimde; geçen geceki şeyler başıma geldi. Bundan sonra bir daha da hiçbir kötülüğe teşebbüs etmedim." (Taber-i Tarih, Beyhaki, Siyer-i İbn-i Kesir)
    ___________________________

    Ficar Savaşları


    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem 15 yaşında iken Ficar savaşlarına şahit oldu.

    Bu savaş Kureyş, Kinane ve onlara bağlı kabileler ile Kays kabilesi ve ona bağlı kabileler arasında olmuştur.

    Savaşın sebebi şu idi;

    Hira’da bulunan ve Arab’ın kralı olarak tanınan Nu’man b. Münzir, kendisine ait olan bir kervanı Ukaz panayırına göndermek istiyordu. Bu kervanını koruması için adama ihtiyacı vardı. Bir gün yanında Berrad b. Kays el-Kinani ve Urve b. Utbe er-Rahhal bulunuyorken dedi ki:

    "Kervanımı Ukaz çarşısına kadar kim koruyabilir?"

    Berrad b. Kays:

    "Ben kervanı Ben-i Kinane’den korurum." dedi.

    Berrad ahlaksız bir kimse idi. Çok şerli bir kimse olduğu için kavmi onu içlerinden atmıştı. Numan:

    "Bana kervanı bütün insanlardan koruyacak birisi lazım." dedi.

    Urve, Berrad’ı kastederek dedi ki:

    "Kavminin attığı bu [Yasak Kelime] mi bu kervanı koruyacak?"

    "Ben bütün çölün ahalisinden bu kervanı korurum. Necd ve Tıhame’den de onu korurum."

    Berrad dedi ki:

    "Sen bu kervanı Kinane’den mi koruyacaksın, ey Urve?"

    Urve:

    "Evet, hemde bütün insanlardan koruyacağım." dedi.

    Berrad sustu. Urve kervanın koruyuculuğunu üstlenip yola çıkınca, Berrad yolda pusu kurarak onu öldürdü ve kervana el koydu.

    O esnada Kureyş, Ukaz çarşısında idi. Bir haberci gelip Berrad’ın yaptıklarını haber verdi. Bunun üzerine Kureyş, Havazin’e hissettirmeden oradan ayrılıp Mekke’ye dönüş yoluna koyuldular.

    Havazin, Urve’nin öldürülmesini haber alınca Kureyş’in peşine düştüler ve Harem’e girmeden önce onlara yetiştiler ve onlarla çarpıştılar. Savaş Kureyş’in Harem’e sığınmasına kadar sürdü. Sonunda gelecek sene Ukaz’da tekrar savaş edeceklerine dair sözleşip ayrıldılar.

    Bu savaş dört sene sürdü. Sonunda akıllı bir kişi çıkıp iki tarafı barış yapmaya çağırdı. Savaşın iki tarafı yıpratıp her iki tarafa da oldukça zarar vermesinden sonra iki taraf; hangi tarafın ölüleri az ise, ölüleri fazla olan tarafın, fazlalığı kadar diyeti ödemesi şartı ile barış yaptılar. O zaman Kureyş, Huzaa’dan yirmi kişinin diyetini ödedi.

    Bu savaşlarda Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’de amcası ile beraber hazır bulunmuştu.

    Denildi ki; Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem onlarla beraber ok atardı.

    Yine denildi ki; Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem, Huzaa’nın attığı okları kavmi için toplardı.

    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem kendisine risalet gelmesinden sonra bu savaş kendisine hatırlatıldığında şöyle buyurdu:

    "Bu savaşta amcalarımla beraber hazır bulundum. Ok atardım. Fakat , şimdi bu yaptığımdan hoşlanmıyorum." (Tabakat-ı İbn-i Sa’d

    ______________________

    Hılf-ul Fudul


    Son Ficar savaşından sonra, Mekke’de hiçbir yabancı ve koruyucusuz kimse için mal, can ve hatta ırz ve namus güvenliği kalmamıştı. Yabancı satıcıların malları satın alınır, parasına dirsek çevirilir idi. Hacca gelenlerin hoşa giden kadınları ve kızları bile ellerinden zorla alınır, feryatlarına, imdat çağrılarına kulak asılmazdı.

    Haram aylardan olan Zilkade ayında Zubeyd kabilesinden bir adamın satmak üzere Mekke’ye getirdiği bir yük malı, As b. Vail es-Sehmi satın almıştı.

    As b. Vail, Mekke’de itibarlı ve şerefli kişilerdendi. As b. Vail, Zubeydi’nin hakkını ödemeyi uzattı. Zubeydi, malın bedelini ondan istedi. As b. Vail ise borcunu ona ödemeye yanaşmadı. Bunun üzerine Zubeydi, malını ondan geri istedi. As b. Vail geri vermeye de yanaşmadı. Bunun üzerine Zubeydi; Abduddar, Mahzum, Cümah, Sehm ve Adiyy b. Ka’b gibi Mekke’nin nüfuzlu ailelerinden yardım istedi. Fakat onlar, As b. Vail’e karşı Zubeydi’ye yardımcı olmaktan kaçınmakla kalmadılar, üstelik adamcağızı azarladılar.

    İşin kötüye gittiğini gören ve çaresizlik içinde kalan Zubeydi, güneşin doğmak üzere olduğu ve Kureyş ileri gelenlerinin Ka’be çevresinde küme küme oturdukları bir sırada, Ebu Kubeys dağına çıkarak "Ey Fihr hanedanı!" diye bağıra bağıra okuduğu şiirinde, uğradığı zulüm ve haksızlığı açıklayıp yardım isteğinde bulununca, orada hemen kalkıp temaslara başlamak üzere harekete geçen ve bu yolda başkalarını da harekete geçiren kişi Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in amcası Zübeyr b. Abdülmuttalib oldu.

    Kureyş kabilelerinden Beni Haşim b. Abdi Menaf, Beni Muttalib b. Abdülmenaf, Zuhre b. Kilab, Teym b. Fihr kabileleri Dar-ün Nedve’de toplandılar. Bu durumu aralarında konuştular ve ne şekilde hareket edileceğini söz birliğiyle belirlediler. Bu hususta and içmeye birbirlerini davet ettiler. (Mesudi; Murucuzzeheb, Suheyli; Ravdulunuf)


    Şerefi ve yaşlılığı sebebiyle Abdullah b. Cud’an’ın evinde toplandılar. Abdullah onlar için yemek yaptırıp yedirdi.

    Mekkelilerden ve onlar dışında Mekke’ye girecek olan diğer insanlardan Mekke’de zulüm ve haksızlığa uğramış bir kimse bırakmamak, mazlumun hakkı geri alınıncaya kadar zalime karşı mazlumla birlikte hareket etmek üzere ahitleştiler ve akitleştiler.

    Denizlerin bir kıl parçası kadar ıslatacak suyu bulundukça, Hira ve Sebir dağı yerlerinde durduğu ve üzerlerinde dağ tekeleri yayıldığı müddetçe ahid ve akidlere bağlı kalacaklarına and içtiler.

    Kureyşliler bu hılfe, Hilf-ul Fudul adını verdiler.

    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’de amcaları ile birlikte bu anlaşmada bulunmuştur. (Siyer-i İbn-i Kesir, İbn-i Cevzi)

    _____________________

    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in Hadice RadıyAllahu Anha'nın Malıyla Ticaret Yapması ve Onunla Evlenmesi


    Hadice RadıyAllahu Anha şeref ve mal sahibi tüccar bir kadındı. Malının başına adamlar kiralıyor, onlara sermaye veriyor, karına onları ortak ediyordu.

    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in doğru sözlülüğünü son derece güvenilirliğini ve güzel ahlakını öğrenince, malının başında Şam’a tüccar olarak gitmesi için Rasûlullah’a haber gönderdi. Kendisine, başkalarına verdiğinden daha fazlasını vereceğini ve kölesi Meysere’yi de yanına katacağını söyledi. Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem bu teklifi kabul etti. Hemen, Hadice’nin malının başına yetkili olarak Meysere ile birlikte yola çıktı.

    Allah diğer yolculuklardan daha çok bu ticari yolculukta ona yardım etti. Hadice’nin yanına kat kat karla döndü. Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem üzerindeki emaneti Hadice’ye tam güven ve büyük bir dürüstlük içinde takdim etti.

    Hadice’nin kölesi Meysere, Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in hususiyetlerini ve ahlakının yüceliğini tanımış, ona karşı gönlü hayranlıkla dolmuştu. Bütün bunları, Hadice’ye anlattı. (Siyer-i İbn-i Hişam)


    Bunun üzerine Hadice RadıyAllahu Anha, Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in son derecedeki güvenilirliğini beğendi.

    Hadice RadıyAllahu Anha bu yüzden onun ticaretindeki bu berekete hayret etti. Hemen dostu Nefise binti Müneyye vasıtasıyla Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem’e evlenme teklifinde bulundu.

    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem bu teklifi kabul edip bu konuda amcalarıyla görüştü. Onlar da Hadice’yi amcası Amr b. Esed’den yeğenlerine istediler.

    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem yirmi beş yaşında, Hadice de kırk yaşında iken evlendiler. (Tabakat-ı İbn-i Sa’d)


    Hadice RadıyAllahu Anha, Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem ile evlenmeden önce iki kişiyle evlenmişti.

    Hadice’nin birinci kocası Ebu Hale b. Zurare et-Temimi’dir. Ondan Hind isminde bir erkek çocuğu olmuştur. Bu çocuk daha sonra Müslüman oldu.

    Daha sonra Hadice, Atik b. Abd el-Mahzumi ile evlendi. Ondan da Hind isminde bir kız çocuğu oldu. Bu kız da daha sonra Müslüman oldu. (Dare Kutni, Taberani)


    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in Hadice’den erkek ve kız çocukları oldu. Kasım ve Abdullah ismindeki çocukları daha bebekken vefat ettiler.

    Kızlarından Zeynep, teyzesinin oğlu Ebu-l As ile evlenmişti.

    Rukayye ve Ümmü Gülsüm ise Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in amcası olan Ebu Leheb’in oğulları olan Utbe ve Uteybe ile evlendiler.

    Ebu-l As kendisine Kureyş’in, Zeyneb’i terketmesi halinde istediği kızla evlendirmeye dair yaptıkları teklifi kabul etmedi ve onu boşamadı. Fakat Ebu Leheb’in çocukları Utbe ve Uteybe, Rukayye ve Ümmü Gülsüm’ü boşadılar.

    Daha sonra Osman RadıyAllahu Anhu arka arkaya (birisinin ölmesi üzerine) Rukayye ve Ümmü Gülsüm ile evlendi.

    Fatıma RadıyAllahu Anha ise küçüktü. Ali RadıyAllahu Anhu Bedir savaşından sonra onunla evlendi. (Siyer-i İbn-i Hişam)

    _________________________

    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in Ka'be'nin Yapımına İştirak Etmesi


    Ka’be, Allah’a ibadet etmek ve orada O’nu birlemek için Allah adına yapılmış bir binadır.

    Hz. İbrahim Aleyhisselam putlarla savaştıktan ve içinde putlar bulunan mabetleri yıktıktan sonra, Ka’be’yi inşa etti. İbrahim Aleyhisselam, Kur’an’ın beyanına göre, Allah katından kendisine gelen vahiyle orayı inşa etti.

    "Hani İbrahim o beytin temellerini İsmail ile birlikte yükseltiyorlardı. (Bu sırada onlar şöyle dua etmişlerdi) "Ey Rabbimiz! Bizden (Şu hizmeti) kabul buyur! Şüphesiz ki hakkıyla işiten, kemaliyle bilen sensin, sen!" (Bakara: 127)

    Ka’be-i Muazzama, bundan sonra, duvarlarını çatlatan, yapısını yıkan birçok felaketlere maruz kaldı. Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in ilahi tebliğle görevlendirilmesinden birkaç yıl önce Mekke vadisinden gelen büyük sel de bu felaketlerin arasındadır. Bu sel felaketi, duvarlarının çatlamasına, binanın bazı yerlerinin yıkılmasına sebeb olmuştu. Kureyş, Ka’be’ye olan aşırı hürmetinden ve saygısından dolayı onu yıkıp yeniden sağlam bir şekilde yapma cesaretini kendilerinde bulamıyorlardı. Araplar arasında Ka’be’ye ta’zim ve hürmet, İbrahim Aleyhisselam’ın Şeriatından geri kalan izlerdendi.

    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem, bi’set’inden önce, Ka’be’nin tamirine ve yeniden sağlam bir şekilde yapılmasına fiili olarak katılmıştı. Belinde yalnızca izarı bulunduğu halde taş taşımıştı.

    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem o zaman sahih rivayete göre otuz beş yaşında idi. (Halebi; İnsan’ul-Uyun, Zehebi; Tarihi’l-İslam)


    Cabir b. Abdullah diyor ki:

    "Ka’be tamir edilirken Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem ve amcası Abbas RadıyAllahu Anhu taş getirmeye gittiler. Abbas RadıyAllahu Anhu, Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’e;

    "İzarını çıkarıp boynuna koysana!" dedi.

    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem, amcasının dediğini yapınca, gözleri havaya dikildi. Bunun üzerine Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem:

    "İzarımı bana ver" dedi ve tekrar eskisi gibi bağladı." (Siyer-i İbn-i Hişam)

    _________________________

    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in Ahlakı


    Rasûlullah hayatı boyunca güvenilir bir kişiydi. İnsanlar ona güvenir ve emanetlerini ona verirdi. Hiçbir emanete hıyanet etmez ve hiçbir sırrı ifşa etmezdi. Bu yüzden "Emin" sıfatını almıştı.

    Hatta risaletinden sonra da müşrikler Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’e emanet vermeye devam ettiler.

    Hatta hicret öncesinde bile Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem, Ali b. Ebu Talib’i RadıyAllahu Anhu kendisine verilen emanetleri yerine iade etmesi için Mekke’de bıraktı.


    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem bütün verdiği sözleri tutardı.

    Bir rivayette şöyle denmiştir:

    Bir keresinde Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem birisiyle bir yerde buluşmak üzere sözleşti. Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem o yere gitti. Fakat o kişi gelmedi. Rasûlullah üç gün üst üste o adamla buluşacakları yere gitmesine rağmen adam gelmedi. Daha sonra Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem adamla karşılaşınca ona:

    "Sen beni yordun." dedi.


    Doğruluk onun sıfatıydı ve dost-düşman herkes buna şahitti.

    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in, Kureyş’e ilk tebliğinde buna şahit olmaktayız. Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem Safa tepesinde Kureyşlileri tebliğ için topladığında onlara:

    "Ben size şu vadinin veya dağın eteğinden atlılar çıkacağını ve size saldıracaklarını haber verirsem beni tasdik eder misiniz?" dedi.

    Onlar da: "Evet, şimdiye kadar senin yalan söylediğini görmedik" dediler. (Buhari, Müslim)


    Yine Herakliyus, Ebu Süfyan’a Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem hakkında;

    "O, rasullük iddiasında bulunmadan önce sizler onu yalan söylemekle itham ettiniz mi? " diye sorduğunda o zaman daha müşrik olan Ebu Süfyan:

    "Hayır." dedi.

    Ona ilk vahiy inipte eve geldiğinde kendisinin örtülmesini istedi. Bu korku kendisinden gittiğinde başından geçenleri Hadice’ye anlatınca Hadice’nin ona söylediği sözler de bunun apaçık bir delilidir.

    Hadice RadıyAllahu Anha şöyle dedi:

    "Allah’a yemin ederim ki, Rabbin seni hiçbir zaman utandırmaz. Çünkü sen akrabanı gözetir, aciz olanların ağırlığını yüklenirsin, fakire verir, misafiri ağırlar ve hak yolunda halka yardım edersin." (Buhari)

    _______________________

    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in Cesareti


    Enes b. Malik RadıyAllahu Anhu diyor ki:

    "Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem halkın en güzeli, en cömerdi ve en cesaretlisi idi.

    Medine’de bir feryat, korkulu bir hal olduğu zaman Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem hemen Ebu Talha’nın Mendup diye anılan atını emaneten alıp üzerine biner, feryadın geldiği yere doğru giderdi.

    Hiçbir feryad ya da imdad sesi duyulmazdı ki Mendup’un oraya bir sel gibi aktığını görmeyelim." (Buhari, Müslim)
    _________________________

    Hira Mağarasında İnziva


    Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem yaşı kırka doğru yaklaşınca içinde her şeyden uzaklaşma sevgisi doğmaya başladı. Allah-u Teâlâ ona, Hira mağarasındaki yalnızlığı iyice sevdirmişti.

    Hira mağarası Mekke’nin kuzey batısına düşen dağdaki bir mağaradır. Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem orada inzivaya çekiliyor, sayılı gecelerde orada ibadet ediyordu.

    Bir defasında on gün, diğer bir defasında da bir aya yakın bir zaman orada kalmıştı.

    Sonra evine dönüyor, diğer inziva için gerekli olan azığını alıyor, kısa bir zaman sonra tekrar yine Hira mağarasına çekiliyordu. Bu durum, o, mağarada bir halvet halinde iken kendisine vahiy gelinceye kadar devam etmişti. (Buhari, Müslim)





+ Yorum Gönder