Konusunu Oylayın.: Hakkı, Halka Tercih etme (Hezimet)

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Hakkı, Halka Tercih etme (Hezimet)
  1. 07.Ocak.2011, 13:28
    1
    Misafir

    Hakkı, Halka Tercih etme (Hezimet)






    Hakkı, Halka Tercih etme (Hezimet) Mumsema HAKKI HALKA TERCİH ETMEK (ZAFER)
    Şurası bilinmelidir ki, bu dinin meyve vermesi, ancak insanların ona büsbütün güvenmeleri, iliklerine kadar onunla dolmaları ve başka şeye ihtiyaç duymamalarıyla mümkündür. Zira bu dinin sahibi Allahu Teala’dır. Allahu Teala ise, son derece kutsal, tüm eksiklik ve zaaflardan münezzehtir. “O’nu ne bir uyuklama alır; ne de bir uyku.”[447] Bu dinin sahibi eksiksiz, başkasına muhtaç olmayan, ilmi ve ihsanı tam olandır. Buna rağmen eğer ihsanlar gecikiyorsa, bunun sebebi, halkın zaafı, onların bu ihsan ve atiyyelere layık olmamalarıdır.

    Hak, hiçbir insanın hoşnutluğuna muhtaç değildir. Bu nedenle dinine tam anlamıyla bağlı olan Müslümanın, din düşmanı yabancılardan bu dini kabul etmelerini istemesi caiz değildir. Zira onun böyle bir şeye teşebbüs etmesi, kendi kendisiyle alay etmesi ve bu dine tam güvenmemesi demektir. İşte hezimetin hakikati de budur. Zira hezimet ne toprak ve ülkelerin elden çıkması, ne evlat ve dostların kaybedilmesi, ne de mal, mülk ve servetin elden gitmesidir. Bilakis hezimet, Müslümanın dininden uzaklaşması ve bu dine güveninin olmamasıdır.

    Acaba, bu devir, basın, yayın ve film devri midir? Yabancıların bizden hoşnut olmaları için sözcükler üretelim, bazı şeyleri açıklarken bazı şeyleri gizleyelim ve parlak parlak sözler söyleyelim, öyle mi?

    Bunların hiç biri bizi ilgilendirmemektedir. Bizi ilgilendiren, takiyye yapmadan Allahu Teala’nın dinini olduğu gibi yaymaktır.

    Bu karşılaştırmayı neye göre yaparsak yapalım, bu dine güvenenlerin en hayırlısı, kendi canlarını Allah’a satan ve ahidlerini yerine getirmiş olan sadıklardan biri olmaya her an hazır olanlardır. Allah ile alışveriş yapanla, mal ile alışveriş yapanlar arasında ve yalancı hikmet ile gerçek hikmet arasında fark vardır. Çünkü gerçek, hikmet; hikmet de, gerçektir. Allahu Teala şöyle buyurur: “Sen onların dinlerine uymadıkça, Yahudi ve Hristiyanlar senden kesinlikle hoşnut (razı) olacak değillerdir.”[448] Bu ayet, muhkem bir ayet değil midir? Bu ayet, hak ile batıl arasındaki çatışmanın esasını ve bu çatışmanın batıldan uzak durduğun sürece devam edeceğini ve yine sen, onlar gibi olmadığın sürece, onların senin aleyhinde olmalarının devam edeceğini açıklamaktadır.

    Şüphesiz her insan hatadan sonra temize çıkmak için iyi deliller getirir. Nitekim Kuran-ı Kerim, münafıkların ve hakkı kabul etmeyenlerin delilleriyle doludur. Ancak bu deliller, hikmet, ince kavrayış ve derin düşünme ile örtbas edilmek istense dahi, işin ehli olanlar ile basiret sahibi kimseler ve bunlardan da önce bütün gaybı bilen Allah katında her şey apaçık ortadadır.

    Ümmetin başına gelen bütün belalar, çektikleri her türlü işkence, rezillik ve apaçık zaafların sebebi, bu dinden yüz çevirmeleri ve cihadı terketmeleridir. Allahu Teala şöyle buyurur: “Eğer topluca cihada çıkmazsanız Allah sizi can yakıcı bir azapla azaplandırır; yerinize başka bir kavmi getirir ve siz O’na hiçbir zarar veremezsiniz. Allah her şeye gücü yetendir.”[449] Şurası bilinmelidir ki bela, Allahu Teala’nın kevni sünnetlerinden biridir. Dolayısıyla kulun başına belaların gelmesi kaçınılmazdır. O halde Allah’a kul olmak isteyen, iki yoldan en doğru olanı tercih etmeli ve başına gelecek belalardan dolayı mükafatlanmak için sabretmelidir. Zira Allah yolunda, O’na taat ve rızası uğrundaki bela; Allah’a masiyet ve süratle zevale doğru giden dünya uğrundaki belalardan daha hayırlıdır. Allah’ın lütuf ve saadetine ulaştıran taatın izzetiyle yaşamak, kulu Allah’ın gazap ve cezasına ulaştıran zillet ve şekavetle yaşamaktan daha hayırlıdır. Allahu Teala şöyle buyurur: “Şayet yüz çevirirseniz yerinize sizden başka bir kavmi getirir, sonra onlar da sizin gibi olmazlar.”[450]

    Müslümanın dünyada ve ahiretteki saadeti, ancak Allah’ın rızasını talep etmekte ve Rasulü’nün yoluna tabi olmaktadır. Allahu Teala şöyle buyurur: “Erkek olsun, kadın olsun kim mü’min olduğu halde salih amel işlerse Biz, şüphesiz ona çok güzel bir hayat yaşatırız. Ve bunları elbette işlediklerinin en güzeli ile mükafatlandırırız.”[451]

    Ey Allah’ın kulu! Allahu Teala’nın sözlerini düşün ve vadettiklerine şüphe götürmez bir şekilde iman edip, O’na tevekkül et. Rabbim şöyle buyurur: “Allah içinizden iman edip salih amel işleyenlere vaad etti ki: “Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl güç ve iktidar sahibi kıldıysa, onları da yeryüzünde güç ve iktidar sahibi kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini onlar için iktidar yapacak ve önceki korkularını güvene çevirecektir.” (Böylece) onlar Bana hiçbir şeyi ortak koşmaksızın ibadet etsinler. Kim ki bundan sonra küfre saparsa, işte onlar fasıkların ta kendileridir.”[452]

    Davetimizin sonu; hamd alemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.

    Allahu Teala’nın salat ve selamı, Allah’ın nebisi olan Muhammed’in,

    O’nun ailesinin ve ashabının üzerine olsun.



    437] El-Cami’ li Ahkami’l Kur’an, 8/110

    [438] Mecmuu’l-Fetava, 28/532

    [439] 53 Necm/23

    [440] 53 Necm/23

    [441] 88 Ğaşiye/1-5

    [442] Senedi sahihtir.

    [443] 3 Al-i İmran/155

    [444] 28 Kasas/4

    [445] Kuran-ı Kerim’de büyüklenme ile fesad bir arada zikredilmektedir. Allahu Teala şöyle buyurur: “Biz, Kitap’ta İsrailoğullarına şunu hükmettik: Siz yeryüzünde iki defa bozgunculuk çıkaracak ve muhakkak alabildiğine büyükleneceksiniz.” (17 İsra/4)


  2. 07.Ocak.2011, 13:28
    1
    Üye değilim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye değilim
    Misafir



    HAKKI HALKA TERCİH ETMEK (ZAFER)
    Şurası bilinmelidir ki, bu dinin meyve vermesi, ancak insanların ona büsbütün güvenmeleri, iliklerine kadar onunla dolmaları ve başka şeye ihtiyaç duymamalarıyla mümkündür. Zira bu dinin sahibi Allahu Teala’dır. Allahu Teala ise, son derece kutsal, tüm eksiklik ve zaaflardan münezzehtir. “O’nu ne bir uyuklama alır; ne de bir uyku.”[447] Bu dinin sahibi eksiksiz, başkasına muhtaç olmayan, ilmi ve ihsanı tam olandır. Buna rağmen eğer ihsanlar gecikiyorsa, bunun sebebi, halkın zaafı, onların bu ihsan ve atiyyelere layık olmamalarıdır.

    Hak, hiçbir insanın hoşnutluğuna muhtaç değildir. Bu nedenle dinine tam anlamıyla bağlı olan Müslümanın, din düşmanı yabancılardan bu dini kabul etmelerini istemesi caiz değildir. Zira onun böyle bir şeye teşebbüs etmesi, kendi kendisiyle alay etmesi ve bu dine tam güvenmemesi demektir. İşte hezimetin hakikati de budur. Zira hezimet ne toprak ve ülkelerin elden çıkması, ne evlat ve dostların kaybedilmesi, ne de mal, mülk ve servetin elden gitmesidir. Bilakis hezimet, Müslümanın dininden uzaklaşması ve bu dine güveninin olmamasıdır.

    Acaba, bu devir, basın, yayın ve film devri midir? Yabancıların bizden hoşnut olmaları için sözcükler üretelim, bazı şeyleri açıklarken bazı şeyleri gizleyelim ve parlak parlak sözler söyleyelim, öyle mi?

    Bunların hiç biri bizi ilgilendirmemektedir. Bizi ilgilendiren, takiyye yapmadan Allahu Teala’nın dinini olduğu gibi yaymaktır.

    Bu karşılaştırmayı neye göre yaparsak yapalım, bu dine güvenenlerin en hayırlısı, kendi canlarını Allah’a satan ve ahidlerini yerine getirmiş olan sadıklardan biri olmaya her an hazır olanlardır. Allah ile alışveriş yapanla, mal ile alışveriş yapanlar arasında ve yalancı hikmet ile gerçek hikmet arasında fark vardır. Çünkü gerçek, hikmet; hikmet de, gerçektir. Allahu Teala şöyle buyurur: “Sen onların dinlerine uymadıkça, Yahudi ve Hristiyanlar senden kesinlikle hoşnut (razı) olacak değillerdir.”[448] Bu ayet, muhkem bir ayet değil midir? Bu ayet, hak ile batıl arasındaki çatışmanın esasını ve bu çatışmanın batıldan uzak durduğun sürece devam edeceğini ve yine sen, onlar gibi olmadığın sürece, onların senin aleyhinde olmalarının devam edeceğini açıklamaktadır.

    Şüphesiz her insan hatadan sonra temize çıkmak için iyi deliller getirir. Nitekim Kuran-ı Kerim, münafıkların ve hakkı kabul etmeyenlerin delilleriyle doludur. Ancak bu deliller, hikmet, ince kavrayış ve derin düşünme ile örtbas edilmek istense dahi, işin ehli olanlar ile basiret sahibi kimseler ve bunlardan da önce bütün gaybı bilen Allah katında her şey apaçık ortadadır.

    Ümmetin başına gelen bütün belalar, çektikleri her türlü işkence, rezillik ve apaçık zaafların sebebi, bu dinden yüz çevirmeleri ve cihadı terketmeleridir. Allahu Teala şöyle buyurur: “Eğer topluca cihada çıkmazsanız Allah sizi can yakıcı bir azapla azaplandırır; yerinize başka bir kavmi getirir ve siz O’na hiçbir zarar veremezsiniz. Allah her şeye gücü yetendir.”[449] Şurası bilinmelidir ki bela, Allahu Teala’nın kevni sünnetlerinden biridir. Dolayısıyla kulun başına belaların gelmesi kaçınılmazdır. O halde Allah’a kul olmak isteyen, iki yoldan en doğru olanı tercih etmeli ve başına gelecek belalardan dolayı mükafatlanmak için sabretmelidir. Zira Allah yolunda, O’na taat ve rızası uğrundaki bela; Allah’a masiyet ve süratle zevale doğru giden dünya uğrundaki belalardan daha hayırlıdır. Allah’ın lütuf ve saadetine ulaştıran taatın izzetiyle yaşamak, kulu Allah’ın gazap ve cezasına ulaştıran zillet ve şekavetle yaşamaktan daha hayırlıdır. Allahu Teala şöyle buyurur: “Şayet yüz çevirirseniz yerinize sizden başka bir kavmi getirir, sonra onlar da sizin gibi olmazlar.”[450]

    Müslümanın dünyada ve ahiretteki saadeti, ancak Allah’ın rızasını talep etmekte ve Rasulü’nün yoluna tabi olmaktadır. Allahu Teala şöyle buyurur: “Erkek olsun, kadın olsun kim mü’min olduğu halde salih amel işlerse Biz, şüphesiz ona çok güzel bir hayat yaşatırız. Ve bunları elbette işlediklerinin en güzeli ile mükafatlandırırız.”[451]

    Ey Allah’ın kulu! Allahu Teala’nın sözlerini düşün ve vadettiklerine şüphe götürmez bir şekilde iman edip, O’na tevekkül et. Rabbim şöyle buyurur: “Allah içinizden iman edip salih amel işleyenlere vaad etti ki: “Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl güç ve iktidar sahibi kıldıysa, onları da yeryüzünde güç ve iktidar sahibi kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini onlar için iktidar yapacak ve önceki korkularını güvene çevirecektir.” (Böylece) onlar Bana hiçbir şeyi ortak koşmaksızın ibadet etsinler. Kim ki bundan sonra küfre saparsa, işte onlar fasıkların ta kendileridir.”[452]

    Davetimizin sonu; hamd alemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.

    Allahu Teala’nın salat ve selamı, Allah’ın nebisi olan Muhammed’in,

    O’nun ailesinin ve ashabının üzerine olsun.



    437] El-Cami’ li Ahkami’l Kur’an, 8/110

    [438] Mecmuu’l-Fetava, 28/532

    [439] 53 Necm/23

    [440] 53 Necm/23

    [441] 88 Ğaşiye/1-5

    [442] Senedi sahihtir.

    [443] 3 Al-i İmran/155

    [444] 28 Kasas/4

    [445] Kuran-ı Kerim’de büyüklenme ile fesad bir arada zikredilmektedir. Allahu Teala şöyle buyurur: “Biz, Kitap’ta İsrailoğullarına şunu hükmettik: Siz yeryüzünde iki defa bozgunculuk çıkaracak ve muhakkak alabildiğine büyükleneceksiniz.” (17 İsra/4)


    Benzer Konular

    - Kul hakkı helal etme ve haram etme

    - Kadının Anne Babasını Ziyaret Hakkı.. Hocam evli bir bayanın ailesini ziyaret etme hakkı yıl da (bir

    - Kıl Dönmesinin Kuyruk Sokumunu Tercih Etme Sebebi Nedir

    - Salavat çeşitlerinden tercih etme hakkımız var mı ?

    - İsar (başkasını kendi nefsine tercih etme)

  3. 01.Ağustos.2013, 18:36
    2
    islamdostu
    hizmetkar

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Temmuz.2008
    Üye No: 26997
    Mesaj Sayısı: 823
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 9

    Cevap: Hakkı, Halka Tercih etme (Hezimet)




    Allah teala, bizi hakkı halka tercih edenlerden eylesin


  4. 01.Ağustos.2013, 18:36
    2
    hizmetkar



    Allah teala, bizi hakkı halka tercih edenlerden eylesin





+ Yorum Gönder