Konusunu Oylayın.: Günah işlemenin insana zararları nelerdir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Günah işlemenin insana zararları nelerdir?
  1. 06.Ocak.2011, 22:13
    1
    Misafir

    Günah işlemenin insana zararları nelerdir?

  2. 07.Ocak.2011, 03:49
    2
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Yanıt: Günah işlemenin insana zararları nelerdir?




    Günah işleyen, dünya ve ahirette büyük sıkıntılara maruz kalır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Günah işleyince kalbde siyah bir nokta hasıl olur. Eğer tevbe edilirse o leke silinir. Günahlara devam edilirse, o leke büyür ve kalbinin tamamını kaplar.) [Nesai] [Kalb kararınca da, artık ibadet etmek zor olur, günahları işlemek kolay gelir.]

    (Günaha devam edenlerin zamanla kalbi mühürlenir. O kimse artık sevap işleyemez olur.) [Bezzar]

    (Derdiniz günahlardır, devası istiğfardır.) [Deylemi] [İnsanların başına gelen bütün sıkıntılar günahları yüzündendir. İstiğfar edince, yani pişman olup tevbe edince günahlar silinir.]

    (Kendini günahlardan korumayanı Allahü teâlâ [dünya ve ahirette felaketlerden] korumaz.) [İbni Hüzeymi] [Günahtan kaçmaya gayret edersek, Allahü telâlâ da bize yardım eder. Günaha önem vermezsek, felaketlerden kurtulamayız.]

    (Kişi işlediği günahlardan dolayı rızkından mahrum kalır.) [Hakim] [Günah işleyenin kazancında bereket olmaz. Ömrü sıkıntı içinde geçer.]

    Her günahı çok tehlikeli görmelidir! Müminin alametlerinden biri de günahını çok tehlikeli görür. Hadis-i şerifte, (Mümin, günahını başucunda dağ gibi görür, hemen üzerine yıkılacağından korkar. Münafık ise burnuna konmuş sinek gibi görür, hemen uçacağını zanneder) buyuruldu. (Buhari)

    Gizli işlediği bir günahı ona buna duyurmak da ikinci bir günahtır. Böyle günahların affı zor olur. Hadis-i şerifte, (Her mümin affedilir, ancak günahını başkalarına açıklayanlar hariç) buyuruldu. (Buhari)

    Kabahat gizli de, açık da işlenmez. Bir âyet-i kerime meali:
    (Açık da olsa, gizli de olsa günahlardan sakının!) [Enam 120]

    Fakat gizli işlenmiş bir günahı açığa vurmak ayrıca günahtır. İbni Âbidin hazretleri, (Günahını açığa vurmak ayrıca günah olur. Gizli yapılan günahı başkalarına anlatmak da günahtır) buyuruyor. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
    (Kim, dünyada günahını gizlerse, Allahü teâlâ da, kıyamette o günahı herkesten saklar.) [Müslim]

    (Bir günaha düşen, Allah’ın örtüsünü, onun üzerinde bulundursun!) [Müslim]

    Günahtan el çekemeyen kimse, kötü örnek olmamak için günahını gizlemelidir. Oruç tutmayan kimse, orucunu gizli yemelidir. Açıktan yemesi ayrıca günah olur. İşte atalarımızın, (Kabahat de gizlidir) demeleri bu sebeptendir.

    Günahların hepsi Allahü teâlânın emrini yapmamak olduğundan büyüktür. Hadis-i şerifte, (Ufacık bir günahtan kaçınmak, bütün cin ve insanların ibadetleri toplamından daha iyidir) buyuruldu. (R.Nasıhin)

    Demek ki günah işleyerek ibadet yapılmaz. O halde, bir farzı yaparken haram işlemek mecburiyeti olursa haram işlememek için farz tehir edilir. Bir sünneti işlerken de, mekruh işlemek gerekirse, mekruhtan kaçmak için sünnet terk edilir.

    Allahü teâlânın yasak ettiklerinden kaçmamak günah olduğu gibi, emirlerine riayet etmemek de günahtır. Haram işlememek, farzı yapmaktan önce gelirse de, farzları yapmamanın günahı, haram işlemek günahından daha çoktur. Mesela, namaz kılmamak içki içmekten daha büyük günahtır.
    Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Günahtan nefret eden ve ibadetten lezzet alan, hakiki mümindir.) [Taberani]

    (Günahlardan çok korkan, Allah’a en çok ibadet edenlerden olur.) [İbni Mace]

    Günah işlemeye devam eden kimse unutkan olur, ahmaklaşır, aklı da azalır. Hadis-i şerifte (Günah işleyenin bir aklı gider, bir daha geri dönmez) buyuruldu. (İ.Gazali)

    O halde günah işlemekten çok sakınmalıdır.

    Sual: Günah işlemenin dünya işlerine de zararı olur mu?
    CEVAP
    Evet günahların dünya işlerinde de zararı olur. Fakat bir iş, neticesi ile ölçülür. Hadis-i şerifte, (Dünya ahiretin tarlasıdır) buyuruldu. Dünyada ekmezsek, ahirette ne biçeceğiz?
    Günah işleyenin aklı azalır, hafızası bozulur. Böyle bir kimse, dünya işlerini de beceremez. Ahiretine de zararı çok olur. Hadis-i şerifte, (Günah işleyenin, bir daha gelmemek üzere, aklı azalır) buyuruldu. İbni Mesud hazretleri, (Günah işleyen, bildiklerinden bazısını unutur) buyurdu. Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:
    (Günah işleyen rızıktan mahrum kalır.) [İbni Mace]

    Fudayl bin Iyad hazretleri, (Arkadaşlarının sana verdiği sıkıntılar, günahların neticesidir) buyurdu. Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:
    (Şikayet ettiğiniz şeyler, amellerinizin bozukluğundandır.) [Beyheki]

    Bir zat da, (Farelerin evimi istila etmesini, günahımın cezası olarak bilirim) buyurdu. Bir hadis-i şerifte, (Nefsin arzularını taate tercih eden, ibadetin zevkini alamaz) buyuruldu.

    Ariflerden bir zat, çamurlu ve kaygan bir yolda giderken, çamura düşmemek için dikkatli yürür. Buna rağmen çamura yuvarlanır. Her yeri çamur olur. Artık hiç dikkat etmeden yürümeye başlar. Sonra ağlayarak der ki: "İşte günaha düşmeden önce günahlarından sakınan adamın hâli budur. Bir iki defa günaha düştükten sonra, artık o günahları işlemekten çekinmez. Bu da gösteriyor ki, bir günah, başka bir günahı çeker."

    Günaha engel olunmazsa, herkes zarar görebilir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Fuhuş yayılınca zelzele ve fitne çoğalır.) [Deylemi]

    (Masiyetler zuhur edince, iyi-kötü herkes umumi bir azaba maruz kalır. Daha sonra iyiler Allahü teâlânın rızasına nail olur.) [Taberani]

    Her ne kadar küfür hariç, büyük günah işleyenlere kâfir dememek gerekir ise de, günahlara devam eden kimsenin, zamanla kalbi kararır, haramları işlerken içi sızlamaz, imanı da zayıflayıp bir gün tamamen sönebilir. Günahların küçüğünden de büyüğünden de çok sakınmak gerekir.

    Allahü teâlânın hakkı olan günahlar için tevbe etmeli, pişmanlık ve üzüntü duymalı, günahı terk etmeli, kefaret olmak için çok sevap işlemelidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Günah işlediğin zaman, karşılığında onu mahvedecek sevap işle!) [İ. Gazali]

    Kul hakkının kefareti için, hak sahibi ölmüş ise, o kimseyi rahmetle anmalı, çoluk çocuğuna ve vârislerine ihsanda bulunmalıdır. Günahları için istiğfara devam etmelidir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Allahü teâlâ, istiğfara devam edeni, her sıkıntıdan kurtarır, her darlıkta bir genişlik verir ve ummadığı yerden rızıklandırır.) [Nesai]

    (Allahü teâlâ buyurdu ki: "Ey kullarım, koruduklarım müstesna, hepiniz günahkârsınız. Günahınıza istiğfar ederseniz, sizi affederim. Kim kendisini affetmeye kadir olduğumu bilirse, onun günahlarını affederim.") [Tirmizi]

    (Bir kimse, "Rabbim, seni noksan sıfatlardan tenzih ederim. Nefsime zulmettim. Kötü işlerde bulundum. Senden başka günahımı affedecek kimse yoktur. Sen beni affet!" derse karıncalar sayısınca günahı olsa, Allahü teâlâ affeder.) [Beyheki



  3. 07.Ocak.2011, 03:49
    2
    Özel Üye



    Günah işleyen, dünya ve ahirette büyük sıkıntılara maruz kalır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Günah işleyince kalbde siyah bir nokta hasıl olur. Eğer tevbe edilirse o leke silinir. Günahlara devam edilirse, o leke büyür ve kalbinin tamamını kaplar.) [Nesai] [Kalb kararınca da, artık ibadet etmek zor olur, günahları işlemek kolay gelir.]

    (Günaha devam edenlerin zamanla kalbi mühürlenir. O kimse artık sevap işleyemez olur.) [Bezzar]

    (Derdiniz günahlardır, devası istiğfardır.) [Deylemi] [İnsanların başına gelen bütün sıkıntılar günahları yüzündendir. İstiğfar edince, yani pişman olup tevbe edince günahlar silinir.]

    (Kendini günahlardan korumayanı Allahü teâlâ [dünya ve ahirette felaketlerden] korumaz.) [İbni Hüzeymi] [Günahtan kaçmaya gayret edersek, Allahü telâlâ da bize yardım eder. Günaha önem vermezsek, felaketlerden kurtulamayız.]

    (Kişi işlediği günahlardan dolayı rızkından mahrum kalır.) [Hakim] [Günah işleyenin kazancında bereket olmaz. Ömrü sıkıntı içinde geçer.]

    Her günahı çok tehlikeli görmelidir! Müminin alametlerinden biri de günahını çok tehlikeli görür. Hadis-i şerifte, (Mümin, günahını başucunda dağ gibi görür, hemen üzerine yıkılacağından korkar. Münafık ise burnuna konmuş sinek gibi görür, hemen uçacağını zanneder) buyuruldu. (Buhari)

    Gizli işlediği bir günahı ona buna duyurmak da ikinci bir günahtır. Böyle günahların affı zor olur. Hadis-i şerifte, (Her mümin affedilir, ancak günahını başkalarına açıklayanlar hariç) buyuruldu. (Buhari)

    Kabahat gizli de, açık da işlenmez. Bir âyet-i kerime meali:
    (Açık da olsa, gizli de olsa günahlardan sakının!) [Enam 120]

    Fakat gizli işlenmiş bir günahı açığa vurmak ayrıca günahtır. İbni Âbidin hazretleri, (Günahını açığa vurmak ayrıca günah olur. Gizli yapılan günahı başkalarına anlatmak da günahtır) buyuruyor. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
    (Kim, dünyada günahını gizlerse, Allahü teâlâ da, kıyamette o günahı herkesten saklar.) [Müslim]

    (Bir günaha düşen, Allah’ın örtüsünü, onun üzerinde bulundursun!) [Müslim]

    Günahtan el çekemeyen kimse, kötü örnek olmamak için günahını gizlemelidir. Oruç tutmayan kimse, orucunu gizli yemelidir. Açıktan yemesi ayrıca günah olur. İşte atalarımızın, (Kabahat de gizlidir) demeleri bu sebeptendir.

    Günahların hepsi Allahü teâlânın emrini yapmamak olduğundan büyüktür. Hadis-i şerifte, (Ufacık bir günahtan kaçınmak, bütün cin ve insanların ibadetleri toplamından daha iyidir) buyuruldu. (R.Nasıhin)

    Demek ki günah işleyerek ibadet yapılmaz. O halde, bir farzı yaparken haram işlemek mecburiyeti olursa haram işlememek için farz tehir edilir. Bir sünneti işlerken de, mekruh işlemek gerekirse, mekruhtan kaçmak için sünnet terk edilir.

    Allahü teâlânın yasak ettiklerinden kaçmamak günah olduğu gibi, emirlerine riayet etmemek de günahtır. Haram işlememek, farzı yapmaktan önce gelirse de, farzları yapmamanın günahı, haram işlemek günahından daha çoktur. Mesela, namaz kılmamak içki içmekten daha büyük günahtır.
    Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Günahtan nefret eden ve ibadetten lezzet alan, hakiki mümindir.) [Taberani]

    (Günahlardan çok korkan, Allah’a en çok ibadet edenlerden olur.) [İbni Mace]

    Günah işlemeye devam eden kimse unutkan olur, ahmaklaşır, aklı da azalır. Hadis-i şerifte (Günah işleyenin bir aklı gider, bir daha geri dönmez) buyuruldu. (İ.Gazali)

    O halde günah işlemekten çok sakınmalıdır.

    Sual: Günah işlemenin dünya işlerine de zararı olur mu?
    CEVAP
    Evet günahların dünya işlerinde de zararı olur. Fakat bir iş, neticesi ile ölçülür. Hadis-i şerifte, (Dünya ahiretin tarlasıdır) buyuruldu. Dünyada ekmezsek, ahirette ne biçeceğiz?
    Günah işleyenin aklı azalır, hafızası bozulur. Böyle bir kimse, dünya işlerini de beceremez. Ahiretine de zararı çok olur. Hadis-i şerifte, (Günah işleyenin, bir daha gelmemek üzere, aklı azalır) buyuruldu. İbni Mesud hazretleri, (Günah işleyen, bildiklerinden bazısını unutur) buyurdu. Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:
    (Günah işleyen rızıktan mahrum kalır.) [İbni Mace]

    Fudayl bin Iyad hazretleri, (Arkadaşlarının sana verdiği sıkıntılar, günahların neticesidir) buyurdu. Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:
    (Şikayet ettiğiniz şeyler, amellerinizin bozukluğundandır.) [Beyheki]

    Bir zat da, (Farelerin evimi istila etmesini, günahımın cezası olarak bilirim) buyurdu. Bir hadis-i şerifte, (Nefsin arzularını taate tercih eden, ibadetin zevkini alamaz) buyuruldu.

    Ariflerden bir zat, çamurlu ve kaygan bir yolda giderken, çamura düşmemek için dikkatli yürür. Buna rağmen çamura yuvarlanır. Her yeri çamur olur. Artık hiç dikkat etmeden yürümeye başlar. Sonra ağlayarak der ki: "İşte günaha düşmeden önce günahlarından sakınan adamın hâli budur. Bir iki defa günaha düştükten sonra, artık o günahları işlemekten çekinmez. Bu da gösteriyor ki, bir günah, başka bir günahı çeker."

    Günaha engel olunmazsa, herkes zarar görebilir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Fuhuş yayılınca zelzele ve fitne çoğalır.) [Deylemi]

    (Masiyetler zuhur edince, iyi-kötü herkes umumi bir azaba maruz kalır. Daha sonra iyiler Allahü teâlânın rızasına nail olur.) [Taberani]

    Her ne kadar küfür hariç, büyük günah işleyenlere kâfir dememek gerekir ise de, günahlara devam eden kimsenin, zamanla kalbi kararır, haramları işlerken içi sızlamaz, imanı da zayıflayıp bir gün tamamen sönebilir. Günahların küçüğünden de büyüğünden de çok sakınmak gerekir.

    Allahü teâlânın hakkı olan günahlar için tevbe etmeli, pişmanlık ve üzüntü duymalı, günahı terk etmeli, kefaret olmak için çok sevap işlemelidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Günah işlediğin zaman, karşılığında onu mahvedecek sevap işle!) [İ. Gazali]

    Kul hakkının kefareti için, hak sahibi ölmüş ise, o kimseyi rahmetle anmalı, çoluk çocuğuna ve vârislerine ihsanda bulunmalıdır. Günahları için istiğfara devam etmelidir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Allahü teâlâ, istiğfara devam edeni, her sıkıntıdan kurtarır, her darlıkta bir genişlik verir ve ummadığı yerden rızıklandırır.) [Nesai]

    (Allahü teâlâ buyurdu ki: "Ey kullarım, koruduklarım müstesna, hepiniz günahkârsınız. Günahınıza istiğfar ederseniz, sizi affederim. Kim kendisini affetmeye kadir olduğumu bilirse, onun günahlarını affederim.") [Tirmizi]

    (Bir kimse, "Rabbim, seni noksan sıfatlardan tenzih ederim. Nefsime zulmettim. Kötü işlerde bulundum. Senden başka günahımı affedecek kimse yoktur. Sen beni affet!" derse karıncalar sayısınca günahı olsa, Allahü teâlâ affeder.) [Beyheki



  4. 07.Ocak.2011, 09:51
    3
    sevdim
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Ekim.2010
    Üye No: 79665
    Mesaj Sayısı: 13
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Yanıt: Günah işlemenin insana zararları nelerdir?

    Allah razı olsun...


  5. 07.Ocak.2011, 09:51
    3
    sevdim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Allah razı olsun...


  6. 10.Mart.2011, 03:26
    4
    almanyali67
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 26.Şubat.2008
    Üye No: 10819
    Mesaj Sayısı: 348
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4
    Yaş: 40

    Cevap: Günah işlemenin insana zararları nelerdir?

    Alıntı
    Galus Yanıt: Günah işlemenin insana zararları nelerdir?
    Günah işleyen, dünya ve ahirette büyük sıkıntılara maruz kalır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Günah işleyince kalbde siyah bir nokta hasıl olur. Eğer tevbe edilirse o leke silinir. Günahlara devam edilirse, o leke büyür ve kalbinin tamamını kaplar.) [Nesai] [Kalb kararınca da, artık ibadet etmek zor olur, günahları işlemek kolay gelir.]

    (Günaha devam edenlerin zamanla kalbi mühürlenir. O kimse artık sevap işleyemez olur.) [Bezzar]

    (Derdiniz günahlardır, devası istiğfardır.) [Deylemi] [İnsanların başına gelen bütün sıkıntılar günahları yüzündendir. İstiğfar edince, yani pişman olup tevbe edince günahlar silinir.]

    (Kendini günahlardan korumayanı Allahü teâlâ [dünya ve ahirette felaketlerden] korumaz.) [İbni Hüzeymi] [Günahtan kaçmaya gayret edersek, Allahü telâlâ da bize yardım eder. Günaha önem vermezsek, felaketlerden kurtulamayız.]

    (Kişi işlediği günahlardan dolayı rızkından mahrum kalır.) [Hakim] [Günah işleyenin kazancında bereket olmaz. Ömrü sıkıntı içinde geçer.]

    Her günahı çok tehlikeli görmelidir! Müminin alametlerinden biri de günahını çok tehlikeli görür. Hadis-i şerifte, (Mümin, günahını başucunda dağ gibi görür, hemen üzerine yıkılacağından korkar. Münafık ise burnuna konmuş sinek gibi görür, hemen uçacağını zanneder) buyuruldu. (Buhari)

    Gizli işlediği bir günahı ona buna duyurmak da ikinci bir günahtır. Böyle günahların affı zor olur. Hadis-i şerifte, (Her mümin affedilir, ancak günahını başkalarına açıklayanlar hariç) buyuruldu. (Buhari)

    Kabahat gizli de, açık da işlenmez. Bir âyet-i kerime meali:
    (Açık da olsa, gizli de olsa günahlardan sakının!) [Enam 120]

    Fakat gizli işlenmiş bir günahı açığa vurmak ayrıca günahtır. İbni Âbidin hazretleri, (Günahını açığa vurmak ayrıca günah olur. Gizli yapılan günahı başkalarına anlatmak da günahtır) buyuruyor. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
    (Kim, dünyada günahını gizlerse, Allahü teâlâ da, kıyamette o günahı herkesten saklar.) [Müslim]

    (Bir günaha düşen, Allah’ın örtüsünü, onun üzerinde bulundursun!) [Müslim]

    Günahtan el çekemeyen kimse, kötü örnek olmamak için günahını gizlemelidir. Oruç tutmayan kimse, orucunu gizli yemelidir. Açıktan yemesi ayrıca günah olur. İşte atalarımızın, (Kabahat de gizlidir) demeleri bu sebeptendir.

    Günahların hepsi Allahü teâlânın emrini yapmamak olduğundan büyüktür. Hadis-i şerifte, (Ufacık bir günahtan kaçınmak, bütün cin ve insanların ibadetleri toplamından daha iyidir) buyuruldu. (R.Nasıhin)

    Demek ki günah işleyerek ibadet yapılmaz. O halde, bir farzı yaparken haram işlemek mecburiyeti olursa haram işlememek için farz tehir edilir. Bir sünneti işlerken de, mekruh işlemek gerekirse, mekruhtan kaçmak için sünnet terk edilir.

    Allahü teâlânın yasak ettiklerinden kaçmamak günah olduğu gibi, emirlerine riayet etmemek de günahtır. Haram işlememek, farzı yapmaktan önce gelirse de, farzları yapmamanın günahı, haram işlemek günahından daha çoktur. Mesela, namaz kılmamak içki içmekten daha büyük günahtır.
    Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Günahtan nefret eden ve ibadetten lezzet alan, hakiki mümindir.) [Taberani]

    (Günahlardan çok korkan, Allah’a en çok ibadet edenlerden olur.) [İbni Mace]

    Günah işlemeye devam eden kimse unutkan olur, ahmaklaşır, aklı da azalır. Hadis-i şerifte (Günah işleyenin bir aklı gider, bir daha geri dönmez) buyuruldu. (İ.Gazali)

    O halde günah işlemekten çok sakınmalıdır.

    Sual: Günah işlemenin dünya işlerine de zararı olur mu?
    CEVAP
    Evet günahların dünya işlerinde de zararı olur. Fakat bir iş, neticesi ile ölçülür. Hadis-i şerifte, (Dünya ahiretin tarlasıdır) buyuruldu. Dünyada ekmezsek, ahirette ne biçeceğiz?
    Günah işleyenin aklı azalır, hafızası bozulur. Böyle bir kimse, dünya işlerini de beceremez. Ahiretine de zararı çok olur. Hadis-i şerifte, (Günah işleyenin, bir daha gelmemek üzere, aklı azalır) buyuruldu. İbni Mesud hazretleri, (Günah işleyen, bildiklerinden bazısını unutur) buyurdu. Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:
    (Günah işleyen rızıktan mahrum kalır.) [İbni Mace]

    Fudayl bin Iyad hazretleri, (Arkadaşlarının sana verdiği sıkıntılar, günahların neticesidir) buyurdu. Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:
    (Şikayet ettiğiniz şeyler, amellerinizin bozukluğundandır.) [Beyheki]

    Bir zat da, (Farelerin evimi istila etmesini, günahımın cezası olarak bilirim) buyurdu. Bir hadis-i şerifte, (Nefsin arzularını taate tercih eden, ibadetin zevkini alamaz) buyuruldu.

    Ariflerden bir zat, çamurlu ve kaygan bir yolda giderken, çamura düşmemek için dikkatli yürür. Buna rağmen çamura yuvarlanır. Her yeri çamur olur. Artık hiç dikkat etmeden yürümeye başlar. Sonra ağlayarak der ki: "İşte günaha düşmeden önce günahlarından sakınan adamın hâli budur. Bir iki defa günaha düştükten sonra, artık o günahları işlemekten çekinmez. Bu da gösteriyor ki, bir günah, başka bir günahı çeker."

    Günaha engel olunmazsa, herkes zarar görebilir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Fuhuş yayılınca zelzele ve fitne çoğalır.) [Deylemi]

    (Masiyetler zuhur edince, iyi-kötü herkes umumi bir azaba maruz kalır. Daha sonra iyiler Allahü teâlânın rızasına nail olur.) [Taberani]

    Her ne kadar küfür hariç, büyük günah işleyenlere kâfir dememek gerekir ise de, günahlara devam eden kimsenin, zamanla kalbi kararır, haramları işlerken içi sızlamaz, imanı da zayıflayıp bir gün tamamen sönebilir. Günahların küçüğünden de büyüğünden de çok sakınmak gerekir.

    Allahü teâlânın hakkı olan günahlar için tevbe etmeli, pişmanlık ve üzüntü duymalı, günahı terk etmeli, kefaret olmak için çok sevap işlemelidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Günah işlediğin zaman, karşılığında onu mahvedecek sevap işle!) [İ. Gazali]

    Kul hakkının kefareti için, hak sahibi ölmüş ise, o kimseyi rahmetle anmalı, çoluk çocuğuna ve vârislerine ihsanda bulunmalıdır. Günahları için istiğfara devam etmelidir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Allahü teâlâ, istiğfara devam edeni, her sıkıntıdan kurtarır, her darlıkta bir genişlik verir ve ummadığı yerden rızıklandırır.) [Nesai]

    (Allahü teâlâ buyurdu ki: "Ey kullarım, koruduklarım müstesna, hepiniz günahkârsınız. Günahınıza istiğfar ederseniz, sizi affederim. Kim kendisini affetmeye kadir olduğumu bilirse, onun günahlarını affederim.") [Tirmizi]

    (Bir kimse, "Rabbim, seni noksan sıfatlardan tenzih ederim. Nefsime zulmettim. Kötü işlerde bulundum. Senden başka günahımı affedecek kimse yoktur. Sen beni affet!" derse karıncalar sayısınca günahı olsa, Allahü teâlâ affeder.) [Beyheki
    Esselamun Aleykum v..v..Hocam..
    >>http://www.sorularlaislamiyet.com/index.php?s=show_qna&id=3408<<buradan alinti Hadis aciklarmisiniz?>>Hadis-i şerifte, (Her mümin affedilir, ancak günahını başkalarına açıklayanlar hariç) buyuruldu. (Buhari) -- günahını başkalarına açıklayanlar.. ve daha sora Tevbe etse afv olunurmu? Hadis aciklarsaniz sevinirim..burada Tevbe edemiyenler icinmi?yoksa Tevbe etsedemi?


  7. 10.Mart.2011, 03:26
    4
    Devamlı Üye
    Alıntı
    Galus Yanıt: Günah işlemenin insana zararları nelerdir?
    Günah işleyen, dünya ve ahirette büyük sıkıntılara maruz kalır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Günah işleyince kalbde siyah bir nokta hasıl olur. Eğer tevbe edilirse o leke silinir. Günahlara devam edilirse, o leke büyür ve kalbinin tamamını kaplar.) [Nesai] [Kalb kararınca da, artık ibadet etmek zor olur, günahları işlemek kolay gelir.]

    (Günaha devam edenlerin zamanla kalbi mühürlenir. O kimse artık sevap işleyemez olur.) [Bezzar]

    (Derdiniz günahlardır, devası istiğfardır.) [Deylemi] [İnsanların başına gelen bütün sıkıntılar günahları yüzündendir. İstiğfar edince, yani pişman olup tevbe edince günahlar silinir.]

    (Kendini günahlardan korumayanı Allahü teâlâ [dünya ve ahirette felaketlerden] korumaz.) [İbni Hüzeymi] [Günahtan kaçmaya gayret edersek, Allahü telâlâ da bize yardım eder. Günaha önem vermezsek, felaketlerden kurtulamayız.]

    (Kişi işlediği günahlardan dolayı rızkından mahrum kalır.) [Hakim] [Günah işleyenin kazancında bereket olmaz. Ömrü sıkıntı içinde geçer.]

    Her günahı çok tehlikeli görmelidir! Müminin alametlerinden biri de günahını çok tehlikeli görür. Hadis-i şerifte, (Mümin, günahını başucunda dağ gibi görür, hemen üzerine yıkılacağından korkar. Münafık ise burnuna konmuş sinek gibi görür, hemen uçacağını zanneder) buyuruldu. (Buhari)

    Gizli işlediği bir günahı ona buna duyurmak da ikinci bir günahtır. Böyle günahların affı zor olur. Hadis-i şerifte, (Her mümin affedilir, ancak günahını başkalarına açıklayanlar hariç) buyuruldu. (Buhari)

    Kabahat gizli de, açık da işlenmez. Bir âyet-i kerime meali:
    (Açık da olsa, gizli de olsa günahlardan sakının!) [Enam 120]

    Fakat gizli işlenmiş bir günahı açığa vurmak ayrıca günahtır. İbni Âbidin hazretleri, (Günahını açığa vurmak ayrıca günah olur. Gizli yapılan günahı başkalarına anlatmak da günahtır) buyuruyor. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
    (Kim, dünyada günahını gizlerse, Allahü teâlâ da, kıyamette o günahı herkesten saklar.) [Müslim]

    (Bir günaha düşen, Allah’ın örtüsünü, onun üzerinde bulundursun!) [Müslim]

    Günahtan el çekemeyen kimse, kötü örnek olmamak için günahını gizlemelidir. Oruç tutmayan kimse, orucunu gizli yemelidir. Açıktan yemesi ayrıca günah olur. İşte atalarımızın, (Kabahat de gizlidir) demeleri bu sebeptendir.

    Günahların hepsi Allahü teâlânın emrini yapmamak olduğundan büyüktür. Hadis-i şerifte, (Ufacık bir günahtan kaçınmak, bütün cin ve insanların ibadetleri toplamından daha iyidir) buyuruldu. (R.Nasıhin)

    Demek ki günah işleyerek ibadet yapılmaz. O halde, bir farzı yaparken haram işlemek mecburiyeti olursa haram işlememek için farz tehir edilir. Bir sünneti işlerken de, mekruh işlemek gerekirse, mekruhtan kaçmak için sünnet terk edilir.

    Allahü teâlânın yasak ettiklerinden kaçmamak günah olduğu gibi, emirlerine riayet etmemek de günahtır. Haram işlememek, farzı yapmaktan önce gelirse de, farzları yapmamanın günahı, haram işlemek günahından daha çoktur. Mesela, namaz kılmamak içki içmekten daha büyük günahtır.
    Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Günahtan nefret eden ve ibadetten lezzet alan, hakiki mümindir.) [Taberani]

    (Günahlardan çok korkan, Allah’a en çok ibadet edenlerden olur.) [İbni Mace]

    Günah işlemeye devam eden kimse unutkan olur, ahmaklaşır, aklı da azalır. Hadis-i şerifte (Günah işleyenin bir aklı gider, bir daha geri dönmez) buyuruldu. (İ.Gazali)

    O halde günah işlemekten çok sakınmalıdır.

    Sual: Günah işlemenin dünya işlerine de zararı olur mu?
    CEVAP
    Evet günahların dünya işlerinde de zararı olur. Fakat bir iş, neticesi ile ölçülür. Hadis-i şerifte, (Dünya ahiretin tarlasıdır) buyuruldu. Dünyada ekmezsek, ahirette ne biçeceğiz?
    Günah işleyenin aklı azalır, hafızası bozulur. Böyle bir kimse, dünya işlerini de beceremez. Ahiretine de zararı çok olur. Hadis-i şerifte, (Günah işleyenin, bir daha gelmemek üzere, aklı azalır) buyuruldu. İbni Mesud hazretleri, (Günah işleyen, bildiklerinden bazısını unutur) buyurdu. Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:
    (Günah işleyen rızıktan mahrum kalır.) [İbni Mace]

    Fudayl bin Iyad hazretleri, (Arkadaşlarının sana verdiği sıkıntılar, günahların neticesidir) buyurdu. Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:
    (Şikayet ettiğiniz şeyler, amellerinizin bozukluğundandır.) [Beyheki]

    Bir zat da, (Farelerin evimi istila etmesini, günahımın cezası olarak bilirim) buyurdu. Bir hadis-i şerifte, (Nefsin arzularını taate tercih eden, ibadetin zevkini alamaz) buyuruldu.

    Ariflerden bir zat, çamurlu ve kaygan bir yolda giderken, çamura düşmemek için dikkatli yürür. Buna rağmen çamura yuvarlanır. Her yeri çamur olur. Artık hiç dikkat etmeden yürümeye başlar. Sonra ağlayarak der ki: "İşte günaha düşmeden önce günahlarından sakınan adamın hâli budur. Bir iki defa günaha düştükten sonra, artık o günahları işlemekten çekinmez. Bu da gösteriyor ki, bir günah, başka bir günahı çeker."

    Günaha engel olunmazsa, herkes zarar görebilir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Fuhuş yayılınca zelzele ve fitne çoğalır.) [Deylemi]

    (Masiyetler zuhur edince, iyi-kötü herkes umumi bir azaba maruz kalır. Daha sonra iyiler Allahü teâlânın rızasına nail olur.) [Taberani]

    Her ne kadar küfür hariç, büyük günah işleyenlere kâfir dememek gerekir ise de, günahlara devam eden kimsenin, zamanla kalbi kararır, haramları işlerken içi sızlamaz, imanı da zayıflayıp bir gün tamamen sönebilir. Günahların küçüğünden de büyüğünden de çok sakınmak gerekir.

    Allahü teâlânın hakkı olan günahlar için tevbe etmeli, pişmanlık ve üzüntü duymalı, günahı terk etmeli, kefaret olmak için çok sevap işlemelidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Günah işlediğin zaman, karşılığında onu mahvedecek sevap işle!) [İ. Gazali]

    Kul hakkının kefareti için, hak sahibi ölmüş ise, o kimseyi rahmetle anmalı, çoluk çocuğuna ve vârislerine ihsanda bulunmalıdır. Günahları için istiğfara devam etmelidir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Allahü teâlâ, istiğfara devam edeni, her sıkıntıdan kurtarır, her darlıkta bir genişlik verir ve ummadığı yerden rızıklandırır.) [Nesai]

    (Allahü teâlâ buyurdu ki: "Ey kullarım, koruduklarım müstesna, hepiniz günahkârsınız. Günahınıza istiğfar ederseniz, sizi affederim. Kim kendisini affetmeye kadir olduğumu bilirse, onun günahlarını affederim.") [Tirmizi]

    (Bir kimse, "Rabbim, seni noksan sıfatlardan tenzih ederim. Nefsime zulmettim. Kötü işlerde bulundum. Senden başka günahımı affedecek kimse yoktur. Sen beni affet!" derse karıncalar sayısınca günahı olsa, Allahü teâlâ affeder.) [Beyheki
    Esselamun Aleykum v..v..Hocam..
    >>http://www.sorularlaislamiyet.com/index.php?s=show_qna&id=3408<<buradan alinti Hadis aciklarmisiniz?>>Hadis-i şerifte, (Her mümin affedilir, ancak günahını başkalarına açıklayanlar hariç) buyuruldu. (Buhari) -- günahını başkalarına açıklayanlar.. ve daha sora Tevbe etse afv olunurmu? Hadis aciklarsaniz sevinirim..burada Tevbe edemiyenler icinmi?yoksa Tevbe etsedemi?


  8. 31.Ağustos.2012, 19:25
    5
    imam
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Ağustos.2007
    Üye No: 2034
    Mesaj Sayısı: 7,511
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: minallah-ilelllah

    Cevap: Günah işlemenin insana zararları nelerdir?

    Alıntı
    günahını başkalarına açıklayanlar.. ve daha sora Tevbe etse afv olunurmu?
    Tevbe ederse lebette affedilir.
    Tevbenin affetmeyeceği günah yoktur yeterki samimi bir tövbe olsun.


  9. 31.Ağustos.2012, 19:25
    5
    Üye
    Alıntı
    günahını başkalarına açıklayanlar.. ve daha sora Tevbe etse afv olunurmu?
    Tevbe ederse lebette affedilir.
    Tevbenin affetmeyeceği günah yoktur yeterki samimi bir tövbe olsun.


  10. 08.Eylül.2012, 16:58
    6
    Mucahid
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 27.Ağustos.2007
    Üye No: 2247
    Mesaj Sayısı: 503
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7

    Cevap: Günah işlemenin insana zararları nelerdir?

    Günahların insana verdiği zararlar nelerdir?

    Günâhlarda ısrar etmek, hakkın aynası olmak için yaratılan iman yeri olan kalbi karartır. Günâh kalbe işleyip onu karartarak iman nurunu oradan çıkarıncaya kadar katılaştırır. Her bir günâhın içinde küfre gidecek bir yol vardır. Günâh istiğfar (tövbe) ile hemen yok edilmezse, kalbi kötülüğe sürükler ve Allah'ın itaatinden çıkmış bir kalp hâline getirir.

    Günâh, düşünceden pratiğe geçmemişse cezası olmaz. Resulullah (s.a.s),

    " Allah Teâlâ ümmetimden nefislerinde yapmayı arzuladıkları şeyleri yapmadıkları ve konuşmadıkları müddetçe affetti." (Buhârî, VII, 59) buyurmuştur.

    Sorumluluk ve ceza açısından günâhlar kebâîr ve sağîr diye iki kısma ayrılır.

    Kebâir (büyük günâhlar): Allah'ı tanımaya engel olan ve yapılması hâlinde şer'î ceza gereken veya Allah Teâlâ'nın cehennem azabıyla tehdit ettiği günâhlardır. Bir başka görüşe göre Allah'ın yasakladığı her şey büyük bir günâhtır. Büyük günahların sayısı hadis rivayetleri göz önünde bulundurularak, yedi, dokuz, yetmiş, iki yüz olarak tespit edilmiştir. (Şerhu Akideti't-Tahâviyye, s. 370, 371).

    Büyük günâhların belli başlıları şunlardır; Allah'a ortak koşmak, adam öldürmek, zina iftirasında bulunmak, zina etmek, islâmî cihaddan kaçmak, sihir yapmak, yetimin malını yemek, ana-babaya karşı gelmek, Mekke'nin hareminde günâh işlemek, faiz yemek, hırsızlık yapmak, içki içmek, kumar oynamak.

    Bir Müslüman hatife almadan, kalbinde tasdik olduğu halde büyük günâh işlerse, dinden çıkıp kâfir olmaz. Ehl-i sünnet, büyük günâh işleyen kimsenin kâfir olmayacağını, cehennemde ebedî kalmayacağını, tövbe etmeden ölürse dahî, Allah dilerse fazl-ı keremiyle onu affedeceğini, dilerse adâletiyle cehennemde ona azap edeceğini kabul eder (Şerhu Akideti't-Tahâviyye s. 370).

    Kebâirin (büyük günâhların) en büyüğü Allah'ı tanımamak, zatında, sıfatında ve fiillerinde O'na ortak koşmaktır. Buna ekberu'l-kebâir denir.

    "Allah kendisine şirk koşulmasını kesinlikle affetmez. Bunun dışındaki günâhları dilediği kimseler için affeder."(Nisâ, 4/48).

    Allah'ın rahmetinden ümidini keserek serkeşlik yapmaya devam etmek veya azabından emin olarak günâha aldırış etmeden tövbe etmemek caiz değildir. Mümin ne kadar günâh işlerse işlesin korku ve ümid arasında olmalı, Rabbinden yüz çevirmemelidir.

    "Ey günâhta aşırı giderek nefislerine zulmetmiş kullarım, Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin; muhakkak ki Allah bütün günâhları bağışlar. Şüphe yok ki O, çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir."(Zümer, 39/53)

    "Fakat azabımın da pek acıklı bir azap olduğunu kullarıma haber ver." (Hicr, I5/50).

    Mu'tezile büyük günâh işleyenin mümin olmaktan çıkacağını, iman ile küfür arasında (el-Menzile beyne'l-Menziteteyn) kalacağını; tövbe etmeden ölürse ebediyyen cehennemden çıkmayacağını iddia eder. Hâricîler daha da ileri giderek küçük günâh işleyen müminleri de küfür ile suçlamıştır. Mu'tezile Kur'an-ı Kerîm'deki

    "Kim bir mümini kasden öldürürse onun cezası cehennemde uzun süre (hâliden) kalmaktır..." (Nisâ, 4/33)

    ayetini delil gösterir. Ancak Arab dilinde "Hâliden" kelimesi ebediyet anlamını ifade ettiği gibi, uzun müddet manasını da ifade eder. Bu ayette geçen "hâliden"in uzun müddet anlamına geldiği, yukarıda zikredilen ayetteki (Zümer, 39/53) anlam ile desteklenmiştir.

    Bir mümin, kalbinde tasdik, dilinde ikrar olduğu halde günâh işler veya farzları yerine getirmede gevşeklik gösterir, fakat bu günâhların karşılığında cezayı da hak ettiğine inanıyorsa bu kişi günâhkâr mümindir. Allah Teâlâ'nın böyle bir insanı küfürle vasıflaması, mecâzîdir. Yani nimeti inkâr, nankörlük manasındadır. Bir Müslüman günâhı helâl kabul eder veya yapmadığı farzı inkâr ederse gerçek anlamıyla kâfir olur.

    İslâm'ın esasları ile hükmetmemek büyük bir günâhtır. Eğer İslâm'ın devrini bitirdiği, çağımızda gereksiz olduğu inancı ile İslâm'ın hükümleri uygulanmıyorsa bu küfürdür. İman-küfür meseleleri ve müminlerin tekfir edilmesi müstakil eserlere de konu olmuştur. Sâlim el Behensavî'nin "el-Hükmü ve Kâdıyyetü Tekfiril-Müslim" adlı eseri bunlardan biridir.

    Sağır (küçük günâhlar): Dünyada cezayı, ahirette de azabı gerektirmeyen küçük suçlardır. Devamlı işlendiğinde küçük günâh küçük olmaktan çıkar. Tövbe edilip mağfiret istendiğinde inşallah affedilir. Âlimler "Günâhın küçüklüğüne büyüklüğüne bakma, kime karşı suç işlediğine bak." demişlerdir. Allah'ı tanımaya, kulluğa engel olan, Allah ile kulun arasına perde olan her şey günâhtır.

    Günâhlardan sakınmak, farzları yapmaktan önce gelir. Önce kalp günâhlardan temizlenir, sonra farzları yapmakla süslenir. Günâhlar ve haramlar dinî duyguyu helâl helâk eder, zehirler. Ancak bu zehirler görünürde bal gibidir; tatlı gelebilir fakat insanın manevî duygularını öldürür.

    Unutulmamalıdır ki her nimet külfet karşılığıdır. Cennet ve Cemâlullah'ı isteyenler nefse tatlı gelen günâhlara girmemek için birtakım külfet ve zorluklara katlanmak ve Allah'a sığınmak zorundadır. Müminler ihsân sırrı ile Rabblerine kendilerini görüyormuş gibi kulluk ederler. Sol omuzlarında günâhlarını yazan bir meleğin olduğunun şuuru içinde hareket ederler.

    Güç yettiğince günâhlardan sakınıldığında Allah küçük günâhları affedecektir.

    "Eğer size yasaklanmış şeylerin büyüklerinden kaçınırsanız, geri kalan günâhlarınızı siler ve sizi nimet ve ikramlarımızla dolu olan cennete koyarız."(Nisâ, 4/31),

    "O kimseler ki ufak tefek kusurlar hariç, günâhın büyüklerinden ve çirkin söz ve davranışlardan kaçınırlar. Şüphesiz ki Rabbinin bağışlaması geniştir..."(Necm, 53/32).

    Allah Teâlâ mümin kulların günâhlarını yaptıkları bazı ameller veya söyledikleri birtakım söz ve dualar sebebiyle affeder, günâhlarına keffaret eder. Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:

    "Denizin köpükleri kadar günâhı olsa da 'Lâ ilâhe illâllâhu vallâhu ekber, velâ havle velâ kuvvete illâ billâh' diyen yeryüzündeki her insanın günâhına bu söz keffaret olur." (Tirmizî, Vitr, 15).

    "Hiçbir kul yoktur ki bir günâh yapsın ve kalkıp güzelce abdest alıp iki rekât namaz kılarak bu günâhdan mağfiret dilesin de, Allah onu affetmesin." (Ahmed b. Hanbel, I, 10).

    Peygamberler mâsumdur, günâh işlemezler. Ancak, "zelle" denilen, peygamberlik makamı için kusur kabul edilen amelleri vardır. Ehl-i sünnet şefaat, hesap, mizân, sırat, havz, cennet, cehennem, kabir azabı ve münker-nekir sorgusunu hak ve dinin esası kabul etmiştir.

    Günah ve İsyanın Sonuçları:

    - İlimden yoksun kalmak: Zira, ilim, günahkâra verilmez.

    - Rızkın kesilmesi: Günâhkârın rızkı harama gider, Allah'ın bereket ve ihsanı kalkar.

    - Kalp ve ruhun bozulması: Fıtrata uygun hal bozulur, hissizlik, vicdansızlık, korkusuzlukla tövbeden uzaklaşır. İç dünya kararır, kalp paslanır, haya duygusu ve ahlâk kalkar.

    - İnsanlardan uzaklaşma: Nefsi ve en yakınlarıyla, toplumla yabancılaşan günâhkâr yalnız kalmaya mahkum olur.

    - Her günâh iz bırakır: Günâhların sonucu vücud, akıl ve diğer organlarda bir kötülük doğurur. Her günâh bir başka günâha yol açar.

    - Her günâh, İslâm dışı gelmiş geçmiş bütün çirkin ulusların mirasıdır. Kibirlenmek Firavun'un; eşcinsellik Lût kavminin mirasıdır.

    - Günâh ve isyân, Allah'ın azabının hak olmasına yol açar. Bela ve musibet gelir. Günâhın geçmişe, şimdiye ve gelecek kuşaklara zararı dokunur.

    - Günâhkârlar, meleklerin tövbe ve istiğfarlarından, Hz. Peygamber (s.a.s)'in şefaatinden mahrum kalırlar. Günâhlar insanların imanını zayıflatır.

    Günah hakkında Hz. Peygamber (s.a.s)'in buyurduğu bazı Hadîs-i şerifler:

    "Zulüm üç türlüdür: Bir zulüm var ki Allah onu affetmez. Bir zulüm var ki Allah onu affeder. Bir zulüm var ki Allah onun mutlaka hesabını sorar: Allah'ın affetmediği zulm şirktir. Çünkü O, "Şirk büyük zulümdür." (Lokman, 31/13) buyurmuştur. Allah'ın affedeceği zulüm ise kulların kendi nefislerine zulmüdür. Rableri ile kendileri arasındaki işlerde yaptıkları hatalardır. Allah'ın hiç bırakmayıp mutlaka hesap soracağı zulüm de kulların birbirlerine karşı haksızlıklarıdır. Allah bunların hesabını sorar ve yapılan haksızlıkları cezalandırır."

    "Yüce Allah: " Ey kulum sen bana kulluk etmedin, ama benden umut istedin. Ben de sende olanları bağışladım. Ey kulum, dünya kadar günâhla gelsen, bana şirk koşmamışsan, ben de seni dünya kadar mağriretle karşılarım. " buyurur."

    "Kula erişen bir musibet, büyük-küçük bir felâket hep kendi günâhı yüzündendir. Allah ın affettikleri de pek çoktur."

    "Canımı kudret elinde bulunduran Allah'a andolsun ki, mümine erişen hiçbir tasa, üzüntü, sıkıntı, hatta vücuduna batan hiçbir diken yoktur ki, Allah onunla o kimsenin günahlarını affetmesin."

    "Her duyduğunu söylemesi kişiye günâh olarak yeter."

    "Kim bir Müslüman kardeşine şefaat eder de şefaat ettiği kimse kendisine bu yüzden bir hediye verir ve o da bunu kabul ederse, büyük günâh kapılarından birine gelmiş olur."

    "Hiçbir günâhkâr, diğerinin yükünü çekmez."

    "Allah, canı boğazına gelmemiş olan kulun tövbesini kabul eder."

    "Farz namazı, abdest, huşû ve rükûunu tam olarak yapan hiçbir Müslüman yoktur ki -büyük günâh işlemedikçe- namazı önceki günâhlara keffâret olmasın."

    "İnsanlar bir münker görüp de onu değiştirmezlerse, Allah'ın onlara umumî bir ceza vermesi yakındır."

    "Başkalarının işlediği günâhlar yüzünden bizi de helâk etme Allah'ım! Şu yedi helâk edici şeyden sakınınız: Şirk, büyü, adam öldürmek, faiz, yetim malı yemek, cihaddan kaçmak, masum kadınlara zina iftirasında bulunmak."

    "Kim Ramazan'da inanarak, hak rızası için oruç tutsa geçmiş günâhları affedilir. Rüşvet alana da verene de lânet olsun. Helâl belli, haram bellidir ve sen sana şüpheli geleni bırak. Zina ve fuhuş bir toplumda yaygın hâle gelirse, Allah önceki nesillerde bulunmayan hastalıkları onlara bela olarak verir. Bir millet eksik tartar ve eksik ölçerse zulüm, açlık ve yoklukla cezalandırırlar. Bir milletin yöneticileri yüce Allah'ın indirdiği hüküm ile hükmetmezse Allah onların birliğini dağıtır. Kul, yaptığı isyan ve işlediği günâh dolayısıyla rızkından mahrum kalır."

    "Hesaba çekilmeden, kendini hesaba çek. Başınıza gelecekleri bilseydiniz az güler çok ağlardınız. Yaptığın bir kötülük seni üzüyorsa sen müminsin. Ey kalpleri evirip çeviren Rabbim, kalbimi senin dinin üzere sabit ve sürekli kıl." (İbn Kesîr, I, 508, 528; Buhârî, Libâs, 24, Tıb, l, Savm, 1-15, Ahkam, 9, Buyû', 2, 3; Müslim, Birr, 45 vd.; iman,143,144,145,153,154, Mukaddime, 5; Ebû Davûd Buyû, 82; Tirmizî, Tefsir, 44; Daavât, 90, 99; İbn Mâce Ahkâm, 2; Mâlik, Muvatta ; Hudûd, 2,' Ahmed b. Hanbel, II, 164, 248; V, 154, 190, 194).

    (Zübeyr TEKKEŞİN)


  11. 08.Eylül.2012, 16:58
    6
    Devamlı Üye
    Günahların insana verdiği zararlar nelerdir?

    Günâhlarda ısrar etmek, hakkın aynası olmak için yaratılan iman yeri olan kalbi karartır. Günâh kalbe işleyip onu karartarak iman nurunu oradan çıkarıncaya kadar katılaştırır. Her bir günâhın içinde küfre gidecek bir yol vardır. Günâh istiğfar (tövbe) ile hemen yok edilmezse, kalbi kötülüğe sürükler ve Allah'ın itaatinden çıkmış bir kalp hâline getirir.

    Günâh, düşünceden pratiğe geçmemişse cezası olmaz. Resulullah (s.a.s),

    " Allah Teâlâ ümmetimden nefislerinde yapmayı arzuladıkları şeyleri yapmadıkları ve konuşmadıkları müddetçe affetti." (Buhârî, VII, 59) buyurmuştur.

    Sorumluluk ve ceza açısından günâhlar kebâîr ve sağîr diye iki kısma ayrılır.

    Kebâir (büyük günâhlar): Allah'ı tanımaya engel olan ve yapılması hâlinde şer'î ceza gereken veya Allah Teâlâ'nın cehennem azabıyla tehdit ettiği günâhlardır. Bir başka görüşe göre Allah'ın yasakladığı her şey büyük bir günâhtır. Büyük günahların sayısı hadis rivayetleri göz önünde bulundurularak, yedi, dokuz, yetmiş, iki yüz olarak tespit edilmiştir. (Şerhu Akideti't-Tahâviyye, s. 370, 371).

    Büyük günâhların belli başlıları şunlardır; Allah'a ortak koşmak, adam öldürmek, zina iftirasında bulunmak, zina etmek, islâmî cihaddan kaçmak, sihir yapmak, yetimin malını yemek, ana-babaya karşı gelmek, Mekke'nin hareminde günâh işlemek, faiz yemek, hırsızlık yapmak, içki içmek, kumar oynamak.

    Bir Müslüman hatife almadan, kalbinde tasdik olduğu halde büyük günâh işlerse, dinden çıkıp kâfir olmaz. Ehl-i sünnet, büyük günâh işleyen kimsenin kâfir olmayacağını, cehennemde ebedî kalmayacağını, tövbe etmeden ölürse dahî, Allah dilerse fazl-ı keremiyle onu affedeceğini, dilerse adâletiyle cehennemde ona azap edeceğini kabul eder (Şerhu Akideti't-Tahâviyye s. 370).

    Kebâirin (büyük günâhların) en büyüğü Allah'ı tanımamak, zatında, sıfatında ve fiillerinde O'na ortak koşmaktır. Buna ekberu'l-kebâir denir.

    "Allah kendisine şirk koşulmasını kesinlikle affetmez. Bunun dışındaki günâhları dilediği kimseler için affeder."(Nisâ, 4/48).

    Allah'ın rahmetinden ümidini keserek serkeşlik yapmaya devam etmek veya azabından emin olarak günâha aldırış etmeden tövbe etmemek caiz değildir. Mümin ne kadar günâh işlerse işlesin korku ve ümid arasında olmalı, Rabbinden yüz çevirmemelidir.

    "Ey günâhta aşırı giderek nefislerine zulmetmiş kullarım, Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin; muhakkak ki Allah bütün günâhları bağışlar. Şüphe yok ki O, çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir."(Zümer, 39/53)

    "Fakat azabımın da pek acıklı bir azap olduğunu kullarıma haber ver." (Hicr, I5/50).

    Mu'tezile büyük günâh işleyenin mümin olmaktan çıkacağını, iman ile küfür arasında (el-Menzile beyne'l-Menziteteyn) kalacağını; tövbe etmeden ölürse ebediyyen cehennemden çıkmayacağını iddia eder. Hâricîler daha da ileri giderek küçük günâh işleyen müminleri de küfür ile suçlamıştır. Mu'tezile Kur'an-ı Kerîm'deki

    "Kim bir mümini kasden öldürürse onun cezası cehennemde uzun süre (hâliden) kalmaktır..." (Nisâ, 4/33)

    ayetini delil gösterir. Ancak Arab dilinde "Hâliden" kelimesi ebediyet anlamını ifade ettiği gibi, uzun müddet manasını da ifade eder. Bu ayette geçen "hâliden"in uzun müddet anlamına geldiği, yukarıda zikredilen ayetteki (Zümer, 39/53) anlam ile desteklenmiştir.

    Bir mümin, kalbinde tasdik, dilinde ikrar olduğu halde günâh işler veya farzları yerine getirmede gevşeklik gösterir, fakat bu günâhların karşılığında cezayı da hak ettiğine inanıyorsa bu kişi günâhkâr mümindir. Allah Teâlâ'nın böyle bir insanı küfürle vasıflaması, mecâzîdir. Yani nimeti inkâr, nankörlük manasındadır. Bir Müslüman günâhı helâl kabul eder veya yapmadığı farzı inkâr ederse gerçek anlamıyla kâfir olur.

    İslâm'ın esasları ile hükmetmemek büyük bir günâhtır. Eğer İslâm'ın devrini bitirdiği, çağımızda gereksiz olduğu inancı ile İslâm'ın hükümleri uygulanmıyorsa bu küfürdür. İman-küfür meseleleri ve müminlerin tekfir edilmesi müstakil eserlere de konu olmuştur. Sâlim el Behensavî'nin "el-Hükmü ve Kâdıyyetü Tekfiril-Müslim" adlı eseri bunlardan biridir.

    Sağır (küçük günâhlar): Dünyada cezayı, ahirette de azabı gerektirmeyen küçük suçlardır. Devamlı işlendiğinde küçük günâh küçük olmaktan çıkar. Tövbe edilip mağfiret istendiğinde inşallah affedilir. Âlimler "Günâhın küçüklüğüne büyüklüğüne bakma, kime karşı suç işlediğine bak." demişlerdir. Allah'ı tanımaya, kulluğa engel olan, Allah ile kulun arasına perde olan her şey günâhtır.

    Günâhlardan sakınmak, farzları yapmaktan önce gelir. Önce kalp günâhlardan temizlenir, sonra farzları yapmakla süslenir. Günâhlar ve haramlar dinî duyguyu helâl helâk eder, zehirler. Ancak bu zehirler görünürde bal gibidir; tatlı gelebilir fakat insanın manevî duygularını öldürür.

    Unutulmamalıdır ki her nimet külfet karşılığıdır. Cennet ve Cemâlullah'ı isteyenler nefse tatlı gelen günâhlara girmemek için birtakım külfet ve zorluklara katlanmak ve Allah'a sığınmak zorundadır. Müminler ihsân sırrı ile Rabblerine kendilerini görüyormuş gibi kulluk ederler. Sol omuzlarında günâhlarını yazan bir meleğin olduğunun şuuru içinde hareket ederler.

    Güç yettiğince günâhlardan sakınıldığında Allah küçük günâhları affedecektir.

    "Eğer size yasaklanmış şeylerin büyüklerinden kaçınırsanız, geri kalan günâhlarınızı siler ve sizi nimet ve ikramlarımızla dolu olan cennete koyarız."(Nisâ, 4/31),

    "O kimseler ki ufak tefek kusurlar hariç, günâhın büyüklerinden ve çirkin söz ve davranışlardan kaçınırlar. Şüphesiz ki Rabbinin bağışlaması geniştir..."(Necm, 53/32).

    Allah Teâlâ mümin kulların günâhlarını yaptıkları bazı ameller veya söyledikleri birtakım söz ve dualar sebebiyle affeder, günâhlarına keffaret eder. Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:

    "Denizin köpükleri kadar günâhı olsa da 'Lâ ilâhe illâllâhu vallâhu ekber, velâ havle velâ kuvvete illâ billâh' diyen yeryüzündeki her insanın günâhına bu söz keffaret olur." (Tirmizî, Vitr, 15).

    "Hiçbir kul yoktur ki bir günâh yapsın ve kalkıp güzelce abdest alıp iki rekât namaz kılarak bu günâhdan mağfiret dilesin de, Allah onu affetmesin." (Ahmed b. Hanbel, I, 10).

    Peygamberler mâsumdur, günâh işlemezler. Ancak, "zelle" denilen, peygamberlik makamı için kusur kabul edilen amelleri vardır. Ehl-i sünnet şefaat, hesap, mizân, sırat, havz, cennet, cehennem, kabir azabı ve münker-nekir sorgusunu hak ve dinin esası kabul etmiştir.

    Günah ve İsyanın Sonuçları:

    - İlimden yoksun kalmak: Zira, ilim, günahkâra verilmez.

    - Rızkın kesilmesi: Günâhkârın rızkı harama gider, Allah'ın bereket ve ihsanı kalkar.

    - Kalp ve ruhun bozulması: Fıtrata uygun hal bozulur, hissizlik, vicdansızlık, korkusuzlukla tövbeden uzaklaşır. İç dünya kararır, kalp paslanır, haya duygusu ve ahlâk kalkar.

    - İnsanlardan uzaklaşma: Nefsi ve en yakınlarıyla, toplumla yabancılaşan günâhkâr yalnız kalmaya mahkum olur.

    - Her günâh iz bırakır: Günâhların sonucu vücud, akıl ve diğer organlarda bir kötülük doğurur. Her günâh bir başka günâha yol açar.

    - Her günâh, İslâm dışı gelmiş geçmiş bütün çirkin ulusların mirasıdır. Kibirlenmek Firavun'un; eşcinsellik Lût kavminin mirasıdır.

    - Günâh ve isyân, Allah'ın azabının hak olmasına yol açar. Bela ve musibet gelir. Günâhın geçmişe, şimdiye ve gelecek kuşaklara zararı dokunur.

    - Günâhkârlar, meleklerin tövbe ve istiğfarlarından, Hz. Peygamber (s.a.s)'in şefaatinden mahrum kalırlar. Günâhlar insanların imanını zayıflatır.

    Günah hakkında Hz. Peygamber (s.a.s)'in buyurduğu bazı Hadîs-i şerifler:

    "Zulüm üç türlüdür: Bir zulüm var ki Allah onu affetmez. Bir zulüm var ki Allah onu affeder. Bir zulüm var ki Allah onun mutlaka hesabını sorar: Allah'ın affetmediği zulm şirktir. Çünkü O, "Şirk büyük zulümdür." (Lokman, 31/13) buyurmuştur. Allah'ın affedeceği zulüm ise kulların kendi nefislerine zulmüdür. Rableri ile kendileri arasındaki işlerde yaptıkları hatalardır. Allah'ın hiç bırakmayıp mutlaka hesap soracağı zulüm de kulların birbirlerine karşı haksızlıklarıdır. Allah bunların hesabını sorar ve yapılan haksızlıkları cezalandırır."

    "Yüce Allah: " Ey kulum sen bana kulluk etmedin, ama benden umut istedin. Ben de sende olanları bağışladım. Ey kulum, dünya kadar günâhla gelsen, bana şirk koşmamışsan, ben de seni dünya kadar mağriretle karşılarım. " buyurur."

    "Kula erişen bir musibet, büyük-küçük bir felâket hep kendi günâhı yüzündendir. Allah ın affettikleri de pek çoktur."

    "Canımı kudret elinde bulunduran Allah'a andolsun ki, mümine erişen hiçbir tasa, üzüntü, sıkıntı, hatta vücuduna batan hiçbir diken yoktur ki, Allah onunla o kimsenin günahlarını affetmesin."

    "Her duyduğunu söylemesi kişiye günâh olarak yeter."

    "Kim bir Müslüman kardeşine şefaat eder de şefaat ettiği kimse kendisine bu yüzden bir hediye verir ve o da bunu kabul ederse, büyük günâh kapılarından birine gelmiş olur."

    "Hiçbir günâhkâr, diğerinin yükünü çekmez."

    "Allah, canı boğazına gelmemiş olan kulun tövbesini kabul eder."

    "Farz namazı, abdest, huşû ve rükûunu tam olarak yapan hiçbir Müslüman yoktur ki -büyük günâh işlemedikçe- namazı önceki günâhlara keffâret olmasın."

    "İnsanlar bir münker görüp de onu değiştirmezlerse, Allah'ın onlara umumî bir ceza vermesi yakındır."

    "Başkalarının işlediği günâhlar yüzünden bizi de helâk etme Allah'ım! Şu yedi helâk edici şeyden sakınınız: Şirk, büyü, adam öldürmek, faiz, yetim malı yemek, cihaddan kaçmak, masum kadınlara zina iftirasında bulunmak."

    "Kim Ramazan'da inanarak, hak rızası için oruç tutsa geçmiş günâhları affedilir. Rüşvet alana da verene de lânet olsun. Helâl belli, haram bellidir ve sen sana şüpheli geleni bırak. Zina ve fuhuş bir toplumda yaygın hâle gelirse, Allah önceki nesillerde bulunmayan hastalıkları onlara bela olarak verir. Bir millet eksik tartar ve eksik ölçerse zulüm, açlık ve yoklukla cezalandırırlar. Bir milletin yöneticileri yüce Allah'ın indirdiği hüküm ile hükmetmezse Allah onların birliğini dağıtır. Kul, yaptığı isyan ve işlediği günâh dolayısıyla rızkından mahrum kalır."

    "Hesaba çekilmeden, kendini hesaba çek. Başınıza gelecekleri bilseydiniz az güler çok ağlardınız. Yaptığın bir kötülük seni üzüyorsa sen müminsin. Ey kalpleri evirip çeviren Rabbim, kalbimi senin dinin üzere sabit ve sürekli kıl." (İbn Kesîr, I, 508, 528; Buhârî, Libâs, 24, Tıb, l, Savm, 1-15, Ahkam, 9, Buyû', 2, 3; Müslim, Birr, 45 vd.; iman,143,144,145,153,154, Mukaddime, 5; Ebû Davûd Buyû, 82; Tirmizî, Tefsir, 44; Daavât, 90, 99; İbn Mâce Ahkâm, 2; Mâlik, Muvatta ; Hudûd, 2,' Ahmed b. Hanbel, II, 164, 248; V, 154, 190, 194).

    (Zübeyr TEKKEŞİN)





+ Yorum Gönder