Konusunu Oylayın.: Hz İbrahim'in ve Hz Yusuf'un ahlak öğütleri

5 üzerinden 4.67 | Toplam : 3 kişi
Hz İbrahim'in ve Hz Yusuf'un ahlak öğütleri
  1. 06.Ocak.2011, 20:57
    1
    Misafir

    Hz İbrahim'in ve Hz Yusuf'un ahlak öğütleri






    Hz İbrahim'in ve Hz Yusuf'un ahlak öğütleri Mumsema yha lütfen biri bişi yazsın kaç saattir arıyorum ama nasıl yok allahın peygamberinin (sav) bir ahlak öğütü bile yok yha ltfnnn bilen yazsınnn kimse bilmiyomu yhaa ne biçimmm insansınızz


  2. 06.Ocak.2011, 20:57
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 21.Kasım.2013, 15:38
    2
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Hz İbrahim'in ve Hz Yusuf'un ahlak öğütleri




    Hz. İbrahim'den Asrımıza Dersler

    Allah'a hicret etmek; O'na gönülden teslim olmak, tek dost ve vekil olarak O'nu edinmek ve Allah'ın himayesine sığınmak anlamlarına gelmektedir. Hz. İbrahim de, sapkın kavminin şirk dolu yaşamlarından uzaklaşarak Rabbimiz'e hicret etmiş, samimiyeti ve Allah'a tevekkülü ile katıksızca O'na yönelmiş kutlu bir peygamberdir. Hz. İbrahim'in yaşadığı dönemden Kuran ayetleriyle asrımıza ulaşan kıssaları da, tüm Müslümanlar için hikmetli birer örnektir.

    Gönderilen tüm kutlu elçiler, yaşamları süresince herşeyin üzerinde hakim olanın yalnızca Allah'ın üstün gücü olduğunu ve kavimlerini Hak yola çağırırken karşılaşabilecekleri zorlukları bilerek hareket etmişler, bu ilim sonucunda Allah'ın risaletini tüm zorluklara ve baskılara rağmen eksiksizce yerine getirmişlerdir. Peygamberlerin hayatı ve mücadeleleri, düşünen ve öğüt almasını bilen müminler için, güzel örneklerle doludur. Bu nedenle müminler peygamberler arasında hiçbir ayırım yapmadan, onların Kuran'da bildirilen güzel tavır ve mücadelelerini, üstün ahlaklarını kendilerine örnek almalı, onların öğüt ve tavsiyelerine büyük önem vermelidirler. Tüm yaşamı boyunca müşriklere karşı örnek bir mücadele veren Hz. İbrahim de bu kutlu peygamberlerden biridir. Hz. İbrahim hakkında Kuran'da şöyle buyurulmaktadır:

    "İbrahim ve onunla birlikte olanlarda size güzel bir örnek vardır..." (Mümtehine Suresi, 4)

    Hz. İbrahim'in Öğüt Verdiği İnkarcı Kişi

    Hz ibrahim kavmine tebliğ yaparken pek çok farklı durum ile karşılaşmış, ancak bunlara verdiği akılcı cevaplarla inkar edenlerin tutarsızlıklarını kesin olarak ortaya koymuştur. Bu konuşmalardan birisi de Hz. İbrahim'in insanları Allah'a iman etmeye davet ederken karşılaştığı azgın bir hükümdar ile arasında geçen konuşmadır. (Tarihi kaynaklarda bu inkarcı kişinin "Nemrud" olarak anılan bir hükümdar olduğu belirtilmektedir): Kuran'da şu şekilde bildirilmektedir:

    Allah'ın varlığını ve kudretini insanlara anlatan peygamberler, her zaman bu örnekteki gibi hikmetli ve akılcı anlatımlar kullanmışlardır. Rabbimiz'e olan samimi imanları onların tebliğlerini etkili kılmış, inkarcıların sapkın bakış açıları bu vesile ile geçersiz hale gelmiştir.

    Hz. İbrahim'in verdiği cevapta dikkat çeken bir diğer yön ise, onun samimiyeti ve üstün ahlakıdır. İçten gelen, samimi bir anlatım şekli Allah'ın izni ile her zaman insanların kalplerine ve vicdanlarına etki eder. Müminler de tebliğ yaparken farklı karaktere sahip pek çok insanla karşılaşabilirler. Bunlar arasında akıllı ve vicdanlı olanlar Kuran ahlakını yaşamayı tercih etse de, bazıları kendilerince büyüklenerek Yüce Rabbimiz'in sonsuz gücünü ve kudretini gerektği tanıyıp takdir edemezler. Bu durumda Müslümanların yapmaları gerekenlerden biri, Hz. İbrahim gibi onların kibirlerini ortadan kaldıracak, Allah'ın karşısında ne kadar aciz olduklarını kendilerine hissettirecek örnekler vermek olmalıdır. Bunun sonucunda, Allah dilerse inkar eden kişi artık kibirlenmesinin, malı ile övünmesinin hiçbir önemi olmadığını anlayacaktır. Kendi güç ve kudretinin sınırlı olduğunu, ölümü ile birlikte herşeyin yok olacağını, alemleri yoktan var eden Yüce Rabbimiz'in tek mutlak güç olduğunu vicdanı ile hissedecektir.


    Hz. Yusuf Kıssasındaki Ahlaki Öğütler



    Hz. Yusuf (a.s.), hayatı ve mücadelesi hakkında Kuran'da en detaylı bilgilerin verildiği peygamberlerden biridir. Hz. Yusuf (a.s.)'ın ve babası Hz. Yakub (a.s.)'ın yaşadığı olaylar, Kuran'ın Yusuf Suresi'nde anlatılır ve bu surenin hemen başında bildirildiği gibi "en güzel kıssalardan" biridir.

    Hz. Yusuf (a.s.), küçük yaşta iken kendisini kıskanan kardeşleri tarafından bir kuyuya atılmış, daha sonra köle olarak satılmış, ardından uğradığı bir iftira nedeniyle uzun yıllar hapiste kalmış, yıllar boyu bu gibi zorluklarla denenmiştir. Ardından Allah, onu tüm bu sıkıntılardan kurtararak kendisine güç ve iktidar vermiştir.

    Hz. Yusuf (a.s.)'un tüm bu olaylar sırasında gösterdiği büyük sabır ve tevekkülü, etrafındaki her insanın dikkatini çeken güzel ahlakı ve güvenilirliği ve kendisine tuzak kuranlara karşı aldığı akılcı önlemler müminler için büyük hikmetler ve örnekler taşımaktadır.

    Hz. Yusuf (a.s.)'un Çocukluğunda Gördüğü Rüya ve Hikmeti
    Kuran'da haber verildiği üzere Hz. Yusuf (a.s.) çocukken bir rüya görmüş ve bu rüyanın yorumunu babası Hz. Yakup (a.s.)'a sormuştur. Rüyayı dinleyen Hz. Yakup (a.s.) ona rüyasının anlamını haber vermiştir. Hz. Yusuf (a.s.)'ı kardeşlerine karşı tedbirli olması ve rüyasını onlara anlatmaması konusunda uyarmıştır. Bu olay Kuran'da şu şekilde bildirilmiştir:

    "Hani Yusuf babasına: "Babacığım, gerçekten ben (rüyamda) on bir yıldız, Güneş'i ve Ay'ı gördüm; bana secde etmektelerken gördüm" demişti. (Babası) Demişti ki: "Oğlum, rüyanı kardeşlerine anlatma, yoksa sana bir tuzak kurarlar. Çünkü şeytan, insan için apaçık bir düşmandır. Böylece Rabbin seni seçkin kılacak, sözlerin yorumundan (kaynaklanan bir bilgiyi) sana öğretecek ve daha önce ataların İbrahim ve İshak'a (nimetini) tamamladığı gibi senin ve Yakub ailesinin üzerindeki nimetini tamamlayacaktır. Elbette Rabbin, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir." (Yusuf Suresi, 4-6)

    Hz. Yakup (a.s.) ilim sahibi, ferasetli mübarek bir insandır. Dolayısıyla diğer oğullarının karakterlerini iyi tahlil etmiş ve Hz. Yusuf (a.s.)'a karşı duydukları kıskançlığı fark etmiştir. Onları iyi tanıdığı için Hz. Yusuf (a.s.)'a tuzak kurabilme ihtimalleri olduğunu anlamış, bu sebeple Hz. Yusuf (a.s.)'a gördüğü rüyayı kardeşlerine anlatmamasını söylemiştir. Şeytanın insanın en büyük düşmanı olduğuna dikkat çekmiş ve Hz. Yusuf (a.s.)'a her zaman şeytanın tuzaklarına karşı temkinli olmasını öğütlemiştir.

    Bu kıssadan çıkarılacak en önemli derslerden biri Müslümanların, fitne çıkarmaya müsait, din ahlakını tam yaşamayan, zayıf kişilikli ve tekin olmayan kişiler karşısında son derece dikkatli ve tedbirli olmaları gerektiğidir. Müminlerin nimete kavuşmaları, gelişmeleri, güçlenmeleri, iyi bir konuma gelmeleri samimi iman sahiplerini çok sevindirir, fakat kalbinde hastalık olan, münafık karakterli insanları çok rahatsız eder.

    "Sana iyilik dokunursa, bu onları fenalaştırır, bir musibet isabet edince ise: "Biz önceden tedbirimizi almıştık" derler ve sevinç içinde dönüp giderler." (Tevbe Suresi, 50)

    Kıskançlığın İnsanı Düşürdüğü Gaflet Hali

    Hz. Yusuf (a.s.) kıssasının devamında, Hz. Yakup (a.s.)'ın oğlunu uyarmakta ne kadar haklı olduğu görülmektedir. Hz. Yusuf (a.s.)'ın kardeşlerinin içlerindeki kıskançlık öylesine şiddetlidir ki, onları Hz. Yusuf (a.s.)'a tuzak kurmaya kadar götürmüştür. Bu da Hz. Yusuf (a.s.)'ın kardeşlerinin İslam ahlakından uzak olduklarının ve mümin karakteri sergilemediklerinin bir diğer göstergesidir. Onların kurdukları bu tuzak ve Hz. Yusuf (a.s.)'a yaptıkları Kuran'da şöyle bildirilir:

    "Onlar şöyle demişti: "Yusuf ve kardeşi babamıza bizden daha sevgilidir; oysa ki biz, birbirini pekiştiren bir topluluğuz. Gerçekte babamız, açıkça bir şaşkınlık içindedir. Öldürün Yusuf'u veya onu bir yere atıp-bırakın ki babanızın yüzü yalnızca size (dönük) kalsın. Ondan sonra da salih bir topluluk olursunuz." (Yusuf Suresi, 8-9)

    Ayetlerden anlaşıldığı üzere Hz. Yusuf (a.s.)'ın kardeşleri din ahlakına uymadıkları için son derece cahilce bir mantık güderek, babalarının Hz. Yusuf (a.s.)'a olan sevgisini kıskanmış ve sadece kendilerine yönelik bir sevgi istedikleri için ona zarar vermeyi planlamışlardır.

    Oysaki Kuran ahlakına göre müminlerin birbirlerine olan sevgilerindeki tek ölçü takvadır. Kim takvaca üstünse, kim Allah'ın sınırlarını korumak konusunda en çok titizleniyorsa, kim en güzel ahlaklı ise ve Allah'ı aşkla seviyor ve anıyorsa müminler doğal olarak o kişilere karşı kalben bir yakınlık duyarlar. Din ahlakında sevgi anlayışı bu şekildedir. Hz. Yakup (a.s.) da oğullarına karşı sevgi yöneltirken bunu ölçü almıştır.

    Fakat Hz. Yusuf (a.s.)'ın kardeşleri bu gerçeği anlayabilecek bir akla ve ferasete sahip olmadıkları için, babalarının Hz. Yusuf (a.s.)'a ve kardeşine olan sevgisini de anlayamamışlardır. Bu da onların Hz. Yusuf (a.s.)'ı kıskanarak öldürmek istemelerine neden olmuştur.

    Bu kıssada gördüğümüz gibi din ahlakının yaşanmadığı toplumlarda zararsız olarak tasvir edilen kıskançlık, insanların aklının ve düşünme yetisinin zarar görmesine yol açan, onu şeytanın etkisi altına alan ve din ahlakına uygun olmayan davranışlara yöneltebilecek, kaçınılması gereken bir özelliktir.



  4. 21.Kasım.2013, 15:38
    2
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر



    Hz. İbrahim'den Asrımıza Dersler

    Allah'a hicret etmek; O'na gönülden teslim olmak, tek dost ve vekil olarak O'nu edinmek ve Allah'ın himayesine sığınmak anlamlarına gelmektedir. Hz. İbrahim de, sapkın kavminin şirk dolu yaşamlarından uzaklaşarak Rabbimiz'e hicret etmiş, samimiyeti ve Allah'a tevekkülü ile katıksızca O'na yönelmiş kutlu bir peygamberdir. Hz. İbrahim'in yaşadığı dönemden Kuran ayetleriyle asrımıza ulaşan kıssaları da, tüm Müslümanlar için hikmetli birer örnektir.

    Gönderilen tüm kutlu elçiler, yaşamları süresince herşeyin üzerinde hakim olanın yalnızca Allah'ın üstün gücü olduğunu ve kavimlerini Hak yola çağırırken karşılaşabilecekleri zorlukları bilerek hareket etmişler, bu ilim sonucunda Allah'ın risaletini tüm zorluklara ve baskılara rağmen eksiksizce yerine getirmişlerdir. Peygamberlerin hayatı ve mücadeleleri, düşünen ve öğüt almasını bilen müminler için, güzel örneklerle doludur. Bu nedenle müminler peygamberler arasında hiçbir ayırım yapmadan, onların Kuran'da bildirilen güzel tavır ve mücadelelerini, üstün ahlaklarını kendilerine örnek almalı, onların öğüt ve tavsiyelerine büyük önem vermelidirler. Tüm yaşamı boyunca müşriklere karşı örnek bir mücadele veren Hz. İbrahim de bu kutlu peygamberlerden biridir. Hz. İbrahim hakkında Kuran'da şöyle buyurulmaktadır:

    "İbrahim ve onunla birlikte olanlarda size güzel bir örnek vardır..." (Mümtehine Suresi, 4)

    Hz. İbrahim'in Öğüt Verdiği İnkarcı Kişi

    Hz ibrahim kavmine tebliğ yaparken pek çok farklı durum ile karşılaşmış, ancak bunlara verdiği akılcı cevaplarla inkar edenlerin tutarsızlıklarını kesin olarak ortaya koymuştur. Bu konuşmalardan birisi de Hz. İbrahim'in insanları Allah'a iman etmeye davet ederken karşılaştığı azgın bir hükümdar ile arasında geçen konuşmadır. (Tarihi kaynaklarda bu inkarcı kişinin "Nemrud" olarak anılan bir hükümdar olduğu belirtilmektedir): Kuran'da şu şekilde bildirilmektedir:

    Allah'ın varlığını ve kudretini insanlara anlatan peygamberler, her zaman bu örnekteki gibi hikmetli ve akılcı anlatımlar kullanmışlardır. Rabbimiz'e olan samimi imanları onların tebliğlerini etkili kılmış, inkarcıların sapkın bakış açıları bu vesile ile geçersiz hale gelmiştir.

    Hz. İbrahim'in verdiği cevapta dikkat çeken bir diğer yön ise, onun samimiyeti ve üstün ahlakıdır. İçten gelen, samimi bir anlatım şekli Allah'ın izni ile her zaman insanların kalplerine ve vicdanlarına etki eder. Müminler de tebliğ yaparken farklı karaktere sahip pek çok insanla karşılaşabilirler. Bunlar arasında akıllı ve vicdanlı olanlar Kuran ahlakını yaşamayı tercih etse de, bazıları kendilerince büyüklenerek Yüce Rabbimiz'in sonsuz gücünü ve kudretini gerektği tanıyıp takdir edemezler. Bu durumda Müslümanların yapmaları gerekenlerden biri, Hz. İbrahim gibi onların kibirlerini ortadan kaldıracak, Allah'ın karşısında ne kadar aciz olduklarını kendilerine hissettirecek örnekler vermek olmalıdır. Bunun sonucunda, Allah dilerse inkar eden kişi artık kibirlenmesinin, malı ile övünmesinin hiçbir önemi olmadığını anlayacaktır. Kendi güç ve kudretinin sınırlı olduğunu, ölümü ile birlikte herşeyin yok olacağını, alemleri yoktan var eden Yüce Rabbimiz'in tek mutlak güç olduğunu vicdanı ile hissedecektir.


    Hz. Yusuf Kıssasındaki Ahlaki Öğütler



    Hz. Yusuf (a.s.), hayatı ve mücadelesi hakkında Kuran'da en detaylı bilgilerin verildiği peygamberlerden biridir. Hz. Yusuf (a.s.)'ın ve babası Hz. Yakub (a.s.)'ın yaşadığı olaylar, Kuran'ın Yusuf Suresi'nde anlatılır ve bu surenin hemen başında bildirildiği gibi "en güzel kıssalardan" biridir.

    Hz. Yusuf (a.s.), küçük yaşta iken kendisini kıskanan kardeşleri tarafından bir kuyuya atılmış, daha sonra köle olarak satılmış, ardından uğradığı bir iftira nedeniyle uzun yıllar hapiste kalmış, yıllar boyu bu gibi zorluklarla denenmiştir. Ardından Allah, onu tüm bu sıkıntılardan kurtararak kendisine güç ve iktidar vermiştir.

    Hz. Yusuf (a.s.)'un tüm bu olaylar sırasında gösterdiği büyük sabır ve tevekkülü, etrafındaki her insanın dikkatini çeken güzel ahlakı ve güvenilirliği ve kendisine tuzak kuranlara karşı aldığı akılcı önlemler müminler için büyük hikmetler ve örnekler taşımaktadır.

    Hz. Yusuf (a.s.)'un Çocukluğunda Gördüğü Rüya ve Hikmeti
    Kuran'da haber verildiği üzere Hz. Yusuf (a.s.) çocukken bir rüya görmüş ve bu rüyanın yorumunu babası Hz. Yakup (a.s.)'a sormuştur. Rüyayı dinleyen Hz. Yakup (a.s.) ona rüyasının anlamını haber vermiştir. Hz. Yusuf (a.s.)'ı kardeşlerine karşı tedbirli olması ve rüyasını onlara anlatmaması konusunda uyarmıştır. Bu olay Kuran'da şu şekilde bildirilmiştir:

    "Hani Yusuf babasına: "Babacığım, gerçekten ben (rüyamda) on bir yıldız, Güneş'i ve Ay'ı gördüm; bana secde etmektelerken gördüm" demişti. (Babası) Demişti ki: "Oğlum, rüyanı kardeşlerine anlatma, yoksa sana bir tuzak kurarlar. Çünkü şeytan, insan için apaçık bir düşmandır. Böylece Rabbin seni seçkin kılacak, sözlerin yorumundan (kaynaklanan bir bilgiyi) sana öğretecek ve daha önce ataların İbrahim ve İshak'a (nimetini) tamamladığı gibi senin ve Yakub ailesinin üzerindeki nimetini tamamlayacaktır. Elbette Rabbin, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir." (Yusuf Suresi, 4-6)

    Hz. Yakup (a.s.) ilim sahibi, ferasetli mübarek bir insandır. Dolayısıyla diğer oğullarının karakterlerini iyi tahlil etmiş ve Hz. Yusuf (a.s.)'a karşı duydukları kıskançlığı fark etmiştir. Onları iyi tanıdığı için Hz. Yusuf (a.s.)'a tuzak kurabilme ihtimalleri olduğunu anlamış, bu sebeple Hz. Yusuf (a.s.)'a gördüğü rüyayı kardeşlerine anlatmamasını söylemiştir. Şeytanın insanın en büyük düşmanı olduğuna dikkat çekmiş ve Hz. Yusuf (a.s.)'a her zaman şeytanın tuzaklarına karşı temkinli olmasını öğütlemiştir.

    Bu kıssadan çıkarılacak en önemli derslerden biri Müslümanların, fitne çıkarmaya müsait, din ahlakını tam yaşamayan, zayıf kişilikli ve tekin olmayan kişiler karşısında son derece dikkatli ve tedbirli olmaları gerektiğidir. Müminlerin nimete kavuşmaları, gelişmeleri, güçlenmeleri, iyi bir konuma gelmeleri samimi iman sahiplerini çok sevindirir, fakat kalbinde hastalık olan, münafık karakterli insanları çok rahatsız eder.

    "Sana iyilik dokunursa, bu onları fenalaştırır, bir musibet isabet edince ise: "Biz önceden tedbirimizi almıştık" derler ve sevinç içinde dönüp giderler." (Tevbe Suresi, 50)

    Kıskançlığın İnsanı Düşürdüğü Gaflet Hali

    Hz. Yusuf (a.s.) kıssasının devamında, Hz. Yakup (a.s.)'ın oğlunu uyarmakta ne kadar haklı olduğu görülmektedir. Hz. Yusuf (a.s.)'ın kardeşlerinin içlerindeki kıskançlık öylesine şiddetlidir ki, onları Hz. Yusuf (a.s.)'a tuzak kurmaya kadar götürmüştür. Bu da Hz. Yusuf (a.s.)'ın kardeşlerinin İslam ahlakından uzak olduklarının ve mümin karakteri sergilemediklerinin bir diğer göstergesidir. Onların kurdukları bu tuzak ve Hz. Yusuf (a.s.)'a yaptıkları Kuran'da şöyle bildirilir:

    "Onlar şöyle demişti: "Yusuf ve kardeşi babamıza bizden daha sevgilidir; oysa ki biz, birbirini pekiştiren bir topluluğuz. Gerçekte babamız, açıkça bir şaşkınlık içindedir. Öldürün Yusuf'u veya onu bir yere atıp-bırakın ki babanızın yüzü yalnızca size (dönük) kalsın. Ondan sonra da salih bir topluluk olursunuz." (Yusuf Suresi, 8-9)

    Ayetlerden anlaşıldığı üzere Hz. Yusuf (a.s.)'ın kardeşleri din ahlakına uymadıkları için son derece cahilce bir mantık güderek, babalarının Hz. Yusuf (a.s.)'a olan sevgisini kıskanmış ve sadece kendilerine yönelik bir sevgi istedikleri için ona zarar vermeyi planlamışlardır.

    Oysaki Kuran ahlakına göre müminlerin birbirlerine olan sevgilerindeki tek ölçü takvadır. Kim takvaca üstünse, kim Allah'ın sınırlarını korumak konusunda en çok titizleniyorsa, kim en güzel ahlaklı ise ve Allah'ı aşkla seviyor ve anıyorsa müminler doğal olarak o kişilere karşı kalben bir yakınlık duyarlar. Din ahlakında sevgi anlayışı bu şekildedir. Hz. Yakup (a.s.) da oğullarına karşı sevgi yöneltirken bunu ölçü almıştır.

    Fakat Hz. Yusuf (a.s.)'ın kardeşleri bu gerçeği anlayabilecek bir akla ve ferasete sahip olmadıkları için, babalarının Hz. Yusuf (a.s.)'a ve kardeşine olan sevgisini de anlayamamışlardır. Bu da onların Hz. Yusuf (a.s.)'ı kıskanarak öldürmek istemelerine neden olmuştur.

    Bu kıssada gördüğümüz gibi din ahlakının yaşanmadığı toplumlarda zararsız olarak tasvir edilen kıskançlık, insanların aklının ve düşünme yetisinin zarar görmesine yol açan, onu şeytanın etkisi altına alan ve din ahlakına uygun olmayan davranışlara yöneltebilecek, kaçınılması gereken bir özelliktir.






+ Yorum Gönder