Konusunu Oylayın.: Kurban kesme geleneği ne zaman başlanmıştır

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kurban kesme geleneği ne zaman başlanmıştır
  1. 05.Ocak.2011, 20:21
    1
    Misafir

    Kurban kesme geleneği ne zaman başlanmıştır

  2. 05.Ocak.2011, 21:19
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Yanıt: Kurban kesme geleneği ne zaman başlanmıştır




    Kurban ibadetinin tarihi oldukça eskidir. Hemen bütün semavî dinlerde kurban kesmek, insanı Allah'a manen yaklaştıran ve ulaştıran bir ibadet sayılmıştır. Biraz önce de belirttiğimiz gibi kurban, "kurbet" yani Allah'a yakınlık manasına gelmektedir.
    Hz. Adem'in iki oğlunun kurban kesmelerinin Kur'an-ı Kerim'de söz konusu edilmesi, bu ibadetin ne kadar eskilere gittiğini gösterir. Konu ile ilgili olarak ayette şöyle buyrulmaktadır: "Ey Muhammed! Onlara Adem'in iki oğlunun kıssasını doğru olarak anlat! İkisi birer kurban sunmuşlardı da birinin ki kabul edilmiş; diğerinin ki ise kabul edilmemişti...''(2)

    İslam'daki kurban ibadetinin Hz. İbrahim ve Hz. İsmail ile de yakın ilgisi vardır. Şöyle ki: Hz. İbrahim, bir oğlu olursa, Allah yolunda onu kurban edeceğini adamıştı. Aradan uzun bir zaman geçtikten sonra oğulları olmuş, fakat o, adağını unutmuştu. Rüyadakendisini, oğlu İsmail'i kurban ediyor görünce, adağını hatırlamıştı. Konuyu oğlu İsmail'e açmış, oğlu da bu emre büyük bir teslimiyyet göstermişti. Bu konuda Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyrulmaktadır: ''(İsmail) babası İbrahim'le birlikte yürüyüp gezecek çağa gelince: 'Ey oğulcuğum! Rüyada seni boğazladığımı görüyorum, bir düşün, ne dersin? Dedi. (İsmail'de): Ey babacığım! Ne ile emrolundunsa yap, Allah dilerse beni sabredenlerden olduğumu göreceksin' dedi. Böylece ikisi de Allah'a teslimiyyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca, Biz:
    -Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın, işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız'' diye seslendik. Doğrusu bu apaçık bir deneme idi. Ona, fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik. Sonra gelenler için de 'İbrahim'e selam olsun' diye ona iyi bir ün bıraktık. İşte biz iyileri böylece mükafatlandırırız.''(3)
    Çok eski zamanlardan beri sürüp gelen kurban geleneği hatta insanları kurban etme inancı Hz. Peygamber'in zamanına kadar devam etmiş, Abdülmuttalip, oğlu, Hz. Muhammed'in babası Abdullah'ı kurban etmeye teşebbüs etmiş, sonra vazgeçmişti. Bundan dolayı Sevgili Peygamberimiz: ''Ben iki kurbanlığın çocuğuyum.'' (4) buyurmuştur. Kurban, gerek fert gerekse toplum açısından çeşitli yararlar taşıyan malî bir ibadettir. Kişi kurban kesmekle Allah'ın emrine boyun eğmiş ve kulluk bilincini koruduğunu canlı bir biçimde ortaya koymuş olur. Mü'minler her kurban kesiminde Hz. İbrahim ile oğlu Hz. İsmail'in Yüce Allah'ın buyruğuna mutlak itaat konusunda verdikleri başarılı sınavın hatırasını tazelemiş ve kendilerinin de benzeri bir itaate hazır olduğunu sembolik davranışla göstermiş olmaktadırlar.
    Kurban, toplumda kardeşlik, yardımlaşma ve dayanışma ruhunu canlı tutar, sosyal adaletin gerçekleşmesine katkıda bulunur. Özellikle et satın alma imkanı hiç bulunmayan veya çok sınırlı olan yoksulların bulunduğu ortamlarda onun bu rolünü daha belirgin biçimde görmek mümkündür. Zengine malını, Allah'ın rızası, yardımlaşma ve başkalarıyla paylaşma yolunda harcama zevk ve alışkanlığını verir, onu cimrilik hastalığından, dünya malına tutkunluktan kurtarır. Fakirin de varlıklı kullar aracılığıyla Allah'a şükretmesine, dünya nimetinin yeryüzündeki dağılımı konusunda karamsarlık ve düşmanlıktan kendini kurtarmasına ve kendini toplumun bir üyesi olarak hissetmesine vesile olur.
    Ramazan Bayramı'nda fıtır sadakası, Kurban Bayramı'nda etle günlük rızık temin etme kaygısından kurtarılan fakirlerin, bir neşe ve sevinme günü olan bayramlara gerçekten ve gönülden katılmaları sağlanmış olur. Allah rızası ve fakirlere et ikramı şartları yerine getirilirse; bundan sonra, kurbanın etinden çoluk-çocuğun yediği kısım içinde insan sevap alır.
    arşivden...


  3. 05.Ocak.2011, 21:19
    2
    Silent and lonely rains



    Kurban ibadetinin tarihi oldukça eskidir. Hemen bütün semavî dinlerde kurban kesmek, insanı Allah'a manen yaklaştıran ve ulaştıran bir ibadet sayılmıştır. Biraz önce de belirttiğimiz gibi kurban, "kurbet" yani Allah'a yakınlık manasına gelmektedir.
    Hz. Adem'in iki oğlunun kurban kesmelerinin Kur'an-ı Kerim'de söz konusu edilmesi, bu ibadetin ne kadar eskilere gittiğini gösterir. Konu ile ilgili olarak ayette şöyle buyrulmaktadır: "Ey Muhammed! Onlara Adem'in iki oğlunun kıssasını doğru olarak anlat! İkisi birer kurban sunmuşlardı da birinin ki kabul edilmiş; diğerinin ki ise kabul edilmemişti...''(2)

    İslam'daki kurban ibadetinin Hz. İbrahim ve Hz. İsmail ile de yakın ilgisi vardır. Şöyle ki: Hz. İbrahim, bir oğlu olursa, Allah yolunda onu kurban edeceğini adamıştı. Aradan uzun bir zaman geçtikten sonra oğulları olmuş, fakat o, adağını unutmuştu. Rüyadakendisini, oğlu İsmail'i kurban ediyor görünce, adağını hatırlamıştı. Konuyu oğlu İsmail'e açmış, oğlu da bu emre büyük bir teslimiyyet göstermişti. Bu konuda Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyrulmaktadır: ''(İsmail) babası İbrahim'le birlikte yürüyüp gezecek çağa gelince: 'Ey oğulcuğum! Rüyada seni boğazladığımı görüyorum, bir düşün, ne dersin? Dedi. (İsmail'de): Ey babacığım! Ne ile emrolundunsa yap, Allah dilerse beni sabredenlerden olduğumu göreceksin' dedi. Böylece ikisi de Allah'a teslimiyyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca, Biz:
    -Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın, işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız'' diye seslendik. Doğrusu bu apaçık bir deneme idi. Ona, fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik. Sonra gelenler için de 'İbrahim'e selam olsun' diye ona iyi bir ün bıraktık. İşte biz iyileri böylece mükafatlandırırız.''(3)
    Çok eski zamanlardan beri sürüp gelen kurban geleneği hatta insanları kurban etme inancı Hz. Peygamber'in zamanına kadar devam etmiş, Abdülmuttalip, oğlu, Hz. Muhammed'in babası Abdullah'ı kurban etmeye teşebbüs etmiş, sonra vazgeçmişti. Bundan dolayı Sevgili Peygamberimiz: ''Ben iki kurbanlığın çocuğuyum.'' (4) buyurmuştur. Kurban, gerek fert gerekse toplum açısından çeşitli yararlar taşıyan malî bir ibadettir. Kişi kurban kesmekle Allah'ın emrine boyun eğmiş ve kulluk bilincini koruduğunu canlı bir biçimde ortaya koymuş olur. Mü'minler her kurban kesiminde Hz. İbrahim ile oğlu Hz. İsmail'in Yüce Allah'ın buyruğuna mutlak itaat konusunda verdikleri başarılı sınavın hatırasını tazelemiş ve kendilerinin de benzeri bir itaate hazır olduğunu sembolik davranışla göstermiş olmaktadırlar.
    Kurban, toplumda kardeşlik, yardımlaşma ve dayanışma ruhunu canlı tutar, sosyal adaletin gerçekleşmesine katkıda bulunur. Özellikle et satın alma imkanı hiç bulunmayan veya çok sınırlı olan yoksulların bulunduğu ortamlarda onun bu rolünü daha belirgin biçimde görmek mümkündür. Zengine malını, Allah'ın rızası, yardımlaşma ve başkalarıyla paylaşma yolunda harcama zevk ve alışkanlığını verir, onu cimrilik hastalığından, dünya malına tutkunluktan kurtarır. Fakirin de varlıklı kullar aracılığıyla Allah'a şükretmesine, dünya nimetinin yeryüzündeki dağılımı konusunda karamsarlık ve düşmanlıktan kendini kurtarmasına ve kendini toplumun bir üyesi olarak hissetmesine vesile olur.
    Ramazan Bayramı'nda fıtır sadakası, Kurban Bayramı'nda etle günlük rızık temin etme kaygısından kurtarılan fakirlerin, bir neşe ve sevinme günü olan bayramlara gerçekten ve gönülden katılmaları sağlanmış olur. Allah rızası ve fakirlere et ikramı şartları yerine getirilirse; bundan sonra, kurbanın etinden çoluk-çocuğun yediği kısım içinde insan sevap alır.
    arşivden...





+ Yorum Gönder