Konusunu Oylayın.: Hırsla ilgili bilimsel makaleye

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hırsla ilgili bilimsel makaleye
  1. 04.Ocak.2011, 22:40
    1
    Misafir

    Hırsla ilgili bilimsel makaleye






    Hırsla ilgili bilimsel makaleye Mumsema hırsla ilgili bilimsel makaleye ihtiyacım var.


  2. 04.Ocak.2011, 22:40
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 05.Ocak.2011, 02:29
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Yanıt: Hırsla ilgili bilimsel makaleye




    Hırs ve ihtiras

    "Tutku"nun iki çeşidi vardır: Hırs ve ihtiras... Kardeş olan bu iki kelimeden ihtiras "doymazlık, aşırı istek, kendini kaybedecek kadar gözü dönmüşlük" anlamina geliyor.
    Hırs ise "sonu gelmeyen ve bitip tükenmek bilmeyen aşırı tutku ve istek"...
    İhtiras isteğin "çok şiddetli" olmasını, hırs ise "sonu gelmemesi"ni anlatıyor.
    İnsanın kendini kaybedercesine şiddet ve gözü dönmüşlükle bir şeyi arzu etmesi, ona ulaşmak için her yolu mübah görmesi insan kemalatının çatırdaması anlamina gelir.
    İnsanın sahip olduklarının değerini bilmesi ve gereğini yapması; sahip olamadıklarına ulaşmak için ise kontrollü bir istek içinde olarak gereken şartları yerine getirmesi gerekir.
    Hırs ve ihtirasla basamakları üçer beşer çıkmak isteyenler çoğunlukla tepe taklak gider, sahip olduklarını da kaybederler.
    İslam tarihinde hırs ve ihtiras'ın olumsuz boyutlarına dikkat çekilmiş, bu kavramları "azim ve ısrarla hayırlı işleri takip etmek" şeklinde olumlu yüzüyle değerlendirmek gerektiği belirtilmiştir.
    İnsanın süfli duygulardan ulvi duygulara yönelmesi aslında yaşam boyu süren bir mücadeledir.
    Belli mevkilere ve makamlara göz dikip, aşırı tutkuyla sevdalanmak çok hoş karşılanmamış, nefsani bir zayıflık olarak görülmüştür.
    Günümüz dünyası ise kariyer için kural tanımaz bir yarışı ön plana çıkarıyor.
    Modern kapitalist düzenin, bireyleri amansız bir yarışa sokması geçmiş dönemlerin benlik ve gururu arka plana atmaya çalışan anlayışını, ben-merkezci ve kişisel kariyeri için her şeyi göze alan bir anlayışa dönüştürmüştür.
    20. yüzyılda "şöhret ve riya"nın insanların vazgeçemedikleri özellikler haline gelmesi "kamil insan"ın çözülüşünün de başlangıcı olmuştur.
    Kendini aşırı sevme ve kendisiyle ilgili olan şeyleri vazgeçilemez görme duygusu, ulvi hedeflerin yerini kişisel arzulara bırakmasına sebep olmuştur.
    Umumun yararı "kişisel fayda"ya, manevi olan "maddi olana", biz "ben"e yerini bırakmıştır.
    "Değerlerin çözülüşü" insan nefsinde başlayıp dalga dalga topluma yayılmıştır.
    Balzac, "hırs ve tamahın başladığı noktada saf duygular sona erer" diyor.
    Saf duyguların sona ermesi, ortak ve ulvi hedeflerin, samimiyetin, hasbiliğin sona ermesi anlamina geliyor. Saf duygulara sahip olmayı, belki "saflık" olarak yorumlayanlar da olabilir. Ama unutmamak gerekir ki, halkın ortak iradesi, şuuru ve vicdanı saflık zemininde ilerler. Safiyetini kaybedenler halkın yürüdüğü yoldan da, halkın çıkar ve beklentilerinden de uzaklaşırlar.
    Enaniyetlerin yarıştığı bir atmosfer öncelikle iç bütünlüğün ve duygusal birlikteliğin zedelenmesine kapı açar.
    Geleneksel ve manevi değerleri önemseyenler "kamil insan" yolunda yürümeli, ulvi hedeflerden ve "biz" perspektifinden uzaklaşmamalıdır.
    Gündeme gelmek, takdir görmek, imaj yapmak beşeri duygulardır ve insanın kendini kaybetmeden, varoluş zeminini yitirmeden yaşanmalıdır.
    İnsanların ne yaptıkları kadar niçin ve hangi niyetle yaptıkları da önem taşıyor, işin rengini değiştiriyor. Yapılanları yorumlamanın yolu "amaç"ları ve "sonuç"ları bir arada değerlendirmekten geçiyor.

    Yasin Doğan


  4. 05.Ocak.2011, 02:29
    2
    Silent and lonely rains



    Hırs ve ihtiras

    "Tutku"nun iki çeşidi vardır: Hırs ve ihtiras... Kardeş olan bu iki kelimeden ihtiras "doymazlık, aşırı istek, kendini kaybedecek kadar gözü dönmüşlük" anlamina geliyor.
    Hırs ise "sonu gelmeyen ve bitip tükenmek bilmeyen aşırı tutku ve istek"...
    İhtiras isteğin "çok şiddetli" olmasını, hırs ise "sonu gelmemesi"ni anlatıyor.
    İnsanın kendini kaybedercesine şiddet ve gözü dönmüşlükle bir şeyi arzu etmesi, ona ulaşmak için her yolu mübah görmesi insan kemalatının çatırdaması anlamina gelir.
    İnsanın sahip olduklarının değerini bilmesi ve gereğini yapması; sahip olamadıklarına ulaşmak için ise kontrollü bir istek içinde olarak gereken şartları yerine getirmesi gerekir.
    Hırs ve ihtirasla basamakları üçer beşer çıkmak isteyenler çoğunlukla tepe taklak gider, sahip olduklarını da kaybederler.
    İslam tarihinde hırs ve ihtiras'ın olumsuz boyutlarına dikkat çekilmiş, bu kavramları "azim ve ısrarla hayırlı işleri takip etmek" şeklinde olumlu yüzüyle değerlendirmek gerektiği belirtilmiştir.
    İnsanın süfli duygulardan ulvi duygulara yönelmesi aslında yaşam boyu süren bir mücadeledir.
    Belli mevkilere ve makamlara göz dikip, aşırı tutkuyla sevdalanmak çok hoş karşılanmamış, nefsani bir zayıflık olarak görülmüştür.
    Günümüz dünyası ise kariyer için kural tanımaz bir yarışı ön plana çıkarıyor.
    Modern kapitalist düzenin, bireyleri amansız bir yarışa sokması geçmiş dönemlerin benlik ve gururu arka plana atmaya çalışan anlayışını, ben-merkezci ve kişisel kariyeri için her şeyi göze alan bir anlayışa dönüştürmüştür.
    20. yüzyılda "şöhret ve riya"nın insanların vazgeçemedikleri özellikler haline gelmesi "kamil insan"ın çözülüşünün de başlangıcı olmuştur.
    Kendini aşırı sevme ve kendisiyle ilgili olan şeyleri vazgeçilemez görme duygusu, ulvi hedeflerin yerini kişisel arzulara bırakmasına sebep olmuştur.
    Umumun yararı "kişisel fayda"ya, manevi olan "maddi olana", biz "ben"e yerini bırakmıştır.
    "Değerlerin çözülüşü" insan nefsinde başlayıp dalga dalga topluma yayılmıştır.
    Balzac, "hırs ve tamahın başladığı noktada saf duygular sona erer" diyor.
    Saf duyguların sona ermesi, ortak ve ulvi hedeflerin, samimiyetin, hasbiliğin sona ermesi anlamina geliyor. Saf duygulara sahip olmayı, belki "saflık" olarak yorumlayanlar da olabilir. Ama unutmamak gerekir ki, halkın ortak iradesi, şuuru ve vicdanı saflık zemininde ilerler. Safiyetini kaybedenler halkın yürüdüğü yoldan da, halkın çıkar ve beklentilerinden de uzaklaşırlar.
    Enaniyetlerin yarıştığı bir atmosfer öncelikle iç bütünlüğün ve duygusal birlikteliğin zedelenmesine kapı açar.
    Geleneksel ve manevi değerleri önemseyenler "kamil insan" yolunda yürümeli, ulvi hedeflerden ve "biz" perspektifinden uzaklaşmamalıdır.
    Gündeme gelmek, takdir görmek, imaj yapmak beşeri duygulardır ve insanın kendini kaybetmeden, varoluş zeminini yitirmeden yaşanmalıdır.
    İnsanların ne yaptıkları kadar niçin ve hangi niyetle yaptıkları da önem taşıyor, işin rengini değiştiriyor. Yapılanları yorumlamanın yolu "amaç"ları ve "sonuç"ları bir arada değerlendirmekten geçiyor.

    Yasin Doğan





+ Yorum Gönder