Konusunu Oylayın.: İslami Konular Ve Yanitlar..

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
İslami Konular Ve Yanitlar..
  1. 03.Ocak.2011, 12:39
    1
    Misafir

    İslami Konular Ve Yanitlar..






    İslami Konular Ve Yanitlar.. Mumsema Islami Konular Ve Yanitlar..nelerdir


  2. 03.Ocak.2011, 12:39
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 04.Ocak.2011, 07:30
    2
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Yanıt: Islami Konular Ve Yanitlar..




    KONU 1: İTİKAT (İNANÇ)

    Din Nedir?

    Kişinin Allah, insan ve diğer varlıklarla münasebetini düzenleyen ve hayatına yön veren kurallar bütüne din denir.

    Dinler Kaç Çeşittir?

    1-İlahi Dinler: Cenab-ı Hak tarafından Peygamberleri vasıtasıyla insanlara bildirdiği dinlerdir. Müslümanlık, Hristiyanlık, Yahudilik dini gibi. Bunlardan Hristiyanlık ve Yahudilik dininin aslı bozulmuştur Zaten müslümanlık geldikten sonra o dinlerin hükmü ortadan kalkmıştır.

    2.Beşeri Dinler: İnsanlar tarafından üretilen dinlerdir. Ateşperestlik, putperestlik vs. dinler gibi.

    İlahi Dinlerin temel özellikleri nelerdir?

    Allah'ın varlığı ve birliği, Peygamberlik ve ahiret inancı ilahi dinlerde hiç değişmemiştir.

    aDinler ne zamandan beri vardır?

    Din insanın doğuştan getirdiği bir duygudur. Dolayısıyla din, insanla birlikte var olmuştur. İnsanoğlu her zaman ve her yerde yüce kudrete inanma ve ona sığınma ihtiyacını hissetmiştir. Çeşitli tabiat olayları, aşırı sevgi ve aşırı korku batıl bir dinin doğmasının sebebi olmuştur.

    İman Nedir?

    İman, Yüce Allah'ın varlığını ve birliğini gönülden kabul edip peygamberin bildirdikleri şeyleri tasdik etmektir.

    Mü'min Kime Denir?

    Yüce Allah'ın varlığını ve birliğini gönülden kabul edip, inancında şek ve şüphe duymayan kimseye denir.

    İslam Nedir?

    Teslim olmak itaat etmek, kurtuluşa ermek demektir.

    Müslüman Kime Denir?

    Yüce Allah'a ve O'nun peygamberine teslim olan İslamın emirlerini yaşamaya gayret eden kimsedir.

    Müslümanlık Nasıl Gerçekleşir?

    Kişi müslümanlığını şehadet kelimesiyle ilan eder. Müslüman olmak için kalbden inanmak yeterli ise de , diğer insanların onun müslümanlığını bilmesi ve ona göre muamele yapması için imanını açıklaması veya inancının işareti olarak müslümanların arasında namaz kılması gerekir

    İSLAMIN ŞARTLARI

    1. Kelime-i Şehadet getirmek

    2. Namaz kılmak

    3. Oruç tutmak

    4. Zekat vermek

    5. Hacca gitmek



    İMANIN ŞARTLARI



    1. Allah'a inanmak

    2. Meleklere inanmak

    3. Kitaplara inanmak

    4. Peygamberlere inanmak

    5. Ahiret gününe inanmak

    6. Kaza ve Kadere, hayır ve şerrin Allah'dan geldiğine inanmak


    KONU 2: MEZHEPLER

    İslam Dini, bir imam bir de amel olmak üzere iki bölümden ibarettir.
    1.İman bölümü

    İslam Dinini kabul eden kimsenin ayet ve hadisler ışığında kalb ve düşünce planında bu dini en güzel ve en doğru biçimde nasıl kabul (inanması) etmesi gerektiğini bildiren bölümdür.

    2.Amel bölümü:

    Kabul ettiği bu dini ayet ve hadisler ışığında en güzel ve en doğru biçimde nasıl yaşaması ve nasıl uygulaması gerektiğini bildiren bölümdür.

    Mezhep Nedir?

    Kelime olarak takip edilen yol, görüş, manalara gelir. Din açısından ise, müctehid sıfatını kazanmış bir islam aliminin kapalı veya kesin olmayan (zanni) ayet ve hadisleri islamın temel prensiblerine zıt gelmeyecek şekide yorumlayarak çözüm getirmesine denir.

    Kaç Çeşit Mezhep Vardır?

    a. İtikadi Mezhepler: İmanla ilgili konulardaki görüşler

    b. Ameli Mezhepler : İbadetle ilgili konulardaki görüşler

    İTİKADİ MEZHEPLER

    İman esaslarını kabul etme konusunda bir çok görüş ve mezhep vardır. Bunlar iki gruba ayrılır

    a. Hak Mezhepler veya ehl-i sünnet mezhepleri

    b. Batıl Mezhepler veya ehl-i bit'at mezhepleri

    Ehl-i Sünnet ne demektir?

    Dini yorumlarda Hz. Peygamberin ve sahabelerin yolunu takip edip onu örnek alan, sahabe arasında ayrım yapmadan onları bütün olarak seven ve kabul eden mezhebin adıdır.

    Ehl-i bit'at ne demektir?

    Yorumlarını daha ziyade kendi görüş ve fikirlerine dayandıran, bazı sahabeleri sevgide aşırıya kaçan, bazılarına karşı da nefret duyan mezhebin adıdır.

    HAK MEZHEPLER (Ehl-i Sünnet Mezhepleri)

    a. SELEFİ MEZHEBİ

    İmanla ilgili konularda ilk dönem (selef) bilginlerinin yolunu izleyerek ayet ve hadislerdeki ifadelerin zahiriyle (anlaşıldığı şekliyle) yetinip asla yorum yapmayan, hikmeti araştırmadan Allah'a havale eden mezhebe denir. Bu mezhepde aklın hiçbir rolü yoktur. Suudi Arabistan, Kuveyt ve Körfez ülkelerinde yaygındır.

    b. EŞ'ARİ MEZHEBİ

    Mezhebin kurucusu İmam-ı Eş'ari'dir. Basra'da doğmuş, Bağdat'da vefat etmiştir. İmanla ilgili konularda ayet ve hadisleri temel almakla birlikle bunların anlaşılmasında akla da yer veren bir mezhep anlayışıdır. Malikiler genelde Eş'ari mezhebindendir. Mezhep, Kuzey Afrika, Endonezya ve Hicaz'da yaygındır.

    c. MATURUDİ MEZHEBİ

    Mezhebin kurucusu, İmam-ı Maturidi'dir. Kendisi Türkistan'ın Semerkant şehrinin Maturid köyündendir. Maturidilik, imanla ilgili konularda ayet ve hadisleri temel almakla birlikte dinin anlaşılması konusunda aklı temel kabul etmiş bir mezheptir. Maturidi fıkıhta Ebu Hanife'nin yolunu takip etmiştir. Hanefilerin büyük bölümü Maturidi mezhebine bağlıdır. Mezhep, Türkiye, Balkanlar, Orta Asya, Hindistan, Pakistan'da yaygındır.

    Not: Genellikle Türkler fıkıhta Hanefi, itikatta ise Maturidi mezhebindendir.

    BATIL MEZHEPLER (Ehl-i Bit'at Mezhepleri)

    İslamın ana esası olan ayet ve hadislerin görüşlerine uymayan, genellikle kişilerin kendi arzu ve hevesleri doğrultusunda uydurdukları iddialardır ki, bunların sayıları çoktur.

    KONU:3 İMAN VE İSLAMIN ŞARTLARI

    İcmali İman nedir?

    İnanılacak esaslara kısaca ve toptan inanmaktır. İmanın ilk temel direği budur. İnsan bu iman şekliyle islama girmiş olur. Bu iman üzere ölen insan neticede cennete girer. Kelime-i şehadet veya Kelime-i tevhidle ifade edilir.

    Kelime-i Şehadet: "Ben Allah'dan başka hiçbir ilah olmadığına Muhammed'in O'nun kulu ve elçisi olduğuna inanır ve şahitlik ederim" ifadesidir.

    Kelime-i Tevhid: "Allah'dan başka hiçbir ilah yoktur. Muhammed O'nun Rasulüdür." ifadesidir.

    Tafsili İman nedir?

    İnanılacak esasların her birine açık ve geniş şekilde ayrıntılı olarak inanmaktır. Tafsili iman şekliyle müslümanın imanı yücelir, olgunlaşır ve imanını sağlam temeller üzerine oturtmuş olur.

    Taklidi iman nedir?

    Delillere dayalı olmaksızın sadece çevrenin telkini ile meydana gelen adeta kişinin İslam toplumunda doğup büyümüş olmasının tabii bir neticesi olarak gözüken imana denir. Böyle bir iman geçerli olmakla beraber sapık kişilerin telkinlerine rahat kanabileceği için imanını akli delillere güçlendirmesi gerekir.

    Tahkiki iman nedir?
    Delillere ve araştırmaya dayalı bir iman şeklidir ve en sağlam iman da budur. Aslında her müslümanın böyle bir imana sahip olması gerekir. Yani her müslüman neye, niçin ve nasıl inandığını bilmesi gerekmektedir.

    Amel nedir?

    Bir müslümanın inandıkları esasları uygun bir şekilde tatbik etmesine amel denir. Amel müslümanın imanını yüceltir ve onu güçlendirir. Amelsiz iman meyvesiz ağaca benzer.



    Amelsiz iman geçerli midir?



    İman esaslarını inkâr etmeyen, onu çirkin ve lüzumsuz görmeyenin imanı, hiç amel işlemese de geçerli olmakla birlikte, böyle bir iman zayıflamaya hatta her an yok olmaya mahkumdur.



    Bir imanın geçerli olması için şartlar nelerdir?



    a- Kişinin dünya hayatından ümidini kesmediği bir anda, baskı altında kalmadan kendi hür iradesiyle kabul etmiş olmasıdır. Yoksa kişinin ölümü hissettiği bir anda iman etmesi geçersizdir.

    b- İman esaslarından birini inkar anlamına gelen tutum ve davranışlardan kaçınmalıdır. Kişinin kafirlerin simgesi durumundaki bir sembolü kullanması gibi.

    c- Mü'min Allah'ın rahmetinden ne ümitsiz ne de emin olmalıdır. Korku ile ümit arasında bulunmalıdır. Yani mü'min birinin nasıl olsa imanım var cennete girerim gibi kesin kanaat taşıması veya çok günahım var nasıl olsa cehenneme girerim gibi kesin anlayışı kişinin imanını giderir.



    ALLAH'A İMAN



    Allah'ın isimleri nedir?



    a- Özel ismi: Allah ismi Cenab-ı Hakk'ın özel ismidir. Yalnız kendisi için kullanılır. Başka bir kelime bu isminin yerini tutamaz. Başka dillere de bu isminin dışında tercüme edilemez.

    b-Esma-i Hüsna: Cenab-ı Hakk'ın diğer bütün güzel isimlerine denir. Rahman, Rahim gibi. Hz.Peygamber bir hadisinde Cenab-ı Hakk'ın 99 isminin bulunduğu bu isimlere inanan ve inancı doğrultusunda davranan kişinin cennete girebileceğini bildirmiştir.



    Allah'ın sıfatları nelerdir?



    a- Zati Sıfatlar: Cenab-ı Hakk'ın zatına mahsus sıfatlarıdır. Bu sıfatlar yaratıklarından hiç birine verilemez. Allah'ın hiçbir sıfatında noksanlık yoktur. Halbuki kulların bütün sıfatlarında mutlaka noksanlık vardır.



    1. Vücut: Var olmak demektir. Cenab-ı Hakk vardır yokluğu düşünülemez.

    2. Kıdem: Ezeli olmak demektir. Cenab-ı Hakk ezelidir. Yani varlığının başlangıcı yoktur.

    3. Beka: Ebedi olmak demektir. Cenab-ı Hakk ebedidir. Yani varlığının sonu yoktur.

    4. Vahdaniyet: Bir olmak demektir. Cenab-ı Hakk birdir eşi ve benzeri yoktur.

    5. Muhalefetun lil havadis: Sonradan olanlara benzememek demektir. Cenab-ı Hakk hiçbir varlığa benzemez ve benzetilemez.

    6. Kıyam bi nefsihi: Varlığı kendiliğinden olmak. Yani var olması için başka bir varlığa muhtaç değildir.



    b- Subuti Sıfatlar: Varlığı zorunlu olan ve kemal ifade eden sıfatlardır.



    1. Hayat: Diri ve canlı olmak demektir. Allah diri ve canlıdır.

    2. İlim: Bilmek demektir. Allah her şeyi bilir.

    3. Semi: İşitmek demektir. Allah gizli açık her şeyi işitir.

    4. Basar: Görmek demektir. Allah her şeyi görür.

    5. İrade: Dilemek demektir. Allah'ın dilediği her şey olur.

    6. Kudret: Gücü yetmek demektir. Allah'ın sonsuz kudret ve güç sahibidir.

    7. Kelam: Söylemek konuşmak demektir. Allah konuşan bir varlıktır.

    8. Tekvin: Yaratmak demektir. Allah dilediği her şeyi yoktan var eder.


    KONU4: AMELİ MEZHEPLER

    a. HANEFİ MEZHEBİ

    Mezhebin kurucusu İmam-ı Azam Ebu Hanife'dir. Hicri (80-150) de Kufe'de doğdu. Varlıklı bir aileden gelmiştir. Kendisi ilim tahsili yanında ticaretle de meşgul olmuştur. Ticari hayatı, günlük meseleleri iyi bilmesie, problemleri ve ihtiyaçları yakından tanımasına yardımcı olmuştur.



    Ebu Hanife insanların ihtiyaçlarını ve dinin genel ilke ve amaçlarını dikkate alarak ayet ve hadisleri yeniden değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Mezhebin en önemli özelliği, ayet ve hadislerin hükmü ile aklın yorumu arasında makul bir denge kurmaya çalışmıştır. Kur'anın genel ilkeleri yanında örf ve adeti, kamu yararını daima göz önünde bulundurmuş, kişi hak ve hürriyetlerinin korunmasını ilke edinmiştir.



    Dört bine yakın talebesi vardır. Bunlardan kırk tanesi ictihad yapabilecek seviyeye gelmiştir. İmam-ı Muhammed ve İmam-ı Yusuf en meşhur 2 talebesidir. Mezhep genellikle, Türkiye, Balkanlar, Türkistan, Hindistan, Pakistan'da yaygındır. Ebu Hanife, ehl-i rey veya ehl-i ırak fıkhının temsilcisidir.



    b.MALİKİ MEZHEBİ

    Mezhebin kurucusu İmam-ı Malik'tir. Hicri (93-179) da Medine'de doğdu. Mezhebin en önemli özelliği Peygamber terbiyesinde yetişmiş ve ilim merkezi durumunda olan Medine halkının uygulamasına çok önem vermesidir. Ona göre Medine'lilerin ameli mütevatir sünnet (en güçlü amel) hükmündedir. Mezheb genellikle Mısır ve Kuzey Afrika'da yaygındır. İmam-ı Malik, ehl-i hadis veya Ehl-i Hicaz fıkhının temsilcisidir.


  4. 04.Ocak.2011, 07:30
    2
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر



    KONU 1: İTİKAT (İNANÇ)

    Din Nedir?

    Kişinin Allah, insan ve diğer varlıklarla münasebetini düzenleyen ve hayatına yön veren kurallar bütüne din denir.

    Dinler Kaç Çeşittir?

    1-İlahi Dinler: Cenab-ı Hak tarafından Peygamberleri vasıtasıyla insanlara bildirdiği dinlerdir. Müslümanlık, Hristiyanlık, Yahudilik dini gibi. Bunlardan Hristiyanlık ve Yahudilik dininin aslı bozulmuştur Zaten müslümanlık geldikten sonra o dinlerin hükmü ortadan kalkmıştır.

    2.Beşeri Dinler: İnsanlar tarafından üretilen dinlerdir. Ateşperestlik, putperestlik vs. dinler gibi.

    İlahi Dinlerin temel özellikleri nelerdir?

    Allah'ın varlığı ve birliği, Peygamberlik ve ahiret inancı ilahi dinlerde hiç değişmemiştir.

    aDinler ne zamandan beri vardır?

    Din insanın doğuştan getirdiği bir duygudur. Dolayısıyla din, insanla birlikte var olmuştur. İnsanoğlu her zaman ve her yerde yüce kudrete inanma ve ona sığınma ihtiyacını hissetmiştir. Çeşitli tabiat olayları, aşırı sevgi ve aşırı korku batıl bir dinin doğmasının sebebi olmuştur.

    İman Nedir?

    İman, Yüce Allah'ın varlığını ve birliğini gönülden kabul edip peygamberin bildirdikleri şeyleri tasdik etmektir.

    Mü'min Kime Denir?

    Yüce Allah'ın varlığını ve birliğini gönülden kabul edip, inancında şek ve şüphe duymayan kimseye denir.

    İslam Nedir?

    Teslim olmak itaat etmek, kurtuluşa ermek demektir.

    Müslüman Kime Denir?

    Yüce Allah'a ve O'nun peygamberine teslim olan İslamın emirlerini yaşamaya gayret eden kimsedir.

    Müslümanlık Nasıl Gerçekleşir?

    Kişi müslümanlığını şehadet kelimesiyle ilan eder. Müslüman olmak için kalbden inanmak yeterli ise de , diğer insanların onun müslümanlığını bilmesi ve ona göre muamele yapması için imanını açıklaması veya inancının işareti olarak müslümanların arasında namaz kılması gerekir

    İSLAMIN ŞARTLARI

    1. Kelime-i Şehadet getirmek

    2. Namaz kılmak

    3. Oruç tutmak

    4. Zekat vermek

    5. Hacca gitmek



    İMANIN ŞARTLARI



    1. Allah'a inanmak

    2. Meleklere inanmak

    3. Kitaplara inanmak

    4. Peygamberlere inanmak

    5. Ahiret gününe inanmak

    6. Kaza ve Kadere, hayır ve şerrin Allah'dan geldiğine inanmak


    KONU 2: MEZHEPLER

    İslam Dini, bir imam bir de amel olmak üzere iki bölümden ibarettir.
    1.İman bölümü

    İslam Dinini kabul eden kimsenin ayet ve hadisler ışığında kalb ve düşünce planında bu dini en güzel ve en doğru biçimde nasıl kabul (inanması) etmesi gerektiğini bildiren bölümdür.

    2.Amel bölümü:

    Kabul ettiği bu dini ayet ve hadisler ışığında en güzel ve en doğru biçimde nasıl yaşaması ve nasıl uygulaması gerektiğini bildiren bölümdür.

    Mezhep Nedir?

    Kelime olarak takip edilen yol, görüş, manalara gelir. Din açısından ise, müctehid sıfatını kazanmış bir islam aliminin kapalı veya kesin olmayan (zanni) ayet ve hadisleri islamın temel prensiblerine zıt gelmeyecek şekide yorumlayarak çözüm getirmesine denir.

    Kaç Çeşit Mezhep Vardır?

    a. İtikadi Mezhepler: İmanla ilgili konulardaki görüşler

    b. Ameli Mezhepler : İbadetle ilgili konulardaki görüşler

    İTİKADİ MEZHEPLER

    İman esaslarını kabul etme konusunda bir çok görüş ve mezhep vardır. Bunlar iki gruba ayrılır

    a. Hak Mezhepler veya ehl-i sünnet mezhepleri

    b. Batıl Mezhepler veya ehl-i bit'at mezhepleri

    Ehl-i Sünnet ne demektir?

    Dini yorumlarda Hz. Peygamberin ve sahabelerin yolunu takip edip onu örnek alan, sahabe arasında ayrım yapmadan onları bütün olarak seven ve kabul eden mezhebin adıdır.

    Ehl-i bit'at ne demektir?

    Yorumlarını daha ziyade kendi görüş ve fikirlerine dayandıran, bazı sahabeleri sevgide aşırıya kaçan, bazılarına karşı da nefret duyan mezhebin adıdır.

    HAK MEZHEPLER (Ehl-i Sünnet Mezhepleri)

    a. SELEFİ MEZHEBİ

    İmanla ilgili konularda ilk dönem (selef) bilginlerinin yolunu izleyerek ayet ve hadislerdeki ifadelerin zahiriyle (anlaşıldığı şekliyle) yetinip asla yorum yapmayan, hikmeti araştırmadan Allah'a havale eden mezhebe denir. Bu mezhepde aklın hiçbir rolü yoktur. Suudi Arabistan, Kuveyt ve Körfez ülkelerinde yaygındır.

    b. EŞ'ARİ MEZHEBİ

    Mezhebin kurucusu İmam-ı Eş'ari'dir. Basra'da doğmuş, Bağdat'da vefat etmiştir. İmanla ilgili konularda ayet ve hadisleri temel almakla birlikle bunların anlaşılmasında akla da yer veren bir mezhep anlayışıdır. Malikiler genelde Eş'ari mezhebindendir. Mezhep, Kuzey Afrika, Endonezya ve Hicaz'da yaygındır.

    c. MATURUDİ MEZHEBİ

    Mezhebin kurucusu, İmam-ı Maturidi'dir. Kendisi Türkistan'ın Semerkant şehrinin Maturid köyündendir. Maturidilik, imanla ilgili konularda ayet ve hadisleri temel almakla birlikte dinin anlaşılması konusunda aklı temel kabul etmiş bir mezheptir. Maturidi fıkıhta Ebu Hanife'nin yolunu takip etmiştir. Hanefilerin büyük bölümü Maturidi mezhebine bağlıdır. Mezhep, Türkiye, Balkanlar, Orta Asya, Hindistan, Pakistan'da yaygındır.

    Not: Genellikle Türkler fıkıhta Hanefi, itikatta ise Maturidi mezhebindendir.

    BATIL MEZHEPLER (Ehl-i Bit'at Mezhepleri)

    İslamın ana esası olan ayet ve hadislerin görüşlerine uymayan, genellikle kişilerin kendi arzu ve hevesleri doğrultusunda uydurdukları iddialardır ki, bunların sayıları çoktur.

    KONU:3 İMAN VE İSLAMIN ŞARTLARI

    İcmali İman nedir?

    İnanılacak esaslara kısaca ve toptan inanmaktır. İmanın ilk temel direği budur. İnsan bu iman şekliyle islama girmiş olur. Bu iman üzere ölen insan neticede cennete girer. Kelime-i şehadet veya Kelime-i tevhidle ifade edilir.

    Kelime-i Şehadet: "Ben Allah'dan başka hiçbir ilah olmadığına Muhammed'in O'nun kulu ve elçisi olduğuna inanır ve şahitlik ederim" ifadesidir.

    Kelime-i Tevhid: "Allah'dan başka hiçbir ilah yoktur. Muhammed O'nun Rasulüdür." ifadesidir.

    Tafsili İman nedir?

    İnanılacak esasların her birine açık ve geniş şekilde ayrıntılı olarak inanmaktır. Tafsili iman şekliyle müslümanın imanı yücelir, olgunlaşır ve imanını sağlam temeller üzerine oturtmuş olur.

    Taklidi iman nedir?

    Delillere dayalı olmaksızın sadece çevrenin telkini ile meydana gelen adeta kişinin İslam toplumunda doğup büyümüş olmasının tabii bir neticesi olarak gözüken imana denir. Böyle bir iman geçerli olmakla beraber sapık kişilerin telkinlerine rahat kanabileceği için imanını akli delillere güçlendirmesi gerekir.

    Tahkiki iman nedir?
    Delillere ve araştırmaya dayalı bir iman şeklidir ve en sağlam iman da budur. Aslında her müslümanın böyle bir imana sahip olması gerekir. Yani her müslüman neye, niçin ve nasıl inandığını bilmesi gerekmektedir.

    Amel nedir?

    Bir müslümanın inandıkları esasları uygun bir şekilde tatbik etmesine amel denir. Amel müslümanın imanını yüceltir ve onu güçlendirir. Amelsiz iman meyvesiz ağaca benzer.



    Amelsiz iman geçerli midir?



    İman esaslarını inkâr etmeyen, onu çirkin ve lüzumsuz görmeyenin imanı, hiç amel işlemese de geçerli olmakla birlikte, böyle bir iman zayıflamaya hatta her an yok olmaya mahkumdur.



    Bir imanın geçerli olması için şartlar nelerdir?



    a- Kişinin dünya hayatından ümidini kesmediği bir anda, baskı altında kalmadan kendi hür iradesiyle kabul etmiş olmasıdır. Yoksa kişinin ölümü hissettiği bir anda iman etmesi geçersizdir.

    b- İman esaslarından birini inkar anlamına gelen tutum ve davranışlardan kaçınmalıdır. Kişinin kafirlerin simgesi durumundaki bir sembolü kullanması gibi.

    c- Mü'min Allah'ın rahmetinden ne ümitsiz ne de emin olmalıdır. Korku ile ümit arasında bulunmalıdır. Yani mü'min birinin nasıl olsa imanım var cennete girerim gibi kesin kanaat taşıması veya çok günahım var nasıl olsa cehenneme girerim gibi kesin anlayışı kişinin imanını giderir.



    ALLAH'A İMAN



    Allah'ın isimleri nedir?



    a- Özel ismi: Allah ismi Cenab-ı Hakk'ın özel ismidir. Yalnız kendisi için kullanılır. Başka bir kelime bu isminin yerini tutamaz. Başka dillere de bu isminin dışında tercüme edilemez.

    b-Esma-i Hüsna: Cenab-ı Hakk'ın diğer bütün güzel isimlerine denir. Rahman, Rahim gibi. Hz.Peygamber bir hadisinde Cenab-ı Hakk'ın 99 isminin bulunduğu bu isimlere inanan ve inancı doğrultusunda davranan kişinin cennete girebileceğini bildirmiştir.



    Allah'ın sıfatları nelerdir?



    a- Zati Sıfatlar: Cenab-ı Hakk'ın zatına mahsus sıfatlarıdır. Bu sıfatlar yaratıklarından hiç birine verilemez. Allah'ın hiçbir sıfatında noksanlık yoktur. Halbuki kulların bütün sıfatlarında mutlaka noksanlık vardır.



    1. Vücut: Var olmak demektir. Cenab-ı Hakk vardır yokluğu düşünülemez.

    2. Kıdem: Ezeli olmak demektir. Cenab-ı Hakk ezelidir. Yani varlığının başlangıcı yoktur.

    3. Beka: Ebedi olmak demektir. Cenab-ı Hakk ebedidir. Yani varlığının sonu yoktur.

    4. Vahdaniyet: Bir olmak demektir. Cenab-ı Hakk birdir eşi ve benzeri yoktur.

    5. Muhalefetun lil havadis: Sonradan olanlara benzememek demektir. Cenab-ı Hakk hiçbir varlığa benzemez ve benzetilemez.

    6. Kıyam bi nefsihi: Varlığı kendiliğinden olmak. Yani var olması için başka bir varlığa muhtaç değildir.



    b- Subuti Sıfatlar: Varlığı zorunlu olan ve kemal ifade eden sıfatlardır.



    1. Hayat: Diri ve canlı olmak demektir. Allah diri ve canlıdır.

    2. İlim: Bilmek demektir. Allah her şeyi bilir.

    3. Semi: İşitmek demektir. Allah gizli açık her şeyi işitir.

    4. Basar: Görmek demektir. Allah her şeyi görür.

    5. İrade: Dilemek demektir. Allah'ın dilediği her şey olur.

    6. Kudret: Gücü yetmek demektir. Allah'ın sonsuz kudret ve güç sahibidir.

    7. Kelam: Söylemek konuşmak demektir. Allah konuşan bir varlıktır.

    8. Tekvin: Yaratmak demektir. Allah dilediği her şeyi yoktan var eder.


    KONU4: AMELİ MEZHEPLER

    a. HANEFİ MEZHEBİ

    Mezhebin kurucusu İmam-ı Azam Ebu Hanife'dir. Hicri (80-150) de Kufe'de doğdu. Varlıklı bir aileden gelmiştir. Kendisi ilim tahsili yanında ticaretle de meşgul olmuştur. Ticari hayatı, günlük meseleleri iyi bilmesie, problemleri ve ihtiyaçları yakından tanımasına yardımcı olmuştur.



    Ebu Hanife insanların ihtiyaçlarını ve dinin genel ilke ve amaçlarını dikkate alarak ayet ve hadisleri yeniden değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Mezhebin en önemli özelliği, ayet ve hadislerin hükmü ile aklın yorumu arasında makul bir denge kurmaya çalışmıştır. Kur'anın genel ilkeleri yanında örf ve adeti, kamu yararını daima göz önünde bulundurmuş, kişi hak ve hürriyetlerinin korunmasını ilke edinmiştir.



    Dört bine yakın talebesi vardır. Bunlardan kırk tanesi ictihad yapabilecek seviyeye gelmiştir. İmam-ı Muhammed ve İmam-ı Yusuf en meşhur 2 talebesidir. Mezhep genellikle, Türkiye, Balkanlar, Türkistan, Hindistan, Pakistan'da yaygındır. Ebu Hanife, ehl-i rey veya ehl-i ırak fıkhının temsilcisidir.



    b.MALİKİ MEZHEBİ

    Mezhebin kurucusu İmam-ı Malik'tir. Hicri (93-179) da Medine'de doğdu. Mezhebin en önemli özelliği Peygamber terbiyesinde yetişmiş ve ilim merkezi durumunda olan Medine halkının uygulamasına çok önem vermesidir. Ona göre Medine'lilerin ameli mütevatir sünnet (en güçlü amel) hükmündedir. Mezheb genellikle Mısır ve Kuzey Afrika'da yaygındır. İmam-ı Malik, ehl-i hadis veya Ehl-i Hicaz fıkhının temsilcisidir.


  5. 04.Ocak.2011, 07:31
    3
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Yanıt: Islami Konular Ve Yanitlar..

    c.ŞAFİİ MEZHEBİ

    Mezhebin kurucusu İmam-ı Şafii'dir. Hicri (150-204) de Filistin Gazze şehrinde doğdu. İmam-ı Malik'den Hicaz fıkhını, Ebu Hanife'nin talebesi olan İmam-ı Muhammed'den Irak fıkhını öğrendi. Mezhebinin en önemli özelliği, Hanefi ile Maliki fıkhının birleşiminde yeni bir anlayış getirmektir. Şafii mezhebi genellikle Mısır, Suriye, Irak, Horasan'da yaygındır. Ayrıca Türkiye'nin Doğu ve Güney Doğu bölgelerinde de yaygındır.



    d.HANBELİ MEZHEBİ

    Mezhebin kurucusu İmam-ı Hanbel'dir. Hicri (164)'de Bağdat'da doğdu. İmam-ı Hanbel ibadet ve muamelat konularında iki ayrı usül benimsedi. İbadet konularında ayet ve hadislere çok sıkı sarılmakla birlikte muamelatta (günlük yaşantı) bir şeyin haram olduğuna dair ayet ve hadislerde delil yoksa o mubahtır prensibine sarılarak daha serbest bir anlayış geliştirdi. Mezheb genellikle Hicaz, Filistin, Mısır gibi ülkelerde yaygındır.



    Başka Ameli Hak Mezhepler Var mıdır?

    Dört hak mezhepten başka otuza yakın ameli hak mezhebin olduğu bilinmektedir. Yalnız bunların bağlıları kalmadığı için kitaplarda sadece isimleri kalmıştır.



    Tek Mezhebe Bağlanmak Şart mıdır?

    Mezheplerin genel prensiblerini bilmeyen kimse (avam) için herhangi bir mezhebe bağlı kalmak onun için daha güvenli bir yoldur.

    Bir kimse zamanın şartlarına daha uygun olduğunu ortaya koyan ehliyetli bir alimin tavsiyesini tercih edebilir.

    Keyfilik ve dini hafife alma düşüncesi taşımadan, bir kimsenin daha kolay ve rahat uygulama düşüncesiyle değişik mezheplerin hükümleriyle de amel edebilir.

    Bir amele hangi mezhebin görüşü ile başlamış ise, o ameli sonuna kadar aynı mezhebe göre tamamlaması şarttır.

    Bir kimse birbirleriyle bağlantısı olmayan farklı amelleri farklı mezheplere göre uygulayabilir.

    KONU:5 MELEKLERE İMAN

    MELEKLERİN ÖZELLİKLERİ

    1. Melekler nurdan yaratılmışlardır. Yemezler, içmezler, erkek ve dişilikleri yoktur. Yorulmazlar, gençlik ve ihtiyarlık halleri yaşamazlar

    2. Melekler Allah’a isyan etmezler, sadece Allah’ın emirlerini yerine getirirler

    3. Melekler son derece kuvvetli ve süratli varlıklardır.

    4. Melekler gözle görülmezler. Fakat Allah’ın emir ve izniyle çeşitli şekil ve yapılara girebilirler

    5. Melekler gaybi bilmezler. Gaybi ancak Allah bilir.

    DÖRT BÜYÜK MELEK VE GÖREVLERİ

    1. Cebrail

    Allah tarafından peygamberlere vahiy getirmekle görevlidir. Meleklerin en büyüğü ve en üstünüdür. Zamanla insan şeklinde gelerek Peygamberimize vahiy getirmiş ve İnsanların soramayacakları soruları sorarak onların islamı öğrenmesini sağlamıştır.

    2. Mikail

    Kainattaki tabii olayları ve yaratıkların rızıklarını idare etmekle görevli bir melektir.

    3. İsrafil

    Kıyametin kopuşu ve tekrar dirilişi için iki defa sura üflemekle görevli bir melektir.

    4. Azrail

    Ölüm sırasında canlıların ruhunu almakla görevli bir melektir.

    DİĞER MELEKLER

    Kirâmen Kâtibin

    Her insanın sağında ve solunda bulunan iki meleğin adıdır. Sağdaki melek sevapları soldaki melek ise günahları tesbit etmekle görevlidir. Bunlara ayrıca Hafaza Melekleri de denir. Kıyamet gününde insanların lehinde veya aleyhinde şahitlikte yapacaklardır.

    Münker ve Nekir Melekleri

    Ölümden sonra kabirde sorgu ile görevli meleklerdir. Bunlar kabirde Rabbin kim? Peygamberin kim? Kitabın ne? Dinin ne? Kıblen neresi? Gibi sorular soracaklardır.

    Hamale-i arş Melekleri : Arşı taşıyan meleklerdir.

    Mukarrabun ve İlliyyun Melekleri: Allah’ı devamlı tesbih eden meleklerdir.



    HADİSLERDE İSMİ GEÇEN DİĞER MELEKLER

    · İnsanın kalbine doğru ve gerçekleri ilham eden melekler

    · Namaz kılan insanla birlikte “amin” deyen melekler

    · Her gün namazlarda mü’minlerle beraber olan melekler

    · Yeryüzünde Allah’ı zikreden, Kur’an okuyan müslümanları ziyaret eden melekler

    · Özellikle alimleri ve ilim meclislerini ziyaret eden melekler

    İNSANLARLA MELEKLER ARASINDAKİ ÜSTÜNLÜK DERECESİ

    · Peygamberler büyük meleklerden üstündür.

    · Büyük melekler peygamberlerin dışında diğer insanlardan üstündür.

    · Takva sahibi mü’minler, şehitler, salih amel eden mü’minler diğer meleklerden üstündür.

    Diğer melekler de kafir, münafık, müşrik, inancı bozuk, amelsiz insanlardan üstündür.

    KONU 6: CİN VE ŞEYTAN

    CİN VE ÖZELLİKLERİ

    1. Ateşten yaratılmışlardır.

    2. Duyu organlarıyla algılanamayan ruhâni varlıklardır.

    3. Çeşitli şekillere girebilirler

    4. Cinlerde insanlar gibi ilahi emirlere itaat etmekle mükelleftirler.

    5. Hz. Peygamberin peygamberliği cinleri de kapsamaktadır. Bunun için Rasülüllah (s.a.v.) İslamı cinlere de anlatmıştır.

    6. Cinlerin bazıları müslüman olsa da ekserisi kafirdir. Mü’min olanları cennete, kafir olanları da cehenneme girecektir.

    7. Cinler gaybi bilmezler. Ancak uzun süre yaşadıkları için insanların bilemedikleri bazı bilgileri bilme imkanları vardır. Bu durum onların insanlardan daha üstün olduklarını ifade etmez.

    8. Hadislere göre Cinler tıpkı insanlar gibi yerler içerler, evlenirler ve çoğalırlar, erkeklik ve dişilikleri vardır, doğar büyür ve ölürler. Cinlerin ömrü insanlara göre çok uzundur.

    9. Cahiliye döneminde Sabiiler, Süryaniler, Eski Yunan ve Romalılar cinleri ilah derecesine çıkarmış ve dev, peri, şeytan adlarıyla anılan bu varlıklara tapınmışlardır.

    10. Bunlarla sihir ve tılsım yapmışlardır.

    11. Cinler bazı durumlarda insanlara zarar verseler de (bazan çok basit varlıklar da insana zarar verebilmektedir) müslüman kimsenin bunlardan korkmaması ve bunların şerlerinden Allah’a sığınması gerekir. İnsanın bunlardan çok üstün olduğuna gönülden inanması lazımdır.

    12. Bunların tuzağına düşmemek veya düşen kimsenin kurtulması için Hz. Peygamber Ayet’el- Kürsi ve Nas-Felak surelerinin okunmasını tavsiye etmiştir.



    ŞEYTAN VE ÖZELLİKLERİ

    1. Cinler gibi bunlar da ateşten yaratılmış ruhani varlıklardır.

    2. Kur’an-ı Kerim’de şeytandan iblis diye bahsedilir.

    3. Bunlar gözle görülmeyen fakat varlığı kesin olan kibirli ve âsi bir varlıktır.

    4. Hz. Adem’e secde etmeyip isyanı nedeniyle Allah’ın rahmetinden kovulmuştur.

    5. Araf suresinde ifade edildiği gibi Cenab-ı Hakk onun cezasını ertelemiş ve kıyamete kadar insanları saptırmak için ona imkan tanımıştır.

    6. Şeytan ilk iş olarak Hz. Adem ile eşi Hz. Havva’yı yanıltarak cennetten çıkarılmalarına sebeb olmuştur.

    7. Allah yolundan ayrılan, sapıklık ve azgınlık yapan insanlar şeytanın esiri olmaya ve şeytanın kendilerini çepeçevre sarmalarına vesile olurlar.

    8. Kur’an-ı Kerim’ de Allah’a hakkıyla inanan ve O’na ibadet eden kimseye şeytanın hiç etkisi olmayacağı bildirilmektedir.

    ŞEYTAN NİÇİN YARATILMIŞTIR ?

    1. Allah’ın varlıklarından birinin diğerinden ayırt edilebilmesi için

    2. Allah’ın kahhar, müntekım, adl gibi isimlerinin tecelli edeceği bir varlığın bulunması için

    3. Eğer şeytan yaratılmamış olsaydı Allah’ın afv, mağfiret, rahmet gibi sıfat ve isimlerinin tecelli etmesi mümkün olmazdı.

    4. Şeytan yaratılmamaşı olsaydı Allah’a kulluk ve itaattan söz etmek mümkün olmazdı.

    Her fiil zıddıyla bilinir. Şer ve çirkinliğin müsebbibi olan şeytan olmasaydı ibadet, hayır, taat gibi güzelliklerin kıymeti bilinmezdi.

    CİN VE ÖZELLİKLERİ

    1. Ateşten yaratılmışlardır.

    2. Duyu organlarıyla algılanamayan ruhâni varlıklardır.

    3. Çeşitli şekillere girebilirler

    4. Cinlerde insanlar gibi ilahi emirlere itaat etmekle mükelleftirler.

    5. Hz. Peygamberin peygamberliği cinleri de kapsamaktadır. Bunun için Rasülüllah (s.a.v.) İslamı cinlere de anlatmıştır.

    6. Cinlerin bazıları müslüman olsa da ekserisi kafirdir. Mü’min olanları cennete, kafir olanları da cehenneme girecektir.

    7. Cinler gaybi bilmezler. Ancak uzun süre yaşadıkları için insanların bilemedikleri bazı bilgileri bilme imkanları vardır. Bu durum onların insanlardan daha üstün olduklarını ifade etmez.

    8. Hadislere göre Cinler tıpkı insanlar gibi yerler içerler, evlenirler ve çoğalırlar, erkeklik ve dişilikleri vardır, doğar büyür ve ölürler. Cinlerin ömrü insanlara göre çok uzundur.

    9. Cahiliye döneminde Sabiiler, Süryaniler, Eski Yunan ve Romalılar cinleri ilah derecesine çıkarmış ve dev, peri, şeytan adlarıyla anılan bu varlıklara tapınmışlardır.

    10. Bunlarla sihir ve tılsım yapmışlardır.

    11. Cinler bazı durumlarda insanlara zarar verseler de (bazan çok basit varlıklar da insana zarar verebilmektedir) müslüman kimsenin bunlardan korkmaması ve bunların şerlerinden Allah’a sığınması gerekir. İnsanın bunlardan çok üstün olduğuna gönülden inanması lazımdır.

    12. Bunların tuzağına düşmemek veya düşen kimsenin kurtulması için Hz. Peygamber Ayet’el- Kürsi ve Nas-Felak surelerinin okunmasını tavsiye etmiştir.

    ŞEYTAN VE ÖZELLİKLERİ

    1. Cinler gibi bunlar da ateşten yaratılmış ruhani varlıklardır.

    2. Kur’an-ı Kerim’de şeytandan iblis diye bahsedilir.

    3. Bunlar gözle görülmeyen fakat varlığı kesin olan kibirli ve âsi bir varlıktır.

    4. Hz. Adem’e secde etmeyip isyanı nedeniyle Allah’ın rahmetinden kovulmuştur.

    5. Araf suresinde ifade edildiği gibi Cenab-ı Hakk onun cezasını ertelemiş ve kıyamete kadar insanları saptırmak için ona imkan tanımıştır.

    6. Şeytan ilk iş olarak Hz. Adem ile eşi Hz. Havva’yı yanıltarak cennetten çıkarılmalarına sebeb olmuştur.

    7. Allah yolundan ayrılan, sapıklık ve azgınlık yapan insanlar şeytanın esiri olmaya ve şeytanın kendilerini çepeçevre sarmalarına vesile olurlar.

    8. Kur’an-ı Kerim’ de Allah’a hakkıyla inanan ve O’na ibadet eden kimseye şeytanın hiç etkisi olmayacağı bildirilmektedir.

    ŞEYTAN NİÇİN YARATILMIŞTIR ?

    1. Allah’ın varlıklarından birinin diğerinden ayırt edilebilmesi için

    2. Allah’ın kahhar, müntekım, adl gibi isimlerinin tecelli edeceği bir varlığın bulunması için

    3. Eğer şeytan yaratılmamış olsaydı Allah’ın afv, mağfiret, rahmet gibi sıfat ve isimlerinin tecelli etmesi mümkün olmazdı.

    4. Şeytan yaratılmamaşı olsaydı Allah’a kulluk ve itaattan söz etmek mümkün olmazdı.

    Her fiil zıddıyla bilinir. Şer ve çirkinliğin müsebbibi olan şeytan olmasaydı ibadet, hayır, taat gibi güzelliklerin kıymeti bilinmezdi.

    KONU 7: KİTAPLARA İMAN

    İman esaslarından üçüncüsü kitaplara imandır. Yalnız Kur’an dışında kalan diğer İncil, Tevrat, Zebur gibi ilahi kitapların bugünkü şekline değil bozulmamış haline inanmak mecburiyetindeyiz. Bunlara İlahi kitaplar, inananlarına da ehl-i kitap denilir. Kur’an-ı Kerim bu kitapların bozulmamış halini tasdik etmekle birlikte bazı hükümlerini ortadan kaldırmış yeni ve gelişmiş hükümler getirmiştir. Bu kitapların hem sözü hem de manası Allah’a aittir.

    SAYFALAR (Suhuf)

    Cenab-ı Hakk’ın küçük toplulukların ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde birkaç sayfa olarak gönderdiği küçük kitaplara denir. Bir hadis-i şerife göre:

    Hz. Adem’e(s.a.) 10 sayfa Hz. Şit’e (s.a.) 50 sayfa

    Hz. İdris’e(s.a.) 30 sayfa Hz. İbrahim’e (s.a.) 10 sayfa olmak üzere toplam 100 sayfa göndermiştir. Fakat bugün elimizde bu sayfaların hiçbiri mevcut değildir.

    KİTAPLAR (Kütüp)

    1. Tevrat

    İbranice kanun şeriat manasına gelir. Cenab-ı Hakk Hz. Musa aracılığıyla İsrailoğullarına göndermiştir. Ancak onlar tarihte yaşadıkları kötü olaylar, esaretler ve sürgünler nedeniyle aslını koruyamamışlardır. Asıl nüsha kaybolunca Yahudi din bilginleri kendi kafalarına göre Tevrat yazmışlardır. Bugün eldeki mevcut Tevrat nüshası ilahi kitap olma özelliğini kaybetmiştir.

    2. Zebur

    Hz. Davud aracılığıyla İsrailoğullarına gönderilmiş ilahi bir kitaptır. İlahi kitapların en küçüğüdür, yeni bir dini hüküm getirmemiştir. Bugün elde mevcut Zebur kitabı bir takım ilahilerden, kasidelerden ve nasihatlardan ibarettir.

    3. İncil

    Hz. İsa aracılığıyla İsrailoğullarına gönderilmiş ilahi bir kitaptır. İncil kelime olarak müjde demektir. Yani Hz. İsa’nın peygamber olarak en önemli vazifesi kendisinden sonra gelecek olan Hz. Muhammed’i (s.a.v.) müjdelemektir. Zamanla İncil’de tahrif edilmiş ve yüzlerce İncil ortaya çıkmıştır. Kurulan bir mecliste birbirinden çok farklı olan İncil sayılarını ancak dörde indirebilmişlerdir. Bu dört İncilin kendi aralarında birçok çelişkiler mevcuttur.

    3. Kur’an-ı Kerim

    Allah tarafından gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. Son peygamber Hz. Muhammed Mustafa’ya (s.a.v.) Cebrail vasıtasıyla gönderilmiştir.

    KUR’AN-I KERİM’İ DİĞER KİTAPLARDAN AYIRAN ÖZELLİKLERİ

    · K.Kerim lafzı ve manası itibariyle benzerini hiç kimsenin getiremediği mucize bir kitaptır.

    · K.Kerim bize kadar tevâtür yoluyla yani büyük bir topluluk tarafından nesilden nesile ezberlenerek aktarılmıştır. Bunun için de bize kadar hiç bozulmadan gelmiştir.

    · K.Kerim’in ayetleri diğer kitaplar gibi toptan değil, toplumu yeni kurallara alıştırmak için ayet ayet 23 senede inmiştir.

    · K.Kerim’in getirdiği hükümler kıyamete kadar baki kalacaktır.

    · K.Kerim’de tedricilik yani haram bir hükmü kadameli olarak yerleştirme prensibi vardır. Nitekim içki yasağı üç merhalede gerçekleşmiştir.

    · K.Kerim âyetleri arasında hiçbir tutarsızlık yoktur, bilim ve akılla da çelişmez.

    · Kolay ezberlenir ve okunmasıyla ibadet edilir.

    KUR’AN-I KERİM’İN İÇİNDEKİ KONULAR

    İtikat esasları, İbadetler, Muamelat (insan ilişkileri), Cezalar, Ahlak Kuralları, Ahiret Alemi, Cennet, Cehennem, İlmi Gerçekler, Kıssalar (geçmiş ümmetlere ait hikayeler), Dualardır.


    KONU 8: PEYGAMBERLERE İMAN


    İman esaslarından dördüncüsü peygamberlere imandır.

    Peygamber kime denir?

    Cenab-ı Hakk’ın kulları arasından seçtiği, vahiyle şereflendirerek emir ve yasaklarını insanlara ulaştırmak üzere görevlendirdiği elçiye denir.

    Nebi kime denir?

    Kendisine müstakil din verilmeyip bir önceki dini veya beraber çalıştığı Peygamberi desteklemek için görevlendirilen Peygambere nebi denir.Hz. Musa ile kardeşi Hz. Harun gibi

    Rasül kime denir?

    Kendisine müstakil din verilen peygambere Rasül denir. Hz. İsa gibi

    · Bizim Peygamberimiz ise hem Rasül hem de Nebidir

    · Kur’an-ı Kerim’e göre Cenab-ı Hakk asırlar boyunca her topluluğa mutlaka bir Peygamber göndermiştir. Peygamberlik Hz. Muhammed (s.a.v.) le son bulmuştur.

    · Peygamberlik Allah vergisidir. İbadet veya çalışmayla elde edilemez

    · Peygamberler de Allah’ın kuludur hiçbir zaman ilah veya insan üstü varlık değildirler

    · Peygamberler vahiyle korunduğu için hata ettikleri anda uyarılırlar. Bir rivayete göre Peygamber Efendimiz de 17 kez uyarılmıştır.

    · Peygamberler sadece dini tebliğle yetinirler.

    · Peygamberlerin bir insanı hidayete erdirme gibi bir yetkileri ve görevleri yoktur.

    · Bir hadiste Peygamberlerin sayısının 124.000 olduğu bunlardan 315 tanesinin Rasül, diğerlerinin Nebi olduğu bildirilmektedir.

    · Kur’an’da ismi geçen Peygember sayısı 25 tanedir. Bunlardan başka üç isim daha geçmektedir ki bunların veli mi, yoksa peygamber mi olduğu ihtilaflıdır. Bunlar Üzeyr, Lokman, Zülkarneyn dir.

    PEYGAMBERLERİN SIFATLARI

    1. Sıdk

    Doğru olmak demektir. Her Peygamber doğru sözlü ve dürüst insanlardır.

    2. Emanet

    Güvenilir olmak demektir. Peygamberlerin hepsi emin ve güvenilir insanlardır.

    3. İsmet

    Günah işlememek. Peygamberler hayatlarının hiçbir yerinde şirk ve küfür sayılacak bir günah işlememişlerdir. İnsan olmaları hasabiyle bir takım küçük “zelle” denilen kusurları olabilir. Fakat Allah onları hemen uyarır onlar da o kusuru düzeltirler.

    4. Fetânet

    Akıllı ve zeki olmaları demektir. Peygamberlerin insanları ikna kabiliyetleri vardır. Onlar asla ahmak, ebleh olamazlar. Muhatapları karşısında acze düşmemişlerdir.

    5. Tebliğ

    Allah’dan aldıkları buyruk ve yasakları insanlara eksiksiz olarak iletme demektir.

    Vahiy nedir?

    Allahü Teala’nın peygamberleriyle olan gizli ve mahiyeti bilinmeyen bir anlaşmasıdır.Yani Peygamberlerin kalbine gelen ilahi bir haberdir. Vahiy değişik şekillerde gerçekleşmiştir.

    İlham nedir?

    Kalbe doğan bir bilgidir. Vahiy ile ilham arasında fark vardır. Vahiy doğru ve korunmuş bilgidir ve sadece peygamberlere gelir. İlham da ise yanılma olabilir. Diğer insanlara da ilham gelebilir.

    KONU 9: AHİRET GÜNÜNE İMAN

    Ahiret nedir?

    İsrafil (a.s.), Allah’ın emriyle, kıyametin kopması için sura ilk defa üflemesiyle başlayacak olan ebedi hayata denir. İsrafil (a.s.)’in sura ikinci üflemesiyle insanlar diriltilip hesaba çekilecek sonra dünyadaki iman ve amellerine göre ceza ve mükafat görecek. Yani, cennetlikler cennete, cehennemlikler cehenneme gidecektir. Yalnız günahkar müslümanlar cehennemde günahı nisbetinde cezasını çektikten sonra nihayetinde cennete gireceklerdir.

    KABİR HAYATI

    Ölümle başlayan ve yeniden dirilmeye kadar devam edecek olan hayata denir. Bir hadiste Hz. Peygamber (s.a.v.): “Kabir hayatı âhiret duraklarının ilkidir. Kim ki o duraktan kurtulursa sonraki durakları daha kolay geçer”

    KIYAMET

    · Mü’min için önemli olan kıyametin ne zaman kopacağını bilmek değil, âhirete hazırlanmaktır.

    · Kıyamet günü mü’minlerin ruhları alınarak âhirete göçmeleri sağlanacak, kıyametin acı ve dehşetini ise kâfir ve münafıklar yaşayacaktır.

    · Kıyametin vaktini yalnız Allah(c.c.) bilir. Ancak peygamberimizin hadislerinden alâmetlerini anlayabiliriz.

    KIYAMETİN KÜÇÜK ALAMETLERİ

    · Ahlakın bozulması

    · İçki ve zinanın açıktan yapılır hale gelmesi

    · Adam öldürmenin çoğalması

    · Dini emirlerin ihmal edilmesi

    · Cahilliğin yaygınlaşması

    · Ehliyetsiz insanların söz sahibi olması

    · Dünya malının bollaşması

    KIYAMETİN BÜYÜK ALAMETLERİ

    · Kafirleri sarhoş eden bir dumanın çıkması ve bütün yer yüzüne kaplaması

    · Tanrılık iddiasında bulunan bir Deccalin çıkarak istidraç denilen bazı olağanüstü haller göstererek insanları kandırmaya çalışması

    · Dabbetü’l arz isimli bir canlı çıkarak insanlara karşı etkili sözler söylemesi.

    · Ye’cüc ve Me’cüc isimli iki topluluğun yer yüzüne dağılarak bir müddet bozgunculuk yapmaları

    · Biri doğuda, biri batıda, biri de Arap Yarımadasında olmak üzere üç yer çöküntüsünün meydana gelmesi

    · Hicaz tarafından büyük bir ateşin çıkması ve etrafa yayılması

    · Güneşin batıdan doğması

    Bütün bunların mahiyeti hakkında bazı yorumlar yapılmakla birlikte gerçek mahiyetini Allah’a havale ediyor daha fazla üzerinde durarak karamsarlığa düşmemeliyiz.

    SUR NEDİR?

    İsrafil (s.a.) tarafından kıyametin kopuşunu belirtmek ve kıyamet koptuktan sonra da bütün insanların mahşerde toplanmasını sağlamak için üflenilen ve mahiyeti bilinmeyen boruya denir.


    KONU 10: KAZA VE KADERE İMAN

    KAZA: Yüce Allah’ın ezelde takdir ettiği şeyleri zamanı gelince meydana getirmesi ve yaratmasıdır.

    KADER: Yüce Allah’ın ezelden ebede kadar olacak bütün şeylerin zaman ve yerini özellik ve niteliklerini ezeli ilmiyle bilip sınırlaması ve takdir etmesi demektir.

    · Dünyada meydana gelmiş ve gelecek olan her şey, Allah’ın ilmi, dilemesi, takdiri ve yaratması ile olur.

    · Yüce Allah insanları hür iradeleriyle seçecekleri şeylerin nerede ve ne şekilde seçileceğini ezeli yani, sonsuz ilmiyle bilir ve bu bilgisine göre diler.

    · Bu dilemesini kulun seçimi doğrultusunda yaratır.

    · Kaderin iç yüzünü ancak Allah’ın bileceği, mutlak ve kesin bir biçimde çözümlenmesi mümkün olmayan bir ilahi sırdır.

    · İnsanoğlu bunun gerçek mahiyetini kavrayamaz.

    · Yüce Allah’ın ezeli manada bir şeyi bilmesinin kulun irade ve seçimi üzerinde zorlayıcı bir etkisi yoktur.

    · Aslında insanlar Allah’ın kendileri hakkında sahip olduğu bilgiden habersizdirler.

    · Kulun yaptığı ve yapacağı bütün fiilleri Allah ilmi ezelisiyle bilmektedir.

    · Pratik hayatta insan belli işleri yüce Allah bildiği için yapmak mecburiyetinde kalmıyor. O zaman insan zorla yaptığı işten sorumlu tutulmuş olur.

    · Yüce Allah kullarını seçen ve seçtiklerinden sorumlu tuttuğu bir varlık olarak yaratmıştır.

    · İnsan alnımın yazısı buymuş ben ne yapayım ? diyerek günah işleyemez ve günahına mazeret bulamaz. Çünkü kul günahını kendi tercih etmiş Allah da tercihi istikametinde onu işleme fiilini yaratmıştır.


  6. 04.Ocak.2011, 07:31
    3
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر
    c.ŞAFİİ MEZHEBİ

    Mezhebin kurucusu İmam-ı Şafii'dir. Hicri (150-204) de Filistin Gazze şehrinde doğdu. İmam-ı Malik'den Hicaz fıkhını, Ebu Hanife'nin talebesi olan İmam-ı Muhammed'den Irak fıkhını öğrendi. Mezhebinin en önemli özelliği, Hanefi ile Maliki fıkhının birleşiminde yeni bir anlayış getirmektir. Şafii mezhebi genellikle Mısır, Suriye, Irak, Horasan'da yaygındır. Ayrıca Türkiye'nin Doğu ve Güney Doğu bölgelerinde de yaygındır.



    d.HANBELİ MEZHEBİ

    Mezhebin kurucusu İmam-ı Hanbel'dir. Hicri (164)'de Bağdat'da doğdu. İmam-ı Hanbel ibadet ve muamelat konularında iki ayrı usül benimsedi. İbadet konularında ayet ve hadislere çok sıkı sarılmakla birlikte muamelatta (günlük yaşantı) bir şeyin haram olduğuna dair ayet ve hadislerde delil yoksa o mubahtır prensibine sarılarak daha serbest bir anlayış geliştirdi. Mezheb genellikle Hicaz, Filistin, Mısır gibi ülkelerde yaygındır.



    Başka Ameli Hak Mezhepler Var mıdır?

    Dört hak mezhepten başka otuza yakın ameli hak mezhebin olduğu bilinmektedir. Yalnız bunların bağlıları kalmadığı için kitaplarda sadece isimleri kalmıştır.



    Tek Mezhebe Bağlanmak Şart mıdır?

    Mezheplerin genel prensiblerini bilmeyen kimse (avam) için herhangi bir mezhebe bağlı kalmak onun için daha güvenli bir yoldur.

    Bir kimse zamanın şartlarına daha uygun olduğunu ortaya koyan ehliyetli bir alimin tavsiyesini tercih edebilir.

    Keyfilik ve dini hafife alma düşüncesi taşımadan, bir kimsenin daha kolay ve rahat uygulama düşüncesiyle değişik mezheplerin hükümleriyle de amel edebilir.

    Bir amele hangi mezhebin görüşü ile başlamış ise, o ameli sonuna kadar aynı mezhebe göre tamamlaması şarttır.

    Bir kimse birbirleriyle bağlantısı olmayan farklı amelleri farklı mezheplere göre uygulayabilir.

    KONU:5 MELEKLERE İMAN

    MELEKLERİN ÖZELLİKLERİ

    1. Melekler nurdan yaratılmışlardır. Yemezler, içmezler, erkek ve dişilikleri yoktur. Yorulmazlar, gençlik ve ihtiyarlık halleri yaşamazlar

    2. Melekler Allah’a isyan etmezler, sadece Allah’ın emirlerini yerine getirirler

    3. Melekler son derece kuvvetli ve süratli varlıklardır.

    4. Melekler gözle görülmezler. Fakat Allah’ın emir ve izniyle çeşitli şekil ve yapılara girebilirler

    5. Melekler gaybi bilmezler. Gaybi ancak Allah bilir.

    DÖRT BÜYÜK MELEK VE GÖREVLERİ

    1. Cebrail

    Allah tarafından peygamberlere vahiy getirmekle görevlidir. Meleklerin en büyüğü ve en üstünüdür. Zamanla insan şeklinde gelerek Peygamberimize vahiy getirmiş ve İnsanların soramayacakları soruları sorarak onların islamı öğrenmesini sağlamıştır.

    2. Mikail

    Kainattaki tabii olayları ve yaratıkların rızıklarını idare etmekle görevli bir melektir.

    3. İsrafil

    Kıyametin kopuşu ve tekrar dirilişi için iki defa sura üflemekle görevli bir melektir.

    4. Azrail

    Ölüm sırasında canlıların ruhunu almakla görevli bir melektir.

    DİĞER MELEKLER

    Kirâmen Kâtibin

    Her insanın sağında ve solunda bulunan iki meleğin adıdır. Sağdaki melek sevapları soldaki melek ise günahları tesbit etmekle görevlidir. Bunlara ayrıca Hafaza Melekleri de denir. Kıyamet gününde insanların lehinde veya aleyhinde şahitlikte yapacaklardır.

    Münker ve Nekir Melekleri

    Ölümden sonra kabirde sorgu ile görevli meleklerdir. Bunlar kabirde Rabbin kim? Peygamberin kim? Kitabın ne? Dinin ne? Kıblen neresi? Gibi sorular soracaklardır.

    Hamale-i arş Melekleri : Arşı taşıyan meleklerdir.

    Mukarrabun ve İlliyyun Melekleri: Allah’ı devamlı tesbih eden meleklerdir.



    HADİSLERDE İSMİ GEÇEN DİĞER MELEKLER

    · İnsanın kalbine doğru ve gerçekleri ilham eden melekler

    · Namaz kılan insanla birlikte “amin” deyen melekler

    · Her gün namazlarda mü’minlerle beraber olan melekler

    · Yeryüzünde Allah’ı zikreden, Kur’an okuyan müslümanları ziyaret eden melekler

    · Özellikle alimleri ve ilim meclislerini ziyaret eden melekler

    İNSANLARLA MELEKLER ARASINDAKİ ÜSTÜNLÜK DERECESİ

    · Peygamberler büyük meleklerden üstündür.

    · Büyük melekler peygamberlerin dışında diğer insanlardan üstündür.

    · Takva sahibi mü’minler, şehitler, salih amel eden mü’minler diğer meleklerden üstündür.

    Diğer melekler de kafir, münafık, müşrik, inancı bozuk, amelsiz insanlardan üstündür.

    KONU 6: CİN VE ŞEYTAN

    CİN VE ÖZELLİKLERİ

    1. Ateşten yaratılmışlardır.

    2. Duyu organlarıyla algılanamayan ruhâni varlıklardır.

    3. Çeşitli şekillere girebilirler

    4. Cinlerde insanlar gibi ilahi emirlere itaat etmekle mükelleftirler.

    5. Hz. Peygamberin peygamberliği cinleri de kapsamaktadır. Bunun için Rasülüllah (s.a.v.) İslamı cinlere de anlatmıştır.

    6. Cinlerin bazıları müslüman olsa da ekserisi kafirdir. Mü’min olanları cennete, kafir olanları da cehenneme girecektir.

    7. Cinler gaybi bilmezler. Ancak uzun süre yaşadıkları için insanların bilemedikleri bazı bilgileri bilme imkanları vardır. Bu durum onların insanlardan daha üstün olduklarını ifade etmez.

    8. Hadislere göre Cinler tıpkı insanlar gibi yerler içerler, evlenirler ve çoğalırlar, erkeklik ve dişilikleri vardır, doğar büyür ve ölürler. Cinlerin ömrü insanlara göre çok uzundur.

    9. Cahiliye döneminde Sabiiler, Süryaniler, Eski Yunan ve Romalılar cinleri ilah derecesine çıkarmış ve dev, peri, şeytan adlarıyla anılan bu varlıklara tapınmışlardır.

    10. Bunlarla sihir ve tılsım yapmışlardır.

    11. Cinler bazı durumlarda insanlara zarar verseler de (bazan çok basit varlıklar da insana zarar verebilmektedir) müslüman kimsenin bunlardan korkmaması ve bunların şerlerinden Allah’a sığınması gerekir. İnsanın bunlardan çok üstün olduğuna gönülden inanması lazımdır.

    12. Bunların tuzağına düşmemek veya düşen kimsenin kurtulması için Hz. Peygamber Ayet’el- Kürsi ve Nas-Felak surelerinin okunmasını tavsiye etmiştir.



    ŞEYTAN VE ÖZELLİKLERİ

    1. Cinler gibi bunlar da ateşten yaratılmış ruhani varlıklardır.

    2. Kur’an-ı Kerim’de şeytandan iblis diye bahsedilir.

    3. Bunlar gözle görülmeyen fakat varlığı kesin olan kibirli ve âsi bir varlıktır.

    4. Hz. Adem’e secde etmeyip isyanı nedeniyle Allah’ın rahmetinden kovulmuştur.

    5. Araf suresinde ifade edildiği gibi Cenab-ı Hakk onun cezasını ertelemiş ve kıyamete kadar insanları saptırmak için ona imkan tanımıştır.

    6. Şeytan ilk iş olarak Hz. Adem ile eşi Hz. Havva’yı yanıltarak cennetten çıkarılmalarına sebeb olmuştur.

    7. Allah yolundan ayrılan, sapıklık ve azgınlık yapan insanlar şeytanın esiri olmaya ve şeytanın kendilerini çepeçevre sarmalarına vesile olurlar.

    8. Kur’an-ı Kerim’ de Allah’a hakkıyla inanan ve O’na ibadet eden kimseye şeytanın hiç etkisi olmayacağı bildirilmektedir.

    ŞEYTAN NİÇİN YARATILMIŞTIR ?

    1. Allah’ın varlıklarından birinin diğerinden ayırt edilebilmesi için

    2. Allah’ın kahhar, müntekım, adl gibi isimlerinin tecelli edeceği bir varlığın bulunması için

    3. Eğer şeytan yaratılmamış olsaydı Allah’ın afv, mağfiret, rahmet gibi sıfat ve isimlerinin tecelli etmesi mümkün olmazdı.

    4. Şeytan yaratılmamaşı olsaydı Allah’a kulluk ve itaattan söz etmek mümkün olmazdı.

    Her fiil zıddıyla bilinir. Şer ve çirkinliğin müsebbibi olan şeytan olmasaydı ibadet, hayır, taat gibi güzelliklerin kıymeti bilinmezdi.

    CİN VE ÖZELLİKLERİ

    1. Ateşten yaratılmışlardır.

    2. Duyu organlarıyla algılanamayan ruhâni varlıklardır.

    3. Çeşitli şekillere girebilirler

    4. Cinlerde insanlar gibi ilahi emirlere itaat etmekle mükelleftirler.

    5. Hz. Peygamberin peygamberliği cinleri de kapsamaktadır. Bunun için Rasülüllah (s.a.v.) İslamı cinlere de anlatmıştır.

    6. Cinlerin bazıları müslüman olsa da ekserisi kafirdir. Mü’min olanları cennete, kafir olanları da cehenneme girecektir.

    7. Cinler gaybi bilmezler. Ancak uzun süre yaşadıkları için insanların bilemedikleri bazı bilgileri bilme imkanları vardır. Bu durum onların insanlardan daha üstün olduklarını ifade etmez.

    8. Hadislere göre Cinler tıpkı insanlar gibi yerler içerler, evlenirler ve çoğalırlar, erkeklik ve dişilikleri vardır, doğar büyür ve ölürler. Cinlerin ömrü insanlara göre çok uzundur.

    9. Cahiliye döneminde Sabiiler, Süryaniler, Eski Yunan ve Romalılar cinleri ilah derecesine çıkarmış ve dev, peri, şeytan adlarıyla anılan bu varlıklara tapınmışlardır.

    10. Bunlarla sihir ve tılsım yapmışlardır.

    11. Cinler bazı durumlarda insanlara zarar verseler de (bazan çok basit varlıklar da insana zarar verebilmektedir) müslüman kimsenin bunlardan korkmaması ve bunların şerlerinden Allah’a sığınması gerekir. İnsanın bunlardan çok üstün olduğuna gönülden inanması lazımdır.

    12. Bunların tuzağına düşmemek veya düşen kimsenin kurtulması için Hz. Peygamber Ayet’el- Kürsi ve Nas-Felak surelerinin okunmasını tavsiye etmiştir.

    ŞEYTAN VE ÖZELLİKLERİ

    1. Cinler gibi bunlar da ateşten yaratılmış ruhani varlıklardır.

    2. Kur’an-ı Kerim’de şeytandan iblis diye bahsedilir.

    3. Bunlar gözle görülmeyen fakat varlığı kesin olan kibirli ve âsi bir varlıktır.

    4. Hz. Adem’e secde etmeyip isyanı nedeniyle Allah’ın rahmetinden kovulmuştur.

    5. Araf suresinde ifade edildiği gibi Cenab-ı Hakk onun cezasını ertelemiş ve kıyamete kadar insanları saptırmak için ona imkan tanımıştır.

    6. Şeytan ilk iş olarak Hz. Adem ile eşi Hz. Havva’yı yanıltarak cennetten çıkarılmalarına sebeb olmuştur.

    7. Allah yolundan ayrılan, sapıklık ve azgınlık yapan insanlar şeytanın esiri olmaya ve şeytanın kendilerini çepeçevre sarmalarına vesile olurlar.

    8. Kur’an-ı Kerim’ de Allah’a hakkıyla inanan ve O’na ibadet eden kimseye şeytanın hiç etkisi olmayacağı bildirilmektedir.

    ŞEYTAN NİÇİN YARATILMIŞTIR ?

    1. Allah’ın varlıklarından birinin diğerinden ayırt edilebilmesi için

    2. Allah’ın kahhar, müntekım, adl gibi isimlerinin tecelli edeceği bir varlığın bulunması için

    3. Eğer şeytan yaratılmamış olsaydı Allah’ın afv, mağfiret, rahmet gibi sıfat ve isimlerinin tecelli etmesi mümkün olmazdı.

    4. Şeytan yaratılmamaşı olsaydı Allah’a kulluk ve itaattan söz etmek mümkün olmazdı.

    Her fiil zıddıyla bilinir. Şer ve çirkinliğin müsebbibi olan şeytan olmasaydı ibadet, hayır, taat gibi güzelliklerin kıymeti bilinmezdi.

    KONU 7: KİTAPLARA İMAN

    İman esaslarından üçüncüsü kitaplara imandır. Yalnız Kur’an dışında kalan diğer İncil, Tevrat, Zebur gibi ilahi kitapların bugünkü şekline değil bozulmamış haline inanmak mecburiyetindeyiz. Bunlara İlahi kitaplar, inananlarına da ehl-i kitap denilir. Kur’an-ı Kerim bu kitapların bozulmamış halini tasdik etmekle birlikte bazı hükümlerini ortadan kaldırmış yeni ve gelişmiş hükümler getirmiştir. Bu kitapların hem sözü hem de manası Allah’a aittir.

    SAYFALAR (Suhuf)

    Cenab-ı Hakk’ın küçük toplulukların ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde birkaç sayfa olarak gönderdiği küçük kitaplara denir. Bir hadis-i şerife göre:

    Hz. Adem’e(s.a.) 10 sayfa Hz. Şit’e (s.a.) 50 sayfa

    Hz. İdris’e(s.a.) 30 sayfa Hz. İbrahim’e (s.a.) 10 sayfa olmak üzere toplam 100 sayfa göndermiştir. Fakat bugün elimizde bu sayfaların hiçbiri mevcut değildir.

    KİTAPLAR (Kütüp)

    1. Tevrat

    İbranice kanun şeriat manasına gelir. Cenab-ı Hakk Hz. Musa aracılığıyla İsrailoğullarına göndermiştir. Ancak onlar tarihte yaşadıkları kötü olaylar, esaretler ve sürgünler nedeniyle aslını koruyamamışlardır. Asıl nüsha kaybolunca Yahudi din bilginleri kendi kafalarına göre Tevrat yazmışlardır. Bugün eldeki mevcut Tevrat nüshası ilahi kitap olma özelliğini kaybetmiştir.

    2. Zebur

    Hz. Davud aracılığıyla İsrailoğullarına gönderilmiş ilahi bir kitaptır. İlahi kitapların en küçüğüdür, yeni bir dini hüküm getirmemiştir. Bugün elde mevcut Zebur kitabı bir takım ilahilerden, kasidelerden ve nasihatlardan ibarettir.

    3. İncil

    Hz. İsa aracılığıyla İsrailoğullarına gönderilmiş ilahi bir kitaptır. İncil kelime olarak müjde demektir. Yani Hz. İsa’nın peygamber olarak en önemli vazifesi kendisinden sonra gelecek olan Hz. Muhammed’i (s.a.v.) müjdelemektir. Zamanla İncil’de tahrif edilmiş ve yüzlerce İncil ortaya çıkmıştır. Kurulan bir mecliste birbirinden çok farklı olan İncil sayılarını ancak dörde indirebilmişlerdir. Bu dört İncilin kendi aralarında birçok çelişkiler mevcuttur.

    3. Kur’an-ı Kerim

    Allah tarafından gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. Son peygamber Hz. Muhammed Mustafa’ya (s.a.v.) Cebrail vasıtasıyla gönderilmiştir.

    KUR’AN-I KERİM’İ DİĞER KİTAPLARDAN AYIRAN ÖZELLİKLERİ

    · K.Kerim lafzı ve manası itibariyle benzerini hiç kimsenin getiremediği mucize bir kitaptır.

    · K.Kerim bize kadar tevâtür yoluyla yani büyük bir topluluk tarafından nesilden nesile ezberlenerek aktarılmıştır. Bunun için de bize kadar hiç bozulmadan gelmiştir.

    · K.Kerim’in ayetleri diğer kitaplar gibi toptan değil, toplumu yeni kurallara alıştırmak için ayet ayet 23 senede inmiştir.

    · K.Kerim’in getirdiği hükümler kıyamete kadar baki kalacaktır.

    · K.Kerim’de tedricilik yani haram bir hükmü kadameli olarak yerleştirme prensibi vardır. Nitekim içki yasağı üç merhalede gerçekleşmiştir.

    · K.Kerim âyetleri arasında hiçbir tutarsızlık yoktur, bilim ve akılla da çelişmez.

    · Kolay ezberlenir ve okunmasıyla ibadet edilir.

    KUR’AN-I KERİM’İN İÇİNDEKİ KONULAR

    İtikat esasları, İbadetler, Muamelat (insan ilişkileri), Cezalar, Ahlak Kuralları, Ahiret Alemi, Cennet, Cehennem, İlmi Gerçekler, Kıssalar (geçmiş ümmetlere ait hikayeler), Dualardır.


    KONU 8: PEYGAMBERLERE İMAN


    İman esaslarından dördüncüsü peygamberlere imandır.

    Peygamber kime denir?

    Cenab-ı Hakk’ın kulları arasından seçtiği, vahiyle şereflendirerek emir ve yasaklarını insanlara ulaştırmak üzere görevlendirdiği elçiye denir.

    Nebi kime denir?

    Kendisine müstakil din verilmeyip bir önceki dini veya beraber çalıştığı Peygamberi desteklemek için görevlendirilen Peygambere nebi denir.Hz. Musa ile kardeşi Hz. Harun gibi

    Rasül kime denir?

    Kendisine müstakil din verilen peygambere Rasül denir. Hz. İsa gibi

    · Bizim Peygamberimiz ise hem Rasül hem de Nebidir

    · Kur’an-ı Kerim’e göre Cenab-ı Hakk asırlar boyunca her topluluğa mutlaka bir Peygamber göndermiştir. Peygamberlik Hz. Muhammed (s.a.v.) le son bulmuştur.

    · Peygamberlik Allah vergisidir. İbadet veya çalışmayla elde edilemez

    · Peygamberler de Allah’ın kuludur hiçbir zaman ilah veya insan üstü varlık değildirler

    · Peygamberler vahiyle korunduğu için hata ettikleri anda uyarılırlar. Bir rivayete göre Peygamber Efendimiz de 17 kez uyarılmıştır.

    · Peygamberler sadece dini tebliğle yetinirler.

    · Peygamberlerin bir insanı hidayete erdirme gibi bir yetkileri ve görevleri yoktur.

    · Bir hadiste Peygamberlerin sayısının 124.000 olduğu bunlardan 315 tanesinin Rasül, diğerlerinin Nebi olduğu bildirilmektedir.

    · Kur’an’da ismi geçen Peygember sayısı 25 tanedir. Bunlardan başka üç isim daha geçmektedir ki bunların veli mi, yoksa peygamber mi olduğu ihtilaflıdır. Bunlar Üzeyr, Lokman, Zülkarneyn dir.

    PEYGAMBERLERİN SIFATLARI

    1. Sıdk

    Doğru olmak demektir. Her Peygamber doğru sözlü ve dürüst insanlardır.

    2. Emanet

    Güvenilir olmak demektir. Peygamberlerin hepsi emin ve güvenilir insanlardır.

    3. İsmet

    Günah işlememek. Peygamberler hayatlarının hiçbir yerinde şirk ve küfür sayılacak bir günah işlememişlerdir. İnsan olmaları hasabiyle bir takım küçük “zelle” denilen kusurları olabilir. Fakat Allah onları hemen uyarır onlar da o kusuru düzeltirler.

    4. Fetânet

    Akıllı ve zeki olmaları demektir. Peygamberlerin insanları ikna kabiliyetleri vardır. Onlar asla ahmak, ebleh olamazlar. Muhatapları karşısında acze düşmemişlerdir.

    5. Tebliğ

    Allah’dan aldıkları buyruk ve yasakları insanlara eksiksiz olarak iletme demektir.

    Vahiy nedir?

    Allahü Teala’nın peygamberleriyle olan gizli ve mahiyeti bilinmeyen bir anlaşmasıdır.Yani Peygamberlerin kalbine gelen ilahi bir haberdir. Vahiy değişik şekillerde gerçekleşmiştir.

    İlham nedir?

    Kalbe doğan bir bilgidir. Vahiy ile ilham arasında fark vardır. Vahiy doğru ve korunmuş bilgidir ve sadece peygamberlere gelir. İlham da ise yanılma olabilir. Diğer insanlara da ilham gelebilir.

    KONU 9: AHİRET GÜNÜNE İMAN

    Ahiret nedir?

    İsrafil (a.s.), Allah’ın emriyle, kıyametin kopması için sura ilk defa üflemesiyle başlayacak olan ebedi hayata denir. İsrafil (a.s.)’in sura ikinci üflemesiyle insanlar diriltilip hesaba çekilecek sonra dünyadaki iman ve amellerine göre ceza ve mükafat görecek. Yani, cennetlikler cennete, cehennemlikler cehenneme gidecektir. Yalnız günahkar müslümanlar cehennemde günahı nisbetinde cezasını çektikten sonra nihayetinde cennete gireceklerdir.

    KABİR HAYATI

    Ölümle başlayan ve yeniden dirilmeye kadar devam edecek olan hayata denir. Bir hadiste Hz. Peygamber (s.a.v.): “Kabir hayatı âhiret duraklarının ilkidir. Kim ki o duraktan kurtulursa sonraki durakları daha kolay geçer”

    KIYAMET

    · Mü’min için önemli olan kıyametin ne zaman kopacağını bilmek değil, âhirete hazırlanmaktır.

    · Kıyamet günü mü’minlerin ruhları alınarak âhirete göçmeleri sağlanacak, kıyametin acı ve dehşetini ise kâfir ve münafıklar yaşayacaktır.

    · Kıyametin vaktini yalnız Allah(c.c.) bilir. Ancak peygamberimizin hadislerinden alâmetlerini anlayabiliriz.

    KIYAMETİN KÜÇÜK ALAMETLERİ

    · Ahlakın bozulması

    · İçki ve zinanın açıktan yapılır hale gelmesi

    · Adam öldürmenin çoğalması

    · Dini emirlerin ihmal edilmesi

    · Cahilliğin yaygınlaşması

    · Ehliyetsiz insanların söz sahibi olması

    · Dünya malının bollaşması

    KIYAMETİN BÜYÜK ALAMETLERİ

    · Kafirleri sarhoş eden bir dumanın çıkması ve bütün yer yüzüne kaplaması

    · Tanrılık iddiasında bulunan bir Deccalin çıkarak istidraç denilen bazı olağanüstü haller göstererek insanları kandırmaya çalışması

    · Dabbetü’l arz isimli bir canlı çıkarak insanlara karşı etkili sözler söylemesi.

    · Ye’cüc ve Me’cüc isimli iki topluluğun yer yüzüne dağılarak bir müddet bozgunculuk yapmaları

    · Biri doğuda, biri batıda, biri de Arap Yarımadasında olmak üzere üç yer çöküntüsünün meydana gelmesi

    · Hicaz tarafından büyük bir ateşin çıkması ve etrafa yayılması

    · Güneşin batıdan doğması

    Bütün bunların mahiyeti hakkında bazı yorumlar yapılmakla birlikte gerçek mahiyetini Allah’a havale ediyor daha fazla üzerinde durarak karamsarlığa düşmemeliyiz.

    SUR NEDİR?

    İsrafil (s.a.) tarafından kıyametin kopuşunu belirtmek ve kıyamet koptuktan sonra da bütün insanların mahşerde toplanmasını sağlamak için üflenilen ve mahiyeti bilinmeyen boruya denir.


    KONU 10: KAZA VE KADERE İMAN

    KAZA: Yüce Allah’ın ezelde takdir ettiği şeyleri zamanı gelince meydana getirmesi ve yaratmasıdır.

    KADER: Yüce Allah’ın ezelden ebede kadar olacak bütün şeylerin zaman ve yerini özellik ve niteliklerini ezeli ilmiyle bilip sınırlaması ve takdir etmesi demektir.

    · Dünyada meydana gelmiş ve gelecek olan her şey, Allah’ın ilmi, dilemesi, takdiri ve yaratması ile olur.

    · Yüce Allah insanları hür iradeleriyle seçecekleri şeylerin nerede ve ne şekilde seçileceğini ezeli yani, sonsuz ilmiyle bilir ve bu bilgisine göre diler.

    · Bu dilemesini kulun seçimi doğrultusunda yaratır.

    · Kaderin iç yüzünü ancak Allah’ın bileceği, mutlak ve kesin bir biçimde çözümlenmesi mümkün olmayan bir ilahi sırdır.

    · İnsanoğlu bunun gerçek mahiyetini kavrayamaz.

    · Yüce Allah’ın ezeli manada bir şeyi bilmesinin kulun irade ve seçimi üzerinde zorlayıcı bir etkisi yoktur.

    · Aslında insanlar Allah’ın kendileri hakkında sahip olduğu bilgiden habersizdirler.

    · Kulun yaptığı ve yapacağı bütün fiilleri Allah ilmi ezelisiyle bilmektedir.

    · Pratik hayatta insan belli işleri yüce Allah bildiği için yapmak mecburiyetinde kalmıyor. O zaman insan zorla yaptığı işten sorumlu tutulmuş olur.

    · Yüce Allah kullarını seçen ve seçtiklerinden sorumlu tuttuğu bir varlık olarak yaratmıştır.

    · İnsan alnımın yazısı buymuş ben ne yapayım ? diyerek günah işleyemez ve günahına mazeret bulamaz. Çünkü kul günahını kendi tercih etmiş Allah da tercihi istikametinde onu işleme fiilini yaratmıştır.


  7. 04.Ocak.2011, 07:32
    4
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Yanıt: Islami Konular Ve Yanitlar..

    İRADE

    Kişinin seçeneklerinden birini seçip onu yapmaya karar vermesidir. İki türlü irade vardır.

    1. Külli İrade :

    Allah tarafından kula verilmiş olan yapma ve yapmama kabiliyetine denir.

    2. Cüz’i İrade:

    İnsanın kendisinde bulunan yapma ve yapmama kabiliyetinden birini tercih etmesidir.

    · Kendisinde külli irade bulunmayan kişi sorumlu değildir. Çünkü tek tarafa yönlendirilmiş demektir.

    · Melekler sadece iyilik yaparlar kötülük yapma kabiliyetleri yoktur. Onun için insan gibi sorumlu değildir. Dolayısıyle inanan insan meleklerden de üstün olabilir.

    · İnsan külli iradesi sebebiyle bir fiili işlemeyi seçer Allah da o fiili işleme kudretini yaratır.



    BİR İNSANIN ŞER’İ SORUMLULUĞU İÇİN

    · Kendisinde külli iradenin bulunması lazımdır.

    · İyiyi kötüden ayırt edebilecek kadar akıllı olması lazımdır.

    · Fiili işlerken şuuru yerinde olması lazımdır.

    · İşlediği fiilin mahiyetini iyi bilmesi lazımdır.

    · İyi veya kötü fiili hiçbir zorlama altında kalmadan işlemesi lazımdır.

    · Kendisinden istenilen iyi veya kötü fiile güç yetirebilmesi lazımdır.

    İşlediği fiili yeis (ümitsizlik) halinde iken işlememesi lazımdır.

    KONU 11: ABDEST

    ABDESTİN FARZLARI

    1. Kolları dirseklere kadar bir kere yıkamak

    2. Yüzü bir kere yıkamak

    3. Başı meshetmek

    4. Ayakları topuklara kadar bir kere yıkamak

    Bu dört farzda bütün mezhep imamları ittifak etmekle birlikte diğer mezhep imamları bizde sünnet kabul edilen bazı hususları farz olarak değerlendirmişlerdir.

    ABDESTİN SÜNNETLERİ

    1. Abdest almaya niyet etmek 2. Misvak kullanmak veya fırçalamak 3.Besmele ile başlamak

    4 Elleri bileklerle birlikte üç kere yıkamak 5. Ağza ve burna üç defa su çekerek temizlemek

    6 Sakalın içine su girmesini sağlamak 7. Başın tamamını meshetmek (Buna kaplama mesh denir)

    8 Elin ıslaklığı ile kulakları ve boynu meshetmek 9. El ve parmak aralarını hilallemek

    10 Her azayı üç defa yıkamak (Bir defa yıkamak farz idi) 11. Abdesti ara vermeden ve sıraya uyarak tamamlamak

    ABDESTİN ADABLARI

    1. Abdest alırken mümkünse kıbleye dönmek ve temiz bir mahalde almak 2. Abdest sularını vücuda ve elbiseye sıçratmamak 3. Abdest alırken konuşmayıp dualar okumak 4. Suyu ne çok ne de az kullanmayıp ölçülü kullanmak 5. Abdest sonunda şehadet kelimesini getirmek

    ABDESTİ BOZAN HALLER

    1. Ön ve arka yollardan idrar, dışkı veya gazın gelmesi

    2. Vücudun herhangi bir yerinden kan, irin, veya her hangi bir maddenin çıkması

    3. Ağız dolusu kusmak. Kusulan şey ister yemek, ister safra veya kan olsun abdesti bozar.

    4. Bayılma, delirme, sarhoşluk

    5. Dayanarak veya yatarak uyuması. Bir yere dayanmadan oturarak uyumak kişiyi derin uykuya götürmeyeceği için bozmaz ise de kişinin kendi kanaati önemlidir. Derin uykuya daldığı kanaati varsa abdesti bozulur.

    6. Namazda yanındaki şahısların duyabileceği şekilde gülmesi. Bizim mezhebimizde bu durum hem namazını hem de abdestini bozar. Diğer mezhepler sadece namazın bozulacağı görüşündedirler.

    7. Kadın ve erkeğin tenlerinin birbirine çıplak olarak temasıyla sıcaklığın hissedilmesi. Buradaki ölçü şehvetin uyanması ve organın hareketidir. Diğer mezheplerde ise tenlerin birbirine sadece değmesi abdestin bozulması için yeterlidir.

    8. Mâzeret halinin sona ermesi. Mesela su bulunmadığı için teyemmüm eden kişinin abdesti suyu bulmakla bozulur.

    DİKKAT:

    1. Yukarıda sayılan farzları yerine getiren kimsenin abdesti var demektir. Sünnet ve adaplarının terkedilmesi abdesti yeniden almayı gerektirmez ancak sevabını noksanlaştırır.

    2. Bir kimse abdest aldığını hatırladığı halde o abdesti bozduğunu hatırlamazsa abdesti var sayılır. Tereddüde mahal vermemek gerekir. Çünkü şeytan müslümanı önce amelden uzaklaştıramaya çalışır. Muvaffak olamazsa şüphe uyandırarak amelini zorlaştırır ve böylece esas hedefine ulaşmak ister.

    3. Abdestsiz kişi namaz kılamaz, Kabeyi tavaf edemez. Kur’an’a el süremez (Okuyabilir) Mescide giremez.

    Mesh: Elin ıslaklığıyla bir uzvun veya bir mestin veya bir sargının üzerinden geçmek demektir. Bu bir hakiki temizlik olmayıp Allah’ın kullarına kolaylık için ihsan ettiği bir nevi hükmi temizliktir.

    MEST ÜZERİNE MESH

    Bir meste mesh yapılabilmesi için şu şartların bulunması lazımdır.

    1. Mesti abdestli olarak giymek lazımdır.

    2. Mest deri ve benzeri maddelerden yapılmış olması lazımdır.

    3. Ayakları topuklarla birlikte kapatmış olması lazımdır.

    4. Elin ıslaklığını hemen ayağa geçirmemesi lazımdır.

    5. Bacakta dik durması lazımdır.

    6. Yaklaşık 6 kilometrelik mesafeye kadar eskimeden yürünecek kadar dayanıklı olması lazımdır.

    7. Mestlerde ayak parmaklarından üç parmak girecek şekilde yırtık bulunmaması lazımdır.

    · Ayakları aynı şekilde örten ve yukarıdaki şartları taşıyan çizme, potin, çorap ve bunlara benzer giysiler de mest hükmündedir.

    ÇORAP ÜZERİNE MESH

    · İmamı Azama göre: kösele geçirilmiş veya taban çakılmış olmadığı sürece çoraplar üzerine mesh yapılmaz

    · Hanefi fakihlerinden İmamı Muhammed ve Ebu Yusuf’a göre: (sonradan Ebu Hanife’de bu görüşü uygulamıştır) kalın ve içini göstermeyen dayanıklı keçe ve yün çoraplar üzerine mesh yapılabileceğini söylemişlerdir. Genel olarak çorapta şu şartların bulunması gerekir: Ayağın iç kısmını göstermeyecek şekilde sık dokunmuş olması, bu çoraplarla peşpeşe yürümenin mümkün olması, bacakta dik durabilmesi, elin ıslaklığını hemen ayağı geçirmemesi Hükmü:Yolcu olamayanlar için 24 saat, yolcular için 72 saattir. Bu süre, abdestli olarak giyilmesinden sonra ilk abdestin bozulmasıyla başlar

    SARGI ÜZERİNE MESH

    Üzerinde çeşitli nedenlerle sargı bulunan bir organın abdest alırken su ile yıkanması sağlık açısından zararlı ise, bu sargı çözülmeyip üzerine ıslak elle mesh edilir. Şayet ıslaklık da zarar verecekse o da terkedilir. Böyle bir meshin süresi de yoktur sargı çözülene kadar devam eder.

    BOY ABDESTİ (Gusül)

    Farzları: 1. Ağza üç defa su almak(Gargara) 2. Burna üç defa su çekmek(Mazmaza) 3. Bütün bedeni yıkamak

    Sünnetleri: 1. Gusle besmele ile başlamak ve gusle niyet etmek 2. Öncelikle elleri ve avret yerini yıkamak 3. Namaz abdesti gibi abdest almak 4. Boy abdesti alınan yerde su birikintisi varsa ayakları yıkamayı sona bırakmak 5. Su dökünmeye sağdan başlamak ve her azayı üçer defa yıkamak 6. Avret yerini kapamak 7. Gusül esnasında konuşmamak

    TEYEMMÜM

    Abdest veya boy abdesti alacak kadar su bulunmadığı veya bulunduğu halde kullanma imkanı bulunmadığı hallerde abdest veya boy abdesti yerine geçen bir ibadettir.

    · Bu konularda kişinin kendi kararı önemlidir. Çünkü orada haklı ve geçerli mazeretin olup olmadığını kendisi daha iyi bilir

    · Farzları:1. Niyet 2. İki eli temiz toprak veya toprak cinsi bir yere vurup yüzü meshetmek 3. Aynı şekilde elleri kollarla birlikte meshetmektir.

    · Sünnetleri:1. Besmele çekmek 2. Sıraya dikkat etmek 3. Toprağa vurduktan sonra elleri silkelemek


    KONU 12: NAMAZ

    Namazın dışından ve içinden olmak üzere 12 Farzı vardı. Dışından olanlara şart, içinden olanlara ise rükun denir.

    NAMAZIN ŞARTLARI

    1. HADESTEN TAHARET

    Namaz abdesti veya boy abdesti veya teyemmüm abdesti almak

    2. NECASETTEN TAHARET

    Vücut, elbise ve namaz kılınacak yerin dinen pis sayılan şeylerden temiz olması

    3. SETR-İ AVRET

    Namazda örtülmesi farz olan yerlerin örtülmesi demektir ki, erkekler için:Göbek ile diz kapağı arasıdır. Kadın için ise: yüz, el ve ayaklar dışındaki bütün vücuddur.

    · Vücud rengini gösteren elbise ile kılınan namaz geçerli değildir.

    · Vücud hatlarını belli eden elbise veya ipek elbise ile kılınan namaz mekruh olmakla birlikte geçerlidir.

    · Namaz esnasında kendiliğinden açılan avret mahalli organın dörtte birine ulaşmış ve bir rükun miktarı açık kalmışsa kişinin namazı bozulur (İmam-ı Yusuf ise yarısı kadar olanı bozar demiştir.) Aksi halde bozulmaz.

    · Avret mahallinin başkaları tarafından görülmesi namazı bozar. Yoksa geniş elbisesi içinde kendisinin görmesi namazını bozmaz

    · Giyecek elbisesi olduğu halde onu giymeyip gece çıplak namaz kılan kimsenin namazı geçerli değildir.

    · Avret mahallini örtecek bir şey bulamayan kimse oturarak ve ayaklarını kıbleye uzatarak namazını kılar

    4. İSTİKBAL-İ KIBLE

    Namazda Kabeye doğru yönelmek

    · Kıbleyi bilmeyen birinin yakınında bulunan birine kıbleyi sorması gerekir.

    · Şayet sormadan kılar ve kıblesinin yanlış olduğu ortaya çıkarsa namazını iade eder.

    · Soracak kimse bulamaz ve kendi bilgileriyle kıbleyi tayin ederde sonradan kıblesinin yanlış olduğu ortaya çıkarsa namazını iade etmez.

    · Namaz esnasında farkederse namaz içinde kıbleye döner

    · Namazda göksünü kıbleden çeviren kimsenin namazı bozulur. Yüzünü çevirmekle bozulmaz mekruhtur

    · Çeşitli nedenlerle kıbleye dönemeyen kimse gücü yettiği tarafa dönerek namazını kılar

    5. VAKİT

    Her namazı kendi vaktinde kılmak

    Hiçbir namazın kılınamayacağı vakitler:

    a) Güneşin doğmasından yükselmesine kadar olan (40-45 dakika) vakit, b)Güneşin tam tepe noktasında olduğu vakit, c)Güneşin batma zamanı (Ancak o günün ikindi namazı kılınır.)

    Mekruh olan vakitler:

    Sabah namazı vakti girdikten (sabah namazının sünnetinin dışında) ve sabah namazını kıldıktan sonra. İkindi namazını kıldıktan sonra ve akşamın farzından önce

    6. NİYET

    Kıldığı namazın ismini ve şeklini kalbinden geçirmesidir. Dil ile söylemesi ise sünnettir.

    ONU 13: NAMAZI BOZAN ŞEYLER
    Namazda konuşmak: Birine selam vermek veya selam almak, birine cevap olsun diye ayet okumak gibi Başını hareket ettirerek alırsa mekruh olur.
    Yönü kıbleden çevirmek: Şayet farkına varır hemen kıbleye dönerse namazı bozulmaz
    Bir şey yiyip içmek: Ağızda önceden kalan ve nohut tanesinden büyük olan bir şeyi yutmak veya dışarıdan susam tanesi kadar olan bir şeyi yutmak
    Özürsüz olarak boğaz hırlatmak, öksürmeye çalışmak
    Özürsüz olarak uf, öf, oh gibi bezginlik ifade eden şeyler söylemek
    İnlemek
    Gülmek: Kendisinin işiteceği kadar gülmek namazı bozar, yanındakinin işiteceği kadar gülmek ise abdestini de bozar. Buluğa ermemiş çoçukların sadece namazını bozar.
    Namazda iken göze ilişen bir yazıyı sesli okumak veya namazda okuyacağı ayetleri Kur’an’a bakarak okumak: Namazda gördüğü bir yazıya sadece göz atması gözüyle süzmesi namazı bozmaz
    Farkında olmayarak veya unutarak yapılmış olsa bile avret yerinin açılması: Eğer bu durum üç defa sübhane rabbiyel azim diyecek kadar devam ederse namazı bozulmuş olur. Şayet hemen örterse bozulmaz.
    Sabah namazı kılarken namaz esnasında güneşin doğması: Yalnız öğle namazı, ikindi namazı, akşam namazı kılarken diğer vaktin girmesi namazı bozmaz.
    Teyemmümle namaz kılan birinin suya görmesi veya duyması
    Özür sahibi olan birinin özrünün ortadan kalkması: Mest müddetinin dolması gibi
    Amel-i Kesirde bulunmak: Yani namaz kılarken namaza ait olmayan bir fiili çok yapmak
    Alimler hangi hareketin amel-i kesir (çok hareket) hangi hareketin amel-i kalil (az hareket) olduğu konusunda üç farklı görüş ortaya atmışlardır.

    İki elle yapılması adet olan işler amel-i kesir, bir elle yapılması adet olan işler amel-i kalil olur demişlerdir.
    Namaz kılanın kendisi yaptığı işi çok görürse amel-i kesir, az görürse amel-i kalil olur demişlerdir.
    Namaz kılan insana bakan kimsenin kanaatına bağlıdır. Onun namaz kıldığına inanıyorsa amel-i kalil, inanmıyorsa amel-i kesir demişlerdir.
    Namaz esnasında kılıcı kınana koyan veya çıkaran kimsenin namazı bozulmaz
    Peştemalinin eteğini omuzuna atan kimsenin veya kaşkolunu omuzuna atan kimsenin namazı bozulmaz
    Çocuğunu omuzuna alan kimsenin namazı bozulmaz
    Namaz kılan kimse her adımını dura dura atarak mescidin sonuna kadar gitse namazı bozulmaz. Fakat adımlarını bekletmeden peşpeşe atan kimsenin üç adımdan sonra namazı bozulur.
    Bir kimse arka arkaya üç taş atsa namazı bozulur. Yanındaki taşı bir kere atması namazını bozmaz
    Binek üstünde kılarken hayvana üç defa arka arkaya sopayı vursa bozulur.
    Başından düşen sarık veya takkesini bir hamlede tekrar başa koymakla namaz bozulmaz.
    Bir rekatta bir yerini peşi peşine üç defa kaşırsa namazı bozulur. Elini kaldırmadan yapsa bir defa yapmış sayılır.
    DİKKAT: Kalbe gelen kuruntularla namaz bozulmaz.

    Namazı bozulan bir imamın saftan birine işaret ederek yerine birini geçirir.


    KONU 14: NAMAZIN HÜKMÜ(FARZ, VACİP, SÜNNET)

    Dört rekatlı bir namazda uyguladıklarımızın hüküm olarak karşılığı şöyledir:

    Abdest almak Farz

    Kıbleye dönmek Farz

    Mazeretsiz olarak ayakta namaz kılmak Farz

    Erkeklerin başında takke bulundurması Sünnet veya Müstehap

    Niyet etmek (kalbinden) Farz

    Niyeti diliyle söylemek Sünnet

    Ellerini kulak hizasına kadar (kadınlar omuz hizasına) kaldırmak Sünnet

    Avuçlarını kıbleye çevirmek Sünnet

    Ayakların arasını üç veya dört parmak açmak Sünnet

    REKAT

    Başlangıç (iftitah) tekbirini almak Farz

    Tekbirde Allahü Ekber lafzını kullanmak Vacip

    Erkeklerin göbek üzerine, kadınların gögüs üzerine el bağlaması Sünnet

    Sağ eli sol el üzerine bağlamak Sünnet

    Kıyamda secde yerine bakmak Sünnet

    Süphâneke duasını okumak Sünnet

    Eûzü-Besmele çekmek Sünnet

    Farz namazların ilk iki rekatında fatiha okumak Vacip

    Fatihanın sonunda âmin demek Sünnet

    Fatihayı sureden evvel okumak Vacip

    En az üç kısa ayetlik sure okumak Vacip

    İmamın fatiha ve sureyi gizli okunacak yerde gizli okuması Vacip

    İmamın fatiha ve sureyi sesli okunacak yerde sesli okuması Vacip

    Rükuya eğilirken Allahü Ekber demek Sünnet

    Rükuya eğilmek Farz

    Rükuda erkeklerin beli, ayak ve kollarını düz tutması Sünnet

    Rükuda kadınların fazla eğilmemeleri Sünnet

    Rükuda tesbihi (sübhane rabbiyel azim) üç defa söylemek Sünnet

    Tesbihleri beş veya yedi defa söylemek Müstehap

    Rükuda ayak uçlarına bakmak Sünnet

    Semiallahülimen hamideh demek Sünnet

    Rabbenâ lekel hamd demek Sünnet

    Ayakta biraz beklemek (tâdil-i erkana riayet etmek) Vacip

    Secdeye yatarken Allahü Ekber demek Sünnet

    Secdede önce dizleri, sonra elleri, sonra da yüzü yere koymak Sünnet

    Secde etmek (iki secde birden) Farz

    Secdede tesbihi (sübhane rabbiyel âlâ) üç defa söylemek Sünnet

    Secdede tesbihleri beş veya yedi defa söylemek Müstehap

    Secdede alnı yere koymak Farz

    Secdede burnu yere koymak Vacip

    Secdede başı iki el arasına koymak Sünnet


    Erkeklerin uyluklarını karın boşluklarında ayırmaları Sünnet

    Kadınların uyluklarını karın boşluklarından ayırmamaları Sünnet

    Secdede ayakları düz tutma, topukları birbirine değdirmek Sünnet

    İki secde arasında biraz oturmak (tadil-i erkan) Vacip

    Ara vermeden ikinci secdeyi yapmak Vacip

    REKAT

    Ayağa kalkarken Allahü Ekber demek Sünnet

    2. Rekata kalkmak Vacip

    Sadece besmele çekmek Sünnet

    Fatiha okumak Vacip

    Sure okumak Vacip

    I. Tahiyyata oturmak Vacip

    Erkeklerin sol ayak üzerine oturup sağ ayağı dikmeleri Sünnet

    Kadınların her iki ayaklarını da sağ yana çıkarıp yere oturmaları Sünnet

    Tahiyyat duası okumak Vacip

    Oturuşta elleri uyluklar üzerine koymak ve eller üzerine bakmak Sünnet

    3. REKAT

    Ayağa kalkarken Allahü Ekber demek Sünnet

    3. Rekata kalkmak Vacip

    Farz namazların 3.ve 4. Rekatlarında fatiha okumak Sünnet

    Nafile namazların her rekatında fatiha okumak Vacip

    4. REKAT

    Ayağa kalkarken Allahü Ekber demek Sünnet

    4. Rekata kalkmak Vacip

    II. Tahiyyata oturmak Farz

    Tahiyyat duası okumak Vacip

    Salli-Bârik-Rabenâ dualarını okumak Sünnet

    Selam vermek Vacip

    Selamı önce sağa, sonra sola vermek Sünnet

    Selam verirken omuz uçlarına bakmak Müstehap

    Varsa sehiv secdesi yapmak Vacip

    Vitir namazında kunut tekbiri almak Vacip

    Vitir namazında kunut duası okumak Vacip

    Namaz kılarken sıraya ve usûle riayet etmek Vacip

    Cemaatın tekbir ve tesbihlerin dışında okumayıp susması Vacip

    Namazda secde âyeti okuyanın tilavet secdesi yapması Vacip

    DİKKAT !

    Namaz içindeki farzların yapılmamasından (terkinden) namaz bozulur, yeniden kılmak gerekir
    Farzların zamanında yapılmamasından (te’hirinden) sehiv secdesi yapılır, namaz yenilenmez
    Vaciplerin bile bile terkinde namazın yeniden kılınması daha uygun olur.
    Vaciplerin bilmeyerek hem terkinden hem te’hirinden sehiv secdesi yapılır, namaz yenilenmez
    Sünnetlerin terkinden sehiv secdesi yapılmaz, namaz yenilenmez, ancak sevabı noksan olur.

    KONU 15: CUMA NAMAZI

    Cuma gününün fazileti

    Konu ile ilgili ayet ve bir çok hadis-i şerifler vardır. Bunlardan biri: Hz. Peygamber (s.a.v.) : “Güneşin doğduğu en hayırlı gün cumadır. Adem o gün yaratılmış ve o gün cennete girmiş ve o gün cennetten çıkmıştır. Kıyamette cuma günü kopacaktır.” Buyurmuştur.

    Cumaya hazırlık

    Cuma günü boy abdesti almak sünnettir. Bazı alimlere göre ise farzdır.
    Namaza gelmeden önce genel temizlik yapmak, temiz elbise giymek, güzel koku sürmek,
    Cuma saatinde saklı bulunan”icabet saati” ni dualar ve zikirlerle geçirmek, Kur’an okumak
    Mümkünse Cuma namazına erken gitmek
    Cuma saatinde mükellef birin için alış veriş yapmamak. Çünkü Cenab-ı Hakk ayetiyle yasaklamıştır.
    Cuma hutbesini dikkatli takip etmek hatta konuşana bile sus dememek

    CUMA NAMAZININ FARZİYETİNİN ŞARTLARI

    A: Cuma namazı kılmakla yükümlü olmanın şartları

    Erkek olmak: Kadınlar serbestir, şartları müsait ve kılmak isterlerse cuma namazı kılarlar. O takdirde öğle namazını kılmazlar.
    Mazeretsiz olmak: Hastalık, körlük, kötürümlük, kötü hava veya yol şartları, korku vs.hallerin bulunması
    Hürriyet: Köle veya esir olmamak
    İkamet: Dinen yolcu ve seferi olanlara farz değildir.

    B: Cuma namazın geçerli olmasının şartları

    Vakit: Öğle namazı vaktinde kılmak
    Cemaat: Cuma namazı yalnız kılınan bir namaz değildir. Bunun için imamın dışında bizim mezhebimize göre en az üç kişinin bulunması gerekir. Diğer mezheplerde bu sayı farklıdır.
    Şehir: Cuma namazı kılınacak yerin belli yönetici tarafından yönetilen ve Cuma namazı sahih olacak kadar sayıda insanın yaşadığı bir yerleşim birimi olması lazımdır
    Cami: Bir yerleşim biriminde birden fazla camide Cuma namazı kılınıp kılınmayacağı hususunda farklı görüşler vardır. Genel kanaat zorlayıcı sebepler yoksa ancak bir camide kılınması hususundadır. Bizim mezhep imamımız ise farklı camilerde de kılınabilir demiştir.
    İzin: Cuma namazını devlet başkanı veya izin verdiği kişilerin kıldırması gerekir. Böyle bir durum mümkün değilse o bölgenin müslümanları kendilerine Cuma namazı kıldıracak birini seçebilirler.
    Cuma kılınan yerin herkese açık olması: Herkese açık olmayan yerlerde cuma namazı olmaz
    Hutbe: Cuma namazının farzından önce bir hutbenin okunması

    CUMA NAMAZININ REKATLARI

    Dört rekat ilk sünnet, İki rekat cemaatla kılınan farz, Dört rekat son sünnet, Dört rekat zuhr-i Ahir ve iki rekat vaktin sünnetidir.

    Zuhr-i Ahir namazı: Esasında bir şehirde ancak bir camide Cuma namazı kılınır görüşünde olanlardan kaynaklanan bir durumdur. O görüşe göre bir şehirde ilk hangi camide Cuma kılınmış ise o geçerli, diğer namazlar geçerli değildir. Hal böyle olunca hiç olmassa öğle namazı kılınmış olsun denilmektedir. Bizim mezhebimizde farklı camilerde de Cuma kılınabilir fetvası verildiğine göre bu namazı kılmaya da gerek yoktur denilmektedir. Fakat alimler her ihtimale karşı böyle bir namazın kılınmasında fayda vardır demişlerdir.

    İki rekat vaktin sünneti: Mubarek bir vakitte iki rekat olarak kılınan nafile bir namazdır


  8. 04.Ocak.2011, 07:32
    4
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر
    İRADE

    Kişinin seçeneklerinden birini seçip onu yapmaya karar vermesidir. İki türlü irade vardır.

    1. Külli İrade :

    Allah tarafından kula verilmiş olan yapma ve yapmama kabiliyetine denir.

    2. Cüz’i İrade:

    İnsanın kendisinde bulunan yapma ve yapmama kabiliyetinden birini tercih etmesidir.

    · Kendisinde külli irade bulunmayan kişi sorumlu değildir. Çünkü tek tarafa yönlendirilmiş demektir.

    · Melekler sadece iyilik yaparlar kötülük yapma kabiliyetleri yoktur. Onun için insan gibi sorumlu değildir. Dolayısıyle inanan insan meleklerden de üstün olabilir.

    · İnsan külli iradesi sebebiyle bir fiili işlemeyi seçer Allah da o fiili işleme kudretini yaratır.



    BİR İNSANIN ŞER’İ SORUMLULUĞU İÇİN

    · Kendisinde külli iradenin bulunması lazımdır.

    · İyiyi kötüden ayırt edebilecek kadar akıllı olması lazımdır.

    · Fiili işlerken şuuru yerinde olması lazımdır.

    · İşlediği fiilin mahiyetini iyi bilmesi lazımdır.

    · İyi veya kötü fiili hiçbir zorlama altında kalmadan işlemesi lazımdır.

    · Kendisinden istenilen iyi veya kötü fiile güç yetirebilmesi lazımdır.

    İşlediği fiili yeis (ümitsizlik) halinde iken işlememesi lazımdır.

    KONU 11: ABDEST

    ABDESTİN FARZLARI

    1. Kolları dirseklere kadar bir kere yıkamak

    2. Yüzü bir kere yıkamak

    3. Başı meshetmek

    4. Ayakları topuklara kadar bir kere yıkamak

    Bu dört farzda bütün mezhep imamları ittifak etmekle birlikte diğer mezhep imamları bizde sünnet kabul edilen bazı hususları farz olarak değerlendirmişlerdir.

    ABDESTİN SÜNNETLERİ

    1. Abdest almaya niyet etmek 2. Misvak kullanmak veya fırçalamak 3.Besmele ile başlamak

    4 Elleri bileklerle birlikte üç kere yıkamak 5. Ağza ve burna üç defa su çekerek temizlemek

    6 Sakalın içine su girmesini sağlamak 7. Başın tamamını meshetmek (Buna kaplama mesh denir)

    8 Elin ıslaklığı ile kulakları ve boynu meshetmek 9. El ve parmak aralarını hilallemek

    10 Her azayı üç defa yıkamak (Bir defa yıkamak farz idi) 11. Abdesti ara vermeden ve sıraya uyarak tamamlamak

    ABDESTİN ADABLARI

    1. Abdest alırken mümkünse kıbleye dönmek ve temiz bir mahalde almak 2. Abdest sularını vücuda ve elbiseye sıçratmamak 3. Abdest alırken konuşmayıp dualar okumak 4. Suyu ne çok ne de az kullanmayıp ölçülü kullanmak 5. Abdest sonunda şehadet kelimesini getirmek

    ABDESTİ BOZAN HALLER

    1. Ön ve arka yollardan idrar, dışkı veya gazın gelmesi

    2. Vücudun herhangi bir yerinden kan, irin, veya her hangi bir maddenin çıkması

    3. Ağız dolusu kusmak. Kusulan şey ister yemek, ister safra veya kan olsun abdesti bozar.

    4. Bayılma, delirme, sarhoşluk

    5. Dayanarak veya yatarak uyuması. Bir yere dayanmadan oturarak uyumak kişiyi derin uykuya götürmeyeceği için bozmaz ise de kişinin kendi kanaati önemlidir. Derin uykuya daldığı kanaati varsa abdesti bozulur.

    6. Namazda yanındaki şahısların duyabileceği şekilde gülmesi. Bizim mezhebimizde bu durum hem namazını hem de abdestini bozar. Diğer mezhepler sadece namazın bozulacağı görüşündedirler.

    7. Kadın ve erkeğin tenlerinin birbirine çıplak olarak temasıyla sıcaklığın hissedilmesi. Buradaki ölçü şehvetin uyanması ve organın hareketidir. Diğer mezheplerde ise tenlerin birbirine sadece değmesi abdestin bozulması için yeterlidir.

    8. Mâzeret halinin sona ermesi. Mesela su bulunmadığı için teyemmüm eden kişinin abdesti suyu bulmakla bozulur.

    DİKKAT:

    1. Yukarıda sayılan farzları yerine getiren kimsenin abdesti var demektir. Sünnet ve adaplarının terkedilmesi abdesti yeniden almayı gerektirmez ancak sevabını noksanlaştırır.

    2. Bir kimse abdest aldığını hatırladığı halde o abdesti bozduğunu hatırlamazsa abdesti var sayılır. Tereddüde mahal vermemek gerekir. Çünkü şeytan müslümanı önce amelden uzaklaştıramaya çalışır. Muvaffak olamazsa şüphe uyandırarak amelini zorlaştırır ve böylece esas hedefine ulaşmak ister.

    3. Abdestsiz kişi namaz kılamaz, Kabeyi tavaf edemez. Kur’an’a el süremez (Okuyabilir) Mescide giremez.

    Mesh: Elin ıslaklığıyla bir uzvun veya bir mestin veya bir sargının üzerinden geçmek demektir. Bu bir hakiki temizlik olmayıp Allah’ın kullarına kolaylık için ihsan ettiği bir nevi hükmi temizliktir.

    MEST ÜZERİNE MESH

    Bir meste mesh yapılabilmesi için şu şartların bulunması lazımdır.

    1. Mesti abdestli olarak giymek lazımdır.

    2. Mest deri ve benzeri maddelerden yapılmış olması lazımdır.

    3. Ayakları topuklarla birlikte kapatmış olması lazımdır.

    4. Elin ıslaklığını hemen ayağa geçirmemesi lazımdır.

    5. Bacakta dik durması lazımdır.

    6. Yaklaşık 6 kilometrelik mesafeye kadar eskimeden yürünecek kadar dayanıklı olması lazımdır.

    7. Mestlerde ayak parmaklarından üç parmak girecek şekilde yırtık bulunmaması lazımdır.

    · Ayakları aynı şekilde örten ve yukarıdaki şartları taşıyan çizme, potin, çorap ve bunlara benzer giysiler de mest hükmündedir.

    ÇORAP ÜZERİNE MESH

    · İmamı Azama göre: kösele geçirilmiş veya taban çakılmış olmadığı sürece çoraplar üzerine mesh yapılmaz

    · Hanefi fakihlerinden İmamı Muhammed ve Ebu Yusuf’a göre: (sonradan Ebu Hanife’de bu görüşü uygulamıştır) kalın ve içini göstermeyen dayanıklı keçe ve yün çoraplar üzerine mesh yapılabileceğini söylemişlerdir. Genel olarak çorapta şu şartların bulunması gerekir: Ayağın iç kısmını göstermeyecek şekilde sık dokunmuş olması, bu çoraplarla peşpeşe yürümenin mümkün olması, bacakta dik durabilmesi, elin ıslaklığını hemen ayağı geçirmemesi Hükmü:Yolcu olamayanlar için 24 saat, yolcular için 72 saattir. Bu süre, abdestli olarak giyilmesinden sonra ilk abdestin bozulmasıyla başlar

    SARGI ÜZERİNE MESH

    Üzerinde çeşitli nedenlerle sargı bulunan bir organın abdest alırken su ile yıkanması sağlık açısından zararlı ise, bu sargı çözülmeyip üzerine ıslak elle mesh edilir. Şayet ıslaklık da zarar verecekse o da terkedilir. Böyle bir meshin süresi de yoktur sargı çözülene kadar devam eder.

    BOY ABDESTİ (Gusül)

    Farzları: 1. Ağza üç defa su almak(Gargara) 2. Burna üç defa su çekmek(Mazmaza) 3. Bütün bedeni yıkamak

    Sünnetleri: 1. Gusle besmele ile başlamak ve gusle niyet etmek 2. Öncelikle elleri ve avret yerini yıkamak 3. Namaz abdesti gibi abdest almak 4. Boy abdesti alınan yerde su birikintisi varsa ayakları yıkamayı sona bırakmak 5. Su dökünmeye sağdan başlamak ve her azayı üçer defa yıkamak 6. Avret yerini kapamak 7. Gusül esnasında konuşmamak

    TEYEMMÜM

    Abdest veya boy abdesti alacak kadar su bulunmadığı veya bulunduğu halde kullanma imkanı bulunmadığı hallerde abdest veya boy abdesti yerine geçen bir ibadettir.

    · Bu konularda kişinin kendi kararı önemlidir. Çünkü orada haklı ve geçerli mazeretin olup olmadığını kendisi daha iyi bilir

    · Farzları:1. Niyet 2. İki eli temiz toprak veya toprak cinsi bir yere vurup yüzü meshetmek 3. Aynı şekilde elleri kollarla birlikte meshetmektir.

    · Sünnetleri:1. Besmele çekmek 2. Sıraya dikkat etmek 3. Toprağa vurduktan sonra elleri silkelemek


    KONU 12: NAMAZ

    Namazın dışından ve içinden olmak üzere 12 Farzı vardı. Dışından olanlara şart, içinden olanlara ise rükun denir.

    NAMAZIN ŞARTLARI

    1. HADESTEN TAHARET

    Namaz abdesti veya boy abdesti veya teyemmüm abdesti almak

    2. NECASETTEN TAHARET

    Vücut, elbise ve namaz kılınacak yerin dinen pis sayılan şeylerden temiz olması

    3. SETR-İ AVRET

    Namazda örtülmesi farz olan yerlerin örtülmesi demektir ki, erkekler için:Göbek ile diz kapağı arasıdır. Kadın için ise: yüz, el ve ayaklar dışındaki bütün vücuddur.

    · Vücud rengini gösteren elbise ile kılınan namaz geçerli değildir.

    · Vücud hatlarını belli eden elbise veya ipek elbise ile kılınan namaz mekruh olmakla birlikte geçerlidir.

    · Namaz esnasında kendiliğinden açılan avret mahalli organın dörtte birine ulaşmış ve bir rükun miktarı açık kalmışsa kişinin namazı bozulur (İmam-ı Yusuf ise yarısı kadar olanı bozar demiştir.) Aksi halde bozulmaz.

    · Avret mahallinin başkaları tarafından görülmesi namazı bozar. Yoksa geniş elbisesi içinde kendisinin görmesi namazını bozmaz

    · Giyecek elbisesi olduğu halde onu giymeyip gece çıplak namaz kılan kimsenin namazı geçerli değildir.

    · Avret mahallini örtecek bir şey bulamayan kimse oturarak ve ayaklarını kıbleye uzatarak namazını kılar

    4. İSTİKBAL-İ KIBLE

    Namazda Kabeye doğru yönelmek

    · Kıbleyi bilmeyen birinin yakınında bulunan birine kıbleyi sorması gerekir.

    · Şayet sormadan kılar ve kıblesinin yanlış olduğu ortaya çıkarsa namazını iade eder.

    · Soracak kimse bulamaz ve kendi bilgileriyle kıbleyi tayin ederde sonradan kıblesinin yanlış olduğu ortaya çıkarsa namazını iade etmez.

    · Namaz esnasında farkederse namaz içinde kıbleye döner

    · Namazda göksünü kıbleden çeviren kimsenin namazı bozulur. Yüzünü çevirmekle bozulmaz mekruhtur

    · Çeşitli nedenlerle kıbleye dönemeyen kimse gücü yettiği tarafa dönerek namazını kılar

    5. VAKİT

    Her namazı kendi vaktinde kılmak

    Hiçbir namazın kılınamayacağı vakitler:

    a) Güneşin doğmasından yükselmesine kadar olan (40-45 dakika) vakit, b)Güneşin tam tepe noktasında olduğu vakit, c)Güneşin batma zamanı (Ancak o günün ikindi namazı kılınır.)

    Mekruh olan vakitler:

    Sabah namazı vakti girdikten (sabah namazının sünnetinin dışında) ve sabah namazını kıldıktan sonra. İkindi namazını kıldıktan sonra ve akşamın farzından önce

    6. NİYET

    Kıldığı namazın ismini ve şeklini kalbinden geçirmesidir. Dil ile söylemesi ise sünnettir.

    ONU 13: NAMAZI BOZAN ŞEYLER
    Namazda konuşmak: Birine selam vermek veya selam almak, birine cevap olsun diye ayet okumak gibi Başını hareket ettirerek alırsa mekruh olur.
    Yönü kıbleden çevirmek: Şayet farkına varır hemen kıbleye dönerse namazı bozulmaz
    Bir şey yiyip içmek: Ağızda önceden kalan ve nohut tanesinden büyük olan bir şeyi yutmak veya dışarıdan susam tanesi kadar olan bir şeyi yutmak
    Özürsüz olarak boğaz hırlatmak, öksürmeye çalışmak
    Özürsüz olarak uf, öf, oh gibi bezginlik ifade eden şeyler söylemek
    İnlemek
    Gülmek: Kendisinin işiteceği kadar gülmek namazı bozar, yanındakinin işiteceği kadar gülmek ise abdestini de bozar. Buluğa ermemiş çoçukların sadece namazını bozar.
    Namazda iken göze ilişen bir yazıyı sesli okumak veya namazda okuyacağı ayetleri Kur’an’a bakarak okumak: Namazda gördüğü bir yazıya sadece göz atması gözüyle süzmesi namazı bozmaz
    Farkında olmayarak veya unutarak yapılmış olsa bile avret yerinin açılması: Eğer bu durum üç defa sübhane rabbiyel azim diyecek kadar devam ederse namazı bozulmuş olur. Şayet hemen örterse bozulmaz.
    Sabah namazı kılarken namaz esnasında güneşin doğması: Yalnız öğle namazı, ikindi namazı, akşam namazı kılarken diğer vaktin girmesi namazı bozmaz.
    Teyemmümle namaz kılan birinin suya görmesi veya duyması
    Özür sahibi olan birinin özrünün ortadan kalkması: Mest müddetinin dolması gibi
    Amel-i Kesirde bulunmak: Yani namaz kılarken namaza ait olmayan bir fiili çok yapmak
    Alimler hangi hareketin amel-i kesir (çok hareket) hangi hareketin amel-i kalil (az hareket) olduğu konusunda üç farklı görüş ortaya atmışlardır.

    İki elle yapılması adet olan işler amel-i kesir, bir elle yapılması adet olan işler amel-i kalil olur demişlerdir.
    Namaz kılanın kendisi yaptığı işi çok görürse amel-i kesir, az görürse amel-i kalil olur demişlerdir.
    Namaz kılan insana bakan kimsenin kanaatına bağlıdır. Onun namaz kıldığına inanıyorsa amel-i kalil, inanmıyorsa amel-i kesir demişlerdir.
    Namaz esnasında kılıcı kınana koyan veya çıkaran kimsenin namazı bozulmaz
    Peştemalinin eteğini omuzuna atan kimsenin veya kaşkolunu omuzuna atan kimsenin namazı bozulmaz
    Çocuğunu omuzuna alan kimsenin namazı bozulmaz
    Namaz kılan kimse her adımını dura dura atarak mescidin sonuna kadar gitse namazı bozulmaz. Fakat adımlarını bekletmeden peşpeşe atan kimsenin üç adımdan sonra namazı bozulur.
    Bir kimse arka arkaya üç taş atsa namazı bozulur. Yanındaki taşı bir kere atması namazını bozmaz
    Binek üstünde kılarken hayvana üç defa arka arkaya sopayı vursa bozulur.
    Başından düşen sarık veya takkesini bir hamlede tekrar başa koymakla namaz bozulmaz.
    Bir rekatta bir yerini peşi peşine üç defa kaşırsa namazı bozulur. Elini kaldırmadan yapsa bir defa yapmış sayılır.
    DİKKAT: Kalbe gelen kuruntularla namaz bozulmaz.

    Namazı bozulan bir imamın saftan birine işaret ederek yerine birini geçirir.


    KONU 14: NAMAZIN HÜKMÜ(FARZ, VACİP, SÜNNET)

    Dört rekatlı bir namazda uyguladıklarımızın hüküm olarak karşılığı şöyledir:

    Abdest almak Farz

    Kıbleye dönmek Farz

    Mazeretsiz olarak ayakta namaz kılmak Farz

    Erkeklerin başında takke bulundurması Sünnet veya Müstehap

    Niyet etmek (kalbinden) Farz

    Niyeti diliyle söylemek Sünnet

    Ellerini kulak hizasına kadar (kadınlar omuz hizasına) kaldırmak Sünnet

    Avuçlarını kıbleye çevirmek Sünnet

    Ayakların arasını üç veya dört parmak açmak Sünnet

    REKAT

    Başlangıç (iftitah) tekbirini almak Farz

    Tekbirde Allahü Ekber lafzını kullanmak Vacip

    Erkeklerin göbek üzerine, kadınların gögüs üzerine el bağlaması Sünnet

    Sağ eli sol el üzerine bağlamak Sünnet

    Kıyamda secde yerine bakmak Sünnet

    Süphâneke duasını okumak Sünnet

    Eûzü-Besmele çekmek Sünnet

    Farz namazların ilk iki rekatında fatiha okumak Vacip

    Fatihanın sonunda âmin demek Sünnet

    Fatihayı sureden evvel okumak Vacip

    En az üç kısa ayetlik sure okumak Vacip

    İmamın fatiha ve sureyi gizli okunacak yerde gizli okuması Vacip

    İmamın fatiha ve sureyi sesli okunacak yerde sesli okuması Vacip

    Rükuya eğilirken Allahü Ekber demek Sünnet

    Rükuya eğilmek Farz

    Rükuda erkeklerin beli, ayak ve kollarını düz tutması Sünnet

    Rükuda kadınların fazla eğilmemeleri Sünnet

    Rükuda tesbihi (sübhane rabbiyel azim) üç defa söylemek Sünnet

    Tesbihleri beş veya yedi defa söylemek Müstehap

    Rükuda ayak uçlarına bakmak Sünnet

    Semiallahülimen hamideh demek Sünnet

    Rabbenâ lekel hamd demek Sünnet

    Ayakta biraz beklemek (tâdil-i erkana riayet etmek) Vacip

    Secdeye yatarken Allahü Ekber demek Sünnet

    Secdede önce dizleri, sonra elleri, sonra da yüzü yere koymak Sünnet

    Secde etmek (iki secde birden) Farz

    Secdede tesbihi (sübhane rabbiyel âlâ) üç defa söylemek Sünnet

    Secdede tesbihleri beş veya yedi defa söylemek Müstehap

    Secdede alnı yere koymak Farz

    Secdede burnu yere koymak Vacip

    Secdede başı iki el arasına koymak Sünnet


    Erkeklerin uyluklarını karın boşluklarında ayırmaları Sünnet

    Kadınların uyluklarını karın boşluklarından ayırmamaları Sünnet

    Secdede ayakları düz tutma, topukları birbirine değdirmek Sünnet

    İki secde arasında biraz oturmak (tadil-i erkan) Vacip

    Ara vermeden ikinci secdeyi yapmak Vacip

    REKAT

    Ayağa kalkarken Allahü Ekber demek Sünnet

    2. Rekata kalkmak Vacip

    Sadece besmele çekmek Sünnet

    Fatiha okumak Vacip

    Sure okumak Vacip

    I. Tahiyyata oturmak Vacip

    Erkeklerin sol ayak üzerine oturup sağ ayağı dikmeleri Sünnet

    Kadınların her iki ayaklarını da sağ yana çıkarıp yere oturmaları Sünnet

    Tahiyyat duası okumak Vacip

    Oturuşta elleri uyluklar üzerine koymak ve eller üzerine bakmak Sünnet

    3. REKAT

    Ayağa kalkarken Allahü Ekber demek Sünnet

    3. Rekata kalkmak Vacip

    Farz namazların 3.ve 4. Rekatlarında fatiha okumak Sünnet

    Nafile namazların her rekatında fatiha okumak Vacip

    4. REKAT

    Ayağa kalkarken Allahü Ekber demek Sünnet

    4. Rekata kalkmak Vacip

    II. Tahiyyata oturmak Farz

    Tahiyyat duası okumak Vacip

    Salli-Bârik-Rabenâ dualarını okumak Sünnet

    Selam vermek Vacip

    Selamı önce sağa, sonra sola vermek Sünnet

    Selam verirken omuz uçlarına bakmak Müstehap

    Varsa sehiv secdesi yapmak Vacip

    Vitir namazında kunut tekbiri almak Vacip

    Vitir namazında kunut duası okumak Vacip

    Namaz kılarken sıraya ve usûle riayet etmek Vacip

    Cemaatın tekbir ve tesbihlerin dışında okumayıp susması Vacip

    Namazda secde âyeti okuyanın tilavet secdesi yapması Vacip

    DİKKAT !

    Namaz içindeki farzların yapılmamasından (terkinden) namaz bozulur, yeniden kılmak gerekir
    Farzların zamanında yapılmamasından (te’hirinden) sehiv secdesi yapılır, namaz yenilenmez
    Vaciplerin bile bile terkinde namazın yeniden kılınması daha uygun olur.
    Vaciplerin bilmeyerek hem terkinden hem te’hirinden sehiv secdesi yapılır, namaz yenilenmez
    Sünnetlerin terkinden sehiv secdesi yapılmaz, namaz yenilenmez, ancak sevabı noksan olur.

    KONU 15: CUMA NAMAZI

    Cuma gününün fazileti

    Konu ile ilgili ayet ve bir çok hadis-i şerifler vardır. Bunlardan biri: Hz. Peygamber (s.a.v.) : “Güneşin doğduğu en hayırlı gün cumadır. Adem o gün yaratılmış ve o gün cennete girmiş ve o gün cennetten çıkmıştır. Kıyamette cuma günü kopacaktır.” Buyurmuştur.

    Cumaya hazırlık

    Cuma günü boy abdesti almak sünnettir. Bazı alimlere göre ise farzdır.
    Namaza gelmeden önce genel temizlik yapmak, temiz elbise giymek, güzel koku sürmek,
    Cuma saatinde saklı bulunan”icabet saati” ni dualar ve zikirlerle geçirmek, Kur’an okumak
    Mümkünse Cuma namazına erken gitmek
    Cuma saatinde mükellef birin için alış veriş yapmamak. Çünkü Cenab-ı Hakk ayetiyle yasaklamıştır.
    Cuma hutbesini dikkatli takip etmek hatta konuşana bile sus dememek

    CUMA NAMAZININ FARZİYETİNİN ŞARTLARI

    A: Cuma namazı kılmakla yükümlü olmanın şartları

    Erkek olmak: Kadınlar serbestir, şartları müsait ve kılmak isterlerse cuma namazı kılarlar. O takdirde öğle namazını kılmazlar.
    Mazeretsiz olmak: Hastalık, körlük, kötürümlük, kötü hava veya yol şartları, korku vs.hallerin bulunması
    Hürriyet: Köle veya esir olmamak
    İkamet: Dinen yolcu ve seferi olanlara farz değildir.

    B: Cuma namazın geçerli olmasının şartları

    Vakit: Öğle namazı vaktinde kılmak
    Cemaat: Cuma namazı yalnız kılınan bir namaz değildir. Bunun için imamın dışında bizim mezhebimize göre en az üç kişinin bulunması gerekir. Diğer mezheplerde bu sayı farklıdır.
    Şehir: Cuma namazı kılınacak yerin belli yönetici tarafından yönetilen ve Cuma namazı sahih olacak kadar sayıda insanın yaşadığı bir yerleşim birimi olması lazımdır
    Cami: Bir yerleşim biriminde birden fazla camide Cuma namazı kılınıp kılınmayacağı hususunda farklı görüşler vardır. Genel kanaat zorlayıcı sebepler yoksa ancak bir camide kılınması hususundadır. Bizim mezhep imamımız ise farklı camilerde de kılınabilir demiştir.
    İzin: Cuma namazını devlet başkanı veya izin verdiği kişilerin kıldırması gerekir. Böyle bir durum mümkün değilse o bölgenin müslümanları kendilerine Cuma namazı kıldıracak birini seçebilirler.
    Cuma kılınan yerin herkese açık olması: Herkese açık olmayan yerlerde cuma namazı olmaz
    Hutbe: Cuma namazının farzından önce bir hutbenin okunması

    CUMA NAMAZININ REKATLARI

    Dört rekat ilk sünnet, İki rekat cemaatla kılınan farz, Dört rekat son sünnet, Dört rekat zuhr-i Ahir ve iki rekat vaktin sünnetidir.

    Zuhr-i Ahir namazı: Esasında bir şehirde ancak bir camide Cuma namazı kılınır görüşünde olanlardan kaynaklanan bir durumdur. O görüşe göre bir şehirde ilk hangi camide Cuma kılınmış ise o geçerli, diğer namazlar geçerli değildir. Hal böyle olunca hiç olmassa öğle namazı kılınmış olsun denilmektedir. Bizim mezhebimizde farklı camilerde de Cuma kılınabilir fetvası verildiğine göre bu namazı kılmaya da gerek yoktur denilmektedir. Fakat alimler her ihtimale karşı böyle bir namazın kılınmasında fayda vardır demişlerdir.

    İki rekat vaktin sünneti: Mubarek bir vakitte iki rekat olarak kılınan nafile bir namazdır


  9. 04.Ocak.2011, 07:33
    5
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Yanıt: Islami Konular Ve Yanitlar..

    KONU 16: CEMAATLE NAMAZ KILMAK

    Hükmü:

    Gücü yeten ve hiçbir mazereti bulunmayan yetişkin erkekler için müekked sünnettir.

    Fitneye meydan vermeyecek ise kadınlar da cemaata katılırlar. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Kadınların mescidlere gitmesine engel olmayın. Fakat evleri onlar için daha hayırlıdır” buyurmuştur.

    Cemaatın sayısı:

    İmam ve ona uyanla birlikte iki kişi olması yeterlidir. Hatta imama uyan cemaat çocukta olabilir.Nitekim Peygamberimiz (s.a.v.): “İki kişi ve daha fazlası cemaattır” buyurmuştur.

    Cemaata gitmemek için mazeret sayılan haller:

    Hastalık : Cemaata katıldığı zaman hastalığı artacak derece ise
    Korku: Cemaata katıldığı zaman malına, canına veya namusuna bir zarar gelecek ise
    Kötü hava şartları: Yağmur, kar, çamur, şiddetli soğuk, şiddetli sıcak, şiddetli karanlık gibi
    Abdestin sıkışık olması: Bu durum kişinin huzurunu bozar

    İlmi araştırma ve eğitim meşguliyeti: Yalnız böyle bir kimsenin cemaatı büsbütün terketmek de yanlıştır.
    Bedeni arıza: Gözün görmemesi, kötürümlük, düşkünlük gibi

    Saf Düzeni :

    İmama uyan tek erkek ise imamın sağına durur.
    İmama uyan tek kadın ise imamın arkasına durur.
    İmama uyanlar birden çok ise önce erkekler, sonra erkek çocuklar, sonra kadınlar, sonra da kız çocuklar saf tutarlar.
    Aynı imama uyan erkek ve kadın yan yana ve aynı hizada safa duramaz. Şayet durursa kadının iki yanındaki birer erkeğin ve kadının tam arkasındaki bir erkeğin namazı bozulur.

    Böyle bir hizanın gerçekleşmesi için:

    Kadın ve erkeğin aynı imama uyması
    Kadın ve erkeğin aynı namazı kılmak için durmuş olması
    Aralarında yükseklik alçaklık gibi zemin farkı olmaması
    Aralarında duvar veya örtü gibi bir engelin bulunmaması gerekir.
    Not: Cenaze namazı rüku ve secdesi olmayan mutlak bir namaz olmadığı için kadın ve erkeğin aynı hizada bulunmaları o namaza mani olmasa da sünnet olan saf düzenine göre erkeklerin arkasına durmaları daha uygundur.

    İmamlık İçin Şartlar:

    Erkek olması
    Akil-baliğ olması
    Küfrü gerektirecek sapık bir inanca sahip olmaması
    Namaz sahih olacak kadar Kur’an’ı düzgün okumak
    İmamlığa ehil olma sıralaması:

    O bölgenin üst düzey yöneticisi
    Evde namaz kılınıyorsa o evin sahibi veya onun izin verdiği kişi
    Namaz hükümlerini en iyi bilen kişi
    Kur’an-ı Kerim’i en güzel okuyan kişi
    Amel itibariyle daha müttaki olan kişi
    Not: Bütün bu sıralamalara o kişide namaz kıldırabilecek nitelik varsa itibar edilir.

    KONU 17: ORUÇ

    ORUCUN ÇEŞİTLERİ

    Farz Olan Oruçlar : Ramazan Orucu, mazeretli olarak tutamadığı ramazan orucunun kazası , mazeretsiz olarak bozduğu ramazan orucunun keffareti gibi

    Vacip Olan Oruçlar: Nezir (adak )orucu, başlanmış nafile bir orucun kendi arzusuyla bozulmasıyla yerine tutulan oruç gibi

    Nafile Olan Oruçlar: Farz ve Vacip oruçların dışında sevap kazanmak düşüncesiyle tutulan oruçlar gibi
    Mekruh Olan Oruçlar: Sadece aşure gününde oruç tutmak (yahudilere benzememek için) Sadece Cuma gününde ve sadece Cumartesi gününde oruç tutmak, sadece nevruz (ilk bahar) ve sadece Mehrican (son bahar) günlerinde oruç tutmak (tenzihen mekruhtur), şek günü oruç tutmak, (fakat nafile niyetiyle tutulursa ve gerçekten ramazan olduğu anlaşılırsa o nafile ramazan orucuna dönüşür), iki günü ard arda oruç tutmak, kocasından izinsiz bir kadının nafile oruç tutması gibi
    Haram Olan Oruçlar: Ramazan bayramının 1. Günü ile kurban bayramının ilk dört gününde oruç tutmak haramdır (Bir rivayette tahrimen mekruhtur), hayız ve nifas günlerinde kadınların oruç tutmaları


    ORUÇ TUTMANIN MÜSTAHAP OLDUĞU GÜNLER

    Şevval Orucu: Şevval ayında altı gün oruç tutmak
    Aşure Orucu: Muharrem ayının onuncu gününde oruç tutmak (yalnız o gün oruç tutmak yerine bir gün önce ve bir gün sonrasıyla birlikte tutmak daha uygundur.)
    Her aydan üç gün tutmak ( bunu özellikle her ayın 13.14.15. günlerinde tutmak)
    Her hafta Pazartesi ve Perşembe günleri tutmak
    Zilhiccenin ilk dokuz günü tutmak (10. Günü kurban bayramıdır)
    Haram aylarda (zilkade, zilhicce, muharrem, recep) Perşembe, Cuma, Cumartesi günleri tutmak
    Şaban ayında tutmak. ( Hz. Peygamber en fazla şaban ayında oruç tutmuştur, bazı yıllarda bu ayın tamamını da tutmuştur)
    Hz. Davud Orucu tutmak (Bir gün oruç tutup ertesi gün tutmamak)
    ORUÇ TUTMAMAYI MUBAH KILAN MAZERETLER

    Sefer
    Hastalık
    Gebelik ve Çocuk Emzirme
    Yaşlılık
    İleri Derecede Açlık ve Susuzluk (ruh ve beden sağlığı bozulacaksa)
    Zor ve Meşakkatli İşlerde Çalışmak

    ORUÇLARDA NİYET

    Her hangi bir orucu tutacağını kalbinde geçirmesi yeterlidir. Dil ile tekrarlaması o niyeti kuvvetlendireceği için mendup sayılmıştır. Sahura kalkmak ayrıca niyet sayılır.

    Hanefilere Göre Niyetin Vakti:

    Ramazan orucu, Nafile oruçlar ve Vakti belirtilmiş nezir oruçları için vakit: Gün batımından başlayıp, ertesi günün kuşluk vaktine hatta öğle vaktinin girmesinden az öncesine kadardır

    Bütün kaza, keffaret oruçları ve mutlak adak oruçları için niyetin vakti: Gün batımından başlayıp imsak vaktine kadardır


    KONU 18:ORUC UN MEKRUHLARI VE ORUCU BOZAN, KAZA GEREKTİREN HALLER

    ORUÇLU İÇİN MÜSTAHAP OLAN ŞEYLER

    Sahura kalkmak
    Sahuru son vakte getirmek
    Vakit girer girmez orucunu açmak
    Oruç açılırken dua etmek
    Varlıklı kimselerin iftar yemeği yedirmesi
    Oruca temiz başlamak (boy abdesti gerekiyorsa gusletmek)
    Oruçlu iken söz ve davranışlarına çok dikkat etmek
    Kur’an okumak


    ORUÇLU İÇİN MEKRUH OLAN ŞEYLER

    Abdest alırken suyu aşırı çekmek
    Özürsüz olarak bir şeyi tatmak ve çiğnemek
    Kendine güvenmeyen bir kişinin eşine sarılması veya öpmesi (bu hareket kişiyi muhtemel orucunu bozmaya götürebilir)
    Kan aldırmak oruçluyu zayıf düşürecekse mekruh, düşürmeyecekse mekruh değildir.


    ORUCU BOZAN VE KAZAYI GEREKTİREN ŞEYLER

    Beslenme amacı taşımayan ve yenilip içilmesi normal olmayan şeylerin yenilip içilmesi (Çiğ pirinç, hamur, un yemek, ceviz, fındık gibi yemişleri kabuğuyla yemek gibi
    Şehvetin normal birleşme dışında giderilmesi
    İki yoldan her hangi bir yola yapılacak temas neticesinde inzal olursa kazayı gerektirir
    Ağza giren kar, yağmuru kastı olmaksızın yutmak
    Kasten ağız dolusu kusmak
    Oruçlu olduğunu bildiği halde bir kimsenin kasıt olmaksızın hata ile bir şey yiyip içmesi
    Abdest alırken boğazından aşağı su gitse oruçlu olduğu hatırında yoksa bozulmaz
    Dişler kanar ve kan da çok olur da yutulursa
    Dişler arasında kalan bir parça eğer nohut tanesinden az ise bozmaz çok ise bozar ve kaza gerekir
    Oruçlu olduğunu bildiği halde ağız dışından aldığı bir parça ister nohut tanesinden küçük de olsa orucunu bozar hatta keffareti de gerektirir demişlerdir.
    Sabah vaktinin girmediğini zannederek yiyip içen kimse şayet sonradan girdiği ortaya çıkarsa orucunu bozar
    Uyku halinde bir şey yiyip içmek orucu bozar
    Buruna ilaç damlatmak orucunu bozar
    Derin bir yaraya sürülen yaş bir ilaç vücutta hissedilirse orucu bozar
    Ramazanda gündüz yapılan iğne de ilaç gibi orucu bozar (Diğer iki imama göre -İmam-ı Muhammed ve İmam-ı Yusuf- aslında yasak olan normal yollardan almaktır, gerek iğne ve gerek yaraya sürülen ilaçlar normal yollardan vücuda girmediği için orucu bozmaz demişlerdir. Astım hastalarının kullandığı sipreylerde mideye gitmediği gıda ve susuzluk gidermediği için bunun bozmayacağı ileri sürülmüştür. Asıl olan kişinin iki yoldan birini kendisi tercih etmesidir.

    KONU 19: ORUCU BOZAN KEFFARET GEREKTİREN HALLER VE FİDYE

    ORUCU BOZAN VE KEFFARETİ GEREKTİREN ŞEYLER

    Oruçlu olduğunu bile bile cinsel ilişkide bulunmak
    Oruçlu olduğunu bile bile yemek ve içmek


    ORUCU BOZMAYAN ŞEYLER

    Oruçlu olduğunu unutarak bir şey yemek veya içmek
    Bir kadına bakmak veya düşünmek suretiyle akıntı gelmesi orucunu bozmaz
    İki yoldan her hangi bir yola yapılacak temas neticesinde inzal olmazsa bozulmaz
    Kulağa giren veya akıtılan su bozmaz (Gözü de kulak gibi düşünen alimler vardır)
    İnsanın derisine sürülen yağ, veya deriden herhangi bir sebeple giren su


    KEFFARET ORUCU

    Keffaret bir ramazan orucunu bile bile bozan insan içindir.
    Fakihler aslında keffaret ramazan orucunu tutmamanın değil bozmanın cezasıdır. Dolayısiyle hiç oruca niyet etmeyen kimse tutmadığı orucun sadece kazasını tutar demişlerdir.
    Bir ramazan ayında birden fazla orucun bozulmasıyla bir keffaret gerekir
    Ya bir köle azad eder
    Ya Peş peşe iki ay oruç tutar
    Ya da 60 fakiri doyurur
    Günümüzda bunlardan sadece ikinci ve üçüncü şıkkı tatbik imkanı vardır.

    Hanefiler: Keffaret için sıra gözetmenin gerekli olduğunu söyledikleri için öncelikle iki ay oruç tutmalı, şayet orucu tutamazsa 60 fakiri doyurmayı uygulamalıdır derler.

    Malikiler: Sıra gözetmeksizin herhangi bir şıkkın uygulanmasının yeterli olacağını söylemişlerdir.



    FİDYEYİ KİMLER VERİR

    Düşkün ve ihtiyar olduğu halde oruç tutamayanlar
    Hastalığı oruç tutmaya ebediyyen mani olanlar
    Geçici hasta olan ve sağlığına kavuşma ihtimali olanlar sağlığına kavuştukları zaman kazasını tutarlar


    ŞEKLİ

    Tutamadığı her bir oruç için sabahlı akşamlı bir fakiri 60 gün, yahut 120 sabah 120 akşam doyurmaktır.
    Her oruç için bir yoksulu doyurabilecekleri gibi bir fakir doyumluluğu fidyeyi ramazanın başında veya sonunda nakit para veya mal olarak da verebilir
    Bu fidyeyi sağlıklarında ödeyemezlerse ödenmesini vasiyet etmeleri gerekir.
    Tutulmayan oruçların fidyesi bir fakire topluca yapılabileceği gibi bir çok fakire de yapılabilir


    ÖLÇÜSÜ

    * Bir oruç fidyenin ölçüsü fıtır sadakası tutarına denktir.

    KONU 20:ZEKATIN ÖNEMİ VE ŞARTLARI

    ZEKATIN AMACI VE ÖNEMİ

    Bir toplumun sağlıklı bir şekilde varlığını sürdürebilmesi için fertlerin kendilerinden oluşan bu topluma karşı sorumlulukları vardır.

    Zekat farz bir ibadet olmakla birlikte islam binasının beş temel esasından biridir.
    Zekat toplumsal denge ve barışı sağlar
    Zekat toplumsal bir temizlenmeyi sağlar
    Fertler arasındaki aşırı maddi dengesizlikleri ve uçurumu giderir
    Zekat sadece kişinin kötü huy ve düşüncelerini temizlemekle kalmaz. Onun malında fakirin hakkı da bulunduğundan onun hakkını vererek malın temizlenmesini sağlar
    Zekat sosyal bir dayanışmadır
    Zekat Allah’ın verdiği nimetlere karşı kendi cinsiyle yapılan bir şükürdür
    Zekat veren ruhunu, nefsini, ve malını temizler
    Zekat servetin biriktirilip atıl hale getirilmesinin amansız düşmanıdır. Onun için sermayeyi yatırıma zorlar
    Zekat sayesinde zengin ile fakir arasında bir sevgi oluşur


    ZEKATIN ŞARTLARI



    Mükellefle ilgili şartlar


    Akıllı ve baliğ olmak
    Ebu Hanife’ye göre akıllı ve baliğ olmayanların malları zekata tabi değildir. Fakihlerin çoğu ise bunların mallarından zekatı velileri veya vasileri öder demişlerdir. Çünkü bu ibadet malla ilgilidir.



    B Mal ile ilgili şartlar



    1. Tam mülk olma : Buna göre

    Elde bulunmayan ve ele geçeceği umulmayan mallar zekata tabi değildir.
    Belirli sahibi olmayan malla zekata tabi değildir.
    Hayır kuruluşlarına vakfedilen mallar zekata tabi değildir.
    Hırsızlık, gasp rüşvet, faiz gibi haram yollarla kazanılan mallar zekata tabi değildir
    Alacağın zekatı

    Kuvvetli alacak:

    Borç verilmiş paralar ile ticaret mallarının bedelleri gibi bunlar inkar edilmedikçe tahsil edildikçe geçmiş yılların zekatı verilir Fakat mükellef alacağından zekat nisbetinin 1/5 kadar mikdar tahsil etmedikçe zekat borcunu ödemek mecburiyetinde değildir.


  10. 04.Ocak.2011, 07:33
    5
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر
    KONU 16: CEMAATLE NAMAZ KILMAK

    Hükmü:

    Gücü yeten ve hiçbir mazereti bulunmayan yetişkin erkekler için müekked sünnettir.

    Fitneye meydan vermeyecek ise kadınlar da cemaata katılırlar. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Kadınların mescidlere gitmesine engel olmayın. Fakat evleri onlar için daha hayırlıdır” buyurmuştur.

    Cemaatın sayısı:

    İmam ve ona uyanla birlikte iki kişi olması yeterlidir. Hatta imama uyan cemaat çocukta olabilir.Nitekim Peygamberimiz (s.a.v.): “İki kişi ve daha fazlası cemaattır” buyurmuştur.

    Cemaata gitmemek için mazeret sayılan haller:

    Hastalık : Cemaata katıldığı zaman hastalığı artacak derece ise
    Korku: Cemaata katıldığı zaman malına, canına veya namusuna bir zarar gelecek ise
    Kötü hava şartları: Yağmur, kar, çamur, şiddetli soğuk, şiddetli sıcak, şiddetli karanlık gibi
    Abdestin sıkışık olması: Bu durum kişinin huzurunu bozar

    İlmi araştırma ve eğitim meşguliyeti: Yalnız böyle bir kimsenin cemaatı büsbütün terketmek de yanlıştır.
    Bedeni arıza: Gözün görmemesi, kötürümlük, düşkünlük gibi

    Saf Düzeni :

    İmama uyan tek erkek ise imamın sağına durur.
    İmama uyan tek kadın ise imamın arkasına durur.
    İmama uyanlar birden çok ise önce erkekler, sonra erkek çocuklar, sonra kadınlar, sonra da kız çocuklar saf tutarlar.
    Aynı imama uyan erkek ve kadın yan yana ve aynı hizada safa duramaz. Şayet durursa kadının iki yanındaki birer erkeğin ve kadının tam arkasındaki bir erkeğin namazı bozulur.

    Böyle bir hizanın gerçekleşmesi için:

    Kadın ve erkeğin aynı imama uyması
    Kadın ve erkeğin aynı namazı kılmak için durmuş olması
    Aralarında yükseklik alçaklık gibi zemin farkı olmaması
    Aralarında duvar veya örtü gibi bir engelin bulunmaması gerekir.
    Not: Cenaze namazı rüku ve secdesi olmayan mutlak bir namaz olmadığı için kadın ve erkeğin aynı hizada bulunmaları o namaza mani olmasa da sünnet olan saf düzenine göre erkeklerin arkasına durmaları daha uygundur.

    İmamlık İçin Şartlar:

    Erkek olması
    Akil-baliğ olması
    Küfrü gerektirecek sapık bir inanca sahip olmaması
    Namaz sahih olacak kadar Kur’an’ı düzgün okumak
    İmamlığa ehil olma sıralaması:

    O bölgenin üst düzey yöneticisi
    Evde namaz kılınıyorsa o evin sahibi veya onun izin verdiği kişi
    Namaz hükümlerini en iyi bilen kişi
    Kur’an-ı Kerim’i en güzel okuyan kişi
    Amel itibariyle daha müttaki olan kişi
    Not: Bütün bu sıralamalara o kişide namaz kıldırabilecek nitelik varsa itibar edilir.

    KONU 17: ORUÇ

    ORUCUN ÇEŞİTLERİ

    Farz Olan Oruçlar : Ramazan Orucu, mazeretli olarak tutamadığı ramazan orucunun kazası , mazeretsiz olarak bozduğu ramazan orucunun keffareti gibi

    Vacip Olan Oruçlar: Nezir (adak )orucu, başlanmış nafile bir orucun kendi arzusuyla bozulmasıyla yerine tutulan oruç gibi

    Nafile Olan Oruçlar: Farz ve Vacip oruçların dışında sevap kazanmak düşüncesiyle tutulan oruçlar gibi
    Mekruh Olan Oruçlar: Sadece aşure gününde oruç tutmak (yahudilere benzememek için) Sadece Cuma gününde ve sadece Cumartesi gününde oruç tutmak, sadece nevruz (ilk bahar) ve sadece Mehrican (son bahar) günlerinde oruç tutmak (tenzihen mekruhtur), şek günü oruç tutmak, (fakat nafile niyetiyle tutulursa ve gerçekten ramazan olduğu anlaşılırsa o nafile ramazan orucuna dönüşür), iki günü ard arda oruç tutmak, kocasından izinsiz bir kadının nafile oruç tutması gibi
    Haram Olan Oruçlar: Ramazan bayramının 1. Günü ile kurban bayramının ilk dört gününde oruç tutmak haramdır (Bir rivayette tahrimen mekruhtur), hayız ve nifas günlerinde kadınların oruç tutmaları


    ORUÇ TUTMANIN MÜSTAHAP OLDUĞU GÜNLER

    Şevval Orucu: Şevval ayında altı gün oruç tutmak
    Aşure Orucu: Muharrem ayının onuncu gününde oruç tutmak (yalnız o gün oruç tutmak yerine bir gün önce ve bir gün sonrasıyla birlikte tutmak daha uygundur.)
    Her aydan üç gün tutmak ( bunu özellikle her ayın 13.14.15. günlerinde tutmak)
    Her hafta Pazartesi ve Perşembe günleri tutmak
    Zilhiccenin ilk dokuz günü tutmak (10. Günü kurban bayramıdır)
    Haram aylarda (zilkade, zilhicce, muharrem, recep) Perşembe, Cuma, Cumartesi günleri tutmak
    Şaban ayında tutmak. ( Hz. Peygamber en fazla şaban ayında oruç tutmuştur, bazı yıllarda bu ayın tamamını da tutmuştur)
    Hz. Davud Orucu tutmak (Bir gün oruç tutup ertesi gün tutmamak)
    ORUÇ TUTMAMAYI MUBAH KILAN MAZERETLER

    Sefer
    Hastalık
    Gebelik ve Çocuk Emzirme
    Yaşlılık
    İleri Derecede Açlık ve Susuzluk (ruh ve beden sağlığı bozulacaksa)
    Zor ve Meşakkatli İşlerde Çalışmak

    ORUÇLARDA NİYET

    Her hangi bir orucu tutacağını kalbinde geçirmesi yeterlidir. Dil ile tekrarlaması o niyeti kuvvetlendireceği için mendup sayılmıştır. Sahura kalkmak ayrıca niyet sayılır.

    Hanefilere Göre Niyetin Vakti:

    Ramazan orucu, Nafile oruçlar ve Vakti belirtilmiş nezir oruçları için vakit: Gün batımından başlayıp, ertesi günün kuşluk vaktine hatta öğle vaktinin girmesinden az öncesine kadardır

    Bütün kaza, keffaret oruçları ve mutlak adak oruçları için niyetin vakti: Gün batımından başlayıp imsak vaktine kadardır


    KONU 18:ORUC UN MEKRUHLARI VE ORUCU BOZAN, KAZA GEREKTİREN HALLER

    ORUÇLU İÇİN MÜSTAHAP OLAN ŞEYLER

    Sahura kalkmak
    Sahuru son vakte getirmek
    Vakit girer girmez orucunu açmak
    Oruç açılırken dua etmek
    Varlıklı kimselerin iftar yemeği yedirmesi
    Oruca temiz başlamak (boy abdesti gerekiyorsa gusletmek)
    Oruçlu iken söz ve davranışlarına çok dikkat etmek
    Kur’an okumak


    ORUÇLU İÇİN MEKRUH OLAN ŞEYLER

    Abdest alırken suyu aşırı çekmek
    Özürsüz olarak bir şeyi tatmak ve çiğnemek
    Kendine güvenmeyen bir kişinin eşine sarılması veya öpmesi (bu hareket kişiyi muhtemel orucunu bozmaya götürebilir)
    Kan aldırmak oruçluyu zayıf düşürecekse mekruh, düşürmeyecekse mekruh değildir.


    ORUCU BOZAN VE KAZAYI GEREKTİREN ŞEYLER

    Beslenme amacı taşımayan ve yenilip içilmesi normal olmayan şeylerin yenilip içilmesi (Çiğ pirinç, hamur, un yemek, ceviz, fındık gibi yemişleri kabuğuyla yemek gibi
    Şehvetin normal birleşme dışında giderilmesi
    İki yoldan her hangi bir yola yapılacak temas neticesinde inzal olursa kazayı gerektirir
    Ağza giren kar, yağmuru kastı olmaksızın yutmak
    Kasten ağız dolusu kusmak
    Oruçlu olduğunu bildiği halde bir kimsenin kasıt olmaksızın hata ile bir şey yiyip içmesi
    Abdest alırken boğazından aşağı su gitse oruçlu olduğu hatırında yoksa bozulmaz
    Dişler kanar ve kan da çok olur da yutulursa
    Dişler arasında kalan bir parça eğer nohut tanesinden az ise bozmaz çok ise bozar ve kaza gerekir
    Oruçlu olduğunu bildiği halde ağız dışından aldığı bir parça ister nohut tanesinden küçük de olsa orucunu bozar hatta keffareti de gerektirir demişlerdir.
    Sabah vaktinin girmediğini zannederek yiyip içen kimse şayet sonradan girdiği ortaya çıkarsa orucunu bozar
    Uyku halinde bir şey yiyip içmek orucu bozar
    Buruna ilaç damlatmak orucunu bozar
    Derin bir yaraya sürülen yaş bir ilaç vücutta hissedilirse orucu bozar
    Ramazanda gündüz yapılan iğne de ilaç gibi orucu bozar (Diğer iki imama göre -İmam-ı Muhammed ve İmam-ı Yusuf- aslında yasak olan normal yollardan almaktır, gerek iğne ve gerek yaraya sürülen ilaçlar normal yollardan vücuda girmediği için orucu bozmaz demişlerdir. Astım hastalarının kullandığı sipreylerde mideye gitmediği gıda ve susuzluk gidermediği için bunun bozmayacağı ileri sürülmüştür. Asıl olan kişinin iki yoldan birini kendisi tercih etmesidir.

    KONU 19: ORUCU BOZAN KEFFARET GEREKTİREN HALLER VE FİDYE

    ORUCU BOZAN VE KEFFARETİ GEREKTİREN ŞEYLER

    Oruçlu olduğunu bile bile cinsel ilişkide bulunmak
    Oruçlu olduğunu bile bile yemek ve içmek


    ORUCU BOZMAYAN ŞEYLER

    Oruçlu olduğunu unutarak bir şey yemek veya içmek
    Bir kadına bakmak veya düşünmek suretiyle akıntı gelmesi orucunu bozmaz
    İki yoldan her hangi bir yola yapılacak temas neticesinde inzal olmazsa bozulmaz
    Kulağa giren veya akıtılan su bozmaz (Gözü de kulak gibi düşünen alimler vardır)
    İnsanın derisine sürülen yağ, veya deriden herhangi bir sebeple giren su


    KEFFARET ORUCU

    Keffaret bir ramazan orucunu bile bile bozan insan içindir.
    Fakihler aslında keffaret ramazan orucunu tutmamanın değil bozmanın cezasıdır. Dolayısiyle hiç oruca niyet etmeyen kimse tutmadığı orucun sadece kazasını tutar demişlerdir.
    Bir ramazan ayında birden fazla orucun bozulmasıyla bir keffaret gerekir
    Ya bir köle azad eder
    Ya Peş peşe iki ay oruç tutar
    Ya da 60 fakiri doyurur
    Günümüzda bunlardan sadece ikinci ve üçüncü şıkkı tatbik imkanı vardır.

    Hanefiler: Keffaret için sıra gözetmenin gerekli olduğunu söyledikleri için öncelikle iki ay oruç tutmalı, şayet orucu tutamazsa 60 fakiri doyurmayı uygulamalıdır derler.

    Malikiler: Sıra gözetmeksizin herhangi bir şıkkın uygulanmasının yeterli olacağını söylemişlerdir.



    FİDYEYİ KİMLER VERİR

    Düşkün ve ihtiyar olduğu halde oruç tutamayanlar
    Hastalığı oruç tutmaya ebediyyen mani olanlar
    Geçici hasta olan ve sağlığına kavuşma ihtimali olanlar sağlığına kavuştukları zaman kazasını tutarlar


    ŞEKLİ

    Tutamadığı her bir oruç için sabahlı akşamlı bir fakiri 60 gün, yahut 120 sabah 120 akşam doyurmaktır.
    Her oruç için bir yoksulu doyurabilecekleri gibi bir fakir doyumluluğu fidyeyi ramazanın başında veya sonunda nakit para veya mal olarak da verebilir
    Bu fidyeyi sağlıklarında ödeyemezlerse ödenmesini vasiyet etmeleri gerekir.
    Tutulmayan oruçların fidyesi bir fakire topluca yapılabileceği gibi bir çok fakire de yapılabilir


    ÖLÇÜSÜ

    * Bir oruç fidyenin ölçüsü fıtır sadakası tutarına denktir.

    KONU 20:ZEKATIN ÖNEMİ VE ŞARTLARI

    ZEKATIN AMACI VE ÖNEMİ

    Bir toplumun sağlıklı bir şekilde varlığını sürdürebilmesi için fertlerin kendilerinden oluşan bu topluma karşı sorumlulukları vardır.

    Zekat farz bir ibadet olmakla birlikte islam binasının beş temel esasından biridir.
    Zekat toplumsal denge ve barışı sağlar
    Zekat toplumsal bir temizlenmeyi sağlar
    Fertler arasındaki aşırı maddi dengesizlikleri ve uçurumu giderir
    Zekat sadece kişinin kötü huy ve düşüncelerini temizlemekle kalmaz. Onun malında fakirin hakkı da bulunduğundan onun hakkını vererek malın temizlenmesini sağlar
    Zekat sosyal bir dayanışmadır
    Zekat Allah’ın verdiği nimetlere karşı kendi cinsiyle yapılan bir şükürdür
    Zekat veren ruhunu, nefsini, ve malını temizler
    Zekat servetin biriktirilip atıl hale getirilmesinin amansız düşmanıdır. Onun için sermayeyi yatırıma zorlar
    Zekat sayesinde zengin ile fakir arasında bir sevgi oluşur


    ZEKATIN ŞARTLARI



    Mükellefle ilgili şartlar


    Akıllı ve baliğ olmak
    Ebu Hanife’ye göre akıllı ve baliğ olmayanların malları zekata tabi değildir. Fakihlerin çoğu ise bunların mallarından zekatı velileri veya vasileri öder demişlerdir. Çünkü bu ibadet malla ilgilidir.



    B Mal ile ilgili şartlar



    1. Tam mülk olma : Buna göre

    Elde bulunmayan ve ele geçeceği umulmayan mallar zekata tabi değildir.
    Belirli sahibi olmayan malla zekata tabi değildir.
    Hayır kuruluşlarına vakfedilen mallar zekata tabi değildir.
    Hırsızlık, gasp rüşvet, faiz gibi haram yollarla kazanılan mallar zekata tabi değildir
    Alacağın zekatı

    Kuvvetli alacak:

    Borç verilmiş paralar ile ticaret mallarının bedelleri gibi bunlar inkar edilmedikçe tahsil edildikçe geçmiş yılların zekatı verilir Fakat mükellef alacağından zekat nisbetinin 1/5 kadar mikdar tahsil etmedikçe zekat borcunu ödemek mecburiyetinde değildir.


  11. 04.Ocak.2011, 07:33
    6
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Yanıt: Islami Konular Ve Yanitlar..

    Orta kuvvette alacak:

    Ev kirası gibi zekat mevzuu olmayan bir malın bedelidir. Alacaklının en az nisap miktarı kadar tahsil etmesi gerekir

    Zayıf alacaklar:

    Mal bedeli olmayan mehir, diyet gibi alacaklardır. Bunlar ancak tahsil edildikten sonra zekatı verilir.



    Artıcı olma (nami)
    Hakiki nema: Bir malın ticaretle, doğum yoluyla veya tarımla artması yani kar getirmesi demektir.

    Hükmi nema: Bir malın kendisinde nema imkanının potansiyel olarak bulunmasıdır. Altın, gümüş ve para gibi

    Not: Nema şartından dolayı bu şartı taşımayan mallardan mesela, binek hayvanları, çalıştırılan hayvanlar, oturulan evler ve ev eşyaları, meslek kitapları, mesleki aletler ve benzeri mallar zekata tabi değildir.



    Tabii ihtiyaçlarından fazla
    Mükellefin kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin temel ihtiyaç maddelerinin dışında olması gerekir.

    Hanefilere göre: kişi ve aile fertleri için gerekli bir yıllık gıda maddeleri, giyecekler, sanat ve meslek aletleri oturulan ev, ev eşyası, binek aracı, ilim için edinilen kitaplar asli ihtiyaç sayılır.



    Nisab
    Zengin olmanın asgari sınırı veya asgari zenginlik ölçüsü demektir. Gümüşte 200 dirhem=595 gram, altında 20 misgal=85 gramdır. Toprak ürünlerinde nisap aranmaz



    Yıllanma
    Zekata tabi malın üzerinden bir kameri yılın geçmesi lazımdır. Sene sonundaki son durum dikkate alınır sene içindeki gerilemeler dikkate alınmaz



    Borç karşılığı olmama


    Sıhhat Şartları( Gereklilik Şartları)


    Niyet
    Verilirken zekat niyetiyle verilmesi şarttır. Niyet hükmen de olur yani para henüz fakirin elinde iken zekata niyet de edilebilir



    Ehline Temlik
    Bir malın mülkiyetinin zekat alacak şahsa doğrudan nakletme işlemidir. Buna göre bir kimse zekat niyetiyle bir fakiri doyursa bu zatın zekat borcu ortadan kalkmaz. Ancak zekata niyet edilerek, o fakire gıda maddeleri verse zekat ödenmiş olur. Bu görüşe göre cami, okul, yol köprü, çeşme yapımı gibi hayır kuruluşlarına zekat verilmez çünkü bu durumlarda temlik gerçekleşmemektedir.

    İslamı yaymak, müslümanları korumak amacıyla yapılan harcamalar zekat yerine geçer. Yoksullara acizlere bakmak için kurumlar oluşturulmuştur. Bu kurumlara da zekat verilir. Bu vekaleten veya dolaylı temlik sayılır.
    Fakir bir kimseden alacağı olan zengin ona “ Alacağımı sana zekat olarak veriyorum” dese temliki dar (şekli) anlamda kabul eden alimlere göre zekat borcu ödenmiş olmaz. Fakat temlik geniş manada alınırsa bu da bir nevi temliktir.
    Borçlu zengin alacaklısına “Bana zekatını ver senin borcunu ödeyeyim” dese alacaklı da zekatını ona verse, zekat borcunu ödemiş olur. Çünkü borçlu aldıktan sonra borcunu ödemek zorunda değildir.



    KONU 21:ZEKAT VERİLEN KİMSELER VE FITIR SADAKASI

    Miskinlere: Günlük ihtiyacını dahi zor karşılayan
    Fakirlere: Malı olsa da geliri ile zaruri ihtiyaçlarını karşılayamayan veya nisap miktarından daha az malı olan
    Amillere: Zekat işlerinde çalıştırılan memurlar
    Müellefe-i Kulub: Gayr-i müslim olduğu halde kalplerinin kazanılmasıyla islama girmeleri umalan
    Kölelere:
    Borçlulara: İhtiyacı kadar zekat verilebilir
    Fi sebilillah: Allah’ın rızasına uygun her türlü hayırlı işte çalışan, cihat eden, sıcak savaşa katılan
    İbnüssebil: Memleketinde malı olmasına ra’men bulunduğu yerde parası olmayan Gurbette herhangi bir sebeple muhtaç duruma düşmüş olan
    ZEKAT VERİLMEYECEK KİMSELER

    Ana, baba, eş ve çocuklar: Kendi usul ve furu’
    Müslüman olmayanlar
    Zenginler
    Hz. Peygamber’in yakınlar
    FITIR SADAKASI

    Fıtır sadakasının vücub sebebi ilgili hadislere göre sağ olma, sağ olarak ramazan bayramına kavuşmuş olmaktır.
    Cenab-ı Hakk’a kendisinin ve velayeti altındakilerin canını bağışladığının karşılığı olarak yapılan bir ibadettir.
    KİMLERE VACİBTİR

    Müslüman Olmak

    Mal varlığı : Zekattaki bütün şartlar geçerli olmakla birlikte, ayrı olarak malın nami olması ve üzerinden bir yıl geçmesi şart değildir. (Hanefiler dışındaki diğer mezheplerde zengin olmak şart değil fakirlerin de vermesi gerekir.
    Ehliyet: Yükümlünün akıl ve baliğ olması şart değildir.
    Velayet ve Bakmakla Yükümlülük: Kişinin kendisi ve kendi velayeti altında olan ve bakmakla mükellef bulunduğu kimselerden olmaları gerekir.
    Vakit: Hanefilere göre ramazan bayramının 1. Günü fecrin doğuşu ile vacip olur.
    VAKTİ

    Ramazan bayramı namazına gitmeden önce verilmesi müstehaptır. Bayramdan sonraya bırakmak doğru olmamakla birlikte fitre yükümlülüğü düşmez biran önce ödemesi gerekir.

    MİKTARI

    Buğday, arpa hurma ve kuru üzüm olmak üzere dört çeşit gıda maddesinden verilir.

    KİMLERE VERİLİR

    Zekat kimlere veriliyorsa fıtır sadakası da onlara verilir. Hanefilere göre İslam ülkesi vatandaşı olan ehl-i kataba da fitre verilebilir.

    KİMLERE VERİLMEZ

    Dinen zenginlere, zevcesine usül ( ana-babası , dede ve nineleri) furu’ una (Çocuklarına ve torunlarına) verilmez.


    KONU 22: KURBAN

    Kurban, Allah’ın rahmetine ulaşmak için ibadet maksadıyla kesilen özel bir hayvandır.

    Kimlere Vaciptir?

    Hür olan : Esir, mahbus veya köle olmayan
    Zengin olan :Borcundan ve temel ihtiyaçlarından başka kurban kesecek mala sahip olan
    Mukim olan :Yolcu veya misafir olmayan
    Akıl ve Büluğa eren : İmam-ı Azam’a ve Ebu Yusuf’a göre akıl ve büluğ şart olmadığı için zengin olan çocuk veya delinin velisi onun adına kurban keser. İmam-ı Muhammed’e göre: Akıl ve büluğ şarttır ve fetva da bu şekildedir. Bir insanın kendi malından çocuğu için kesmesi mendüptür.

    Hangi Hayvanlardan Kesilir?

    Koyun, keçi, deve ve sığır cinsi hayvanlardan kesilir.
    Tavuk, horoz gibi evcil hayvanlardan kurban olmaz.
    Etleri yenilen vahşi hayvanlardan da kurban olmaz.
    Kurban Edilecek Hayvanların Yaşı

    Koyun ve keçi: Birer yaşını doldurmalı veya yedi-sekiz aylık olduğu halde bir yaşını göstermeli

    Sığır : En az iki yaşını bitirmiş olmalı

    Deve: En az beş yaşını bitirmiş olmalı

    Hayvanda Bulunmaması Gereken Haller

    Şaşı, topal, İki veya bir gözü kör, dişlerinin çoğu dökülmüş, kulağının veya kuyruğunun yarıdan fazlası kopuk, çok zayıf olmamak
    Kurbanın Kesilme Vakti

    Kurban bayramın birinci, ikinci, üçüncü günleridir

    İmam-ı Şafi’ye göre dördüncü gün, güneş batımına kadar da kesilebilir

    Kurban Nasıl Kesilir?

    Hayvan kurban mahalline yumuşak bir davranışla götürülür.
    Keskin bıçak kullanılır.
    Bir başkası kesiyorsa kesen sayısınca vekalet alır
    Kıble istikametine yatırılır ve “Bismillehi Allahü Ekber” diyerek kesilir.
    Kurban kesenin mutlaka besmele çekmesi şarttır.
    Bile bile besmele terkedilirse eti yenmez.
    Kurbana yardım için dokunanlar da tekbir alırlar
    Kurban Eti ve Derisi

    Kurban kesen zengin ise etin bir kısmını kendisi yer ve büyük bölümünü fakirlere dağıtır.
    Eğer kesen fakir ve ailesi kalabalık ise, etini kendi ailesine bırakması menduptur.
    Bir görüşe göre fakir olan kimse kurban keserse etinden kendisi ve ailesi yiyemez. Çünkü o kurban onun için bir nevi adak kurbanı gibidir.
    Kurbanın derisi sadaka olarak verilir veya kendisi evinde kullanır
    Yanlışlıkla birbirlerinin kurbanını kesen insanlar kesmiş sayılırlar. Yenmeden farkedilmiş ise etleri değiştirilir. Yenmiş ise, helalleşilir varsa fark ödenir.
    Kurban Çeşitleri

    a. Akika kurbanı (sahibi yer ve yedirebilir) b.Adak kurbanı (sahibi ve ailesi yiyemez) c. Nafile kurban (sahibi yer ve yedirir)

    KONU 23:HAC

    FARZİYETİNİN ŞARTLARI
    Akıllı olmak
    Büluğa ermiş olmak
    Hac yapacak güç ve imkan bulabilme (istitaat)
    Mezhep imamları “güç yetirme” konusu ile ilgili farklı görüş bildirmişlerdir. Genel anlayışa göre: Hac yolculuğuna çıkacak kişinin gidip dönünceye kadar kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin geçimlerini sosyal seviyelerine uygun olarak sağlayacak mali güce ve hac için yeterli zamana sahip olması manasına gelmektedir.



    EDA ŞARTLARI
    Sağlıklı Olmak (Hacc için sağlığı yerinde olmayanlara hac farz değildir.)
    Yol Güvenliği
    Hapis veya yurt dışına çıkma yasağı gibi bin engelin bulunmaması
    Kadınlara ait ilave şartlar

    Hanefi mezhebine göre böyle uzak bir mesafeye sefere çıkan birinin yanında mahreminin bulunması gerekir. Şafii mezhebine göre, yol emniyeti ve kadınların güvenliği esas olduğu için üç kişiden oluşan bir gurup kadının bir araya gelmesi yeterli görülmüş, hatta kendisini güvende hisseden iki veya bir kadında hac ibadetini yapabilir denilmiştir.
    Boşanma ve vefat iddeti beklemekte olan bir kadının iddet günü dolmadan gitmemeleri gerekir.
    Not: Eda şartını taşıyan kimselerin bizzat kendilerinin hac yapmaları, bu şartlardan herhangi birinin gerçekleşmemesi durumunda bedel (vekil) göndermeleri veya bunu vasiyet etmeleri gerekir.



    GEÇERLİLİK ŞARTLARI (FARZLARI)
    İHRAMA GİRMEK: İhrama girme yerlerinde yani mîkat mahallerinde girmek)
    Bunun da iki şartı vardır

    Niyet: (hac veya umre yapmaya niyet etmek)
    Telbiye: Namazdaki tekbir gibi ibadete başlamayı bildirir. İhrama girerken telbiyeyi bir defa söylemek farzdır. Bunun dışında zaman zaman söylemek ise sünnettir.
    Not: Bu şartların herhangi birinin eksikliği durumunda yapılan hac geçerli değildir.

    ARAFAT VAKFESİ: Arafe günü Arafat Dağı’nda bir süre durmak demektir. Arefe günü güneş batana kadar orda kalındıktan sonra akşam namazı kılmadan Müzdelife yoluna çıkılır.
    ZİYARET TAVAFI: Bayramın ilk gününden itibaren başlayıp belirli bir sınırı yoktur, ömrün sonuna kadar yapılması yeterlidir. Fakat bayramın ilk günü yapılması faziletlidir. Kabe’nin etrafında yedi defa dönülür,
    Tavaf: Hacerül Esved’den başlayarak Kabe’yi yedi defa dönmek demektir.

    Şavt: Kabeyi her bir dönmeye bir şavt denir.

    Remel: Sonunda sa’ya yapılan herbir tavafın ilk üç şavtında hızlı ve sert adımlarla yürüme demektir

    Izdıba: Remel yapılması gereken tavaflarda erkekler sağ kol ve omuzu ihramdan çıkarırlar tavaf bitince hemen kapatılır.

    İstilam: Her bir şavtta Hacerül Esved hizasına geldikçe eller kaldırılarak Bismillahi Allahü Ekber denilerek selamlama yapma demektir


    KONU 24: HACCIN VACİPLERİ, SÜNNETLERİ VE ADABI

    SA’Y
    Safa ile Merve tepeleri arasında yedi defa gidip-gelme demektir

    Hervele: Sa’y yaparken erkeklerin yeşil sutunlar arasını kısa adımlarla koşarak geçmesi

    MÜZDELİFE VAKFESİ
    Arafat ile Mina arasında bir bölgedir. Arafeyi bayrama bağlayan geceyi burada geçirmek demektir

    ŞEYTAN TAŞLAMA
    Bayramın birinci günü: Sadece Mina’daki Akabe cemresine (büyük şeytan) yedi taş atılır.
    İkinci, üçüncü ve dördüncü günleri: Bu günlerin her birinde her üç cemreye yedişer, toplam 21 taş atılır, toplam 63 taş, birinci gün de eklenirse genel toplam 70 taş atılmış olur. Dördüncü gün taş atılmayacak olursa, bu takdirde atılan taş sayısı 70-21= 49 olur. 70 taş atmak daha faziletlidir. Dördüncü gün taş atmayacakların üçüncü gün güneş batmadan Minadan ayrılmaları Hanefilere göre sünnettir.
    SAÇLARI TIRAŞ ETME
    Bayramın ilk gününden üçüncü günü güneş batıncaya kadar tıraş olması gerekir. Tıraş olmadan ihramdan çıkamaz.

    VEDA TAVAFI
    Mekke’li olmayan ve uzak bölgelerden gelen hacılaran Mekke’den ayrılmadan yapmaları gereken en son tavaftır. Buna sader (ayrılma) tavafı da denilir

    HACCIN SÜNNETLERİ

    Kudüm Tavafı: Mekke’ye geliş tavafı demektir.
    Hac Hutbeleri: Üç hutbe vardır a. Zilhiccenin 7. Günü Mekke’de b. Arafe günü arafatta c. Bayramın ikinci günü
    Arafe gecesini Minada geçirmek
    Bayram gecesini Müzdelifede geçirmek
    Bayram günlerde Mina’da kalmak
    Muhasab’da ( Minadan dönüşte Mekke girişinde Cennetül Mualla mevkiinde bir süre dinlenmek
    HACCIN ADABI

    Haccın helal kazançla yapılması
    Kul hakkı olanların hak sahipleriyle helalaşmak
    Günahlardan tevbe etmek
    Hac konusuyla ilgili bilgi almak
    Dost ve akrabalarla vedalaşmak
    Yola çıkarken ve dönüşte iki rekat namaz kılmak
    Hac süresince kimseyle tartışmamak ve kırıcı olmamak
    Boş şeylerle meşkul olmaktan ziyade vakitleri ibadetle geçirmek
    HACCI ÇEŞİTLERİ

    İfrat Haccı: Umre yapmadan sadece hac için ihrama girilerek yapılan hactır.
    Temettu Haccı: Aynı yılın hac ayları içinde umre ve haccı ayrı ayrı niyet ve ihramla yapmak demektir.
    Kıran Haccı: Aynı yılın hac ayları içinde umre ve haccı aynı niyet ve bir ihramla yapmak demektir.
    VEKALET: Ölüm, yaşlılık, devamlı hastalık gibi kişinin aczi halinde vekalet caizdir. Aksi haldi caiz değildir.


  12. 04.Ocak.2011, 07:33
    6
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر
    Orta kuvvette alacak:

    Ev kirası gibi zekat mevzuu olmayan bir malın bedelidir. Alacaklının en az nisap miktarı kadar tahsil etmesi gerekir

    Zayıf alacaklar:

    Mal bedeli olmayan mehir, diyet gibi alacaklardır. Bunlar ancak tahsil edildikten sonra zekatı verilir.



    Artıcı olma (nami)
    Hakiki nema: Bir malın ticaretle, doğum yoluyla veya tarımla artması yani kar getirmesi demektir.

    Hükmi nema: Bir malın kendisinde nema imkanının potansiyel olarak bulunmasıdır. Altın, gümüş ve para gibi

    Not: Nema şartından dolayı bu şartı taşımayan mallardan mesela, binek hayvanları, çalıştırılan hayvanlar, oturulan evler ve ev eşyaları, meslek kitapları, mesleki aletler ve benzeri mallar zekata tabi değildir.



    Tabii ihtiyaçlarından fazla
    Mükellefin kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin temel ihtiyaç maddelerinin dışında olması gerekir.

    Hanefilere göre: kişi ve aile fertleri için gerekli bir yıllık gıda maddeleri, giyecekler, sanat ve meslek aletleri oturulan ev, ev eşyası, binek aracı, ilim için edinilen kitaplar asli ihtiyaç sayılır.



    Nisab
    Zengin olmanın asgari sınırı veya asgari zenginlik ölçüsü demektir. Gümüşte 200 dirhem=595 gram, altında 20 misgal=85 gramdır. Toprak ürünlerinde nisap aranmaz



    Yıllanma
    Zekata tabi malın üzerinden bir kameri yılın geçmesi lazımdır. Sene sonundaki son durum dikkate alınır sene içindeki gerilemeler dikkate alınmaz



    Borç karşılığı olmama


    Sıhhat Şartları( Gereklilik Şartları)


    Niyet
    Verilirken zekat niyetiyle verilmesi şarttır. Niyet hükmen de olur yani para henüz fakirin elinde iken zekata niyet de edilebilir



    Ehline Temlik
    Bir malın mülkiyetinin zekat alacak şahsa doğrudan nakletme işlemidir. Buna göre bir kimse zekat niyetiyle bir fakiri doyursa bu zatın zekat borcu ortadan kalkmaz. Ancak zekata niyet edilerek, o fakire gıda maddeleri verse zekat ödenmiş olur. Bu görüşe göre cami, okul, yol köprü, çeşme yapımı gibi hayır kuruluşlarına zekat verilmez çünkü bu durumlarda temlik gerçekleşmemektedir.

    İslamı yaymak, müslümanları korumak amacıyla yapılan harcamalar zekat yerine geçer. Yoksullara acizlere bakmak için kurumlar oluşturulmuştur. Bu kurumlara da zekat verilir. Bu vekaleten veya dolaylı temlik sayılır.
    Fakir bir kimseden alacağı olan zengin ona “ Alacağımı sana zekat olarak veriyorum” dese temliki dar (şekli) anlamda kabul eden alimlere göre zekat borcu ödenmiş olmaz. Fakat temlik geniş manada alınırsa bu da bir nevi temliktir.
    Borçlu zengin alacaklısına “Bana zekatını ver senin borcunu ödeyeyim” dese alacaklı da zekatını ona verse, zekat borcunu ödemiş olur. Çünkü borçlu aldıktan sonra borcunu ödemek zorunda değildir.



    KONU 21:ZEKAT VERİLEN KİMSELER VE FITIR SADAKASI

    Miskinlere: Günlük ihtiyacını dahi zor karşılayan
    Fakirlere: Malı olsa da geliri ile zaruri ihtiyaçlarını karşılayamayan veya nisap miktarından daha az malı olan
    Amillere: Zekat işlerinde çalıştırılan memurlar
    Müellefe-i Kulub: Gayr-i müslim olduğu halde kalplerinin kazanılmasıyla islama girmeleri umalan
    Kölelere:
    Borçlulara: İhtiyacı kadar zekat verilebilir
    Fi sebilillah: Allah’ın rızasına uygun her türlü hayırlı işte çalışan, cihat eden, sıcak savaşa katılan
    İbnüssebil: Memleketinde malı olmasına ra’men bulunduğu yerde parası olmayan Gurbette herhangi bir sebeple muhtaç duruma düşmüş olan
    ZEKAT VERİLMEYECEK KİMSELER

    Ana, baba, eş ve çocuklar: Kendi usul ve furu’
    Müslüman olmayanlar
    Zenginler
    Hz. Peygamber’in yakınlar
    FITIR SADAKASI

    Fıtır sadakasının vücub sebebi ilgili hadislere göre sağ olma, sağ olarak ramazan bayramına kavuşmuş olmaktır.
    Cenab-ı Hakk’a kendisinin ve velayeti altındakilerin canını bağışladığının karşılığı olarak yapılan bir ibadettir.
    KİMLERE VACİBTİR

    Müslüman Olmak

    Mal varlığı : Zekattaki bütün şartlar geçerli olmakla birlikte, ayrı olarak malın nami olması ve üzerinden bir yıl geçmesi şart değildir. (Hanefiler dışındaki diğer mezheplerde zengin olmak şart değil fakirlerin de vermesi gerekir.
    Ehliyet: Yükümlünün akıl ve baliğ olması şart değildir.
    Velayet ve Bakmakla Yükümlülük: Kişinin kendisi ve kendi velayeti altında olan ve bakmakla mükellef bulunduğu kimselerden olmaları gerekir.
    Vakit: Hanefilere göre ramazan bayramının 1. Günü fecrin doğuşu ile vacip olur.
    VAKTİ

    Ramazan bayramı namazına gitmeden önce verilmesi müstehaptır. Bayramdan sonraya bırakmak doğru olmamakla birlikte fitre yükümlülüğü düşmez biran önce ödemesi gerekir.

    MİKTARI

    Buğday, arpa hurma ve kuru üzüm olmak üzere dört çeşit gıda maddesinden verilir.

    KİMLERE VERİLİR

    Zekat kimlere veriliyorsa fıtır sadakası da onlara verilir. Hanefilere göre İslam ülkesi vatandaşı olan ehl-i kataba da fitre verilebilir.

    KİMLERE VERİLMEZ

    Dinen zenginlere, zevcesine usül ( ana-babası , dede ve nineleri) furu’ una (Çocuklarına ve torunlarına) verilmez.


    KONU 22: KURBAN

    Kurban, Allah’ın rahmetine ulaşmak için ibadet maksadıyla kesilen özel bir hayvandır.

    Kimlere Vaciptir?

    Hür olan : Esir, mahbus veya köle olmayan
    Zengin olan :Borcundan ve temel ihtiyaçlarından başka kurban kesecek mala sahip olan
    Mukim olan :Yolcu veya misafir olmayan
    Akıl ve Büluğa eren : İmam-ı Azam’a ve Ebu Yusuf’a göre akıl ve büluğ şart olmadığı için zengin olan çocuk veya delinin velisi onun adına kurban keser. İmam-ı Muhammed’e göre: Akıl ve büluğ şarttır ve fetva da bu şekildedir. Bir insanın kendi malından çocuğu için kesmesi mendüptür.

    Hangi Hayvanlardan Kesilir?

    Koyun, keçi, deve ve sığır cinsi hayvanlardan kesilir.
    Tavuk, horoz gibi evcil hayvanlardan kurban olmaz.
    Etleri yenilen vahşi hayvanlardan da kurban olmaz.
    Kurban Edilecek Hayvanların Yaşı

    Koyun ve keçi: Birer yaşını doldurmalı veya yedi-sekiz aylık olduğu halde bir yaşını göstermeli

    Sığır : En az iki yaşını bitirmiş olmalı

    Deve: En az beş yaşını bitirmiş olmalı

    Hayvanda Bulunmaması Gereken Haller

    Şaşı, topal, İki veya bir gözü kör, dişlerinin çoğu dökülmüş, kulağının veya kuyruğunun yarıdan fazlası kopuk, çok zayıf olmamak
    Kurbanın Kesilme Vakti

    Kurban bayramın birinci, ikinci, üçüncü günleridir

    İmam-ı Şafi’ye göre dördüncü gün, güneş batımına kadar da kesilebilir

    Kurban Nasıl Kesilir?

    Hayvan kurban mahalline yumuşak bir davranışla götürülür.
    Keskin bıçak kullanılır.
    Bir başkası kesiyorsa kesen sayısınca vekalet alır
    Kıble istikametine yatırılır ve “Bismillehi Allahü Ekber” diyerek kesilir.
    Kurban kesenin mutlaka besmele çekmesi şarttır.
    Bile bile besmele terkedilirse eti yenmez.
    Kurbana yardım için dokunanlar da tekbir alırlar
    Kurban Eti ve Derisi

    Kurban kesen zengin ise etin bir kısmını kendisi yer ve büyük bölümünü fakirlere dağıtır.
    Eğer kesen fakir ve ailesi kalabalık ise, etini kendi ailesine bırakması menduptur.
    Bir görüşe göre fakir olan kimse kurban keserse etinden kendisi ve ailesi yiyemez. Çünkü o kurban onun için bir nevi adak kurbanı gibidir.
    Kurbanın derisi sadaka olarak verilir veya kendisi evinde kullanır
    Yanlışlıkla birbirlerinin kurbanını kesen insanlar kesmiş sayılırlar. Yenmeden farkedilmiş ise etleri değiştirilir. Yenmiş ise, helalleşilir varsa fark ödenir.
    Kurban Çeşitleri

    a. Akika kurbanı (sahibi yer ve yedirebilir) b.Adak kurbanı (sahibi ve ailesi yiyemez) c. Nafile kurban (sahibi yer ve yedirir)

    KONU 23:HAC

    FARZİYETİNİN ŞARTLARI
    Akıllı olmak
    Büluğa ermiş olmak
    Hac yapacak güç ve imkan bulabilme (istitaat)
    Mezhep imamları “güç yetirme” konusu ile ilgili farklı görüş bildirmişlerdir. Genel anlayışa göre: Hac yolculuğuna çıkacak kişinin gidip dönünceye kadar kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin geçimlerini sosyal seviyelerine uygun olarak sağlayacak mali güce ve hac için yeterli zamana sahip olması manasına gelmektedir.



    EDA ŞARTLARI
    Sağlıklı Olmak (Hacc için sağlığı yerinde olmayanlara hac farz değildir.)
    Yol Güvenliği
    Hapis veya yurt dışına çıkma yasağı gibi bin engelin bulunmaması
    Kadınlara ait ilave şartlar

    Hanefi mezhebine göre böyle uzak bir mesafeye sefere çıkan birinin yanında mahreminin bulunması gerekir. Şafii mezhebine göre, yol emniyeti ve kadınların güvenliği esas olduğu için üç kişiden oluşan bir gurup kadının bir araya gelmesi yeterli görülmüş, hatta kendisini güvende hisseden iki veya bir kadında hac ibadetini yapabilir denilmiştir.
    Boşanma ve vefat iddeti beklemekte olan bir kadının iddet günü dolmadan gitmemeleri gerekir.
    Not: Eda şartını taşıyan kimselerin bizzat kendilerinin hac yapmaları, bu şartlardan herhangi birinin gerçekleşmemesi durumunda bedel (vekil) göndermeleri veya bunu vasiyet etmeleri gerekir.



    GEÇERLİLİK ŞARTLARI (FARZLARI)
    İHRAMA GİRMEK: İhrama girme yerlerinde yani mîkat mahallerinde girmek)
    Bunun da iki şartı vardır

    Niyet: (hac veya umre yapmaya niyet etmek)
    Telbiye: Namazdaki tekbir gibi ibadete başlamayı bildirir. İhrama girerken telbiyeyi bir defa söylemek farzdır. Bunun dışında zaman zaman söylemek ise sünnettir.
    Not: Bu şartların herhangi birinin eksikliği durumunda yapılan hac geçerli değildir.

    ARAFAT VAKFESİ: Arafe günü Arafat Dağı’nda bir süre durmak demektir. Arefe günü güneş batana kadar orda kalındıktan sonra akşam namazı kılmadan Müzdelife yoluna çıkılır.
    ZİYARET TAVAFI: Bayramın ilk gününden itibaren başlayıp belirli bir sınırı yoktur, ömrün sonuna kadar yapılması yeterlidir. Fakat bayramın ilk günü yapılması faziletlidir. Kabe’nin etrafında yedi defa dönülür,
    Tavaf: Hacerül Esved’den başlayarak Kabe’yi yedi defa dönmek demektir.

    Şavt: Kabeyi her bir dönmeye bir şavt denir.

    Remel: Sonunda sa’ya yapılan herbir tavafın ilk üç şavtında hızlı ve sert adımlarla yürüme demektir

    Izdıba: Remel yapılması gereken tavaflarda erkekler sağ kol ve omuzu ihramdan çıkarırlar tavaf bitince hemen kapatılır.

    İstilam: Her bir şavtta Hacerül Esved hizasına geldikçe eller kaldırılarak Bismillahi Allahü Ekber denilerek selamlama yapma demektir


    KONU 24: HACCIN VACİPLERİ, SÜNNETLERİ VE ADABI

    SA’Y
    Safa ile Merve tepeleri arasında yedi defa gidip-gelme demektir

    Hervele: Sa’y yaparken erkeklerin yeşil sutunlar arasını kısa adımlarla koşarak geçmesi

    MÜZDELİFE VAKFESİ
    Arafat ile Mina arasında bir bölgedir. Arafeyi bayrama bağlayan geceyi burada geçirmek demektir

    ŞEYTAN TAŞLAMA
    Bayramın birinci günü: Sadece Mina’daki Akabe cemresine (büyük şeytan) yedi taş atılır.
    İkinci, üçüncü ve dördüncü günleri: Bu günlerin her birinde her üç cemreye yedişer, toplam 21 taş atılır, toplam 63 taş, birinci gün de eklenirse genel toplam 70 taş atılmış olur. Dördüncü gün taş atılmayacak olursa, bu takdirde atılan taş sayısı 70-21= 49 olur. 70 taş atmak daha faziletlidir. Dördüncü gün taş atmayacakların üçüncü gün güneş batmadan Minadan ayrılmaları Hanefilere göre sünnettir.
    SAÇLARI TIRAŞ ETME
    Bayramın ilk gününden üçüncü günü güneş batıncaya kadar tıraş olması gerekir. Tıraş olmadan ihramdan çıkamaz.

    VEDA TAVAFI
    Mekke’li olmayan ve uzak bölgelerden gelen hacılaran Mekke’den ayrılmadan yapmaları gereken en son tavaftır. Buna sader (ayrılma) tavafı da denilir

    HACCIN SÜNNETLERİ

    Kudüm Tavafı: Mekke’ye geliş tavafı demektir.
    Hac Hutbeleri: Üç hutbe vardır a. Zilhiccenin 7. Günü Mekke’de b. Arafe günü arafatta c. Bayramın ikinci günü
    Arafe gecesini Minada geçirmek
    Bayram gecesini Müzdelifede geçirmek
    Bayram günlerde Mina’da kalmak
    Muhasab’da ( Minadan dönüşte Mekke girişinde Cennetül Mualla mevkiinde bir süre dinlenmek
    HACCIN ADABI

    Haccın helal kazançla yapılması
    Kul hakkı olanların hak sahipleriyle helalaşmak
    Günahlardan tevbe etmek
    Hac konusuyla ilgili bilgi almak
    Dost ve akrabalarla vedalaşmak
    Yola çıkarken ve dönüşte iki rekat namaz kılmak
    Hac süresince kimseyle tartışmamak ve kırıcı olmamak
    Boş şeylerle meşkul olmaktan ziyade vakitleri ibadetle geçirmek
    HACCI ÇEŞİTLERİ

    İfrat Haccı: Umre yapmadan sadece hac için ihrama girilerek yapılan hactır.
    Temettu Haccı: Aynı yılın hac ayları içinde umre ve haccı ayrı ayrı niyet ve ihramla yapmak demektir.
    Kıran Haccı: Aynı yılın hac ayları içinde umre ve haccı aynı niyet ve bir ihramla yapmak demektir.
    VEKALET: Ölüm, yaşlılık, devamlı hastalık gibi kişinin aczi halinde vekalet caizdir. Aksi haldi caiz değildir.





+ Yorum Gönder