Konusunu Oylayın.: Zekat ibadetinin kişiye ve topluma kazandırdıkları

5 üzerinden 4.56 | Toplam : 27 kişi
Zekat ibadetinin kişiye ve topluma kazandırdıkları
  1. 02.Ocak.2011, 21:04
    1
    Misafir

    Zekat ibadetinin kişiye ve topluma kazandırdıkları






    Zekat ibadetinin kişiye ve topluma kazandırdıkları Mumsema lütfen bu konuyu bir an önce ulaştırırsanız memnun olurum
    Zekat ibadetinin kişiye ve topluma kazandırdıkları nelerdir


  2. 02.Ocak.2011, 21:04
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 02.Ocak.2011, 22:16
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Yanıt: Zekat ibadetinin kişiye ve topluma kazandırdıkları




    Zekatın toplumsal faydaları nelerdir?

    Zekât mülkiyette kuvvet dengesidir. Ne tamamen sâhibinin mülkiyetini giderir, ne de tamamen onun elinde bırakıp fakirlerin de onu edinmelerine mâni olur. Mülkiyeti belli ölçüler içinde fakir ile zengin arasında bölüştürür.

    Zekât bir nevi sosyal güvenlik ve içtimaî sigortadır. İhtiyaç sahiplerine yardım etmek; fakir, miskin, borçlu, yolda kalmış yolcu gibi zayıf insanların elinden tutmak zekâtın hedefleri arasındadır. Ferdin şahsiyetini takviye eden, iktisaden güçlendiren, maddî ve mânevî imkânlarını geliştiren herşey cem'iyeti de kuvvetlendirir.

    Zekât ihtiyaç sâhibi bütün sınıflara, bu sınıfların bedenî, ruhî, ahlâkî her türlü ihtiyaçlarına şâmil bir sigortadır. Modern sosyal sigorta fikrinin ilk temeli 1941 yılında atılmıştır. İngiltere ile A.B.D. temsilcileri 1941 yılında Atlantik andlaşması için toplanmışlar, bu toplantıda ferdler için sosyal sigorta teşkilâtının kurulmasını karara bağlamışlardır. Halbuki İslâmiyet bunu zekât müessesesi ile 1400 yıl önceden vaz'etmiştir.

    Zekât, toplumda zengin ile fakir arasındaki uçurumları, farklılaşmaları ortadan kaldırır. Sınıflar arası mesafeyi yaklaştırır ve orta sınıfın teşekkülünü sağlar. Toplumda orta halli vatandaşların artması, piyasada rahatlık meydana getirir. Mal sadece bir sınıfın inhisarında kalmaktan kurtularak fakirlerin de satın alma güçleri artar. Sırf zenginler değil, geniş bir halk kitlesi de cem'iyet içinde sıkılmadan zarurî ihtiyaçlarını te'min ederek yaşayabilme imkânına kavuşur. Malın sadece zenginler elinde dolaşan bir servet olması, âyet-i kerîmeyle yasaklanmıştır (el-Haşr, 7). Bu da zekât yoluyla te'min edilir.

    Zekât paranın stok edilmesini önler, yatırıma yöneltir. Çünkü kârdan değil, ana paradan verildiği için, işletilmedikçe devamlı eksilecektir. Sâhibi de eksilmeyi önlemek için parayı yatırıma yöneltir, artırma yoluna gider.

    Zekât sosyal dengeyi sağlar. Cenâb-ı Hak kulları yaratılış bakımından olduğu gibi yaşayış ve maişet bakımından da farklı seviyede yaratmıştır. Kimi zengin, kimi fakir, kimi orta halli... Âyet-i kerîmede: "Allah rızkı vermekte bâzınızı bâzınıza üstün kıldı" (en-Nahl, 71) buyurulmaktadır.Bütün insanların aynı seviyede gelir sâhibi olmaları imkânsızdır. Çünkü toplumda mes'uliyet ve enerji sarfı bakımından birbirinden çok farklı görevler vardır. Bu görevlerin ihmalinden doğacak zararlar, cem'iyeti felce uğratır. Bütün görevlerin ücreti aynı olsa, kimse ağır ve mes'uliyetli işe tâlib olmaz, hep hafifini tercih eder. Böylece ağır ve mes'uliyetli işler ihmale uğrayarak hayat nizamı bozulur. Demek ki gelir ve geçim bakımından insanların farklı olması büyük bir zarurettir. Ne var ki, bu farklılığın büyük bir uçurum meydana getirmemesi için, arada bir irtibat ve köprü lâzımdır. İşte o köprü de zekâttır.

    Zekât toplumun ferdlerini birbirine kenetler. Zekât sosyal bir yardımlaşma olmak hasebiyle ferdleri birbirine kenetler. Zenginde fakire karşı sevgi, şefkat, merhamet duyguları gelişir. Fakirde ise zengine karşı itâat, hürmet, işinde titizlik hisleri inkişaf eder. Kıskançlık, düşmanlık, hased duyguları törpülenir, hattâ tamamen yok olur. Ne zengin fakire zulmeder ve onu minnet altında bırakır; ne de fakirde zengine karşı zillet ve esâret, kin ve adâvet duyguları teşekkül eder. Hadîs-i şerîfte: "Kalbler, insanı iyilik yapanı sevmeye, kötülük yapanı da sevmemeye zorlar" buyurulmuştur. * Zekât cem'iyete kinlenip hınçlanıp toplum düşmanları ile toplum huzurunu bozucularla işbirliği yapılmasını önler. Eğer zenginler fakirlerin ihtiyaçlarını gidermezlerse, şiddetli ihtiyaç ve geçim sıkıntısı, onları müslümanlığa düşman kimselerin cebhesine katılmaya veya hırsızlık, yol kesme, adam öldürme gibi kötülükleri yapmaya sevkeder.

    Zekât yatırıma açılan bir kapı ve büyük bir kalkınma hamlesidir. Zekâtın hem sosyal, hem de iktisadî yönü vardır. Bu bakımdan aynı zamanda bir kalkınma hamlesidir.
    Zengin - fakir tezadı, cem'iyetler var olalı beri açık veya gizli bir şekilde hüküm süren bir sınıf mücadelesini doğurmuştur. Tarihteki ihtilâller ve kanlı hareketler, hep bu mücadelenin, yani "senin var, benim yok" kavgasının birer şekilde zuhurudur. İslâmiyet bu ezelî mücadeleyi yatıştırmak üzere bir taraftan zekât, sadaka ve vakıf müesseselerini kurmuş; bir taraftan da, ferdlere sabır, kanaat ve kadere rıza ahlâk ve terbiyesi vermiştir. Bu terbiye ve ahlâk ile bezenmiş mü'minler arasında, ne servet gururu, ne de fakirlik kıskançlığı görülmüştür.

    Zekât islâm'ın köprüsüdür. Müslümanların birbirine yardımları, ancak zekât köprüsü üzerinden geçmekle yapılır. Zira yardım vasıtası, zekâttır. İnsanların hey'et-i içtimaiyesinde intizam ve âsâyişi te'min eden köprü, zekâttır. Âlem-i beşerde hayat-ı içtimaiyenin hayatı, muavenetten doğar. İnsanların terakkiyatına engel olan isyanlardan, ihtilâllerden, ihtilâflardan meydana gelen felâketlerin tiryâkı, ilâcı muavenettir.Evet zekâtın vücûbu ve ribanın hürmetinde büyük bir hikmet, yüksek bir maslahat, geniş bir rahmet vardır.

    Evet, eğer tarihî bir nazarla sahîfe-i âleme bakacak olursan ve o sahifeyi lekelendiren beşerin mesâvisine, hatâlarına dikkat edersen, hey'et-i içtimaiyede görünen ihtilâller, fesadlar ve bütün ahlâk-ı rezîlenin iki kelimeden doğduğunu görürsün: Birisi: "Ben tok olayım da, başkası açlığından ölürse ölsün bana ne." İkincisi: "Sen zahmetler içinde boğul ki, ben ni'metler ve lezzetler içinde rahat edeyim." Âlem-i insaniyeti zelzelelere mâruz bırakmakla yıkılmağa yaklaştıran birinci kelimeyi sildiren ancak zekâttır. Nev'-i beşeri umumî felâketlere sürükleyen ve Bolşevikliğe (Komünizme) sevkedip terakkiyatı, âsâyişi mahveden ikinci kelimeyi kökünden kesip atan, hürmet-i ribâdır. Arkadaş! Hey'et-i içtimaiyenin hayatını koruyan intizamın en büyük şartı, insanların tabakaları arasında boşluk kalmamasıdır. Havâs kısmı, avâmdan; zengin kısmı, fukaradan hatt-ı muvasalayı kesecek derecede uzaklaşmamaları lâzımdır. Bu tabakalar arasında muvasalayı te'min eden zekât ve muavenettir.

    Halbuki vücûb-u zekât ile hürmet-i ribâya müracaat etmediklerinden, tabakalar arası gittikçe gerginleşir, hatt-ı muvasala kesilir, sıla-yı rahîm kalmaz. Bu yüzdendir ki, aşağı tabakadan yukarı tabakaya ihtiram, itâat, muhabbet yerine ihtilâl sadâları, hased bağırtıları, kin ve nefret vâveylaları yükselir. Kezalik; yüksek tabakadan yukarı tabakaya merhamet, ihsan, taltif yerine zulüm ateşleri, tahakkümler, şimşek gibi tahkirler yağıyor. Maalesef, tabaka-i havâstaki meziyetler, tevâzu' ve terahhuma sebeb iken, tekebbür ve gurura bâis oluyor. Tabaka-i fukaradaki acz ve fakirlik; ihsan ve merhameti mûcib iken, esaret ve sefaleti intâc ediyor. Eğer bu söylediklerime bir şâhid istersen âlem-i medeniyete bak, istediğin kadar şâhidler mevcuttur.
    SİE


  4. 02.Ocak.2011, 22:16
    2
    Silent and lonely rains



    Zekatın toplumsal faydaları nelerdir?

    Zekât mülkiyette kuvvet dengesidir. Ne tamamen sâhibinin mülkiyetini giderir, ne de tamamen onun elinde bırakıp fakirlerin de onu edinmelerine mâni olur. Mülkiyeti belli ölçüler içinde fakir ile zengin arasında bölüştürür.

    Zekât bir nevi sosyal güvenlik ve içtimaî sigortadır. İhtiyaç sahiplerine yardım etmek; fakir, miskin, borçlu, yolda kalmış yolcu gibi zayıf insanların elinden tutmak zekâtın hedefleri arasındadır. Ferdin şahsiyetini takviye eden, iktisaden güçlendiren, maddî ve mânevî imkânlarını geliştiren herşey cem'iyeti de kuvvetlendirir.

    Zekât ihtiyaç sâhibi bütün sınıflara, bu sınıfların bedenî, ruhî, ahlâkî her türlü ihtiyaçlarına şâmil bir sigortadır. Modern sosyal sigorta fikrinin ilk temeli 1941 yılında atılmıştır. İngiltere ile A.B.D. temsilcileri 1941 yılında Atlantik andlaşması için toplanmışlar, bu toplantıda ferdler için sosyal sigorta teşkilâtının kurulmasını karara bağlamışlardır. Halbuki İslâmiyet bunu zekât müessesesi ile 1400 yıl önceden vaz'etmiştir.

    Zekât, toplumda zengin ile fakir arasındaki uçurumları, farklılaşmaları ortadan kaldırır. Sınıflar arası mesafeyi yaklaştırır ve orta sınıfın teşekkülünü sağlar. Toplumda orta halli vatandaşların artması, piyasada rahatlık meydana getirir. Mal sadece bir sınıfın inhisarında kalmaktan kurtularak fakirlerin de satın alma güçleri artar. Sırf zenginler değil, geniş bir halk kitlesi de cem'iyet içinde sıkılmadan zarurî ihtiyaçlarını te'min ederek yaşayabilme imkânına kavuşur. Malın sadece zenginler elinde dolaşan bir servet olması, âyet-i kerîmeyle yasaklanmıştır (el-Haşr, 7). Bu da zekât yoluyla te'min edilir.

    Zekât paranın stok edilmesini önler, yatırıma yöneltir. Çünkü kârdan değil, ana paradan verildiği için, işletilmedikçe devamlı eksilecektir. Sâhibi de eksilmeyi önlemek için parayı yatırıma yöneltir, artırma yoluna gider.

    Zekât sosyal dengeyi sağlar. Cenâb-ı Hak kulları yaratılış bakımından olduğu gibi yaşayış ve maişet bakımından da farklı seviyede yaratmıştır. Kimi zengin, kimi fakir, kimi orta halli... Âyet-i kerîmede: "Allah rızkı vermekte bâzınızı bâzınıza üstün kıldı" (en-Nahl, 71) buyurulmaktadır.Bütün insanların aynı seviyede gelir sâhibi olmaları imkânsızdır. Çünkü toplumda mes'uliyet ve enerji sarfı bakımından birbirinden çok farklı görevler vardır. Bu görevlerin ihmalinden doğacak zararlar, cem'iyeti felce uğratır. Bütün görevlerin ücreti aynı olsa, kimse ağır ve mes'uliyetli işe tâlib olmaz, hep hafifini tercih eder. Böylece ağır ve mes'uliyetli işler ihmale uğrayarak hayat nizamı bozulur. Demek ki gelir ve geçim bakımından insanların farklı olması büyük bir zarurettir. Ne var ki, bu farklılığın büyük bir uçurum meydana getirmemesi için, arada bir irtibat ve köprü lâzımdır. İşte o köprü de zekâttır.

    Zekât toplumun ferdlerini birbirine kenetler. Zekât sosyal bir yardımlaşma olmak hasebiyle ferdleri birbirine kenetler. Zenginde fakire karşı sevgi, şefkat, merhamet duyguları gelişir. Fakirde ise zengine karşı itâat, hürmet, işinde titizlik hisleri inkişaf eder. Kıskançlık, düşmanlık, hased duyguları törpülenir, hattâ tamamen yok olur. Ne zengin fakire zulmeder ve onu minnet altında bırakır; ne de fakirde zengine karşı zillet ve esâret, kin ve adâvet duyguları teşekkül eder. Hadîs-i şerîfte: "Kalbler, insanı iyilik yapanı sevmeye, kötülük yapanı da sevmemeye zorlar" buyurulmuştur. * Zekât cem'iyete kinlenip hınçlanıp toplum düşmanları ile toplum huzurunu bozucularla işbirliği yapılmasını önler. Eğer zenginler fakirlerin ihtiyaçlarını gidermezlerse, şiddetli ihtiyaç ve geçim sıkıntısı, onları müslümanlığa düşman kimselerin cebhesine katılmaya veya hırsızlık, yol kesme, adam öldürme gibi kötülükleri yapmaya sevkeder.

    Zekât yatırıma açılan bir kapı ve büyük bir kalkınma hamlesidir. Zekâtın hem sosyal, hem de iktisadî yönü vardır. Bu bakımdan aynı zamanda bir kalkınma hamlesidir.
    Zengin - fakir tezadı, cem'iyetler var olalı beri açık veya gizli bir şekilde hüküm süren bir sınıf mücadelesini doğurmuştur. Tarihteki ihtilâller ve kanlı hareketler, hep bu mücadelenin, yani "senin var, benim yok" kavgasının birer şekilde zuhurudur. İslâmiyet bu ezelî mücadeleyi yatıştırmak üzere bir taraftan zekât, sadaka ve vakıf müesseselerini kurmuş; bir taraftan da, ferdlere sabır, kanaat ve kadere rıza ahlâk ve terbiyesi vermiştir. Bu terbiye ve ahlâk ile bezenmiş mü'minler arasında, ne servet gururu, ne de fakirlik kıskançlığı görülmüştür.

    Zekât islâm'ın köprüsüdür. Müslümanların birbirine yardımları, ancak zekât köprüsü üzerinden geçmekle yapılır. Zira yardım vasıtası, zekâttır. İnsanların hey'et-i içtimaiyesinde intizam ve âsâyişi te'min eden köprü, zekâttır. Âlem-i beşerde hayat-ı içtimaiyenin hayatı, muavenetten doğar. İnsanların terakkiyatına engel olan isyanlardan, ihtilâllerden, ihtilâflardan meydana gelen felâketlerin tiryâkı, ilâcı muavenettir.Evet zekâtın vücûbu ve ribanın hürmetinde büyük bir hikmet, yüksek bir maslahat, geniş bir rahmet vardır.

    Evet, eğer tarihî bir nazarla sahîfe-i âleme bakacak olursan ve o sahifeyi lekelendiren beşerin mesâvisine, hatâlarına dikkat edersen, hey'et-i içtimaiyede görünen ihtilâller, fesadlar ve bütün ahlâk-ı rezîlenin iki kelimeden doğduğunu görürsün: Birisi: "Ben tok olayım da, başkası açlığından ölürse ölsün bana ne." İkincisi: "Sen zahmetler içinde boğul ki, ben ni'metler ve lezzetler içinde rahat edeyim." Âlem-i insaniyeti zelzelelere mâruz bırakmakla yıkılmağa yaklaştıran birinci kelimeyi sildiren ancak zekâttır. Nev'-i beşeri umumî felâketlere sürükleyen ve Bolşevikliğe (Komünizme) sevkedip terakkiyatı, âsâyişi mahveden ikinci kelimeyi kökünden kesip atan, hürmet-i ribâdır. Arkadaş! Hey'et-i içtimaiyenin hayatını koruyan intizamın en büyük şartı, insanların tabakaları arasında boşluk kalmamasıdır. Havâs kısmı, avâmdan; zengin kısmı, fukaradan hatt-ı muvasalayı kesecek derecede uzaklaşmamaları lâzımdır. Bu tabakalar arasında muvasalayı te'min eden zekât ve muavenettir.

    Halbuki vücûb-u zekât ile hürmet-i ribâya müracaat etmediklerinden, tabakalar arası gittikçe gerginleşir, hatt-ı muvasala kesilir, sıla-yı rahîm kalmaz. Bu yüzdendir ki, aşağı tabakadan yukarı tabakaya ihtiram, itâat, muhabbet yerine ihtilâl sadâları, hased bağırtıları, kin ve nefret vâveylaları yükselir. Kezalik; yüksek tabakadan yukarı tabakaya merhamet, ihsan, taltif yerine zulüm ateşleri, tahakkümler, şimşek gibi tahkirler yağıyor. Maalesef, tabaka-i havâstaki meziyetler, tevâzu' ve terahhuma sebeb iken, tekebbür ve gurura bâis oluyor. Tabaka-i fukaradaki acz ve fakirlik; ihsan ve merhameti mûcib iken, esaret ve sefaleti intâc ediyor. Eğer bu söylediklerime bir şâhid istersen âlem-i medeniyete bak, istediğin kadar şâhidler mevcuttur.
    SİE


  5. 01.Aralık.2011, 21:16
    3
    Misafir

    Cevap: Zekat ibadetinin kişiye ve topluma kazandırdıkları

    Zekat ibadetinin kişiye ve topluma kazandırdıkları nelerdir söyleye bilirmisiniz performas ödevimzde yardim ederseniz çok sevinirim


  6. 01.Aralık.2011, 21:16
    3
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Zekat ibadetinin kişiye ve topluma kazandırdıkları nelerdir söyleye bilirmisiniz performas ödevimzde yardim ederseniz çok sevinirim


  7. 02.Aralık.2011, 04:51
    4
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Zekat ibadetinin kişiye ve topluma kazandırdıkları

    Zekatın topluma faydaları nelerdir?

    İslam'ın 5 temel esasından ve mali ibadetlerden biri olan zekatın toplum hayatına yansımasının üç önemli faydası vardır.
    Bunlar:
    1- Zekat insan psikolojisini etkiler.
    2-Zekat veren kişinin malına bereket gelir,
    3-Zekat iktisadi açıdan topluma çok ciddi bir canlılık getirir.


    Sevgili Peygamberimize birisi merhametsizliğinden şikayette bulunuyor
    "Bu hastalıktan kurtulmak için ne yapabilirim?" diye soruyor.
    Gaye-İnsan ve Ufuk Peygamberi "Yetimin başını okşa, fakire yemek yedir."
    karşılığını veriyor. Yetimle ilgilenen kimse kendisine psikolojik fayda sağlıyor.
    Yardım yapan insan, önce kendi ruhunu terbiye ediyor. Gönlünü terbiye ediyor.
    İnsanımızın bugün yardım almaktan ziyade vermeye ihtiyacı vardır. Başkasına
    yardım eden, kendisini adam eder. Ömründe hiç yardım etmeyen, ikram etmeyen
    kimse adam değildir.
    alıntı.

    --------------
    Zekatın Faydaları

    Zekattan toplanacak gelirler, ülkedeki fakir ve düşkün kimselerin ihtiyaçlarını tamamen karşılayabilir.
    Fakirler zenginleşip bir iş sahibi olurlar. Sonra toplumun ihtiyacı olan sahalara harcamalarda bulunarak toplumun ihtiyacı olan ilmî, fikrî vs. her konuda eksiklikler giderilip dünya çapında başarılar elde edilir.

    Zekat, insanı maddeye tapmaktan ve paranın esiri olmaktan kurtarır, ihtiras zincirini kırar, kalbin katılaşmasını önler, insanı müşfik yapar. Zekat, insanı fazla mal biriktirip onun esiri olmakdan kurtararak artan kısmını toplum hizmetine sunma üstünlüğüne eriştirir, ruh ile beden arasında bir denge kurar. Zekat, Allah'a karşı malın bir şükrü olup, malı ve mal sahibini manevi kirlerden temizler, mal sahibini hürriyete kavuşturur, rahat bir hayat geçirmesini sağlar, zenginin şahsiyetini geliştirir, yatırıma teşvik eder, onun cemiyetteki itibarını yükseltir.

    Zekat, mala bereket kazandırarak çoğalmasını temin eder, malın stok edilmesini önler.
    Zekat, kalpteki dünya sevgisine karşı etkili bir ilaçtır. Müslümanı mal fitnesindenkoruyarak cemiyettekidengesizlikleri kökünden kazır.
    Zekat, müslümanı mâlî disipline sokar ve sorumsuz yaşamasını önler.
    Zekat, insana ekonomik yönden güçlü olmanın önemini tanıtır.
    Alıcısını ihtiyaç esiri olmaktan kurtarır. Fakirleri çalışmaya teşvik eder.
    İddia edildiği gibi fakirleri her zaman bedavadan geçindirmek maksadını
    taşımaz, bilakis her sene zekat alan fakirleri çalışmaya, başkasına el
    açma zilletinden kurtulmaya teşvik eder.

    Zekat, fakirlerin, mal ve servet sahiplerine karşı körüklenen kıskançlık duygularını yok eder.

    Fakirin cemiyetteki itibarını yükseltir, kendisinin felaketli anlarda terk edilmiş kalmayacağını, kolundan tutacak kişilerin bulunacağını bilerek ona yüksek bir kişilik kazandırır, topluma daha da yaklaşır, kendi toplumunu daima sever, mülkiyette bir kuvvet dengesi meydana getirir.

    Zekat, sosyal güvenlik ve sosyal sigortadır. Toplumun ruhi ve manevi değerlerini takviye eder.

    Zekat, sınıf kavgalarını yok eder. Toplumdaki fertlerin birbirine karşılıklı sevgi, saygı ile bağlanmasını sağlar.

    Zekat, yatırıma zemin hazırlayıp, kalkınmanın çok önemli bir unsurudur.
    Fertler arasındaki sevgi ve saygı bağlarını kuvvetlendiren zekât toplumunbirliğini sağlar. Bunların tabi sonucu olarak kişilerin kalplerindeyakınlık olur ve toplum huzuru gerçekleşir.
    Zenginle fakir arasındaki kin ve nefret uçurumunu ortadan kaldırarak yerini sevgi ve dostluğa bırakır.
    Malının zekatını veren kimse başkalarının malına göz dikip haram yoldan mal kazanmaya yönelmez.
    Zekatın tam verildiği toplumlarda açlık, dilencilik gibi sosyal ızdıraplar azalır, çoğunlukla açlık ve yoksulluğun sebep olduğu hırsızlık olayları en aza indirilmiş olur.
    Zekatı alan da Allah için aldığından, veren de Allah için verdiğinden toplumda dine ve maneviyata karşı sevgi artar.

    Zekatın layık olan kişilere verilmesiyle fakir kimselerin iş sahibi olması, ilmin yayılması sağlanmış olur. Borçlular borcundan kurtulur, yolda kalmışların ihtiyaçları giderilir.

    Toplum içinde paranın tedavülü (kişiler arasında el değiştirmesi) gerçekleşir, yatırımlar ve iş sahalarının açılması sağlanmış ve böylece piyasadaki durgunluk da önlenmiş olur.
    alıntı.



  8. 02.Aralık.2011, 04:51
    4
    Silent and lonely rains
    Zekatın topluma faydaları nelerdir?

    İslam'ın 5 temel esasından ve mali ibadetlerden biri olan zekatın toplum hayatına yansımasının üç önemli faydası vardır.
    Bunlar:
    1- Zekat insan psikolojisini etkiler.
    2-Zekat veren kişinin malına bereket gelir,
    3-Zekat iktisadi açıdan topluma çok ciddi bir canlılık getirir.


    Sevgili Peygamberimize birisi merhametsizliğinden şikayette bulunuyor
    "Bu hastalıktan kurtulmak için ne yapabilirim?" diye soruyor.
    Gaye-İnsan ve Ufuk Peygamberi "Yetimin başını okşa, fakire yemek yedir."
    karşılığını veriyor. Yetimle ilgilenen kimse kendisine psikolojik fayda sağlıyor.
    Yardım yapan insan, önce kendi ruhunu terbiye ediyor. Gönlünü terbiye ediyor.
    İnsanımızın bugün yardım almaktan ziyade vermeye ihtiyacı vardır. Başkasına
    yardım eden, kendisini adam eder. Ömründe hiç yardım etmeyen, ikram etmeyen
    kimse adam değildir.
    alıntı.

    --------------
    Zekatın Faydaları

    Zekattan toplanacak gelirler, ülkedeki fakir ve düşkün kimselerin ihtiyaçlarını tamamen karşılayabilir.
    Fakirler zenginleşip bir iş sahibi olurlar. Sonra toplumun ihtiyacı olan sahalara harcamalarda bulunarak toplumun ihtiyacı olan ilmî, fikrî vs. her konuda eksiklikler giderilip dünya çapında başarılar elde edilir.

    Zekat, insanı maddeye tapmaktan ve paranın esiri olmaktan kurtarır, ihtiras zincirini kırar, kalbin katılaşmasını önler, insanı müşfik yapar. Zekat, insanı fazla mal biriktirip onun esiri olmakdan kurtararak artan kısmını toplum hizmetine sunma üstünlüğüne eriştirir, ruh ile beden arasında bir denge kurar. Zekat, Allah'a karşı malın bir şükrü olup, malı ve mal sahibini manevi kirlerden temizler, mal sahibini hürriyete kavuşturur, rahat bir hayat geçirmesini sağlar, zenginin şahsiyetini geliştirir, yatırıma teşvik eder, onun cemiyetteki itibarını yükseltir.

    Zekat, mala bereket kazandırarak çoğalmasını temin eder, malın stok edilmesini önler.
    Zekat, kalpteki dünya sevgisine karşı etkili bir ilaçtır. Müslümanı mal fitnesindenkoruyarak cemiyettekidengesizlikleri kökünden kazır.
    Zekat, müslümanı mâlî disipline sokar ve sorumsuz yaşamasını önler.
    Zekat, insana ekonomik yönden güçlü olmanın önemini tanıtır.
    Alıcısını ihtiyaç esiri olmaktan kurtarır. Fakirleri çalışmaya teşvik eder.
    İddia edildiği gibi fakirleri her zaman bedavadan geçindirmek maksadını
    taşımaz, bilakis her sene zekat alan fakirleri çalışmaya, başkasına el
    açma zilletinden kurtulmaya teşvik eder.

    Zekat, fakirlerin, mal ve servet sahiplerine karşı körüklenen kıskançlık duygularını yok eder.

    Fakirin cemiyetteki itibarını yükseltir, kendisinin felaketli anlarda terk edilmiş kalmayacağını, kolundan tutacak kişilerin bulunacağını bilerek ona yüksek bir kişilik kazandırır, topluma daha da yaklaşır, kendi toplumunu daima sever, mülkiyette bir kuvvet dengesi meydana getirir.

    Zekat, sosyal güvenlik ve sosyal sigortadır. Toplumun ruhi ve manevi değerlerini takviye eder.

    Zekat, sınıf kavgalarını yok eder. Toplumdaki fertlerin birbirine karşılıklı sevgi, saygı ile bağlanmasını sağlar.

    Zekat, yatırıma zemin hazırlayıp, kalkınmanın çok önemli bir unsurudur.
    Fertler arasındaki sevgi ve saygı bağlarını kuvvetlendiren zekât toplumunbirliğini sağlar. Bunların tabi sonucu olarak kişilerin kalplerindeyakınlık olur ve toplum huzuru gerçekleşir.
    Zenginle fakir arasındaki kin ve nefret uçurumunu ortadan kaldırarak yerini sevgi ve dostluğa bırakır.
    Malının zekatını veren kimse başkalarının malına göz dikip haram yoldan mal kazanmaya yönelmez.
    Zekatın tam verildiği toplumlarda açlık, dilencilik gibi sosyal ızdıraplar azalır, çoğunlukla açlık ve yoksulluğun sebep olduğu hırsızlık olayları en aza indirilmiş olur.
    Zekatı alan da Allah için aldığından, veren de Allah için verdiğinden toplumda dine ve maneviyata karşı sevgi artar.

    Zekatın layık olan kişilere verilmesiyle fakir kimselerin iş sahibi olması, ilmin yayılması sağlanmış olur. Borçlular borcundan kurtulur, yolda kalmışların ihtiyaçları giderilir.

    Toplum içinde paranın tedavülü (kişiler arasında el değiştirmesi) gerçekleşir, yatırımlar ve iş sahalarının açılması sağlanmış ve böylece piyasadaki durgunluk da önlenmiş olur.
    alıntı.






+ Yorum Gönder