Konusunu Oylayın.: Allah dostlarını yardıma çagırmak

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Allah dostlarını yardıma çagırmak
  1. 30.Aralık.2010, 16:24
    1
    Misafir

    Allah dostlarını yardıma çagırmak






    Allah dostlarını yardıma çagırmak Mumsema imam nevevinin el ezkarda bi hadis oldugu nu idda eden var allahla aramıza allah dostlarını aracı koyabiliriz diyor o hadise dayanarakk böyle bi hadis varmıı acaba?


  2. 30.Aralık.2010, 16:24
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    imam nevevinin el ezkarda bi hadis oldugu nu idda eden var allahla aramıza allah dostlarını aracı koyabiliriz diyor o hadise dayanarakk böyle bi hadis varmıı acaba?


    Benzer Konular

    - Filistin yardıma muhtaç (şiir)

    - ALLAH Dostlarını Sevmek Hakkında…

    - Allah dostlarını ziyarete gideceğiz nasıl davranmamız gerek ??

    - Evlilik ile ilgili yardıma ihtiyacım var.

    - Allah(cc) Dostlarını Dua'da Vesile Kılmak

  3. 30.Aralık.2010, 18:06
    2
    ehli-sunnet
    Feseyekfikehumullah

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Eylül.2010
    Üye No: 79032
    Mesaj Sayısı: 2,015
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21
    Bulunduğu yer: Uzaklardan..

    Yanıt: allah dostlarını yardıma çagırmak




    Velîlerden Yardım İstemek

    Mehmet ILDIRAR •

    Velide meydana gelen olağanüstü haller Allah Tealâ hazretlerinin kudretinin neticesidir. Velinin kerametleri, Peygamber mucizesinin onun doğruluğunu belgeleyen birer parçasıdır. Bir velide keramet olan her şey, o velinin bağlı bulunduğu peygamber için bir mucize olur. Şu halde mucize ile kerametin meydana geliş ve tahakkuk itibariyle mahiyeti birdir. Allah Tealâ’nın yaratmasıyla meydana gelirler. Allah Tealâ’dan bir şey isterken, peygamberin veya falan velinin hatırına demek “tevessül”dür. “İstigâse” ise peygamber veya veliyi doğrudan doğruya çağırmaktır. Alimlere göre tevessül ve istigâse caizdir. Faydaları vardır.

    Ehl-i Sünnet alimlerinden tevessül ve istigâseyi meşru görenlerin açıklamaları şöyledir: Allah’a dua ederken vesile kullanan ya da doğrudan doğruya bir veliyi çağıran kimse, alemde tasarruf sahibi olanın yalnız Allah Tealâ olduğunu bilir, inanır. Bu durumda tevessül ve istigâse tevhid inancına zarar vermez. Çünkü Kur’an-ı Kerim’de bildirildiği gibi bazı kulların Allah yanında şefaat etme hakkı vardır. Allah Tealâ bu şefaat hakkını sevdiği ve razı olduğu kullarına verir. Şu ayet-i celileler buna delildir:

    “İzni olmadan O’nun katında kim şefaat edebilir?” (Bakara, 255). “Allah’ın huzurunda kendisinin izin verdiği kimselerden başkasının şefaati fayda vermez.” (Sebe, 23)

    Peygamber s.a.v. Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyorlar:

    “Nice saçı sakalı karışık, başı toz içinde adamlar var ki, bunlar bir şeyin olması için Allah’a yemin etseler, Allah onların yeminini yerine getirir.”

    O halde öyle velileri şefaatçi etmekte, onların hürmetine Allah’tan istemekte bir sakınca yoktur.

    Yusuf Nebhanî hazretleri şöyle buyuruyor: “Cenab-ı Hak çoğu işi sebeplere bağlamıştır. Onun için hakiki tesiri Allah’tan bilmek şartıyla sebeplere başvurmak sakıncalı değil, bazen lüzumludur. Kuyuya düşen bir adam, kendisini çekip kurtarmaları için başkalarını çağırır. Hasta adam doktora gider. Zulme uğrayan hakime başvurur. Bunlar şirk ve küfür değil de, neden bir nebiyi veya veliyi yardıma çağırmak şirk olur! Velileri imdada çağırmak şirk ve küfür değildir. Çünkü velilerin, Cenab-ı Hakk’ın onlara verdiği kerametle, O’nun izni dahilinde uzağı görmesi, sesleri duyması, tayyı mekan etmeleri mümkündür. Bu sebeple onlar uzakta bile olsalar yakın sayılırlar. Velilerin hayatta olmaları ile kabirde olmaları arasında, kerametleri bakımından fark yoktur.”

    Peygamberimiz s.a.v.’in; “Beni vefatımdan sonra ziyaret eden hayatımda ziyaret etmiş gibidir.” ve “Amelleriniz bana arz edilir. Onları iyi bulduğum zaman Allah’a hamd ederim.” buyurmuş olması, vefat edenlerin de duyduğuna, dünya ile mahiyetini bilmediğimiz bir ilişki içinde olduklarına işarettir.

    İstigâse sahih hadislerle de sabittir. Buna bir misal:

    Rasulullah s.a.v. Efendimiz’in yanına bir âmâ geldi, gözlerinin görmemesinden şikayet etti. Efendimiz ona sabır tavsiyesinde bulundu. Fakat adam kendisini gezdirecek kimsesi olmadığını söyledi. Rasulullah s.a.v. ona şöyle buyurdu: “Git abdest al ve iki rekât namaz kıl. Ondan sonra, ‘Allahım ben rahmet nebisi Muhammed ile sana dua ediyorum. Allahım onu bana şefaatçi yap. Şefaatini kabul et.’ de.” Adam kendisine söylenenleri yaptı, biraz sonra gözleri açıldı. Bunun üzerine Allah Rasulü ona “Başka ihtiyaçların olursa da böyle yap.” buyurdu.

    Ayet-i kerimede buyuruluyor ki:

    “Onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler ve hem kendileri istiğfar etse hem de sen onlara istiğfar etsen, Allah’ın tevbeleri kabul ettiğini, merhametli olduğunu görürsün.” (Nisa, 64)

    Bu ayet, peygamberin onlara edeceği istiğfarın, onların istiğfarının kabulüne sebep olacağının delilidir. Onun için hacca gidenler bu ayeti okuyarak Rasulullah s.a.v.’in huzuruna varırlar.

    Semerkand Dergisi


  4. 30.Aralık.2010, 18:06
    2
    Feseyekfikehumullah



    Velîlerden Yardım İstemek

    Mehmet ILDIRAR •

    Velide meydana gelen olağanüstü haller Allah Tealâ hazretlerinin kudretinin neticesidir. Velinin kerametleri, Peygamber mucizesinin onun doğruluğunu belgeleyen birer parçasıdır. Bir velide keramet olan her şey, o velinin bağlı bulunduğu peygamber için bir mucize olur. Şu halde mucize ile kerametin meydana geliş ve tahakkuk itibariyle mahiyeti birdir. Allah Tealâ’nın yaratmasıyla meydana gelirler. Allah Tealâ’dan bir şey isterken, peygamberin veya falan velinin hatırına demek “tevessül”dür. “İstigâse” ise peygamber veya veliyi doğrudan doğruya çağırmaktır. Alimlere göre tevessül ve istigâse caizdir. Faydaları vardır.

    Ehl-i Sünnet alimlerinden tevessül ve istigâseyi meşru görenlerin açıklamaları şöyledir: Allah’a dua ederken vesile kullanan ya da doğrudan doğruya bir veliyi çağıran kimse, alemde tasarruf sahibi olanın yalnız Allah Tealâ olduğunu bilir, inanır. Bu durumda tevessül ve istigâse tevhid inancına zarar vermez. Çünkü Kur’an-ı Kerim’de bildirildiği gibi bazı kulların Allah yanında şefaat etme hakkı vardır. Allah Tealâ bu şefaat hakkını sevdiği ve razı olduğu kullarına verir. Şu ayet-i celileler buna delildir:

    “İzni olmadan O’nun katında kim şefaat edebilir?” (Bakara, 255). “Allah’ın huzurunda kendisinin izin verdiği kimselerden başkasının şefaati fayda vermez.” (Sebe, 23)

    Peygamber s.a.v. Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyorlar:

    “Nice saçı sakalı karışık, başı toz içinde adamlar var ki, bunlar bir şeyin olması için Allah’a yemin etseler, Allah onların yeminini yerine getirir.”

    O halde öyle velileri şefaatçi etmekte, onların hürmetine Allah’tan istemekte bir sakınca yoktur.

    Yusuf Nebhanî hazretleri şöyle buyuruyor: “Cenab-ı Hak çoğu işi sebeplere bağlamıştır. Onun için hakiki tesiri Allah’tan bilmek şartıyla sebeplere başvurmak sakıncalı değil, bazen lüzumludur. Kuyuya düşen bir adam, kendisini çekip kurtarmaları için başkalarını çağırır. Hasta adam doktora gider. Zulme uğrayan hakime başvurur. Bunlar şirk ve küfür değil de, neden bir nebiyi veya veliyi yardıma çağırmak şirk olur! Velileri imdada çağırmak şirk ve küfür değildir. Çünkü velilerin, Cenab-ı Hakk’ın onlara verdiği kerametle, O’nun izni dahilinde uzağı görmesi, sesleri duyması, tayyı mekan etmeleri mümkündür. Bu sebeple onlar uzakta bile olsalar yakın sayılırlar. Velilerin hayatta olmaları ile kabirde olmaları arasında, kerametleri bakımından fark yoktur.”

    Peygamberimiz s.a.v.’in; “Beni vefatımdan sonra ziyaret eden hayatımda ziyaret etmiş gibidir.” ve “Amelleriniz bana arz edilir. Onları iyi bulduğum zaman Allah’a hamd ederim.” buyurmuş olması, vefat edenlerin de duyduğuna, dünya ile mahiyetini bilmediğimiz bir ilişki içinde olduklarına işarettir.

    İstigâse sahih hadislerle de sabittir. Buna bir misal:

    Rasulullah s.a.v. Efendimiz’in yanına bir âmâ geldi, gözlerinin görmemesinden şikayet etti. Efendimiz ona sabır tavsiyesinde bulundu. Fakat adam kendisini gezdirecek kimsesi olmadığını söyledi. Rasulullah s.a.v. ona şöyle buyurdu: “Git abdest al ve iki rekât namaz kıl. Ondan sonra, ‘Allahım ben rahmet nebisi Muhammed ile sana dua ediyorum. Allahım onu bana şefaatçi yap. Şefaatini kabul et.’ de.” Adam kendisine söylenenleri yaptı, biraz sonra gözleri açıldı. Bunun üzerine Allah Rasulü ona “Başka ihtiyaçların olursa da böyle yap.” buyurdu.

    Ayet-i kerimede buyuruluyor ki:

    “Onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler ve hem kendileri istiğfar etse hem de sen onlara istiğfar etsen, Allah’ın tevbeleri kabul ettiğini, merhametli olduğunu görürsün.” (Nisa, 64)

    Bu ayet, peygamberin onlara edeceği istiğfarın, onların istiğfarının kabulüne sebep olacağının delilidir. Onun için hacca gidenler bu ayeti okuyarak Rasulullah s.a.v.’in huzuruna varırlar.

    Semerkand Dergisi


  5. 02.Ocak.2011, 14:21
    3
    eğii
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 30.Aralık.2010
    Üye No: 82339
    Mesaj Sayısı: 3
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 40

    Yanıt: Allah dostlarını yardıma çagırmak

    RESULULLAH (s.a.v.) le veliler aynı mıdr kii onunla velileri aynı derecede görüyorsunuzz??? hakkınızı helal edin yazdıgınız cevapta ben öyle anlıyorum öyle bi sonuç çıkıyor. ALLAH (CC) şefaat hakkı vermiştr kimilerine ama bu dünyadamı olacak?? ölüler işitrmii?peygamber (sav) duyuyor ama o peygamberdr ve ALLAH CC RESULUNE duyurur.... yani ben bu cevaptan pek tatmin olmadım açıkcasıı.. hakkınızı helal edin.. ALLAHA emanet olunn...


  6. 02.Ocak.2011, 14:21
    3
    Üye
    RESULULLAH (s.a.v.) le veliler aynı mıdr kii onunla velileri aynı derecede görüyorsunuzz??? hakkınızı helal edin yazdıgınız cevapta ben öyle anlıyorum öyle bi sonuç çıkıyor. ALLAH (CC) şefaat hakkı vermiştr kimilerine ama bu dünyadamı olacak?? ölüler işitrmii?peygamber (sav) duyuyor ama o peygamberdr ve ALLAH CC RESULUNE duyurur.... yani ben bu cevaptan pek tatmin olmadım açıkcasıı.. hakkınızı helal edin.. ALLAHA emanet olunn...





+ Yorum Gönder